SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/994

Karar No

2025/2298

Karar Tarihi

16 Haziran 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2025/994 E. , 2025/2298 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/994
Karar No:2025/2298

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Fonu
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının hissedarı olduğu ve Fonun kayyım olarak atandığı ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin %100 oranında hisselerinin 24/03/2021 tarihinde satışına ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; her ne kadar Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ''dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesinin 08/11/2024 tarih ve E:2022/3176, K:2024/4624 sayılı kararıyla "uyuşmazlığın adli yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği belirtilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle anılan kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiş ise de, Danıştay Onüçüncü Dairesinin bu kararından sonra 04/02/2025 tarih ve 32803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7145 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesinde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davaların idare mahkemelerinde görüleceği açıkça düzenlendiğinden, Fon'un kayyım olarak atandığı ... Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi'nin hisselerinin tamamının satılmasına ilişkin tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan işbu davanın görüm ve çözümünde anılan Kanun hükmü uyarınca idari yargının görevli olduğunun anlaşıldığı,
Davacının hissedarı olduğu ... Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi'nin faaliyetlerinin mevcut hali ile sürdürülebilir olmadığının şirket yönetim kurulunca hazırlatılan mali durum tespit raporlarıyla ortaya konulduğu, bu yönüyle şirketin faaliyetine devam edemeyeceği değerlendirilerek şirket hisselerinin tamamının 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında satılmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak şirketin satışa çıkarılan hisseleri için usulüne uygun olarak muhammen bedel tespitinin yapılmadığı, bu kapsamda gerek satış ilanında gerekse satış şartnamesinde muhammen bedele dair hiçbir ibareye yer verilmediği, nitekim Mahkemelerinin 24/05/2021 tarihli ara kararıyla davalı idareden, ''şirket hisselerine ilişkin muhammen bedel tespiti yapılıp yapılmadığı sorularak buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin'' istenildiği, davalı idarece ara kararı gereği dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinde, ''değerleme raporuna göre şirket değeri olarak hesaplanan tutarların 14 milyon TL ile 60 milyon TL arasında değişmesi nedeniyle, herhangi bir muhammen bedel tespiti yapılmaksızın ihaleye çıkılmasının tercih edildiğinin'' belirtildiği, dolayısıyla yapılacak olan satışa ilişkin olarak şirkete ait mal, hak ve alacakların tespitine yönelik muhammen bedel tespiti yapılmak suretiyle ihaleye çıkılması gerekirken, herhangi bir muhammen bedel tespiti yapılmaksızın şirket hisselerinin tamamının 24/03/2021 tarihinde kapalı teklif alma ve açık artırma usulü ile satışa çıkarılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ihale alıcısı ile şirket arasında sulh ve ibra protokolü imzalandığından davanın konusuz kaldığı, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, Mahkemece dava konusu satış işleminin niteliği hakkında yanılgıya düşüldüğü, iptali talep edilen satışın ticari ve iktisadi bütünlük satışı olmadığı, uyuşmazlık konusu satış işleminin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu veya 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na tabi olmadığı, Fonun kayyım yetkisi bulunan şirket hisselerinin tümünün satışına izin verme yetkisinin bulunduğu, şirketin mali yapısı nedeniyle şirket hisselerinin satışına karar verilmesinin zorunlu hale geldiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davacının hissedarı olduğu ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi ile 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve ... D.İş sayılı kararıyla, kayyım atanmasına ve Fonun kayyım olarak görevlendirilmesine karar verilmiştir.
Şirket yönetimine atanan kayyımlar tarafından 14/01/2020 tarihli yazıyla Fon’dan, yönetim kurulunca yapılan tespitler neticesinde hastanenin faaliyetinin mevcut hali ile sürdürülebilir olmaması nedeniyle, ... A.Ş.'den alınan Özel Amaçlı Mali Durum Tespit Raporu'nda belirtilen hususlar da dikkate alınarak 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar kapsamında ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin hisselerinin satışına izin verilmesi ve yönetim kurulunca satış fiyatının ve yönteminin belirlenmesi ile satış ve devir sürecinin yürütülmesi konularında yönetim kurulunun yetkilendirilmesi talep edilmiştir.
Şirket Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, Özel Amaçlı Mali Durum Tespit Raporu’nda belirtilen hususlar dikkate alınarak, ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin hisselerinin satışına izin verilmesi, satış fiyatının ve yönteminin yönetim kurulunca belirlenmesi ile satış ve temin sürecinin yürütülmesi konusunda yönetim kurulunun yetkilendirilmesi hususlarında Fondan izin talep edilmesine, muhammen bedelin tespitini teminen ... Denetim A.Ş.’ye değerleme raporu yaptırılmasına karar verilmiştir.
Şirketin 23/10/2020 tarihli başvurusuyla, 14/01/2020 tarihli başvurudan bahsedildikten sonra özetle, Hastanenin 30/06/2020 tarihi itibarıyla düzenlenmiş bilanço ve gelir tablosu kapsamında mali tablolardan, Hastanenin mali durumunun bir önceki yılın aynı ayına nazaran daha da kötüleşerek, aktif hacminin %17,6 oranında daraldığı ve öz kaynakların negatife döndüğünün görüldüğü, bu itibarla, 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar kapsamında ... Sağlık Hizmetleri A.Ş. hisselerinin satışına izin verilmesi, satış fiyatının ve yönteminin yönetim kurulunca belirlenmesi ile satış ve devir sürecinin yürütülmesi konularında yönetim kuruluna yetki verilmesi talep edilmiştir.
Söz konusu talepler üzerine Fon Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, Özel Amaçlı Mali Durum Tespit Raporunda belirtilen hususlar ile yönetim kurulunun talepleri dikkate alınarak, 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 3. fıkrası ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin Usul ve Esasların 7 ve 8. maddeleri uyarınca ... Sağlık Hizmetleri A.Ş. hisselerinin tamamının satışı konusunda şirket yönetim kuruluna izin verilmesine karar verilmiştir.
Fon Kurulu tarafından hisse satışına izin verilmesi üzerine şirket yönetim kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, satışın “Kapalı zarf ve açık artırma” usulü ile yapılmasına, ihalenin 24/03/2021 tarihinde gerçekleştirilmesine, satış ilanının Fon'un web sayfasında yayınlanmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine anılan ihalenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şirket yönetimi için kayyım tayini" başlıklı 133. maddesinde, "(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur." kuralı yer almıştır
6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye" başlıklı 19. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.
(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin yöneticileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır ve görevden alınır. Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim kurulu veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.
(4) Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen varlık ve mal varlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutar, şirket işlerinde kullanılabilir. Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu bankasında açılan hesapta nemalandırılır."; "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun satış ve tasfiyeye ilişkin yetkileri" başlıklı 20. maddesinde ise, "(1)19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. (...) Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır.
(2) Şirket varlıklarının ticari iktisadi bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir." kurallarına yer verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 134. maddesinde, "(5) Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usûl ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu ticarî ve iktisadî bütünlüğü alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon Kurulu yetkilidir. (...)
(7) Bu hüküm uyarınca yapılacak satışlara ilişkin diğer esas ve usûller Fon tarafından çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir." kuralları bulunmaktadır.
5411 sayılı Kanun'un 134. maddesinin beşinci ve yedinci fıkralarına dayanılarak çıkarılan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturulan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik'in "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 134 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükümleri ile 18/06/1999 tarihli ve 4389 sayılı mülga Bankalar Kanunu çerçevesinde ticari ve iktisadi bütünlüğün oluşturulmasına ve satışına ilişkin usul ve esasları belirlemektir."; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "l) Ticari ve iktisadi bütünlük: Kurul tarafından bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesi kapsamında oluşturulan ve satışına karar verilen bütünlüğü ifade eder." düzenlemelerine yer verilmiştir.
6758 sayılı Kanun'un 19. maddesine dayanılarak çıkarılan 6758 sayılı Kanun'un 19. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Usul ve Esasların amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi kapsamında kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atandığı şirketlerin, şirket varlıklarının, malvarlığı değerlerinin soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar yönetimine, satılmasına veya feshi ile tasfiyesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir."; "Mali durum raporu" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Şirket yönetim organının belirleyeceği bağımsız denetçi veya yeminli mali müşavirler tarafından şirket varlıklarının değerini ve bu değerin borç ve yükümlülükleri karşılamak için yeterli olup olmadığını, şirketin mali durumunu, ortaklık yapısı ile piyasa koşulları ve şirketin diğer sorunları hakkındaki tespitini içeren mali durum raporu hazırlanır. Bu rapor şirket yönetim organı tarafından da hazırlanabilir. Hazırlanan rapor, görüşü ile birlikte şirket yönetimi tarafından Bakana sunulur. Mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle şirketin mevcut halinin sürdürülebilir olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Bakan tarafından karar verilebilir.
(2) Bakan tarafından satış veya fesih ile tasfiyeye karar verilmesi durumunda yönetim organınca gerekli işlemler yapılır."; "Satış" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Şirketin, şirket varlıklarının, malvarlığı değerlerinin satışına karar verilmesi durumunda şirketin yönetim organı; satışa çıkan şirketin, şirket varlıklarının, malvarlığı değerlerinin korunması için basiretli bir tacir gibi gerekli önlemleri almakla ve satışı olabildiğince en kısa zamanda bitirmekle yükümlüdür.
(2) Şirketin, şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılması sonucu elde edilen gelir, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar bir kamu bankasında şirket hissedarları adına bloke edilir ve bu durum ilgili mahkemeye bildirilir." hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde, soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hakim veya mahkemenin şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atanacağı, bu şirketlerin Fon tarafından ticari teamüllere göre basiretli tüccar gibi yönetileceği, şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128. maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Fonun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebileceği, satış ve tasfiye işlemlerinin ilgili şirketin yönetim kurulu veya Fon tarafından yerine getirileceği anlaşılmaktadır.

Bu aşamada, şirketlerin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verilmesi halinde söz konusu sürecin kim tarafından yürütüleceğinin belirlenmesi ve buna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Şirketlerin satış veya fesih ile tasfiyesi sürecinin Fon tarafından verilen izin üzerine şirket yönetim kurulu tarafından gerçekleştirilmesi durumunda, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 3. fıkrası ile bu maddeye dayanılarak çıkarılan usul ve esaslar çerçevesinde sürecin yürütülmesi gerektiği, söz konusu sürecin doğrudan Fon tarafından gerçekleştirilmesi durumunda ise, 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca Fonun 5411 sayılı Kanundan kaynaklanan yetkilerini kıyasen uygulamak suretiyle yürüteceği kuşkusuzdur.
Fon tarafından sürecin doğrudan kendisi tarafından yürütülmesi halinde şirketlerin satışının 5411 sayılı Kanun'un 134. maddesi çerçevesinde ticari ve iktisadi bütünlük oluşturarak gerçekleştirileceği, satış sürecindeki işlemlerin de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturulan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik hükümlerine dayanılarak yapılacağı, anılan yönetmelikte bütünlüğün kapsamı, oluşturulması, satılması, satış komisyonu, muhammen bedel ve kıymet takdiri, şartname, ilan ve ihale usulleri gibi birçok detaya yer verildiği anlaşılmaktadır.
Sürecin şirket yönetim kurulu tarafından yürütülmesi durumunda ise, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesine dayanılarak çıkarılan Usul ve Esaslar çerçevesinde sürecin işletileceği, anılan Usul ve Esaslarda ise mali durum raporu ve satış hususuna yer verilmekle birlikte satış sürecine ilişkin başkaca bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir.
Satış veya tasfiye ile fesih sürecinin kim tarafından gerçekleştirileceğine göre farklı usuller getirilmiş olmakla birlikte, bu sürece karar verilebilmesi için işlemlerin kim tarafından yürütüleceğine bakılmaksızın öncelikle şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının raporla tespit edilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının hissedarı olduğu ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi ile 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve ... D.İş sayılı kararıyla Fonun kayyım olarak atandığı, Fon tarafından şirket yönetim kuruluna atamalar yapıldığı, şirket yönetim kurulu tarafından ... A.Ş.'ye Özel Amaçlı Mali Durum Tespit Raporu hazırlattırıldığı, anılan raporda şirketin mevcut durumunun sürdürülemez olduğunun tespit edildiği, bu çerçevede şirketin 14/01/2020 ve 23/10/2020 tarihli yazıları ile ... tarih ve ... sayılı şirket yönetim kurulu kararı uyarınca Fon Kurulundan, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar kapsamında ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin hisselerinin satışına izin verilmesi ve yönetim kurulunca satış fiyatının ve yönteminin belirlenmesi ile satış ve devir sürecinin yürütülmesi konularında yönetim kurulunun yetkilendirilmesi talebinde bulunulduğu, Fon Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, şirket hisselerinin tamamının satışı konusunda şirket yönetim kuruluna izin verildiği, şirket yönetim kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla satışın 24/03/2021 tarihinde yapılmasına karar verildiği, bunun üzerine davacı tarafından anılan satış işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Şirket yönetim kurulu tarafından ... A.Ş.'ye hazırlatılan Özel Amaçlı Mali Durum Tespit Raporu'nda, şirketin mevcut durumunun sürdürülemez olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda şirket hisselerinin tamamının 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi çerçevesinde satışına izin verilmesi ve tüm işlemlerin yönetim kurulunca gerçekleştirilmesinin Fondan talep edildiği, Fon tarafından söz konusu talep üzerine 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 3. fıkrası ile 6758 sayılı Kanun'un 19. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın 7 ve 8. maddeleri uyarınca hisselerin tamamının yönetim kurulunca satışına izin verildiği, söz konusu izine istinaden şirketin hisselerinin satışına ilişkin işlemlerin yönetim kurulunca gerçekleştirildiği, Fonun sürece izin verilmesi haricinde herhangi bir dahilinin bulunmadığı, başka bir anlatımla, sürecin Fon tarafından doğrudan gerçekleştirilmediği anlaşıldığından, Mahkemece 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar kapsamında değerlendirme yapılması gerekirken, ticari ve iktisadi bütünlük mevzuatı uygulanmak suretiyle değerlendirme yapılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 6758 sayılı Kanun'un 19. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'da mali durum raporu dışında şirketin mevcut değerinin tespitine ilişkin düzenleme bulunmasa da, şirket tarafından hisse satış işleminin netice itibarıyla ihale yöntemiyle gerçekleştirildiği anlaşıldığından, ihale hukukunda maddi bir karşılığı olan ve ihale yoluyla satışa çıkarılan bir değerin (şirketin) kendisinin yahut varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin ihalenin gerçekleştirilmesinden önce kıymet takdiri, muhammen bedeli, yaklaşık maliyeti, bedel tespiti vb. gibi piyasa koşullarına göre bir değer tespiti yapılması gerektiği açıktır.
... tarih ve ... sayılı şirket yönetim kurulu kararıyla Fondan şirket hisselerinin satışına izin verilmesi talep edilirken muhammen bedelinin tespitini teminen ... Bağımsız Denetim A.Ş.’ye değerleme raporu yaptırılmasına da karar verildiği, nitekim söz konusu şirkete yaptırılan Aralık 2020 tarihli değerleme raporunda net aktif değeri, pazar fiyatı yaklaşımı ve indirgenmiş nakit akışı değerleme metodlarının kullanıldığı, buna göre şirketin işletme değerinin 18.369,00,00-TL, mevcut dönem itibarıyla net satış çarpanı ile hesaplanan değerinin ise 60.208,000,00-TL olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, şirket yönetim kurulunca hisselerin tamamının satışından önce mali durum raporunun alındığı, bu çerçevede şirketin mevcut durumunun sürdürülemez olduğunun tespit edildiği, şirket hisselerinin Fon tarafından satışına izin verilmesinden sonra muhammen bedel tespiti için de değerleme raporu alındığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. DAVANIN REDDİNE,
4\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ...-TL ilk derece yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5\. ...-TL temyiz yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Davalı idare harçtan muaf olduğundan, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca temyiz aşamalarında tahsil edilmeyen toplam ...-TL temyiz harçlarının davacıdan tahsil edilerek Hazine'ye irat kaydedilmesine, gereği için Mahkemece ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
7\. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine,
8\. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
9\. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 16/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


(X) KARŞI OY :
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Vasi ve kayyım" başlıklı 403. maddesinin ikinci fıkrasında, "Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır."; "II. Yönetim" kısmının "1. Kanun gereği" başlıklı 427. maddesinde, "Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hâllerde bir yönetim kayyımı atar: (...)
4\. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa,"; "Marvarlığı yönetimi" başlıklı 460. maddesinde, "Kayyım bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilmiş ise, yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir.
Kayyımın, bunun dışındaki işleri yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel yetkiye, temsil olunan bu yetkiyi verecek durumda değilse vesayet makamının iznine bağlıdır."; "B.İzin" kısmının "I. Vesayet Makamından" başlıklı 462. maddesinde, "Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izni gereklidir:
1\. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması,
2\. Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi, (...)"; "II. Denetim makamından" başlıklı 463. maddesinde, "Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gereklidir: (...) 3. Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması," kuralları yer almıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma" başlıklı 128. Maddesinde:
"(1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,
g) Kiralık kasa mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı değerlerine, el konulabilir.
(...)
(10) Bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir. Bu durumda 133 üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır.";
"Şirket yönetimi için kayyım tayini" başlıklı 133. maddesinde, "(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.
(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.
(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler."
“Elkonulan eşyanın muhafazası veya elden çıkarılması” başlıklı 132. Maddesinde;
“ (1) Elkonulan eşya, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde, hükmün kesinleşmesinden önce elden çıkarılabilir.
(2) Elden çıkarma kararı, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir.
(3) Karar verilmeden önce eşyanın sahibi olan şüpheli, sanık veya ilgili diğer kişiler dinlenir; elden çıkarma kararı, kendilerine bildirilir.
(4) Elkonulan eşyanın değerinin muhafazası ve zarar görmemesi için gerekli tedbirler alınır.
(5) Elkonulan eşya, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiğinde derhâl iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma, teminat gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir.
(6) Elkonulan eşya, delil olarak saklanmasına gerek kalmaması halinde, rayiç değerinin derhâl ödenmesi karşılığında, ilgiliye teslim edilebilir. Bu durumda müsadere kararının konusunu, ödenen rayiç değer oluşturur.” düzenlemeleri yer almaktadır.
6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye" başlıklı 19. Maddesinde; "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.
(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin yöneticileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır ve görevden alınır. Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim kurulu veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir." düzenlemesi bulunmaktadır.
6758 sayılı Kanun'un 19. maddesine dayanılarak çıkarılan 6758 sayılı Kanun'un 19. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın "Mali durum raporu" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Şirket yönetim organının belirleyeceği bağımsız denetçi veya yeminli mali müşavirler tarafından şirket varlıklarının değerini ve bu değerin borç ve yükümlülükleri karşılamak için yeterli olup olmadığını, şirketin mali durumunu, ortaklık yapısı ile piyasa koşulları ve şirketin diğer sorunları hakkındaki tespitini içeren mali durum raporu hazırlanır. Bu rapor şirket yönetim organı tarafından da hazırlanabilir. Hazırlanan rapor, görüşü ile birlikte şirket yönetimi tarafından Bakana sunulur. Mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle şirketin mevcut halinin sürdürülebilir olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Bakan tarafından karar verilebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Türk Dil Kurumu'na göre kayyım, belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse olarak tanımlanmıştır. Benzer tanım 4721 sayılı Kanun'un 403. maddesinin ikinci fıkrasında da benimsenmiştir. Bu tanımlardan anlaşılacağı üzere, kayyımın görevi belirli bir işi yapmak veya malvarlığını yönetmektir. 4721 sayılı Kanunda kayyımlık; temsil, yönetim ve istek üzerine kayyımlık olarak üç farklı şekilde düzenlenmiştir. Malvarlığının yönetimi ve gözetimi için atanan kayyım yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir.
Yönetim kayyımının olağan yönetim işlerini yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel bir yetkiye bağlı olmadığı gibi vesayet makamının da iznine bağlı değildir. Olağan yönetim işlerine; alacakların tahsil edilmesini, borçların ödenmesini, vergi beyanlarında bulunulmasını, bozulacak malların satılmasını, mevcudun korunması için önlem alınmasını örnek olarak göstermek mümkündür. Türk Medeni Kanunu'nun 462 ve 463. hükmü kapsamındaki işlerde ise yetkili vesayet dairelerinden izin alınması zorunludur.(Gençcan Ömer Uğur: Vesayet Hukuku, Ankara-2009, s.818)
Kayyım, vesayet işleriyle görevlendirilmiş olan diğer kişiler gibi bu görevini yerine getirirken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdür. Malvarlığını yönetme yükümlülüğü kapsamında yönetim kayyımının da kayyımlığına verilen kişinin malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetme ve yönetimle ilgili hesap tutma zorunluluğu vardır. (Gençcan Ömer Uğur: Vesayet Hukuku, Ankara-2009, s.821)
Bu çerçevede, genel kanun niteliğindeki Türk Medeni Kanununda kayyım konusunda geniş anlamda düzenlemeler yapılmış, kayyımın hangi suretle atanacağının, atandığı malvarlığı değerlerini ne şekilde yöneteceğinin, yönetirken hangi iş ve işlemleri izin almaksızın, hangi iş ve işlemler için ise vesayet makamının, bazı durumlarda ise vesayet makamının yanında denetim makamından izin alınmak suretiyle gerçekleştirebileceğinin, başka bir anlatımla, kayyımın görev ve yetki ile sorumluluklarına dair sınırlarının belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu hususların kanunla sıkı bir şekilde düzenlenmesinin amacı da, Anayasanın "mülkiyet hakkı" başlıklı 35. Maddesi kapsamında mülkiyet hakkının korunmasıdır.
Kayyım atanmasına ilişkin olarak 6758 sayılı Kanunla özel düzenleme yapılmış olmakla birlikte; kayyımın görev ve yetkilerine yönünden temel kanun olan 4721 sayılı Kanunda ilke ve esasların uygulanması gerekmektedir.
6758 sayılı Kanun 19. maddesinde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun atanacağı belirtildikten sonra, şirketin mali durumu ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi ve Fonun ilişkili olduğu Bakan tarafından izin verilmesi durumunda şirketin yahut varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satışına veya feshi ile tasfiyesine karar verilebileceği kurala bağlanmıştır.
6758 sayılı Kanun 19. maddesinde, “mevcut halin sürdürülebilir olmadığının” ne şekilde tespit edileceğine ilişkin olarak ayrıntılı düzenlemeler bulunmadığından bu hususta 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yer alan ilke ve güvencelerin uygulanması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının hissedarı olduğu şirkete 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi ile 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince ... Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla Fonun kayyım olarak atandığı; Fon tarafından şirket yönetim kuruluna atamalar yapıldığı, şirket yönetim kurulu tarafından bağımsız denetçiye “Özel Amaçlı Mali Durum Tespit Raporu” hazırlatıldığı, anılan raporda şirketin mevcut durumunun sürdürülemez olduğunun tespit edildiği ve Fon Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, şirket hisselerinin tamamının satışı konusunda şirket yönetim kuruluna izin verildiği, şirket yönetim kurulunun 04/02/2021 tarih ve 2021/6 sayılı kararıyla satışın 24/03/2021 tarihinde yapılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu işlemin tesisinde, yalnızca “Özel Amaçlı Mali Durum Tespit Raporunun” esas alındığı ancak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Elkonulan eşyanın muhafazası veya elden çıkarılması” başlıklı 132. Maddesinde yer alan; “Elkonulan eşya, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde, hükmün kesinleşmesinden önce elden çıkarılabilir.”, “ Karar verilmeden önce eşyanın sahibi olan şüpheli, sanık veya ilgili diğer kişiler dinlenir; elden çıkarma kararı, kendilerine bildirilir.”, “Elkonulan eşya, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiğinde derhâl iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma, teminat gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir.”, “Elkonulan eşya, delil olarak saklanmasına gerek kalmaması halinde, rayiç değerinin derhâl ödenmesi karşılığında, ilgiliye teslim edilebilir. Bu durumda müsadere kararının konusunu, ödenen rayiç değer oluşturur.” şeklindeki ilke ve güvencelerin uygulanmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, şirket hisselerinin ihale yoluyla satışına yönelik gerçekleştirilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan ilke ve güvenceler dikkate alınmaksızın tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararın belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim