Danıştay danistay 2023/9380 E. 2025/4069 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/9380
2025/4069
26 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/9380
Karar No : 2025/4069
DAVACI : ... Sendikası
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Milli Eğitim Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı "Covid-19 Döneminde Okullarda Alınması Gereken Önlemler" başlıklı işleminin “Öğrencilerle bir araya gelmesi zorunlu olan öğretmen ve okul çalışanlarının aşı olmamaları durumunda haftada iki kez PCR testi ile taranmaları istenir ve sonuçlar okul tarafından gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulur.” kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından yayımlanan kılavuzda aşı olmayan öğretmen ve okul çalışanlarının haftada iki kez PCR testi ile taranmaları hususunda zorunluluk getirildiği, Anayasa'nın 17. maddesi uyarınca, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamayacağı, vücuda burundan ve ağızdan bir cisim sokularak yapılmakta olan PCR testinin vücut dokunulmazlığını ihlal ettiği, bu şekilde temel hak ve hürriyetlere açıkça müdahale edildiği, Anayasa'nın 13. maddesine göre, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın ancak kanunla sınırlanabileceği, PCR testlerinin yapılabilmesini sağlayan yasal zemini oluşturmaksızın idari işlem niteliğinde kararla tesis edilen zorunlu uygulamanın Anayasaya açıkça aykırı olduğu, zorunlu PCR testine yönelik bakanlıkça alınan karar ile yürütmenin yetkisi olmadığı halde yasama organının görev ve iş alanına giren konularda işlem yapıldığı, dava konusu işlemin fonksiyon gaspı niteliğinde olduğu, ağır ve bariz yetki tecavüzü oluşturduğundan, yok hükmünde kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Öğrencilerle bir araya gelmesi zorunlu olan öğretmen ve okul çalışanlarının aşılı/geçirilmiş hastalık durumunda olmamaları, çocukların sağlıklı ve güvenli eğitim ortamlarında öğrenim görmelerinin sağlanmasını güçleştireceği, yüz yüze eğitimin başlaması nedeniyle riskin en aza indirilebilmesi, eğitim kurumlarındaki durumun takip edilebilmesi, salgınla mücadelenin başarılı bir şekilde sürdürülmesi, kalıcı ve sürdürülebilir normalleşmenin sağlanması amacıyla, 19/08/2021 tarihinde toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde alınan kararlar doğrultusunda, 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında okullarda alınması gereken tedbirlere ilişkin olarak, Sağlık Bakanlığı işbirliğinde dava konusu rehberin hazırlandığı, zorunlu PCR testi uygulamasının tek amacının öğrenci ve öğretmenlerin, haliyle eğitim camiasının can güvenliği ve sağlığını korumak olduğu, Anayasasının 17. maddesinin ihlal edildiği iddiasının temelsiz olduğu, vücut bütünlüğüne dokunma ya da bir tıbbi deneyin söz konusu olmadığı, bir an için aksi düşünülse dahi küresel bir pandeminin tıbbi zorunluluk kabul edilmesi gerektiği, Covid-19 virüsünün meydana getirdiği hastalığın bulaşıcılığının yüksekliği ve kontrol edilemezliğinin görmezden gelinemeyeceği, tesis edilen işlemin gerek genel sağlığa gerekse de mevzuat hükümlerine uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 301. maddesinde, "(1) Milli Eğitim Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Okul öncesi, ilk ve orta öğretim çağındaki öğrencileri bedenî, zihnî, ahlakî, manevî, sosyal
ve kültürel nitelikler yönünden geliştiren ve insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek; öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini bu çerçevede yürütmek ve denetlemek, (...) " hükmüne; 352. maddesinde "(1) Herkesin bedenî, zihnî ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hâli içinde hayatını sürdürmesini sağlamak amacıyla, Sağlık Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi, hastalık risklerinin azaltılması ve önlenmesi için çalışmalar yapmak,
b) Teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yürütmek,
c) Uluslararası önemi haiz halk sağlığı risklerinin ülkeye girmesini önlemek,
(...) " hükmüne yer verilmiştir.
06/05/1930 tarih ve 1489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder:
(...)
3 - Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat.
4 - Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda vefiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele..." hükmü yer almaktadır.
Nüfusun büyük çoğunluğunu etkileyebilecek bir pandemi ihtimaline karşı kamu kurum ve kuruluşlarınca alınması gerekli tedbirlerin belirtildiği 13/04/2019 tarih ve 30744 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/5 sayılı ve "Küresel Grip Salgını (Pandemi)" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin 1. maddesinde, "Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan ve bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının pandemiye yönelik görev ve sorumluluklarının belirtildiği "Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı" (Plan) www.grip.gov.tr adresinde yayımlanacak, konu ile ilgili ayrıntılı bilgilendirmeler ve güncel duyurular bu adresten düzenli olarak yapılacaktır." düzenlemesine; Genelge'nin son paragrafında da "Pandemi döneminde kamu hizmetlerinde herhangi bir aksaklığa yol açmayacak şekilde gerekli tedbirler alınacak, "Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı" ve "Pandemik İnfluenza İl Hazırlık ve Faaliyet Planı"nın uygulanması ve bu kapsamdaki görevlerin yerine getirilmesi konusunda Sağlık Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatınca ihtiyaç duyulacak her türlü katkı ve destek bütün kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle sağlanacaktır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini sağlamak, Devletin görevleri arasında sayılmıştır. İdare, hastalıkların tedavi edilmesi amacıyla sağlık hizmeti sunmanın yanı sıra, gerekli tedbirleri alarak kamu sağlığını da korumak zorundadır.
Kamu sağlığının korunmasında, Anayasa hükümleri ile birlikte temel mevzuat, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesidir. Nitekim, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu sari ve salgın hastalıklarla mücadeleye ilişkin detaylı hükümler barındırmakta, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de halk sağlığının korunması Sağlık Bakanlığı'nın görev ve yetkileri arasında sayılmaktadır.
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümleri incelendiğinde; salgın hastalıkların belirli bir şehir ve mahal ile sınırlı olarak gerçekleşmesi halinde gerekli tedbirleri almak ilgili Umumi Hıfzıssıhha Kurullarının görev ve yetkisi dahilinde kabul edilmiş; bu kararların icrası sırasında oluşacak tereddütlerin Sağlık Bakanlığınca giderilmesi uygun görülmüş; söz konusu hastalıkların birden çok bölgede veya yurt çapında etkili olması halinde ise, ilgili kişinin muayene edilmesi ve aşılanması dahil lüzumlu tedbirleri almaya Sağlık Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Ayrıca, bütün idari makamlar tedbirlerin uygulanmasında Sağlık Bakanlığına yardımcı olmakla yükümlü tutulmuştur. Dolayısıyla, yurt çapında etkili olan bir salgın hastalıkla mücadelede yetkili kurumun Sağlık Bakanlığı olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 13/04/2019 tarih ve 30744 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/5 sayılı ve "Küresel Grip Salgını (Pandemi)" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca ülkemizdeki tüm kişi, kurum ve kuruluşların influenza pandemisine hazırlık yapmaları ve pandemi durumunda koordinasyon içerisinde hareket etmelerine yardımcı olunması amacıyla Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan "Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı"nda, pandemi döneminde alınması gerekli önlemlerin Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanacağı düzenlenmiştir. Aynı Planda, pandemi yönetiminin planlanmasında ve pandemi durumunda sorumluluğun Sağlık Bakanlığında olduğuna, pandemi sırasında kurumlar arası koordinasyonun Ulusal Koordinasyon Kurulu tarafından sağlanmasına, valilikler tarafından Sağlık Bakanlığının direktifleri doğrultusunda karar alınması gerektiğine ve pandemi döneminde valilik ve yerel yönetimlerin koordine edilmesi konusunda İçişleri Bakanlığının yetkili olduğuna da yer verilmiştir.
İdare Hukuku'nda "yetki", idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade etmektedir. Bu yönüyle idari işlemin en temel unsurunu oluşturan "yetki", yasayla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabilir. İdare Hukukunda "yetkisizlik kural, yetkili olma istisna”dır. Bu istisna ise, yetkinin, yalnızca yasayla gösterilen hallerde ve yine yasayla gösterilen idari merciler tarafından kullanılmasıdır. Bu nedenle "yetki", yasanın açık izni olmadan devredilemez ve Anayasa'nın 123. maddesi uyarınca, kuruluş ve görevleri yasayla düzenlenmek durumunda olan idarenin kendi düzenleme yetkisi de yasalarla sınırlı olduğundan, yetki kuralları genişletici yoruma tâbi tutulamaz.
Dava konusu edilen Genelge ile düzenlenen zorunlu PCR testi uygulamasının, salgın hastalıkla mücadele ve genel sağlığın koruması amacını taşıdığı açıktır. Bu nedenle, genel sağlığı koruma amacı taşıyan anılan düzenlemeyi yapmaya 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve yukarıda aktarılan diğer mevzuat hükümleri uyarınca Sağlık Bakanlığının yetkili olduğu, davalı idarenin ise bu konuda görev ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu Genelgenin görev ve yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Öte taraftan, görev ve yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu düşünülen dava konusu işlemin kanunilik ilkesine uygun olup olmadığı yönünden değerlendirime yapılmamamıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Milli Eğitim Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı "Covid-19 Salgınında Okullarda Alınması Gereken Önlemler" konulu işleminin, "Öğrencilerle bir araya gelmesi zorunlu olan öğretmen ve okul çalışanların aşı olmamaları durumunda haftada iki kez PCR TESTİ ile taranmaları istenir ve sonuçlar okul tarafından gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulur." kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarece 11/06/2024 tarihli savunma ekinde ibraz edilen İçişleri Bakanlığı'nın 04/03/2022 tarihli ve E.25940 sayılı Genelgesi ile 03/03/2022 tarihi itibarıyla PCR testi uygulamasının kaldırıldığı, dava konusu rehberin yerine 04/03/2022 tarihli Güncel Dönemde Covid-19 Pandemisinde Okullarda Alınması Gereken Önlemler Rehberi'nin yayınlandığı, dolayısıyla dava konusu düzenleyici işlemin uygulamadan kaldırıldığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlem yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü ve Sekizinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca müşterek yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY : İlk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde 2019 yılının Aralık ayında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19), ülkemizde de ilk vakanın görüldüğü 11/03/2020 tarihinde, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi olarak ilan edilmiştir. PCR (Polymerase Chain Reaction- Polimeraz Zincir Reaksiyonu) ise, sözü edilen virüsün teşhisi için kullanılan bir testtir.
Öte yandan, Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu, Türkiye'de Sağlık Bakanlığı tarafından COVID-19 hastalığı ile mücadele için 10/012020 tarihinde oluşturulmuştur.
Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu risklerin asgari seviyeye düşürülmesi için salgınla mücadele sürecinin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra salgınla mücadelede en güçlü unsurun gönüllülük esasına göre yürütülen aşılama faaliyeti olduğu gerekçesi ile 19/08/2021 tarihinde toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde, salgının ülkemizdeki seyri, aşılama faaliyetinde kat edilen mesafe, yerli aşı geliştirilmesine yönelik çalışmalar ve aşılama faaliyetine yönelik toplumun bazı kesimlerinde gözlenen tereddüt konuları Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak birtakım tedbirlerin hayata geçirilmesine karar verilmiş, bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı "Covid-19 Döneminde Okullarda Alınması Gereken Önlemler" başlıklı işleminin tesis edilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 56. maddesinde, "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir." hükmü yer akmaktadır.
06/05/1930 tarih ve 1489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder:
1 - Doğumu (......) teshil ve çocuk ölümünü tenkis edecek tedbirler.
2 - Validelerin doğumdan evvel ve doğumdan sonra sıhhatlerinin vikayesi.
3 - Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat.
4 - Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda vefiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele..." hükmü, 27. maddesinde, "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler." hükmü; 28. maddesinde, "Umumi hıfzıssıhha meclislerinin mukarreratından mahalli vazifeler ve salahiyetler arasında bulunan işler vali veya kaymakam tarafından icra olunur ve istizana muhtaç olanlar kaymakamlıkça vilayetten ve vilayetçe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden sorulur.
" hükmü; 57. maddesinde, "Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi - paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı) - bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak'ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir." hükmü; 64. maddesinde, "57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır." hükmü; 69. maddesinde, "Sari ve salgın bir hastalığın vukuu tahakkuk eylediği takdirde sıhhat memurları derakap lazımgelen tedbirlerin ittihazına ve bütün idari makamlar bu tedbirlerin tatbik ve icrası hususunda muavenete mecburdurlar." hükmü; 72. maddesinde, "57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur:
1 - Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz'ı.
2 - Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı.
3 - Eşhas, eşya, elbise, çamaşır ve binaların ve fennen intana maruz olduğu tebeyyün eden sair bilcümle mevaddın fenni tathiri.
4 - Hastalık neşreden haşarat ve hayvanatın itlafı.
5 - Memleket dahilinde seyahat eden eşhasın icap eden mahallerde muayenesi ve eşyalarının tathiri.
6 - Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf ve istihlakinin men'i.
7 - Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
19/08/2021 tarihinde toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde, salgının ülkemizdeki seyri, aşılama faaliyetinde kat edilen mesafe, yerli aşı geliştirilmesine yönelik çalışmalar ve aşılama faaliyetine yönelik toplumun bazı kesimlerinde gözlenen tereddüt konuları Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak birtakım tedbirlerin hayata geçirilmesine karar verilmiştir. Söz konusu karar doğrultusunda, 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında okullarda alınması gereken tedbirlere ilişkin olarak, Sağlık Bakanlığı işbirliğinde dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Kamu düzeninin unsurlarından biri olan kamu sağlığının korunması amacıyla alınan tedbirler, idari kolluk tedbiri niteliğindedir. Anayasa'nın yukarıda metninde yer verilen, 56. maddesinde, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini sağlamak, Devletin görevleri arasında sayılmıştır.
Bakılan uyuşmazlıkta, "Covid-19 Döneminde Okullarda Alınması Gereken Önlemler" başlıklı işlemin, Anayasa'nın Devlete yüklediği ödev ve anılan Kanun'da belirtilen düzenlemeler gereği, Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu risklerin asgari seviyeye düşürülmesi için salgınla mücadele kapsamında, vatandaşların sağlığını korumak amacıyla uygulamaya konulduğu görülmektedir.
Bu durumda, 19/08/2021 tarihinde toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ile Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak, Koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadeleye ilişkin olan tedbirlerin uygulanması amacıyla yürürlüğe konulan "Covid-19 Döneminde Okullarda Alınması Gereken Önlemler" başlıklı işleminin dava konusu edilen kısmının yukarıda belirtilen mevzuata ve kamu yararı ilkesine uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 26/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.