SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2023/3236 E. 2025/1815 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2023/3236

Karar No

2025/1815

Karar Tarihi

11 Nisan 2025

Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/3236 E. , 2025/1815 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/3236
Karar No : 2025/1815

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının 2017 yılının muhtelif dönemlerine ait geçici vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 1. ve 3. bendi gereğince alınan ... tarih ve ... sayılı ihtiyati haciz kararı uyarınca banka hesaplarına uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine davalı idarece dosyaya sunulan belgelerden, davacının kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalinin bulunduğuna ilişkin davalı idarece hukuken itibar edilebilecek herhangi bir tespit yapılmadığı anlaşıldığından bu haliyle sadece kamu alacağının var olmasının, 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 3. bendi uyarınca ihtiyati haciz uygulaması için yeterli sayılamayacağı gerekçesiyle banka hesaplarına uygulanan ihtiyati haciz kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 3. bendi uyarınca, malların kaçırılması ihtimali bulunmasının ihtiyati haciz uygulaması için yeterli görüldüğü ve söz konusu ihtimalin var olup olmadığını değerlendirme hususunda idarelerine takdir hakkı verildiğinin kabulü gerektiği, sözü edilen düzenleme ile kamu alacağının tahsilini garanti altına alma yönündeki kamu menfaatinin, ihtimal veya emarelere istinaden borçlunun mal varlığı üzerindeki haklarına kısıtlama getirme imkânı tanıdığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin sebep unsuru olan ve ihtiyati haciz kararı alınmasına dair Olur'da işlemin dayanağı olarak 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 1. ve 3. bentleri gösterildiğinden sadece değinilen fıkranın 3. bendi uyarınca değerlendirme yapılarak karar verilmesi hukuka uygun düşmemiştir.

6183 sayılı Kanunun 13. maddesinin birinci fıkrasının 3. bendinde, borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre ihtiyati haczin derhal tatbik olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Sözü edilen yasal düzenleme uyarınca, dava konusu olay bakımından, malların kaçırılması ve hileli yollara sapılması ihtimali bulunmasının ihtiyati haciz uygulaması için yeterli görüldüğü dikkate alındığında, söz konusu "ihtimalin" var olup olmadığını değerlendirme hususunda idareye takdir hakkı verildiğinin kabulü gerektiğinden ve ihtiyati hacze konu vergi borcunun miktarının fazla olması, ... hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda davacının da içinde bulunduğu ortaklığın tefecilik amacıyla sahte belge düzenlediği yolundaki saptamalar, idarenin takdir hakkını hukuka uygun şekilde kullanmış olduğunu gösterdiğinden dava konusu ihtiyati hacizlerde 6183 sayılı Kanunun 13. maddesinin birinci fıkrasının 3. bendi yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmakla temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının banka hesaplarına, 2017 yılının muhtelif dönemlerine ait geçici vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 1. ve 3. bendi gereğince vergi dairesi başkan vekili oluru ile alınan... tarih ve ... sayılı ihtiyati haciz kararı uyarınca uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Atışalanı Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi ... hakkında düzenlenen... tarih ve ...sayılı Vergi Tekniği Raporu'nda, sözü edilen şahsın 07/02/2017 tarihinde finansal danışmanlık faaliyetleri ile ilgili mükellefiyet tesis ettirdiği, 31/08/2018 tarihinde bu mükellefiyetine kendi isteği ile son verdiği, defter ve belge isteme yazısının aynı adreste yaşayan babası ...’ya tebliğ edildiği; ancak, söz konusu defter ve belgelerin ibraz edilmediği, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, ... (...) tarafından yönetilen adi ortaklığın bir suç örgütü olduğu, bu örgüte ilişkin olarak ... Sulh Ceza Hakimliğince verilen karar neticesinde çok sayıda fatura, iş sözleşmesi, çek, senet ve benzeri belgelere el konulduğu, kendilerini finans kuruluşu olarak tanıttıkları, e-posta, gazete ilanı veya broşür dağıtma yöntemiyle maddi sıkıntı içine düşmüş olan kişilere finans desteği sağladıkları, İstanbul’un değişik yerlerinde yeni firmalar kurdukları, bu firmaları itibarlı göstermek için de lüks iş merkezlerini seçtikleri, güven oluşturmak için iş merkezlerini lüks dizayn ettikleri, bir mizansen kurgulayarak müşterilerden çek ve senet aldıkları daha sonra müşterilerin finans desteği beklentisini yerine getirmeden aralarında ticari anlaşma varmış gibi göstermek amacıyla gerçeğe aykırı iş sözleşmesi düzenledikleri; fakat, bu sözleşmelerin gereği yerine getirilmeksizin bahse konu çek ve senetleri örgüt yönetici ve üyeleri üzerinden banka ve icra yoluyla tahsil etmeye çalıştıklarının tespit edildiği, ... tarafından ..., ... ve ... isimli kişilere hemen hemen tüm işlemleri kapsayan vekâletname verildiği, bir kısım vergi beyannamelerinin verilmediği, mükellef adına kayıtlı bir adet motosikletin olduğu, yoklamaların bazılarında faaliyete yönelik tespit yapılamadığı ve bazılarında ise mükellefe ulaşılamadığı, şube veya deposunun bulunmadığı, Ba ve Bs bildirimlerinin uyumsuz olduğu, ... tarafından, finansal danışmanlık faaliyeti ile iştigal edildiği, müşterilere e-posta ya da faks yoluyla ulaşıldığı, finansal yönden yardımcı olunamayacak firmalara ya da bankalar tarafından kredi çıkmaması halinde müşterilerin vadeli olarak mal alışına yönlendirildiği, mal alışı teyit edildikten sonra vadeli çeklerin kendisine ulaştığı, çeklerin faktoring şirketlerine kırdırılmadığı, çeklerin vadesi geldiğinde işleme konulduğu yönünde beyanda bulunulduğu, çek veya senetleri alınan bir kısım firmalar hakkında resen terk, özel esaslar, sahte belge düzenleme ve benzeri olumsuz tespitlerin olduğu, organizasyon kapsamında birçok firmanın yer aldığı, bu kapsamda bulunan firmaların genellikle ... ve ekibi (... ve ...) tarafından yönetildiği, mükellefin banka hesaplarına gelen paraların ait olduğu firmaların büyük bir kısmı hakkında sahte belge düzenledikleri yönünde rapor tanzim edildiği, mükelleften nakit kredi alan birçok şahıs tarafından mükellef yetkilisi ve diğer kişiler hakkında yapılan suç duyurusu üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun ... soruşturma sayısı ile yürütülen soruşturma akabinde örgütsel tefecilik, nitelikli dolandırıcılık ve sahte belge düzenleme suçlarından ötürü ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...esasına kayden dava açıldığı, finansal danışmanlık adı altında emtia alımı yapılan firmaların bir çoğunun paravan firma oldukları, ...'nın (...) ticari icaplarla bağdaşmayacak şekilde acil nakit ihtiyacı olan müşterilerin ticari durumları olumsuz olmasına rağmen açık nakit vaadinde bulunduğu, karşıt tespitlerde, bu şahıs tarafından paravan firmalar üzerinden iş sözleşmesi düzenlenerek, iş yapılmış gibi gösterilip fatura tanzim edildiği ve bu faturalar karşılığında çek veya teminat alındığı, daha sonra da faktoring şirketlerinin devreye girdiği yönünde ifadeler verildiği, faktoring firmalarının fatura olmadan çek ve senetle tahsilat yapmadıkları, bu suretle gerçekleştirilen ikrazatçılık faaliyetiyle teslim edilen tutarın tahsili için gerçek bir ticari faaliyet varmış gibi faturaların düzenlendiği, sahte belge temin edilen paravan şirketlerden elde edilen çek ve teminatların faktoring şirketi aracılığıyla ilişkili kişiler tarafından bizzat veya vekâleten ilişkili kişilerce tahsil edildiği, çek hamillerine çek tutarının gösterilmediği, sadece tahsil dekontuna imza attırıldığı, sahte belge kullanma amacının gizlenmesi için düzenlenen bonoların gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığı, organizasyon içerisinde yer alan ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına veya söz konusu şirketlerin ticari ilişki içerisinde bulunduğu şirketler adına keşide edilen ve yine örgütsel tefecilik, nitelikli dolandırıcılık ve sahte belge düzenleme suçlarından örgüt üyesi nitelemesiyle yargılanmaları hâlen süren ... ile ... adlı şahısların ciranta veya çek hamili konumunda bulundukları birden fazla çek düzenlendiği, mükellefin iş yerinde çalıştığı bildirilen şahsın ifadesinde, söz konusu iş yeri ile bir akrabası vasıtası ile tanıştığı, ilk olarak ilgili iş yerinde ... (...) isimli bir firmanın faaliyet gösterdiği, söz konusu iş yerinin ...adresinde bulunduğu, iş yerinde kendisini ... olarak tanıtan gerçekte ise ... olduğunu daha sonrasında öğrendiği bir şahıs ile görüştüğü, iş yerinde altı ay çalıştığı, adreste adı geçen şahıstan başka ..., ..., ... ile ...’in de bulunduğu, ... tarafından cirolanan çekleri bankaya götürdüğü, iş yeri kapandıktan sonra ... Merkezi’nde bulunan iş yerinin açıldığı, ilgili şahısların tamamının da aynı adrese geldiği, söz konusu adreste ... tarafından verilen talimatlar ile yine ... tarafından cirolanan çekleri bankaya götürüp bıraktığı, ...’nin düşkün bir insan olduğu, genellikle iş yerinde bulunmadığı, Tuzla'daki adreste bulunan faktoring şirketine ... ile birlikte gittiği, ...’da bulunan iş yerine bir kez gittiği, söz konusu adreste ...'ün bulunduğu, Acıbadem'de bulunan ve ...'a ait olarak bildiği ... isimli firmaya çalışanlardan bazılarını götürdüğü, Sancaktepe’de bulunan ... isimli firmaya da çalışanlardan bazıları ile ... tarafından verilen çekleri götürdüğü, ...'nin yine kendisi ile birlikte şoför olarak işe girdiği, söz konusu işlemler için hesap açılışı teklifinde bulunulmasına rağmen teklifi kabul etmediği yönünde beyanda bulunduğu, her ne kadar mükellefiyet resmiyette sadece ... adına tesis ettirilmiş ise de söz konusu tefecilik faaliyetinin, yapılan tespitler, ifadeler, birçok kişinin çoğunlukla da vekâleten iş birliği içerisinde olduğu dikkate alındığında, bir organizasyon halinde icra edildiği, güven oluşturmak amacıyla kısa süreliğine lüks dizayn edilen ofislerin tercih edildiği, kendilerini finansal danışmanlık kuruluşu olarak tanıttıkları, tefecilik faaliyetinin gizlenmesi amacıyla paravan şirketlerden sahte fatura temin edildiği, bu suretle verilen kredinin faktoring şirketleri tarafından alacağın tahsil edilebilir hâle şeklen getirildiği, bu kıymetli evrakların asıl ticari ilişkiden bağımsız olarak değerlendirilebilmesi nedeniyle çek ve senetlerin tercih edildiği, özellikle muhtemel ve mali güçlük içerisinde bulunan müşterilere gönderilen faks, e-posta gibi yazı içeriklerinde nakit kredi desteğinde bulunmayı vaad ettikleri dolayısıyla finansal danışmanlık faaliyetini aştığı anlaşılan bu faaliyetin ikrazatçılık olarak değerlendirilmesi gerektiği tespitlerine yer verilmiştir.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı iddianamede, örgütün karıştığı 11 olayın aktarıldığı, davacının örgüt lideri ...'ın eşi olduğu, örgütün finansal hareketlerini yönettiği, bu nedenle örgüt içerisinde yönetici konumunda olduğu, örgüt adına müştekilere ve örgüt üyelerinin hesaplarına para transferleri yaptığı,... (...) isimli şahsın banka hesabını örgütsel faaliyetler kapsamında yönettiği yolunda saptamalar yapılmıştır.
Sözü edilen soruşturma sırasında davacının savunmasında, 2010 yılında ... Gıda unvanlı şirketi tek başına kurduğu, daha sonra ... Dış Ticaret unvanlı bir şirkete daha sahip olduğu, ... ile o dönemde tanıştığı, kuru gıda halinde toptan bakliyat ve şeker işi yaptığı, işlerinin kötü gitmesi nedeniyle firmayı kapattığı, ... ile bu dönemde evlendiği, taşınmazlarını ve diğer işlerinden kalan vadeli satış sonrası elinde kalan çekleri ...'a devrettiği ve iş hayatından çekildiği, eski firmalarından kalan çekleri eşinin tahsil etmesi üzerine banka hesabının blokeli olması nedeniyle arkadaşı olan ...'in hesaplarını kullandığı, ev hanımı olarak hayatına devam ettiği, ...'i ve ...'yi yine eşinin yanında gördüğü,...'nin on dört senelik arkadaşı olduğu, ...'i ... AVM'de eşinin yanında ve... iş merkezinde bir kaç kez gördüğü, ...'ın eşinin ablasının kocası olduğu, herhangi bir takma isim kullanmadığı, eşinin üzerinde hacizler olması nedeniyle ... marka aracın annesinin üzerine tescil ettirildiği, bu aracı annesi adına alarak ... Gıda unvanlı firmanın devri nedeniyle eşinin kendisine kalan borcunu bu şekilde ödediği, dolandırıcılık eylemleri ile bir ilgisinin olmadığı yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 22. maddesinin 1. fıkrasında; konular aydınlandığında meselelerin sırasıyla oya konulacağı ve karara bağlanacağı, kararlarda bulunacak hususları düzenleyen 24. maddesinin (b) bendinde, davacının ileri sürdüğü olaylar ve hukuki sebepler ile istem sonucunun kararda belirtileceği, (e) bendinde, kararın dayandığı hukuki sebeplerin, gerekçe ve hükmün kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu kurala bağlanmış, 49. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde ise usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması bozma sebebi olarak sayılmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 9. maddesinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden teminat isteneceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 13. maddesinde ise ihtiyati haciz müessesesi düzenlenerek hangi hallerde ihtiyati haciz kararı alınacağı 7 bent halinde sayılmış olup 13. maddesinin birinci fıkrasının 1. bendinde, 9. madde gereğince teminat istenmesini mucip haller mevcut ise, 3. bendinde de borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6183 sayılı Kanun'un "Amme Alacaklarının Korunması" başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemleri, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu kamu alacağının tehlikeye girmesini engellemeye yönelik işlemlerdir.
Sözü edilen yasal düzenleme uyarınca, dava konusu olay bakımından, malların kaçırılması ve hileli yollara sapılması ihtimali bulunmasının ihtiyati haciz uygulaması için yeterli görüldüğü dikkate alındığında, söz konusu "ihtimalin" var olup olmadığını değerlendirme hususunda idareye takdir hakkı verildiğinin kabulü gerektiğinden ve ihtiyati hacze konu vergi borcunun miktarının fazla olması, ... hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda davacının da içinde bulunduğu ortaklığın yasa dışı ikrazatçılık faaliyeti amacıyla sahte belge düzenlediği yolundaki saptamalar, idarenin takdir hakkını hukuka uygun şekilde kullanmış olduğunu gösterdiğinden Vergi Mahkemesince yazılı gerekçeyle dava konusu ihtiyati haczin, 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 3. bendi kapsamında uygulanan kısmının kaldırılmasına dair karara yöneltilen istinaf başvurusunun reddinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Dava konusu ihtiyati haciz, 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 1. bendi kapsamında da uygulanmasına karşın bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi ise yargılama hukukuna da uygun düşmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 11/04/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.







10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim