Danıştay danistay 2021/2740 E. 2025/3426 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/2740
2025/3426
9 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2740
Karar No : 2025/3426
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; Koruma Dairesi Başkanlığı emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, Özel Harekat Dairesi Başkanlığında görevli bulunduğu dönemde, "hırsızlık" suçunu işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi uyarınca, "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarihinde onaylanan ... günlü, ... sayılı kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; kleptomani hastalığının hırsızlık yapma hastalığı olduğu, ceza hukukunun genel hükümleri açısından olaya bakıldığında, işlenen bir suçtan dolayı faile ceza verilebilmesi için failin cezai ehliyetinin olması gerektiği, bir kleptoman tarafından hırsızlık suçu işlenmiş ise, hastalığının suçu işlemeye etkisi, hırsızlık fiilinin tamamen bu hastalığın etkisi altında işlenip işlenmediğinin, failin cezai sorumluluğunun olup olmadığının araştırılması gerektiğinin açık olduğu; somut olayda, davacı tarafından soruşturmanın her aşamasında kendisinin bu hastalık etkisinde kalarak fiili gerçekleştirdiğini beyan etmesine rağmen bu iddialara yönelik herhangi bir araştırma yapılmadığı, bu itibarla, davacının hastaneye sevki sağlanmak suretiyle üzerine atılı suçun, tamamen hastalığın etkisiyle işlendiğinin sabit olup olmadığı araştırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı 17/01/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; mevzuatla belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yürütülen disiplin soruşturması sonucunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Polis memuru olan davacının, Özel Harekat Dairesi Başkanlığında görevli iken, ... günü saat 22:15 sıralarında yerleşke içerisinde bulunan köfte salonunda açıkta bulunan para kutusunda para aldığı ve bu eylemin diğer kursiyerler tarafından görüldüğü iddiası üzerine hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda, "hırsızlık" suçunu işlediği sübuta erdiğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziye edilmesi üzerine, temyizen bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile Dairemizin E:2022/4172 sayılı dosyasının ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden; davacının, anılan hırsızlık eylemine yönelik meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı açtığı davada, ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:... sayılı kararıyla işlemin yürütmesinin durdurulmasına ve akabinde aynı Mahkemenin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla iptaline karar verilmesi üzerine, ... İl Emniyet Müdürlüğü emrine atamasının yapıldığı ve yargı kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda Çankırı Devlet Hastanesine de sevkinin sağlandığı, söz konusu Hastanenin ... günlü, ... seri nolu Sağlık Kurulu Raporunda, durumunun, "...Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğine göre D Dilimi Madde 8 Dürtü Kontrol Bozukluğuna uyduğu..." tanısı sonrası, 16/05/2019 tarihinde sınıf ve unvan değişikliği yapılarak Aksaray İl Emniyet Müdürlüğü emrine bilgisayar işletmeni olarak atamasının yapıldığı, yine sevk edildiği Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ... günlü, ... protokol nolu epikriz raporunun da, "... Dürtü kontrol bozukluğu halen D dilimi 8. maddeye uyar" şeklinde olduğu, diğer taraftan; davacı hakkında "kamu kurum ve kuruluşlarındaki eşya hakkında hırsızlık" suçundan ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... dosya esası üzerinden yürütülen ceza yargılaması kapsamında da sağlık raporları alındığı, Ankara Adlı Tıp Şube Müdürlüğünün ... günlü, ... sayılı tek hekim raporu ile SBÜ Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinden aldırılan ... günlü, ... nolu üç hekimli Sağlık Kurulu Raporunda, cezai ehliyetinin tam olduğu yönünde tıbbi kanaat bildirildiği, raporlar arasında çelişki bulunması nedeniyle davacının sevk edildiği Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun ... günlü, A.T.No:..., ... sayılı kararı ile, "... cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, bu duruma göre ...’ın 21.09.2016 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu ..." yönünde mütalaa verildiği görülmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT :
Disiplin cezasına konu eylemin işlendiği tarihte yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira fiilleri meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı niteliğindeki 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline karar verilmesi sonrasında, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname; 31/01/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülerek yasalaşmış ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." kuralı getirilmiştir.
7068 sayılı Kanun'da, Tüzük'ün 8/6. maddesindeki fiillere ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş olup, anılan Kanun'un 9. maddesinde; Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller ile ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin, 34. maddesinde ise; bu Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanun'un disipline ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
7068 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendinde, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
09/05/2014 günlü, 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 günlü, E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararıyla, "... İdarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesi güçtür. Kuralın incelenmesinden de görüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezası gerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiği anlaşılmaktadır. ..." gerekçesine de yer verilmek suretiyle, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi kapsamında tesis edilen işlemlerden doğan uyuşmazlıklarda; "7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'ne göre verilen disiplin cezalarının, bu Kanun hükümlerine göre verilmiş addolunacağı, dava konusu işlemin dayanağı olan anılan Tüzük'ün 8/6. maddesinde düzenlenen fiile veya benzer bir fiile, 7068 sayılı Kanun'da yer verilmediği, dolayısıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi kapsamında verilen disiplin cezalarının yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali''' doğrultusunda içtihat oluşmuş, bu içtihat, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca (İDDK) da benimsenmiştir. (Danıştay İDDK'nin 02/05/2019 günlü, E:2018/944, K:2019/2096 sayılı; 16/03/2020 günlü, E:2019/2706, K:2020/765 sayılı ve 28/01/2021 günlü, E:2020/3248, K:2021/145 sayılı kararları).
Ancak Dairemizce içtihat değişikliğine gidilerek; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi hükmü gereği meslekten çıkarma disiplin cezasını gerektiren suçların, 7068 sayılı Kanun'da disiplin cezasını gerektirecek eylemler olarak düzenlenmediği, ancak bu suçların bir kısmının, Devlet memurluğu sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında olduğu ve 7068 sayılı Kanun'un 9. ve 34. maddeleri ile 657 sayılı Kanun'a yapılan atıf nedeniyle, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendi uyarınca, daha ağır yaptırım olan Devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezasını gerektirdiği; böylelikle, Tüzük'ün 8/6. maddesinde yer alan bir kısım eylemler bakımından, ilgililerin aleyhine olacak şekilde değişiklik yapıldığı, dolayısıyla Tüzük'ün 8/6. maddesi uyarınca verilen disiplin cezasının hukuka uygunluk değerlendirmesinin, 7068 sayılı Kanun'a göre lehe düzenleme olan Tüzük çerçevesinde yapılması gerektiği gerekçesine dayalı kararlar verilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca da aynı doğrultuda içtihat değişikliğine gidildiği, 07/03/2024 günlü, E:2023/2041, K:2024/506 sayılı kararından anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda; somut uyuşmazlıkta, davacıya isnat edilen hırsızlık fiilinin, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendindeki memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında kalması karşısında, bu eylemin 7068 sayılı Kanun'da disiplin cezası verilecek eylem olarak doğrudan düzenlenmemiş olması, davacı bakımından aleyhe sonuç doğurduğundan; suç teşkil eden bu fiile istinaden verilen disiplin cezasında hukuka uygunluk değerlendirmesinin, 7068 sayılı Kanun'a göre lehe düzenleme olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü çerçevesinde yapılması gerekmektedir.
Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda; davacının, ... günü saat 22:15 sıralarında Özel Harekat Dairesi Başkanlığı yerleşkesinde bulunan köfte salonunda açıkta bulunan para kutusunda para aldığı yönündeki iddialar üzerine yürütülen disiplin soruşturması kapsamında, müşteki işletme sahibi ile tanık polis memurlarının ifadelerinde, hırsızlık olayını doğruladıkları, nitekim davacının alınan ikrara yönelik beyanlarında da, eylemin hırsızlık maksadıyla değil kleptomani isimli hastalığın etkisiyle iradesi dışında gerçekleştiğini ifade ettiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan; davacıya isnat edilen dava konusu eyleme yönelik "kamu kurum ve kuruluşlarındaki eşya hakkında hırsızlık" suçundan yargılandığı ceza davasında, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, sabit görülen nitelikli hırsızlık suçundan neticeten 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın da 22/04/2022 tarihinde itirazın reddi suretiyle kesinleştiği görülmektedir.
Bu durumda; davacının, disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin eylemin gerçekleştiği 21/09/2016 tarihinde cezai sorumluluğunun tam olduğuna yönelik Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu kararı, disiplin soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan müşteki işletme sahibi ve tanık polis memurları ile davacının ikrar niteliğindeki beyanları, ceza mahkemesi kararı ile dosyada bulunan diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacıya isnat edilen eylemin sübuta erdiği sonuç ve kanaatine varıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3\. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09/09/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 2. maddesinde, "E) Meslekten çıkarma, memurun, Emniyet Teşkilatı hizmetlerinde bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasıdır." tanımına yer verilmiş olup; aynı Tüzük'ün "Meslekten çıkarma" başlıklı 8. maddesinin 6. bendinde ise, "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti, suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira'' suçu meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanak maddesi olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 83. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı "Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun"un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Öte yandan, 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." şeklinde geçici hüküm yer almış; anılan Kanun'da Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesinde yer alan düzenlemeyle aynı veya benzer nitelikte bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Dava devam ederken, davacının fiiline uygulanacak disiplin cezasına ilişkin mevzuatta değişiklik olması nedeniyle uyuşmazlığın çözülebilmesi için, davacının işlediği fiile, hangi mevzuat hükmünün uygulanması gerektiğinin de belirlenmesi gerekmektedir.
Ceza hukuku kökenli bir ilke olan, ancak zaman içinde hukukun tüm dallarında geçerli bir ilke olarak benimsenen "lehe olan hükmün uygulanması ilkesi"; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiilin, sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin, suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması durumunda, failin lehine olan sonraki normun, daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.
İdare hukuku alanında, kural olarak, idari işlemlerin yargısal denetimi, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin, disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.
Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır.
7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'ne göre verilen disiplin cezalarının, bu Kanun hükümlerine göre verilmiş addolunacağı, dava konusu işlemin dayanağı olan, anılan Tüzük'ün 8/6 maddesinde düzenlenen fiile veya benzer bir fiile, 7068 sayılı Kanun'da yer verilmediği, anılan Kanun'da suç olarak betimlenmeyen eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitine ve işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuat uyarınca yargısal denetiminin yapılmasına imkan bulunmadığı sonucuna varıldığından, hukuki dayanaktan yoksun hale gelen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/05/2019 günlü, E:2018/944, K:2019/2096 sayılı; 16/03/2020 günlü, E:2019/2706, K:2020/765 sayılı ve 28/01/2021 günlü, E:2020/3248, K:2021/145 sayılı kararları da bu yöndedir.
(XX) KARŞI OY :
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi uyarınca yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira fiilleri meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylemler olarak hükme bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile Tüzük'ün dayanağı olan, 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline karar verilmesi sonrasında 23 Ocak 2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'da, 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddelerinde; bu maddelerin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re'sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu düzenlemeler uyarınca verilmiş addolunacağı kuralı getirilmiştir.
23 Ocak 2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'da, Tüzük'ün 8/6. maddesindeki fiillere ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş, bu düzenlemelerin 9. maddesinde; Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller ile ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin, 34. maddesinde ise; bu Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanun'un disipline ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Atıfta bulunulan, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendinde, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
09/05/2014 günlü, 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 günlü, E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararıyla, "... İdarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesi güçtür. Kuralın incelenmesinden de görüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezası gerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiği anlaşılmaktadır. ..." gerekçesine de yer verilmek suretiyle, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.
Yasa ile yüz kızartıcı olan eylemlerin hangileri olduğuna dair genel bir belirleme yapılmamış ise de; bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Eylem tarihinden önce yürürlükte bulunan, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun (17/02/2004 - 5085 Kanun 7. md) 12. maddesinde; " Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile... mahkûm olanlar" hükmüne yer verilerek hırsızlık, yüz kızartıcı sayıldığından, bu eylemin sübut bulması halinde lehe hüküm değerlendirmesi yapılması gerekir.
Diğer yandan; disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir.
Nitekim, AİHM "... yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir... bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)";
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı... ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir.
Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,... disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir.
Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınması gerekir.
Hırsızlık fiilini işlediği nedeniyle, davacıya "meslekten çıkarma" cezası verildiği ve bu cezaya ilişkin işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan, "hırsızlık" suçu isnadıyla adli yargı yerinde açılan ceza davasında; ... Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görüldüğünden; bu aşamada, adli yargıda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ( HAGB ) kararının niteliği ve disiplin hukukuna etkisi ayrıca tartışılmalıdır.
Anayasa Mahkemesi (Başvuru numarası:2020/22692) kararında; ”HAGB kararı neticesinde başvurucunun masumiyeti devam ettiğinden anılan ceza davasından sonraki süreçte idari ve yargısal makamların başvurucunun masumiyetine halel veren bir yaklaşım sergileyip sergilemediklerinin incelenmesi gerekir. Bu bağlamda yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği incelenirken yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği, ceza yargılaması kararını sorgulayıp sorgulamadığı ve münhasıran, ceza yargılaması sonucunda verilen HAGB kararına dayanıp dayanmadığı değerlendirilmelidir.” gerekçesine yer verilmiştir.
Davacının sonuç olarak yüz kızartıcı suç olan ve hırsızlık olarak vasıflanan fiili nedeniyle disiplin cezası aldığı, davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği tartışmasızdır. Fiilin; disiplin ve ceza yargılamasında aynı olduğu durumda, idari yargı kararında yapılan tespitler, adli yargıda davacının üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verilmekte ve bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının HAGB kararı bu izlenimi desteklemektedir.
Bu durum, 5271 sayılı Kanun'a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmamakta ve masumiyet karinesine uygun bulunmamaktadır. (Anayasa Mahkemesi, Başvuru numarası:2020/22692)
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, bu uyuşmazlıkta, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının oluşturduğu HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına ilişkin (idari yargıda görülen davalar açısından istisna getirmeyen) hukuki durum nedeniyle, davacıya, işleme konu disiplin cezasının verilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin, Başvuru Numarası:2016/14253, 2/7/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere,"...Masumiyet karinesi, aynı olay kapsamında bile olsa ceza soruşturmasına konu suçun kurucu unsurunu oluşturmayan fiillerle ilgili olarak idari makamların değerlendirme yapmasını engellememektedir... Bu itibarla disiplin hukukundaki bir haksızlık ile ceza hukuku alanındaki haksızlığın kurucu unsurlarının aynı olduğu hâllerde idarenin kurucu unsurları ceza hukukununkiyle aynı olmayan başka bir haksızlık temelinde disiplin cezası uygulamasına herhangi bir mâni bulunmamaktadır."
Bu durumda, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin iptali yolundaki mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen kararın, bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.