Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/643
2025/1629
17 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/643
Karar No:2025/1629
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Fonu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU :... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, "... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü" satış bedeline yönelik sıra cetvelinin yeniden düzenlenmesine ilişkin yapılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine dair işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince, Anayasa Mahkemesinin 18/04/2024 tarih ve 2020/8388 başvuru numaralı kararıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi üzerine yapılan yeniden yargılama sonucunda verilen kararda; Anayasa Mahkemesinin anılan kararının, davacının alacağının tahsiliyle ilgili mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin olduğu, bu nedenle sıra cetvelinin yeniden düzenlenmesine dair başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin, davacının alacağının mülkiyet hakkı yönüyle irdelenmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesinin 18/04/2024 tarih ve 2020/8388 başvuru numaralı kararında, "...28. Başvurucu, alacağını taşınmaz kira sözleşmesine dayandırmaktadır. Sözleşmenin içeriği ve niteliği dikkate alındığında, başvurucu ve borçlu şirket arasında kurulan hukuki ilişkinin bankacılık faaliyetleri ile ilgisinin olmadığı açıktır. Nitekim TMSF tarafından gruba ait banka kayıtlarını başvurucunun kullandığına dair bir iddia ileri sürülmemiştir. Bu sebeple başvurucu ve borçlu şirket arasında mevcut olduğu anlaşılan kira ilişkisinin ötesinde muvazaalı bir ilişkinin var olduğunun kabulünü gerektirir bir neden bulunmamaktadır. Bu durum başvurucunun iyi niyetli üçüncü kişi olarak değerlendirilmesini gerektirmektedir.
29\. İyi niyetli başvurucunun borçlu şirket ile aralarında kira ilişkisinden kaynaklı alacağını tahsil etmek amacıyla başlattığı ve haciz aşamasına getirdiği anlaşılan icra takiplerine ilişkin sürecin devamının TMSF'nin 5411 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleri kapsamında müdahalesi ile engellendiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda başvurucunun açtığı davada iptalini talep ettiği TMSF'nin 26/12/2005 tarihli işlemi ile borçlu şirketin hak sahibi olduğu anlaşılan taşınmaz üzerinde başvurucu lehine konulan haciz şerhleri terkin edilerek taşınmaz TMSF adına tescil edilmiştir. Böylece başvurucu, alacağının en azından bir kısmını borçlu şirketten tahsil etme olanağına sahip iken TMSF'nin bu müdahalesi sonucunda bu imkân ortadan kalkmıştır.
30\. Başvurucu ile borçlu şirket arasındaki kira sözleşmesi ve bu sözleşmeye göre kiralanan taşınmazın borçlu şirketçe kullanılmasına rağmen kira bedellerinin ödenmediğinin iddia edildiği döneme ilişkin tarihler dikkate alındığında başvurucunun borçlu şirkete 5411 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca dâhil olduğu grubun bankacılık faaliyetinden kaynaklanan kamu zararı nedeniyle TMSF tarafından el konabileceğini, bu şirket hakkında olası icra takiplerinin aynı hükümlere dayanılarak sonuçsuz bırakılabileceğini ve TMSF ile diğer kamu alacaklarının kendi alacağının önüne geçeceğini öngörmesi beklenemez.
31\. Sonuç olarak borçlu şirketten olan bankacılık faaliyetleriyle ilgisi bulunmayan ve tahsil etme aşamasına getirildiği anlaşılan alacağın tahsilinin borçlu şirkete TMSF tarafından el konulması sonucunda ortaya çıkan kamu alacağının öncelikli tahsili sebebiyle engellenmesi, borçlu şirketin tüm varlıklarının TMSF tarafından başvurucunun sürece dâhil edilmeden satılarak elde edilen gelirin TMSF’nin el konulan Banka kaynaklı alacaklarına karşılık olarak ayrılması nedenleriyle başvurucu aleyhine hukuki belirsizlik meydana getirildiği görülmektedir. Nitekim bu süreçte iyi niyetli üçüncü kişi olduğu anlaşılan başvurucunun haklarının gözetilmeyerek alacağını tahsil etme imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu kapsamda devletin denetim ve gözetiminden sorumlu olduğu Banka nedeniyle oluşan banka zararının dolaylı olarak başvurucuya yüklenmesi de bu belirsizliği artırmıştır. Bu belirsizlik dikkate alındığında batan Bankanın kamu tarafından üstlenilen zararlarının karşılanması şeklindeki kamu yararı amacıyla karşılaştırıldığında dahi başvurucunun üzerine aşırı bir yüke sebep olunduğu ve bu itibarla başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında gözetilmesi gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesine yer verilerek dava konusu işlemle davacının mülkiyet hakkının ihlaline karar verildiği;
Bu durumda, davacının borçlu şirketten olan bankacılık faaliyetiyle ilgisi bulunmayan alacağının, davalı idare tarafından el konulması sonucunda ortaya çıkan kamu alacağının öncelikli tahsili sebebiyle engellenemeyeceği sonucuna varıldığından, davacının sıra cetveline dahil edilmeksizin borçlu şirketten olan alacağının ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının alacağının geçmiş dönem borcu olarak sayılmasına imkan bulunmadığı, mezkur kira alacağının kira sözleşmesini imzaladığı ve halen özel hukuk tüzel kişiliğini haiz ... Yayıncılık A.Ş.'den talep edilmesi gerektiği, söz konusu şirketin borçları ve taahhütleri ile ilgili kendilerinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, borçlu şirketin halihazırda cebri icra ile satışı gerçekleştirilmemiş mal varlığının bulunmasına rağmen davacı tarafından bütünlük kapsamına alınarak büyük oranda elden çıkarıldığı iddiasıyla ihaleden kendisine pay ayrılması gerektiği algısı yaratılmaya çalışıldığı, borçlu şirketin bütünlük kapsamında mal varlığının tamamının değil yalnızca İzmir baskı tesislerinde bir kısım menkul mallarının bulunduğu, ... Grubu ile kendileri arasında bütünlük ihale bedelinden Fon alacaklarına isabet edecek satış bedelinin grubun Fona olan borçlarına mahsubuna ve yasal dağılımın hukuken kesinleşmesi üzerine protokol konusu Fon alacaklarının tahsil edilmesi halinde grubun münhasıran protokol kapsamında belirlenen borçlarından ibrasına yönelik olarak 28/11/2008 tarihli protokol imzalandığı, davacı tarafından sair icrai yollarla alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle tarafı olmadığı protokolü yorumlayarak ve birtakım yanlış hesaplamalar yaparak Hazineye ayrılan tutardan pay almaya çalıştığı, bütünlük kapsamında yer almayan, öncelikli ödenecek alacak niteliğini de haiz olmayan davacının alacağı nedeniyle dava konusu yaptığı işlemlerin iptaline dair Mahkeme kararının bozulmaması halinde, kendi alacağını dahi tahsil edememiş olduğundan Kurumun ve iyiniyetli üçüncü kişilerin mağduriyetine yol açacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ... Yayıncılık A.Ş.'nin ... A.Ş.'ye hiçbir borcu bulunmamasına rağmen grubun o dönemdeki hakim ortağı D.B.'nin kefalet imzasıyla kefil hale getirildiği, bu kapsamda davalı idarece geçersiz kefalet imzasına dayanılarak ... Yayıncılık A.Ş.'nin 694.000.000,00 USD tutarında borçlu ilan edildiği, borçlu şirketin de aralarında olduğu ... grubu şirketlerinin satışına ilişkin oluşturulan bütünlüğün satışından sonra kendisine ödeme yapılmadığı, kira alacağından kaynaklı olarak şirkete ait taşınmaz üzerine işletilen hacizler Mahkeme kararı olmaksızın tek taraflı olarak fek edilip taşınmazın satıldığı, borçlu şirketten alacağının olduğu, söz konusu alacağın 2001 ve 2002 yıllarında ödenmeyen kira bedellerinden oluştuğu ve kira sözleşmesi ile ek sözleşmelere dayandığı, bu alacakların mevzuat gereğince "geçmiş dönem borcu" sayılarak ihale bedelinden ödenmesi gerektiği, yıllarca davalı idarece yönetilen borçlu şirketin mallarının satıldığı, Fon alacaklarının tahsil edilmesine rağmen çeşitli yöntemlerle kendi alacağının tahsil edilmesine engel olunduğu, sıra cetvelindeki borçların yapılandırılması neticesinde kendilerinin satış bedelinden yararlanma imkanı doğmuş ise de, davalı idarece ödenmesi talebiyle yapılan başvuruların reddedildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Kiralayan sıfatıyla M.A.Ş. ve kiracı sıfatıyla ... Yayıncılık A.Ş. (borçlu şirket) arasında sözleşme başlangıç tarihi 01/01/2000, sözleşme süresi 15 yıl olacak şekilde 19/08/1999 tarihli taşınmaz kira sözleşmesi akdedilmiştir. Devam eden süreçte davacı, M.A.Ş. ile borçlu şirket arasında 19/04/2001 tarihli ek sözleşme imzalanmış, sözleşmede davacının 19/08/1999 tarihli kira sözleşmesinin tüm hükümlerini kabul ettiği belirtilmiş, borçlu şirket tarafından ek sözleşmede belirtilen brüt kira bedelinin yarısına tekabül eden 125.000,00 USD'nin M.A.Ş.ye, kalan kira bedeli olan 125.000,00 USD'nin ise davacıya ödeneceği açıklanmıştır.
Davacı, 2003 yılında borçlu şirketten kira sözleşmesi kapsamında 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait aylık kira bedellerini tahsil etmek amacıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca çok sayıda takip başlatmıştır. 2004 sayılı Kanun hükümleri kapsamında başlatılan bu takipler neticesinde çok sayıda haciz işlemi yapılmıştır.
Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulunun (BDDK)... tarih ve ... sayılı kararıyla ... A.Ş.nin (Banka) temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi 4389 sayılı mülga Bankacılık Kanununun 14. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (Fon) devredilmiştir. Fonun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, borçlu şirketin içerisinde bulunduğu Medya Grubuna dahil şirketlerin mevcut alacakların, takip ve tahsil edilmesinde ihtiyati haciz de dahil olmak üzere 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 11. maddesinin verdiği yetkiye istinaden 4389 sayılı mülga Kanunun 15. maddesinin (7) numaralı fıkrasının (a) bendi ve 5411 sayılı Kanunun 134. maddesi gereğince Fon tarafından...tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla aralarında borçlu şirketin de bulunduğu şirketlerin denetim kurullarına denetçi atanmıştır. Akabinde ... tarih ve ...sayılı Kurul kararıyla, söz konusu şirketlerin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Fon tarafından devralınmasına karar verilmiştir.
... tarih ve ... sayılı Fon Kurulu kararıyla oluşturulan ... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü, Fon Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararıyla revize edilerek 1.100.000.000,00 USD muhammen bedel üzerinden satışa çıkarılmış, satış ilanı 04/09/2007 tarih ve 26633 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak satış süreci başlatılmıştır.
05/12/2007 tarihinde gerçekleştirilen ihale ile bütünlük, 1.100.000.000 USD bedel üzerinden ihale edilmiş, ihale bedelinin 22/04/2008 tarihinde tahsil edilmesi ile birlikte bütünlük 24/04/2008 tarihinde alıcısına devir ve teslim edilmiştir.
Bu arada, ... Grubu (... A.Ş. hakim ortak grubu) ile Fon arasında 28/11/2008 tarihinde, Fon alacaklarına isabet edecek satış bedelinin ... Grubunun Fon'a olan borçlarına mahsubuna ve yasal dağılımın hukuken kesinleşmesi, bu çerçevede protokol konusu Fon alacaklarının tahsil edilmesi halinde ...Grubunun münhasıran protokol kapsamında belirlenen borçlarından ibrasına yönelik hükümleri düzenleyen bir protokol imzalanmıştır. Protokole konu borç indirimli faiz oranları üzerinden hesaplanarak 966.186.287 USD olarak tespit edilmiştir. İlgili protokol, sıra cetvelinin başvuru konusu davaların reddedilmesi ile birlikte 2020 yılında kesinleşmiş ve Fonun ... tarih ve ...sayılı Kurul kararıyla yürürlüğe girmiştir. Anılan protokol kapsamında mahsup işlemleri yapılarak ihale bedelinden kalan bakiyenin tamamı Fon alacaklarına mahsup edilmiş, böylece ilgili gruba ve bu gruptan alacaklı olan kişilere iade edilecek bir tutarın bulunmadığı tespit edilmiştir.
İhale bedeline ilişkin olarak bütünlük içerisinde mal, hak ve varlıkları bulunan borçlu şirketlerin kamu kurum ve kuruluşlarından talep edilen borç bilgileri toplanarak 5411 sayılı Kanun'un 134. ve 136. maddeleri ile 21/11/2006 tarih ve 26353 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturulan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik) hükümleri kapsamında ihale bedelinin ne şekilde paylaştırılacağına dair ... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü 2002/6 sayılı sıra cetveli hazırlanarak 02/12/2008 tarih ve 27072 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
Söz konusu sıra cetvelinde ihale bedeli, 1) Fon Kurulu tarafından karar verilmesi halinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, 2) Borçluların vergi borçları, 3) Borçluların SGK borçları, 4) 5411 sayılı Kanun gereğince borçluların Fona olan borçları şeklinde paylaştırılmış, sıra cetvelinin son sırasında olan Fonun alacağı 13.099.695.404 TL olarak belirlenmiş, ihale bedelinden kalan miktar olmadığı gerekçesiyle davacı da dahil olmak üzere diğer alacaklıların alacağı sıra cetvelinde gösterilmemiştir.
Anılan sıra cetveline karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, söz konusu karar Dairemizin 27/06/2011 tarih ve E:2010/4980, K:2011/3132 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme istemi ise Dairemizin 20/06/2013 tarih ve E:2011/3894, K:2013/1887 sayılı kararıyla kabul edilerek, Daire kararının gerekçeli onanmasına karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
Davacı tarafından 03/12/2013 tarihli dilekçeyle, “Fon ile Bilgin Grubu arasında imzalanan 28/11/2008 tarihli protokol hükümleri uyarınca yapılan borç tespiti ve uygulanacak peşin ödeme indirimi ile bütünlükten alacaklı olduğu bildirilen Vergi Dairesi Müdürlükleri ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı alacaklarının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmasıyla sağlanan indirimler gözetilerek, 02/12/2008 tarih ve 27072 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan sıra cetvelinin geçersiz (kadük) hale geldiğinin kabulü ile ... Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün satış bedeline dair sıra cetvelinin yeniden yapılması” talebiyle davalı idareye başvuruda bulunulmuş, söz konusu başvuruya davalı idarece herhangi bir cevap verilmemiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından anılan zımni ret işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Fon alacaklarının tahsiline ilişkin diğer yetkiler" başlıklı 134. maddesinde, "...Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadi değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticari ve iktisadi bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması halinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usul ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu ticari ve iktisadi bütünlüğü alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon Kurulu yetkilidir. ...Bu hüküm uyarınca yapılacak satışlara ilişkin diğer esas ve usuller Fon tarafından çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir. ...Gerçek ve tüzel kişilerin sahip olduğu varlıkların, bu maddede yer alan hükümler çerçevesinde ticari ve iktisadi bütünlük kapsamında veya bu Kanunda yer alan hükümler çerçevesinde ayrı ayrı cebri icra yoluyla satışlarından elde edilen bedelden; satış tarihine kadar tahakkuk etmiş olmak şartıyla, sırasıyla Fon Kurulu tarafından karar verilmesi halinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra kalan kısım, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edilerek ödenir. Bu hükme göre yapılan dağıtım sonrasında bakiye borç kalması; lisans, ruhsat, imtiyaz sözleşmesi, geçici frekans ve kanal kullanımı ve benzeri hakların devri ve yeni alıcısı tarafından işletilmesi için gerekli olan ve kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullarca yapılması gereken devrin tescil ve nakli işlemine engel teşkil etmez..." kuralına yer verilmiştir.
5411 sayılı Kanun'un 134. maddesinin beşinci fıkrasına dayanılarak hazırlanan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmeliğin "Ticari ve İktisadi bütünlüğün kapsamı" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, "Bir veya birden fazla gerçek veya tüzel kişiye ait olan 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmeleri ile 3984 sayılı Kanunun geçici 6. maddesi hükmü kapsamında geçici veya daimi frekans ve kanal kullanımından doğan haklar ve bu mal, hak ve/veya varlıkların fer’i veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmeler ile bu sözleşmelerden doğan ancak başlı başına iktisadi değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm mal, hak ve/veya varlıkların tamamı veya bir kısmı ticari ve iktisadi bütünlüğün kapsamındadır."; "Geçmiş dönem borçları" başlıklı 25. maddesinde, "(1) Satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Kurul yetkilidir. Kurulun bu konudaki kararı satış şartnamesinde ve satış ilanında belirtilir.
(2) Geçmiş dönem borçlarının ödenebilmesi veya ihale alıcısına ödetilebilmesi için:
a) Ticari ve iktisadi bütünlük içinde yer alan mal, hak ve/veya varlıklar ile ilgili olması veya ticari ve iktisadi bütünlüğün değerinin korunması için gerekli veya değerini artırır mahiyette olması,
b) Alacaklı ile borçlu şirket borç miktarının tespitinde mutabakata varmış olması gerekmektedir."; "Sıra cetveli" başlıklı 26. maddesinde, "(1) Ticari ve iktisadi bütünlüğün ihale bedelinin dağıtımına esas sıra cetveli, ihale bedelinin alıcı tarafından ödenmesinden sonra Satış Komisyonu tarafından 5411 sayılı Kanuna uygun olarak düzenlenir. Ancak 5411 sayılı Kanunda öncelikli paya sahip olduğu belirtilen alacaklılara önceden ödeme yapılabilir.
(2) İhale bedelinden satış masrafları çıkarıldıktan sonra; satış tarihine kadar tahakkuk etmiş olmak şartıyla, sırasıyla Kurul tarafından ihale bedelinden ödenmesine karar verilmesi halinde bu Yönetmeliğin 25. maddesi kapsamındaki geçmiş dönem borçları, kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra kalan kısım, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edilerek ödenir." kuralları yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
5411 sayılı Kanun’un 134. maddesine göre Fon, el konulan şirketlerin tüm hak ve varlıklarını bir araya getirerek ticari ve iktisadi bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması halinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usul ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye yetkilidir. Aynı maddeye göre, elde edilen bedelden satış tarihine kadar tahakkuk etmiş olmak şartıyla sırasıyla Fon Kurulu tarafından karar verilmesi halinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, kişilerin devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra kalan kısmın, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edilerek ödenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları diğer borçlardan öncelikli kabul edilmiş ancak kamu alacakları ile birlikte ödenmesi konusunda Fon'a takdir yetkisi verilmiştir.
Fon Kurulu, ticari ve iktisadi bütünlük oluşturmak ve bunları kendi belirleyeceği usulle satmak, elde edilen geliri geçmiş dönem borçlularına ödetmek konusunda diğer kanunlarla bağlı olmaksızın çok geniş bir takdir yetkisi ile donatılmıştır. 5411 sayılı Kanun ticari ve iktisadi bütünlük oluşturularak şirketlerin satılmasında, gelirin paylaştırılmasında ve şirketlerin tasfiyesinde iyi niyetli üçüncü kişi olan geçmiş dönem alacaklılarına haklarını koruyucu şekilde sürece dahil olma veya itiraz etme şeklinde etkin bir koruyucu önlem veya Fon tarafından sürdürülen işlemleri denetleyecek ve geçmiş dönem alacaklılarının başvurabilecekleri etkin bir mekanizma da öngörmemektedir. Dolayısıyla, Fon Kurulu'nun geçmiş dönem borçlarının ödenmesi yönünde karar verme yetkisinin sınırlandırıcı ölçüsü bulunmamakta, geçmiş dönem borçlarının ödenmesi tamamen Kurul'un takdirine bırakılmaktadır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 15/04/2014 tarih ve 2012/636 başvuru numaralı kararında, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkının, mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvence olduğu, bir kişinin halihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkının -kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa ve Sözleşmeyle korunan mülkiyet kavramı içinde olmadığı, bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer" veya icrası mümkün bir "alacak" iddiasını elde etmeye yönelik "meşru bir beklentinin", Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabileceği; 10/02/2011 tarih ve E:2008/58, K:2011/37 sayılı kararında alacak hakkının, mülkiyet hakkı kapsamında kişilerin temel haklarından olduğu; 01/06/2016 tarih ve 2013/865 başvuru numaralı kararında ise, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan mülkiyet hakkının tespitinin mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olduğu, bu tanımın mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapıldığı belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, taşınmazını kiraya verdiği borçlu şirketten olan alacaklarının bulunduğu, söz konusu şirketin hiçbir borcu bulunmamasına rağmen çeşitli protokollerle kefil haline getirildiği, bütünlüğün satış bedelinin dağıtımına ilişkin sıra cetvelinde yer verilen Fonun alacağının 28/11/2008 tarihli protokole göre önemli ölçüde azaldığı, yine Bilgin grubunun vergi borcu olarak Gelir İdaresi Başkanlığına olan borcunda da önemli azalmalar meydana geldiği, söz konusu azalmalar neticesinde alacaklarının tahsil edilebilmesine imkan bulunduğu, dolayısıyla sonradan ortaya çıkan alacak-borç tutarlarına göre yeni bir sıra cetveli yapılması gerektiği, bu çerçevede idareye başvuruda bulunulmasına rağmen idarece herhangi bir cevap verilmediği iddia edilerek bakılan davanın açıldığı; ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddedildiği, anılan kararın temyiz incelemesi neticesinde Dairemizin 27/06/2019 tarih ve E:2015/3451, K:2019/2272 sayılı kararıyla hükmün onandığı, akabinde yine Dairemizin 08/01/2020 tarih ve E:2019/3862, K:2020/53 sayılı kararıyla karar düzeltme isteminin de reddedildiği ve kararın kesinleştiği, kararın kesinleşmesinden sonra davacının, hak ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurduğu, Anayasa Mahkemesinin 18/04/2024 tarih ve 2020/8388 başvuru numaralı kararıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, mülkiyet hakkıyla ilgili ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesince davacının bireysel başvurusuna istinaden verilen 18/04/2024 tarih ve 2020/8388 başvuru numaralı kararında atıf yaptığı 01/03/2016 tarih ve 2013/865 başvuru numaralı Tasfiye Halinde ... Seyahat ve Turizm Ltd. Şti. kararında, "Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, başvurucunun alacağını tahsil etmesini engelleyen ve sonrasında borçlu şirketin 5411 sayılı Kanun’da düzenlenen, diğer kanunlarda öngörülenlerden farklı bir yöntemle TMSF’nin yetkili olduğu bir süreçte satışı ve tasfiyesi, elde edilen gelirin tamamının geçmiş dönem borçlarını ödetme yetkisi olduğu hâlde iyi niyetli üçüncü kişi olan başvurucunun mülkiyet hakkı gözetilmeksizin kamu alacaklarına ayrılması ile bu konuda başvurucunun açtığı davanın TMSF’nin sorumluluğu olmadığı gerekçesine dayanılarak reddedilmesinden kaynaklandığından, başvurucunun alacak miktarı ile diğer alacak miktarlarının kesinleştirilerek başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu alacakları ve diğer alacaklar arasında bir denge gözetilerek meydana gelen mağduriyetini hakkaniyete uygun telafi edecek şekilde yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan..." ifadelerine yer verilmiştir.
Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin 01/03/2016 tarih ve 2013/865 başvuru numaralı kararı dikkate alındığında, davalı idare tarafından, davacının alacak miktarı ile diğer alacak miktarlarının kesin olarak belirlenmesi, davacının mülkiyet hakkı ile kamu alacakları ve diğer alacaklar arasında bir denge gözetilmesi ve davacının meydana gelen mağduriyetinin hakkaniyete uygun bir şekilde giderilmesini teminen değerlendirme yapılarak işlem tesis edilmesi gerekirken, banka ile herhangi bir dolanlı işlemi bulunmayan davacının sürece dahil edilmeksizin bütünlük ihalesinin satışından elde edilen bedelden kalan bakiyenin tamamının davalı idarece el konulan Bankanın kamu tarafından üstlenilen zararlarına karşılık olarak ayrılmasına ve ihale bedelinden kalan miktar bulunmadığı gerekçesiyle bildirimde bulunan diğer alacaklıların sıralamaya alınmasına mahal olmadığına yönelik 02/12/2008 tarih ve 27072 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan sıra cetvelinin yeniden düzenlenmesi talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalının temyiz isteminin reddine,
2\. Dava konusu işlemin iptali yolundaki... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5\. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6\. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.