Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/875
2025/2105
26 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/875
Karar No:2025/2105
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Üretim ve Pazarlama A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: "...” adresinde kurulu bulunan tesis için yapılan istasyonlu bayilik lisansı başvurusunun 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca reddine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Petrol Piyasası Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla bildirilen ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işlemin dayanağı olan 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde yer alan “(...) ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur. (...)” bölümünün 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği;
Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralının, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yönelik olduğu, öte yandan, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa'nın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğundan yargısal incelemenin Anayasa'ya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da olanak bulunmadığı;
Bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği dikkate alındığında, hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile saptanmış Kanun maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7318 sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesiyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (g) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğu itirazıyla yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla, "... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur..." ve "... ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." bölümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, anılan kararın dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı;
Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı üzerine 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ve Anayasa'ya aykırı bulunan ibarenin, "...ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklinde değiştirildiği ve birinci cümleden sonra gelmek üzere, "Kurum tarafından geçici durdurma işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağı bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilir. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi üzerine ya da mahkumiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşmesi beklenmeksizin Kuruma yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesi durumunda geçici durdurma işlemi Kurum tarafından kaldırılır." cümlelerinin eklendiği, ancak bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmeyeceği hükmü yönünden herhangi bir değişiklik yapılmayarak bu kısma ilişkin hükmün aynen korunduğu;
Diğer taraftan, Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasının işlem tarihinde yürürlükte olan (g) bendinin "Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklindeki cümlesinin Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 48. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulması üzerine anılan hükmün Anayasa Mahkemesinin 27/6/2024 tarih ve E:2023/136, K:2024/127 sayılı kararıyla Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiği ve iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği;
5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin "Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklindeki cümlesinin bakılan uyuşmazlıkta uygulanacak kural olması ve anılan kuralın teşebbüs özgürlüğüne aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması karşısında işbu karar tarihi itibarıyla henüz yürürlüğe girmemiş olan Anayasa Mahkemesinin 27/6/2024 tarihli ve E.2023/136, K.2024/127 sayılı iptal kararının istinaf incelemesinde göz önünde bulundurulması gerektiği;
İdare Mahkemesince, Anayasa Mahkemesinin, 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve Kanun'un 20/2(g) maddesinin “...ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez.” bölümünü iptal eden 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararı nedeniyle dava konusu işlemin dayanağının kalmadığı gerekçesiyle işlem iptal edilmiş ise de, dava konusu işlemin 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin "Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklindeki cümlesine dayanılarak tesis edildiği, nitekim dava konusu işlemin tesis edildiği tarih olan 07/03/2023 tarihinde davaya konu akaryakıt istasyonuna ilişkin tesis edilmiş bir mühürleme işleminin henüz söz konusu olmadığı ve idari işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin tesis edildikleri tarihteki hukuki durum esas alınarak yapılması gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla uygulanacak kural niteliğinde olan ve davalı idarece dava konusu işlemin dayanağı olarak belirtilen 20/2(g) maddesindeki "Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." kuralının Anayasa'nın 13. ve 48. maddelerine aykırı görülerek Anayasa Mahkemesinin 27/6/2024 tarih ve E:2023/136, K:2024/127 sayılı kararıyla iptal edilmiş olması karşısında dava konusu işlemin hukuki dayanağının kalmadığı, Anayasa'ya aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararıyla ortaya konulmuş bir kanun hükmüne dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 02/10/2024 tarih ve 32680 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 27/06/2024 tarih ve E:2023/136, K:2024/127 sayılı iptal kararının yayımından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe gireceğinin öngörüldüğü, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, ... Benzin İstasyon İşletmeciliği A.Ş. (...) firmasıyla imzalanan kira sözleşmesine istinaden 04/03/2023 tarihinde "..." adresinde kurulu tesis için istasyonlu bayilik lisansı başvurusunda bulunulmuştur.
Anılan başvuru, "lisans başvurusuna konu adres için ... firması adına ... tarih ve ... sayılı istasyonlu bayilik lisansı düzenlendiği, Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca 06/03/2023 tarihinde lisansın sonlandırıldığı, ancak tesisin devrini engellemek amacıyla ... tarih ve ... sayılı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı yazısına istinaden lisansın sistemde 20/02/2023 tarihinde kilitlendiği" gerekçelerine yer verilmek suretiyle 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca davalı idarece reddedilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde, "a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,
2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,
Hakkında on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.
b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.
(...)
ç) Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilmediği halde, ödeme kaydedici cihaz mührünü kaldıran, donanım veya yazılımını değiştiren veya yetkilendirilmiş olsun ya da olmasın ödeme kaydedici cihazın hafıza birimlerine, elektronik devre elemanlarına veya harici donanım veya yazılımlarla olan bağlantı sistemine ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemlere fiziksel veya bilişim yoluyla müdahale ederek; gerçekleştirilen satışlara ait mali belge veya bilgilerin cihazda kayıt altına alınmasını engelleyen, cihazda kayıt altına alınan bilgileri değiştiren veya silen, ödeme kaydedici cihaz veya bağlantılı diğer donanım ve sistemler ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemler tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına elektronik ortamda iletilmesi gereken belge, bilgi veya verilerin iletilmesini önleyen veya bunların gerçeğe uygun olmayan şekilde iletilmesine sebebiyet verenler üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(...)" kuralına yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Bazı kaçakçılık suçlarının cezalandırılmasında usül" başlıklı 367. maddesinde ise, "Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi mecburidir.
359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğine sair suretlerle ıttıla hasıl eden Cumhuriyet başsavcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme yapılmasını talep eder.
Kamu davasının açılması, inceleme neticesinin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesine talik olunur.
359 uncu maddenin (ç) ve (d) fıkralarında yazılı suçların işlendiğinin inceleme sırasında tespiti halinde incelemenin tamamlanması beklenmeksizin, sair suretlerle öğrenilmesi halinde ise incelemeye başlanmaksızın Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından bu tespitlere ilişkin rapor düzenlenir ve rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla birlikte keyfiyet Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Kamu davasının açılması için incelemenin tamamlanması şartı aranmaz.
(...)" kuralı yer almıştır.
30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7318 sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesiyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (g) bendinde, "Bu Kanun'a göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359 uncu maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanun'un 367 nci maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez. Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." kuralı yer almıştır.
Anılan kanun değişikliğinin Anayasa'ya aykırı olduğu itirazıyla yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla, "... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur..." ve "... ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." bölümleri Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş, anılan karar dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı üzerine 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin birinci cümlesinde yer alan ve Anayasa'ya aykırı bulunan ibare, "...ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklinde değiştirilmiş ve birinci cümleden sonra gelmek üzere, "Kurum tarafından geçici durdurma işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağı bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilir. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi üzerine ya da mahkumiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşmesi beklenmeksizin Kuruma yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesi durumunda geçici durdurma işlemi Kurum tarafından kaldırılır." cümleleri eklenmiştir.
Dairemizin E:2023/366 sayılı dosyasındaki Anayasa'ya aykırılık iddialarını ciddi görmesi ve Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin, "Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklindeki altıncı ve son cümlesinin teşebbüs özgürlüğünü ve mülkiyet hakkını ölçüsüz şekilde sınırlandırdığı, bu haliyle kuralın Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla yaptığı itiraz başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin 27/06/2024 tarih ve E:2023/136, K:2024/127 sayılı kararıyla ilgili kural Anayasa'nın 13. ve 48. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiş, anılan karar dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere 02/10/2024 tarih ve 32680 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı şirketin bayilik lisansı verilmesi isteminde bulunduğu tesiste dava dışı ... Benzin İstasyon İşletmeciliği A.Ş. (...) adına ... tarih ve ... sayılı bayilik lisansı düzenlenmiştir.
Lisans başvurusuna konu akaryakıt istasyonu ... firması tarafından işletilmekteyken, anılan firmanın 2020, 2021 ve 2022 yılı hesap dönemine ait işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen 18/01/2023 tarihli Vergi Suçu Raporu'nda, defter kayıt ve belgelerin gizlendiği ve sahte belge düzenlendiği tespit edilmiş ve kaçakçılık suçunun işlendiği kanaatine varılarak yetkili Savcılığa suç duyurusunda bulunulması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Vergi incelemesi neticesinde ... firması hakkında yapılan tespitlerin Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla davalı idareye bildirilmesi üzerine söz konusu tesisin devrinin engellenmesi ve yeni lisans verilmemesi amacıyla sistemde lisans üzerine kayıt düşülmüştür. Akabinde söz konusu lisans, ...'in talebi üzerine Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca ... tarih ve ... sayılı Başkanlık Oluru ile sonlandırılmıştır.
Davacı tarafından, ... firmasıyla imzalanan kira sözleşmesine istinaden 04/03/2023 tarihinde "..." adresinde kurulu tesis için istasyonlu bayilik lisansı başvurusunda bulunulmuş, anılan başvuru dava konusu işlemle reddedilmiştir.
Devam eden süreçte, davalı idarece 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/a-2 ve b maddelerinde belirtilen kaçakçılık suçunun işlendiğinin tespit edildiğinden bahisle davacının lisans başvurusuna konu ettiği ...'e ait akaryakıt istasyonu 13/03/2023 tarihinde mühürlenmiştir.
5015 sayılı Kanun'un 20/2(g) maddesinde iki ayrı durumun bulunması halinde bu yerler için ilgililere lisans verilmemesinin kurala bağlandığı, bunlardan ilkinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanun'un 367. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durumun Kuruma da iletilmesinden sonra Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetlerin geçici olarak durdurulacağı ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilemeyeceği hali, ikincisinin ise bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmeyeceği hali olduğu anlaşılmaktadır.
Mevzuat uyarınca lisans verilmesine engel teşkil eden bu iki hal, birbirini takip eden bir sürecin parçası olduğundan konunun da sistematik yorum çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim, 5015 sayılı Kanun'un 20/2(g) maddesinin son cümlesinde lisans almaya engel hal olarak düzenlenen lisans sahibi hakkında başlatılan vergi incelemesi sürecinin mükellef aleyhine sonuçlanarak devamında Vergi Suçu Raporu'nun düzenlenmesi ve durumun ilgili Savcılığa ve davalı idareye bildirilmesi ile birlikte Kanun'un ilk cümlesinde lisans almaya engel diğer bir hal olarak düzenlenen mühürleme aşamasına geçilmektedir. Dolayısıyla bu iki sürecin birbirinden bağımsız olarak ele alınması mümkün bulunmamaktadır.
Mahkeme kararında, davacının lisans başvurusunun, ... firması hakkında vergi incelemesi bulunduğundan bahisle Kanun'un son cümlesi gerekçe gösterilerek davalı idarece reddedildiği, anılan cümlenin ise 02/10/2024 tarih ve 32680 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 27/06/2024 tarih ve E:2023/136, K:2024/127 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği, bu nedenle dava konusu işlemin dayanaksız kaldığı, öte yandan 07/03/2023 tarihli dava konusu lisans başvurusunun reddi işlemi tesis edildikten sonra başvuruya konu tesisin 13/03/2023 tarihinde mühürlendiği, dava konusu işlem tarihi itibarıyla akaryakıt istasyonuna yönelik bir mühürlemenin henüz söz konusu olmadığı, bir başka ifadeyle Kanun'un ilk cümlesindeki lisans verilmeye engel durumun dava konusu işlem tarihinde mevcut olmadığı dikkate alınarak sadece Kanun'un son cümlesinden hareketle dava konusu işlemin iptaline karar verilmişse de, mühürleme işlemine hazırlık niteliğindeki işlemlerin (Vergi Suçu Raporu, suç duyurusu vs.) dava konusu işlemden önce tamamlandığı, akabinde vergi incelemesinden sonraki safha olan mühürleme işlemine geçildiği ve anılan durumun da Kanun'un 20/2(g) maddesinin birinci cümlesi uyarınca lisans almaya engel hal olarak düzenlendiği anlaşıldığından, gelinen aşamada artık mevzuat uyarınca mührün kaldırılmasını gerekli kılan şartların oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekmektedir.
5015 sayılı Kanun'un 20/2(g) maddesinin ilk cümlesinin iptaline ilişkin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı Anayasa Mahkemesi kararından sonra kanun koyucu tarafından yapılan yeni düzenlemede, mahkumiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşme beklenmeksizin geçici durdurma işleminin Kurum tarafından kaldırılacağının kurala bağlandığı, davacı şirketin bayilik lisansı verilmesi isteminde bulunduğu tesiste daha önce faaliyet gösteren ... firmasına ait akaryakıt istasyonuna ilişkin olarak düzenlenen Vergi Suçu Raporu'nda, şirket yetkilisinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/a-2 ve b maddelerindeki kaçakçılık suçunu işlediği sonucuna varılarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, UYAP kayıtlarına göre de şirket yetkilisi hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:..., ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... ve ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyalarında açılan davaların derdest olduğu, dolayısıyla süreç içerisinde söz konusu tedbirin kaldırılmasını gerektiren lehe bir gelişmenin de ortaya çıkmadığı anlaşıldığından, davacının lisans başvurusunun reddi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2\. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/05/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.