Danıştay danistay 2023/9453 E. 2025/5100 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/9453
2025/5100
8 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/9453
Karar No : 2025/5100
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Erzurum ili, Aziziye ilçesi, ... Mahallesinde, "arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri" yapılmasına ilişkin, 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5102 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu karar kapsamında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan arazi toplulaştırması işleminin tümünün ve davacının toplulaştırma sınırında yer alan taşınmazları yönünden iptali istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından davadan feragat edildiğinden, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Erzurum ili, Aziziye ilçesi, ... Mahallesinde "arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri" yapılmasına ilişkin, 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5102 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu karar kapsamında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan arazi toplulaştırması işleminin davacının hisseli maliki olduğu ... ada ... ve ..., ... ada, ..., ..., ..., ... ada, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazları yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin iddalarına itibar edilmemiştir.
Anayasa'nın 44. maddesinde, "Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tesbit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.
Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri dışında başkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafından işletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan toprağın Devletçe geri alınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir."
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 754. maddesinde, "Taşınmaz mülkiyeti hakkının kamu yararı için kısıtlanması, özellikle yapı, yangın, doğal afetler ve sağlıkla ilgili kolluk hizmetlerine; orman ve yollara, deniz ve göl kıyılarındaki ana ve tali yollara sınır işaretleri ve nirengi noktaları konulmasına; toprağın iyileştirilmesine veya bölünmesine, tarım topraklarının veya yapıya özgü arsaların birleştirilmesine; eski eserler, doğal güzellikler, manzaralar, seyirlik noktaları ve ender doğa anıtları ile içmeler, ılıcalar, maden ve kaynak sularının korunmasına ilişkin mülkiyet kısıtlamaları, özel kanun hükümlerine tâbidir." hükmü bulunmaktadır.
6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'a 19/04/2018 tarih ve 7139 sayılı Kanunla eklenen Ek-9. maddesinde, "Arazilerin tabii ve suni etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise tabii özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ve bu parsellerin arazi özellikleri ve alanı değerlendirilerek kullanım şekillerinin belirlenmesi ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması maksadıyla arazi toplulaştırması yapılır. Arazi toplulaştırması projesinin uygulanacağı sınırlar içinde kalan alan arazi toplulaştırması proje sahası olarak belirlenir.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkilidir. DSİ dışındaki kurum ve kuruluşlar DSİ’nin iznine tabi olarak proje idaresi sıfatıyla arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmeye yetkilidir.
DSİ tarafından Cumhurbaşkanı kararı ile isteğe bağlı ya da maliklerin muvafakati aranmaksızın zorunlu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılabilir veya yaptırılabilir.
Cumhurbaşkanı kararı, arazi toplulaştırması ve diğer işlemler yönünden kamu yararı kararı sayılır.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde, DSİ veya proje idaresi tarafından yapılacak fiili uygulamalar, hak sahiplerinin iznine tabi değildir.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülen alanlarda tarımsal faaliyetleri kısıtlamaya DSİ veya proje idaresi yetkilidir.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri için ihtiyaç duyulan toprak etüt ve analizleri arazi toplulaştırmasını yürüten DSİ veya özel arazi toplulaştırmasını gerçekleştiren proje idaresi tarafından yapılır veya yaptırılır.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri muhtevasında yapılacak duyurular DSİ veya özel arazi toplulaştırmasını gerçekleştiren proje idaresinin internet sayfalarında ve ayrıca köy veya mahalle muhtarının çalışma yerinde otuz gün süre ile ilan ettirilir. Bu madde gereğince yapılan ilanlar, ilgili gerçek kişilere, kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine şahsen tebliğ edilmiş sayılır. Arazi toplulaştırması sonuçlarına karşı tescil tarihinden itibaren on yıl içerisinde dava açılabilir.
(...)
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar DSİ’nin bağlı olduğu Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Arazi etütleri ve toplulaştırma alanlarının belirlenmesi" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Arazi toplulaştırma projesinin uygulanacağı alanın sınırları ve bu sınırlar içerisinde kalan alan; yapılacak ön etüt çalışmaları ile arazi toplulaştırma proje sahası olarak belirlenir. Arazi toplulaştırma proje sahası olarak belirlenen alan; yeri, ulaşım durumu, mülkiyet ve kadastro durumu, topoğrafya ve toprak durumu, arazi kullanım durumu, sulama, drenaj ve diğer tarla içi geliştirme hizmetleri gereksinimi yönünden incelenerek proje kapsamında yer alacak işler ve gerekçeleri ile birlikte ön etüt raporunda belirtilir.
(2) Arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkilidir. DSİ, sadece kendi yürüttüğü arazi toplulaştırma çalışmaları kapsamında yapılan iş ve işlemlerden hukuki olarak sorumludur. DSİ dışındaki kurum ve kuruluşlar DSİ’nin iznine tabi olarak proje idaresi sıfatıyla arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmeye yetkilidir.
(3) Uygulayıcı kuruluş olarak DSİ tarafından, alınan Cumhurbaşkanı Kararı ile DSİ veya proje idaresi tarafından isteğe bağlı ya da maliklerin muvafakati aranmaksızın zorunlu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılabilir veya yaptırılabilir. "
Parsellerin Yeniden Düzenlenmesi" başlıklı 6. maddesinde, "Proje idaresi tarafından proje alanının yeniden düzenlenmesi aşağıda belirtilen hususlara uygun olarak yapılır veya yaptırılır.
a) Maliklerin istekleri de dikkate alınarak parsel değer sayılarından azami yüzde on ortak tesislere katılım payı düşüldükten sonra kalan miktarın toplamına eşit değerdeki alan, mümkünse tek parsel olarak tercih sırasına göre verilmeye çalışılır.
b) Uygulamaya tabi parseller üzerinde zemine bağlı hakların varlığı halinde söz konusu parseller, hak lehtarlarının görüşü doğrultusunda parselasyon işlemine tabi tutulur.
c) Sabit tesisler ile çevre ve doğaya görünüm güzelliği veren arazi, yapı ve tesisler mümkün olduğunca eski maliklerine verilecek şekilde parselasyon planlaması yapılır. Ancak mal sahibinin birden fazla bu özellikte sabit tesisi var ise malikin bunlardan birinin etrafındaki toplulaştırma isteği dikkate alınır.
f) Proje sahasındaki sabit tesislerin tescile tabi olsun ya da olmasın tüm dokümanları ilgili kişi ve kuruluşlardan temin edilerek bunlardan yerleri değiştirilemeyecek olanların mevcut durumları korunabilir.
g) Mevcut hali ile korunamayan, ancak korunması gereken sabit tesis içeren parsellerde kesinti miktarı kadar alan, öncelikle malikin diğer parsellerinden, bu yolla karşılanamaması halinde hazine arazisinin buraya taşınması ile hisseli hale getirilerek karşılanabilir. Buna rağmen karşılanamayan sabit tesisler için ödeme yapılabilir.
ğ) Hazine taşınmazı ile karşılanacak alan, arazi toplulaştırması kriterlerine göre bağımsız bir parsel olma niteliğini kazanabilecek durumda ise müstakil parsel olarak, aksi takdirde sabit tesis parseli ile hisselendirilebilir. (...)" kuralları yer almaktadır.
Mülkiyet hakkına doğrudan müdahale edilerek, kamu yararı amacıyla yapılan arazi toplulaştırması projelerinin, mülkiyet hakkınının mümkün ölçüde korunması suretiyle, kamu yararına uygun olarak yürütülmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca, arazi toplulaştırması; toprağın verimli şekilde işletilmesini sağlama, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi, tarım arazilerinin parçalanması ve küçülmesinin önlemesi amacına yönelik olup, bu amaç çerçevesinde yapılacak uygulamaların ne şekilde olacağı da anılan Yönetmelik'te belirlenmiştir. Buna göre, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılacak, bu mümkün olmadığı takdirde, verimliliğin artırılması, optimum büyüklüğün sağlanması, işletme bütünlüğünün tesis edilmesi amacıyla, teknik gereklilikler ortaya konularak, kişilere farklı alanlarda taşınmaz tahsisleri yapılabilecektir. Bununla birlikte, idarelerce farklı alanlardan yapılan tahsislerin hukuki ya da teknik gerekliliğinin belirtilmesi gerekmektedir. Hukuki ya da teknik bir gerekçesi olmadan, sadece tahsis edilen taşınmazın aynı verimliliğe sahip olduğu belirtilerek, eski kadastral taşınmazın bulunduğu yerden tahsis yapılmaması, mülkiyetlerin farklı kişilere devrine imkan vereceği gibi kişilerin mülkiyet haklarının göz ardı edilmesine de sebebiyet verecektir.
Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın yönünden yapılan incelemede;
Dosyanın incelemesinden, Cumhurbaşkanı'nın 13/01/2022 tarihli, 5102 sayılı kararı gereğince, Erzurum Valiliği'nin DSİ ... Bölge Müdürlüğüne ... gün ve E-... sayılı talebi üzerine Erzurum İli, Aziziye İlçesi, ... Mahallesinde arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılmasına ilişkin ekli kararın yürürlüğe konulmasına, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanunu'un ek 9.maddesi gereğince karar verildiği, anılan Cumhurbaşkanı Kararı Eki kararda; Madde 1- (1)Erzurum İli, Aziziye İlçesi, ... Mahallesinde DSİ ... Bölge Müdürlüğü tarafından 6200 sayılı Kanununun ek 9.maddesi kapsamında kamu yararı gözetilerek zorunlu arazi toplulaştırması uygulanması kararlaştırıldığı,(2) Birinci fıkra kapsamında arazi toplulaştırma sınırları içinde olup; (a) Arazi toplulaştırma kriterlerine uygun olmayan yerler, (b) Teknik olarak arazi toplulaştırma sahasına dahil edilmesi uygun olmayan tepelik, taşlık, çukurluk alanlar ile yoğun sabit tesis bulunan alanlar toplulaştırma harici bırakılacağına, bu karar hükümlerinin Tarım ve Orman Bakanınca yürütüleceğine yer verildiği, DSİ ... Bölge Müdürlüğünce yürütülen Erzurum Hınıs Arazi Toplulaştırma ve TİGH Tamamlama Projesi çalışmalarının devam ettiği, Genel Müdürlüğün ... tarih,E-... sayılı oluru ile ... Mahallesi, devam etmekte olan Erzurum Hınıs Arazi Toplulaştırma ve TİGH Tamamlama Projesine eklendiği,dava konusu kararın 16/12/2021 tarihli Gerekçe Raporunda; uyuşmazlık konusu alanın 1/5000 ölçekli nazım imar planında Tarımsal Niteliği Korunacak (TNK) alan kullanımında kaldığı, arazilerin, yıllar içerisinde miras hukuku gereğince bölünerek tarımsal faaliyetlerin uygulanmasını zorlaştırdığı, bunun husumetlere yol açtığı, arazilerin parçalı ve şekilsiz olması makinalı tarımın da yapılmasını güçleştirdiği, bunların sonucunda birim alandan elde edilen verimin azaldığı ve ülke ekonomisini olumsuz etkilediği, bu nedenlerle, birim alandan elde edilecek verimin artırılması ile bölge halkının refah düzeyinin artırılmasının amaçlandığı, ayrıca toplulaştırma projesinin uygulanması ile hisselilik sorunları ve parseller arasındaki ihtilaflı sınır problemlerinin çözüleceği ve mahkemelerde açılacak muhtemel davaların önüne geçilebileceği, ayrıca gerekli görülmesi halinde kamu yatırımları için gerekli olan alanların temin edilmesi sağlanarak ülke ekonomisine katkı sağlanabileceği, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkındaki Kanun'un Ek 9 uncu maddesi kapsamında kamu yararı gözetilerek DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Arazi Toplulaştırması yapılmasına dair "Cumhurbaşkanı Kararı"nın düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Arazi etütleri ve toplulaştırma alanlarının belirlenmesi" başlıklı 5. maddesi uyarınca, arazi toplulaştırma projesinin uygulanacağı alanın, sınırları ve bu sınırlar içerisinde kalan alanın, yapılacak ön etüt çalışmaları ile belirlenmesi gerekmekte olup, ön etüt raporunda; arazi toplulaştırma proje alanının; yeri, ulaşım durumu, mülkiyet ve kadastro durumu, topoğrafya ve toprak durumu, arazi kullanım durumu, sulama, drenaj ve diğer tarla içi geliştirme hizmetleri gereksinimi yönünden incelenerek proje kapsamında yer alacak işler ve gerekçeleri ile birlikte belirtilir.
Uyuşmazlıkta, Danıştay 4. Dairesi'nce ara kararlarla davalı idarelerden dava konusu arazi toplulaştırmasına yönelik ön etüd ve analiz çalışmaları sonucunda hazırlanan raporun istenilmesine karşın dava dosyasına herhangi bir rapor sunulmamıştır.
Her ne kadar, dava konusu işlemin gerekçesi olduğu belirtilen ve bir harita mühendisi tarafından düzenlenen 16/12/2021 tarihli Gerekçe Raporu dosyaya sunulmuş ise de, bu rapor Yönetmelikte öngörülen ön etüd rapor niteliğinde olmayıp, bu rapor arazi toplulaştırma kararına hukuki gerekçeler oluşturmakta olup, ön etüd raporu ise proje kapsamına alınacak alanın mahallinde yani arazide yapılacak incelemeleri içermekte olup, alanının; yeri, ulaşım durumu, mülkiyet ve kadastro durumu, topoğrafya ve toprak durumu, arazi kullanım durumu, sulama, drenaj ve diğer tarla içi geliştirme hizmetleri gereksinimi yönünden incelemeleri kapsamaktadır.
Bu durumda, arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılmasına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği'nin 5. maddesi uyarınca ön etüd raporu hazırlanmadan tesis edildiğinden hukuka uyarlık görülmemiştir.
Dava konusu edilen arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri işleminin davacının taşınmazları yönünden yapılan incelemede;
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri işleminin davacıya ait parseller yönünden, iş bu işlemin dayanağı olan arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı yukarıda belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı olduğu saptandığından iş bu işlem dayanaksız kalmıştır.
Öte yandan, Danıştay 4.Dairesi'nce mahallinde yapılan keşif ve blirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporu ile dosyanın birlikte değerlendirilmesinden, davacı payına karşılık aynı yerde ve tek parsel(müstakil) tahsisi mümkün iken, biri hisseli, biri müstakil olan iki parselden tahsis yapıldığı, davacıya ait kadastral parseller üzerinde oluşturulan yeni parsellerin Maliye Hazinesi adına tahsis edildiği, davacıya ise kadastral taşınmazlarının toplu olarak bulunduğu yerden 2500 ve 3200 metre uzakta olan yerlerden tahsisi yapıldığı, davacıya tahsis edilen taşınmazlar ile önceki taşınmazların bulunduğu yerlerin konum ve verimlilik esaslarına göre eşdeğer olmadığı, davacının hisselerinin bulunduğu arazilerdeki mevcut sulama sisteminin dikkate alınmadığı anlaşılığından, dava konusu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri işleminin davacıya ait parseller yönünden anılan mevzuata, toplulaştırma ilke ve esaslarına da uygun yapılmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Erzurum ili, Aziziye ilçesi, ... Mahallesinde "arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri" yapılmasına ilişkin, 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5102 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu karar kapsamında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan arazi toplulaştırması işleminin davacının hisseli maliki olduğu ... ada, ... ve ..., ... ada, ..., ..., ..., ... ada, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazları yönünden İPTALİNE karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, taraflara önceden bildirilen 22/10/2025 tarihinde duruşma yapılacağı bildirilmiş ise de, daha sonra davacı vekili tarafından verilen 02/10/2025 tarihli dilekçeyle davadan feragat edildiğinden duruşma yapılmaksızın, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacıların talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat ve kabulün dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, feragat ve kabulün hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerektiği, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiği; 310. maddesinde, feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği; 311. maddesinde, feragatin kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğuracağı; 312. maddesinde ise, feragat beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı vekili tarafından 02/10/2025 tarihinde UYAP üzerinden gönderilen elektronik imzalı dilekçe ile davadan feragat edilmiş olup, yasal şekle uygun olarak yapılan davadan feragat başvurusu nedeniyle davanın esasını inceleme olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan, davalı idarelerin ikinci savunma dilekçelerinin dosyaya sunulmasından sonra davadan feragat edildiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükmü uyarınca davalı idareler lehine Tarife'de yazılı duruşmasız işler için belirlenen vekâlet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Feragat nedeniyle dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince karar harcının 1/3'ü olan ... TL'nin istemi halinde, bilirkişi ve posta gideri avansından artan kısmın ise kararın kesinleşmesinden sonra davacıya idesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 08/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.