Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/5842
2025/1190
11 Mart 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/5842
Karar No : 2025/1190
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLLERİ : Av. ...-Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU :... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının işe başlama bildiriminde bulunması üzerine münhasıran sahte belge düzenlediğinden dolayı mükellefiyeti re'sen terkin edilen ... İnşaat Dekorateks Gıda ve Temizlik Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinin ortağı ve kanuni temsilcisi olduğundan bahisle sözü edilen şirkete ait tüm vergi borçlarının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153/A maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca ödenmesi ve 1.510.155,31-TL tutarında teminat istenilmesine yönelik ...tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı adına tasfiye edilerek tüzel kişiliği sona eren sözü edilen şirketin komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediğinden bahisle kanuni temsilci sıfatıyla 2012 yılı için yapılan kurumlar vergisi tarhiyatına karşı açılan davanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E...., K.... sayılı kararıyla reddedildiği dolayısıyla münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği hususu yargı kararıyla ortaya konulduğundan, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararda adı geçen şirketle ilişkisinin bittiği tarihten sonra yürürlüğe giren yasal düzenlemeye istinaden adına geçmişe dönük işlem tesis edildiği, yargılama aşamasında bu hususa dair itirazlarının gerekçesiz olarak reddedildiği, ceza yargılamasında beraat ettiği, bu durumun sözü edilen şirketin yasak eylemlerinden sorumlu tutulamayacağını gösterdiği, dava konusu işlemin dayanağının Anayasa Mahkemesince iptal edildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davacının 09/10/2012 ila 31/12/2012 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olduğu şirketin 09/10/2012 tarihinden itibaren düzenlediği faturaların sahte olduğu yolunda vergi tekniği raporu düzenlenmiş, sözü edilen şirketin sahte fatura düzenlediği hususu yargı kararıyla da ortaya konulmuştur. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasal düzenlemeyle, münhasıran sahte fatura düzenlediği saptanan mükelleflerin daha sonra tekrar mükellefiyet tesis ettirmek suretiyle sözü edilen eylemi gerçekleştirmelerinin engellenmesi amaçlanmıştır. Davacının, sahte fatura düzenleme eyleminde bulunduğu dönemden sonra yaptığı işe başlama başlama bildirimi üzerine işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan yasal düzenleme uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının işe başlama bildiriminde bulunması üzerine münhasıran sahte belge düzenlediğinden dolayı mükellefiyeti re'sen terkin edilen ... İnşaat Dekorateks Gıda ve Temizlik Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinin ortağı ve kanuni temsilcisi olduğundan bahisle sözü edilen şirkete ait tüm vergi borçlarının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153/A maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca ödenmesi ve 1.510.155,31-TL tutarında teminat istenilmesine yönelik dava konusu işlem tesis edilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile eklenen 153/A maddesinin birinci fıkrasında, başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi üzerine işi bırakmış addolunan ve mükellefiyet kayıtları vergi dairesince terkin edilenlerden, serbest meslek erbabının, şahıs işletmelerinde işletme sahibinin, adi ortaklıklarda ortaklardan her birinin, ticaret şirketlerinde; şirketin, kanuni temsilcilerinin, yönetim kurulu üyelerinin, şirket sermayesinin asgari %10’una sahip olan gerçek veya tüzel kişilerin ya da bunların asgari %10 ortağı olduğu veya yönetiminde bulundukları teşebbüslerin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlerin veya düzenlenen raporda fiillerin işlenmesinde bilfiil bulundukları tespit edilenlerin işe başlama bildiriminin alınması halinde, bunlar adına mükellefiyet tesis edilebilmesi için işe başlama bildiriminde bulunanların ve mükellefiyeti terkin edilenlerin tüm vergi borçlarının ödendiği ve 6183 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde sayılan nev’iden 150.000 Türk Lirasından ve düzenlenmiş olan sahte belgelerde yer alan toplam tutarın %10’undan az olmamak üzere teminat verilmiş olmasının şart olduğu, ikinci fıkrasında ise birinci fıkrada sayılanların ortağı olduğu adi ortaklıkların, kanuni temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, şirket sermayesinin asgari %10'una sahip olukları ticaret şirketlerinin veya idare ettikleri tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin ise başlama bildiriminde bulunması halinde de birinci fıkra hükmünün uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlet olarak tanımlanmıştır. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuki güvenlik ilkesi oluşturmaktadır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Vergilendirmede hukuki güvenliğin sağlanması için gerçekleşmesi gerekli koşullardan biri de vergi normlarının geriye yürümemesidir. Vergi normlarının geçmişte meydana gelen olaylara uygulanması hukuki güveni zedeler. Diğer taraftan geriye yürümezlik ilkesi, verginin yasallığı ilkesinin bir sonucudur. Dolayısıyla, kişilere çeşitli vergisel yükümlülükler getiren bir düzenlemenin, yürürlüğe girmeden önceki bir dönemi de kapsayacak şekilde uygulanması, o dönemde yasal olmayan ana unsurların uygulanması sonucunu doğurur ki bu durum da verginin yasallığı ilkesine aykırı olacaktır.
Uyuşmazlık konusu olayda her ne kadar davacının bir dönem ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu şirketin, 2012 yılı vergilendirme dönemine ilişkin olarak 09/10/2012 tarihinden itibaren sahte fatura düzenlediği hususu yargı kararıyla sabit olsa da davacıya isnadedilen sahte fatura düzenleme eyleminin gerçekleştiği tarihten sonra yürürlüğe giren ve tesis edilen işlemin dayanağını oluşturan sözü edilen yasal düzenlemenin ancak bu tarihten sonraki dönemlere ilişkin olarak uygulanması gerektiği, aksi durumun hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkesi ile bu ilkelerin vergi hukuku bakımından hayata geçirilmesinde önemli rol oynayan vergi kanunlarının geriye yürümemesi ilkesine aykırı düşeceği sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiş olup Vergi Mahkemesince davanın yazılı gerekçeyle reddi yolundaki karara yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 11/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bozulması istenen Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında istemin kabulünü gerektirecek durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.