SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/17560 E. 2025/2148 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/17560

Karar No

2025/2148

Karar Tarihi

30 Nisan 2025

Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/17560 E. , 2025/2148 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/17560
Karar No : 2025/2148

DAVACI : ... Sendikası
VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

DAVANIN KONUSU: Davacı Sendika tarafından, 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin;
1- 7. maddesinin 1. fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri ile 2. ve 3. fıkralarının,
2- 10. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer alan "mazeretli olup olmadığına bakılmaksızın" ibaresinin,
3- 10. maddesinin 3. fıkrasının (eksik düzenleme nedeniyle),
4- 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinin,
5- 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendinin,
6- 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendinin,
7- Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırında yer alan "sosyal medya araçlarıyla" ibaresinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri ile 2. ve 3. fıkraları yönünden; dava konusu düzenleme ile personelin belirli durumlarda sözleşmesinin devam ettirilip ettirilmeyeceğinin bir komisyona bırakıldığı, bu komisyon tarafından yapılacak değerlendirmelerde takdir yetkisinin, eşitlik ve adalet ilkelerine ters düşecek şekilde aşılması durumunun ortaya çıkabileceği, öte yandan, 150 ve üzeri ihtar puanı dışında, puanın miktarı fark etmeksizin 5 kez ihtar puanı cezası alan personelin de sözleşmesinin yenilenip yenilenmeyeceğinin de komisyonca değerlendirileceği, fiil ve karşılığı olan cezanın orantılı olması önem arz etmekte olup, bu durumun, orantısız cezai müeyyideye sebebiyet vereceği, kişilerin orantısız olarak birden fazla kez cezalandırılacağı,
10\. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer alan "mazeretli olup olmadığına bakılmaksızın" ibaresi yönünden; kişilerin, hukuken geçerli mazeretlerinin varlığı halinde, bu mazeretleri için belirlenen süreler içinde görevlerini ifa etme yükümlülüklerinin ortadan kalktığı, iptali istenilen ibarede ise söz konusu durumun tersine, hukuken geçerli olan mazeretlere bağlı olarak ortaya çıkan hakların ihlal edildiği,
Eksik düzenleme içerdiği iddia edilen 10. maddesinin 3. fıkrası yönünden; yürürlükten kaldırılan Mülga Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği'nin 13/5. maddesinde yer alan, ''Sözleşmenin askıda olduğu süre zarfında, müdürlükçe pozisyona geçici görevlendirme yapılır ve sözleşmeli aile hekimi ile görevlendirilen aile hekimine 17 nci maddeye göre, sözleşmeli aile sağlığı elemanı ve görevlendirilen aile sağlığı elemanına ise 20 nci maddeye göre ödeme yapılır.'' ibaresinin, dava konusu edilen Yönetmelik'in 10/3. maddesinden çıkarıldığı, böylece görevden uzaklaştırılan, bir diğer ifade ile sözleşmesi askıya alınan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları açısından görev başında olmadıkları bu süre zarfında kendilerine herhangi bir ödeme yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir mevzuat boşluğunun ortaya çıktığı ve bu boşluğun ücret ödenmesi konusunda tereddütlere ve hatta keyfi ve tutarsız uygulamalara sebebiyet vereceği muhtemel olduğundan, söz konusu eksik düzenleyici işlemin bu gerekçelerle iptaline karar verilmesi gerektiği,
11\. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi yönünden; dava konusu düzenleme ile ihtar puanının doğrudan doğruya iki kat olarak uygulanmasının, ölçülülük ve orantılılık ilkelerine ters düştüğü, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesi ve devamında yer alan tekerrüre ilişkin hükümler incelendiğinde, yalnızca bir üst cezanın uygulanacağının düzenlendiği, bu bakımdan personelin hukuki durumunu orantısız ve ölçüsüz olarak etkileyen tekerrür halinde ihtar puanının 2 kat uygulanmasını içeren dava konusu düzenlemenin iptalinin gerektiği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi yönünden; dava konusu düzenlemeler ile hipertansiyon, diyabet, kanser ve obezite gibi hastalıkların taranması, takibi ve takip sonucunda meydana gelen değişim oranları ile vaka yönetiminin, aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının görev ve sorumlulukları arasına yeni dahil edildiği, ortaya çıkan katsayının ise doğrudan doğruya maaş hesaplamasına etki edecek şekilde yürürlüğe konulduğu, kişilerin birinci basamak sağlık hizmetleri dışındaki sağlık kurum ve kuruluşlarına gitmeden önce aile hekimliğine başvuru yapma zorunlulukları bulunmaması, belirlenen kronik hastalıklar için yapılacak testler ve diğer hizmetleri sağlayacak yeterli donanımı, laboratuvar araç ve gereçlerinin bulunmaması durumları göz önüne alındığında, kayıtlı hastalar bakımından bu tarama, takip ve diğer işlemlerin noksansız bir şekilde yürütülmesinin beklenmesinin, hayatın olağan akışına ters düştüğü, dava konusu düzenlemenin, başta çalışma barışını zedeleyici nitelikte olmakla beraber, işin karşılığını tam olarak alamayan personel açısından angarya niteliğinde olduğu,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi yönünden; dava konusu düzenlemeler ile olağanüstü durumlarda yapılacak çalışmaların karşılığı olarak ek bir ücret ödenmeyeceğinin kurala bağlandığı, ancak yapılan düzenlemeyle birlikte, personelin belli zamanlarda ek bir görev üstlense ve kamu hizmeti sunsa dahi bu özverili çalışmasının karşılığını alamaması durumunun ortaya çıktığı, personelin olağanüstü durumlarda ifa edeceği bu çalışmalarının karşılıksız bırakılmasının, angarya niteliği taşıdığı, söz konusu düzenlemenin çalışma barışını zedeleyici nitelikte olduğu,
Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırında yer alan "sosyal medya araçlarıyla" ibaresi yönünden; dava konusu düzenleme ile sosyal medya araçları üzerinden aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının paylaşımlarının farklı yorumlandığı ve bu yönüyle ifade özgürlüğüne müdahale edildiği, dava konusu düzenlemenin, Anayasa'ya ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil ettiği
ileri sürülmektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI :
Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri ile 2. ve 3. fıkraları yönünden; dava konusu düzenleme ile sözleşme süresi dolan aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin yenilenmesinin esas olduğu, 5 kez ve daha fazla ihtar cezası alınması ya da 150 ve üzeri ihtar puanına ulaşılması halini düzenleyen hükmün, bir fesih hükmü değil, halihazırda süresi biten bir sözleşmenin yeniden kurulup kurulmayacağına ilişkin bir kriter olduğu, ''yenilenmeyebilir'' ifadesi ile mutlak suretle sözleşmelerin yenilenmeyeceği sonucuna varılmamakta olup, fiilin ağırlığı, sağlık hizmet sunumunda aksama olup olmadığı, vatandaşın sağlık hizmetinden yararlanma noktasında herhangi bir kısıtlamaya maruz kalıp kalmadığı gibi hizmet gereklerini içeren hususlarda bir değerlendirme yapılabilmesinin söz konusu olacağı, ayrıca bu değerlendirmenin tek bir yetkili ya da amire bırakılmayıp komisyona bırakılmasının da takdir hakkının keyfiyetten uzak ve hukuka uygun kullanımını temin etmeye yönelik bir düzenleme olduğu, ister tek bir yetkili amir olsun ister komisyon olsun kamu görevlerine ilişkin kararlar alınırken, kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde hareket edileceği aşikar olup, bu kararların da yargısal denetime tabi olduğu, aile sağlığı merkezleri ve bu merkezlerde görev yapan aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanları Bakanlık denetimine tabi olup, müfettişler vasıtasıyla yapılan bu denetimler sonucunda hazırlanan raporların, yine Bakan onayından geçtiği, dolayısıyla müfettişlerin doğrudan bir aile hekimliği çalışanının sözleşmesinin yenilenmemesine karar vermesinin söz konusu olmadığı,
10\. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer alan "mazeretli olup olmadığına bakılmaksızın" ibaresi yönünden; hekimler, sadece entegre sağlık hizmetlerinde çalışmak zorunda bulunmayıp, hekimlerin, normal aile sağlığı merkezi birimlerinde sözleşme imzalayabildiği, toplum sağlığı merkezlerinde, ilçe sağlık müdürlüklerinde, hastanelerde, 112 acil sağlık istasyonları gibi çeşitli birimlerde de çalışabildiği, kaldı ki herhangi bir şekilde mecburi veya görevlendirme şeklinde çalışmanın söz konusu olmadığı, dolayısıyla çalışma hakkının ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceği, mazeretsiz olarak nöbet görevinin ifa edilmemesinin 20 ihtar puanı ile cezalandırılmasına rağmen, görevi başında bulunup 5 entegre nöbetine gelmemenin sözleşme feshi ile sonuçlandırılmasının, esasen kendi içinde bir uyumsuzluk taşımadığı, kaza, acil hal ve mücbir hallerde kişi görev başında olamayacağından, hekimin nöbet görevini de yerine getirmesinin beklenmeyeceği, dolayısıyla ilgili madde hükmünün doğal olarak uygulanmayacağı,
10\. maddesinin 3. fıkrası yönünden; davacı noksan düzenleme nedeniyle söz konusu hükmün iptalinin gerektiğini ileri sürmekte ise de noksan düzenlendiğini iddia ettiği mali hususlar, dava konusu Yönetmelik'in 18. ve 19. maddesi ile hüküm altına alındığından, Yönetmelik'in 10. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenecek ayrıca bir hususun bulunmadığı,
11\. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi yönünden; 657 sayılı Kanun, aile hekimliği uygulaması ile kıyaslandığında, 657 sayılı Kanun'un daha ağır yaptırımlar içerdiği, ayrıca aile hekimliği çalışanlarının sözleşme döneminin iki mali yıl gibi kısa bir dönemi kapsadığı, söz konusu ihtar puanlarının da mevcut sözleşme dönemi içerisinde geçerli olduğu, bu durumun dahi başlı başına bir iyi hal örneği olarak kabul edilmesi gerektiği,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi yönünden; 5258 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 7. fıkrasına göre, aile hekimliği çalışanlarının ücretlerinin tespitinde kayıtlı kişiler ile bu kişilerin risk grupları ve belirlenen standartlar çerçevesinde hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranlarının esas alınmasının kanuni bir zorunluluk olduğu, Yönetmelik hükümleri incelendiğinde; kayıtlı kişi sayısı esas alınarak bir ücret kriteri oluşturulduğu, yine bu kayıtlı kişilerin risk durumları yani bebek, gebe, yaşlı olması gibi unsurların ikinci ücret kriterini oluşturduğu ve son olarak kayıtlı kişilerin hastalıklarının taranması, takibi ve kontrolünün gerçekleştirilme oranları ücret ödenmesinde üçüncü kriter olarak yer alarak bunların toplamının aile hekimliği çalışanlarının ücret modelini oluşturduğu, yani bir aile hekiminin, sunmuş olduğu sağlık hizmetinin karşılığı olarak üç kriter etkileşimi sonucunda oluşan ücret gelirini aylık olarak elde ettiği, aile hekimliği uygulamasının üç döneminin olduğu, üçüncü ve içinde bulunulan dönemde, kayıtlı kişi sayısı, bunların risk durumları ve kayıtlı kişilerin hastalıklarının taranması, takibi ve bu takipler neticesindeki başarı oranlarının, aile hekimliği çalışanının yeni ücret unsurunu oluşturduğu, üçüncü dönemde aile hekimliğinin ücret modelinin değiştirildiği, zira kronik hastalıklarla ilgili sağlık sistemi üzerindeki hastalık yükü azaltılarak, en nihayetinde Devletin, kişilerin sağlık hakkını korumasına ve iyileştirmesine ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmesinin amaçlandığı, diğer taraftan, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 3. fıkrasının (1) numaralı bendinde, "Kayıtlı kişilerin yaş, cinsiyet ve hastalık gruplarına yönelik izlem ve taramaları (kanser, kronik hastalıklar, gebe, lohusa, yenidoğan, bebek, çocuk sağlığı, adölesan (ergen), erişkin, yaşlı sağlığı ve benzeri) yapmak." hükmü mevcut olup, daha 2013 yılında kronik hastalıkların taranması ve takibinin, aile hekimine görev olarak verildiği, o tarihten bu zamana herhangi bir düzenlemeye ve orana ihtiyaç olmaksızın ve tam olarak aile hekiminin bu hastalıkları tarıyor ve izlemeni yapıyor olması gerektiği, oysaki dava konusu düzenleme ile zaten halihazırda aile hekiminin görevinde olan ve tam olarak yapılması gereken bir görev için ayrıca ücretlendirme getirilmek suretiyle aile hekimlerinin lehine bir düzenleme yapıldığı, ücrete etki eden katsayıların (0,90-1,50 arası) yönetmelikle düzenlendiği, sadece yapılan işin tıbbi kılavuzlara uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususu ile bunlara ilişkin idari prosedürlerin, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça çıkarılacak olan ve yargı denetimine de tabi olan düzenleyici işlem olan yönerge ile düzenlenmesinin öngörüldüğü,
18\. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi yönünden; söz konusu kuralın, işbu Yönetmelik'ten önceki Yönetmelik'te de aynı şekilde yer almakta olup, yeni bir düzenleme yapılmadığı, dava konusu düzenleme, aile hekimliği çalışanlarının mevcut gelirlerini garanti altına almakta olup, deprem ve sel felaketi nedeniyle kendisinin bu konulara destek olarak bu alanlarda çalışması durumunda ve aile hekimliği hizmetini yerine getirmese dahi ücretinin aynı şekilde korunacağının öngörüldüğü, aksi takdirde, ilgilinin aile hekimliği hizmetini yerine getirmediği ve başka alanlarda çalıştığı iddia edilerek aile hekimliği ödemesinin yapılmaması durumunun ortaya çıkabileceği, davacının iddiasının aksine bu hükümde herhangi bir fazla çalışmadan bahsedilmediği ve aile hekimliği çalışanlarına normal mesainin dışında fazla çalışma saati ile çalışmasına ilişkin bir zorunluluk getirilmediği, sadece aynı çalışma saatlerinde olmak kaydıyla olağanüstü durumlarda aynı yerde/başka yerde verilen hizmetlerde ücretinden herhangi bir kayıp olmayacağına düzenlemek adına yürürlüğe konulan bir hüküm olduğu, kaldı ki hem aile hekimliği mevzuatında hem de 657 sayılı Kanun'un Ek 33. maddesinde aile hekimliği çalışanlarının mesai dışı çalışma/nöbet tutması halinde ayrıca kendisine ücret ödeneceği hüküm altına alınmış olup, aile hekimliği çalışanlarının olağanüstü durumlarda fazla çalışması halinde kendilerine ilgili mevzuat çerçevesinde ödeme yapılacağı,
Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırında yer alan "sosyal medya araçlarıyla" ibaresi yönünden; dava konusu düzenleme ile düşünce ve ifade özgürlüğüne herhangi bir kısıtlama getirilmediği, yalnızca kişilerin görevleriyle ilgili elde ettikleri bilgilerin ve/veya verilerin izinsiz olarak paylaşımının önüne geçilmesinin amaçlandığı, ayrıca EK-3'te yer alan ihtar puanı cetvelinde yer alan diğer bütün fiillerde olduğu gibi söz konusu fiilin de yargı denetimine tabi olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri ile 2. ve 3. fıkralarının, 10. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer alan "mazeretli olup olmadığına bakılmaksızın" ibaresinin, eksik düzenleme iddiasıyla 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinin, Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırında yer alan "sosyal medya araçlarıyla" ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına; 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendinin iptali istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri ile 2. ve 3. fıkralarının; 10. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer alan "mazeretli olup olmadığına bakılmaksızın" ibaresinin; eksik düzenleme iddiasıyla 10. maddesinin 3. fıkrasının; 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6 ve 10 numaralı alt bentlerinin; 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6 ve 10 numaralı alt bentlerinin ve Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırında yer alan "sosyal medya araçlarıyla" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
5258 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "sözleşmenin feshini gerektiren nedenler" ibaresinin Anayasa'nın 7, 38 ve 128. maddelerine aykırılık teşkil ettiği Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine; Anayasa Mahkemesince verilen 21/06/2022 günlü, E:2022/43, K:2022/81 sayılı kararla; Anayasa’nın 70. maddesinin birinci fıkrasında “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle kamu hizmetlerine girme hakkının güvence altına alındığı, anılan hakkın sadece kamu hizmetlerine girmeyi değil kamu hizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvence altına aldığı, bu itibarla Türk vatandaşı olan sağlık çalışanının sözleşmesinin feshedilmesi suretiyle kamu hizmetinden çıkarılması sonucunu doğuran kuralın, kamu hizmetlerine girme hakkına yönelik bir sınırlama getirdiği, Anayasa’nın 49. maddesinin birinci fıkrasında “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.” denilmek suretiyle herkesin çalışma hakkına sahip olduğunun hüküm altına alındığı, 5258 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca Türk vatandaşı olmayan kişilerin de anılan Kanun kapsamında sağlık çalışanı olarak görevlendirilebilmesinin mümkün olduğu gözetildiğinde, sözleşmenin feshini gerektiren nedenlerin yönetmelikle düzenlenmesini öngören kuralın Türk vatandaşı olmayan sağlık çalışanlarının da çalışma hakkını sınırladığı, Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma rejimini düzenleyen 13. maddesi ile yabancıların durumunun düzenlendiği 16. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanacağının hüküm altına alındığı, buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olmasının yeterli olmadığı, yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerektiği, esasen temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasının Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olduğu; hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği, kanunda bulunması gereken bu niteliklerin hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunlu olduğu, bu ilkenin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı; kanuniliğin, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanması gerektiği, itiraz konusu kuralın, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin feshini gerektiren nedenlerin Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğini hüküm altına aldığı, kuralın, yaptırım konusu eylemleri belirlememek suretiyle ilgililerin hangi somut fiil ve olguya dayanılarak sözleşmelerinin feshedileceğini belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımadığı, sağlık çalışanlarının kamu hizmetlerine girme ve çalışma haklarını sınırlayan sözleşmenin feshini gerektiren nedenlere ilişkin genel ilkeler ortaya konulup kanuni çerçevenin çizilmediği; konunun bütün ayrıntılarıyla düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılması suretiyle yürütmeye sınırsız, belirsiz, geniş bir düzenleme yetkisinin tanındığı; bu itibarla kamu hizmetlerine girme ve çalışma hakkına sınırlama getiren kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olmadığı ve kanunilik şartını taşımadığı; Anayasa'nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denildiği, yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) ait olması ve bu yetkinin devredilememesinin, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereği olduğu, yasama yetkisinin devredilemezliğinin, kanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka bir organca kullanılamaması anlamına geldiği, Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklananın, kanun yapma yetkisinin devredilmesi olduğu, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konması ve memurların atanması, özlük hakları gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olmasının gerektiği, Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmenin türevsel nitelikteki işlemlerine bırakmasının, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamayacağı, kuralda Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü ve temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin olan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin feshini gerektiren nedenlere ilişkin olarak genel ilkeler ortaya konulmadan, kanuni çerçeve çizilmeden, sözleşmenin feshini gerektiren durumlar genel hatlarıyla da olsa belirlenmeden, ilgili hususların tamamının düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılması suretiyle yürütmeye sınırsız, belirsiz, geniş bir düzenleme yetkisi tanındığı, bu itibarla kuralın, yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesiyle de bağdaşmadığı; kuralın, Anayasa’nın 7, 13, 49 ve 70. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Aile hekimliği hizmetlerinin yürütülmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve mali hakları ile hizmetin esaslarını düzenleyen 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun "Personelin statüsü ve malî haklar" başlıklı 3. maddesinde; "Sağlık Bakanlığı; Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkilidir.
Aile sağlığı çalışanları, aile hekimi tarafından belirlenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen, kurumlarınca da muvafakatı verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli arasından seçilir ve bunlar sözleşmeli olarak çalıştırılır. Bu suretle eleman temin edilememesi halinde, Sağlık Bakanlığı, personelini bu hizmetler için görevlendirebilir. İhtiyaç duyulması halinde, Türkiye'de mesleğini icra etmeye yetkili ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanları; Sağlık Bakanlığının önerisi, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine sözleşme yapılarak aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları altmış beş yaşına kadar çalıştırılabilir.
Sözleşmeli olarak çalışan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları kurumlarında aylıksız veya ücretsiz izinli sayılırlar ve bunların kadroları ile ilişkileri devam eder. Bu personelin, sözleşmeli statüde geçen süreleri kazanılmış hak derece ve kademelerinde veya kıdemlerinde değerlendirilerek her yıl işlem yapılır ve bunlar talepleri halinde eski görevlerine atanırlar. Sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı statüsüne geçenlerden önceki sözleşmeli personel statüsüne dönmek isteyenler, eski kurumlarındaki boş pozisyonlara öncelikle atanırlar ve bu madde kapsamındaki çalışmaları hizmet sürelerinde dikkate alınır.
Kadroya bağlı olarak veya sözleşmeli personel pozisyonlarında görev yapan personelden Sağlık Bakanlığınca aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı olarak görevlendirilenlere, 209 sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına Bağlı Sağlık Kuruluşları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun uyarınca ek ödeme yapılmaz. Bunlara, aylıklarına ve ücretlerine ilaveten, çalıştıkları günler dikkate alınarak aşağıdaki fıkrada belirlenen miktarların yarısını aşmamak üzere tespit edilecek tutarda ödeme yapılır.
Sözleşme yapılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre belirlenen en yüksek brüt sözleşme ücretinin aile hekimi için (6) katını, aile sağlığı çalışanı için (1,5) katını aşmamak üzere tespit edilecek tutar, çalışılan ay sonuçlarının ilgili sağlık idaresine bildiriminden itibaren onbeş gün içerisinde ödenir. Aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına ihtiyaç hâlinde, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında nöbet görevi verilir. Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödenir.
Sözleşmeli olarak çalışmaya başlayanların, daha önce bağlı oldukları sosyal güvenlik kuruluşlarıyla ilişkileri aynı şekilde devam ettirilir. Ancak, her türlü prim, kesenek ve kurum karşılıkları bu fıkrada belirtilen ücretlerden kesilerek ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna aktarılır. Bunlar önceki durumları çerçevesinde tedavi yardımlarından yararlanmaya devam ederler.
Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının durumları ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi almış olup olmadıkları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, aile sağlığı merkezi giderleri, kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri ile aile hekimi tarafından karşılanmayan gider unsurları, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı gibi kriterler esas alınır. Sağlık Bakanlığınca belirlenen standartlara göre, koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması halinde bu ödeme tutarından brüt ücretin % 20'sine kadar indirim yapılır. Sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ücreti, aile sağlığı merkezi giderleri ve gezici sağlık hizmetleri ödemelerinden Damga Vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Aile hekimlerince talep edilen tetkik ve sarf malzemelerinin giderleri halk sağlığı müdürlükleri tarafından hak sahiplerine ayrıca ödenir.
Aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumların; her bir araştırma görevlisi/asistan başına azamî kayıtlı kişi sayısı 4000 kişiyi aşmamak ve her kayıtlı kişi başına (görev yapacak araştırma görevlisi/asistan sayısı da esas alınmak suretiyle) aylık beş Türk Lirasından fazla olmamak üzere belirlenecek tutar, çalışılan aya ait sonuçların ilgili sağlık idaresine bildiriminden itibaren onbeş gün içinde ilgili döner sermaye mevzuatı hükümlerine tabi tutulmaksızın döner sermaye işletmelerinde bu amaçla açılacak olan hesaba yatırılır. Bu tutarı üç katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Kayıtlı kişi başına belirlenen tutar, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre belirlenen en yüksek brüt sözleşme ücretinin artışı oranında artırılabilir. Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen standartlara göre, koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulanması hâlinde ödeme tutarının % 20’sine kadar indirim yapılır.
Bu şekilde kurumlarca oluşturulacak aile sağlığı merkezlerinin bu Kanun kapsamında oluşacak tüm giderleri sekizinci fıkrada belirtilen hesaplardan ödenir. Kurumlarınca aile hekimliği hizmetlerinde çalıştırılan öğretim üyesi, eğitim görevlisi, araştırma görevlisi ve asistanlara; kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı gibi kriterlere göre yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. İlgililere yapılacak toplam ödeme, kadrolarına bağlı olarak yapılan ödemeler de dâhil olmak üzere beşinci fıkrada yer alan sınırları aşamaz. Sekizinci fıkra kapsamında oluşturulan aile sağlığı merkezlerinde görev yapan aile sağlığı çalışanlarına 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ve 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesi hükümleri çerçevesinde belirlenen azamî ek ödeme tutarını geçmemek üzere yukarıda belirtilen kriterler çerçevesinde yapılacak ödeme, anılan fıkra uyarınca açılmış bulunan hesaplardan ödenir. Bu fıkra kapsamında yapılacak ödemenin net tutarı, 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9 uncu maddesi uyarınca kadro ve görev unvanı veya pozisyon unvanı itibarıyla belirlenmiş olan ek ödemenin net tutarından az olamaz. Bu ödemeden yararlanan personele, ayrıca 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9 uncu maddesi, 209 sayılı Kanunun 5 inci ve ek 3 üncü maddeleri ile 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesi ((e) fıkrasının ikinci paragrafı hariç) uyarınca herhangi bir şekilde ek ödeme yapılmaz.
Aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren vakıf üniversiteleri ile Sağlık Bakanlığı arasında bu maddenin birinci fıkrası kapsamında kurumsal sözleşme yapılabilir ve sekizinci fıkradaki usul ve esaslara göre üniversite hesabına ödeme yapılır.
Aile hekimleri ferden veya müştereken personel çalıştırabilir ve işveren olabilir.
Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hâllerinde, 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamındaki sözleşmeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Hastalık durumunda, bir malî yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir. Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir. Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır." hükmü; "Yönetmelikler" başlıklı 8. maddesinde de: "Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları, sözleşmenin feshini gerektiren nedenler, Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır.
Yönetmelik'in 6. maddesinin 3. fıkrasının; 7. maddesinin 1. fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri ile 2. fıkrasının; 10. maddesinin 1. fıkrasının (e) (h) ve (ı) bentlerinin, 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "il sağlık müdürü tarafından" ibaresinin; 10. maddesinin 5. fıkrasının; 11. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "il sağlık müdürü tarafından" ibaresinin ve Yönetmelik'e ekli Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin tüm satırları yönünden:
Yönetmeliğin "Sözleşmelerin içeriği, süresi ve dönemi" başlıklı 6. maddesi; "Aile hekimi olarak çalıştırılacaklar ile yapılacak sözleşmeler, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (EK-1 AİLE HEKİMİ SÖZLEŞME ÖRNEĞİ)’ne uygun şekil ve içerikte düzenlenir.
(2) Aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacaklar ile yapılacak sözleşmeler, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (EK-2 AİLE SAĞLIĞI ÇALIŞANI SÖZLEŞME ÖRNEĞİ)’ne uygun şekil ve içerikte düzenlenir.
(3) Sözleşmeleri, Bakanlık adına imzalamaya ve sona erdirmeye il sağlık müdürü yetkilidir.
(4) Sözleşmenin süresi ve dönemi iki mali yıldır.
(5) Sözleşme dönemi bitmeden başka bir aile hekimliği birimine yerleşen aile hekimi ile yeni sözleşme imzalanmaz. Yeni birimdeki görev, mevcut sözleşme doğrultusunda yürütülür.
(6) Sözleşme düzenlenmesinin gerektirdiği her türlü giderler Bakanlıkça karşılanır." hükmünü içermektedir.
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 3. maddesinde illerin idaresinin yetki genişliği esasına dayandığı; 4. maddesinde il genel idaresinin başının vali olduğu, bakanlıkların kuruluş mevzuatına göre illerde lüzumu kadar teşkilat bulunacağı, bu teşkilatın her birinin başında bulunanların il idare şube başkanları olduğu; 9. maddesinde, valinin ilde cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtası olduğu, valilerin bu sıfatla ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumlu oldukları, Bakanlıklar ve tüzel kişiliği haiz genel müdürlüklerin, il genel idare teşkilatına ait bütün işleri doğrudan doğruya valiliklere yazacakları, valiliklerin de illere ait işler için ilgili bakanlık veya tüzel kişiliği haiz genel müdürlüklerle doğrudan doğruya muharebede bulunacakları, ancak valilerin hesabata ve teknik hususlara ait işlerde idare şube başkanlarına vali adına imza yetkisi verebilecekleri düzenlenmiştir.
Her idari merciin idare adına irade açıklama yetkisi olmayıp, İdare adına irade açıklayabilecek olan idari mercilerin sayısı belirli ve sınırlıdır. Buna göre merkezi idarede idare adına irade açıklamaya yetkili makamlar; Cumhurbaşkanı ve bakanlar, taşra teşkilatında ise yetki genişliği ilkesi nedeniyle valilerdir. Kaymakamların idare adına irade açıklayarak idari kararlar alabilmeleri ancak kanunlarda açıkça öngörülmesi halinde mümkündür.
Yukarıda ilgili hükümlerine yer verilen İl İdaresi Kanunu’na göre vali, Devlet tüzel kişiliğinin ildeki temsilcisidir. Aynı zamanda bakanlıkların ildeki temsilcisi olan vali, Devlet adına her türlü işlemi yapmaya yetkilidir. 5442 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na göre ildeki Devlet memurlarından bir kısmını doğrudan atamak, bir kısmının atanması konusunda görüşünü bildirmek ve bir kısmının da görev yerlerini belirlemek ve değiştirmek valinin görev ve yetkileri arasındadır. Kanun’a göre il idaresinin ikinci bölümünü il idare şube başkanları oluşturur. Valinin emri altında olan il idare şube başkanları, kendi görev alanlarına giren işlerin yürütülmesinden valiye karşı sorumludurlar. Anılanların, doğrudan doğruya işlem yapma yetkileri yoktur. Bunlar, kendi görev alanına giren konularda işlem ve kararları hazırlar, valiye önerir ve ancak valinin onayını aldıktan sonra uygulamaya koyabilirler. İl idare şube başkanları ilgili bakanlıklarla olan yazışmalarını vali aracılığıyla yaparlar. İl sağlık müdürü, Sağlık Bakanlığının ildeki teşkilatının başında yer almakta olup, il idare şube başkanı olarak görev yapmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında; illerde merkezi idare adına irade açıklamaya tek yetkili vali olduğundan, dava konusu düzenleyici işlem ile Bakanlık adına sözleşme imzalama ve feshetme yetkisinin il sağlık müdürüne verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri ile aynı maddenin 2.fıkrasının iptali istemi yönünden;
Yönetmeliğin "Sözleşmelerin yenilenmesi" başlıklı 7. maddesi; "(1)Sözleşme süresi sonunda, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı olarak görevine devam etmek isteyenlerin sözleşmesi yenilenir. Ancak bir sözleşme döneminde bu Yönetmeliğin eki (EK-3 AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMASINDA UYGULANACAK İHTAR PUANI CETVELİ)’nde yer alan fiillerden 5 ve daha fazla kez ihtar puanı verilmesi veya toplamda 150 ve üzerinde ihtar puanına ulaşılması halinde müdürlükçe komisyon oluşturularak değerlendirme yapılır. Değerlendirme neticesinde komisyon tarafından; yeniden sözleşme imzalanmasına veya sözleşmenin yenilenmemesine karar verilir. Aile sağlığı çalışanları için verilecek kararlarda aile hekiminin görüşü de alınır. Komisyonun teşekkülü ile çalışma usul ve esasları Bakanlıkça belirlenir.
(2) Bakanlık müfettişlerince yapılacak inceleme ve soruşturma neticesine göre sözleşmenin yenilenmemesi kararı verilebilir.
(3) Birinci ve ikinci fıkralara göre sözleşmesi yenilenmeyenler, bir yıl süreyle aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı olmak üzere başvuruda bulunamaz.
(4) 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununa istinaden bedelli askerlik yapmak üzere pozisyonlarının korunması talebinde bulunarak sözleşmesi feshedilenler, sözleşme fesih tarihinden itibaren en geç otuz gün içerisinde başvurmaları halinde ayrılmadan önce çalıştığı aile hekimliği biriminde sözleşme imzalayarak göreve başlayabilir." hükmünü, haizdir.
7\. maddenin ilk fıkrasının ikinci ve devamı cümlelerinde Yönetmeliğin ekinde yer alan ihtar puanı cetveline göre beş veya daha fazla ihtar puanı alınması yahut ihtar puanının yüz elli puanı bulması durumunda ilgili aile hekimi/aile sağlığı çalışanı hakkında yeniden sözleşme imzalayıp imzalamama konusunda karar vermek üzere bir komisyon kurulacağı hükme bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen 21/06/2022 günlü, E:2022/43, K:2022/81 sayılı iptal kararı doğrultusunda, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin feshine neden olan ihtar puanı uygulamasına ilişkin hükümlerin kanunla düzenlenmesi gerektiği açık olduğundan; ilgiliye verilen ihtar puanlarının beş ve daha üzeri olması veya ihtar puanlarının yüz elli puanı bulması halinde sözleşmesinin yenilenip yenilenmeyeceğine karar verme hususunda Komisyon kurulmasına dair düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.
7\. maddenin 2. fıkrasına gelince; anılan hükümde, Bakanlık müfettişlerince yapılacak inceleme ve soruşturma neticesine göre sözleşmenin yenilenmemesi kararı verilebileceği hükme bağlanmıştır.
Mahkeme kararları sadece hüküm fıkrasıyla değil gerekçesiyle bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararında; Anayasa'nın 70. maddesinin 1. fıkrasında yer alan her Türk'ün kamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğuna dair düzenlemenin sadece kamu hizmetlerine girmeyi değil, kamu hizmetlerinde kalmayı da güvence altına aldığı, itiraza konu kuralın sağlık çalışanının kamu hizmetinden çıkarılması sonucunu doğurduğu ve kamu hizmetlerine girme hakkına yönelik bir sınırlama getirdiği; kuralın, Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü ve temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin olan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin feshini gerektiren nedenlere ilişkin olarak genel ilkeler ortaya konulmadan, kanuni çerçeve çizilmeden, sözleşmenin feshini gerektiren durumlar genel hatlarıyla da olsa belirlenmeden, ilgili hususların tamamının düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılması suretiyle yürütmeye sınırsız, belirsiz, geniş bir düzenleme yetkisi tanıdığı, bu itibarla kuralın, yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesiyle de bağdaşmadığı belirtilmiştir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesince "sözleşmenin feshini gerektiren nedenler" ibaresinin iptaline karar verilmiş ise de; Mahkeme kararının gerekçesinden Anayasa'nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü ve temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin olan aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının kamu hizmetinden çıkması sonucunu doğuran nedenlerin tamamının kanunla düzenlenmesi gerekiği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin Bakanlık müfettişlerince yapılacak inceleme ve soruşturma neticesine göre yenilenmeyebileceğine ilişkin düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
7\. maddenin 1. ve 2. Fıkraları hukuka uygun olmadığından bu fıkralara göre sözleşmeleri yenilenmeyenlerin, bir yıl süreyle aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı olmak üzere başvuruda bulunamayacaklarına ilişkin anılan maddenin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin de hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Yönetmelik'in 10. maddesinin iptali istemi yönünden;
Yönetmeliğin "Sözleşmenin feshi" başlıklı 10. maddesi; "(1) Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının; a) 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerinde yer alan şartlar ile bu Yönetmelikte belirtilen şartları taşınmadığının veya bu şartların sonradan kaybedilmiş olduğunun tespit edilmesi, b) 15 inci maddede belirtilen faaliyetlerde bulunulduğunun tespit edilmesi, c) Kurumundan aylıksız veya ücretsiz izinli sayılanlardan, haklarında yüksek disiplin kurullarınca verilen devlet memurluğundan çıkarma cezasına veya sözleşmesinin sona erdirilmesine dair kararın ilgili müdürlüğe bildirilmesi, ç) Çalışanın kadrosu veya pozisyonundan istifa etmesi, d) Mücbir sebepler hariç, özürsüz ve kesintisiz olarak on gün görev başında bulunmadığının tespit edilmesi, e) Sağlık sebebiyle yüz seksen günü aşan süreyle görevini ifa edememesi, f) Eczane veya medikal firmaları, beşeri ilaç firmaları veya özel sağlık kuruluşları gibi mesleği ile ilgili alanlarda faaliyet gösteren gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinin temsilcileri ile etik dışı haksız çıkar ilişkisinde bulunulduğunun tespit edilmesi, g) Menfaat karşılığında gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlendiğinin tespit edilmesi, ğ) 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinde yer alan fiil ve hallerin işlendiğinin tespit edilmesi, h) Gözaltına alınma, tutuklanma, hükümlülük veya 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı verilmesi nedeniyle görevi başında bulunamama süresinin sekiz haftayı aşması, ı) Görevi başında bulunduğu halde entegre sağlık hizmetlerinde mazeretli olup olmadığına bakılmaksızın beş nöbet görevini yerine getirmediğinin/getiremediğinin tespit edilmesi, hallerinde bu durum, aile hekimi veya aile sağlığı çalışanına tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren savunma yapmak üzere yedi gün süre verilir. Yapılan savunmalar uygun görülmediği takdirde veya süresi içinde savunma yapılmaması durumunda, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının sözleşmesi, il sağlık müdürü tarafından başkaca herhangi bir ihbar veya ikaza gerek duyulmadan sona erdirilir.
(2) Birinci fıkranın; a) (a), (c), (f), (g) ve (ğ) bentlerine göre sözleşmesi sona erdirilenler, beş yıl süreyle, b) (b), (ç) (d) ve (ı) bentlerine göre sözleşmesi sona erdirilenler, bir yıl süreyle, c) (e) bendine göre sözleşmesi sona erdirilenler, sağlık durumunun görevin sürekli ifasına engel olmadığına dair sağlık kurulu raporu ibraz edilinceye kadar, sözleşmeli aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı olmak üzere başvuruda bulunamaz.
(3) Birinci fıkranın (f), (g) ve (ğ) bentlerine münhasır olmak üzere, aile hekimliği hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülen aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, Sağlık Bakanı, İl Sağlık Müdürü, Bakanlık Müfettişi tarafından, sözleşmeleri askıya alınmak suretiyle iki aya kadar görevden uzaklaştırılabilir. İhtiyaç halinde ve gerekmesi durumunda bu süre bir defaya mahsus olmak üzere iki ay daha uzatılabilir. Bu süre içinde tamamlanacak idari soruşturma neticesinde ilgililerin anılan bentlerde yer alan fiilleri işledikleri sabit görülür ise sözleşmeleri sona erdirilir, aksi halde ilgililer görevlerine iade edilir.
(4) 7179 sayılı Kanuna istinaden bedelli askerlik yapmak üzere ayrılmak isteyen sözleşmeli aile hekimi veya aile sağlığı çalışanının sözleşmesi feshedilir. Pozisyonlarının korunması talebinde bulunarak sözleşmesi feshedilenler hakkında 7 nci maddenin dördüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
(5) Aile hekimine kayıtlı kişi sayısının aralıksız üç ay süreyle bin kişinin altına düşmesi halinde bu durum, aile hekimi ve/veya aile sağlığı çalışanına tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren savunma yapmak üzere yedi gün süre verilir. Yapılan savunmalar uygun görülmediği takdirde veya süresi içinde savunma yapılmaması durumunda, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının sözleşmesi, il sağlık müdürü tarafından başkaca herhangi bir ihbar veya ikaza gerek duyulmadan sona erdirilir. Ancak; a) Bakanlıkça bölgede çalışan aile hekimi sayısında değişiklik yapılması nedeniyle ihtiyaç duyulması halinde sözleşme yapılan aile hekimi hakkında, b) Aile hekimine kayıtlı kişi sayısının aralıksız üç ay süreyle bin kişinin altında seyretmesi nedeniyle sözleşmesi sona erdirilen aile hekimi yerine sözleşme yapılan aile hekimi hakkında, birinci cümle hükmü sözleşme tarihini takip eden birinci yılın sonundan itibaren uygulanır.
(6) Bu maddede yer alan fiillerin işlendiğinin sözleşme döneminden sonra öğrenilmesi veya sözleşme döneminde öğrenilse dahi başlatılan soruşturmanın ilgili sözleşme döneminden sonra aile hekimi veya aile sağlığı çalışanının aleyhine sonuçlanması durumunda mevcut sözleşme sona erdirilir.
(7) Bu maddede yer alan fiillerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde gerekli işlemin başlatılarak, takip eden altı ay içerisinde sonuçlandırılması esastır. Belirtilen fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde sözleşme feshedilmediği takdirde fesih yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmünü içermektedir.
Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen 21/06/2022 günlü, E:2022/43, K:2022/81 sayılı iptal kararı doğrultusunda, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarına yönelik sözleşme feshi uygulamasına dair kuralların öncelikle kanunla düzenlenmesi gerektiğinin açık olduğu, 5258 sayılı Kanun'da sözleşme feshi uygulamasına yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığı dikkate alındığında, anılan kuralların doğrudan Yönetmelikle düzenlenmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Yönetmelik'in 11. maddesinin iptali istenilen fıkraları yönünden;
Yönetmeliğin "Sözleşmenin ihtaren sona erdirilmesi" başlıklı 11. maddesi; "........
(2) Sözleşmeli aile hekimi veya aile sağlığı çalışanına, ihtarın tebliğinden itibaren savunma yapması için yedi gün süre verilir. Yapılan savunmalar uygun görülmediği takdirde veya süresi içinde savunma yapılmaması durumunda ihtar puanı verilir. Bir sözleşme dönemi içerisinde herhangi bir fiilin ikinci ve devam eden ihlallerinde, ihtar puanı iki kat olarak uygulanır. ...........................
(5) Bir sözleşme dönemi içinde verilen ihtar puanlarının iki yüz puana ulaşması halinde sözleşme, il sağlık müdürü tarafından sona erdirilir. ........" hükmünü haizdir.
Anayasa Mahkemesinin 21/06/2022 günlü, E:2022/43, K:2022/81 sayılı iptal kararı gereğince, sözleşmenin ihtaren sona erdirilmesine ilişkin hükümlerin 5258 sayılı Yasa'da düzenlenmesi gerekirken, burada herhangi bir düzenlemeye yer verilmeyerek, konuya ilişkin hükümlerin doğrudan Yönetmelikle düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Yönetmelik'in ekinde (EK-3) yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli'nin 39.satırının iptal istemi yönünden;
Yönetmeliğin ekinde yer alan İhtar Puanı Cetvelinde yer alan fiillerin işlenmesi halinde ilgili aile hekimi yahut aile sağlığı çalışanına fiilin karşısında öngörülen ihtar puanının verileceği Yönetmeliğin 11. maddesinde hükme bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen iptal kararı gereğince sözleşmenin feshini gerektiren nedenlere ilişkin kanuni çerçevenin kanunla çizilmesi gerektiğinden, yaptırım konusu eylemlerin ve bunlara yönelik ihtar puanlarının doğrudan Yönetmelikle düzenlenmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Yönetmelik'in eksik düzenleme iddiasıyla 10. maddesinin 3. fıkrasına; 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6 ve 10 numaralı alt bentleri ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6 ve 10 numaralı alt bentleri yönünden:
Aile hekimliği hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve hizmetin aksamadan yürütülmesi amacıyla idarenin gereken önlemleri alabilmesini teminen getirildiği anlaşılan söz konusu düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gerekleri ile dayanağı 5258 sayılı Yasa'ya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri ile 2. ve 3. fıkraları; 10. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer alan "mazeretli olup olmadığına bakılmaksızın" ibaresi; 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ve Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırında yer alan "sosyal medya araçlarıyla" ibaresinin iptaline, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin eksik düzenleme iddiasıyla 10. maddesinin 3. fıkrasına; 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6 ve 10 numaralı alt bentleri ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6 ve 10 numaralı alt bentlerini yönünden ise davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; duruşma için belirlenen 30/04/2025 günü, davacı vekili Av. ...'ün ve davalı idareleri temsilen Hukuk Müşaviri ...'in geldiği görülerek, Danıştay Savcısının hazır bulunduğu açık duruşmaya başlanıldı. Duruşmada hazır bulunan taraflara usulüne göre söz verilip dinlenildikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı Sendika; 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri ile 2. ve 3. fıkralarının, 10. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer alan "mazeretli olup olmadığına bakılmaksızın" ibaresinin, eksik düzenleme içerdiği iddiasıyla 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendinin, Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırında yer alan "sosyal medya araçlarıyla" ibaresinin iptali istemiyle bakılan davayı açmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Aile hekimliği hizmetlerinin yürütülmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve mali hakları ile hizmetin esaslarını düzenleyen 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; Sağlık Bakanlığının (…) belirleyeceği illerde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve malî hakları ile hizmetin esaslarını düzenlemektir." hükmü; -davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle- "Personelin statüsü ve malî haklar" başlıklı 3. maddesinde; "Sağlık Bakanlığı; Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkilidir.
Aile sağlığı çalışanları, aile hekimi tarafından belirlenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen, kurumlarınca da muvafakatı verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli arasından seçilir ve bunlar sözleşmeli olarak çalıştırılır. Bu suretle eleman temin edilememesi halinde, Sağlık Bakanlığı, personelini bu hizmetler için görevlendirebilir. İhtiyaç duyulması halinde, Türkiye'de mesleğini icra etmeye yetkili ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanları; Sağlık Bakanlığının önerisi, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine sözleşme yapılarak aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları altmış beş yaşına kadar çalıştırılabilir.
Sözleşmeli olarak çalışan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları kurumlarında aylıksız veya ücretsiz izinli sayılırlar ve bunların kadroları ile ilişkileri devam eder. Bu personelin, sözleşmeli statüde geçen süreleri kazanılmış hak derece ve kademelerinde veya kıdemlerinde değerlendirilerek her yıl işlem yapılır ve bunlar talepleri halinde eski görevlerine atanırlar. Sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı statüsüne geçenlerden önceki sözleşmeli personel statüsüne dönmek isteyenler, eski kurumlarındaki boş pozisyonlara öncelikle atanırlar ve bu madde kapsamındaki çalışmaları hizmet sürelerinde dikkate alınır. ...
Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının durumları ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi almış olup olmadıkları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, aile sağlığı merkezi giderleri, (...), kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri ile aile hekimi tarafından karşılanmayan gider unsurları, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı gibi kriterler esas alınır. Sağlık Bakanlığınca belirlenen standartlara göre, koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması halinde (...) bu ödeme tutarından brüt ücretin % 20'sine kadar indirim yapılır. Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi ücreti, aile sağlığı merkezi giderleri, (...) ve gezici sağlık hizmetleri ödemelerinden Damga Vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Aile hekimlerince talep edilen tetkik ve sarf malzemelerinin giderleri halk sağlığı müdürlükleri tarafından hak sahiplerine ayrıca ödenir. ..." kuralı; -davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle- "Yönetmelikler" başlıklı 8. maddesinde de; "Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları, sözleşmenin feshini gerektiren nedenler, Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralı yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
1- Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri ile 2. ve 3. fıkralarının, 10. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer alan "mazeretli olup olmadığına bakılmaksızın" ibaresinin, 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinin, Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırında yer alan "sosyal medya araçlarıyla" ibaresinin iptali istemi incelendiğinde;
Dairemizin E:2021/17470 esasına kayıtlı dava dosyasında 30/04/2025 günlü, K:2025/2142 sayılı kararla, dava konusu edilen düzenlemelerin iptaline karar verildiğinden, işbu davada anılan düzenlemelere yönelik iptal istemi hakkında yeniden karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
2- Dava konusu Yönetmelik'in 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "Aile hekimi ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur:
a)Kayıtlı Kişiler İçin Ödenecek Ücret: Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, görev tanımlarında verilen hizmetler için aşağıdaki esaslara göre ödeme yapılır...
6)Kayıtlı kişiler ile ilgili olarak, hipertansiyon, diyabet, kanser ve obezite gibi hastalıkların taranması, takibi ve takip sonucunda meydana gelen değişim oranları ile vaka yönetimine göre (0,90) ila (1,50) arasında belirlenecek olan tarama ve takip katsayısı ile ara puan çarpılmak suretiyle maaşa esas puan hesaplanır. Bakanlıkça sevk sistemi uygulamasına geçilmesine karar verilen il ve/veya ilçelerde tarama ve takip katsayısı (0,90) ila (2) arasında uygulanır. Tarama ve takip katsayısına dahil edilecek olan hastalıklar ile bu hastalıkların tarama, takip ve takip sonucunda meydana gelecek değişimlerin oranları, bu oranların hesaplanması ile ilgili usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça belirlenir.''; "Aile sağlığı çalışanı ödeme esasları" başlıklı 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur:
a)Kayıtlı Kişiler İçin Ödenecek Ücret: Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, görev tanımlarında verilen hizmetler için aşağıdaki esaslara göre ödeme yapılır:
...
6)Kayıtlı kişiler ile ilgili olarak, hipertansiyon, diyabet, kanser ve obezite gibi hastalıkların taranması, takibi ve takip sonucunda meydana gelen değişim oranları ile vaka yönetimine göre (0,90) ila (1,50) arasında belirlenecek olan tarama ve takip katsayısı ile ara puan çarpılmak suretiyle maaşa esas puan hesaplanır. Bakanlıkça sevk sistemi uygulamasına geçilmesine karar verilen il ve/veya ilçelerde tarama ve takip katsayısı (0,90) ila (2) arasında uygulanır. Tarama ve takip katsayısına dahil edilecek olan hastalıklar ile bu hastalıkların tarama, takip ve takip sonucunda meydana gelecek değişimlerin oranları, bu oranların hesaplanması ile ilgili usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça belirlenir." hükmü yer almıştır.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3/7. maddesinde, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının durumları ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi almış olup olmadıkları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, aile sağlığı merkezi giderleri, (…) , kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri ile aile hekimi tarafından karşılanmayan gider unsurları, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı gibi kriterlerin esas alınacağı; 8/2. maddesinde de aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanun'da belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarının Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
Davalı idarelerin aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarını 5258 sayılı Kanun'da yer alan esaslar çerçevesinde belirleme yetkilerinin olduğu ve davalı idarelerce, aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde anılan Kanun'un 3/7. maddesinde belirtilen kriterlerin dikkate alındığı göz önünde bulundurulduğunda, bu haliyle dava konusu düzenlemelerde 5258 sayılı Kanun'a ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
3- Dava konusu Yönetmelik'in 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendinin iptali istemi incelendiğinde;
Yönetmelik'in "Aile hekimi ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur:
a)Kayıtlı Kişiler İçin Ödenecek Ücret: Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, görev tanımlarında verilen hizmetler için aşağıdaki esaslara göre ödeme yapılır:
10)Deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda yapılacak hizmetler için bu bentte belirtilenlerin dışında ayrıca bir ödeme yapılmaz." ; ''Aile sağlığı çalışanı ödeme esasları'' başlıklı 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi; ''(2)Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına aylık olarak yapılacak ödemeler, aşağıda yer alan unsurlardan oluşur:
a)Kayıtlı Kişiler İçin Ödenecek Ücret: Sözleşmeyle çalıştırılan aile sağlığı çalışanına yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, görev tanımlarında verilen hizmetler için aşağıdaki esaslara göre ödeme yapılır:
10)Deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda yapılacak hizmetler için ayrıca bir ödeme yapılmaz." hükmünü içermektedir.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3/7. maddesinde, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının durumları ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi almış olup olmadıkları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, aile sağlığı merkezi giderleri, (…) , kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri ile aile hekimi tarafından karşılanmayan gider unsurları, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı gibi kriterlerin esas alınacağı; 8/2. maddesinde de aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanun'da belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarının Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
Aile hekimleri, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini; yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak vermekle yükümlü olup, bu görevlerini belli bir mekanda verecekleri gibi, vatandaşların sağlık hizmetinden eşit bir şekilde faydalanmasını teminen bir plan dahilinde gezmek suretiyle de yerine getirmektedirler. Aile sağlığı çalışanları da bu görevleri yerine getirirken aile hekimine yardımcı olmakla yükümlüdür.
Davalı idarelerin, aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarını 5258 sayılı Kanun'da yer alan esaslar çerçevesinde belirleme yetkilerinin bulunduğu, aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının kendilerine kayıtlı vatandaşlara bakmakla yükümlü olduğu ve anılan kişiler için taraflarına bir ücret ödendiği, deprem, sel felaketi, salgın gibi olağanüstü durumlarda da kendilerine kayıtlı vatandaşlara hizmet verecekleri, öte yandan, aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına çalışılan gün sayısı kadar ödemede bulunulurken söz konusu olağanüstü durumlarda görevlendirilenlere ödemenin tam olarak yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerde 5258 sayılı Kanun'a ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri ile 2. ve 3. fıkralarının, 10. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer alan "mazeretli olup olmadığına bakılmaksızın" ibaresinin, eksik düzenlendiği ileri sürülen 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinin, Ek-3'te yer alan "Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli"nin 39. satırında yer alan "sosyal medya araçlarıyla" ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oyçokluğuyla,
2\. Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 6. alt bendinin, 18. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendi ile 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 10. alt bendinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oybirliğiyle,
3\. Aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre yarısı olan ...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan ...-TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin, davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/04/2025 tarihinde karar verildi.


(X) KARŞI OY :
Kesin hüküm, yargı yerince yasada gösterilen usullere uygun olarak verildikten sonra olağan kanun yollarından geçerek veya kanun yollarına başvurma süreleri geçirilmek suretiyle uyuşmazlığı nihai olarak sonuçlandıran kararlara yönelik olarak kullanılan ve anılan kararın kimse tarafından değiştirilemeyeceğini ifade eden hukuki bir terimdir.
Hukuk düzeninde istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, doktrinde de şekli ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere iki başlıkta ele alınmaktadır. Şekli anlamda kesin hüküm, yargı yerince verilen karara karşı olağan kanun yollarına başvurulamayacağını ifade etmektedir. Dolayısıyla söz konusu terim ile görülmekte olan davanın şeklen sona ermesi kastedilmektedir.
Maddi anlamda kesin hüküm ise; uyuşmazlığın esasını çözen nihai yargı kararlarının, kimse tarafından değiştirilememesini ve daha sonra açılan dava bakımından bağlayıcı olmasını, diğer bir anlatımla taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir daha dava konusu yapılamamasını ifade etmektedir. Buna göre, bir kararın maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıması halinde tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir dava açılması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Olayımızda öncelikle, sebebi ve konusu aynı olmakla birlikte tarafları farklı bir uyuşmazlık bahis konusudur.
Ayrıca bu davada karar vermeye yer olmadığı kararı verilmesine gerekçe olarak alınan E:2021/17470 sayılı dosyada verilen iptal kararı, yukarıda izah edildiği üzere ne şeklen ne de maddi olarak kesinleşmiştir.
Öte yandan, gerek yargısal içtihatlarda, gerekse doktrinde, iptal kararlarının, işlemin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymak suretiyle işlemi hukuken ortadan kaldırdığından; daha önce verilen ve kesinleşen iptal kararının, işlemle ilişkisi bulunan kişilerin, aynı işlemin iptali istemiyle açacakları davalarda kesin hüküm etkisini gösterdiği kabul edilmektedir.
Ancak önceki dosyada verilen iptal kararının henüz kesin hüküm halini almamış olması durumunda anılan kararın bağlayıcılığından söz etmek mümkün değildir. Örneğimizde sözü edilen 2021/17470 esas sayılı dosyada verilen kararın temyiz edilmesi ve temyiz incelemesi neticesinde bozulması durumunda ya da davacı tarafından davadan feragat edilmesi durumunda ortaya çıkacak durum anılan karara bağlı olarak verilen karar vermeye yer olmadığına dair kararı dayanaksız ve anlamsız hale getirecektir.
Tarafların iradesine bağlı olarak kullanılan ya da kullanılmayan kanun yolları nedeniyle sonucun bir dosyada değişip diğerinde değişmemesinin yaratacağı hukuki sakıncalar gözetilerek iş bu dosyada da dava konusu düzenlemenin iptali isteminin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle Daire kararının karar vermeye yer olmadığına dair kısmına katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim