SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/644

Karar No

2025/2481

Karar Tarihi

1 Temmuz 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2025/644 E. , 2025/2481 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/644
Karar No:2025/2481

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ... Taşımacılık Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediyesi
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... tarih ve... sayılı kararına istinaden ''S'' plakalı servis araçlarının sayılarının 400 adet artırılması ihalesi kapsamında ... plakaya hak kazandığı için ihale bedeli ve KDV'si olmak üzere yatırılan 472.118,00-TL'nin, ihalenin... İdare Mahkemesi'nin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı uyarınca davalı idarece iptal edildiği ve yatırılan bedelin iadesi istemiyle yapılan 18/12/2020 tarihli başvuruya rağmen geri ödenmediğinden bahisle 472.118,00-TL'nin fazlaya dair talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla davalı idareye ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ihale bedelinin davacı şirket tarafından yatırıldığı, bakılan davanın ise ''... Taş. Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'' ve ''... Taş. Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. adına ortağı sıfatıyla ...'' tarafından açıldığı, ancak davacı şirketin yetkilisinin ... olduğu, davacı ...'ın ise şirket yetkilisi olmadığı anlaşıldığından, şirket adına dava açma ehliyetinin bulunmadığı, bu itibarla, davacı ... bakımından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği;
Yargılama devam ederken 472.118,00-TL'nin 29/03/2021 tarihinde davacı şirkete ödendiği, davacı şirket tarafından da bu durumun kabul edildiği, buna göre, asıl alacağın ödendiği anlaşıldığından, bu kısım yönünden de karar verilmesine gerek olmadığı;
...İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile plaka ihalesine ilişkin UKOME Genel Kurulu kararlarının iptaline karar verildiği hâlde, yatırılan bedelin iadesi istemiyle yapılan 18/12/2020 tarihli başvuruya rağmen, bedelin 29/03/2021 tarihine kadar davacıya geri ödenmediği anlaşıldığından, davalı idare tarafından, yatırılan bedelin başvuru tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizinin davacı şirkete ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, davacı ... bakımından davanın ehliyet yönünden reddine; asıl alacak olan 472.118,00-TL'lik kısmı yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; yasal faize ilişkin kısım yönünden ise davanın kabulüne, asıl alacağa başvuru tarihi olan 18/12/2020 tarihinden ödeme tarihi olan 29/03/2021 tarihine kadar işletilecek yasal faizin davacı şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararında gerekçe bulunmadığı, dava açıldıktan sonra davalı idare tarafından yapılan ödemenin ilk olarak faiz ve fer'ilerden düşülmesi gerektiği, zira yapılan ödemenin asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olunması gerektiği, davanın konusu belirli bir miktar para olmasına rağmen maktu yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, dava tam yargı davası olduğundan nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, yapılan ihalede ağır ve önemli bir hukuki sakatlığın bulunduğu, plaka ihalesine şirket adına şirket ortağı ... tarafından katılım sağlandığı, ihaleyi kazananlar listesinde ...'ın isminin yer aldığı, ihale bedeline ilişkin yapılan ödemelerde "... S PLAKA BEDELİ" şeklinde açıklama yazıldığı, her ne kadar ihale bedeline ilişkin yapılan ödeme şirket hesabından gerçekleşmiş ise de bu paranın şirket ortağı tarafından ihale bedelinin ödenmesine özgülenerek davacı şirkete tevdi edildiği, ...'ın maddi menfaatinin ihlâl edildiği, ihale sebebiyle zarara uğradığının açık olduğu, 08/10/2020 tarihinde 80.000,00-TL, 23/10/2020 tarihinde 320.100,00-TL ve ihale bedeli toplamının %18’i oranında 72.018,00-TL KDV olmak üzere toplamda 472.118,00-TL ödeme yapıldığı, başvuru tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar yasal faize hükmedilmesi yönündeki kararın zararı karşılamadığı, plaka ihale bedelinin ödenebilmesi için kredi kullanıldığı, paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin karşılanmamasının mülkiyet hakkını ihlâl ettiği, reeskont avans faizine hükmedilmesi gerektiği, faiz başlangıç tarihi olarak ödeme tarihinin alınması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde servis taşımacılığında kullanılan "S" plakalı araç sayısının 400 adet artırılması yönünde ihale yapılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım ve Koordinasyon Merkezi (UKOME) Genel Kurulu kararı ile bu karar doğrultusunda alınan "muhammen bedelin 400.000,00 TL olarak belirlenmesi ve ihale kurallarının düzenlenmesi"ne ilişkin ... tarih ve ... sayılı UKOME Genel Kurulu kararı uyarınca gerçekleştirilen ihale sonucunda ... numaralı plakaya hak kazanan davacı ... Taşımacılık Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından, ihale bedeli ve KDV dahil olmak üzere, 08/10/2020 tarihinde 80.000,00-TL ve 23/10/2020 tarihinde 392.118,00-TL olmak üzere toplam 472.118,00-TL davalı idareye ödenmiştir.
Mezkûr UKOME Genel Kurulu kararlarının ... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla iptal edilmesi sonrasında davalı idareye 18/12/2020 tarihinde yatırılan bedelin iadesi istemiyle başvuru yapılmış, başvuruya rağmen bedelin geri ödenmemesi üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idarî dava türleri; idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları; idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmış; 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlâl eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması hâlinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu hâlde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralı yer almıştır.

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine Dair Kanun'un 1. maddesinde, "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir."; 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur." kurallarına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1\. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacı ... bakımından davanın ehliyet yönünden reddi, davacı şirket bakımından davanın, 472.118,00-TL'lik kısmı yönünden karar verilmesine yer olmadığı, yasal faize ilişkin kısmı yönünden davanın kabulü ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları incelendiğinde;
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın anılan kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2\. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, asıl alacağa (472.118,00-TL) işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının incelenmesine gelince;
2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur.
İdarî yargı yerlerince verilen idarî işlemin iptali kararları, idarî davaya konu edilen idarî işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak, idarî işlemden önceki hukukî durumun geri gelmesini sağlar.
Kamu idareleri, görmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hukuka uygun biçimde hareket etmek zorunda olup, hukuka aykırı işlem veya eylemlerden dolayı kişilerin uğradıkları zararları Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca tazmin etmek zorundadırlar.
Faizle para borçları arasında sıkı bir ilişki olup, faiz, hukuki niteliği itibarıyla asıl alacağı genişleten fer'i bir hak olan, alacaklının alacak olarak talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan belirli bir süre mahrum kalması nedeniyle, mahrum kaldığı zaman içinde meydana gelen zararına karşılık kendisine ödenmesi gereken ve asıl alacağa bağlı fer'i bir haktır. Talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan mahrum kalan ilgili, mahrum kaldığı süre için faiz uygulanmasını isteme hakkına sahip olmakla birlikte, bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunması da kural olarak aranmaz.
Hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan maddî hakların karşılanmasının zaman içinde gecikmesi ve bu gecikmeden doğan zararın karşılanması için 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin faiz konusundaki kararlarına bakıldığında, konunun genel olarak mülkiyet hakkı çerçevesinde ele alındığı görülmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrasında yer alan, “Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen veya vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi hâlinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz, 120'inci madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödenir.” şeklindeki kuralın iptali istemiyle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin 10/02/2011 tarih ve E:2008/58, K:2011/37 sayılı kararında, “Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık devlettir.
Anayasa'nın 35. maddesinde ise, herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Mülkiyet hakkı, herkese başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şey üzerinde dilediği biçimde yararlanma, tasarruf etme, başkalarına devretme, kullanma, biçimini değiştirme, harcama ve tüketme olanağı verir.
İtiraz konusu kural, kamu kurumları ile kişiler arasında kamu idarelerinin kamu gücüne dayalı yetkilerini kullanırken hatalı işlemleri nedeni ile oluşan alacaklı-borçlu ilişkilerinin borçlu olan kamu kurumları lehine bozulmasına sebebiyet vermektedir. Bunun yanında kamu kurumlarının borcunu ödemesini geciktirmede teşvik edici olmakta ve vatandaşların devlete olan güvenini sarsmaktadır.
Vergi, devletin vatandaşlardan kamu gücüne dayalı ve karşılıksız tahsil ettiği bedel olsa da idarece yapılmış olan vergi tahsilâtının fazla veya yersiz olduğu tespit edildikten sonra bu tahsilât, mükellefler için bir 'alacak' hâline gelmektedir.
Alacak hakkı mülkiyet hakkı kapsamında kişilerin temel haklarındandır. Kişiler yanlış veya yersiz vergi tahsilatı nedeni ile belli bir süre mülkiyetlerinde olması gereken bir meblağdan kullanma, tasarruf etme ve harcama şeklinde yararlanma imkânından mahrum kalmaktadırlar. Bu süre zarfında enflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu mülkiyetin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır.
İtiraz konusu düzenleme ile devlet fazla veya yersiz yapılmış tahsilâtlar ile hazinesinde tuttuğu meblağı kişilere iade ederken üzerinden uzun zaman geçmiş olsa bile talep tarihinden üç ay sonra başlamak üzere işleyecek faizi ödemektedir. Düzenleme ile elde edilen kamu yararı kamu için öncelikli, genel menfaatleri koruyan, kamu hizmetlerinin sürdürülmesi için zorunlu bir durum arz etmemekte, sadece devlete başkasının mülkü üzerinde sebepsiz ve karşılıksız biçimde tasarruf etme hakkını vermektedir.
Fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde, tahsilâtın yapıldığı tarih yerine başvuru tarihinden üç ay sonra başlamak üzere işleyecek faizin ödenmesine ilişkin kural, kişinin belli bir dönem için faiz gelirinden mahrum kalması sonucunu doğurarak genel yarar ile kişi yararı arasındaki dengenin bozulmasına yol açmakta, bu durum hukuk devletinde korunması gereken mülkiyet hakkının ihlâline neden olmaktadır.” değerlendirmesine yer verilmiştir.
Davacı şirketin dava konusu plaka bedelini davalı idareye ödemesine dayanak plaka ihalesine ilişkin davalı idarenin UKOME kararları, ... İdare Mahkemesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, bu karar Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 20/01/2021 tarih ve E:2021/544, K:2021/1386 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
İdarenin kendi eylem ve/veya işlemlerinden doğan zararı tazmin etmesi hukuk devleti ilkesinin gereği olup, hukuka aykırı işlem nedeniyle ödenen plaka bedelinin 80.000,00-TL tutarındaki kısmının 08/10/2020 tarihinde, 392.118,00-TL tutarındaki kısmının ise 23/10/2020 tarihinde davalı idareye ödendiği, dolayısıyla davacının bu tarihlerden itibaren parasından mahrum kaldığı açık olduğundan, davacının hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilen işlemden kaynaklanan zararının karşılanması için işletilecek faizin başlangıç tarihi olarak, 80.000,00-TL tutarındaki kısım bakımından 08/10/2020 tarihinin, 392.118,00-TL tutarındaki kısım bakımından ise 23/10/2020 tarihinin esas alınması gerekmektedir.
İdare Mahkemesince idareye başvuru tarihi esas alınmak suretiyle yasal faize hükmedilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, asıl alacağa işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi olarak, 80.000,00-TL tutarındaki kısım bakımından 08/10/2020 tarihinin, 392.118,00-TL tutarındaki kısım bakımından ise 23/10/2020 tarihinin esas alınması suretiyle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin reddine,
2\. Davacı ... bakımından davanın ehliyet yönünden reddine; davacı şirket bakımından ise, asıl alacak olan 472.118,00-TL'lik kısmı yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yasal faize ilişkin kısım yönünden davanın kabulüne, asıl alacağa başvuru tarihi olan 18/12/2020 tarihinden ödeme tarihi olan 29/03/2021 tarihine kadar işletilecek yasal faizin davacı şirkete ödenmesine karar verilmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinin, "istinaf başvurusunun reddine, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'asıl alacağa (472.118,00-TL) başvuru tarihi olan 18/12/2020 tarihinden' ibaresinin çıkarılması, bunun yerine 'asıl alacağın 80.000,00-TL tutarındaki kısmı bakımından 08/10/2020 tarihinden, 392.118,00-TL tutarındaki kısmı bakımından ise 23/10/2020 tarihinden' ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın davacılara iadesine,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu düzelterek onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 01/07/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.






10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim