SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/17852 E. 2025/2154 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/17852

Karar No

2025/2154

Karar Tarihi

30 Nisan 2025

Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/17852 E. , 2025/2154 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/17852
Karar No : 2025/2154

DAVACI : ... Derneği
VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ...

DAVALILAR : 1- ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

DAVANIN KONUSU: Davacı Dernek tarafından, 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin;
1- 7. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinin,
2- 10. maddesinin 1. fıkrasının (d), (e) ve (ı) bentlerinin (eksik düzenleme nedeniyle)
3- 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ile 5 ve 6. fıkralarının,
4- 13. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresinin,
5- 13. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "ve hastalık raporlarını izne çevirmeye" ibaresinin,
6- 17. maddesinin 2. fıkrasının,
7- 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinin,
8- 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin,
9- 22. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinin,
10- Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesi yönünden; dava konusu hükmün, kanun önünde eşitlik ilkesine ve çalışma hürriyetine aykırılık teşkil ettiği,
10\. maddesinin 1. fıkrasının (d), (e) ve (ı) bentleri yönünden; dava konusu (d), (e) ve (ı) bentlerinde eksik düzenleme nedeniyle belirlilik ve hukuki öngörülebilirlik ilkesine aykırı hareket edildiği, zira anılan bentlerde öngörülen sürelerin, hangi zaman dilimi için geçerli olacağının belirtilmediği, oysaki Yönetmelik'te benzer nitelikli hükümlerde hangi zaman periyotlarının esas alınacağının açıkça yazıldığı,
11\. maddesinin iptali istenilen maddeleri yönünden; dava konusu düzenlemelerin, aile sağlığı çalışanlarının çalışma güvencelerini ortadan kaldırdığı,
13\. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresi yönünden; dava konusu hükmün, yetki ve konu unsurları yönünden hukuka aykırılık teşkil ettiği, Kanun ile kazanılmış yıllık izin hakkının özünün ortadan kaldırılması mahiyetinde olduğu,
13\. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "ve hastalık raporlarını izne çevirmeye" ibaresi yönünden; 5258 sayılı Kanun'a göre Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılması gereken bir yönetmelik ile düzenlenmesi gereken alanın Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan bir yönetmelik ile düzenlenmesinin, yetki ve konu unsurları bakımından hukuka aykırılık teşkil ettiği, Kanun ile kazanılmış yıllık izin hakkının, Yönetmelik ile sınırlandırıldığı, hastalığını ve çalışamaz durumda olduğunu doktor raporu ile belgelemiş bir aile hekimliği çalışanının rapor süresinin yıllık ücretli izin hakkından düşülmesinin, hakkın özünü ortadan kaldırdığı,
17\. maddesinin 2. fıkrası yönünden; dava konusu hükmün, yetki ve konu unsurları bakımından hukuka aykırı olduğu, aile hekimlerine aile sağlığı çalışanlarını denetleme ve yönlendirme yetkisi verilmesinin, 5258 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile Yönetmelik'in 14. maddesine aykırılık teşkil ettiği, zira her iki düzenlemede de aile sağlığı çalışanlarının denetim yetkisinin, Bakanlık, ilgili mülki idare amirleri ve yerel sağlık idare amirlerine verildiği, aile hekimlerine içeriği belirsiz, ne zaman, hangi şartlarda, hangi usullerle ve hangi sınırlarla kullanılacağı belirlenmemiş soyut bir denetim yetkisinin verildiği, bu yetkinin müeyyidesinin de belirlenmediği, yönlendirme yetkisi bakımından değerlendirildiğinde ise idare hukukunda yönlendirme yetkisi şeklinde bir hukuki tabirin bulunmadığı, aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanları arasında dikey bir hiyerarşi kuracak şekilde amir-memur ilişkisi kurulmaya çalışılmış olmasının hukuka aykırı olduğu,
22\. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesi, 2. fıkrasının (a) ve (b) bentleri ve 5. fıkrasının ilk cümlesi yönünden; dava konusu düzenlemelerin, yetki, konu ve şekil unsurları bakımından hukuka aykırı olduğu, iptali istenilen hükümlerin, 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 12. fıkrasına aykırılık teşkil ettiği, Yönetmelik'te her ne kadar yıllık izin ibaresi kullanılsa da burada kastedilenin yıllık ücretli izin olduğu, ne 657 sayılı Kanun'da ne İş Kanunu'nda ne de 5258 sayılı Kanun'da yıllık iznini kullanan bir çalışanı, yerine ücretsiz çalışacak birini bulmaya zorlayan, bulamadığı takdirde kendisi atama yapıp bunun için de çalışanın alması gereken ücretin %50'sini mahsup eden bir düzenleme bulunmadığı, aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinlerini düzenleyen dava konusu madde ile aile hekimlerinin yıllık izinlerini düzenleyen 19. madde birlikte değerlendirildiğinde; anayasal bir hak olan ücretli yıllık izin hakkını kullanacak olan aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının, üstü kapalı bir şekilde yıllık izin süreleri boyunca yerlerine ücretsiz bakacak bir çalışan bulmalarının istendiği, bulunamadığı takdirde Kurum olarak geçici görevlendirme yapılacağının belirtildiği ve yıllık iznini kullanan sözleşmeli aile sağlığı çalışanlarının maaşının yasal kesintiler yapıldıktan sonra %50'sinin asıl aile sağlığı çalışanına, %25'inin yerine görevlendirilen aile sağlığı çalışanına, %25'inin ise kuruma ödeneceğinin hüküm altına alındığı; aile hekimlerinde ise ücretin %50'sinin asıl aile hekimine, %50'sinin ise görevlendirilen aile hekimine ödeneceğinin hüküm altına alındığı, anayasal bir hak olan yıllık izin hakkının yönetmelik düzenlemesi ile hakkın özünü ortadan kaldırmasının ve/veya bu oranda kısıtlanmasının Anayasa'ya aykırı olduğu, ücretli yıllık iznin, ücretsiz yıllık izine dönüştürüldüğü,
Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırı yönünden; İhtar Puanı Cetvelinde yer alan ceza puanlarının kanunilik ilkesine aykırı olduğu, bu nedenle Cetvelin ilgili satırlarının iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI : Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesi yönünden; aile hekimlerinin birlikte çalıştığı aile sağlığı çalışanlarını denetleme yükümlülüğü olduğu da dikkate alındığında aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları arasında bir hiyerarşi olduğunun açık olduğu, ancak sözleşme yenileme hususundaki kararın komisyona bırakıldığı,
10\. maddesinin 1. fıkrasının (d), (e) ve (ı) bentleri yönünden; iptali istenilen bentlerde yer alan fiillerin, bir sözleşme döneminde gerçekleşmesi halinde fesih işleminin yapılacak olduğunun aşikar olduğu,
11\. maddesinin iptali istenilen maddeleri yönünden; ihtar puanları ve buna ilişkin süreçlerin düzenlendiği önceki Yönetmelik hükümlerinin yargı denetiminden geçtiği ve hukuka uygun olduklarına karar verildiği,
İl sağlık müdürünün, il nezdinde bakanlık adına işlem yapmaya yetkili en üst amir konumunda olduğu ve bu yetkisini valilik tüzel kişiliği nezdinde kullandığı, il sağlık müdürünün aile hekimliği sözleşmelerini imzalaması ve feshetmesinin idari teşkilata aykırı olmadığı gibi hizmet gerekleri, bürokrasinin azaltılması gibi nedenlerle de hukuka aykırılığın bulunmadığı, aynı şekilde aile hekimliği uygulamasını bilen halk sağlığı başkanınca ihtar puanı verilmesinde de usule ve hukuka aykırılık bulunmadığı,
13\. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresi yönünden; aile hekimliği çalışanlarının izinlerinin, 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinde düzenlendiği, buna göre iznin diğer hususlarına ilişkin kuralların da Yönetmelik ile belirlendiği, aile hekimliği çalışanlarının iki mali yılı kapsayacak şekilde sözleşme imzaladıkları, iki mali yılın sonunda sözleşme sürelerinin sona erdiği dikkate alındığında sözleşme dönemi içerisinde yıllık izin aktarımının mümkün olduğu, ancak sözleşme dönemi dışına çıkan sürelerde ise işin mahiyeti gereği ve sözleşme hukukuna göre yıllık izin aktarımının söz konusu olmasının mümkün olmadığı, davacının iddiasının aksine bir yıl içerisinde kullanılmayan izinlerin diğer yıla aktarıldığı, aile hekimliği çalışanlarının 657 sayılı Kanun'a tabi olmadığının, 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinde açıkça zikredildiği, diğer taraftan, eşitlik, aynı statü ve aynı durumda olan kişilere aynı hüküm ve kuralların uygulanması anlamına gelmekte olup, farklı statü ve durumda olan kişilere aynı hükmün uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla 657 Kanun ile benzerlik kurulmasının söz konusu olamayacağı, 657 sayılı Kanun'da da memuriyet süresi daha uzun süre içermesine rağmen en fazla bir yıllık süre ile izin aktarımının yapıldığı,
13\. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "ve hastalık raporlarını izne çevirmeye" ibaresi yönünden; 5258 sayılı Kanun'da izinlerle ilgili düzenleme bulunmakla birlikte izinlerin doğrudan müdürlük tarafından verileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, Yönetmelik ile iznin esasına etki etmeyen dava konusu düzenlemenin getirildiği ve anılan düzenlemede Kanun'a aykırılık bulunmadığı, kendilerinin, iptali talep edilen söz konusu hüküm ile, aile hekimliği çalışanlarıyla ilgili Kanun'a aykırı veya Kanun'da yer alamayan yahut Yönetmelik hükümlerine aykırı veya Yönetmelik'te yer almayan bir izin düzenlemesi yapmasının söz konusu olmadığı, dava konusu düzenleme ile, var olmayan bir iznin Bakanlık tarafından aile hekimliği çalışanlarına kullandırılması söz konusu olmayacağı gibi var olan bir iznin Bakanlık tarafından alt düzenleme yoluyla kullanımının sınırlandırılmasının da söz konusu olamayacağı, alt düzenlemede sadece iznin prosedürlerine yönelik, esaslı olmayan düzenlemeler yapılabileceği, dava konusu düzenlemenin, davacının iddia ettiği şekilde hastalığını ve çalışamaz durumda olduğunu doktor raporu ile belgelemiş bir aile hekimliği çalışanının rapor süresinin yıllık ücretli izin hakkından düşülmesi anlamına gelmediği, bu düzenleme, sağlık/istirahat raporunun hastalık iznine dönüştürülmesi hususuna ilişkin olup, 657 sayılı Kanun dahil tüm çalışanlar için hastalık izni düzenlemesi ile ilgili olduğu,
17\. maddesinin 2. fıkrası yönünden; aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen mezkur madde hükümleri dikkate alındığında aile hekimi ve aile sağlığı çalışanın bir ekip olduğu, ancak aile sağlığı çalışanının aile hekiminin gözetiminde tüm hizmetleri yerine getireceği anlaşılmakta olup, yönlendirme ve denetleme hususunun bu çerçevede gerçekleşeceğinin açık olduğu, Yönetmelik'in ilgili maddesinde de bu hükümler ile uyumlu olacak şekilde düzenleme yapıldığı,
Aile hekimlerinin, sağlık hizmetlerinin en iyi ve mevzuata uygun şekilde yürütülmesini teminen birlikte çalıştığı ekibini/aile sağlığı çalışanlarını denetleme yükümlülüğü olduğu da dikkate alındığında aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları arasında hiyerarşi olduğunun açık olduğu, aile hekimliği biriminin yönetimi ve bu birimde sunulan tüm aile hekimliği hizmetlerinin sorumluluğunun aile hekiminde olduğu, ayrıca davacının da belirttiği gibi herhangi bir vatandaşın bile sunulan sağlık hizmeti ile ilgili İl Sağlık Müdürlüğüne başvuru ve bildirim yapma hakkı var iken aile hekimliği biriminin ekip başı olan aile hekiminin birlikte çalıştığı aile sağlığı çalışanının yaptığı işlemleri değerlendirmesi, denetlemesi ve mevzuat ve tıbbi gereklere uygun olarak işlemlerin yürütülmesi için gerektiğinde yönlendirmesi ve müdahale etmesinden daha doğal bir durum olamayacağının aşikar olduğu,
22\. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesi, 2. fıkrasının (a) ve (b) bentleri ve 5. fıkrasının ilk cümlesi yönünden; dava konusu maddenin başlığı ve muhtevası değerlendirildiğinde, geçici aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödemelere ilişkin bir düzenleme yapıldığı açık olup, bu düzenlemenin, davacının iddia ettiği gibi aile sağlığı çalışanlarının izin haklarına yönelik olmadığı, zira izin konusunun Yönetmelik'in 13. maddesinde düzenlendiği ve bu hususların ilgili maddeyle birlikte tartışılıp değerlendirilmesinin gerektiği,
Dava konusu düzenlemeye göre aile sağlığı çalışanı görev başında bulunmadığı süre içinde hizmetin görülmesini sağlaması halinde, bu süre içinde tam ücretini alacağı, eğer böyle birinin yerine bakmasını sağlayamazsa kendisine yapılacak ödemenin %50'sini alacağı, bu düzenlemedeki amacın, eğer görevlendirme söz konusu olur ise görevlendirilen aile sağlığı çalışanının sağlık hizmeti vermekle yükümlü olduğu nüfusa gereken ehemmiyeti göstermesini sağlamak olduğu, aynı zamanda kişi başı ücret öngörüldüğünden, ücretin, bu işi fiilen yapanın almasının da en doğal hakkı olduğu, bununla birlikte, görevlendirilen aile sağlığı çalışanına verdiği hizmetin kısmen karşılığını vererek hizmet kalitesinin artırılmasının ve aile sağlığı çalışanının bu durumu geçici görev olarak görmesini engellemeye çalışarak görev isteğini yükseltmenin hedeflendiği, diğer taraftan, kişinin çeşitli mazeretleri sebebiyle çalışamadığı ve izinli olduğu dönemlerde temel ücret verilerek mağdur olmasının da engellendiği,
Dava konusu düzenlemenin, aile hekimliği çalışanlarının lehine olan bir düzenleme olduğu, kamu veya özel sektörde görev yapan diğer sağlık personelinin, yıllık izne ayrıldığında veya raporlu olduğu sürelerde yani kısaca görevi başında bulunmadığı sürelerde sadece temel ücrete ilişkin ödemelerini alabildiği, oysaki aile sağlığı çalışanlarının görevi başında bulunmadığı sürelerde aynı aile sağlığı merkezinde görev yaptığı aile sağlığı çalışanı arkadaşına vekalet vererek anlaşmak ve bu anlaşmanın da müdürlükçe onaylanması kaydıyla görevi başında bulunmasa dahi hak ediş ücretinin tamamını alabildiği, dolayısıyla bu durumun, aile hekimliğine özgü bir uygulama olduğu ve aile hekimliği çalışanları açısından pozitif bir uygulama içerdiği,
2005 ve 2010 yıllarında yayımlanan Yönetmeliklerde de varolan ve 2021 yılı Yönetmeliği'nde de korunan bu hüküm ile ilgili olarak aynı gerekçeler ve Anayasa'ya aykırılık iddiaları ile açılan davalarda, Danıştay ilgili daireleri tarafından davacıların taleplerinin reddedilerek herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediği,
Aile sağlığı çalışanlarında geçici görevlendirme için ödenen %25 oranının, aile hekimlerinde olduğu gibi %50 olarak uygulanması durumunda; aile hekimlerinde %50 ile birlikte diğer kamudaki hekimlerle benzer ücret ödemesi ilkesi korunurken, aile sağlığı çalışanlarında kendi ücreti olan ortalama 5.700,00TL/6.000,00TL + (%50 oranından) 2.800,00TL/3.000,00TL geçici görevlendirme ücreti de eklendiğinde toplam 8.500,00TL/9.000,00TL aralığında bir ücret ödenecek olup, bu ücretin, hiçbir sağlık kuruluşunda benzer bir çalışana ödenmediği, netice olarak hekimlerde görevlendirme ücreti dahil aldığı ücretin, diğer sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerle benzer olduğu, ancak aile sağlığı çalışanına %25 yerine %50 üzerinden görevlendirme ile ücret ödendiğinde diğer sağlık kuruluşlarında çalışan ebe, hemşire, sağlık memuru ve acil tıp teknisyenine ödenen ücret arasında ciddi dengesizlik ve eşitsizlik söz konusu olduğu,
Sağlık meslek mensupları için Bakanlıkça belirlenen ücretler; iş yükü, görev yeri ve tabi olduğu mevzuata göre değişmekle birlikte unvan, branş ve iş tanımlarına göre birbirleriyle tutarlı olup, Anayasa'nın eşitlik ilkesine uygun olduğu, ayrıca aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı olarak görev yapan kişilerin aldıkları ücretler belirlenirken hem Bakanlığa bağlı diğer sağlık personelinin maaşları, hem de koruyucu sağlık hizmetlerinin sunumu için teşvik edici bir ücretlendirme dikkate alınarak düzenleme yapıldığı, bununla birlikte, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına verilen ücretin, memurlara verilen zam kadar artırıldığı ve mevcut Yönetmelik'te de bu durumun korunduğu,
Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırı yönünden; İhtar Puanı Cetvelinde yer alan düzenlemelerin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının (d), (e) ve (ı) bentlerinin, 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ile 5 ve 6. fıkralarının, Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırının iptali istemine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına; 13. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresinin, 13. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "ve hastalık raporlarını izne çevirmeye" ibaresinin, 17. maddesinin 2. fıkrasının, 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinin, 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 22. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinin iptali istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının, 4. cümlesinin; eksik düzenleme iddiasıyla 10. maddesinin 1. fıkrasının, (d), (e) ve (ı) bentlerinin; 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ile 5 ve 6. fıkralarının, 13. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinde yer alan "... ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılmaz." ibaresinin, 13. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "... ve hastalık raporlarını izne çevirmeye" ibaresinin; 17. maddesinin 2. fıkrasının; 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinin; 22. maddesinin 2. fıkrasının, (a) ve (b) bentlerinin; 22. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinin; Yönetmelik'in ekinde yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırının iptali istemiyle açılmıştır. 5258 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "sözleşmenin feshini gerektiren nedenler" ibaresinin Anayasa'nın 7, 38 ve 128. maddelerine aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine; Anayasa Mahkemesince verilen 21/06/2022 günlü, E:2022/43, K:2022/81 sayılı kararla; Anayasa’nın 70. maddesinin birinci fıkrasında “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle kamu hizmetlerine girme hakkının güvence altına alındığı, anılan hakkın sadece kamu hizmetlerine girmeyi değil kamu hizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvence altına aldığı, bu itibarla Türk vatandaşı olan sağlık çalışanının sözleşmesinin feshedilmesi suretiyle kamu hizmetinden çıkarılması sonucunu doğuran kuralın, kamu hizmetlerine girme hakkına yönelik bir sınırlama getirdiği, Anayasa’nın 49. maddesinin birinci fıkrasında “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.” denilmek suretiyle herkesin çalışma hakkına sahip olduğunun hüküm altına alındığı, 5258 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca Türk vatandaşı olmayan kişilerin de anılan Kanun kapsamında sağlık çalışanı olarak görevlendirilebilmesinin mümkün olduğu gözetildiğinde, sözleşmenin feshini gerektiren nedenlerin yönetmelikle düzenlenmesini öngören kuralın Türk vatandaşı olmayan sağlık çalışanlarının da çalışma hakkını sınırladığı, Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma rejimini düzenleyen 13. maddesi ile yabancıların durumunun düzenlendiği 16. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanacağının hüküm altına alındığı, buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olmasının yeterli olmadığı, yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerektiği, esasen temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasının Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olduğu; hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği, kanunda bulunması gereken bu niteliklerin hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunlu olduğu, bu ilkenin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı; kanuniliğin, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanması gerektiği, itiraz konusu kuralın, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin feshini gerektiren nedenlerin Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğini hüküm altına aldığı, kuralın, yaptırım konusu eylemleri belirlememek suretiyle ilgililerin hangi somut fiil ve olguya dayanılarak sözleşmelerinin feshedileceğini belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımadığı, sağlık çalışanlarının kamu hizmetlerine girme ve çalışma haklarını sınırlayan sözleşmenin feshini gerektiren nedenlere ilişkin genel ilkeler ortaya konulup kanuni çerçevenin çizilmediği; konunun bütün ayrıntılarıyla düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılması suretiyle yürütmeye sınırsız, belirsiz, geniş bir düzenleme yetkisinin tanındığı; bu itibarla kamu hizmetlerine girme ve çalışma hakkına sınırlama getiren kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olmadığı ve kanunilik şartını taşımadığı; Anayasa'nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denildiği, yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) ait olması ve bu yetkinin devredilememesinin, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereği olduğu, yasama yetkisinin devredilemezliğinin, kanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka bir organca kullanılamaması anlamına geldiği, Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklananın, kanun yapma yetkisinin devredilmesi olduğu, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konması ve memurların atanması, özlük hakları gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olmasının gerektiği, Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmenin türevsel nitelikteki işlemlerine bırakmasının, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamayacağı, kuralda Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü ve temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin olan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin feshini gerektiren nedenlere ilişkin olarak genel ilkeler ortaya konulmadan, kanuni çerçeve çizilmeden, sözleşmenin feshini gerektiren durumlar genel hatlarıyla da olsa belirlenmeden, ilgili hususların tamamının düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılması suretiyle yürütmeye sınırsız, belirsiz, geniş bir düzenleme yetkisi tanındığı, bu itibarla kuralın, yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesiyle de bağdaşmadığı; kuralın, Anayasa’nın 7, 13, 49 ve 70. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Aile hekimliği hizmetlerinin yürütülmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve mali hakları ile hizmetin esaslarını düzenleyen 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun "Personelin statüsü ve malî haklar" başlıklı 3. maddesinde; "Sağlık Bakanlığı; Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkilidir.
Aile sağlığı çalışanları, aile hekimi tarafından belirlenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen, kurumlarınca da muvafakatı verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli arasından seçilir ve bunlar sözleşmeli olarak çalıştırılır. Bu suretle eleman temin edilememesi halinde, Sağlık Bakanlığı, personelini bu hizmetler için görevlendirebilir. İhtiyaç duyulması halinde, Türkiye'de mesleğini icra etmeye yetkili ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanları; Sağlık Bakanlığının önerisi, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine sözleşme yapılarak aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları altmış beş yaşına kadar çalıştırılabilir.
Sözleşmeli olarak çalışan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları kurumlarında aylıksız veya ücretsiz izinli sayılırlar ve bunların kadroları ile ilişkileri devam eder. Bu personelin, sözleşmeli statüde geçen süreleri kazanılmış hak derece ve kademelerinde veya kıdemlerinde değerlendirilerek her yıl işlem yapılır ve bunlar talepleri halinde eski görevlerine atanırlar. Sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı statüsüne geçenlerden önceki sözleşmeli personel statüsüne dönmek isteyenler, eski kurumlarındaki boş pozisyonlara öncelikle atanırlar ve bu madde kapsamındaki çalışmaları hizmet sürelerinde dikkate alınır.
Kadroya bağlı olarak veya sözleşmeli personel pozisyonlarında görev yapan personelden Sağlık Bakanlığınca aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı olarak görevlendirilenlere, 209 sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına Bağlı Sağlık Kuruluşları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun uyarınca ek ödeme yapılmaz. Bunlara, aylıklarına ve ücretlerine ilaveten, çalıştıkları günler dikkate alınarak aşağıdaki fıkrada belirlenen miktarların yarısını aşmamak üzere tespit edilecek tutarda ödeme yapılır.
Sözleşme yapılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre belirlenen en yüksek brüt sözleşme ücretinin aile hekimi için (6) katını, aile sağlığı çalışanı için (1,5) katını aşmamak üzere tespit edilecek tutar, çalışılan ay sonuçlarının ilgili sağlık idaresine bildiriminden itibaren onbeş gün içerisinde ödenir. Aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına ihtiyaç hâlinde, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında nöbet görevi verilir. Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödenir.
Sözleşmeli olarak çalışmaya başlayanların, daha önce bağlı oldukları sosyal güvenlik kuruluşlarıyla ilişkileri aynı şekilde devam ettirilir. Ancak, her türlü prim, kesenek ve kurum karşılıkları bu fıkrada belirtilen ücretlerden kesilerek ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna aktarılır. Bunlar önceki durumları çerçevesinde tedavi yardımlarından yararlanmaya devam ederler.
Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının durumları ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi almış olup olmadıkları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, aile sağlığı merkezi giderleri, kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri ile aile hekimi tarafından karşılanmayan gider unsurları, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı gibi kriterler esas alınır. Sağlık Bakanlığınca belirlenen standartlara göre, koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması halinde bu ödeme tutarından brüt ücretin % 20'sine kadar indirim yapılır. Sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ücreti, aile sağlığı merkezi giderleri ve gezici sağlık hizmetleri ödemelerinden Damga Vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Aile hekimlerince talep edilen tetkik ve sarf malzemelerinin giderleri halk sağlığı müdürlükleri tarafından hak sahiplerine ayrıca ödenir.
Aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumların; her bir araştırma görevlisi/asistan başına azamî kayıtlı kişi sayısı 4000 kişiyi aşmamak ve her kayıtlı kişi başına (görev yapacak araştırma görevlisi/asistan sayısı da esas alınmak suretiyle) aylık beş Türk Lirasından fazla olmamak üzere belirlenecek tutar, çalışılan aya ait sonuçların ilgili sağlık idaresine bildiriminden itibaren onbeş gün içinde ilgili döner sermaye mevzuatı hükümlerine tabi tutulmaksızın döner sermaye işletmelerinde bu amaçla açılacak olan hesaba yatırılır. Bu tutarı üç katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Kayıtlı kişi başına belirlenen tutar, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre belirlenen en yüksek brüt sözleşme ücretinin artışı oranında artırılabilir. Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen standartlara göre, koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulanması hâlinde ödeme tutarının % 20’sine kadar indirim yapılır.
Bu şekilde kurumlarca oluşturulacak aile sağlığı merkezlerinin bu Kanun kapsamında oluşacak tüm giderleri sekizinci fıkrada belirtilen hesaplardan ödenir. Kurumlarınca aile hekimliği hizmetlerinde çalıştırılan öğretim üyesi, eğitim görevlisi, araştırma görevlisi ve asistanlara; kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı gibi kriterlere göre yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. İlgililere yapılacak toplam ödeme, kadrolarına bağlı olarak yapılan ödemeler de dâhil olmak üzere beşinci fıkrada yer alan sınırları aşamaz. Sekizinci fıkra kapsamında oluşturulan aile sağlığı merkezlerinde görev yapan aile sağlığı çalışanlarına 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ve 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesi hükümleri çerçevesinde belirlenen azamî ek ödeme tutarını geçmemek üzere yukarıda belirtilen kriterler çerçevesinde yapılacak ödeme, anılan fıkra uyarınca açılmış bulunan hesaplardan ödenir. Bu fıkra kapsamında yapılacak ödemenin net tutarı, 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9 uncu maddesi uyarınca kadro ve görev unvanı veya pozisyon unvanı itibarıyla belirlenmiş olan ek ödemenin net tutarından az olamaz. Bu ödemeden yararlanan personele, ayrıca 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9 uncu maddesi, 209 sayılı Kanunun 5 inci ve ek 3 üncü maddeleri ile 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesi ((e) fıkrasının ikinci paragrafı hariç) uyarınca herhangi bir şekilde ek ödeme yapılmaz.
Aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren vakıf üniversiteleri ile Sağlık Bakanlığı arasında bu maddenin birinci fıkrası kapsamında kurumsal sözleşme yapılabilir ve sekizinci fıkradaki usul ve esaslara göre üniversite hesabına ödeme yapılır.
Aile hekimleri ferden veya müştereken personel çalıştırabilir ve işveren olabilir.
Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hâllerinde, 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamındaki sözleşmeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Hastalık durumunda, bir malî yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir. Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir. Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır." hükmü; "Yönetmelikler" başlıklı 8. maddesinde de: "Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları, sözleşmenin feshini gerektiren nedenler, Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır.
Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinin; 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ile 5 ve 6. fıkralarının, Yönetmelik'in ekinde yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli'nin 39. Satırı yönünden:
Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemi yönünden;
Yönetmeliğin "Sözleşmelerin yenilenmesi" başlıklı 7. maddesi; "(1)Sözleşme süresi sonunda, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı olarak görevine devam etmek isteyenlerin sözleşmesi yenilenir. Ancak bir sözleşme döneminde bu Yönetmeliğin eki (EK-3 AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMASINDA UYGULANACAK İHTAR PUANI CETVELİ)’nde yer alan fiillerden 5 ve daha fazla kez ihtar puanı verilmesi veya toplamda 150 ve üzerinde ihtar puanına ulaşılması halinde müdürlükçe komisyon oluşturularak değerlendirme yapılır. Değerlendirme neticesinde komisyon tarafından; yeniden sözleşme imzalanmasına veya sözleşmenin yenilenmemesine karar verilir. Aile sağlığı çalışanları için verilecek kararlarda aile hekiminin görüşü de alınır. Komisyonun teşekkülü ile çalışma usul ve esasları Bakanlıkça belirlenir....." hükmünü, haizdir.
Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen 21/06/2022 günlü, E:2022/43, K:2022/81 sayılı iptal kararı doğrultusunda, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin feshine neden olan ihtar puanı uygulamasına ilişkin hükümlerin kanunla düzenlenmesi gerektiği açık olduğundan; ilgiliye verilen ihtar puanlarının beş ve daha üzeri olması veya ihtar puanlarının yüz elli puanı bulması halinde sözleşmesinin yenilenip yenilenmeyeceğine karar verme hususunda Komisyon kurulmasına dair düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir. Yönetmelik'in 11. maddesinin iptali istemi incelendiğinde; Yönetmeliğin "Sözleşmenin ihtaren sona erdirilmesi" başlıklı 11. maddesi; "(1) Bu Yönetmeliğin eki (EK-3 AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMASINDA UYGULANACAK İHTAR PUANI CETVELİ)’nde yer alan fiilleri işlediği tespit edilen sözleşmeli aile hekimi ve aile sağlığı çalışanına; a) Müdürlüğün halk sağlığı hizmetlerinden sorumlu başkanınca, b) Tespitin Bakanlık tarafından yapılması halinde Bakanlıkça, yazılı ihtar yapılır. (2) Sözleşmeli aile hekimi veya aile sağlığı çalışanına, ihtarın tebliğinden itibaren savunma yapması için yedi gün süre verilir. Yapılan savunmalar uygun görülmediği takdirde veya süresi içinde savunma yapılmaması durumunda ihtar puanı verilir. Bir sözleşme dönemi içerisinde herhangi bir fiilin ikinci ve devam eden ihlallerinde, ihtar puanı iki kat olarak uygulanır.
(3) İhtar puanının kendisine tebliğ edilen ilgili aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde; a) Müdürlüğün halk sağlığı hizmetlerinden sorumlu başkanının verdiği ihtar puanına karşı, il sağlık müdürüne, b) Bakanlığın verdiği ihtara karşı Bakan Yardımcısına, itirazda bulunabilir. İtiraz mercileri otuz gün içinde itirazı inceleyerek karara bağlar ve karar ilgilisine yazılı olarak bildirilir.
(4) Bakanlıkça yapılan ihtarlar ve sonuçları, işlem yapılmak üzere ilgili müdürlüğe bildirilir.
(5) Bir sözleşme dönemi içinde verilen ihtar puanlarının iki yüz puana ulaşması halinde sözleşme, il sağlık müdürü tarafından sona erdirilir.
(6) Mali yıl başladıktan sonra sözleşme imzalayarak göreve başlayan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının, sözleşme dönemi sonuna kadar kalan sürenin iki yıllık çalışma süresine oranının, iki yüz puan ile çarpılmasıyla bulunacak puana ulaşması halinde de sözleşme, il sağlık müdürü tarafından ihtaren sona erdirilir. Hesaplamalarda kesirler tama iblağ edilir.
(7) Bu madde hükümleri gereğince sözleşmesi ihtaren sona erdirilen aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı, bir yıl süreyle sözleşmeli aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı olmak üzere başvuruda bulunamaz.
(8) Bir sözleşme dönemi içinde ihtar puanlarının iki yüz puana ulaştığının, sözleşme dönemi sona erdikten sonra tespit edilmesi halinde, tespit tarihinde geçerli olan sözleşme sona erdirilir.
(9) İhtarı gerektiren fiilin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde gerekli işlemin başlatılarak, takip eden altı ay içerisinde sonuçlandırılması esastır. İhtarı gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde ihtar puanı verilmemesi halinde ihtar puanı verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmünü haizdir.
Anayasa Mahkemesinin 21/06/2022 günlü, E:2022/43, K:2022/81 sayılı iptal kararı gereğince, sözleşmenin ihtaren sona erdirilmesine ilişkin hükümlerin 5258 sayılı Yasa'da düzenlenmesi gerekirken, burada herhangi bir düzenlemeye yer verilmeyerek, konuya ilişkin hükümlerin doğrudan Yönetmelikle düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Yönetmelik'in ekinde (EK-3) yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli'nin 39.satırının iptal istemi yönünden;
Yönetmeliğin ekinde yer alan İhtar Puanı Cetvelinde yer alan fiillerin işlenmesi halinde ilgili aile hekimi yahut aile sağlığı çalışanına fiilin karşısında öngörülen ihtar puanının verileceği Yönetmeliğin 11. maddesinde hükme bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen iptal kararı gereğince sözleşmenin feshini gerektiren nedenlere ilişkin kanuni çerçevenin kanunla çizilmesi gerektiğinden, yaptırım konusu eylemlerin ve bunlara yönelik ihtar puanlarının doğrudan Yönetmelikle düzenlenmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Yönetmelik'in eksik düzenleme iddiasıyla 10. maddesinin 1. fıkrasının, (d), (e) ve (ı) bentlerinin; 13. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinde yer alan "... ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılmaz." ibaresi ile 5. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "... ve hastalık raporlarını izne çevirmeye" ibaresinin; 17. maddesinin 2. fıkrasının; 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinin, 22. maddesinin 2. fıkrasının, (a) ve (b) bentleri ile 22. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesi yönünden:
Aile hekimliği hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve hizmetin aksamadan yürütülmesi amacıyla idarenin gereken önlemleri alabilmesini teminen getirildiği anlaşılan söz konusu düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gerekleri ile dayanağı 5258 sayılı Yasa'ya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesi; 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ile 5 ve 6. fıkraları, Yönetmelik'in ekinde yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli'nin 39. Satırının iptaline, Yönetmeliği'nin eksik düzenleme iddiasıyla 10. maddesinin 1. fıkrasının, (d), (e) ve (ı) bentlerine; 13. maddesinin 1. Fıkrasının 4. cümlesinde yer alan "... ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılmaz." ibaresi ile 5. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "... ve hastalık raporlarını izne çevirmeye" ibaresine; 17. maddesinin 2. fıkrasına; 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesine, 22. maddesinin 2. fıkrasının, (a) ve (b) bentleri ile 22. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesi yönünden ise davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; duruşma için belirlenen 30/04/2025 günü, davacı vekili Av. ...'ın, davalı idareleri temsilen Hukuk Müşaviri ...'in geldiği görülerek, Danıştay Savcısının hazır bulunduğu açık duruşmaya başlanıldı. Duruşmada hazır bulunan taraflara usulüne göre söz verilip dinlenildikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı Dernek; 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının (d), (e) ve (ı) bentlerinin, 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ile 5 ve 6. fıkralarının, 13. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresinin, 13. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "ve hastalık raporlarını izne çevirmeye" ibaresinin, 17. maddesinin 2. fıkrasının, 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinin, 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 22. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinin, Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırının iptali istemiyle bakılan davayı açmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Aile hekimliği hizmetlerinin yürütülmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve mali hakları ile hizmetin esaslarını düzenleyen 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; Sağlık Bakanlığının (…) belirleyeceği illerde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve malî hakları ile hizmetin esaslarını düzenlemektir." hükmü; -davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle- "Personelin statüsü ve malî haklar" başlıklı 3. maddesinde; "Sağlık Bakanlığı; Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkilidir.
Aile sağlığı çalışanları, aile hekimi tarafından belirlenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen, kurumlarınca da muvafakatı verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli arasından seçilir ve bunlar sözleşmeli olarak çalıştırılır. Bu suretle eleman temin edilememesi halinde, Sağlık Bakanlığı, personelini bu hizmetler için görevlendirebilir. İhtiyaç duyulması halinde, Türkiye'de mesleğini icra etmeye yetkili ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanları; Sağlık Bakanlığının önerisi, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine sözleşme yapılarak aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları altmış beş yaşına kadar çalıştırılabilir.
Sözleşmeli olarak çalışan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları kurumlarında aylıksız veya ücretsiz izinli sayılırlar ve bunların kadroları ile ilişkileri devam eder. Bu personelin, sözleşmeli statüde geçen süreleri kazanılmış hak derece ve kademelerinde veya kıdemlerinde değerlendirilerek her yıl işlem yapılır ve bunlar talepleri halinde eski görevlerine atanırlar. Sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı statüsüne geçenlerden önceki sözleşmeli personel statüsüne dönmek isteyenler, eski kurumlarındaki boş pozisyonlara öncelikle atanırlar ve bu madde kapsamındaki çalışmaları hizmet sürelerinde dikkate alınır. ...
Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının durumları ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi almış olup olmadıkları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, aile sağlığı merkezi giderleri, (...), kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri ile aile hekimi tarafından karşılanmayan gider unsurları, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı gibi kriterler esas alınır. Sağlık Bakanlığınca belirlenen standartlara göre, koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması halinde (...) bu ödeme tutarından brüt ücretin % 20'sine kadar indirim yapılır. Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi ücreti, aile sağlığı merkezi giderleri, (...) ve gezici sağlık hizmetleri ödemelerinden Damga Vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Aile hekimlerince talep edilen tetkik ve sarf malzemelerinin giderleri halk sağlığı müdürlükleri tarafından hak sahiplerine ayrıca ödenir. ...
Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hallerinde, 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi kapsamındaki sözlemeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Hastalık durumunda, bir mali yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir. Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir. Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır. ..." hükmü; -davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle- "Yönetmelikler" başlıklı 8. maddesinde de; "Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları, sözleşmenin feshini gerektiren nedenler, Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralı yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
1- Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının (d), (e) ve (ı) bentlerinin, 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ile 5 ve 6. fıkralarının, Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırının iptali istemi incelendiğinde;
Dairemizin E:2021/17470 esasına kayıtlı dava dosyasında 30/04/2025 günlü, K:2025/2142 sayılı kararla, dava konusu edilen düzenlemelerin iptaline karar verildiğinden, işbu davada anılan düzenlemelere yönelik iptal istemi hakkında yeniden karar verilmesine yer bulunmamaktadır.

2- Yönetmelik'in 13. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "İzinler" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında; "(1) Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, bir mali yılda otuz gündür.Mali yıl başladıktan sonra sözleşme imzalayarak göreve başlayan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanına, mali yıl sonuna kadar çalışacakları sürenin bir yıllık çalışma süresine oranının yıllık izin süresi ile çarpılması suretiyle bulunacak süre kadar yıllık izin verilir. Hesaplamada kesirler tama iblağ edilir. Bir sözleşme döneminde birinci mali yılda kullanılmayan yıllık izinler ikinci mali yıla aktarılabilir, ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hallerinde, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendi kapsamındaki sözleşmeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Süt izni kullanan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının yerine bu süre içerisinde görevlendirme yapılma zorunluluğu yoktur.'' hükmü yer almıştır.
Üst hukuk normu olan 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 12. fıkrasında; ''Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür. ...'' kuralı yer almaktadır.
Aile hekimliği çalışanları, iradeleri ile kabul ettikleri sözleşmeyle ücret karşılığı çalışmakta ve sözleşmeli olarak çalışmanın sağlayacağı olanakları tercih etmektedirler. Ancak bu görevleri yerine getirmek istememeleri halinde, sözleşmelerini sona erdirmek ve/veya sözleşmenin süresinin sona ermesi üzerine yenilememek de kendi iradelerine bağlıdır.
Aile hekimliği çalışanlarının iki mali yılı kapsayacak şekilde sözleşme imzaladıkları, iki mali yılın sonunda sözleşme sürelerinin sona erdiği ve 5258 sayılı Kanun'da yıllık izinlerin, ait olduğu sözleşme döneminde kullanılacağının belirtildiği dikkate alındığında, uyuşmazlıkta, sözleşme dönemi içerisinde yıllık izin aktarımının mümkün olduğu yani sözleşme döneminde birinci mali yılda kullanılmayan yıllık izinlerin, ikinci mali yıla aktarılabildiği, ancak sözleşme dönemi dışına çıkan sürelerde ise 5258 sayılı Kanun gereği ve sözleşme hukukuna göre yıllık izin aktarımının mümkün olamayacağı anlaşıldığından, dava konusu ibarede üst hukuk normu ile kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık görülmemiştir.
3- Yönetmelik'in 13. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "ve hastalık raporlarını izne çevirmeye" ibaresinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "İzinler" başlıklı 13. maddesinin 5. fıkrası; "(5)Aile hekimi ile aile sağlığı çalışanına izin vermeye ve hastalık raporlarını izne çevirmeye müdürlük yetkilidir. Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir. İzinlere ilişkin diğer hususlar Bakanlıkça belirlenir." düzenlemesini içermektedir.
Dava konusu Yönetmelik'in 13. maddesinin 5. fıkrasında, aile sağlığı çalışanına izin vermeye ve hastalık raporlarını izne çevirmeye İl Sağlık Müdürlüğünün yetkili olduğu ve İl Sağlık Müdürlüğünün bu yetkisini, sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebileceği, izinlere ilişkin diğer hususların Bakanlıkça belirleneceği belirtilmiş olup, dava konusu ibarenin, hizmetin aksamadan, kusursuz ve etkin biçimde işlemesini sağlayabilmek için getirildiği anlaşıldığından, anılan ibarede kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık görülmemiştir.
4- Yönetmelik'in 17. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "İzinler" başlıklı 17. maddesinde; ''(1)Aile hekimi ile aile sağlığı çalışanı ekip anlayışı içinde çalışır. (2)Aile hekimi, birlikte çalıştığı aile sağlığı çalışanını yönlendirme ve denetleme yetkisine sahiptir.'' hükmü haizdir.
5258 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, aile sağlığı çalışanının, aile hekimi ile birlikte hizmet veren hemşire, ebe, sağlık memuru gibi sağlık elemanı olduğu hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında ise, aile sağlığı çalışanlarının, Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen ve aile hekiminin de görüşü alınarak, kurumlarınca muvafakatı verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli arasından seçileceği ve bunların sözleşmeli olarak çalıştırılacağı hükme bağlanmıştır.
Aile hekiminin, aile hekimliği hizmetlerinin daha etkin ve verimli olması, hizmette sürekliğinin sağlanması amacıyla aile sağlığı çalışanını ekip anlayışı içerisinde yönlendirme ve denetleme yetkisine sahip olduğu açıktır. Nitekim yukarıda yer verilen Kanun maddesi uyarınca da aile hekimine, Sağlık Bakanlığınca da uygun görülmesi şartıyla aile sağlığı çalışanını belirleyebilme hakkı tanınmıştır.
Bu itibarla, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek düzenlenen ve 5258 sayılı Kanun'a uygun dava konusu Yönetmelik maddesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

5- Yönetmelik'in 22. maddesinin; 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesi ile 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in -davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle- "Aile sağlığı çalışanı ödemelerine ilişkin diğer esaslar" başlıklı 22. maddesinin 1. ve 2. fıkraları; "(1) Sözleşme ile çalıştırılan aile sağlığı çalışanına, 16 ncı maddenin;
a) Birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen hallerde,
b) İkinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen halde,
c) Üçüncü fıkra kapsamında vekâleten hizmetin görülmesini sağlaması halinde,
ç) Tek birimli aile sağlığı merkezinde görev yapan ve yıllık izin sebebiyle görevi başında bulunamayan aile sağlığı çalışanına, toplam yıllık izin süresinin ilk on dört günlük kısmı için, ödemeler tam olarak yapılır. Bu fıkra kapsamında tam ödeme yapılan aile sağlığı çalışanına, ikinci fıkraya göre ayrıca ödeme yapılmaz.
(2) Sözleşmeli aile sağlığı çalışanı yerine geçici aile sağlığı çalışanı görevlendirilmesi durumunda;
a) 21 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre kayıtlı kişiler için yapılacak brüt ödeme miktarının % 50’si yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile sağlığı çalışanına, % 25’i geçici aile sağlığı çalışanına veya geçici aile sağlığı çalışanı olarak Bakanlık personeli görevlendirilmiş ise bu personele ödenmek üzere kadrosunun bulunduğu kurum döner sermaye emanet hesabına,
b) 21 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendine göre ödenecek sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ücretinin % 50’si asıl aile sağlığı çalışanına,
ödenir.'' düzenlemesini içermektedir.
Aile sağlığı çalışanları, iradeleri ile kabul ettikleri sözleşmeyle ücret karşılığı çalışmakta ve sözleşmeli olarak çalışmanın sağlayacağı olanakları tercih etmektedirler. Ancak bu görevleri yerine getirmek istememeleri halinde, sözleşmelerini sona erdirmek ve/veya sözleşmenin süresinin sona ermesi üzerine yenilememek de kendi iradelerine bağlıdır.
Aile sağlığı çalışanlarının, görevden geçici olarak ayrılması halinde dahi temel ücretini aldığı ve davalı idarelerin aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarını belirleme yetkilerinin bulunduğu göz önüne alındığında, dava konusu düzenlemelerde, 5258 sayılı Kanun'a ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

6- Yönetmelik'in 22. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in -davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle- "Aile sağlığı çalışanı ödemelerine ilişkin diğer esaslar" başlıklı 22. maddesinin 5. fıkrasında; ''(5) Aile sağlığı çalışanı sözleşmesi bulunmayan geçici aile sağlığı çalışanına 209 sayılı Kanun gereğince ek ödeme yapılmaz. Bunların aylık veya ücretlerinin kadro veya pozisyonlarının bulunduğu birimden ödenmesine devam edilir. Aylıklarına ve ücretlerine ilave olarak ikinci ve üçüncü fıkralara göre yapılacak ödemelerin toplamı, tavan ücretin % 75’ini geçemez. Sözleşmeli aile sağlığı çalışanı haricinde geçici aile sağlığı çalışanı olarak görevlendirilenlere bu maddeye göre yapılacak ödemenin brüt tutarı, kadrosunun bulunduğu görev yeri ve unvanı gözönünde bulundurulmak suretiyle 209 sayılı Kanun gereğince döner sermayeden yapılacak ödemeler toplamının (sabit ödeme dahil) brüt tutarından az olamaz (23 üncü maddeye göre yapılacak performans kesintisi hariç). Ancak, geçici aile sağlığı çalışanına ödenmek üzere döner sermaye emanet hesabına aktarılan tutarlardan varsa döner sermayeden yapılan sabit ödemesi mahsup edilip, yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalan kısmı geçici aile sağlığı çalışanına ödenir.'' hükmü haizdir.
Üst hukuk normu olan 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 4. fıkrasında da; ''Kadroya bağlı olarak veya sözleşmeli personel pozisyonlarında görev yapan personelden Sağlık Bakanlığınca aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı olarak görevlendirilenlere, 209 sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına Bağlı Sağlık Kuruluşları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun uyarınca ek ödeme yapılmaz. Bunlara, aylıklarına ve ücretlerine ilaveten, çalıştıkları günler dikkate alınarak aşağıdaki fıkrada belirlenen miktarların yarısını aşmamak üzere tespit edilecek tutarda ödeme yapılır.'' düzenlemesi yer almaktadır.
Uyuşmazlıkta, 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 4. fıkrası uyarınca aile hekimliğinde görevlendirilen personele ek ödeme yapılamayacağından, Yönetmelik'in dava konusu 22. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinde, aile sağlığı çalışanı sözleşmesi bulunmayan geçici aile sağlığı çalışanına 209 sayılı Kanun gereğince ek ödeme yapılmayacağına dair hükmünde bu gerekçe ile üst hukuk normuna aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının (d), (e) ve (ı) bentlerinin, 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ile 5 ve 6. fıkralarının, Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırının iptali istemine ilişkin olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oyçokluğuyla,
2\. Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 13. maddesinin 1. fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan "ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz." ibaresinin, 13. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "ve hastalık raporlarını izne çevirmeye" ibaresinin, 17. maddesinin 2. fıkrasının, 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinin, 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 22. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oybirliğiyle,
3\. Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oyçokluğuyla,
4\. Aşağıda dökümü yapılan ...TL yargılama giderinin haklılık oranına göre yarısı olan ...TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan ...-TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin, davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/04/2025 tarihinde karar verildi.


(X) KARŞI OY :
Kesin hüküm, yargı yerince yasada gösterilen usullere uygun olarak verildikten sonra olağan kanun yollarından geçerek veya kanun yollarına başvurma süreleri geçirilmek suretiyle uyuşmazlığı nihai olarak sonuçlandıran kararlara yönelik olarak kullanılan ve anılan kararın kimse tarafından değiştirilemeyeceğini ifade eden hukuki bir terimdir.
Hukuk düzeninde istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, doktrinde de şekli ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere iki başlıkta ele alınmaktadır. Şekli anlamda kesin hüküm, yargı yerince verilen karara karşı olağan kanun yollarına başvurulamayacağını ifade etmektedir. Dolayısıyla söz konusu terim ile görülmekte olan davanın şeklen sona ermesi kastedilmektedir.
Maddi anlamda kesin hüküm ise; uyuşmazlığın esasını çözen nihai yargı kararlarının, kimse tarafından değiştirilememesini ve daha sonra açılan dava bakımından bağlayıcı olmasını, diğer bir anlatımla taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir daha dava konusu yapılamamasını ifade etmektedir. Buna göre, bir kararın maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıması halinde tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir dava açılması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Olayımızda öncelikle, sebebi ve konusu aynı olmakla birlikte tarafları farklı bir uyuşmazlık bahis konusudur.
Ayrıca bu davada karar vermeye yer olmadığı kararı verilmesine gerekçe olarak alınan E:2021/17470 sayılı dosyada verilen iptal kararı, yukarıda izah edildiği üzere ne şeklen ne de maddi olarak kesinleşmiştir.
Öte yandan, gerek yargısal içtihatlarda, gerekse doktrinde, iptal kararlarının, işlemin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymak suretiyle işlemi hukuken ortadan kaldırdığından; daha önce verilen ve kesinleşen iptal kararının, işlemle ilişkisi bulunan kişilerin, aynı işlemin iptali istemiyle açacakları davalarda kesin hüküm etkisini gösterdiği kabul edilmektedir.
Ancak önceki dosyada verilen iptal kararının henüz kesin hüküm halini almamış olması durumunda anılan kararın bağlayıcılığından söz etmek mümkün değildir. Örneğimizde sözü edilen 2021/17470 esas sayılı dosyada verilen kararın temyiz edilmesi ve temyiz incelemesi neticesinde bozulması durumunda ya da davacı tarafından davadan feragat edilmesi durumunda ortaya çıkacak durum anılan karara bağlı olarak verilen karar vermeye yer olmadığına dair kararı dayanaksız ve anlamsız hale getirecektir.
Tarafların iradesine bağlı olarak kullanılan ya da kullanılmayan kanun yolları nedeniyle sonucun bir dosyada değişip diğerinde değişmemesinin yaratacağı hukuki sakıncalar gözetilerek işbu dosyada da dava konusu düzenleyici işlemin bir kısmına yönelik iptali isteminin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle Daire kararının karar vermeye yer olmadığına dair kısmına katılmıyorum.


(XX) KARŞI OY :
Davacı Dernek tarafından, 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin; bazı maddeleriyle birlikte 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinin de iptali istenilmektedir.
Uyuşmazlık, tek birimli aile sağlığı merkezinde görev yapan ve yıllık izin sebebiyle görevi başında bulunamayan sözleşmeli asıl aile sağlığı çalışanına, ücretinin toplam yıllık izin süresinin sadece ilk on dört günlük kısmı için %100'ünün ödenip ödenemeyeceğine ilişkin bulunmaktadır.
Dava konusu Yönetmelik'in "Aile sağlığı çalışanı ödemelerine ilişkin diğer esaslar" başlıklı 22. maddesinin 1. fıkrası; "(1) Sözleşme ile çalıştırılan aile sağlığı çalışanına, 16 ncı maddenin;
a) Birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen hallerde,
b) İkinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen halde,
c) Üçüncü fıkra kapsamında vekâleten hizmetin görülmesini sağlaması halinde,
ç) Tek birimli aile sağlığı merkezinde görev yapan ve yıllık izin sebebiyle görevi başında bulunamayan aile sağlığı çalışanına, toplam yıllık izin süresinin ilk on dört günlük kısmı için, ödemeler tam olarak yapılır. Bu fıkra kapsamında tam ödeme yapılan aile sağlığı çalışanına, ikinci fıkraya göre ayrıca ödeme yapılmaz.'' düzenlemesini içermektedir.
Anayasa'nın "Çalışma şartları ve dinlenme hakkı" başlıklı 50. maddesinin 3. fıkrasında; ''Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.'' denilmek suretiyle çalışanların belirli sürelerle dinlenme hakkı anayasal güvence altına alınmıştır. Anılan maddeye ilişkin Danışma Meclisinin kabul ettiği metnin gerekçesinde dinlenme hakkının tanınmasının, çalışanın bedenen korunması ve dinlenme sonrası verimli çalışması bakımından gerekli olduğu belirtilmiştir.
Bu itibarla, çalışanlara yıllık izin imkanı tanınmasının, dinlenme hakkı kapsamında anayasal güvence altına alındığı anlaşılmaktadır.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3. maddesinin 5. fıkrasında; "Sözleşme yapılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre belirlenen en yüksek brüt sözleşme ücretinin aile hekimi için (6) katını, aile sağlığı çalışanı için (1,5) katını aşmamak üzere tespit edilecek tutar, çalışılan ay sonuçlarının ilgili sağlık idaresine bildiriminden itibaren onbeş gün içerisinde ödenir. ..."; 3. maddesinin 7. fıkrasında; ''Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının durumları ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi almış olup olmadıkları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, aile sağlığı merkezi giderleri, (...), kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri ile aile hekimi tarafından karşılanmayan gider unsurları, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı gibi kriterler esas alınır. Sağlık Bakanlığınca belirlenen standartlara göre, koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması halinde (...) bu ödeme tutarından brüt ücretin % 20'sine kadar indirim yapılır. Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi ücreti, aile sağlığı merkezi giderleri, (...) ve gezici sağlık hizmetleri ödemelerinden Damga Vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Aile hekimlerince talep edilen tetkik ve sarf malzemelerinin giderleri halk sağlığı müdürlükleri tarafından hak sahiplerine ayrıca ödenir.''; 3. maddesinin 12. fıkrasında; ''Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hallerinde, 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamındaki sözlemeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Hastalık durumunda, bir mali yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir. Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir. Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır. ..." hükümleri yer almıştır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; 5258 sayılı Kanun'a göre, aile sağlığı çalışanlarına, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz günlük yıllık izin hakkı tanınmış ise de dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, tek birimli aile sağlığı merkezinde görev yapan ve yıllık izin sebebiyle görevi başında bulunamayan aile sağlığı çalışanına, toplam yıllık izin süresinin ilk on dört günlük kısmı için, ödemelerin tam olarak yapılacağı, kalan yıllık izin süresinde ücretinden kesintiye gidileceği, bu fıkra kapsamında tam ödeme yapılan aile sağlığı çalışanına, ikinci fıkraya göre ayrıca ödeme yapılmayacağı düzenlenmiştir.
Bu itibarla, tek birimli aile sağlığı merkezlerindeki aile hekimliği biriminde çalışan aile sağlığı çalışanının yıllık izin sebebiyle görevi başında bulunamaması durumunda toplam yıllık izin süresinin ilk on dörtlük kısmı için ödemenin tam olarak yapılması ve kalan yıllık izin süresinde ücretinden kesintiye gidilmesi hususu, aile sağlığı çalışanlarının yasal hakkı olan 30 günlük yıllık izinlerini kullanmalarının engellenmesi manasına gelmekle birlikte, aynı zamanda Anayasa'nın 50. maddesinde güvence altına alınan ''dinlenme hakkına'' aykırılık teşkil etmektedir. Dolayısıyla bu durumun da yıllık izne ilişkin anayasal güvencenin işlevini kaybetmesine neden olacağı aşikardır.
Yukarıda aktarılan gerekçelerle; 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinin iptali gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim