SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/1280

Karar No

2025/2380

Karar Tarihi

19 Haziran 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2025/1280 E. , 2025/2380 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/1280
Karar No:2025/2380

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Dış Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mersin ili, Yenişehir ilçesi, ... Köyü, ... Mevkinde bulunan ...nda kiracı olan davacı şirket tarafından, 2022 yılı hasılat paylarının hesaplanarak 31/05/2023 tarihine kadar ödenmesi gerektiğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Mersin Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Mersin ili, Yenişehir ilçesi, ... Köyü'nde bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki toplam 333.290 m² yüz ölçümlü alan üzerinde onaylı imar planı ve uygulama projesine göre Yat Limanı yapılmak ve işletilmek üzere ... Sanayi ve Ticaret A.Ş ile Ulaştırma Bakanlığı Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü arasında 18/07/2007 tarihli ... Projesi Uygulama Sözleşmesi'nin imzalandığı, anılan sözleşme gereğince kurulan müdahil şirket ile Ulaştırma Bakanlığı Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü arasında 26/06/2009 tarihli Kullanma İzni Sözleşmesi'nin imzalandığı, sözleşmenin limanın işletilmesinden elde edilecek toplam yıllık hasılattan Hazineye %1 oranında pay ödenmesine ilişkin hükümler içerdiği;
3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması hakkında Kanun'a 13/02/2011 tarihinde eklenen ek maddeyle, bu Kanun kapsamında yap-işlet-devret modeli uyarınca gerçekleştirilen yatırım ve hizmetlerden hasılat payı alınmayacağının kurala bağlandığı, Kanun'da söz konusu maddenin, 13/02/2011 tarihinden sonra gerçekleştirilecek yatırımlarda uygulanacağına ya da bu tarihten önce gerçekleştirilen yatırımlar hakkında uygulanmayacağına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığı, diğer taraftan Kanunla getirilmeyen bir kuralın yönetmelik ile getirilemeyeceği ve 3996 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen yatırım ve hizmetlere yönelik olarak 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un uygulanamayacağının izahtan vareste olduğu, 3996 sayılı Kanun'un uygulama usul ve esaslarını düzenleyen Bakanlar Kurulu kararında, taşınmaz malın kullanım bedelinin idarelerce tespit ve takdir edileceği ve her yıl Devlet İstatistik Enstitüsünce yayımlanan toptan eşya fiyatları endeksi oranı uygulanmak suretiyle artırılacağı kuralına yer verilmiş olmakla birlikte, söz konusu Bakanlar Kurulu kararında hak lehtarından veya kiracılardan ayrıca hasılat payı alınacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla 3996 sayılı Kanun'un yap-işlet-devret modeli uyarınca gerçekleştirilen yatırım ve hizmetlerden hasılat payı alınmayacağına yönelik Ek 1. maddesinde, maddenin yürürlük tarihi olan 13/02/2011 tarihinden önce ya da sonra gerçekleştirilen yatırımlar yönünden bir ayrıma gidilmediği dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 3996 sayılı Kanun'a 13/02/2011 tarihinde eklenen Ek 1. maddeyle, bu Kanun kapsamında yap-işlet-devret modeli uyarınca yapılan yatırım ve hizmetlerden hasılat payı alınmayacağı kurala bağlanmış ise de, söz konusu maddenin yürürlük tarihinden ileri doğru hüküm doğurduğu, 13/02/2011 tarihinden önce gerçekleştirilen yatırımlardan da hasılat payı alınmayacağına ilişkin herhangi bir düzenleme içermediği gibi 4706 sayılı Kanun'da karayolları ve gümrük kapılarının modernizasyonu ile gümrük idarelerine ait bina ve alt yapı tesislerine ilişkin yatırımlar için hasılat payı alınmayacağına dair istisna hükümlere yer verildiği halde, yat limanlarına ilişkin yatırımlardan hasılat payı alınmayacağına dair bir düzenlemeye de yer verilmediği, buna göre 13/02/2011 tarihinden önce gerçekleştirilen yatırımlara ilişkin ihale dokümanında ve hak lehdarı ile idare arasında imzalanan sözleşmelerde, hak lehdarından ve alt kiracıdan hasılat payı alınacağına yönelik bir hüküm var ise, yargı kararıyla iptal edilmediği sürece bu yöndeki sözleşme hükümlerinin geçerliliğini koruyacağı;
Ulaştırma Bakanlığı ile müdahil şirket arasında imzalanan 25/06/2009 tarihli Kullanma İzni Sözleşmesinde, hak lehdarının kullanma iznine konu alan üzerinde inşa edilecek tesislerin işletmeye geçmesinden sonra tesislerin işletmesinden elde edilecek toplam yıllık brüt hasılatın %1'inin Hazineye ödenmesinin; gerek 18/05/2009 tarihli Kullanma İzni Şartnamesinde, gerekse Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte tesisin üçüncü kişilere kiraya verilmesi halinde toplam yıllık hasılattan izin sahibine ödenen kira bedeli düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden %1 oranında pay alınmasının öngörüldüğü dikkate alındığında, söz konusu tesislerin işletilmesinden elde edilecek hasılatın %1'inin Hazineye ödenmesinin istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Ek 1. maddenin yürürlüğe girmesinden sonraki dönem için ilgililerden kullanım bedeli ve hasılat payı alınmayacağı, emsal yargı kararlarının da bu yönde olduğu, kanun koyucu tarafından 3996 sayılı Kanun kapsamında yatırım yapan girişimcileri desteklemek amacıyla söz konusu düzenlemenin getirildiği, 2011 öncesi ve sonrası yatırımcılar arasında bir ayrım gözetilmediği, ayrım yapılmasının eşitlik ilkesine aykırı olacağı, taşınmazın hak lehdarı olmadığı, hak lehdarından istenmeyen hasılat payının kiracıdan istenmesinin mümkün olmadığı, imzalanan kira sözleşmesine ait ek protokolde görüldüğü üzere kendisinin hasılat payı ödenmesine dair herhangi bir muvaffakati olmadığı gibi, hasılat paylarının ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiğine dair bir taahhütnamesi de bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlem ile temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. ileri sürülmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü ile dava dışı ERS şirketi arasında 28/07/2007 tarihinde, alt yapısının önemli bir kısmı idarece yaptırılan “... Projesi”nin alt yapı eksiklikleri ile üst yapılarının projelendirme, yapım, işletme, devir ve teslim işlerine ilişkin olarak 25 yıllığına sözleşme imzalanmıştır.
Daha sonra Mersin ili, Yenişehir ilçesi, Çiftlik Köyü, Sultaşa Mevkiinde bulunan ve ... tarih ve ... sayılı Yüksek Planlama Kurulu kararı ile 3996 sayılı Kanun kapsamında Yap-İşlet-Devret Modeline göre gerçekleştirilmek üzere Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) tarafından 09/05/2006 tarihinde ihale edilen söz konusu ... İnşaatı işine ait Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki toplam 333.290,00 m2 yüz ölçümlü (187.720,00 m2 kara alanı - 145.570,00 m2 deniz yüzeyi) alan üzerinde onaylı imar planı ve bu imar planına göre hazırlanacak uygulama projesine göre yat limanı yapılmak ve bu amaçta kullanılmak üzere, ... İşletmeleri A.Ş. ile 1 yıl 6 ay yatırım, 23 yıl 6 ay işletme süresi olmak üzere toplam 25 (yirmi beş) yıl süreli kullanma izni sözleşmesi 25/06/2009 tarihinde imzalanmıştır.
Kullanma İzni Şartnamesi'nin 15. maddesinde, "Kullanma izni verilen taşınmaz/alan üzerinde yapılacak tesisin bizzat işin sahibince işletilmesi halinde, bu tesisin işletilmesinden elde edilen toplam yıllık hasılatın yüzde biri oranında pay alınır.
Kullanma izni verilen taşınmaz/alan üzerinde bulunan tesisin tamamının veya bir kısmının izin sahibince üçüncü kişilere kiraya verilmesi halinde; izin sahibinden, brüt kiranın yüzde biri oranında, kiracı/kiracılardan ise, tesisin işletilmesinden elde edilecek toplam yıllık hasılattan izin sahibine ödenen kira bedeli düşüldükten sonra, kalan tutar üzerinden yüzde bir oranında ayrıca pay alınır.
İzin sahibi ile kiracı arasında yapılan kira sözleşmesinin bir örneği idareye verilir. Kira payları, izin sahibi ile kiracı arasında yapılan sözleşmeye göre kira bedellerinin izin sahibine ödenmesi gereken ayı takip eden ayın yirminci günü mesai bitimine kadar ilgili muhasebe birimine yatırılır. Kiracılardan alınmayan hasılat payları izin sahibinden alınır. ..." düzenlemesine yer verilmiştir.
Sözleşmenin "Kullanım ve Hasılat Payı Bedelleri" başlıklı 6. maddesinin "Hasılat Payı" başlıklı B bölümünde, “Hak lehdarı, kullanma iznine konu alan üzerinde inşa edilecek tesislerin işletmeye geçmesinden sonra, tesislerin işletmesinden elde edilecek toplam yıllık brüt hasılatın %1 (yüzde bir)’ini Hazineye ödeyecektir. Hasılat; tahsis olunan arazi üzerinde kurulan işletmelere ait tahakkuk eden her türlü mal ve hizmet satış bedelleri, faizler ile yapılan kiralamalar dahil edilir. Yıllık hasılat gösteren beyanname 01/06/1989 tarih ve 3568 sayılı Kanun’a göre yetkili kılınan yeminli mali müşavire tasdik ettirilerek, her yılın bilanço dönemini takip eden ay içinde ilgili Saymanlığa yatırılır.” düzenlemesi yer almıştır.
Devamında 30/12/2022 tarihli sözleşme ile 4706 sayılı Kanun’un Geçici 23. maddesi ile Kamu Taşınmazları Üzerindeki Turizm Yatırımlarının Sürelerinin Uzatılması İle Satışına İlişkin Yönetmelik kapsamında kullanma izni süresi 31/12/2067 tarihine kadar uzatılmıştır.
30/12/2022 tarihli Sözleşmenin "Kullanım ve Hasılat Payı Bedelleri" başlıklı 6. maddesinin "Hasılat Payı" başlıklı B bölümünde, “Hak lehdarı, kullanma iznine konu alan üzerinde inşa edilecek tesislerin işletmeye geçmesinden sonra, tesislerin işletmesinden elde edilecek toplam yıllık brüt hasılatın %1 (yüzde bir)’ini Hazineye ödeyecektir. Hasılat; tahsis olunan arazi üzerinde kurulan işletmelere ait tahakkuk eden her türlü mal ve hizmet satış bedelleri, faizler ile yapılan kiralamalar dahil edilir. Yıllık hasılat gösteren beyanname 01/06/1989 tarih ve 3568 sayılı Kanun’a göre yetkili kılınan yeminli mali müşavire tasdik ettirilerek, her yılın bilanço dönemini takip eden ay içinde ilgili Saymanlığa ödenir.
Birinci fıkra hükümleri uzatılacak sürenin başlangıç tarihinden itibaren yürürlükten kalkacaktır.
Uzatılacak sürenin başlangıç tarihinden itibaren, kullanma izni verilen taşınmaz/alan üzerinde yapılacak tesisin bizzat izin sahibince işletilmesi halinde bu tesisin işletilmesinden elde edilen toplam yıllık hasılatın yüzde biri oranında pay alınır. Kullanma izni sahibinin bu yerler üzerinde yürüttüğü faaliyetin niteliği gereği toplam yıllık hasılatının tespit edilememesi durumunda izin sahibinden cari yıl kullanma izin bedelinin yüzde yirmisi hasılat payı olarak alınır.
Kullanma izni verilen taşınmaz/alan üzerinde bulunan tesisin tamamının veya bir kısmının izin sahibince üçüncü kişilere kiraya verilmesi halinde; izin sahibinden brüt kiranın yüzde biri oranında, kiracı/kiracılardan ise, tesisin işletilmesinde elde edilecek toplam yıllık hasılattan izin sahibine ödenen kira bedeli düşüldükten sonra, kalan tutar üzerinden yüzde bir oranında ayrıca pay alınır. ...
İzin sahibi ile kiracılara ait olan yıllık hasılatı gösteren ve ilgili vergi dairesine yıllık beyanname ekinde verilen gelir tablosu, 01/06/1989 tarih ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mal Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'na göre yetkili kılınan serbest muhasebeci mali müşavirler veya yeminli mali müşavirlere onaylatılarak, her yılın yıllık beyanname verme dönemini takip eden ay içinde ilgili idareye verilir ve kira/hasılat payları aynı süre içerisinde ilgili muhasebe birimine yatırılır. Kiracılardan alınmayan hasılat payları izin sahibinden alınır. ..." düzenlemesine yer verilmiştir.
... tarih ve ... sayılı Mersin Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işlemiyle, söz konusu ...nda bulunan iş yerinin kiracısı olan davacı şirkete, 2022 yılı hasılat paylarının hesaplanarak 31/05/2023 tarihine kadar ödenmesi gerektiği bildirilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından anılan ... tarih ve ... sayılı Mersin Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.


İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanun'da gösterilen usullere tabidir."; "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında, "İdari dava türleri şunlardır: a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sepep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylemler ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar."; "İdari davaların açılması" başlıklı 3. maddesinde, idarî davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, dilekçelerde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya ünvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin, tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın gösterileceği, dava dilekçelerinin ve bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dava dilekçelerinin, görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idarî davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, 14. maddenin 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddedileceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti halinde, yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddedileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Görev, bir davanın konusu itibarıyla hangi mahkeme tarafından görüleceğinin belirlenmesine ilişkindir. 2577 sayılı Kanun'un 14. ve 15. maddeleri uyarınca görev ve yetki ilk inceleme aşamasında gözetilecek hususlardan olup, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilir.
Bu nedenle, davanın idari bir dava olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu hususta, adli-idari yargı görev ayrımının kıstaslarının araştırılması önem arz etmektedir. Zira, söz konusu kıstasların neler olduğu mer'i mevzuatımızda düzenlenmemiştir. Ancak, doktrinde kabul edilen bazı kıstaslar mevcuttur. Bu kıstaslardan biri de, maddi olaya uygulanacak kanunun niteliğidir. Eğer uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken kanun, kamu hizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgiliyse davanın idari yargının görevinde olduğu anlaşılmaktadır (Aydın H. Tuncay, Orhan Özdeş, Recep Başpınar, Yüzyıl Boyunca Danıştay, 1968, Ankara, s. 652).
Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında idarenin idari fonksiyonuna girdiği kabul edilen işlem ve eylemleri ile sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ancak idarenin her tür işlem ve eyleminden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanına girdiği de söylenemeyecektir. İdarenin kimi eylem ve işlemlerinin yargısal denetimi, kanun koyucunun açık düzenlemesi sonucu adli yargıya tabi kılınabilir. Mahkemenin önüne gelen bir davada esas incelemesi yapıp karar verebilmesi için, o davaya bakma konusunda görevli ve yetkili olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle mahkemeler, görevine girmeyen konuda karar veremeyeceği gibi, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan da kaçınamaz (Anayasa, m. 36). Bir uyuşmazlık açısından hangi mahkemenin görevli olacağı hususu kamu düzenindendir ve bu husus kanunla belirlenir.
2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlığı altında idari dava türleri, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar şeklinde düzenlenmiştir. Bu bakımdan idari yargının görev alanını belirleme açısından kanun koyucu, idari işlem, idari eylem ve idari sözleşme gibi daha teknik ve somut kavramlara Kanun'da yer vermiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi, özellikle idarenin gerçekleştirdiği işlem ve eylemler açısından idari yargının görevli olduğuna karar verebilmek için söz konusu işlem veya eylemde kamu gücünün ya da kamusal bir ayrıcalığın kullanılıp kullanılmadığını araştırmakta; diğer bir ifadeyle idari işlem yahut idari bir eylem olup olmadığına dikkat etmekte ve buna göre yargı yolunu belirlemektedir.
Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlıklar ile ilgili olarak görevli yargı yolunu belirlerken, söz konusu idari işlemi gerçekleştiren kurumun hukuki statüsünün yanı sıra, işlemin kamu gücüne dayanıp dayanmadığını esas olarak araştırmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlık açısından idarenin kamu gücüne dayalı, tek taraflı bir idari işleminin bulunması durumunda, uyuşmazlığın idari yargı düzeninde görüleceğine ilişkin pek çok karar vermiş, bu noktada idari işlem kavramını yargı düzenini belirleme açısından bir ölçüt olarak benimsemiştir. Mahkeme, söz konusu kavramı, "kamu idarelerinin kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemler" şeklinde tanımlamış; bu bakımdan idari işlemin unsurlarına ilişkin öğreti ile benzer bir tanıma yer vermiştir. Mahkemenin vurguladığı bu tanım neticesinde idarenin re'sen, kamu gücünü kullanarak ve tek taraflı bir işlem tesis etmesi yeterli olup, bu bakımdan işlemin muhatabı olan kişinin herhangi bir açıklamada bulunması da gerekmemektedir.
Uyuşmazlık Mahkemesi, kamu idare ve kurumlarının, hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukukî durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemleri idari işlem; görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmalarını ise idarî eylem olarak tanımlamaktadır (Uyuşmazlık Mahkemesi, E:2016/507, K:2017/11, Karar Tarihi: 20/02/2017).
Yargıtay Onbeşinci Hukuk Dairesi, E:2019/3203 ve K:2020/2270 sayılı kararıyla, “Kural olarak Devlet ihalelerinde eser sözleşmesinin yapılması aşamasına kadar ortaya çıkan uyuşmazlıkların giderilmesinde görevli yargı yolu idari yargı, sözleşmenin imzalanmasından sonra, uygulanmasına ilişkin doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri ise adli yargıdır. Yargı yolunun caiz olması 6100 sayılı HMK 'nın 114/1-b maddesi gereğince dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece resen nazara alınabilecektir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/03/2001 gün ve 2001/257-285 sayılı kararı, Dairemizin yerleşik uygulama ve içtihatları ile Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 03/02/1997 tarih ve 4/3 sayılı kararlarına göre kamu kurumlarının taraf olduğu eser sözleşmesinden doğan davalarda feshin sözleşmeden önce veya sonraki sebeplere göre yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeksizin sözleşmenin imzalanmasından önce ortaya çıkacak ihtilâflarda idari yargı görevlidir.” değerlendirmelerine yer vermek suretiyle sözleşmenin imzalanmasından sonra çıkan ihtilaflarda adli yargının görevli olduğuna hükmetmiştir.
Uyuşmazlığa konu olayda, davacı şirket tarafından söz konusu ...nda bulunan iş yerinin kiracısı durumunda olduğu, davalı idarece gönderilen dava konusu işlemle hasılat paylarının ödenmesinin istenildiği, taşınmazın hak lehdarı olmadığı, hak lehdarından istenmeyen hasılat payının kiracıdan istenmesinin mümkün olmadığı, kira sözleşmesine ait ek protokolde kendisinin hasılat payı ödenmesine dair herhangi bir muvaffakati olmadığı gibi hasılat paylarının ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiğine dair bir taahhütnamesi de bulunmadığına yönelik iddialarla bakılan dava açılmış olup, dava konusu işlem ile davacıdan ödemesi istenilen hasılat payına ilişkin düzenlemelerin aktarılan ... İşletmeleri A.Ş. ile imzalanan kullanım sözleşmesi ile davacı ve anılan şirket arasındaki kira sözleşmesinin yorumlanmasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda, ... İşletmeleri A.Ş. ile imzalanan, her iki tarafa karşılıklı edimler yükleyen sözleşmelerden kaynaklanan davada, adli yargı mercilerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu hususu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2\. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3\. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/06/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim