SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/16895

Karar No

2025/4619

Karar Tarihi

21 Ekim 2025

Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/16895 E. , 2025/4619 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/16895
Karar No : 2025/4619

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü emrinde ... olarak görev yapan davacının, "Yalan yere tanıklık'' suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/6. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:... K:... sayılı kararıyla; davacının tanık olarak ifade verdiği disiplin soruşturmasına konu olayın yaşandığı gün ve saatte olay yerinde olmayıp görev istirahatinde olduğunun Personel Şube Müdürlüğünün 23/07/2016 tarihli cevabi yazısından anlaşıldığı, disiplinsizlik teşkil eden fiilin sübuta erdiği kanaatine varıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; dava konusu işleme esas fiil tarihi itibarıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün yürürlükte olduğu, anılan Tüzük'ün 8/6. maddesinde yalan yere tanıklık fiilinin yaptırımının meslekten çıkarma cezası olarak belirlendiği, 7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 6. fıkrasında meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında “yalan yere tanıklık” fiiline yer verilmediği, 7068 sayılı Kanun’un 9. ve 34/1. maddesindeki atıf uyarınca davacının fiilinin, 657 sayılı Kanun hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerektiği, davacıya isnat edilen "Yalan yere tanıklık" fiilinin, 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesinde yer alan ve Devlet memurluğundan çıkarma yaptırımına bağlanan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" suçu kapsamında olduğu ve Devlet memurluğundan çıkarma cezası doğurduğu, sonuç itibarıyla meslekten çıkarma cezasına göre daha ağır olduğundan olaya ilişkin mevzuat yönünden lehe hüküm niteliğindeki Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinin uygulanmasında hukuka aykırılık görülmediği, işlemin esasına yönelik olarak ise; davacının İ.Ç. ile aynı binada görevli olması dikkate alındığında telefon görüşmesinin yapıldığı esnada davacının bina içerisinde olup olmadığı hususunun kamera kayıtları, davacının izin, rapor durumu ve binaya giriş çıkış kayıtları ile tespiti yapılmadan, aynı şekilde davacının olay anında İ.Ç.’nin odasında olup olmadığına dair bina içerisinde davacı veya İ.Ç ile birlikte görev yapan veya İ.Ç.’nin odasının yakınlarında yer alan odalarda görevli personelin beyanlarına başvurulmadan, sadece davacının nöbet istirahatli olduğu ve KHK ile kamu görevinden çıkarılmış olmasından yola çıkılarak KHK ile kamu görevinden çıkarılan diğer emniyet müdürleriyle ağız birliği yaptıkları varsayımıyla davacının isnat olunan eylemi işlediğine kanaat getirildiği, fiilin sübuta erip ermediği hususunun açık ve net bir şekilde ortaya konulamadığı, eksik soruşturma sonucu tesis edilen dava konusu işlemde ve davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan davacının 670 sayılı KHK ile ihraç edildiği göz önüne alındığında, görevine iadesi konusunda OHAL komisyonunca karar verilmediği veya OHAL komisyonu kararına ilişkin Mahkemece iptal kararı verilmediği müddetçe davacı göreve başlatılamayacağından, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal hakların tahakkuk tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (hukuken varlığını devam ettiren diğer göreve son verme işlemlerine denk gelen dönemler için maaş ve diğer parasal hakların ödenmeyeceği hususuna dikkat etmek suretiyle) davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği, dava konusu işlemin usul ve mevzuata uygun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı, bu nedenle bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü emrinde ... olarak görev yapan davacının, 07/03/2016 tarihinde Ekinciler hizmet binasında birim amiri emrinde görevli ... olan İ.Ç. ile polis memuru A.Y. arasında geçen telefon görüşmesi esnasında, İ.Ç.'nin başka bir personele yönelik hakaret içerikli ifadeler kullandığından bahisle hakkında tutulan tutanak üzerine, davacının İ.Ç. lehine yalan tanıklıkta bulunduğu iddiasıyla başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, davacının olayın olduğu gün ve saatte görev istirahatinde olmasına rağmen oradaymış ve olaylara şahit olmuş gibi ifade verdiği, davacı tarafından nöbet hizmeti sona erdikten sonra bahse konu yere geçtiği beyan edilse de çalışma koşullarına bakıldığında beyanının gerçeği yansıtmadığı, lehine ifade verdiği şahısla birlikte FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında tutuklandıkları göz önüne alındığında, yapmış oldukları birlikteliğin bozulmaması yönünde hareket ettikleri değerlendirilerek, davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6.maddesinde yer alan ''yalan tanıklık'' disiplin suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararıyla meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine karar verilmesi üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Dava konusu işleme konu eylemin işlendiği tarihte yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme, veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira" fiilleri meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline karar verilmiş; anılan madde, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen ve 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı "Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun"un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re'sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Ceza hukuku kökenli bir ilke olan lehe olan hükmün uygulanması ilkesi; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehinde ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.
Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda, idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezada lehe olan normun uygulanması kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.
Dolayısıyla fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalar çerçevesinde mevzuat hükümleri incelendiğinde; 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, disiplin cezası verilmesini gerektirecek fiillerin sayma suretiyle belirlendiği, ancak bu fiiller arasında "yalan yere tanıklık" fiiline yer verilmeyerek, anılan fiilin disiplin suçu olmaktan çıkarıldığı görülmüştür.
Bu bağlamda, davacıya isnat edilen, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde yer alan "yalan yere tanıklık" fiilinin, mevcut hukuki durum itibarıyla 7068 sayılı Kanun ile herhangi bir cezai yaptırıma bağlanmayarak disiplin suçu olmaktan çıkarıldığı dikkate alındığında, davacı hakkında tesis edilen disiplin cezasında hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, kararı veren ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/10/2025 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.


(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi uyarınca yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesinde; hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira fiilleri meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylemler olarak hükme bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile Tüzük'ün dayanağı olan, 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline karar verilmesi sonrasında 23 Ocak 2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'da, 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddelerinde; bu maddelerin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re'sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu düzenlemeler uyarınca verilmiş addolunacağı kuralı getirilirken, Tüzük'ün 8/6. maddesindeki fiillere ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş, ancak anılan düenlemelerin 9. maddesinde (Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 9. maddesinde de yer aldığı gibi); Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller ile ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, bu düzenlemeler sonucunda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde sayılan ve genel olarak katalog suç olarak da ifade edilen eylemler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamına alınmıştır.
09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında ise; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan kuralın,... fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki; kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir.
Yasa ile yüz kızartıcı olan eylemlerin hangileri olduğuna dair genel bir belirleme yapılmamış ise de; bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Eylem tarihinden önce yürürlükte bulunan, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun (17/02/2004 - 5085 Kanun 7. md) 12. maddesinde; " Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile... mahkûm olanlar" hükmüne yer verilerek "yalan yere tanıklık" yüz kızartıcı sayıldığından, bu eylemin sübut bulması halinde; 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi ancak, fiilin işlendiği tarih saptanarak, 657 sayılı Kanun'un hükmüne göre lehe olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün "meslekten çıkarma" cezası verilmesi çerçevesinde hukuksal denetimin yapılması gerekmektedir.
Bu kapsamda, davacıya isnat edilen fiilin, 657 sayılı Kanun'un "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasını gerektiren fiil ve hallerin sayıldığı 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendinde yer verilen "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında olduğu, bu nedenle dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinin "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasından daha hafif bir yaptırım olan "meslekten çıkarma" cezasını gerektirmesi nedeniyle sonraki düzenlemenin davacı açısından lehe bir hüküm getirmediği anlaşıldığından davacının eyleminin, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan; disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir.
Nitekim, AİHM "... yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir... bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)";
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı... ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir.
Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,... disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir.
Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınacağı açıktır.
Uyuşmazlıkta; davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan "yalan yere tanıklık" fiili nedeniyle adli yargı yerince ceza verilmediği, idare ve idari yargı tarafından suç isnadı yapılamayacağı dikkate alındığında, kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durumda; temyize konu kararın yukarıda aktarılan gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile gerekçe yönünden karara katılmıyorum.


(XX) GEREKÇEDE KARŞI OY :
Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın aynen onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına gerekçesi yönünden katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim