Danıştay danistay 2023/12325 E. 2025/2098 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/12325
2025/2098
7 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12325
Karar No : 2025/2098
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Adana ili, Seyhan ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel (yeni ... ada ... parsel) sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasına ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; dosyadaki bilgi ve belgelerle taşınmaz mahalinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu toplulaştırma işleminde Kamu Ortak Kullanım Payı (KOKP) oranının 0,012613400 olarak hesaplandığı, bu oranın yasanın öngördüğü %10 sınırının altında kaldığı, dolayısıyla dava konusu toplulaştırma işleminde hesaplanan Kamu Ortak Kullanım Payı (KOKP) oranının mevzuat açısından uygun olduğu, tercih ve tahsis işlemlerinde olanaklı olduğunca fiili kullanıma uygun olarak tahsis gerçekleştiği, herhangi bir mülkiyet sorununa da yol açılmadığı, dava konusu kadastro parseli ile bu parselden gelen hak edişinin kendisine tahsis edildiği parseller olan ... ada ... sayılı parselin aynı fizyografik birim ve topoğrafya üzerinde bulundukları, buna bağlı olarak da bu parsellerin aynı arazi ve toprak karakteristiklerine sahip oldukları, bu parsellerin tarımsal verimliliğinin eşdeğer düzeyde olduğu, tahsis edilen parsellerin geometrik şekil bakımından ekim, dikim, sürüm, gübreleme, sulama ve ilaçlama gibi tarımsal faaliyetlerin kolayca yapılabileceği düzgün bir geometrik şekle sahip olacak şekilde oluşturulduğu, davacının kadastro parselinden gelen hak edişinin kadastro parselin bulunduğu yerden kendisine tahsis edilebilme olanağının fiili, hukuki ve teknik zorunluluktan dolayı mümkün olmadığı, dava konusu parselin yola ve suya erişiminin olduğu, aktif olarak kullanılmadığı tespit edilen sulama kuyusunun toplulaştırma işleminde dikkate alınmamasının hukuka aykırı olmadığı, dava konusu edilen parsel üzerinde gerçekleştirilen toplulaştırma işleminin, arazi yapısı, toprak özellikleri, parsel özellikleri, halihazır arazi kullanım durumu, derecelendirme haritası, eski mülkiyet haritası gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle 3083 sayılı Kanun’un amacına ve ilkelerine uygun olarak tesis edildiği anlaşıldığından, anılan parsel üzerinde gerçekleştirilen toplulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Toplulaştırma yapılırken su kuyusunun dikkate alınmadığı, su kuyusunu aktif olarak kullandığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, mahallinde ilan edilen sabit tesis listesi bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesini ... sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin, işlem tarihinde yürürlükte olan "Toplulaştırma" başlıklı 20. maddesinde, toplulaştırmanın, uygulama alanında ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalı ve hisseli arazinin birleştirilmesi ve bu amaçla kamulaştırma, az topraklı veya topraksız çiftçinin topraklandırılması, sahibine bırakılacak arazinin belirlenmesi, köy gelişme ve yeni köy yerleşme alanlarına yer ayrılması gibi arazi düzenlemesine dair diğer hususları kapsayacağı; "Talimat Hazırlanması" başlıklı 71. maddesinde, Genel Müdürlüğün bu Yönetmeliğin uygulamasını sağlamak, kolaylaştırmak, tamamlamak ya da açıklamak maksadıyla talimat çıkarmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı"nın 3. maddesinde, "sabit tesis", ev, ahır, samanlık, ağıl, ambar, kuyu vb. yapılarla bağ, bahçe ve ağaçlık arazi olarak tanımlanmış, "Yeni Parsel Planlarının Hazırlanması" başlıklı 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlamasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması, maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması, umumi yola (asfalt, şose) bitişik olan parsellerin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi, toplulaştırma alanındaki işletme yapı ve tesisleri ile bağ, bahçe vb. sabit tesislerin imkan ölçüsünde maliklerine verilmesi, birden fazla sabit tesisi bulunan maliklerin bu arazi parçalarından mümkün olduğu kadar birinin etrafında tercih vermek zorunda olması, her parselin yol ve sudan faydalanacak şekilde planlanması, küçük işletmelere ait parsellerin, yol ve sudan faydalanabilmesi için, gerektiğinde hisselendirilmesi, parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olmasına ve en/boy oranının 1/3 - 1/7 arasında bulunmasına dikkat edilmesi, toplulaştırma yapılan köyler arasında sınır düzeltmesinin 3083 sayılı Kanunun 14. maddesine göre ve değer eşitliği sağlanarak yapılması, değişiklik yapıldığında köy sınırlarının yol, kanal gibi sabit sınırlara dayandırılmasına çalışılması, ancak zorunlu hallerde parsel sınırının köy sınırı olarak değerlendirilmesi, işletmeyi oluşturan maliklere ait arazinin bir arada değerlendirilebilmesi, maliklerin istekleri halinde tek parselde payları oranında adlarına hisseli olarak tescil edilmesi, parsel yerleştirilmesinde hısım ve hasım ilişkilerine dikkat edilmesi, arazi maliklerinden birden fazla ve komşu köylerde arazisi bulunanların arazilerinin ikamet ettikleri köyün sınırına yakın olacak şekilde planlanmaya çalışılması, blokların düzgün şekilli olmayan kısımlarına büyük parsellerin yerleştirilmeye çalışılması, düşük dereceli arazinin mümkün olduğu ölçüde eski sahiplerine bırakılması veya kendi aralarında toplulaştırılması, verasete iştiraklerden aynı maliklere ait olan arazinin bir işletme olarak değerlendirilmesi, davalı arazinin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilmesi, hisse uyuşmazlıkları giderilemeyen parsellerin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilerek eski maliklerine aynı hisselerle tescil ettirilmesi, bu araziden malik ve hisse oranları aynı olanların bir arada toplulaştırılabilmesi, Talimatın 9. maddesi kapsamında yer alan tesislerin bulunduğu parsellerin, planlamada öncelikle bulunduğu yerde bırakılmaya çalışılması hususlarına dikkat edilmesi gerektiği kurallarına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu toplulaştırma işleminde Kamu Ortak Kullanım Payı (KOKP) oranının yasanın öngördüğü %10 sınırının altında kaldığı, tercih ve tahsis işlemlerinde mümkün olduğunca fiili kullanıma uygun olarak tahsis gerçekleştiği, herhangi bir mülkiyet sorununa da yol açılmadığı, dava konusu kadastro parseli ile bu parselden gelen hak edişinin kendisine tahsis edildiği parseller olan ... ada ... sayılı parselin aynı fizyografik birim ve topoğrafya üzerinde bulundukları, buna bağlı olarak da bu parsellerin aynı arazi ve toprak karakteristiklerine sahip oldukları, bu parsellerin tarımsal verimliliğinin eşdeğer düzeyde olduğu, tahsis edilen parsellerin geometrik şekil bakımından ekim, dikim, sürüm, gübreleme, sulama ve ilaçlama gibi tarımsal faaliyetlerin kolayca yapılabileceği düzgün bir geometrik şekle sahip olacak şekilde oluşturulduğu, davacının kadastro parselinden gelen hak edişinin kadastro parselin bulunduğu yerden kendisine tahsis edilebilme olanağının fiili, hukuki ve teknik zorunluluktan dolayı mümkün olmadığı, dava konusu parselin yola ve suya erişiminin olduğu ancak davacının sabit tesis olarak belirttiği sulama kuyusunun yola isabet etmediği, kuyunun ... (... ada ...) ve ... nolu parsellerin (... ada ... nolu parsel) köşe noktasında kaldığı ve davacıya tahsisi yapılan parselin dışında kaldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu parsel içinde sabit tesis olarak kabul edilen su kuyusunun arazi toplulaştırma projesi parselasyon planında dikkat edilmediği, yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca parsel planlamasının, sabit tesislerin eski maliklerine verilecek şekilde yapılması gerektiğinden, bu kurala uyulmaksızın tesis edilen topululaştırma işleminde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 07/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.