SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/17880 E. 2025/2149 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/17880

Karar No

2025/2149

Karar Tarihi

30 Nisan 2025

Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/17880 E. , 2025/2149 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/17880
Karar No : 2025/2149

DAVACILAR : 1- ... Sendikası
2- ...
VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ...

DAVALILAR : 1-...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

DAVANIN KONUSU : Davacılar tarafından, 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin;
1- 12. maddesinin 2. fıkrasının,
2- 13. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresinin,
3- 13. maddesinin 4. fıkrasının,
4- 13. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir." cümlesinin,
5- 14. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "asgari" ibaresinin,
6- 16. maddesinin 3. fıkrası ile 4. fıkrasında yer alan "haller ile üçüncü fıkra gereğince vekaleten hizmetin gördürülemediği veya bunun uygun görülmediği" ibaresinin,
7- 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresinin,
8- 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendinin,
9- 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendinin,
10- 18. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresinin,

11- 18. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin; 1. alt bendinde yer alan "iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri" ibaresinin, 2. alt bendinin, 3. alt bendinde yer alan "cezaevi aile hekimliği birimlerinde görev yapanlar dışında" ibaresinin, 4. alt bendinde yer alan "Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre" ibaresinin, 6. alt bendinde yer alan "asgari" ibaresinin, 10. alt bendinin,
12- 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 7. alt bendinde yer alan "Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç olmak üzere alt bendin tamamı ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 6. alt bendinde yer alan "Ancak 6245 sayılı Kanun kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç alt bendin tamamının,

13- 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 8. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 7. alt bendinin,
14- 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresi ile 22. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresinin,
15- 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile hekimine, %50'si ise" ibaresinin, (b) bendinde yer alan "%50'si" ibaresinin,
16- 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile sağlığı çalışanına, %25'i" ibaresinin,
17- 22. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "%50'si" ibaresinin,
18- 22. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''%25'i" ibaresinin,
19- 27. maddesinin 4. fıkrasının,
20- Yönetmelik'in eki T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesi'nin,
a) 5. maddesinde yer alan "Bunun dışında herhangi bir ad altında başka bir ödeme yapılamaz." ibaresinin,
b) 8. maddesinde yer alan "ve ilgilinin çalıştırdığı kişiler tarafından", "ve ilgilinin çalıştırdığı kişilerin" ibarelerinin iptali istenilmektedir.

DAVACILARIN İDDİALARI :
Yönetmelik'in 12. maddesinin 2. fıkrası yönünden; aile hekimlerinin aynı il içerisinde birimleriyle birlikte evlerini taşımalarının veya ikametlerini değiştirmelerinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı,
13\. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresi yönünden; 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinde aile hekimliği çalışanlarının izinlerinin sözleşme dönemiyle sınırlı olduğuna dair veya diğer sözleşme dönemine aktarılmayacağına dair bir hükmün olmadığı, dolayısıyla dava konu hükümle Kanun'un sınırlarının dışına çıkılarak aile hekimliği çalışanlarının dinlenme hakkının ihlal edildiği, sözleşme dönemi içinde kullanılmayan yıllık izinlerin diğer sözleşme dönemine aktarılmamasının, hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil ettiği,
13\. maddesinin 4. fıkrası yönünden; aile hekimliği bünyesinde çalışan aile hekimi, aile sağlığı çalışanı ve diğer personelin birlikte bir ekip oluşturdukları ve verilecek aile hekimliği hizmetinin de ekip anlayışı çerçevesinde sunulması gerektiği, sözleşme imzalama aşamasında aile hekiminin tercihinin belirleyici rol oynayacağı, aile sağlığı çalışanının sözleşme yapmasında ve sözleşmesinin devam etmesinde aile hekimi yetkili iken, ekip anlayışı içinde verilen hizmetlerin aksamaması için izin dönemlerinde aile hekiminin onayının aranmamasının, mevzuata açıkça aykırılık teşkil ettiği,
13\. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir." cümlesi yönünden; yetki devrinin ancak 5258 sayılı Kanun'un açıkça izin vermesi halinde ve yine açıkça izin verdiği konular hakkında yapılabileceği, bu durumda 5258 sayılı Kanun'da açıkça yetki tanınmayan müdürün bu yetki devrini astlarına yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğu,
14\. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "asgari" ibaresi yönünden; 2010 tarihli Yönetmelik'te ''asgari" ibaresi geçmediği, dava konusu Yönetmelik'teki "asgari" ibaresiyle birlikte idarenin daha önceden altı ayda bir yaptığı olağan denetimleri mobbing amaçlı kullanacağının aşikar olduğu,

16\. maddesinin 3. fıkrası ile 4. fıkrasında yer alan "haller ile üçüncü fıkra gereğince vekaleten hizmetin gördürülemediği veya bunun uygun görülmediği" ibaresi yönünden; anılan düzenlemenin amacının, aile hekimlerinin yıllık izin kullanmalarının engellenmesi olduğu ve yıllık izin kullananın da alacağı maaşın %50'sinin kesilmesi hedefinin gözetildiği, oysaki 5258 sayılı Kanun'da izinli olduğu gün adedince ücretlerinin kesilmesine yer verilmediği, Anayasa'nın ilgili hükmü gereği her çalışanın ücretli izin hakkının olduğu ve bu ücretli izin hakkının, Yönetmelik'le ortadan kaldırılmaması gerektiği, izin kullanan birçok çalışanının dava konusu hüküm nedeniyle ücretlerinden kesinti yapıldığı ve dolayısıyla izinlerini kullanamadıklarının görüldüğü, aile hekimliği çalışanlarının yıllık izin döneminde sözleşme ücretinden %50 oranında kesinti yapılabilmesine olanak tanınması durumunun, ücretli izin haklarının bulunmadığı şeklinde yorumlanacağı,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresi yönünden; kayıtlı nüfusa göre iş yükü dengesizliği olacağı, bu nedenle anılan ibarenin iptal edilmesi gerektiği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi yönünden; 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin son fıkrasında yer alan ''...Sağlık Bakanlığınca belirlenen standartlara göre, koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması halinde bu ödeme tutarından brüt ücretin 20'sine kadar indirim yapılır. ..." hükmüne istinaden aile hekimliği çalışanlarından maaşlarının tamamından en fazla %20 kesinti üst sınırı konulurken, dava konusu madde ile, yapılacak kesintinin, toplamda %28'i bulduğu, dolayısıyla 5258 sayılı Kanun'a aykırı olan bu maddenin iptalinin gerektiği,
Dava konusu hükme göre hesaplanan ücretin, sadece koruyucu aile hekimliği uygulaması için değil, tüm hizmetlerin toplamı için ödendiği, ancak aile hekimlerinin başarısını salt koruyucu aile hekimliği uygulamaları çerçevesinde değerlendirmek ve toplamda brüt ücretin %20'si kadar kesinti yoluna gitmek başarının değil, aile hekimlerine ödenen ücretin azaltılmasının esas alındığının çok net bir göstergesi olduğu,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi yönünden; dava konusu hükmün, angaryayı yasaklayan Anayasa'nın 18. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden iptal edilmesi gerektiği, dava konusu madde ile, aile hekimliği çalışanlarının asli görevleri dışında ücret almadan sınırsız çalıştırılmalarının hedeflendiği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresi yönünden; 5258 sayılı Kanun'un 3/7. maddesinde yer alan ''...Sosyo- ekonomik gelişmişlik düzeyi ücreti, aile sağlığı merkezi giderleri, (...) ve gezici sağlık hizmetleri ödemelerinden Damga Vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. ..." hükmü gereği sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyinden kesinti yapılmaması gerekirken dava konusu hükümle kesinti yapılmasının, 5258 sayılı Kanun'a aykırılık teşkil ettiği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinde yer alan "iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri" ibaresi yönünden; dava konusu Yönetmelik'te, daha önceki düzenlemelerden farklı olarak, almış olduğu aile sağlığı merkezi giderlerinden aile hekimince iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin maliyetinin de karşılanması gerektiğinin düzenlendiği, 5258 sayılı Kanun ve 6331 sayılı Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri nedeniyle yapılacak giderlerin, birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan aile hekimlerince değil, hizmetin asıl sunucusu olan ve bu amaçla çalışanı istihdam eden Sağlık Bakanlığı tarafından ayrıca karşılanmasının gerektiği, dava konusu ''iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri'' ibaresinin iptalinin gerektiği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin; 2. alt bendi, 3. alt bendinde yer alan "cezaevi aile hekimliği birimlerinde görev yapanlar dışında" ibaresi, 4. alt bendinde yer alan "Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre" ibaresi, 6. alt bendinde yer alan "asgari" ibaresi, 10. alt bendi yönünden; dava konusu hükümlerin, aile hekimlerini, sahip oldukları fiziki ve teknik şartlara göre sınıflandırdığı, aile hekimlerini A, B, C ve D olarak gruplara ayırdığı ve aile sağlığı merkezi gideri olarak yapılacak katkıların tespitinde bu gruplandırmanın esas alınacağını belirttiği, aile hekimlerinin bu şekilde gruplandırılmasının hem hastalar hem de hekimler açısından kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği,
Cezaevi idaresi tarafından cezaevi aile hekimliği birimi için gerekli şartların sağlanmasına yönelik herhangi bir malzeme alınmadığı,
Aile hekimlerinin aile sağlığı merkezi olarak hizmet verdikleri binaların %95'inin kamuya ait olduğu, dolayısıyla cezaevi gibi kamu binaları içinde hizmet veren aile hekimliği birimlerinin, diğer kamu binalarında hizmet veren birimlerden hiçbir farkının olmadığı, kira, elektrik vb. gibi tüm ödemelerin ayrıca hekimler tarafından karşılandığı, ancak 10 yıldır ödenen cari giderlerin, bu dönemden itibaren cezaevi aile hekimliği birimine ödenmemeye başlanmasının kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 7. alt bendinde yer alan "Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç olmak üzere alt bendin tamamı ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 6. alt bendinde yer alan "Ancak 6245 sayılı Kanun kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç alt bendin tamamı yönünden; aile hekimliği çalışanlarının döner sermayeye katkıda bulunmalarına rağmen döner sermayelerden faydalandırılmasının, eşitlik ilkesine ve mülkiyet hakkına aykırılık teşkil ettiği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 8. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 7. alt bendi yönünden; kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanlarının, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre 4/A şeklinde çalıştıkları, bu çalışanların, hastalandıkları zaman 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ilgili maddeleri gereği iş göremezlik ödeneği almaya hak kazandıkları, ancak bu hakkın yönetmelik maddesiyle ortadan kaldırılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği,
19\. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresi ile 22. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresi yönünden; 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinde aile hekimliği çalışanlarının izinlerinin düzenlendiği, anılan Kanun'da aile hekimliği çalışanlarının izinlerini kullanırken yerlerine eş statüde başka bir çalışanı bulma zorunluluğu kuralı getirilmemiş iken, dava konusu Yönetmelik'le bu zorunluluğunun getirilmesinin hukuka aykırı olduğu,
19\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile hekimine, %50'si ise" ibaresi, (b) bendinde yer alan "%50'si" ibaresi ve 22. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "%50'si" ibaresi yönünden; bu hükümlerin, aile hekimliği çalışanlarının ücretli izin hakkını ortadan kaldırdığı, Anayasa'da yer alan dinlenme hakkına aykırılık teşkil ettiği, geçici aile hekimine, asıl aile hekiminden bağımsız olarak ödeme yapılması gerektiği, söz konusu düzenlemelerin Anayasa'ya aykırı olduğu,
22\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile sağlığı çalışanına, %25'i" ibaresi ile 22. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''%25'i" ibaresi yönünden; dava konusu ibarenin, aile hekimliği çalışanlarının izin haklarını ortadan kaldırdığı, anayasal iznin kullanılmasına engel olduğu ve izinlerin kullanılması halinde maaştan kesinti yapılmasını öngördüğü,
27\. maddesinin 4. fıkrası yönünden; dava konusu düzenlemenin, 5258 sayılı Kanun'a ve Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesine açıkça aykırı olduğu, kira artış oranının Türk Borçlar Kanunu'na göre TÜFE üzerinden yapılması gerekirken, yönetmelik ile bir önceki yıl haziran ayında kamu binalarında görev yapan aile hekimlerinin ödediği ortalarna kira bedeli üzerinden kira artışı yapılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, 5258 sayılı Kanun'un 3/7. maddesinde yer alan "... Sosyo- ekonomik gelişmişlik düzeyi ücreti, aile sağlığı merkezi giderleri, (...) ve gezici sağlık hizmetleri ödemelerinden Damga Vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz...'' hükmüne göre aile sağlığı merkezi giderlerinden kesinti yapılamayacak ise de dava konusu Yönetmelik maddesi ile ilgili Kanun maddesine aykırı olarak kira bedelini ortalamanın üstünde 2,5 katına kadar kesme yetkisinin tanındığı, bu durumun hem 5258 sayılı Kanun'a hem de Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesine aykırı olduğu,
Yönetmelik'in eki T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesi'nin,
5\. maddesinde yer alan "Bunun dışında herhangi bir ad altında başka bir ödeme yapılamaz." ibaresi ve 8. maddesinde yer alan "ve ilgilinin çalıştırdığı kişiler tarafından", "ve ilgilinin çalıştırdığı kişilerin" ibareleri yönünden; dava konusu hükümlerin hukuka aykırı olduğu, angaryayı yasaklayan Anayasa'nın 18. maddesi hükmüne aykırılık teşkil ettiğinden iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI :
Yönetmelik'in 12. maddesinin 2. fıkrası yönünden; davacının bu hükmün daha açık ve net ifade edilmesi gerektiğini, seyahat ve yerleşme hürriyeti bakımından sınırlama getirildiğini iddia ettiği, söz konusu düzenlemenin önceki Yönetmelik'te de mevcut olup 2010 yılından bu yana uygulandığı, uygulamada bu madde ile ilgili herhangi bir olumsuzlukla karşılaşılmadığı, özellikle belediye sınırları dışında ikamet eden çalışanların, ilgili mülki amirin izni ile farklı yerlerde ikamet etmesine rağmen hizmeti sürdürdüğü, söz konusu hükmün de daha önce yargı denetiminden geçtiği ve davacı iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığı,
13\. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresi yönünden; aile hekimliği çalışanlarının izinlerinin, 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinde düzenlendiği, buna göre iznin diğer hususlarına ilişkin kuralların da Yönetmelik ile belirlendiği, aile hekimliği çalışanlarının iki mali yılı kapsayacak şekilde sözleşme imzaladıkları, iki mali yılın sonunda sözleşme sürelerinin sona erdiği dikkate alındığında sözleşme dönemi içerisinde yıllık izin aktarımının mümkün olduğu, ancak sözleşme dönemi dışına çıkan sürelerde ise işin mahiyeti gereği ve sözleşme hukukuna göre yıllık izin aktarımının söz konusu olmasının mümkün olmadığı, davacının iddiasının aksine bir yıl içerisinde kullanılmayan izinlerin diğer yıla aktarıldığı, aile hekimliği çalışanlarının 657 sayılı Kanun'a tabi olmadığının, 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinde açıkça zikredildiği, diğer taraftan, eşitlik, aynı statü ve aynı durumda olan kişilere aynı hüküm ve kuralların uygulanması anlamına gelmekte olup, farklı statü ve durumda olan kişilere aynı hükmün uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla 657 Kanun ile benzerlik kurulmasının söz konusu olamayacağı, 657 sayılı Kanunda da memuriyet süresi daha uzun süre içermesine rağmen en fazla bir yıllık süre ile izin aktarımının yapıldığı,
13\. maddesinin 4. fıkrası yönünden; 5258 sayılı Kanun'a ve dava konusu Yönetmelik'e istinaden her aile hekimi ile idare arasında ve her aile sağlığı çalışanı ile idare arasında ayrı ayrı sözleşme imzalandığı, aile sağlığı çalışanının, aile hekimi ile sözleşme imzalamadığı, dolayısıyla sözleşmenin taraflarının, aile sağlığı çalışanı ve idare olduğu, aile hekimliği hizmeti, ekip anlayışı içerisinde verilecek olup, bu çerçevede aile hekiminin bilgilendirilmesinin uygun olacağı, ancak izin hususunda aile hekiminin onayının aranmasının, sözleşme ile taraflara verilen hakkın devri veya sözleşmenin tarafının değişmesi anlamına gelebileceği, kaldı ki aile sağlığı çalışanı izne ayrıldığında, müdürlükçe başka bir aile sağlığı çalışanının görevlendirmesinin yapıldığı, yani aile hekimliği hizmetlerinin aksaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı,

13\. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir." cümlesi yönünden; 5258 sayılı Kanun'da izinlerle ilgili düzenleme bulunmakla birlikte izinlerin doğrudan müdürlük tarafından verileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, Yönetmelik ile iznin esasına etki etmeyen dava konusu düzenlemenin getirildiği ve anılan düzenlemede Kanun'a aykırılık bulunmadığı, kendilerinin, iptali talep edilen söz konusu hüküm ile aile hekimliği çalışanlarıyla ilgili Kanun'a aykırı veya Kanun'da yer alamayan yahut Yönetmelik hükümlerine aykırı veya Yönetmelik'te yer almayan bir izin düzenlemesi yapmasının söz konusu olmadığı, dava konusu düzenleme ile var olmayan bir iznin Bakanlık tarafından aile hekimliği çalışanlarına kullandırılması söz konusu olmayacağı gibi var olan bir iznin Bakanlık tarafından alt düzenleme yoluyla kullanımının sınırlandırılmasının da söz konusu olamayacağı, alt düzenlemede sadece iznin prosedürlerine yönelik, esaslı olmayan düzenlemeler yapılabileceği, dava konusu düzenlemenin, davacının iddia ettiği şekilde hastalığını ve çalışamaz durumda olduğunu doktor raporu ile belgelemiş bir aile hekimliği çalışanının rapor süresinin yıllık ücretli izin hakkından düşülmesi anlamına gelmediği, bu düzenleme, sağlık/istirahat raporunun hastalık iznine dönüştürülmesi hususuna ilişkin olup, 657 sayılı Kanun dahil tüm çalışanlar için hastalık izni düzenlemesi ile ilgili olduğu,
14\. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "asgari" ibaresi yönünden; 5258 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. cümlesinde, ''Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülki idare ve sağlık idaresinin denetimine tâbidir.'' hükmüne yer verilmiş olup, dava konusu düzenleme ile Kanun'un bu hükmünün sadece açıklamasının yapıldığı ve yeni bir hüküm getirilmediği, idarenin denetime tabi olmayan bir faaliyeti olamayacağından keyfilikten söz edilmesinin de mümkün olmadığı, denetimlerin amaçlarından birinin de vatandaşlara sunulan sağlık hizmetinin kalitesini artırmak olduğu,
16\. maddesinin 3. fıkrası ile 4. fıkrasında yer alan "haller ile üçüncü fıkra gereğince vekaleten hizmetin gördürülemediği veya bunun uygun görülmediği" ibaresi yönünden; dava konusu hükmün, bir aile hekiminin veya aile sağlığı çalışanının izinli veya raporlu olması gibi görevi başında bulunamadığı durumlarda aynı aile sağlığı merkezinden biri ile anlaşmasını, bunun mümkün olmaması durumunda ise aynı aile sağlığı merkezi içerisinden ya da bakanlığa bağlı başka birimlerden (TSM, ilçe sağlık müdürlüğü, hastane vb.) bu süreyle o birime bakmasını düzenlemekte olduğu, bu birimin kayıtlı kişilerine sağlık hizmeti sunulmamasının düşünülemeyeceği, aile hekimi görev başında bulunmadığı süre içinde hizmetin görülmesini sağlaması halinde tam ücretini alacağı, eğer yerine birinin bakmasını sağlayamazsa kendisine yapılacak ödemenin %50'sini alacağı, bu düzenlemedeki amacın, görevlendirme söz konusu olur ise görevlendirilen hekimin sağlık hizmeti vermekle yükümlü olduğu nüfusa gereken ehemmiyeti göstermesini sağlamak olduğu, aynı zamanda kişi başı ücret öngörüldüğünden, ücreti, bu işi fiilen yapanın almasının da en doğal hakkı olduğu, ayrıca, görevlendirilen hekime verdiği hizmetin kısmen karşılığını vererek hizmet kalitesinin artınlmasının ve hekimin bu durumu geçici görev olarak görmesini engellemeye çalışarak görev isteğini yükseltmenin hedeflendiği diğer taraftan, asıl kişiye çeşitli mazeretleri sebebiyle çalışamadığı ve izinli olduğu dönemlerde temel ücret verilerek mağdur olmasının da engellendiği, bu uygulamanın aile hekimliğine özgü olduğu, aile hekimine anlaşma yapmadan görevden geçici olarak ayrılması halinde dahi verilen %50'lik ücret, her halükarda diğer hekimlere verilen ücretten fazla olduğu yani aile hekimin temel ücretinin korunduğu,
2005 ve 2010 yıllarında yayımlanan Yönetmeliklerde de var olan ve dava konusu Yönetmelik'te de korunan bu hüküm ile ilgili olarak açılan davalarda Danıştay ilgili daireleri tarafından davanın reddine karar verildiği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresi yönünden; davacının, nüfusun ve görev tanımının çok olmasından bahisle tarama ve izlemleri yerine getiremeyeceği, bu sebeple de Yönetmelikle getirilen katsayı uygulaması nedeni ile ücretinin kesintiye uğratıldığı iddiasına ilişkin olarak; söz konusu düzenleme ile aile hekimliği çalışanlarının her halükarda önceki Yönetmelik'teki ve kamudaki diğer hekimlerin aldığı temel ücretlerin aynısını aldığı ve temel ücretinin üzerine kayıtlı kişi sayısı ücreti aldığı, akabinde ise halihazırda daha önceki Yönetmelik'te de yer alan ve koruyucu hekimlik kapsamındaki görevleri arasında sayılan kronik hastalıkların tarama ve takip yapması durumunda da ayrıca kazanç elde ettiği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi yönünden; 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 7. fıkrasına göre, aile hekimliği çalışanlarının ücretlerinin tespitinde kayıtlı kişiler ile bu kişilerin risk grupları ve belirlenen standartlar çerçevesinde hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranlarının esas alınmasının kanuni bir zorunluluk olduğu, Yönetmelik hükümleri incelendiğinde; kayıtlı kişi sayısı esas alınarak bir ücret kriteri oluşturulduğu, yine bu kayıtlı kişilerin risk durumları yani bebek, gebe, yaşlı olması gibi unsurların ikinci ücret kriterini oluşturduğu ve son olarak kayıtlı kişilerin hastalıklarının taranması, takibi ve kontrolünün gerçekleştirilme oranları ücret ödenmesinde üçüncü kriter olarak yer alarak bunların toplamının aile hekimliği çalışanlarının ücret modelini oluşturduğu, yani bir aile hekiminin, sunmuş olduğu sağlık hizmetinin karşılığı olarak üç kriter etkileşimi sonucunda oluşan ücret gelirini aylık olarak elde ettiği, aile hekimliği uygulamasının üç döneminin olduğu, üçüncü ve içinde bulunulan dönemde, kayıtlı kişi sayısı, bunların risk durumları ve kayıtlı kişilerin hastalıklarının taranması, takibi ve bu takipler neticesindeki başarı oranlarının, aile hekimliği çalışanının yeni ücret unsurunu oluşturduğu, üçüncü dönemde aile hekimliğinin ücret modelinin değiştirildiği, zira kronik hastalıklarla ilgili sağlık sistemi üzerindeki hastalık yükü azaltılarak, en nihayetinde Devletin, kişilerin sağlık hakkını korumasına ve iyileştirmesine ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmesinin amaçlandığı, diğer taraftan, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 3. fıkrasının (1) numaralı bendinde, "Kayıtlı kişilerin yaş, cinsiyet ve hastalık gruplarına yönelik izlem ve taramaları (kanser, kronik hastalıklar, gebe, lohusa, yenidoğan, bebek, çocuk sağlığı, adölesan (ergen), erişkin, yaşlı sağlığı ve benzeri) yapmak." hükmü mevcut olup, daha 2013 yılında kronik hastalıkların taranması ve takibinin, aile hekimine görev olarak verildiği, o tarihten bu zamana herhangi bir düzenlemeye ve orana ihtiyaç olmaksızın ve tam olarak aile hekiminin bu hastalıkları tarıyor ve izlemeni yapıyor olması gerektiği, oysaki dava konusu düzenleme ile zaten halihazırda aile hekiminin görevinde olan ve tam olarak yapılması gereken bir görev için ayrıca ücretlendirme getirilmek suretiyle aile hekimlerinin lehine bir düzenleme yapıldığı, ücrete etki eden katsayıların (0,90-1,50 arası) yönetmelikle düzenlendiği, sadece yapılan işin tıbbi kılavuzlara uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususu ile bunlara ilişkin idari prosedürlerin, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça çıkarılacak olan ve yargı denetimine de tabi olan düzenleyici işlem olan yönerge ile düzenlenmesinin öngörüldüğü,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi yönünden; söz konusu kuralın, işbu Yönetmelik'ten önceki Yönetmelik'te de aynı şekilde yer almakta olup, yeni bir düzenleme yapılmadığı, dava konusu düzenleme, aile hekimliği çalışanlarının mevcut gelirlerini garanti altına almakta olup, deprem ve sel felaketi nedeniyle kendisinin bu konulara destek olarak bu alanlarda çalışması durumunda ve aile hekimliği hizmetini yerine getirmese dahi ücretinin aynı şekilde korunacağının öngörüldüğü, aksi takdirde, ilgilinin aile hekimliği hizmetini yerine getirmediği ve başka alanlarda çalıştığı iddia edilerek aile hekimliği ödemesinin yapılmaması durumunun ortaya çıkabileceği, davacının iddiasının aksine bu hükümde herhangi bir fazla çalışmadan bahsedilmediği ve aile hekimliği çalışanlarına normal mesainin dışında fazla çalışma saati ile çalışmasına ilişkin bir zorunluluk getirilmediği, sadece aynı çalışma saatlerinde olmak kaydıyla olağanüstü durumlarda aynı yerde/başka yerde verilen hizmetlerde ücretinden herhangi bir kayıp olmayacağına düzenlemek adına yürürlüğe konulan bir hüküm olduğu, kaldı ki hem aile hekimliği mevzuatında hem de 657 sayılı Kanun'un Ek 33. maddesinde aile hekimliği çalışanlarının mesai dışı çalışma/nöbet tutması halinde ayrıca kendisine ücret ödeneceği hüküm altına alınmış olup, aile hekimliği çalışanlarının olağanüstü durumlarda fazla çalışması halinde kendilerine ilgili mevzuat çerçevesinde ödeme yapılacağı,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresi yönünden; 2010 günlü Yönetmelik'te Kalkınma Bakanlığı tarafından yayımlanan 2004 yılı SEGE Araştırması verileri dikkate alınmış iken, 2017 yılında bu araştırmanın güncellenmesi sebebiyle dava konusu Yönetmelik'te Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2017 yılı SEGE Araştırması verilerinin kullanıldığı, ülkemizde bulunan 973 ilçenin sosyoekonomik gelişmişlik düzeylerinin belirlendiği bu araştırmaya göre ödemelerin güncellendiği, SEGE ödemesi alan ilçelerin büyük çoğunluğunda ödemelerin arttığı,
5258 sayılı Kanun'da, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ücretinin, aile hekimliği çalışanlarının ücret kalemi parametrelerinden biri olacağı hükmünün yer aldığı, bu hükme uygun olarak il ve ilçelerin sosyoekonomik gelişmişliğine yönelik hesaplamaların, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapıldığı, adalet ve hakkaniyet gereği gelişmiş yerlere az ödeme, gelişmemiş yerlere daha fazla ödeme yapılacak şekilde ödeme öngörüldüğü,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinde yer alan "iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri" ibaresi yönünden; aile sağlığı merkezlerinin, 5258 sayılı Kanun'da ve bu Kanun'a istinaden yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nde belirtilen birinci basamak sağlık hizmetlerini yürütmek üzere teşekkül ettiği, Bakanlık ile sözleşme yaparak hizmet veren iş yerleri olduğu, aynı Kanun'un 3. maddesinde; ''Aile hekimleri ferden veya müştereken personel çalıştırabilir ve işveren olabilir" hükmünün yer aldığı,
Esasen iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin, çalışanların sağlığını korumak için halk sağlığına ilişkin genel ilkelere ilaveten yapılması gereken ve bütün mesleklerde çalışanların bedenen, ruhen ve sosyal yönden iyilik durumlarını en üst düzeye ulaştırmayı ve bu düzeyi de sürdürmeyi amaçlayan iş ve işlemler olduğu, dava konusu hükümden de anlaşılacağı üzere aile hekiminin, bir aile hekimliği biriminde ve dolayısıyla bir aile sağlığı merkezinde gerekli olan iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hususları yerine getirmek zorunda olup, aile hekimine, hem çalışanların hem de aile sağlığı merkezinden hizmet alan kişilerin güvenli bir ortamda hizmet almasına temine yönelik iş ve işlemler karşılığında aile sağlığı merkezi gider ödemesinin yapıldığı, ayrıca 6331 sayılı Kanun ile bu Kanun'un dayanak teşkil ettiği diğer mevzuatın temel amir hükmü gereği, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin bizzat işveren tarafından verilmesi gerektiği, bunun aksine uygulamaların yürürlükteki mevzuata da aykırılık göstereceği, kaldı ki, 6331 sayılı Kanun kapsamında yardımcı sağlık personeli ve temizlik personeli çalıştırılması konusunda aile hekimlerinin bir zorunluluğu bulunmayıp, tamamen kendi kararları doğrultusunda işveren oldukları, işvereni oldukları kişilerle sözleşme imzalama, sözleşmeyi feshetme, emir ve talimat verme, yönlendirme, denetleme hususlarının, tamamen aile hekimlerine ait olduğu, bu kapsamda aile sağlığı merkezinin her türlü giderini karşılamak üzere aile sağlığı merkezi gider ödemesi yapılmakta olup, aile hekiminden bu kapsamda bizzat ayrı bir harcama yapmasının beklenmediği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin; 2. alt bendi, 3. alt bendinde yer alan "cezaevi aile hekimliği birimlerinde görev yapanlar dışında" ibaresi, 4. alt bendinde yer alan "Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre" ibaresi, 6. alt bendinde yer alan "asgari" ibaresi, 10. alt bendi yönünden; her ne kadar davacı tarafından aile hekimlerinin gruplandırıldığı ve bunun aile hekimleri için kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu ifade edilmiş ise de aile hekimlerinin değil, aile hekimliği birimlerinin gruplandırıldığı ve bu birimlere gruplandırma şartlarını sağlamak üzere yaptıkları harcamalar nedeniyle gider ödemesinin yapıldığı, dolayısıyla aile hekimleri arasında eşitsizlik yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, kaldı ki cezaevi aile hekimliği birimlerinde bulunan aile hekimlerine ödenecek kayıtlı kişi ücretinin ilk günden beri diğer aile hekimliği birimlerinden daha fazla olarak belirlenmiş olduğu (normal aile hekimliği birimlerinde gebe-bebek dışındaki kayıtlı kişi katsayısı 0,79 iken, cezaevindeki tutuklu ve hükümlüler için 2,25 olarak uygulandığı) dikkate alındığında cezaevi birimleri için daha cazip bir ödeme modelinin belirlendiğinin görüleceği,
Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin ekinde yer alan ''Aile Sağlığı Merkezi Gideri Olarak Yapılacak Katkıların Tespitinde Kullanılmak Üzere Aile Hekimliği Birimi Gruplandırması'' kriterleri incelendiğinde, A grubuna ait kriterlerin, ceza infaz kurumlarında yerine getirilebilmesi mümkün olmadığı gibi Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihte mevcut hiçbir cezaevi aile hekimliği biriminin de A grubu olmadığı, dolayısıyla Yönetmelik hükmü ile herhangi bir hak kaybının yaşanmadığı, A grubu kriterleri arasında aile hekimlerince sözleşme yapılmak suretiyle haftalık belirli saat ilave sağlık personeli ve temizlik personeli çalıştırılmasının öngörüldüğü ve buna ilişkin giderler için A grubu gider ödemesinin verildiği, ceza infaz kurumlarında ise bu hizmetler zaten kurum personeli tarafından verilmiş olduğundan ayrıca aile hekimleri tarafından personel çalıştırılmasına ihtiyaç bulunmadığı, örneğin, cezaevi dışındaki aile sağlığı merkezlerinde güvenlik kamerası güvenliği sağlamak için, sıra takip sistemi başvuranların muayene sıralarını düzenlemek için kullanıldığı, ancak ceza infaz kurumlarında kurumların özelliği gereği zaten güvenlik açısından kamera dahil her türlü tedbirin alındığı, hükümlü ve tutukluların muayene işlemlerinin belirli bir düzen çerçevesinde yerine getirildiği dikkate alındığında, bu tür düzenlemelere ihtiyaç bulunmadığının görüleceği, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında hizmet alan vatandaşlar açışından eşitsizliğin söz konusu olmadığının görüleceği, grup kriterlerini sağlamak üzere aile hekimlerince yapılacak harcamalar için gider ödemesini belirlemek amacıyla aile hekimliği birimlerinin gruplandırıldığı, cezaevi aile hekimliği birimlerinde grup kriterleri için herhangi bir harcama yapılmayacağından bu birimlerin gruplandırılmasına gerek de bulunmadığı,
Aile sağlığı merkezi gider ödemesinin, adından da anlaşılacağı üzere aile sağlığı merkezlerinin oluşturulması ve standartların sürdürülmesi için aile hekimlerine yapılan bir ödeme olduğu, bu ödemenin, temel ücret olmadığı, bu ödemenin, aile sağlığı merkezlerinin kira, elektrik, su, iletişim, kırtasiye vb. harcamaları için yapıldığı, Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında yapılan protokol gereği cezaevi aile sağlığı merkezlerinin fiziki mekanlarının temini, tefrişatı, elektrik, su vb. giderleri diğer kamu binalarından farklı olarak ceza infaz kurumu müdürlükleri tarafından karşılanmakta olup, cezaevi aile hekimliği birimlerinde çalışan aile hekimlerinin bu manada bir cari harcama kaleminin oluşmadığı,
Yönetmelikle birlikte cezaevinde aile hekimliği birimine ilişkin esaslı yükümlülük yüklenmemesine rağmen kırtasiye vb. harcamalar için cari gider ödeneğinin %20'sinin, aile hekimlerine ödenmeye devam ettiği, Yönetmelik ile kamu yararı ve kaynakların etkin kullanımı ilkeleri gereği yapılmayan harcamalar için kişilere ödeme yapılmaması düzenlenmiş olup, ceza infaz kurumu bünyesinde bulunan aile sağlığı merkezlerinde çalışan aile hekimlerinin bu açıdan bir hak kaybının söz konusu olmadığı,
5258 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinde, aile sağlığı merkezlerinin fiziki ve teknik özelliklerinin Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile düzenleneceğinin öngörüldüğü, bu kapsamda Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin 23. ve 24. maddesi ile hizmet kalite standartlarının belirlendiği, bu standartlar ile aile hekimliği uygulamasında sağlık ocağı sistemine göre daha nitelikli birinci basamak sağlık hizmeti sunumunun sağlandığı, cezaevleri dahil tüm aile sağlığı merkezlerinde bu asgari şartların sağlandığı ve sürdürüldüğü ve İl Sağlık Müdürlüklerince düzenli olarak yapılan denetimler ile takip edildiği, dolayısıyla aile sağlığı merkezleri için davacının iddia ettiği gibi kötü ve iyi şeklinde bir ayrım yapılmasının mümkün olmadığı,
Cezaevi aile hekimliği birimlerinin, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülere hizmet vermek üzere açılan ve bu sebeple diğer aile hekimliği birimlerine göre kayıtlı kişi ücretinin daha fazla olarak belirlendiği birimler olduğu, ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlü sayılarının devamlı olarak değişebildiği ve hekimlerin de zaten bunu bilerek ve gönüllü olarak aile hekimliği sözleşmesi imzaladığı, Bakanlıkça bu birimlerin nüfusunun artırılması, sabitlenmesi ya da azaltılmasının mümkün olmadığı,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 7. alt bendinde yer alan "Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç olmak üzere alt bendin tamamı ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 6. alt bendinde yer alan "Ancak 6245 sayılı Kanun kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç alt bendin tamamı yönünden; aile hekimleri çalışanlarının, kurumlarından ve kadrolarından aylıksız veya ücretsiz izinli sayılmak suretiyle statülerinden ayrıldığı ve 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasına istinaden aile hekimliği sözleşmesi ile 5258 sayılı Kanun ve bu Kanun'a istinaden yayımlanan dava konusu Yönetmelik ile Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'ne göre faaliyet gösterdikleri, ayrıca 5258 sayılı Kanun'un 2. maddesinde aile hekimliği çalışanlarının tam gün esasına göre çalışacağının hüküm altına alındığı, tam gün esasının, başka bir işte çalışma yasağını ve gelir elde etme yasağını içinde barındırdığı, bunun dışında ancak Kanun'un izin verdiği ölçüde (nöbet tutması halinde nöbet ücreti veya idarenin izin vermesi koşuluyla işyeri hekimliği yapması durumunda işverenden ücret talep etmesi gibi) ödeme yapılabileceği, dolayısıyla 5258 sayılı Kanun'un, 209 sayılı Kanun kapsamında döner sermaye ödemesi öngörmediği, diğer taraftan 209 sayılı Kanun incelendiğinde de aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının 209 sayılı Kanun kapsamında yer almadıklarının açıkça görüleceği, aile hekimliği çalışanlarının hastanelerde mesai dışında olmak kaydıyla nöbet tuttuğu takdirde kendilerine 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin atfıyla 657 sayılı Kanun'un ek 33. maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödendiği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 8. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 7. alt bendi yönünden; dava konusu düzenlemelerin hukuka ve mevzuata uygun olduğu,
19\. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresi ile 22. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresi yönünden; dava konusu düzenlemelerin hukuka ve mevzuata uygun olduğu,

19\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile hekimine, %50'si ise" ibaresi, (b) bendinde yer alan "%50'si", 22. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "%50'si" ibaresi ve 22. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''%25'i" ibaresi yönünden; dava konusu düzenlemelerin, davacının iddia ettiği gibi aile hekimliği çalışanlarının izin haklarına yönelik olmadığı, zira, izin konusunun Yönetmelik'in 13. maddesinde düzenlendiği, dava konusu düzenlemelerin, bir aile hekiminin veya aile sağlığı çalışanının izinli veya raporlu olması gibi görevi başında bulunamadığı durumlarda aynı aile sağlığı merkezinden biri ile anlaşmasını, bunun mümkün olmaması durumunda ise aynı aile sağlığı merkezi içerisinden ya da bakanlığa bağlı başka birimlerden bu süreyle o birime bakmasını düzenlemekte olduğu, bu birimin kayıtlı kişilerine sağlık hizmeti sunulmamasının düşünülemeyeceği, aile hekimliği çalışanlarının görev başında bulunmadığı süre içinde hizmetin görülmesini sağlaması halinde tam ücretini alacağı, eğer yerine birinin bakmasını sağlayamazsa tam ücret alamayacağı, bu düzenlemedeki amacın, görevlendirme söz konusu olur ise görevlendirilen aile hekiminin veya aile sağlığı çalışanının sağlık hizmeti vermekle yükümlü olduğu nüfusa gereken ehemmiyeti göstermesini sağlamak olduğu, aynı zamanda kişi başı ücret öngörüldüğünden, ücreti, bu işi fiilen yapanın almasının da en doğal hakkı olduğu, ayrıca, görevlendirilen çalışana verdiği hizmetin kısmen karşılığını vererek hizmet kalitesinin artınlmasının ve hekimin bu durumu geçici görev olarak görmesini engellemeye çalışarak görev isteğini yükseltmenin hedeflendiği diğer taraftan, asıl kişiye çeşitli mazeretleri sebebiyle çalışamadığı ve izinli olduğu dönemlerde temel ücret verilerek mağdur olmasının da engellendiği, bu uygulamanın aile hekimliğine özgü olduğu,
2005 ve 2010 yıllarında yayımlanan Yönetmeliklerde de var olan ve dava konusu Yönetmelik'te de korunan bu hüküm ile ilgili olarak açılan davalarda Danıştay ilgili daireleri tarafından davanın reddine karar verildiği,
22\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile sağlığı çalışanına, %25'i" ibaresi yönünden; aile sağlığı çalışanına %25 yerine %50 üzerinden görevlendirme ile ücret ödendiğinde diğer sağlık kuruşlarında çalışan ebe, hemşire, sağlık memuru ve acil tıp teknisyenine ödenen ücret arasında ciddi dengesizlik ve eşitsizlik söz konusu olduğu, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı olarak görev yapan kişilerin aldıkları ücretler belirlenirken hem Bakanlığa bağlı diğer sağlık personelinin maaşları hem de koruyucu sağlık hizmetlerinin sunumu için teşvik edici bir ücretlendirme dikkate alınarak düzenleme yapıldığı, bununla birlikte, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına verilen ücretin, memurlara verilen zam kadar artırıldığı ve mevcut Yönetmelik'te de bu durumun korunduğu, dava konusu düzenleme 2010 tarihli Yönetmelik'te de aynı şekilde mevcut olup, yargı denetiminden geçerek hukuka uygun olduğunun ortaya konduğu,
27\. maddesinin 4. fıkrası yönünden; dava konusu düzenlemenin, davacının iddia ettiği gibi aile hekimlerine müdürlükler tarafından kiralanan kamu binalarının kira artışı ile ilgili olmadığı, bu hükmün, ilgili maddede de atıfta bulunulduğu üzere Yönetmelik'in 18. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (8) numaralı alt bendinde yer alan ''Yeni açılan ve müdürlükçe hizmet verilecek aile sağlığı merkezi mekanı gösterilemeyen birimler için aile sağlığı merkezi giderleri, on ay boyunca yukarıdaki kriterlere bağlı olmaksızın tavan ücretin %100'ü olarak ödenir. Bu birimlerin açılmasını müteakiben ilk yerleştirme sonucunda boş kalması halinde müdürlüğün teklif ettiği ve Bakanlıkça uygun görülen yerler için giderleri döner sermaye bütçesinden karşılanmak üzere müdürlükçe kiralama, iç mekan tadilatı, tefrişat ve malzeme temini de dahil olmak üzere aile sağlığı merkezi oluşturulur. Ancak müdürlükçe, gerekçelendirmek ve Bakanlıkça onaylanmak kaydıyla yerleştirme işlemi beklenmeksizin, giderleri döner sermaye bütçesinden karşılanmak üzere aile sağlığı merkezi oluşturulabilir. Oluşturulan birime on aylık süre dolmadan aile hekimi yerleşmesi halinde on aylık sürenin sonuna kadar tavan ücretin % 50'si aile hekimine, kalan % 50'si ise müdürlük döner sermayesine ödenir.'' şeklindeki düzenleme ile ilgili olduğu, buradan açıkça görüleceği üzere hizmet mekanı olan bir aile sağlığı merkezinde değil, müdürlükçe uygun kamu binası bulunamadığından dolayı özelden kiralanarak ilk defa açılan ve oluşturulan aile sağlığı merkezlerinden bahsedildiği,
Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin 22. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ''Aile sağlığı merkezi, Kurum tarafından öngörülen nüfus kriterleri esas alınmak suretiyle sözleşme yapmış bir ya da daha fazla aile hekimi tarafından açılabilir.'' hükmüne göre aile sağlığı merkezini oluşturmak esasen aile hekimlerine verilen bir görev olmasına rağmen, özellikle yüksek kira bedeli bulunan ve mekan temininde güçlük çekilen yerleşim yerlerinde Müdürlükçe aile sağlığı merkezi oluşturarak aile hekimlerine destek olmak amacıyla yapılan bir düzenleme olduğu, şöyle ki Müdürlükler tarafından mekan temini güç olan bu bölgelerde (İstanbul Kadıköy - Beşiktaş, Ankara Çankaya vb.) özel şahıslardan binalar kiralanarak iç mekan tadilatı, tefrişat ve malzeme temini de dahil olmak üzere aile sağlığı merkezlerinin oluşturulacağı, bina kirasının müdürlük tarafından karşılanacağı, aile hekimleri ile alt kira sözleşmesi imzalanacağı ve bu durumda kiracı olmaları hasebiyle aile hekimlerinden tahsil edilecek miktarın da il genelinde bir önceki yıl haziran ayında kamu binalarında görev yapan aile hekimlerinin ödediği ortalama kira bedelinin iki buçuk katından fazla olamayacağı yani kamu binalarında çalışan diğer aile hekimlerinden tahsil edilen kira bedelleri ile uyumlu olacağı, burada kira bedeli hesaplanmasında mevcut yılın değil de bir önceki yılın verilerinin kullanılmasının, aile hekimleri için olumlu bir düzenleme olduğu, dava konusu Yönetmelik düzenlemesi olmasa idi kira bedellerinin yüksek olduğu yerleşim yerlerinde aile hekimlerince mekan oluşturulması durumunda çok daha fazla kira bedeli ödenmesinin söz konusu olacağı,
Öte yandan 5258 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan, ''Hazine, belediye veya il özel idaresine ait taşınmazlardan aile sağlığı merkezi olarak kullanılması uygun görülenler, Maliye Bakanlığı, belediye veya il özel idarelerince bu amaçla kullanılmak üzere doğrudan aile hekimine kiraya verilebilir.'' hükmü, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin 25. maddesinde yer alan, ''Aile hekimleri, bu Yönetmelikteki asgari fiziki şartları haiz, öncelikle Bakanlık, Kurum veya bağlı kuruluşlara ait sağlık hizmeti vermek amacıyla yapılan veya müdürlükçe bu amaçla kiralanan binalarda hizmet verirler. Bu imkânın sağlanamaması halinde müdürlüğün onayı ile uygun standartlara sahip bölgedeki diğer mekânlarda da hizmet verebilirler.'' hükmü birlikte değerlendirildiğinde aile hekimlerince öncelikle kamu binalarında aile sağlığı merkezleri oluşturulmakta olup, söz konusu kamu binalarının aile hekimlerine kiralandığı, davacının iddia ettiği şekilde Kanun hükmüne aykırı olarak aile sağlığı merkezi gider ödemesinin kesintisi değil, yine aynı Kanun ile düzenleme yapıldığı üzere kira sözleşmesi ile kiralanan mekanın bedelinin tahsil edilmesinin söz konusu olduğu,
Yönetmelik'in eki T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesi'nin; 5. maddesinde yer alan "Bunun dışında herhangi bir ad altında başka bir ödeme yapılamaz." ibaresi ile 8. maddesinde yer alan "ve ilgilinin çalıştırdığı kişiler tarafından", "ve ilgilinin çalıştırdığı kişilerin" ibareleri yönünden; dava konusu düzenlemelerin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, aile hekimliği çalışanlarının, Anayasa'nın ilgili hükmüne göre diğer kamu görevlisi olduğu ve bu kişilerin üçüncü kişilere vereceği zararlardan Devletin sorumlu olduğu konusunda duraksama bulunmadığı, aile sağlığı merkezlerinin, 5258 sayılı Kanun ve bu Kanun'a istinaden yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nde gerekli düzenlemeleri yapılan birinci basamak sağlık hizmetlerini yürütmek üzere teşekkül ettiği, Bakanlık ile sözleşme yaparak hizmet veren işyerleri olduğu, yine aynı Kanun'un 3. maddesinde ''... Aile hekimleri ferden veya müştereken personel çalıştırabilir ve işveren olabilir...'' hükmünün yer aldığının görüldüğü, bu hükme uygun olarak aile hekimlerinin 18. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendinde temizlik, güvenlik, sekretarya hizmetleri için personel çalıştırabileceğinin öngörüldüğü, yardımcı sağlık personeli ve temizlik personeli çalıştırılması konusunda aile hekimlerinin bir zorunluluğu bulunmayıp, tamamen kendi kararları doğrultusunda işveren oldukları, işvereni oldukları kişilerle sözleşme imzalama, sözleşmeyi feshetme, emir ve talimat verme, yönlendirme, denetleme hususlarının tamamen aile hekimlerine ait olduğu, bu personel ile Bakanlığın doğrudan herhangi bir bağı olmayıp, bu personelin üçüncü kişilere karşı vereceği zararlardan aile hekiminin sorumlu tutulmasının, hukukun genel prensibi gereği olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin; 12. maddesinin 2. fıkrasının,13. maddesinin 1. fıkrasındaki "...ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresinin, 4. fıkrasındaki "Aile sağlığı çalışanına izin verilmesi veya görevlendirilmesi öncesinde aile hekimi bilgilendirilir ancak onayı aranmaz." ve 5. fıkrasındaki ".. Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir." ibarelerinin,14. maddesinin 1. fıkrasındaki "...asgari" ibaresinin, 16. maddesinin 3. fıkrası ile 4. fıkrasındaki "... haller ile üçüncü fıkra gereğince vekaleten hizmetin gördürülemediği veya bunun uygun görülmediği" ibarelerinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3, 4 ve 5. alt bentlerinde yer alan "...ara puan" ibaresinin ve 6. alt bendi ile 10. alt bendinin, (b) bendindeki "... Bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile ..." ibaresinin, (c) bendinin 1. alt bendindeki "... iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri" ibaresinin, 2. alt bendinin ve 3. alt bendindeki "... cezaevi aile hekimliği birimlerinde görev yapanlar dışında..." ibaresinin, 4. alt bendindeki "... Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre..." ibaresinin,6. alt bendindeki "... asgari" ibaresinin ve 10. alt bendinin, (ç) bendinin 7. alt bendinde yer alan "...Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç olmak üzere alt bendin tamamının ve 8. alt bendinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresinin, 2. fıkrasının (a) bendindeki "... Yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile hekimine, %50'si ise..." ibaresinin, (b) bendinde yer alan "... %50'si" ibaresinin, 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3, 4 ve 5. fıkralarında yer alan "...ara puan" ibarelerinin,6. ve 10. alt bentlerinin, (b) bendindeki "...bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile ..." ibaresinin, 6. alt bendinde yar alan "...Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç alt bendin tamamı ile 7. alt bendinin, 22. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki ".. kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması ..." ibaresinin, 2. fıkrasının (a) bendindeki "... yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile sağlığı çalışanına, %25'i ..." ibaresinin, (b) bendindeki "... %50'si ..." ibaresinin, 3. fıkrasındaki (... %25'i ..." ibaresinin, 27. maddesinin 4. fıkrasının, Yönetmelik'in eki T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesi'nin, 5. maddesindeki "...Bunun dışında herhangi bir ad altında başka ödeme yapılmaz.." ibaresinin, 8. maddesindeki "... ve ilgilinin çalıştırdığı kişiler tarafından", "...ve ilgilinin çalıştırdığı kişilerin" ibarelerinin, iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanun'unun 8. maddesinin 2. fıkrasında "Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları, sözleşmenin feshini gerektiren nedenler, Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralına yer verilmiş, 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 3.maddesinde de Bu Yönetmeliğin, 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak hazırlandığı belirtilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 12. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemine ilişkin olarak; Dava konusu hükümde, "Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının, pozisyonlarının bulunduğu mahalde ikamet etmeleri esastır." kuralına yer verilmiştir.
Sağlık hakkının temel haklar arasında yer alması ve bu hakkın korunması, iyileştirilmesi ve etkin hale getirilmesinde Devlete düşen yükümlülüklerin doğal sonucu olarak, bu alanda Devlete bir takım düzenleme ve sınırlamalar getirmesi konusunda yetkiler tanınması gerektiği açıktır.
Hekim ve ona yardımcı olan sağlık personelinin, temel haklardan olan sağlıklı yaşam hakkı ile bu hakkın sürdürülmesindeki önemi kuşkusuzdur. Dolayısıyla sağlık sektöründe görev alanların diğer kamu görevlilerinden bu yönlerden farklılıklarının bulunması da doğaldır .
Dava konusu Yönetmelik'le, aile hekimlerinin poziyonlarının bulunduğu mahalde ikamet etmeleri esas olmakla birlikte bu husus kesin kural niteliğinde olmadığı, savunma dilekçelerinde Aile hekimi ve aile sağlığı elemanının çeşitli nedenlerle pozisyonlarının bulunduğu mahalde ikamet edememeleri durumunda ilgili mülki amirin izni ile farklı yerlerde ikamet etmekte ve hizmeti sürdürebilmelerine imkan tanındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, sözleşmeli çalışma esaslarının gereği olan, aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemalarının bulunduğu bölgede kendisine kayıtlı kişilere devamlı sağlık hizmetinin sunulmasını sağlamak amacıyla kamu yararı ve hizmet gerekleri esas alınarak yapılan düzenleme hukuka uygundur.
Dava konusu Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasındaki "...ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak;
Yönetmeliğin 13.maddesinin 1. fıkrasında "Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, bir mali yılda otuz gündür. Mali yıl başladıktan sonra sözleşme imzalayarak göreve başlayan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanına, mali yıl sonuna kadar çalışacakları sürenin bir yıllık çalışma süresine oranının yıllık izin süresi ile çarpılması suretiyle bulunacak süre kadar yıllık izin verilir. Hesaplamada kesirler tama iblağ edilir. Bir sözleşme döneminde birinci mali yılda kullanılmayan yıllık izinler ikinci mali yıla aktarılabilir, ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz.(..) kuralına yer verilmiştir.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanun'unun 3.maddesinde Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gün olduğu kurala bağlanmış olup, Yönetmeliğin 6.maddesinde, Sözleşmenin süresi ve dönemi iki mali yıl olduğunun öngörülmüş olması ve sözleşme yapılan kişilerle sonraki yıllarda da aynı şekilde sözleşme imzalanarak süregelen şekilde çalıştırılacakları konusunda yasal bir düzenleme bulunmaması karşısında, yıllık izinlerin sonraki sözleşme dönemine aktarılamayacağı şeklinde yapılan düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrasındaki "Aile sağlığı çalışanına izin verilmesi veya görevlendirilmesi öncesinde aile hekimi bilgilendirilir ancak onayı aranmaz." ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak;
Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrasında, "Aile sağlığı çalışanına izin verilmesi veya görevlendirilmesi öncesinde aile hekimi bilgilendirilir ancak onayı aranmaz." düzenlemesi yer almıştır. Aile sağlığı çalışanı ile sözleşme imzalama ve görevlendirme hususunda Sağlık Müdürlüğünün yetkili olduğu ve hizmetlerinin etkin ve kesintisiz olarak yürütülmesinin idarenin sorumluluğu altında olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Bu itibarla sözleşme yapmaya yetkili idarece izin verme ve görevlendirme hususundaki yetkininin herhangi bir onaya bağlı olmaksızın kullanılmasına yönelik düzenlemede üst hukuk normlarına ve kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 13. maddesinin 5. fıkrasındaki ".. Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir." ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak;
Yönetmeliğin 13. maddesinin 5. fıkrasında, "Aile hekimi ile aile sağlığı çalışanına izin vermeye ve hastalık raporlarını izne çevirmeye müdürlük yetkilidir. Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir. İzinlere ilişkin diğer hususlar Bakanlıkça belirlenir." kuralı yer almıştır.
5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 3. maddesinde illerin idaresinin yetki genişliği esasına dayandığı belirtilmiştir.
Yetki genişliğinden amaç, merkezden yönetimin sakıncalarını belli ölçüde ortadan kaldırmak ve merkezden yönetim sisteminin işleyişinde olanaklar ölçüsünde sürat sağlamaktır. Merkezden karar almak ve uygulamak gibi kamu gücünden doğan yetkilerin, bir bölge veya hizmetin başında bulunan memura tanınması, yetki genişliği olarak tanımlanır.
Yetki genişliği uygulamasında yetki, merkezi idarenin memurlarına kanunla doğrudan verilebileceği gibi merkezin belirlediği sınırlar çerçevesinde İl yönetim kademelerine de devredilebilir.
Bu itibarla hizmetin etkin bir şekilde yürütülmesi amacıyla sınırları belirli olmak üzere izin verme ve hastalık raporlarını izne çevirme konusunda yetkinin aynı hiyerarşik düzen içerisinde ilçe sağlık idare amirlerine devredilmesine ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin 1. fıkrasındaki "...asgari" ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak;
Yönetmeliğin 14. maddesinin 1. fıkrasında "Aile sağlığı merkezi, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, asgari altı ayda bir, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülki idare amirleri ve yerel sağlık idare amirleri veya bunların görevlendireceği personelin denetimine tabidir. (..) " kuralı yer almıştır.
Temel sağlık hizmetlerini, Bakanlık hedef ve politikalarına uygun olarak yürütmek ve bu hususta gerekli düzenlemeleri yapmak görev ve yetkisi davalı Bakanlığa aittir. Bu yetki kapsamında davalı idarece, sağlık hizmetlerinin kaliteli, etkin, verimli bir şekilde sunulmasını sağlamak, bunlarla ilgili düzeltici ve önleyici faaliyetleri gerçekleştirmek, organizasyon ve eş güdüm sağlamak amacıyla belirli aralıklarla denetim yapılmasına yönelik dava konusu
düzenlemede hizmet gerekleri ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 3. fıkrası ile 4. fıkrasındaki "... haller ile üçüncü fıkra gereğince vekaleten hizmetin gördürülemediği veya bunun uygun görülmediği" ibarelerinin iptali istemine ilişkin olarak;
Yönetmeliğin 3. fıkrasında "Sözleşmeli olarak çalıştırılan aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı, birinci fıkranın (c) bendi ile ikinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen hallerde, 5 inci maddede belirtilen şartları taşıyan hekim ya da sağlık personeli ile anlaşarak vekâleten hizmetin görülmesini geçici olarak sağlar. Bu anlaşma, müdürlükçe uygun görülmesi halinde uygulanır." kuralına
4\. fıkrasında ise "Birinci fıkranın (a) ve (b), ikinci fıkranın (ç), (d) ve (e) bentlerinde belirtilen haller ile üçüncü fıkra gereğince vekâleten hizmetin gördürülemediği veya bunun uygun görülmediği hallerde aynı aile sağlığı merkezinden veya Bakanlığa bağlı, aile sağlığı merkezi dışındaki diğer birimlerden, müdürlükçe geçici aile hekimi veya geçici aile sağlığı çalışanı görevlendirilir." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu hükümler aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının sayılan sebeplerle görevi başında bulunamadığı süre içinde aile hekimliği mevzuatı uyarınca şartları taşıyan hekim ya da sağlık personelinin geçici olarak hizmeti sağlamasına yönelik bir düzenleme olup, vatandaşların, kamu hizmeti olan ve doğrudan yaşam hakkına ilişkin sağlık hizmetlerinden kesintisiz bir şekilde faydalanmaları amacını taşıyan düzenlemelerde 5258 sayılı Yasaya, kamu yararı ile hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3, 4 ve 5. alt bentlerinde yer alan "...ara puan" ibaresi ile 6. alt bendinin iptali istemine ilişkin olarak;
Yönetmeliğin 18.maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3. Alt bendinde "Kayıtlı ilk 4000 kişiye kadar, her gruptaki kişi sayısı o grubun katsayısıyla çarpılır ve bulunan puanlar toplanarak ara puan hesaplanır."
4.alt bendinde "Nüfus ve coğrafi yapısı nedeniyle kayıtlı nüfusun zorunlu olarak düşük olduğu Bakanlıkça belirlenen yerlerde ilk 1350 kişiye kadar, her gruptaki kişi sayısı o grubun katsayısıyla çarpılır ve bulunan puanlar toplanır (A). Bu toplam puan 2 katsayısıyla çarpılır (Ax2). Daha sonra, 1351 ile 2400 kişiye kadar kayıtlı kişiler için de her gruptaki kişi sayısıyla o grubun katsayısı çarpılır ve bulunan puanlar toplanarak (B), daha önce bulunmuş olan puana eklenir ((Ax2)+B) ve ara puan hesaplanır."
5\. Alt bendinde "Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde, nöbet hizmetlerini de kapsamak üzere 2400 kişiye kadar, her gruptaki kişi sayısı o grubun katsayısıyla çarpılır ve bulunan puanlar toplanır (A). Daha sonra bu toplam puan, 1,65 katsayısıyla çarpılarak (Ax1,65) ara puan hesaplanır."
6\. Alt bendinde "Kayıtlı kişiler ile ilgili olarak, hipertansiyon, diyabet, kanser ve obezite gibi hastalıkların taranması, takibi ve takip sonucunda meydana gelen değişim oranları ile vaka yönetimine göre (0,90) ila (1,50) arasında belirlenecek olan tarama ve takip katsayısı ile ara puan çarpılmak suretiyle maaşa esas puan hesaplanır. Bakanlıkça sevk sistemi uygulamasına geçilmesine karar verilen il ve/veya ilçelerde tarama ve takip katsayısı (0,90) ila (2) arasında uygulanır. Tarama ve takip katsayısına dahil edilecek olan hastalıklar ile bu hastalıkların tarama, takip ve takip sonucunda meydana gelecek değişimlerin oranları, bu oranların hesaplanması ile ilgili usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça belirlenir." kurallarına yer verilmiştir.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanun'unun 3. Maddesinde Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının durumları ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi almış olup olmadıkları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, aile sağlığı merkezi giderleri, (…) , kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri ile aile hekimi tarafından karşılanmayan gider unsurları, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı gibi kriterlerin esas alınacağı belirtilmiştir. Dava konusu düzenlemeler ile kayıtlı kişi sayısı, bunların risk durumları ve kayıtlı kişilerin hastalıklarının taranması, takibi ve bu takipler neticesindeki başarı oranlarının toplamı esas alınarak başarı ve performansa göre ücretin belirlenmesi cihetine gidildiği bu haliyle dava konusu düzenlemede 5258 sayılı Yasa'ya ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendinin iptali istemine ilişkin olarak;
Dava konusu düzenlemede "Deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda yapılacak hizmetler için bu bentte belirtilenlerin dışında ayrıca bir ödeme yapılmaz." kuralı yer almıştır.
Davacı tarafından; deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına herhangi bir ücret ödenmemesinin angarya niteliğinde olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiş ise de deprem, sel felaketi, salgın gibi olağanüstü durumlarda da kendilerine kayıtlı vatandaşlara hizmet verecekleri, mevcut görevlerine ilave bir yük getirilmediği, kaldı ki ilgili personele çalışılan gün sayısı kadar ödemede bulunulurken söz konusu olağanüstü durumlarda Bakanlıkça veya valilikçe görevlendirilenlere ödemenin tam olarak yapılacağı, bu duruma göre, anılan düzenlemelerin 5258 sayılı Yasa'ya, üst hukuk normlarına ve hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
18\. maddesinin 2. fıkrasını (b) bendindeki "... Bu Yönetmeliğin eki (EK-4 sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ücreti listesi)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile ..." ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak;
Yönetmeliğin 18.maddesinin 2.fıkrasının (b) bendinde "Sosyoekonomik Gelişmişlik Düzeyi Ücreti: Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi esas alınarak, bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)’nde belirtilen ödeme göstergesi ile tavan ücretin % 14’ünün çarpımı sonucu elde edilen tutar ödenir. " kuralı yer almıştır.
Davacı tarafından Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fikrasındaki hüküm gereği
sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi ödemesinden kesinti yapılmaması gerekir iken kesinti yapılarak hükme aykırılık teşkil ettiği iddia edilerek iptali talep edilmiş ise de yukarıda anılan kural da kesinti yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi ücret hesaplanmasında sosyoekonomik gelişmişlik düzeyinin belirleyici bir unsur olarak dikkate alınmasında 5258 sayılı Yasa'ya ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 18. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendindeki "... iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri" ibaresinin, 2. alt bendinin ve 3. alt bendindeki "... cezaevi aile hekimliği birimlerinde görev yapanlar dışında..." ibaresinin, 4. alt bendindeki "... Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre..." ibaresinin,6. alt bendindeki "... asgari" ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak;
Yönetmeliğin 2.fıkrasının (c) bendinde, Aile Sağlığı Merkezi Giderleri düzenlenmiş olup dava konusu alt bentlerde;
1) "Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine, hizmet verdiği merkezin kira, elektrik, su, yakıt, telefon, internet, bilgi-işlem, temizlik, büro malzemeleri, küçük onarım, danışmanlık, sekretarya, iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ve tıbbi sarf malzemeleri gibi Bakanlıkça belirlenecek asgari fiziki ve teknik şartların devamına yönelik giderleri için her ay tavan ücretin % 50’sinin, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan illerin satın alma gücü paritesi puanı ile çarpımı sonucuna göre bulunacak tutarda ödeme yapılır."(..)
2) "Ceza infaz kurumunca, aile hekimliği biriminin teknik tıbbi ve fiziki donanımı için yapılan harcama bedelleri ile kira, elektrik, su, yakıt, temizlik, tıbbi sarf malzemesi gibi Bakanlıkça belirlenen asgari fiziki ve teknik şartların devamına yönelik giderlerden oluşan aylık kullanım bedelleri karşılığında bu bendin (1) numaralı alt bendinde belirtilen aile sağlığı merkezi gider ödemesinin % 80’i ödenmeksizin, iletişim, kırtasiye ve benzeri harcamalar için aile hekimine bunun % 20’si ödenir.
3) "Cezaevi aile hekimliği birimlerinde görev yapanlar dışında, her aile hekimine ayrıca yukarıdaki tutara ek olarak her ay, Bakanlıkça belirlenen aile hekimliği birimleri gruplandırmasına göre tavan ücretin;
i) D grubu aile hekimliği birimleri için tavan ücretin % 10’u,
ii) C grubu aile hekimliği birimleri için tavan ücretin % 20’si,
iii) B grubu aile hekimliği birimleri için tavan ücretin % 35’i,
iv) A grubu aile hekimliği birimleri için tavan ücretin % 50’si,
oranı kadar ödeme yapılır." kuralına
4)"Bu gruplandırmalara göre daha yüksek ilave ödeme gerektiren gruba göre ödeme yapılabilmesi için aile hekimince, ilgili gruba ait tüm kriterlerin sağlandığına dair belgeler ile müdürlüğe başvurulur. Başvuru tarihinden itibaren müdürlük veya Bakanlık ya da Bakanlıkça yetki verilen özel veya kamu kurum ve kuruluşlarınca, en geç otuz gün içinde Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre yerinde değerlendirme yapılır. "
6) "Aile hekimliği birimleri, gruplandırma kriterleri açısından, asgari altı ayda bir denetlenir."(..) kuralı yer almıştır.
10) "Aile hekimlerinden herhangi biri kendisine bildirim yapılmasına rağmen, aile sağlığı merkezinin asgari fiziki ve teknik şartlarını yerine getirmediği takdirde, müdürlükçe bu eksiklikler giderilir ve bedeli söz konusu aile hekimine yapılan ödemelerden kesilerek müdürlük döner sermayesine aktarılır.
Söz konusu düzenlemeler ile aile sağlığı merkezinin asgari fiziki ve teknik şartların devamına yönelik giderlerinin ödenmesinin ön görüldüğü, bu kapsamda Ceza evi aile hekimliği birimlerinde ceza infaz kurumu müdürlükleri tarafından karşılanmakta olan gider kalemleri için ödeme yapılmadığı ancak cari giderlere ilişkin ödemelerin yapıldığı; Öte yandan fiziki ve teknik özelliklerine göre gruplandırılan aile sağlığı merkezlerinin kalite standartlarının devamı için denetlenmesi ve Bakanlıkça belirlenen esaslar dahilinde fiziki ve teknik kapasitesini yükselttiği tespit edilen merkezlere ilave ödeme yapılmasının ve kalite standartlarının sağlanması bakımından asgari fiziki ve teknik şartların temini için sağlık Müdürlüğünce yapılan giderlerin ilgilisinden tahsilinin ön görüldüğü, bu haliyle anılan düzenlemelerin 5258 sayılı Yasa'ya ve hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 7. alt bendinin "...Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç olmak üzere iptali istemine ilişkin olarak;
Dava konusu düzenlemede "Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimlerine bu Yönetmelikte belirlenen ödemelerin dışında, 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun hükümleri dahil herhangi bir ad altında başkaca bir ödeme yapılamaz. Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir. Bu statüde çalışanlara, her ne şekilde olursa olsun sözleşmelerinin sona ermesi durumunda, sosyal güvenlik mevzuatı gereği ödenenler hariç herhangi bir ödeme yapılmaz." kuralı yer almıştır.
5258 sayılı Kanun'un 3.maddesinde Sağlık Bakanlığınca aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı olarak görevlendirilenlere, 209 sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına Bağlı Sağlık Kuruluşları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun uyarınca ek ödeme yapılmayacağı kurala bağlandığından aynı yönde düzenleme getiren dava konusu yönetmelik hükmünde 5258 sayılı Yasa'ya ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 8. alt bendinin iptali istemine ilişkin olarak;
Dava konusu düzenlemede "31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkı bulunan aile hekimine, ikinci fıkranın (a) bendinde belirtilen ödemelerden geçici iş görmezlik ödeneği miktarı düşülerek ödeme yapılır." kuralı yer almıştır.
5510 sayılı kanun'un 4/A maddesine tabi aile hekimine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Kanunda belirtilen geçici iş göremezlik sürelerinde gelir kaybını telafi etmek için geçici iş göremezlik ödeneği verildiğinden bu tutarın ücretten düşülmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresinin, 2. fıkrasının (a) bendindeki "... Yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile hekimine, %50'si ise..." ibaresinin, (b) bendinde yer alan "... %50'si" ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak;
Yönetmeliğin 19. Maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimine, (..) "Üçüncü fıkra kapsamında vekâleten hizmetin görülmesini sağlaması halinde," ödemeler tam olarak yapılır." kuralı
2.fıkrasında (a) bendinde "Sözleşmeli aile hekimi yerine geçici aile hekimi görevlendirilmesi durumunda; 18 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre kayıtlı kişiler için yapılacak brüt ödeme miktarının % 50’si yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile hekimine, % 50’si ise geçici aile hekimine veya geçici aile hekimi olarak Bakanlık personeli görevlendirilmiş ise bu personele ödenmek üzere kadrosunun bulunduğu kurum döner sermaye emanet hesabına, " ödenir kuralı
(b) bendinde 1"8 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendine göre ödenecek sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ücretinin % 50’si asıl aile hekimine, " ödenir kuralı yer almaktadır.
Dava konusu maddeler, geçici aile hekimlerine ve geçici aile hekimlerine yapılacak ödemelere ilişkin bir düzenlemeler içermektedir. Bir aile hekimi sağlık hizmetinin kesintisiz yürütülmesinin sağlanmasına yönelik olarak, izinli ve raporlu olduğu süre içinde başka bir sağlık personeli ile anlaşacak; böyle bir anlaşmanın söz konusu olmaması durumunda ise, Müdürlükler, aynı aile sağlığı merkezindeki diğer aile hekimliği çalışanını veya kamudaki personelden birini, izne ayrılan veya raporlu aile hekimi ve aile sağlığı elemanının yerine resen görevlendirecektir. Bu şekilde vekaleten hizmetin görülmesinin sağlanması halinde ücret tam ödenirken, resen geçici olarak görevlendirme halinde ise ücretin yarısının asıl aile hekimine yarısının ise görevlendirilen aile hekiminin verimliliğinin arttırılması amacı da gözetilerek hakkaniyete ve hukuka uygun bir şekilde, aldığı ücrete ilave olarak, görevlendirilen aile hekimine ödenecektir.
Anılan hükümler uyarınca aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarının sözlemeli olarak görev yaptıkları, ilgili kişilere temel ücretin ödendiği, davalı idarelerin aile hekimlerin yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarını belirleme yetkilerinin bulunduğu göz önüne alındığında, dava konusu düzenlemenin 5258 sayılı Yasaya ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3, 4 ve 5. fıkralarında yer alan "...ara puan" ibarelerinin,6. ve 10. alt bentlerinin, (b) bendindeki "...bu Yönetmeliğin eki (EK-4 sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ücreti listesi)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile ..." ibaresinin, 6. alt bendinde yar alan "...Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç alt bendin tamamı ile 7. alt bendinin ve 22. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki ".. kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması ..." ibaresinin, 2. fıkrasının (a)
bendindeki "... yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile sağlığı çalışanına, %25'i ..." ibaresinin, (b) bendindeki "... %50'si ..." ibaresinin, 3. fıkrasındaki (... %25'i ..." ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak;
Dava konusu kurallar aile sağlığı çalışanı ödeme esaslarına ilişkin olup aile hekimlerine ilişkin düzenlemelerle aynı mahiyette olmakla yukarıdaki maddelerde açıklandığı üzere 5258 sayılı Yasa'ya ve hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 27. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemine ilişkin olarak;
Yönetmeliğin 27. maddesinin 4. fıkrasında "18 inci maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (8) numaralı alt bendi çerçevesinde Müdürlükçe oluşturulan aile sağlığı merkezlerinin kira ödemeleri, aile hekimlerinin aile sağlığı merkezi gider ödemesinden kesilerek müdürlükçe yapılır. Ancak aile hekiminden kesilecek kira bedeli, il genelinde bir önceki yıl haziran ayında kamu binalarında görev yapan aile hekimlerinin ödediği ortalama kira bedelinin iki buçuk katından fazla olamaz. Bu yerlerde görev yapacak aile hekimleri ile müdürlük arasında alt kira/kullanım sözleşmesi yapılır. " kuralı yer almıştır.
Söz konusu düzenleme ile müdürlükçe hizmet verilecek aile sağlığı merkezi mekanı gösterilemeyen ve özel mülkiyete konu yerler kiralanarak oluşturulan aile sağlığı merkezlerinin kira ödemelerinin düzenlendiği ve aile hekimine yansıtılacak kira miktarın kamu binalarında görev yapan aile hekimlerinin ödediği ortalama kira bedeli esas alınarak en fazla ki buçuk katı olarak sınırlandırıldığı anlaşılmakla, aile sağlığı merkezini oluşturmakla mükellef aile hekimlerinin giderlerini hafifletmeye yönelik düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yönetmelik'in eki T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesi'nin, 5. maddesindeki "...Bunun dışında herhangi bir ad altında başka ödeme yapılmaz.." ibaresinin, 8. maddesindeki "... ve ilgilinin çalıştırdığı kişiler tarafından", "...ve ilgilinin çalıştırdığı kişilerin" ibarelerinin, iptali istemine ilişkin olarak;
Yönetmelik eki T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesinin 5. maddesinde "İlgiliye yapılacak ödemeler ve kesintilerde Sözleşme Yönetmeliği hükümleri uygulanır. Bunun dışında herhangi bir ad altında başka bir ödeme yapılamaz." hükmü,
8\. maddesinde " İlgili ve ilgilinin çalıştırdığı kişiler tarafından Kuruma verilen zararlar tazmin ettirilir. İlgili ve ilgilinin çalıştırdığı kişilerin görevi esnasında veya görevi ile ilgili olarak üçüncü şahıslara verilen zararlar neticesinde bu kişilere Kurumca yapılmak zorunda kalınan ödemeler için genel hükümler çerçevesinde ilgiliye rücu edilir." hükmü yer almıştır.
Aile hekimliği çalışanlarına yapılacak Ödemelere iliışkin tüm hususlar Yönelmelik ile belirlendiğinden sözleşme metninde de Yönetmelik ile düzenlenen hususlar dışında bir ödeme yapılamayacağı şeklindeki düzenlemede ve kusur sorumluluğu çerçevesinde kuruma ve üçüncü kişilere verilen zararların genel hükümlere göre ilgililerinden tahsiline yönelik düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; duruşma için belirlenen 30/04/2025 günü, davacı asil ..., davacılar vekili Av. ...'un ve davalı idareleri temsilen Hukuk Müşaviri ...'in geldiği görülerek, Danıştay Savcısının hazır bulunduğu açık duruşmaya başlanıldı. Duruşmada hazır bulunan taraflara usulüne göre söz verilip dinlenildikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar; 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 2. fıkrasının, 13. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresinin, 13. maddesinin 4. fıkrasının, 13. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir." cümlesinin, 14. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "asgari" ibaresinin, 16. maddesinin 3. fıkrası ile 4. fıkrasında yer alan "haller ile üçüncü fıkra gereğince vekaleten hizmetin gördürülemediği veya bunun uygun görülmediği" ibaresinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin; 1. alt bendinde yer alan "iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri" ibaresinin, 2. alt bendinin, 3. alt bendinde yer alan "cezaevi aile hekimliği birimlerinde görev yapanlar dışında" ibaresinin, 4. alt bendinde yer alan "Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre" ibaresinin, 6. alt bendinde yer alan "asgari" ibaresinin, 10. alt bendinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 7. alt bendinde yer alan "Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç olmak üzere alt bendin tamamı ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 6. alt bendinde yer alan "Ancak 6245 sayılı Kanun kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç alt bendin tamamının, 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 8. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 7. alt bendinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresi ile 22. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresinin
, 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile hekimine, %50'si ise" ibaresinin, (b) bendinde yer alan "%50'si" ibaresinin, 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile sağlığı çalışanına, %25'i" ibaresinin, 22. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "%50'si" ibaresinin, 22. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''%25'i" ibaresinin, 27. maddesinin 4. fıkrasının, Yönetmelik'in eki T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesi'nin 5. maddesinde yer alan "Bunun dışında herhangi bir ad altında başka bir ödeme yapılamaz." ibaresinin, 8. maddesinde yer alan "ve ilgilinin çalıştırdığı kişiler tarafından", "ve ilgilinin çalıştırdığı kişilerin" ibarelerinin iptali istemiyle bakılan davayı açmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Aile hekimliği hizmetlerinin yürütülmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve mali hakları ile hizmetin esaslarını düzenleyen 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; Sağlık Bakanlığının (…) belirleyeceği illerde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve malî hakları ile hizmetin esaslarını düzenlemektir." hükmü; -davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle- "Personelin statüsü ve malî haklar" başlıklı 3. maddesinde; "Sağlık Bakanlığı; Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkilidir.
Aile sağlığı çalışanları, aile hekimi tarafından belirlenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen, kurumlarınca da muvafakatı verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli arasından seçilir ve bunlar sözleşmeli olarak çalıştırılır. Bu suretle eleman temin edilememesi halinde, Sağlık Bakanlığı, personelini bu hizmetler için görevlendirebilir. İhtiyaç duyulması halinde, Türkiye'de mesleğini icra etmeye yetkili ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanları; Sağlık Bakanlığının önerisi, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine sözleşme yapılarak aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları altmış beş yaşına kadar çalıştırılabilir.
Sözleşmeli olarak çalışan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları kurumlarında aylıksız veya ücretsiz izinli sayılırlar ve bunların kadroları ile ilişkileri devam eder. Bu personelin, sözleşmeli statüde geçen süreleri kazanılmış hak derece ve kademelerinde veya kıdemlerinde değerlendirilerek her yıl işlem yapılır ve bunlar talepleri halinde eski görevlerine atanırlar. Sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı statüsüne geçenlerden önceki sözleşmeli personel statüsüne dönmek isteyenler, eski kurumlarındaki boş pozisyonlara öncelikle atanırlar ve bu madde kapsamındaki çalışmaları hizmet sürelerinde dikkate alınır. ...
Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının durumları ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi almış olup olmadıkları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, aile sağlığı merkezi giderleri, (...), kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri ile aile hekimi tarafından karşılanmayan gider unsurları, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı gibi kriterler esas alınır. Sağlık Bakanlığınca belirlenen standartlara göre, koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması halinde (...) bu ödeme tutarından brüt ücretin % 20'sine kadar indirim yapılır. Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi ücreti, aile sağlığı merkezi giderleri, (...) ve gezici sağlık hizmetleri ödemelerinden Damga Vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Aile hekimlerince talep edilen tetkik ve sarf malzemelerinin giderleri halk sağlığı müdürlükleri tarafından hak sahiplerine ayrıca ödenir. ...
Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hallerinde, 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi kapsamındaki sözlemeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Hastalık durumunda, bir mali yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir. Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir. Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır. ..." hükmü; -davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle- "Yönetmelikler" başlıklı 8. maddesinde de; "Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları, sözleşmenin feshini gerektiren nedenler, Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralı yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
1- Yönetmelik'in 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile sağlığı çalışanına, %25'i" ibaresinin, 22. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''%25'i" ibaresinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in -davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle- "Aile sağlığı çalışanı ödemelerine ilişkin diğer esaslar" başlıklı 22. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında; "(2) Sözleşmeli aile sağlığı çalışanı yerine geçici aile sağlığı çalışanı görevlendirilmesi durumunda;
a) 21 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre kayıtlı kişiler için yapılacak brüt ödeme miktarının % 50’si yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile sağlığı çalışanına, % 25’i geçici aile sağlığı çalışanına veya geçici aile sağlığı çalışanı olarak Bakanlık personeli görevlendirilmiş ise bu personele ödenmek üzere kadrosunun bulunduğu kurum döner sermaye emanet hesabına,
b) 21 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendine göre ödenecek sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ücretinin % 50’si asıl aile sağlığı çalışanına,
ödenir.
(3)Sözleşmeli aile sağlığı çalışanı bulunmayan boş pozisyona geçici aile sağlığı çalışanı görevlendirilmesi durumunda; geçici aile sağlığı çalışanına 21 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre kayıtlı kişiler için yapılacak brüt ödeme miktarının %25'i görevlendirilen geçici aile sağlığı çalışanına veya geçici aile sağlığı çalışanı olarak Bakanlık personeli görevlendirilmiş ise bu personele ödenmek üzere kadrosunun bulunduğu kurum döner sermaye emanet hesabına aktarılır.'' hükmü yer almıştır.
30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin iptali istenilen düzenlemelerinde yer alan ''%25'i'' ibaresi, 30/10/2024 günlü, 32707 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 9. maddesi ile ''%50'si'' şeklinde değiştirilmiştir.
Bu durumda, dava konusu edilen düzenlemenin hukuksal geçerliliğinin ve uyuşmazlığın esasının incelenmesinde hukuki yararın kalmadığı anlaşılmakta olup, konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
2- Yönetmelik'in 12. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "Çalışma saatleri" başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasında; "(2) Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının, pozisyonlarının bulunduğu mahalde ikamet etmeleri esastır." düzenlemesi yer almaktadır.
Uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan sağlık hakkı, kişilerin sağlık hizmetlerinden layıkıyla yararlanması amacını güden temel bir hak olup, bu hakkın korunup geliştirilmesi ve sağlık hizmetlerinin sunumu noktasında Devlete bazı yükümlülükler yüklenmiştir. Devlete düşen yükümlülüklerin doğal sonucu olarak, bu alanda Devlete birtakım düzenleme ve sınırlamalar getirmesi konusunda yetkiler tanınması gerektiği açıktır.
Hekimler ile onlara yardımcı olan sağlık personelinin, temel haklardan olan sağlıklı yaşam hakkı ile bu hakkın sürdürülmesindeki önemi kuşkusuzdur. Dolayısıyla sağlık sektöründe görev alanların diğer kamu görevlilerinden bu yönlerden farklılıklarının bulunması da doğaldır.
Dava konusu Yönetmelik ile, aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının poziyonlarının bulunduğu mahalde ikamet etmeleri esas olmakla birlikte bu husus mutlak surette uygulanacak kural niteliğinde değildir. Davalı idarelerin savunma dilekçesinde belirtildiği üzere 2010 yılından bu yana uygulandığı üzere aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının çeşitli nedenlerle pozisyonlarının bulunduğu mahalde ikamet edememeleri durumunda mülki idare amirlerinin izni ile görev yaptıkları il sınırları içerisinde istediği yerde ikamet etmeleri söz konusu olabilmektedir.
Bu durumda, aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının bulunduğu bölgede kendilerine kayıtlı kişilere sağlık hizmeti sunumunun sürekliliğini sağlamak amacıyla getirilen, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının, pozisyonlarının bulunduğu mahalde ikamet etmelerinin esas olduğuna ilişkin düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka aykırılık görülmemiştir.
3- Yönetmelik'in 13. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "İzinler" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında; "(1) Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, bir mali yılda otuz gündür.Mali yıl başladıktan sonra sözleşme imzalayarak göreve başlayan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanına, mali yıl sonuna kadar çalışacakları sürenin bir yıllık çalışma süresine oranının yıllık izin süresi ile çarpılması suretiyle bulunacak süre kadar yıllık izin verilir. Hesaplamada kesirler tama iblağ edilir. Bir sözleşme döneminde birinci mali yılda kullanılmayan yıllık izinler ikinci mali yıla aktarılabilir, ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hallerinde, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendi kapsamındaki sözleşmeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Süt izni kullanan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının yerine bu süre içerisinde görevlendirme yapılma zorunluluğu yoktur.'' hükmü yer almıştır.
Üst hukuk normu olan 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 12. fıkrasında; ''Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür. ...'' kuralı yer almaktadır.
Aile hekimliği çalışanları, iradeleri ile kabul ettikleri sözleşmeyle ücret karşılığı çalışmakta ve sözleşmeli olarak çalışmanın sağlayacağı olanakları tercih etmektedirler. Ancak bu görevleri yerine getirmek istememeleri halinde, sözleşmelerini sona erdirmek ve/veya sözleşmenin süresinin sona ermesi üzerine yenilememek de kendi iradelerine bağlıdır.
Aile hekimliği çalışanlarının iki mali yılı kapsayacak şekilde sözleşme imzaladıkları, iki mali yılın sonunda sözleşme sürelerinin sona erdiği ve 5258 sayılı Kanun'da yıllık izinlerin, ait olduğu sözleşme döneminde kullanılacağının belirtildiği dikkate alındığında, uyuşmazlıkta, sözleşme dönemi içerisinde yıllık izin aktarımının mümkün olduğu yani sözleşme döneminde birinci mali yılda kullanılmayan yıllık izinlerin, ikinci mali yıla aktarılabildiği, ancak sözleşme dönemi dışına çıkan sürelerde ise 5258 sayılı Kanun gereği ve sözleşme hukukuna göre yıllık izin aktarımının mümkün olamayacağı anlaşıldığından, dava konusu ibarede üst hukuk normu ile kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık görülmemiştir.
4- Yönetmelik'in 13. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "İzinler" başlıklı 13. maddesinin 4. fıkrası; "(4)Aile sağlığı çalışanına izin verilmesi veya görevlendirilmesi öncesinde aile hekimi bilgilendirilir ancak onayı aranmaz." düzenlemesini içermektedir.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu kapsamındaki sağlık personeli, 2. madde uyarınca aile hekimi ile aile sağlığı çalışanından oluşmaktadır. Söz konusu maddede aile hekimi, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabip; aile sağlığı çalışanı ise aile hekimi ile birlikte hizmet veren hemşire, ebe, sağlık memuru gibi sağlık elemanı şeklinde tanımlanmıştır.
Aile hekimliği uygulaması çerçevesinde, sözleşmeli olarak çalıştırılan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının sistemin personel yapısını oluşturduğu, dolayısıyla bu iki meslek grubunun, aile hekimliği hizmetini, ekip anlayışı içerisinde vereceği göz önünde bulundurulduğunda, aile sağlığı çalışanına izin verilmesi veya görevlendirilmesi öncesinde aile hekiminin bilgilendirileceği ancak onayının aranmayacağına ilişkin dava konusu düzenlemenin, hizmetin aksamadan, kusursuz ve etkin biçimde işlemesini sağlayabilmek için getirildiği anlaşıldığından, anılan düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık görülmemiştir.
5- Yönetmelik'in 13. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir." cümlesinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "İzinler" başlıklı 13. maddesinin 5. fıkrası; "(5)Aile hekimi ile aile sağlığı çalışanına izin vermeye ve hastalık raporlarını izne çevirmeye müdürlük yetkilidir. Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir. İzinlere ilişkin diğer hususlar Bakanlıkça belirlenir." düzenlemesini içermektedir.
Dava konusu Yönetmelik'in 13. maddesinin 5. fıkrasında, aile hekimi ile aile sağlığı çalışanına izin vermeye ve hastalık raporlarını izne çevirmeye İl Sağlık Müdürlüğünün yetkili olduğu ve İl Sağlık Müdürlüğünün bu yetkisini, sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebileceği, izinlere ilişkin diğer hususların Bakanlıkça belirleneceği belirtilmiş olup, dava konusu cümlenin, hizmetin aksamadan, kusursuz ve etkin biçimde işlemesini sağlayabilmek için getirildiği anlaşıldığından, anılan cümlede kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık görülmemiştir.

6- Yönetmelik'in 14. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "asgari" ibaresinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "Denetim" başlıklı 14. maddesinde; "(1) Aile sağlığı merkezi, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, asgari altı ayda bir, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülki idare amirleri ve yerel sağlık idare amirleri veya bunların görevlendireceği personelin denetimine tabidir. İlgili mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılık halinde müdürlükçe/Bakanlıkça incelemeci veya soruşturmacı görevlendirilir. İlgili mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırı fiillerin tespit edilmesi halinde aykırılığın mahiyetine göre;
a) Adli yönden; 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun,
b) İdari yönden; 10 uncu ve 11 inci madde,
c) Kamu zararı oluşturan mali hususlar yönünden; 27/9/2006 tarihli ve 2006/11058 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik,
hükümlerine göre, gerekli işlemler tesis edilir." hükmü yer almıştır.
Üst hukuk normu olan 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun ''Denetim, sorumluluk ve mal bildirimi'' başlıklı 6. maddesinin 1. cümlesinde; ''Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülki idare ve sağlık idaresinin denetimine tâbidir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Sağlık hizmetlerinin etkin, verimli, sağlıklı ve güvenli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla idareler tarafından birtakım önlemlerin alınması ve kuralların konulması gerektiği tabiidir.
Bu bağlamda, idarece sağlık hizmetlerinin kaliteli, etkin, verimli bir şekilde sunulmasını sağlamak, bunlarla ilgili düzeltici ve önleyici faaliyetleri gerçekleştirmek, organizasyon ve eş güdüm sağlamak amacıyla belirli aralıklarla denetim yapılması ve yapılan denetim sonucunda mevzuat ve sözleşme şartlarına birtakım aykırılıkların tespiti halinde gerekli işlemlerin yapılmasına yönelik olan ve normlar hiyerarşisine uygun olarak düzenlendiği anlaşılan dava konusu ibarede kamu yararına, hizmet gereklerine ve üst hukuk normuna aykırılık görülmemiştir.
7- Yönetmelik'in 16. maddesinin 3. fıkrası ile 4. fıkrasında yer alan "haller ile üçüncü fıkra gereğince vekaleten hizmetin gördürülemediği veya bunun uygun görülmediği" ibaresinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "Görevlendirme" başlıklı 16. maddesi; ''(1) Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları;
a) Bakanlıkça öngörülen hizmet içi eğitimler için bir yılda en fazla otuz günü aşmamak üzere,
b) Deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda başka yerde,
c) Bakanlıkça yurtdışında sağlık hizmeti sunmak üzere bir sözleşme döneminde en fazla iki aya kadar,
görevlendirilebilir.
(2) Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının, görev başında bulunamayacağı durumlar aşağıda sayıldığı şekildedir:
a) İzinli olması.
b) Raporlu olması.
c) Sözleşmeli aile hekimliği uzmanlık eğitimi klinik rotasyonlarında bulunması.
ç) Gözaltına alınma, tutuklanma, hükümlülük durumları ile 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı verilmesi.
d) 10 uncu maddenin yedinci fıkrası gereğince görevden uzaklaştırılması durumunda.
e) Sağlık raporuyla belgelendirilmiş ve müdürlükçe onaylanmış olması koşuluyla Bakanlıkça ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanmış olması veya yakalanma riski taşıması.
(3) Sözleşmeli olarak çalıştırılan aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı, birinci fıkranın (c) bendi ile ikinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen hallerde, 5 inci maddede belirtilen şartları taşıyan hekim ya da sağlık personeli ile anlaşarak vekâleten hizmetin görülmesini geçici olarak sağlar. Bu anlaşma, müdürlükçe uygun görülmesi halinde uygulanır.
(4) Birinci fıkranın (a) ve (b), ikinci fıkranın (ç), (d) ve (e) bentlerinde belirtilen haller ile üçüncü fıkra gereğince vekâleten hizmetin gördürülemediği veya bunun uygun görülmediği hallerde aynı aile sağlığı merkezinden veya Bakanlığa bağlı, aile sağlığı merkezi dışındaki diğer birimlerden, müdürlükçe geçici aile hekimi veya geçici aile sağlığı çalışanı görevlendirilir.
(5) Sözleşmeli aile hekimi ve/veya aile sağlığı çalışanı pozisyonunun boş olması durumunda dördüncü fıkradaki görevlendirme usulü uygulanır.
(6) Sözleşmeli aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı aynı anda en fazla, kendi birimi dahil iki aile hekimliği biriminin sorumluluğunu üstlenebilir." hükmünü içermektedir.
Vatandaşların, kamu hizmeti olan ve doğrudan yaşam hakkına ilişkin sağlık hizmetlerinden kesintisiz bir şekilde faydalanmaları amacını taşıdığı sonucuna varılan dava konusu düzenlemelerde 5258 sayılı Kanun'a, kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.

8- Yönetmelik'in 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresinin; 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendinin; 18. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresinin ; 18. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinde yer alan "iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri" ibaresinin, 2. alt bendinin, 3. alt bendinde yer alan "cezaevi aile hekimliği birimlerinde görev yapanlar dışında" ibaresinin, 4. alt bendinde yer alan "Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre" ibaresinin, 6. alt bendinde yer alan "asgari" ibaresinin, 10. alt bendinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in -davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle- "Aile hekimi ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur:
a)Kayıtlı Kişiler İçin Ödenecek Ücret: Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, görev tanımlarında verilen hizmetler için aşağıdaki esaslara göre ödeme yapılır:
...
3)Kayıtlı ilk 4000 kişiye kadar, her gruptaki kişi sayısı o grubun katsayısıyla çarpılır ve bulunan puanlar toplanarak ara puan hesaplanır.
4)Nüfus ve coğrafi yapısı nedeniyle kayıtlı nüfusun zorunlu olarak düşük olduğu Bakanlıkça belirlenen yerlerde ilk 1350 kişiye kadar, her gruptaki kişi sayısı o grubun katsayısıyla çarpılır ve bulunan puanlar toplanır (A). Bu toplam puan 2 katsayısıyla çarpılır (Ax2). Daha sonra, 1351 ile 2400 kişiye kadar kayıtlı kişiler için de her gruptaki kişi sayısıyla o grubun katsayısı çarpılır ve bulunan puanlar toplanarak (B), daha önce bulunmuş olan puana eklenir ((Ax2)+B) ve ara puan hesaplanır.
5) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde, nöbet hizmetlerini de kapsamak üzere 2400 kişiye kadar, her gruptaki kişi sayısı o grubun katsayısıyla çarpılır ve bulunan puanlar toplanır (A). Daha sonra bu toplam puan, 1,65 katsayısıyla çarpılarak (Ax1,65) ara puan hesaplanır." hükmü;
''Aile sağlığı çalışanı ödeme esasları'' başlıklı 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur:
a)Kayıtlı Kişiler İçin Ödenecek Ücret: Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, görev tanımlarında verilen hizmetler için aşağıdaki esaslara göre ödeme yapılır:
...
3)Kayıtlı ilk 4000 kişiye kadar, her gruptaki kişi sayısı o grubun katsayısıyla çarpılır ve bulunan puanlar toplanarak ara puan hesaplanır.
4)Nüfus ve coğrafi yapısı nedeniyle kayıtlı nüfusun zorunlu olarak düşük olduğu Bakanlıkça belirlenen yerlerde ilk 1350 kişiye kadar, her gruptaki kişi sayısı o grubun katsayısıyla çarpılır ve bulunan puanlar toplanır (A). Bu toplam puan 2 katsayısıyla çarpılır (Ax2). Daha sonra, 1351 ile 2400 kişiye kadar kayıtlı kişiler için de her gruptaki kişi sayısıyla o grubun katsayısı çarpılır ve bulunan puanlar toplanarak (B), daha önce bulunmuş olan puana eklenir ((Ax2)+B) ve ara puan hesaplanır.
5) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde, nöbet hizmetlerini de kapsamak üzere 2400 kişiye kadar, her gruptaki kişi sayısı o grubun katsayısıyla çarpılır ve bulunan puanlar toplanır (A). Daha sonra bu toplam puan, 1,65 katsayısıyla çarpılarak (Ax1,65) ara puan hesaplanır." hükmü;
"Aile hekimi ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendinde; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur:
a)Kayıtlı Kişiler İçin Ödenecek Ücret: Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, görev tanımlarında verilen hizmetler için aşağıdaki esaslara göre ödeme yapılır...
6)Kayıtlı kişiler ile ilgili olarak, hipertansiyon, diyabet, kanser ve obezite gibi hastalıkların taranması, takibi ve takip sonucunda meydana gelen değişim oranları ile vaka yönetimine göre (0,90) ila (1,50) arasında belirlenecek olan tarama ve takip katsayısı ile ara puan çarpılmak suretiyle maaşa esas puan hesaplanır. Bakanlıkça sevk sistemi uygulamasına geçilmesine karar verilen il ve/veya ilçelerde tarama ve takip katsayısı (0,90) ila (2) arasında uygulanır. Tarama ve takip katsayısına dahil edilecek olan hastalıklar ile bu hastalıkların tarama, takip ve takip sonucunda meydana gelecek değişimlerin oranları, bu oranların hesaplanması ile ilgili usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça belirlenir.'' hükmü;
"Aile sağlığı çalışanı ödeme esasları" başlıklı 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendinde; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur:
a)Kayıtlı Kişiler İçin Ödenecek Ücret: Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, görev tanımlarında verilen hizmetler için aşağıdaki esaslara göre ödeme yapılır:
...
6)Kayıtlı kişiler ile ilgili olarak, hipertansiyon, diyabet, kanser ve obezite gibi hastalıkların taranması, takibi ve takip sonucunda meydana gelen değişim oranları ile vaka yönetimine göre (0,90) ila (1,50) arasında belirlenecek olan tarama ve takip katsayısı ile ara puan çarpılmak suretiyle maaşa esas puan hesaplanır. Bakanlıkça sevk sistemi uygulamasına geçilmesine karar verilen il ve/veya ilçelerde tarama ve takip katsayısı (0,90) ila (2) arasında uygulanır. Tarama ve takip katsayısına dahil edilecek olan hastalıklar ile bu hastalıkların tarama, takip ve takip sonucunda meydana gelecek değişimlerin oranları, bu oranların hesaplanması ile ilgili usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça belirlenir." hükmü;
"Aile hekimi ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur: b)Sosyoekonomik Gelişmişlik Düzeyi Ücreti: Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi esas alınarak, bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)’nde belirtilen ödeme göstergesi ile tavan ücretin % 14’ünün çarpımı sonucu elde edilen tutar ödenir. " hükmü;
''Aile sağlığı çalışanı ödeme esasları'' başlıklı 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur: b)Sosyoekonomik Gelişmişlik Düzeyi Ücreti: Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi esas alınarak, bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)’nde belirtilen ödeme göstergesi ile tavan ücretin % 7'sinin çarpımı sonucu elde edilen tutar ödenir." hükmü;
"Aile hekimi ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 1., 2., 3., 4., 6. ve 10. alt bentleri; ''c) Aile Sağlığı Merkezi Giderleri:
1) Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine, hizmet verdiği merkezin kira, elektrik, su, yakıt, telefon, internet, bilgi-işlem, temizlik, büro malzemeleri, küçük onarım, danışmanlık, sekretarya, iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ve tıbbi sarf malzemeleri gibi Bakanlıkça belirlenecek asgari fiziki ve teknik şartların devamına yönelik giderleri için her ay tavan ücretin % 50’sinin, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan illerin satın alma gücü paritesi puanı ile çarpımı sonucuna göre bulunacak tutarda ödeme yapılır. Aile hekimliği pozisyonunun, sözleşmeli aile hekimi bulunmaması nedeniyle boş olması durumunda, bu ödeme müdürlüğün döner sermayesine aktarılır ve birimin giderleri fatura ve benzeri belgeler ile yönetim karar defterinin ibrazı üzerine müdürlüğün döner sermayesinden karşılanır.
2) Ceza infaz kurumunca, aile hekimliği biriminin teknik tıbbi ve fiziki donanımı için yapılan harcama bedelleri ile kira, elektrik, su, yakıt, temizlik, tıbbi sarf malzemesi gibi Bakanlıkça belirlenen asgari fiziki ve teknik şartların devamına yönelik giderlerden oluşan aylık kullanım bedelleri karşılığında bu bendin (1) numaralı alt bendinde belirtilen aile sağlığı merkezi gider ödemesinin % 80’i ödenmeksizin, iletişim, kırtasiye ve benzeri harcamalar için aile hekimine bunun % 20’si ödenir.
3) Cezaevi aile hekimliği birimlerinde görev yapanlar dışında, her aile hekimine ayrıca yukarıdaki tutara ek olarak her ay, Bakanlıkça belirlenen aile hekimliği birimleri gruplandırmasına göre tavan ücretin;
i) D grubu aile hekimliği birimleri için tavan ücretin % 10’u,
ii) C grubu aile hekimliği birimleri için tavan ücretin % 20’si,
iii) B grubu aile hekimliği birimleri için tavan ücretin % 35’i,
iv) A grubu aile hekimliği birimleri için tavan ücretin % 50’si,
oranı kadar ödeme yapılır.
4)Bu gruplandırmalara göre daha yüksek ilave ödeme gerektiren gruba göre ödeme yapılabilmesi için aile hekimince, ilgili gruba ait tüm kriterlerin sağlandığına dair belgeler ile müdürlüğe başvurulur. Başvuru tarihinden itibaren müdürlük veya Bakanlık ya da Bakanlıkça yetki verilen özel veya kamu kurum ve kuruluşlarınca, en geç otuz gün içinde Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre yerinde değerlendirme yapılır. Değerlendirme evrakının bir nüshası aile hekimine verilir. Talep müdürlükçe, evrakın müdürlüğe intikalinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır. Talebin olumlu sonuçlanması halinde, talebin olumlu sonuçlandığı tarihten itibaren belirlenen yeni grup esas alınarak ödeme yapılır.
6) Aile hekimliği birimleri, gruplandırma kriterleri açısından, asgari altı ayda bir denetlenir. Denetim ekibi müdürlük tarafından oluşturulur. Bu denetimlerde aile hekimliği birimlerinin ödeme aldığı grubun şartlarını kaybettiği tespit edilirse, bu şartların hangi tarihten itibaren kaybedildiği ve hangi gruba göre ödeme alınması gerektiği denetim raporunda belirtilir. Denetim raporunun müdürlükçe onaylanmasını müteakiben, ödeme yeni duruma göre yapılır ve şartların kaybedildiği tarihe göre yapılan fazla ödemeler geri alınır.
10)Aile hekimlerinden herhangi biri kendisine bildirim yapılmasına rağmen, aile sağlığı merkezinin asgari fiziki ve teknik şartlarını yerine getirmediği takdirde, müdürlükçe bu eksiklikler giderilir ve bedeli söz konusu aile hekimine yapılan ödemelerden kesilerek müdürlük döner sermaye hesabına aktarılır.'' hükmü yer almıştır.
Davalı idarelerin aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarını 5258 sayılı Kanun'da yer alan esaslar çerçevesinde belirleme yetkilerinin olduğu ve davalı idarelerce, aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde anılan Kanun'un 3/7. maddesinde belirtilen kriterlerin dikkate alındığı göz önünde bulundurulduğunda, bu haliyle dava konusu düzenlemelerde 5258 sayılı Kanun'a ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
9- Yönetmelik'in 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "Aile hekimi ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur:
a)Kayıtlı Kişiler İçin Ödenecek Ücret: Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, görev tanımlarında verilen hizmetler için aşağıdaki esaslara göre ödeme yapılır:
...
10)Deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda yapılacak hizmetler için bu bentte belirtilenlerin dışında ayrıca bir ödeme yapılmaz." ; ''Aile sağlığı çalışanı ödeme esasları'' başlıklı 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur:
a)Kayıtlı Kişiler İçin Ödenecek Ücret: Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, görev tanımlarında verilen hizmetler için aşağıdaki esaslara göre ödeme yapılır:
...
10)Deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda yapılacak hizmetler için ayrıca bir ödeme yapılmaz." hükmünü içermektedir.
Aile hekimleri, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini; yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak vermekle yükümlü olup, bu görevlerini belli bir mekanda verecekleri gibi, vatandaşların sağlık hizmetinden eşit bir şekilde faydalanmasını teminen bir plan dahilinde gezmek suretiyle de yerine getirmektedirler. Aile sağlığı çalışanları da bu görevleri yerine getirirken aile hekimine yardımcı olmakla yükümlüdür.
Davalı idarelerin, aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarını 5258 sayılı Kanun'da yer alan esaslar çerçevesinde belirleme yetkilerinin bulunduğu, aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının kendilerine kayıtlı vatandaşlara bakmakla yükümlü olduğu ve anılan kişiler için taraflarına bir ücret ödendiği, deprem, sel felaketi, salgın gibi olağanüstü durumlarda da kendilerine kayıtlı vatandaşlara hizmet verecekleri, öte yandan, aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına çalışılan gün sayısı kadar ödemede bulunulurken söz konusu olağanüstü durumlarda görevlendirilenlere ödemenin tam olarak yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerde 5258 sayılı Kanun'a ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
10- Yönetmelik'in 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 7. alt bendinde yer alan "Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç olmak üzere alt bendin tamamı ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 6. alt bendinde yer alan "Ancak 6245 sayılı Kanun kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç alt bendin tamamının iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "Aile hekimi ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 7. alt bendinde; "ç) Gezici Sağlık Hizmeti Giderleri:
...
7)Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimlerine bu Yönetmelikte belirlenen ödemelerin dışında, 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun hükümleri dahil herhangi bir ad altında başkaca bir ödeme yapılamaz. Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir. Bu statüde çalışanlara, her ne şekilde olursa olsun sözleşmelerinin sona ermesi durumunda, sosyal güvenlik mevzuatı gereği ödenenler hariç herhangi bir ödeme yapılmaz.";
''Aile sağlığı çalışanı ödeme esasları'' başlıklı 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 6. alt bendinde; ''b) Sosyoekonomik Gelişmişlik Düzeyi Ücreti:
...
6)Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına bu Yönetmelikte belirlenen ödemelerin dışında, 209 sayılı Kanun hükümleri dahil herhangi bir ad altında başkaca bir ödeme yapılamaz. Ancak 6245 sayılı Kanun kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir. Bu statüde çalışanlara, her ne şekilde olursa olsun sözleşmelerinin sona ermesi veya erdirilmesi durumunda, sosyal güvenlik mevzuatı gereği ödenenler hariç herhangi bir ödeme yapılmaz." hükmü yer almıştır.
Üst hukuk normu olan 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 4. fıkrasında; ''Kadroya bağlı olarak veya sözleşmeli personel pozisyonlarında görev yapan personelden Sağlık Bakanlığınca aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı olarak görevlendirilenlere, 209 sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına Bağlı Sağlık Kuruluşları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun uyarınca ek ödeme yapılmaz ... '' kuralı yer aldığından, aynı yönde düzenleme getiren dava konusu yönetmelik hükümlerinde 5258 sayılı Kanun'a ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

11- Yönetmelik'in 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 8. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 7. alt bendinin iptali istemi incelendiğinde;

Yönetmelik'in "Aile hekimi ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 8. alt bendinde; "ç) Gezici Sağlık Hizmeti Giderleri:
8) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkı bulunan aile hekimine, ikinci fıkranın (a) bendinde belirtilen ödemelerden geçici iş görmezlik ödeneği miktarı düşülerek ödeme yapılır.'';
"Aile sağlığı çalışanı ödeme esasları" başlıklı 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 7. alt bendinde; "b) Sosyoekonomik Gelişmişlik Düzeyi Ücreti:
7) 5510 sayılı Kanuna göre geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkı bulunan aile sağlığı çalışanına ikinci fıkranın (a) bendinde belirtilen ödemelerden geçici iş görmezlik ödeneği miktarı düşülerek ödeme yapılır." hükmü bulunmaktadır.
5510 sayılı Kanun'un 4/A maddesine tabi olan aile hekimine ve aile sağlığı çalışanına, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Kanun'da belirtilen geçici iş göremezlik sürelerinde gelir kaybını telafi etmek için geçici iş göremezlik ödeneği verildiğinden, bu tutarın ücretten düşülmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

12- Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresi ile 22. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresinin iptali istemi incelendiğinde;

Yönetmelik'in "Aile hekimi ödemelerine ilişkin diğer esaslar" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrası; "(1) Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimine, 16 ncı maddenin;
a) Birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen hallerde,
b) İkinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen halde,
c) Üçüncü fıkra kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması halinde,
ç) Tek birimli aile sağlığı merkezinde görev yapan ve yıllık izin sebebiyle görevi başında bulunamayan aile hekimine, toplam yıllık izin süresinin ilk on dört günlük kısmı için, ödemeler tam olarak yapılır. Bu fıkra kapsamında tam ödeme yapılan aile hekimlerine, ikinci fıkraya göre ayrıca ödeme yapılmaz.";
"Aile sağlığı çalışanı ödemelerine ilişkin diğer esaslar" başlıklı 22. maddesinin 1. fıkrası; "(1) Sözleşme ile çalıştırılan aile sağlığı çalışanına, 16 ncı maddenin;
a) Birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen hallerde,
b) İkinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen halde,
c) Üçüncü fıkra kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması halinde,
ç) Tek birimli aile sağlığı merkezinde görev yapan ve yıllık izin sebebiyle görevi başında bulunamayan aile sağlığı çalışanına, toplam yıllık izin süresinin ilk on dört günlük kısmı için, ödemeler tam olarak yapılır. Bu fıkra kapsamında tam ödeme yapılan aile sağlığı çalışanına, ikinci fıkraya göre ayrıca ödeme yapılmaz." düzenlemesini içermektedir.
Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, iradeleri ile kabul ettikleri sözleşmeyle ücret karşılığı çalışmakta ve sözleşmeli olarak çalışmanın sağlayacağı olanakları tercih etmektedirler. Ancak bu görevleri yerine getirmek istememeleri halinde, sözleşmelerini sona erdirmek ve/veya sözleşmenin süresinin sona ermesi üzerine yenilememek de kendi iradelerine bağlıdır.
Uyuşmazlıkta, Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile 22. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, aile hekiminin ve aile sağlığı çalışanının belirli durumlarda vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması halinde tam ücretini alacağının düzenlendiği, vekaleten hizmetin görülmesinin sağlanması halinin, aile hekimliğine özgü bir uygulama olduğu görülmüş olup, vatandaşların, kamu hizmeti olan ve doğrudan yaşam hakkına ilişkin sağlık hizmetlerinden kesintisiz bir şekilde faydalanmaları amacını taşıdığı sonucuna varılan dava konusu ibarelerde 5258 sayılı Kanun'a, kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.

13- Yönetmelik'in 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile hekimine, %50'si ise" ibaresinin, (b) bendinde yer alan "%50'si" ibaresinin ve 22. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "%50'si" ibaresinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in -davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle- "Aile hekimi ödemelerine ilişkin diğer esaslar" başlıklı 19. maddesinin 2. fıkrası; "(2) Sözleşmeli aile hekimi yerine geçici aile hekimi görevlendirilmesi durumunda;
a) 18 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre kayıtlı kişiler için yapılacak brüt ödeme miktarının % 50’si yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile hekimine, % 50'si ise geçici aile hekimine veya geçici aile hekimi olarak Bakanlık personeli görevlendirilmiş ise bu personele ödenmek üzere kadrosunun bulunduğu kurum döner sermaye emanet hesabına,
b) 18 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendine göre ödenecek sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ücretinin % 50’si asıl aile hekimine,
c) 18 inci maddenin ikinci fıkrasının (c) bendine göre ödenecek aile sağlığı merkezi giderlerinin tamamı asıl aile hekimine,
ç) 18 inci maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendine göre ödenecek gezici sağlık hizmeti gideri ödeneğinin tamamı, çalışılan gün sayısıyla orantılı olarak geçici aile hekimine,
ödenir.'';
"Aile sağlığı çalışanı ödemelerine ilişkin diğer esaslar" başlıklı 22. maddesinin 2. fıkrası; ''(2) Sözleşmeli aile sağlığı çalışanı yerine geçici aile sağlığı çalışanı görevlendirilmesi durumunda;
a) 21 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre kayıtlı kişiler için yapılacak brüt ödeme miktarının % 50’si yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile sağlığı çalışanına, % 25’i geçici aile sağlığı çalışanına veya geçici aile sağlığı çalışanı olarak Bakanlık personeli görevlendirilmiş ise bu personele ödenmek üzere kadrosunun bulunduğu kurum döner sermaye emanet hesabına,
b) 21 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendine göre ödenecek sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ücretinin % 50’si asıl aile sağlığı çalışanına,
ödenir.'' hükmünü içermektedir.
Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, iradeleri ile kabul ettikleri sözleşmeyle ücret karşılığı çalışmakta ve sözleşmeli olarak çalışmanın sağlayacağı olanakları tercih etmektedirler. Ancak bu görevleri yerine getirmek istememeleri halinde, sözleşmelerini sona erdirmek ve/veya sözleşmenin süresinin sona ermesi üzerine yenilememek de kendi iradelerine bağlıdır.
Aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının, görevden geçici olarak ayrılması halinde dahi temel ücretini aldığı ve davalı idarelerin aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarını belirleme yetkilerinin bulunduğu göz önüne alındığında, dava konusu düzenlemelerde, 5258 sayılı Kanun'a ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

14- Yönetmelik'in 27. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in ''Kiralama'' başlıklı 27. maddesinin 4. fıkrasında; "(4)18 inci maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (8) numaralı alt bendi çerçevesinde Müdürlükçe oluşturulan aile sağlığı merkezlerinin kira ödemeleri, aile hekimlerinin aile sağlığı merkezi gider ödemesinden kesilerek müdürlükçe yapılır. Ancak aile hekiminden kesilecek kira bedeli, il genelinde bir önceki yıl haziran ayında kamu binalarında görev yapan aile hekimlerinin ödediği ortalama kira bedelinin iki buçuk katından fazla olamaz. Bu yerlerde görev yapacak aile hekimleri ile müdürlük arasında alt kira/kullanım sözleşmesi yapılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Kamu idarelerinin, yerine getirmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin en iyi biçimde yürütülmesini sağlamak amacıyla gerekli önlemleri almaları gerektiği idare hukuku ilkelerinden olup; idarelerin, genel düzenleme yetkisine dayanarak genel ve objektif koşullar belirleyebilecekleri konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Buna göre, sağlık hizmetlerinin kaliteli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesinin temini amacını taşıdığı sonucuna varılan dava konusu düzenleme, kamu yararına ve hizmet gereklerine, hukuka ve üst hukuk normlarına uygun bulunmaktadır.

15- Yönetmelik'in eki T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesi'nin;
a) 5. maddesinde yer alan "Bunun dışında herhangi bir ad altında başka bir ödeme yapılamaz." ibaresinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in eki T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesi'nin 5. maddesi; "İlgiliye yapılacak ödemeler ve kesintilerde Sözleşme Yönetmeliği hükümleri uygulanır. Bunun dışında herhangi bir ad altında başka bir ödeme yapılamaz.'' hükmünü içermektedir.
5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödemelerin tespitinde esas alınacak kriterler saptanmış ve bu konudaki yasal çerçeve çizilmiştir. Kanun’da belirtilen bu esaslar çerçevesinde aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarının belirlenmesi Yönetmelik'e bırakılmıştır.
5258 sayılı Kanun'da belirtilen kriterler çerçevesinde aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları belirlendiği Yönetmelik hükmü doğrultusunda düzenlenen Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesi'nin 5. maddesinde yer alan "Bunun dışında herhangi bir ad altında başka bir ödeme yapılamaz." ibaresinde hukuka ve üst hukuk normlarına aykırılık görülmemiştir.

b) 8. maddesinde yer alan "ve ilgilinin çalıştırdığı kişiler tarafından", "ve ilgilinin çalıştırdığı kişilerin" ibarelerinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in eki T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesi'nin 8. maddesi; "İlgili ve ilgilinin çalıştırdığı kişiler tarafından Kuruma verilen zararlar tazmin ettirilir. İlgili ve ilgilinin çalıştırdığı kişilerin görevi esnasında veya görevi ile ilgili olarak üçüncü şahıslara verilen zararlar neticesinde bu kişilere Kurumca yapılmak zorunda kalınan ödemeler için genel hükümler çerçevesinde ilgiliye rücu edilir." hükmünü içermektedir.
Aile hekimliği hizmetlerinin, Devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerden olduğu, idari hizmet sözleşmesi ile aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere çalıştırılanların da Anayasa'nın 128. maddesinde ifade edilen "kamu görevlisi" kapsamında olduğu ve 5258 sayılı Kanun'un 8/2. maddesine göre, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususların ve bunlara yapılacak ödeme tutarlarının Yönetmelik ile belirlendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu ibarelerde hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile sağlığı çalışanına, %25'i" ibaresinin, 22. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''%25'i" ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oyçokluğuyla,
2\. Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 2. fıkrasının, 13. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresinin, 13. maddesinin 4. fıkrasının, 13. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir." cümlesinin, 14. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "asgari" ibaresinin, 16. maddesinin 3. fıkrası ile 4. fıkrasında yer alan "haller ile üçüncü fıkra gereğince vekaleten hizmetin gördürülemediği veya bunun uygun görülmediği" ibaresinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 3., 4. ve 5. alt bentlerinde yer alan "ara puan" ibaresinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bu Yönetmeliğin eki (EK-4 SOSYOEKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİ ÜCRETİ LİSTESİ)'nde belirtilen ödeme göstergesi ile" ibaresinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin; 1. alt bendinde yer alan "iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri" ibaresinin, 2. alt bendinin, 3. alt bendinde yer alan "cezaevi aile hekimliği birimlerinde görev yapanlar dışında" ibaresinin, 4. alt bendinde yer alan "Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre" ibaresinin, 6. alt bendinde yer alan "asgari" ibaresinin, 10. alt bendinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 7. alt bendinde yer alan "Ancak 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç olmak üzere alt bendin tamamı ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 6. alt bendinde yer alan "Ancak 6245 sayılı Kanun kapsamında ödenecek geçici görev yolluğu ödenir." cümlesi hariç alt bendin tamamının, 18. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin 8. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin 7. alt bendinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresi ile 22. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "kapsamında vekaleten hizmetin görülmesini sağlaması" ibaresinin, 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile hekimine, %50'si ise" ibaresinin, (b) bendinde yer alan "%50'si" ibaresinin, 22. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "%50'si" ibaresinin, 27. maddesinin 4. fıkrasının, Yönetmelik'in eki T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi Hizmet Sözleşmesi'nin 5. maddesinde yer alan "Bunun dışında herhangi bir ad altında başka bir ödeme yapılamaz." ibaresinin, 8. maddesinde yer alan "ve ilgilinin çalıştırdığı kişiler tarafından", "ve ilgilinin çalıştırdığı kişilerin" ibarelerinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oybirliğiyle,
3\. Aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre yarısı olan ...-TL'nin davacılar üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan ...-TL'nin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine,
4\. Kullanılmayan...-TL yürütmeyi durdurma harcının davacılara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin, davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, duruşmalı işler için belirlenen...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/04/2025 tarihinde karar verildi.


(X) KARŞI OY :


Dava konusu edilen Yönetmelik maddesinin dava devam ederken başka bir yönetmelikte değiştirilmesi veya yürürlükten kaldırılmasının, eldeki davanın esasının görüşülmesine engel olmayacağı görüşünde olduğumdan, Dairece düzenleyici işlemin bir kısmına yönelik olarak verilen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karara katılmıyorum.








10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim