SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/253

Karar No

2025/1151

Karar Tarihi

11 Mart 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2025/253 E. , 2025/1151 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/253
Karar No:2025/1151

TEMYİZ EDENLER : I. (DAVALI) ... Fonu (Fon)
VEKİLİ : Av. ...

II. (DAVACILAR)
1- ...
2- ...
3-...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların hissedarı olduğu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kayyım olarak atandığı ... Ticaret ve Sanayi A.Ş.’ye ait İstanbul ili, Fatih ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:18 adresinde yer alan taşınmazın satışına ilişkin ihalenin ve kıymet takdiri işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Dairemizin 28/12/2023 tarih ve E:2022/1133, K:2023/6533 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri ve şirket hissedarları olan davacılar tarafından, davalı idarece satışa çıkarılan şirkete ait "İstanbul ili, Fatih ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:..." adresindeki taşınmazın ihalesinin ve belirlenen değerinin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı; dava dilekçesi ekinde sunulan uyuşmazlığa konu taşınmazın satışına ilişkin ihale ilanında; davalı idarenin, kayyım sıfatıyla idaresinde bulunan şirketin Devlet İhale Kanunu ve Kamu İhale Kanunu'na tabi olmadığından ihale yapıp yapmamakta veya dilediğine yapmakta serbest olduğu, taşınmazın ihalesinin şirketin belirlediği usullere göre yapılacağının belirtildiği görüldüğünden, dava konusu özel hukuk tüzel kişisine ait taşınmazın Devlet İhale Kanunu ve Kamu İhale Kanunu'na tabi olmaksızın özel hukuk hükümlerine göre satışına yönelik ihalesinin idari işlem niteliğinde olmadığı, bu itibarla, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince;
I- İdare Mahkemesi kararının, "davanın görev yönünden reddine" ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmadığından bu kısım yönünden yapılan istinaf başvurularının reddi gerektiği;
II- İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun, vekalet ücreti yönünden değerlendirilmesi;
Uyuşmazlıkta, davacıların hissedarı olduğu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kayyım olarak atandığı ... Ticaret ve Sanayi A.Ş.’ye ait "... Mah. ... Cad. No:... Fatih/İSTANBUL" adresinde yer alan taşınmazın satışına ilişkin ihalenin ve kıymet takdiri işleminin iptali istemiyle açılan dava neticesinde, davanın görev yönünden reddi yolunda temyiz yolu açık olarak ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı davalı idare vekili Av. ... tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 28/12/2023 tarih ve E:2022/1133, K:2023/6533 sayılı kararı ile İdare Mahkemesi kararının çözümü adlî yargının görevinde olan, 2577 sayılı Kanun ve bu Kanunda düzenlenen usûllerin uygulanmasına ve öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine imkân bulunmayan ve ivedi yargılama usûlü kapsamında yer almayan işbu davada, genel yargılama usûlü yerine ivedi yargılama usûlü uygulanarak karar verilmesinde usûl kurallarına uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle bozulması üzerine, bu kez Mahkemece bozma kararına uyulmak suretiyle ... tarih ve E: ..., K:... sayılı kararıyla genel yargılama usulü kapsamında istinaf yolu açık olmak üzere davanın görev yönünden reddine karar verildiği, davalı idare tarafından temyiz yoluna vekili aracılığıyla başvuruda bulunulduğu ve bu aşamadan sonra dava dosyasında kendini vekili vasıtasıyla temsil ettirdiğinin görüldüğü, bu durumda, Mahkemece avukatı aracılığıyla dava dosyasını takip eden davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta hüküm verilmemesine ilişkin İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmadığı; öte yandan, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) Sayılı Tarife'nin "Yargı Harçları" başlıklı "A-I-Başvurma Harcı" kısmının son paragrafında yer alan "yetkisizlik veya görevsizlik" kavramlarının aynı yargı kolu içerisindeki görevli mahkemeleri ifade ettiği, istinafa konu İdare Mahkemesince verilen "davanın görev yönünden reddine" yönelik kararın, davanın farklı yargı düzeni olan adli yargının görev alanına girmesi nedeniyle verilmiş olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, yasal düzenlemenin uyuşmazlıkta uygulama imkanı bulunmadığı, ayrıca adli yargı yerinde yeniden dava açılması halinde anılan hüküm uyarınca başvurma harcının yeniden alınıp alınmayacağı yönündeki hukuki değerlendirmenin de adli yargı merciince yapılması gerektiğinden, İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasında yer alan "görevli yargı yerinde dava açılması halinde 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı Tarife'nin A-I maddesi gereğince başvurma harcının görevli mahkemece yeniden alınmayacağının davacılara bildirilmesine" şeklindeki ifadenin hüküm fıkrasından çıkartılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacıların ve davalı idarenin İdare Mahkemesinin davanın görev yönünden reddine yönelik kısmına ilişkin yapılan istinaf başvurularının reddine; davalı idarenin istinaf başvurusunun vekalet ücretine ilişkin kısmının kabulüne Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 10.500,00-TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasında yer alan "görevli yargı yerinde dava açılması halinde 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı Tarife'nin A-I maddesi gereğince başvurma harcının görevli mahkemece yeniden alınmayacağının davacılara bildirilmesine" şeklindeki ifadenin hüküm fıkrasından çıkartılmasına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, uyuşmazlıkta görevli mahkemenin ... İdare Mahkemesi olduğu, Fon'un kayyımı olduğu şirketlerle ilgili tesis ettiği işlemler bakımından idari yargının görevli olduğu konusunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından kesin olarak karar verildiği, anılan işlemlere karşı Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılan davalarda davanın yargı yolu uygun olmadığından bahisle reddine karar verildiği, Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduğu, şirketin genel kurul yetkilerinin Fon'a devredildiği ve bu hususta Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulama alanı bulamayacağı, ... tarafından bu davalarda idari yargının görevli olduğu konusunda hukuki mütalaa hazırlandığı, dava konusu işlemin idari işlem niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir.
Davacılar tarafından, dava konusu edilen satışın temelini Fon Kurulu kararının oluşturduğu, dava konusu taşınmaz özel hukuk tüzel kişisine ait ise de anılan tüzel kişinin Fon'un yönetimi altında olduğu, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olmadığı, taşınmazın gerçek değerinden daha düşük bir bedelle satışa çıkarıldığı, amaç yönünden de sakat olan işlemin iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, şirketin mevcut mali durumunun sürdürülemez olması nedeniyle dava konusu taşınmazın satışı için şirket yönetim kuruluna izin verildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Görev, bir davanın konusu itibarıyla hangi mahkeme tarafından görüleceğinin belirlenmesine ilişkindir. Gerek özel hukuk gerekse kamu hukuku alanında görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasız kabul edilmektedir. Zira, bir davanın görevli mahkemede görülmesi, taraflar açısından güvence oluşturduğu gibi, devletin de bir davanın görevli mahkemede görülmesini sağlamakla meşruiyet kazandığı öğretide kabul edilmektedir. Böylece görev kurallarının, yargıya ve dolayısıyla devlete meşruiyet kazandıran, kamu düzenine ilişkin, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkına işlerlik kazandıran yönlere sahip olduğu söylenebilir. Anayasa’nın 142’nci maddesinde yer alan, “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir” hükmü ile, “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” şeklindeki hüküm, bu ilke ve kabulün yansımasıdır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 01/07/2004 tarih ve E:2004/12, K:2004/33 sayılı kararında, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemelerin görev kurallarını yargılamanın her aşamasında re’sen gözetmesi gerektiği, bu hususta kazanılmış hakkın söz konusu olmayacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. ve 15. maddeleri uyarınca görev ve yetkinin ilk inceleme aşamasında gözetilecek hususlardan olduğu, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun şirket yönetimi için kayyım tayini başlıklı 133. maddesinde, " (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.
(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.
(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler. ..." kuralı yer almıştır.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâliyle 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.
(3) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.
(4) Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen varlık ve mal varlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutar, şirket işlerinde kullanılabilir. Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu bankasında açılan hesapta nemalandırılır.(...)" hükmü yer almıştır.
Aynı Kanun'un 20. maddesinde ise, "(1)19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. (...) Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adlî işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır.
(2) Şirket varlıklarının ticârî iktisâdî bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir.
(3) Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır." kuralına yer verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesinin beşinci fıkrasında, Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usûl ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu ticarî ve iktisadî bütünlüğü alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon Kurulu'nun yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde, soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atanacağı, Fon'un kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ilgili yetkilerini kıyasen uygulayabileceği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacıların hissedarı oldukları ... Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye ... Sulh Ceza Hakimliği'nin ... tarih ve ... D.İş sayılı kararıyla Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi gereğince Fon'un kayyım olarak atandığı, Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla anılan şirket hakkında düzenlenen 09/12/2021 tarihli mali durum tespit raporunda yer alan değerlendirmeler de dikkate alınarak şirketin mevcut mali durumunun sürdürülemez olması nedeniyle anılan şirkete ait taşınmazın satışı konusunda şirket yönetim kuruluna izin verildiği, bunun üzerine davacılar tarafından satış ihalesinin ve kıymet takdiri işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak her ne kadar Dairemizin 28/12/2023 tarih ve E:2022/1133, K:2023/6533 sayılı kararıyla, uyuşmazlığın çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olduğu ve genel yargılama usulünün uygulanması gerektiğinden bahisle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiş ise de benzer bir uyuşmazlıkta Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 04/11/2024 tarih ve E:2024/301, K:2024/498 sayılı kararı ile, " ...5411 sayılı Kanun'un 111. maddesine göre kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Fon Kurulu tarafından, 6758 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleri ile kendisine verilen görevlerin ifası kapsamında kamu gücü kullanılmak suretiyle tek taraflı irade beyanıyla Bereket Çiftliği'ne özgülenmiş varlıkların satışına ilişkin dava konusu kararın idari nitelik taşıdığında kuşku yoktur. Ayrıca davacılar vekilinin dosyada mevcut hem adli hem de idari yargıda açtığı dava dilekçelerinde Fon Kurulu tarafından alınan söz konusu kararın iptalini davaya konu ettiği görülmüştür. Tüm bu sebeplerle Fon Kurulunun idari yetki kullanarak tesis ettiği 26/11/2022 tarih ve 32025 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararının iptaline ilişkin davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır...." gerekçesiyle Fon'un kayyım olduğu şirketlerin varlıklarının satışına ilişkin olarak verdiği kararların idari nitelik taşıdığı ve bu uyuşmazlıkların çözümünde idari yargının görevli olduğuna karar verildiğinden Dairemizce anılan karar dikkate alınmak suretiyle içtihat değişikliğine gidilmiş olup bakılan uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğuna karar verilmiş, Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olduğundan somut uyuşmazlık bakımından idari yargının görevli olması nedeniyle de Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 04/02/2025 tarih ve 32803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7539 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7. maddesiyle 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a eklenen Geçici 2. maddenin son fıkrasında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davaların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görüleceği kurala bağlanmış olup, usul kurallarında (aksi belirtilmiş olmadıkça) derhal uygulama ilkesi geçerli olduğundan bakılan davada anılan Kanun hükmü gereği de idari yargı mercilerinin görevli olduğu açıktır.
Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik davacıların istinaf başvurusunu reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların ve davalının temyiz istemlerinin kabulüne;
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik davacıların istinaf başvurusunun reddi, davalı idarenin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim