Danıştay danistay 2021/1342 E. 2025/2553 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/1342
2025/2553
20 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/1342
Karar No : 2025/2553
DAVACI : ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd....
3- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN KONUSU: 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken 17/04/2015 tarihinde resen emekli edilen davacı; Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde “Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkasına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak” fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7 maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile anılan işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7 maddesinin iptali istemiyle dava açmıştır.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; 25 yıllık meslek hayatında hiçbir başarısızlık ve uyumsuzluk yaşamadığı, çok sayıda başarılı çalışmada yer aldığı, isnat edilen suçlamaların sübuta ermediği, suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı hareket edildiği, cezanın ölçülülük, objektiflik, aleniyet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün dayanağı maddenin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, dayanaksız kalan Tüzük hükümleri uyarınca verilen cezanın hukuka aykırı olduğu, isnat edilen suçlar yönünden hem soruşturma hem de ceza zamanaşımı oluştuğu, isnat edilen suça ilişkin evrakın kendisine tebliğ edilmediği, hangi tarihli ve hangi işlem için suç isnadında bulunulduğu belirtilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığı, genel ve muğlak ifadelerle suçlandığı, cezalandırıldığı madde dikkate alındığında para veya başka bir maddi çıkar mı sağladığı, hak etmediği bir makama mı yükseltildiği, kime kin güttüğü ve kimi dost tuttuğu, yetkisini ve nüfuzunu nasıl kötüye kullandığı sorularının cevaplanamadığı, soruşturma onayı alınmadığı, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı, müfettişlerin bağımsız ve tarafsız olma özelliklerini yitirdikleri, Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulunca ayrımcılık yapıldığı zira suç işlediği iddia edilen 11 personelden sadece emniyet müdürü rütbesindeki 4 personele ceza verildiği, 27/11/2012 tarihli yazıda TİBNET modülünün kullanılmadığının açıkça belirtildiği, “usulsüz olarak ulaşılıp depolanması suretiyle yetkisiz kişilerin kullanımına imkan sağlanıp gizliliğin ihlal edildiği kişisel verilerin” neler olduğunun gerek soruşturma raporunda gerekse dava konusu Disiplin Kurulu kararında hiç belirtilmediği, programı kurduğu ve kullandığı iddia edilen iki polis memuru ceza almamışken TEM Dairesinde programın kurulu olduğundan bahsedilemeyeceği, TİBNET programının iletişimin denetlenmesi kararlarının yerine getirilmesine yardımcı bir bilgisayar yazılımı olduğu, kurulması ve kullanılmasının adli birimlerce de Emniyet Genel Müdürlüğünce de yasaklanmadığı ve halen geliştirilmekte olan bir yazılım olduğu, bir takım veri kurtarma yazılımları kullanılarak silinmiş/imha edilmiş veriler üzerinden soruşturma yürütüldüğü ve ceza verildiği, kesin olarak kurulduğu ve herhangi bir veri depolandığı tespit edilemeyen durum için cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu, polis memuru B.K. tarafından da test işleminin yapıldığının ve modülün hiçbir zaman aktif olmadığının belirtildiği, program kurulmadan log kaydı girilmesinin mümkün olmadığı, belki de birinin veya birilerinin sunucu bilgisayarlar üzerinde sistem tarih ve saati ile oynamış olduğu, kanuna aykırı delil toplandığı, imajların mahkeme kararı ile alınıp incelenmesi gerektiği, TİBNET programının Daire sunucu bilgisayarlarında hiçbir zaman kurulmadığı, 17/02/2014 tarihli raporda da TİBNET’e rastlanılmadığının belirtildiği, yürüttüğü işlemlerin TEM Daire Başkanlığı Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliği hükümlerine uygun olduğu, alt ceza uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu, iptali istenilen düzenlemenin uygulayıcılara çok geniş bir takdir yetkisi verdiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zaten dayanaksız kaldığı ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI : Cumhurbaşkanlığı (kapatılan Başbakanlık) ve İçişleri Bakanlığı tarafından; soruşturma dosyasının incelenmesinden, davacıya isnat edilen fiillerin sübut bulduğu, soruşturmanın usulüne uygun olarak yapıldığı, davacının savunmasının mevzuata uygun olarak alındığı, zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığı, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün iptali istenen maddesinde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından; usulüne uygun yürütülen soruşturma sonunda tesis edilen dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, zaman aşımı oluşmadığı, iptali istenilen Tüzük hükmünün de hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7 maddesinin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına; bireysel işlemin iptali istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : 1.Sınıf Emniyet Müdürü olan davacı, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... gün ve ... sayılı kararının ve bu işlemin dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin 7. fıkrasında yer alan "Yetki ve nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" ibaresinin iptalini istemektedir.
Anayasa'nın 153. maddesinde, "... Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. ..." hükmü yer almış olup, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında da bu düzenleme doğrultusunda, Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün yasal dayanağını oluşturan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 83’üncü maddesinin birinci cümlesinin, "...Yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38’inci ve 128’inci maddelerine aykırı olduğu ..." gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37’nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenerek Anayasanın 121’inci maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4’üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılmıştır.
682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 1’inci maddesinin, 1’inci fıkrasında; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verilmiş olup böylelikle, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Bilahare, 08/03/2018 günlü ve 30354 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile de; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiş, Kanunun Geçici 1’inci Maddesinde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı kurala bağlanmıştır. Bu bakımdan, uygulama imkanı kalmayan dava konusu Tüzük hükmünün iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Davacıya atfedilen ve Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8. maddesinin 7. fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası öngörülen "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiili, 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendinde ve 7068 sayılı Kanunun 8. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendinde; ''Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak.'' fiili yine meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiillerden sayılmıştır.
Buna göre, davacı hakkında uygulanan meslekten çıkarma cezasının dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün yukarıda gelişimi aktarılan hukuksal süreci dikkate alındığında, yasal dayanağı ile ilgili herhangi bir duraksama bulunmamakta, bu Tüzük hükümleri uyarınca tesis edilen disiplin işlemlerinin ise, gerek 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, gerekse bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmiş olunacağı açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında yapılan soruşturma sonucu düzenlenen raporda, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı Merkez ve İl Birimleri Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 1,2,8,9,10,11 ve 13.maddeleri uyarınca Başkanlığa verilen görevleri düzenli, hızlı, etkin ve mevzuata uygun olarak yürütmek, çalışmaları, personeli ve hizmet ekipmanlarını denetlemek şeklinde belirtilen yetkilerinin gereğini yerine getirmemek suretiyle sorumluluğunun bulunduğunun tespit edilmesi üzerine Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8. maddesinin 7. fıkrası uyarınca "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmak" suçunu işlediği sonucuna varılarak İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 4.12.2015 tarih ve ... sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, fiilin işlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümlerinin içeriklerinin aynı yönde olduğu dikkate alındığında, davacı hakkında verilen eylemine uyan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 14.12.2015 tarih ve 2015/279 sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Davanın Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8. maddesinin 7. fıkrası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ... tarih ve ... sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararı yönünden reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Danıştay Beşinci Dairesine, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından ise Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararıyla; 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken 17/04/2015 tarihinde resen emekli edilen davacının, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde “Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkasına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak” fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7 maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı, anılan kararın ve kararın dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7 maddesinin iptali istemiyle bakılan davayı açmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT :
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde, "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında da, yukarıda anılan düzenleme doğrultusunda, Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7 maddesinde yer alan “Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkasına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak” fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır...";
"Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur..." hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 8/6-ç maddesinde de “Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak” fiili, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde olduğu gibi meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava konusu düzenleme yönünden :
Anayasa Mahkemesinin "suçta kanunilik" ve "yasal düzenleme" ilkelerine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle verdiği iptal kararı sonrasında çıkarılan ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'ne göre üst hukuk normu niteliğinde olan 7068 sayılı Kanun'da, anılan Tüzük'ün dava konusu 8/7 maddesindeki düzenlemeye aynen yer verilmesi ve Tüzük'te öngörülen cezayla aynı cezanın öngörülmesi, ayrıca anılan düzenlemenin polislik mesleğinin önem ve özelliği dikkate alınarak, toplum nazarındaki saygınlığının korunması ve teşkilat personeline duyulan güvenin sarsılmamasını sağlamak amacını haiz olduğu, ayrıca personel ve disiplin hukuku ilkelerine aykırı bir yönünün de bulunmadığı anlaşıldığından, Tüzük'ün dava konusu 8/7 maddesinde hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılmakla birlikte; Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "...disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hareketlerin, düzenlenecek tüzükte belirlenmesini öngören itiraz konusu kural, yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememekte ve bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımamaktadır. Bu yönüyle kural, Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen 'suçta kanunilik' ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan 'kanuni düzenleme' ilkesine aykırılık oluşturmaktadır." gerekçesiyle iptaline ve aynı kararda; iptal kararının, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 1 yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin kuralları hükme bağlanmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiştir.
23/03/1979 günlü, 7/17339 Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7 maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7 maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Dava konusu bireysel işlem yönünden :
Dosyanın incelenmesinden; davacının, 2011-2013 yılları arasında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Dairesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü POLNET bilgi sistemi içerisinde terörle mücadele birimlerinde çalışan kullanıcılara tahsis edilen TEMAS Proje Bulutunun içerisinde kurularak kullanıma sunulan TİBNET Programı (TİBNOT Programının geliştirilmiş versiyonu) ve bu programa ait veri tabanında yapılan incelemeler sonucunda Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine aykırı olarak; 1- Kişisel verilere usulsüz olarak ulaşılıp depolanması suretiyle yetkisiz kişilerin kullanımına imkan sağlanıp gizliliğin ihlal edildiği, 2- İmha edilmesi gereken verilerin imha edilmediği, 3- Programı incelemek üzere İstanbula giden Terörle Mücadele Dairesi Z ve M Şubesinin teknik personeli tarafından verilerin imhası konusunda sıkıntı yaşandığının Daire Başkanlığına rapor edilmiş olmasına rağmen gereken tedbirlerin alınmayarak programın sonlandırılmadığı, 4- Dairede Şube Müdürlerinin katılımı ile yapılan toplantı sonucunda programın pasif hale getirilmesi karar altına alınmış olmasına rağmen illere gönderilen talimat yazısında bu hususa değinilmediği ve kanunsuz uygulamanın devamına sebep olunduğu iddiaları üzerine disiplin soruşturması başlatıldığı, soruşturma sonucunda TİBNET’in İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünce geliştirildiği, TEM Daire Başkanlığında da kurulu olduğu, TEM Daire Başkanlığınca oluşturulan bir ekibin programı incelemek üzere 2012/Ağustos ayında İstanbula gittikleri ve programın eksiklerini rapor ettikleri (Kanuni Dinleme Modülünden-KDM- takip bilgilerinin otomatik olarak TİBNET sistemine düştüğü, notların dinlemeci personel tarafından tapeye dönüştürülebildiği, notların depolandığı, herhangi bir silinme işlemine maruz kalmadığı, imha konusunda mevzuata uygun bir usul sağlanması gerektiği), 2012/Ekim ayında Daire Başkanlığında 2. toplantının yapıldığı, 23/11/2012 tarihinde Daire Başkanlığında yapılan 3. toplantıda “TİBNET modülünün pasif hale getirilmesi” yönünde karar alınıp tutanağa bağlandığı, akabinde 27/11/2012 tarihinde 81 İl Emniyet Müdürlüğüne ve 28/11/2012 tarihinde de A-B-C-D-E-K-N Şube Müdürlüklerine yazı yazılarak “… halen TEMWEB, TEMOPERASYON, TEMMAİL, TEMEKİPLEROLAY modülleri tüm özellikleri ile kullanılabilmekte olup, TİBNET VE TEMBÜLTEN modülleri kullanılamamaktadır. Kullanılamayan bu modüller ileriki bir tarihte geliştirilerek hizmete açılacaktır.” denilerek TİBNET’in o tarihte TEM Daire Başkanlığında kullanılmadığının belirtildiği, mevzuata aykırılığına değinilmediği gibi geliştirilerek kullanılacağından bahsedilerek kanunsuz projenin devamı yönünde irade belirtildiği, raporlar ile mevzuata aykırılığın açıkça ortaya konulmasına rağmen bu sorunların çözümü noktasında Daire Başkanlığı yetkililerince herhangi bir işlem yapılmadığı, TİBNET programının kullanımının kişisel verilerin saklanması, depolanması ve imha edilmesi noktalarında soruşturmaların gizliliğini tehlikeye düşürdüğü için mevzuata aykırı olduğu ve bu nedenle gerekli incelemelerin illerde yapılması gerektiği şeklindeki talimatın Terörle Mücadele Daire Başkanlığınca ancak 12/05/2014 tarihli yazı ile 81 İl Emniyet Müdürünün adlarına Gizli ve Kişiye Özel olarak gönderildiği, akabinde 02/06/2014 tarihli yazı ile M Şube Müdürlüğüne TİBNET'in erişime kapatılması hususunun talimatlandırıldığı, M Şube Müdürlüğünün "programın kontrolünün İstanbul TEM Şube Müdürlüğünde olduğu" şeklindeki cevabı üzerine aynı konunun 17/06/2014 tarihli yazı ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne yazıldığı, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün 23/06/2014 tarihli cevabi yazısında ''TİBNET programının içerisinde adli verilerin olduğu, TİBNET'in kullanılması veya kullanılmaması ile ilgili hususların yapılacak bir ortak toplantıda kararlaştırılmasının uygun olacağı'' şeklinde görüş belirttiği, yani TİBNET'in 23/06/2014 tarihi itibarıyla halen kullanımda olduğunun net olarak ifade edildiği, bunun üzerine N Şube Müdürlüğünce 28/08/2014 tarihli yazı ile KOM, Asayiş, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıkları ve İstanbul ile Ankara TEM Şube Müdürlükleri temsilcileri ile TİB yetkililerinin katıldığı ortak bir toplantı yapıldığı ve anılan toplantıda mevzuat hükümleri açık olmasına rağmen TİBNET'in kullanıldığı, hiçbir verinin TİBNET gibi programlara yazılmaması gerektiği, KDM'deki eksikliklerin giderilmesi için görüş ve önerilerin TİB'le paylaşılması gibi hususların toplantı tutanağıyla karara bağlandığı ve toplantı sonucunda alınan kararların 81 İl Emniyet Müdürlüğüne duyurulduğu, sıkı güvenlik tedbirlerine tabi olarak yapılması gereken dinleme prosedürlerine riayet edilmediği (personele aidiyet numarası tahsis edilmesi, Cumhuriyet Savcısı tarafından tahsis edilen aidiyet numarasına göre görevlendirme yapılması, amiri tarafından yetki verilen herhangi bir personelin TİBNET veri tabanındaki bilgilere ulaşabilmesi, okuyabilmesi, dinleyebilmesi, yazabilmesi, arşiv oluşturulabilmesi, ses kayıtlarının flash bellek gibi depolama aygıtlarıyla bilgisayarlara kopyalanabilmesi gibi), KDM'den TİBNET'e indirilen ses kayıtlarının flaş bellek gibi depolama aygıtlarıyla bilgisayarlara kopyalanabilmesinden dolayı indirilen verilerin kontrolünün zorlaştığı hatta mümkün olmadığı, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı elemanı olan bilirkişilerin yaptığı çalışmalar sonucu İstanbul Emniyet Müdürlüğünden TEM Dairesi Başkanlığına getirilerek kurulan sistemde TIBNET.mdf uzantılı dosya içeriği boşaltılmış ise de TIBNET_log.ldf uzantılı dosya içeriği silinmeden sistemin kurulduğu, TIBNET_log.ldf uzantılı dosyanın, içerik olarak Sql veri tabanı üzerindeki işlemlerin her türlü kaydını tuttuğu, TIBNET_log.ldf uzantılı dosya içeriğindeki verilerin internet üzerindeki Log Viewer tarzı programların ücretsiz versiyonları da dahil olmak üzere birçok profesyonel program ile de görüntülenebileceği, kurtarılabileceği, geri getirilebileceği, bunun bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda da bazı tapelere ApexSQL Recover 2014 programı kullanılarak ulaşılmak suretiyle ispatlandığı, mevzuata aykırılığından dolayı kapalı tutulan TİBNET sunucusunda yapılacak detaylı bir inceleme ile 173 adet log kaydında yer alan komut satırlarının programda hangi ekrana ulaştırdığını görsel olarak ortaya koyma imkanına ulaşabilmenin mümkün olduğu, bahse konu TİBNET modülü mevzuata uygun hale getirilse bile bu tür bir sistemin şube veya ülke genelinde kullanıma sunulması için ilk aşamada kişisel verilerin güvenliği düşünülerek gerekli tabloların yeniden oluşturulması, veri tabanı dosya uzantısı olan mdf ve ldf dosyalarının tekrardan oluşturulması, ldf uzantılı dosyanın içeriğinde ise bilgi olmamasını temin etmenin zorunluluk arz ettiği, halbuki üzerinde inceleme yapılan hali ile bu tedbirlerin hiçbirisinin alınmadığı ve Kasım/2012 öncesine ait verilere Nisan/2015'te ulaşılabildiğinin görüldüğü, modülün güvenlik açısından yetersiz ve mahzurlu olduğu, bu kadar sakıncaları bulunan ve Anayasa'nın özel hayatın gizliliği ile haberleşme hürriyetini düzenleyen, Türk Ceza Kanunu'nun haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmeyi düzenleyen; Ceza Muhakemesi Kanunu'nun iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, iletişim içeriklerinin yok edilmesini düzenleyen maddelerine, Telekomünikasyon Yolu ile Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar'a açıkça aykırı olan, amacı belli olmayacak şekilde kişisel verilere yetkisiz kişilerin ulaşmasına, kaydedilmesine, arşivlenmesine, silinmesine/silinmemesine imkân sağlayan bu projenin oluşturulmasına, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı Merkez ve Taşra birimlerinde kullanılmasına sebep olunması ve 2014 yılına kadar da erişilebilir konumda kalmasında; Terörle Mücadele Dairesi Başkan Yardımcısı olan davacının da sorumluluğunun bulunduğundan bahisle “Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkasına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak” fiilini işlediği gerekçesiyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7 maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezasıyla cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararının devamlılığının sağlanması amacıyla kamu görevlileri için görev, yetki ve sorumlulukları bakımından yasal olarak getirilmiş bulunan yaptırımlardır. Disiplin cezaları kamu hizmetlerinin en iyi şekilde yürütülmesi, kamu yararının devamlılığı bakımından gerekli görülmüştür. Bu hizmetleri yürüten kamu görevlilerinin görev anlayışları, hizmete bağlılıkları, yetkileri ve sorumlulukları kamu hizmeti ve kamu yararı ile sınırlandırılarak kamu hizmetleri disiplin altına alınmıştır.
Olayda, disiplin soruşturması raporu ile dosyada bulunan diğer bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden; KDM üzerinden alınan ve teknik takip sırasında elde edilen kişisel verilerin yasalara aykırı olarak başka bir bilgisayar sistemine kaydedilmesine ve istenildiği kadar saklanıp depolanarak bir arşiv oluşturulmasına, kişisel ses dosyalarının ve iletişim içeriklerinin çözümlerinin mevzuata aykırı olarak imha edilmeden saklanmasına imkan veren ve hiçbir yasal dayanağı bulunmayan TİBNET modülünün, yasa ile güvence altına alınan ses kayıtlarının gizli tutulacağı, özel hayatın gizliliğine riayet edileceği, herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı takdirde kayıtların yok edileceği yönündeki güvenceleri ortadan kaldırarak vatandaşın ve Devletin zarar uğramasına neden olduğu, TİBNET modülünün sakıncalarının yapılan toplantılar sonucu yazılan raporlar ile ortaya konulduğu, 25/07/2011-23/12/2013 tarihleri arasında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkan Yardımcısı olarak görev yapan davacının etkin olarak yönettiği birimde, görevi ve rütbesi itibarıyla emir/talimat veren konumunda olduğu, bu sakıncaları bilmesine rağmen söz konusu programın sonlandırılmaması, 2014 yılına kadar da erişilebilir kalmasında sorumluluğunun bulunduğu, TİBNET modülü ile kişisel verilere normal prosedür dışında ulaşılıp her türlü istismara ve kullanıma açık hale getirilmesi, yetkisiz kişilerin kullanımına imkan sağlanıp gizliliğin ihlal edilmesi, imha edilmesi gereken verilerin imha edilmemesi ve gereken tedbirlerin alınmayarak söz konusu programın sonlandırılmaması yönündeki fiillerin ortaya çıkmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
Bu durumda; davacının "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediği sübuta erdiğinden, eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7 maddesi gereğince "meslekten çıkarma" cezası ile tcezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yargılama giderleri yönünden: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış; aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesinde; Kanun'da yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtildikten sonra, 331. maddesinde; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir.
Davaya konu düzenleyici işlem hakkında davanın konusuz kaldığına karar verilmiş ise de, bu husus idarelerin doğrudan haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacaktır. Zira, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7 maddesine yönelik olarak açılan başka bir davada Danıştay Beşinci Dairesince verilen 27/11/2019 günlü, E:2016/51609, K:2019/6255 sayılı "davanın reddi" yolundaki karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2021 günlü, E:2020/2005, K:2021/1996 sayılı kararıyla onanmıştır.
Sonuç olarak, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Tüzük hükmü yönünden davalı idarelerin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği ve bu sebeple yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7 maddesinin iptali istemine ilişkin olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2\. İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, eksik kalan ...TL posta ücretinin davacıya tamamlattırılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüne verilmesine,
4\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/05/2025 tarihinde, esasa ilişkin kısım yönünden oybirliğiyle, yargılama giderleri yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan kanun maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, davacının Tüzük maddesinin iptali istemi yönünden davada haksız çıkan taraf olmadığı ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı açık olduğundan, yargılama giderlerinin tamamının davacı üzerinde bırakılması yönünden, çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.