Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/6482
2025/1723
8 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/6482
Karar No : 2025/1723
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
2-(DAVALI) ... Defterdarlığı/...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, 2021 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesi gereğince hesaplanan %5 indirim tutarı olan 2.000.000,00-TL'nin vergi borçlarına mahsuben iadesi isteminin indirim şartlarının sağlanmadığından bahisle reddine dair... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile mahsup edilmeyen söz konusu tutarın idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemde, davacı şirketin vergiye uyumlu mükellef olarak yasada öngörülen %5 oranındaki vergi indiriminden faydalandırılmaması sebebi olarak gösterilen, davacı şirket adına 2018 yılı için yapılan tarhiyatın dayanağı olan ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştay Üçüncü Dairesinin 18/10/2023 tarih ve E:2020/3588, K:2023/3868 sayılı kararıyla bozulması üzerine söz konusu bozma kararına uyularak verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 193 sayılı Kanun'un mükerrer 121. maddesinde öngörülen vergi indiriminden yararlanma şartlarını taşıdığı anlaşılan davacı şirketin, 1.200.000,00-TL tutarındaki vergi indiriminden faydalandırılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı dikkate alındığında, davacı adına yapılan tarhiyatın hukuki dayanağının kalmadığı ve davalı idarece başka bir sebep de ileri sürülmediğinden, vergi indiriminden yararlanma şartlarını taşıdığı anlaşılan davacı şirketin, mükerrer 121. maddesi gereğince hesaplanan %5 indirimi olan 2.000.000,00-TL tutarın vergi borçlarına mahsuben iadesi isteminin reddine dair dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrası gereğince davacıdan haksız tahsil edilen verginin iadesinde tahsil edildiği tarihten itibaren işleyen tecil faizinin tarafına iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle işlem iptal edilmiş ve söz konusu verginin tahsil tarihinden itibaren tecil faizi ile birlikte davacıya iadesine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu, değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Davacı tarafından yapılan iade talebinin nakden değil, mahsuben olduğu, bu nedenle ödenmesi gereken bir miktar paranın idarenin tasarrufunda kalmasından dolayı, davacının nakdinden bir süre için yoksun kalıp, bundan tasarruf edememesinden kaynaklanan bir zararının doğması durumunun somut olayda gerçekleşmediği ayrıca dava dilekçesinde, davacının mahsuben iade talebinin reddi sonrasında, ret işlemi nedeniyle davacı tarafından ödemede bulunulduğu yönünde bir iddianın ve/veya böyle bir ödemeye ilişkin faiz talebinin de bulunmadığı göz önüne alındığında, davacının faiz talebinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, faize ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu kabul edilerek değinilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra dava bu yönden reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, iade talebi yapılırken sistem üzerinden yalnızca mahsuben iade sekmesi üzerinden talepte bulunulabildiği, başka bir talep yapılmasının fiilen mümkün olmadığı, söz konusu tutarın taraflarına iadesinin gerçekleştirildiği ve taraflarınca da yatırım ve üretim faaliyetlerinde kullanıldığı dolayısıyla Vergi Dava Dairesince “dava dilekçesinde, davacının mahsuben iade talebinin reddi sonrasında, ret işlemi nedeniyle davacı tarafından ödemede bulunulduğu yönünde bir iddianın ve/veya böyle bir ödemeye ilişkin faiz talebinin de bulunmadığı” yönündeki değerlendirmesinin hatalı ve yersiz olduğu, davalı idarece gerekli mahsupların yapılmaması üzerine mahsubu yapılmayan tutarın ödenmek zorunda kalındığı dolayısıyla nakdi bir zarar meydana geldiği ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davalı idare tarafından, mahsubu yapılan 2018 yılı vergi indirimi tutarının reddi neticesinde 2019 yılının Ocak-Mart dönemi geçici vergi beyannamesinin süresinde ödenmemiş hale gelmesi üzerine ihbarname tanzim edilmek suretiyle davacı şirket adına re’sen tarhiyat yapıldığından davacının 2020 yılı gelir vergisi beyannamesinde söz konusu düzenlemeden faydalanmasının mümkün olmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
Davacı tarafından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davalı idare temyiz isteminin reddi, davacı temyiz isteminin ise kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirket tarafından, 2021 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesi gereğince hesaplanan %5 indirim tutarı olan 2.000.000-TL'nin vergi borçlarına mahsuben iadesi talebinin ... tarih ve ... sayılı işlemle reddedilmesi üzerine sözü edilen işlemin iptali ve iadesi istenen tutarın talep tarihi ile iade edileceği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
Dava dosyasına, mahsuben ödenmek istenen tutarın, davacıdan tahsil edilip edilmediği, tahsil edilmiş ise ne zaman ne kadar tutarlı bir tahsilat yapıldığına dair herhangi bir belge sunulmamıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, son fıkrasında ise idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin, 15/06/2012 tarih ve 28324 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 4. fıkrasında, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği hükme bağlanmış, sözü edilen Kanun'a, 6322 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle eklenen ve 15/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren geçici 29. maddesinde de Kanun'un 112. maddesinin 4. fıkrasının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idare tarafından temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu işleme ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
İdareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası, iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsamaktadır.
Mahsuben ödenmek istenen borcun, iade alacağından mahsup edilmeksizin davacı tarafından haricen ödenmiş olması halinde, iade alacağına tekabül eden tutardaki ödenen paranın tasarrufundan yoksun kalınacağı tartışmasızdır. Dolayısıyla iade talebinin yerine getirilmemesinden dolayı bir tecil faizinden söz edilebilmesi için mahsuben iadenin konusu borcun davacı tarafından ödenmesi şarttır.
Bu nedenle bakılan davanın tecil faizine ilişkin kısmının çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli olduğundan, mahsuben iadenin konusu borcun davacı tarafından ödenip ödenmediği, ödenmiş ise hangi tarihte ne tutarda ödenmiş olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekeceğinden, Vergi Dava Dairesi kararının tecil faizine ilişkin hüküm fıkrasının, belirtilen hususlarda yapılacak araştırma neticesinde karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idare temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu işleme ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3\. Davacı temyiz isteminin kabulüne,
4.Kararın; tecil faizine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 08/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar Vergi Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi ile kararın onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.