Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/1194
2025/2499
3 Temmuz 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/1194
Karar No:2025/2499
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Elektrik Dağıtım A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...Elektrik Türk A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:...sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin kararının temyizen incelenerek kaldırılması ve davacının istinaf isteminin kabulüyle idare mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın mahkemesine iadesi yolundaki ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Genel aydınlatma denetimleri sonucunda hazırlanan denetim raporuna istinaden 2009-2021 yılları arasında gerçekleşen genel aydınlatma tüketimlerinin mevzuata aykırı olduğundan bahisle 1.878.359,70 kwh fark tüketime karşılık anapara ve gecikme faizi olarak 1.928.272,19-TL'nin bir ay içerisinde ödenmesi gerektiğine ilişkin işleme karşı yapılan itirazın reddine dair... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalının, dağıtım şirketleri tarafından gönderilen faturalardaki tüketim miktarı ve bedellerinin gerçek durumu gösterip göstermediğine ilişkin olarak dağıtım şirketleri nezdinde gerekli denetimleri yapma ve dağıtım şirketlerine Hazine bütçesinden yapılan ödemeleri geriye doğru olarak inceleme konusunda 6446 sayılı Kanun uyarınca yetkili kılındığı, davacı dağıtım şirketine 06/2009-05/2021 dönemleri arasına ilişkin tahakkuklarda fazla ödeme yapılmış olduğu, gerçekleştirilen denetimler neticesinde elde edilen veriler esas alınarak yapılan hesaplamada kullanılan metodolojinin mevzuat hükümlerine uygun olduğu, EYT ve SEYT kavramlarının genel aydınlatma bedellerinin gerçek tüketimi yansıtıp yansıtmadığının daha objektif şekilde hesaplanması amacıyla geliştirilmiş yöntemler olduğu ve bu yöntemlerin önceki dönemlerde tahakkuk etmiş faturalara ilişkin gerçek tüketimin tespit edilebilmesi amacıyla kullanılmasının ve önceden fazla ödenen bedellerin geri istenmesinin idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesine aykırılık oluşturmayacağı anlaşıldığından, davalı tarafından, mevzuatta düzenlenen usule uygun olarak nihai rapordaki tespitler çerçevesinde, davacı dağıtım şirketine fazladan ödendiği belirlenen tutarın ilgili kurum hesabına aktarılmak üzere ödenmesi istemine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf incelemelerinde re'sen araştırma ilkesi uyarınca gerekli inceleme ve araştırmalar bizzat bölge idare mahkemeleri tarafından yapılarak işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmekte ise de; bakılan uyuşmazlığın özünü oluşturan hesaplamaya yönelik olarak bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmiş olması nedeniyle, belirtilen eksikliğin istinaf mahkemesince giderilmesi durumunda doğal hakim ilkesine aykırı hareket edilmiş olacağı, dereceli yargılama imkanının ortadan kalkacağı ve bu suretle adil yargılanma ilkesinin ihlal edilebileceği değerlendirildiğinden, dava dosyasının belirlenen eksikliğin giderilebilmesi amacıyla İdare Mahkemesine iadesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
Bu kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyizi talep edilen kararın 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak hükme bağlandığı ve temyiz yolunun açık olmadığı gerekçesiyle... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararla, yedi (7) gün içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlıkta Bölge İdare Mahkemesi tarafından kesin karar verilemeyeceği, dava konusu işlemin konusunun 1.928.272,19-TL olduğu, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (b) bendi uyarınca kararın temyize açık olması gerektiği, bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verildiği, bakılan uyuşmazlıkta bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi'nin temyiz isteminin reddine ilişkin kararı kaldırıldıktan sonra, kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Genel aydınlatma denetimleri sonucunda hazırlanan denetim raporuna istinaden 2009-2021 dönemleri arası gerçekleşen genel aydınlatma tüketimlerinin mevzuata aykırı olduğundan bahisle 1.878.359,70 kwh fark tüketime karşılık anapara ve gecikme faizi olarak 1.928.272,19-TL'nin bir ay içerisinde ödenmesi gerektiğine ilişkin işleme karşı yapılan itirazın reddine dair ...tarih ve ... sayılı işlem tesis edilmiş, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir."; dördüncü fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması halinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.”; beşinci fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.”; 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay'da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:
(...)
b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idarî işlemler hakkında açılan davalar" kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı Kanun'un 45. maddesini değiştiren 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 19. maddesinin gerekçesinde, "...Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yapacak ve yine istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verecektir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esasına girecek ve esas hakkında yeniden bir karar verecektir. İşin esasına girilerek yapılacak inceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilecektir. Bu durumda, istinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. Yukarıda belirtildiği gibi istinaf incelemesinde kural, ilk derece mahkemesince verilen kararda tespit edilen maddi veya hukuki eksikliklerin istinaf mercii tarafından tamamlanarak nihai kararın da istinaf mercii tarafından verilmesidir. Ancak bu kuralın bir istisnası söz konusudur. Şayet ilk derece mahkemesinin 2577 sayılı Kanun'un 14 ve 15'inci maddeleri uyarınca ilk inceleme üzerine vermiş olduğu bir karara karşı istinaf başvurusu yapılmış ve istinaf mercii bu başvuruyu haklı görmüş ise, istinaf mercii bu kararı bozacak ve dosyayı kararı veren mahkemeye geri gönderecektir. Bunun gibi, ilk derece mahkemesindeki davaya görevsiz ya da yetkisiz mahkeme tarafından yahut reddedilmiş ya da yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hâlinde de, istinaf mercii kararı bozmak suretiyle dosyayı geri gönderecektir. Bölge idare mahkemesinin bu kararları kesindir..." açıklamalarına yer verilmiştir.
6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle yapılan değişiklikle, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinde "itiraz usulü" kaldırılarak, "istinaf" kanun yolu getirilmiş olup ilk derece mahkemelerinin kesinleşmemiş nihai kararlarının maddi ve hukuki yönlerden denetlenerek, hukuka aykırılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla istinaf kanun yolu düzenlenmiştir.
İstinaf mercii tarafından, ilk derece mahkemesi kararı hukuka uygun bulunursa istinaf başvurusunun reddine, aksi halde ise kararın kaldırılmasına karar verilmesi, istinaf mercii tarafından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği durumlarda ise kural olarak, mahkeme kararında tespit edilen maddi veya hukuki eksiklikler tamamlanarak nihai karar verilmesi gerekmektedir.
Bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulmayarak, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verdiği hallerde, kural olarak, davanın esası hakkında yeniden bir karar vermesi, istisnai olarak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde ise dosyayı ilgili mahkemeye göndermesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, istinaf merciinin, istinaf başvurusunu kabul edip ilk derece mahkemesinin kararını kaldırdıktan sonra, dava dosyasını yeniden karar verilmek üzere ilgili mahkemeye gönderebileceği haller, bunlarla sınırlıdır.
Nitekim Anayasa Mahkemesi; "uyuşmazlığın bir kısmı hakkında inceleme yapılmadan hüküm kurulması, dava hakkında eksik hüküm kurulması, dava dosyasının tekemmül ettirilmeden uyuşmazlık hakkında karar verilmesi, davanın konusunun hatalı nitelendirilmesi suretiyle yargılama yapılması, duruşma yapılmadan karar verilmesi, dava dilekçesinin reddini veya merciine tevdiini gerektiren sebeplerin bulunmasına rağmen esas hakkında karar verilmiş olması, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına veya davanın incelenmeksizin reddine dair kararların hukuka aykırı bulunması, eksik veya yanlış hasımla davanın görülmesi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk bulunması, görüşme tutanağı ile kararın çelişkili olması ve benzeri usule ilişkin durumlarda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının bu mahkemeye gönderilmesi gerektiği, bu eksikliklerin istinaf merciince giderilerek işin esası hakkında bir karar verilmesinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesine, adil yargılanma hakkına, gerekçeli karar hakkına, kanuni hâkim ve iki dereceli yargılama ilkelerine aykırılık teşkil ettiği" iddialarıyla yapılan ve 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrasının birinci cümlesinin "...İlk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde,..." bölümünün iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itirazın, temyize tabi kararlar yönünden reddine karar vermiştir (AYM, E:2022/89, K:2022/129, Karar Tarihi: 26/10/2022, 29/12/2022 tarih ve 32058 sayılı Resmî Gazete). Anılan kararda, Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrasında yer alan hallerin dışındaki usul hatalarının bulunması durumunda bölge idare mahkemesinin dosyayı ilk derece mahkemesine gönderemeyeceği ve davanın esasını da kendisinin karara bağlayacağı gerekçesine yer verilmiş (§ 20), Kanun'da belirtilen haller dışında istinafın gerekli incelemeyi yaparak nihai karar vereceğinin açık olarak düzenlendiği vurgulanmıştır (§ 37).
Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesi tarafından uyuşmazlığın esası hakkında davanın reddine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince ise uyuşmazlığın esasını oluşturan hesaplamaya yönelik olarak bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verildiği, bu eksikliğin ise Bölge İdare Mahkemesi tarafından giderilmesi halinde, doğal hakim ilkesine aykırı hareket edilmiş olacağı, dereceli yargılama imkanının ortadan kalkacağı ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olacağı gerekçesiyle, bu eksikliğin giderilmesini takiben uyuşmazlığın yeniden değerlendirilmesi amacıyla istinaf başvurusunun kabulüyle İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının İdare Mahkemesine iadesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan davada, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunun haklı bulunması, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması halleri gerçekleşmediğinden uyuşmazlığın esasının incelenmesi görevi, istinaf mercii olan ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine aittir. Bu durumda, ... Bölge İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 5. fıkrası kapsamında olmadığından, anılan kararın bu hüküm uyarınca kesin kabul edilmesi hukuken mümkün değildir.
Diğer yandan, 2577 sayılı Kanun'un 46. ve Ek 1. maddeleri ile her yıl yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleriyle belirlenen değerleme oranları dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde, konusu para ile ölçülebilen davalarda temyiz sınırının, 2022 yılında açılan davalar için 261.000,00-TL olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu, 1.928.272,19-TL’nin ödenmesine ilişkin işlem olup işlemin konusunun dava tarihi olan 11/11/2022 tarihinde, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (b) bendi uyarınca 2022 yılı için temyiz sınırı 261.000,00-TL'nin üzerinde olduğu anlaşıldığından davacının temyiz başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında usule uygunluk bulunmamaktadır.
Belirtilen açıklamalar çerçevesinde, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyiz isteminin reddine ilişkin... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın temyizen incelenmesine geçildi:
Bölge İdare Mahkemesi tarafından, 20/12/2024 tarihli kararla, bilirkişi raporu alınması amacıyla dava dosyasının İdare Mahkemesine iadesine karar verilmiş; ayrıca bu kararın kesin olduğu değerlendirilmiştir. Her iki değerlendirme de aynı hukuki gerekçeye, yani 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 5. fıkrasına dayanmaktadır. Bu nedenle, kesin karara yönelik temyiz isteminde bulunulduğundan bahisle temyiz isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılmasını gerektiren yukarıda belirtilen gerekçe, aynı zamanda ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararın da bozulmasını gerektirmektedir.
Öte yandan, temyize konu kararda, uyuşmazlığın özünü oluşturan hesaplamaya yönelik olarak idare mahkemesince bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği sonucuna varılmasına karşın, uyuşmazlıkta hangi hususlar açısından bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulduğuna ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi İncelemesi" başlıklı beşinci bölümünde yer alan 266. maddesinin ilk halinde, mahkemenin çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği kurala bağlanmış, anılan maddede, 24/11/2016 tarih ve 29898 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6754 sayılı Kanun'un 49. maddesi ile yapılan değişiklikle, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı belirtilmiştir.
Hukuki konular, anlaşılabilmesi için hakimin bilemeyeceği özel ve teknik bilgiye ihtiyaç duyulan konular değildir. Bilirkişi ise davadaki hukuki meselede değil, maddi meselede görüşüne başvurulan kişidir. Bu bağlamda, özel bilgi; hukuk bilimi dışında belirli bir bilim dalında ortaya konulan sonuçlara ilişkin bilgiyi ifade etmekte iken, teknik bilgi; fizik, kimya, matematik gibi pozitif bilimlerin verilerini uygulamaya elverişli bilgi olarak tanımlanmaktadır. (Atalay, O., Pekcanıtez Usûl Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2017, s. 1922)
6754 sayılı Kanun'un gerekçesinde de açıklandığı üzere, hakimin, hukuki sorunları mesleki bilgi ve deneyimleriyle çözmesi gerekmektedir. Anayasa’nın 138. maddesinde de hukuka uygun olarak hüküm verme yetkisi hakime tanınmıştır. Ayrıca 6754 sayılı Kanun’un ilgili madde gerekçesinde, düzenlemenin amacının hakime verilen mutlak yargı yetkisinin -bilirkişi vasıtasıyla dahi olsa- bir başkasına devrini önlemek olduğu, hukuk kurallarını re'sen araştırmak, yorumlamak ve uygulamak hakimin görevi kapsamında kaldığından, uyuşmazlık hakkında bir de bilirkişi atanmasının gereksiz yere yargılama giderlerinin artmasına ve buna bağlı olarak yargılama sürelerinin uzamasına sebebiyet vereceği, salt hukuki konularda bilirkişiye ihtiyaç bulunmadığı belirtilmiştir.
Olaya dönüldüğünde, uyuşmazlığın, genel aydınlatma kapsamında olan tesislerdeki elektrik tüketimi için dağıtım şirketlerince fatura edilen tutarların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespitine ilişkin gerçekleştirilen saha denetiminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Saha denetimi, belli bir sürece yayılan, kapsamlı hazırlık çalışmaları, saha çalışmaları ve belge üzerinde yapılan incelemelerden oluşmakta olup, bu süreç sonucunda işlem tesis edilmektedir. Pek çok aşamadan oluşan ve uzun bir sürece yayılan denetimlerde; genel aydınlatma tesislerinin kurulması, işletilmesi, bakım ve onarımı sorumluluklarının yerine getirilip getirilmediği, mevzuat değişikliklerinin saha denetimlerine etkisinin ne olduğu, bir tesiste en yüksek tüketimin nasıl bulunacağı, fazladan ödemeye ilişkin hesaplamanın unsurlarının ne olduğu, hangi faizin hangi sürelerde uygulanacağı, hesaplamada aritmetik bir hatanın olup olmadığı gibi birbirinden farklı konularda taraflar arasında anlaşmazlık olup olmadığı hususu dikkate alınmaksızın doğrudan bilirkişi incelemesi yaptırılması isabetli sonuç vermeyecektir.
İlk olarak, denetimin hangi usulde gerçekleştirileceğine ilişkin kurallara ikincil mevzuatta detaylı bir şekilde yer verilmiştir. İdarenin denetimi hangi usulde gerçekleştirmesi gerektiğine ilişkin kuralların ne olduğunun tespiti ve denetimin bu usule göre yapılıp yapılmadığının incelenmesi öncelikle mahkemenin görevidir. Hukuk kurallarının tespiti ve bu kuralların yorumlanması konusu münhasıran mahkemenin görevinde bulunmaktadır.
Uyuşmazlığın tarafları denetim konusu hususlarda uzmanlaşmış şirketlerdir. Hem davacı dağıtım şirketi hem de davalı TEDAŞ uyuşmazlık konularında yeterli kaynağa, personele ve deneyime sahiptirler. Davacı dağıtım şirketi, genel aydınlatma konusunda görevli uzman bir şirket olup genel aydınlatmaya ilişkin bilgi ve belgeler kendi elindedir. Denetim yapan idare ise genel aydınlatma konusunda uzman personeli, gerekli denetim araç gereci bulunan kamu kurumudur. Üstelik denetimde her bir sayaca davacı şirketin temsilciyle birlikte gidilerek tutanak tutulduğundan her iki tarafın da denetim konusu hususlarda bilgisi bulunmaktadır. Her iki tarafın da genel aydınlatma konusunda uzmanlaşmış olması, uyuşmazlığa ilişkin hususlarda gerekli görüldüğünde kendilerine açıklama yaptırılması imkanını da vermektedir.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle, taraflar arasındaki anlaşmazlık noktaları ortaya çıkarılarak her iki tarafın bu konulardaki iddia ve savunmaları kapsamında tartışmalı hususların belirlenmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki tartışmalı hususlardan hukuki ve olgusal olanlar ayrıştırılmalı, böylelikle uyuşmazlık daraltılarak bu hususlarda ve re’sen dikkate alınacak hususlarda inceleme yapılmalıdır. Böyle bir daraltma yapılması sonrasında, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konular ayrıştırılarak, mümkün ise taraflara açıklama yaptırılması sonrasında, eğer yine de gerekli görülüyorsa bilirkişiye somut olarak uyuşmazlık konusu olan olgular üzerinden inceleme yaptırılmalıdır. Tarafların iddiaları dikkate alınarak dava konusu işlemin teknik yönden değerlendirilmesi gibi geniş, somuta indirgenmemiş bilirkişi soruları, belli sürece yayılan denetimin bilirkişilerce tekrar edilmesi anlamına geleceğinden kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında bu açıdan da usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.
Ayrıca, Dairemizin 31/01/2025 tarih ve E:2022/3575, K:2025/453 sayılı kararına konu uyuşmazlığın, aynı davacı tarafından benzer konuda açılmış bir diğer davaya ilişkin olduğu anlaşıldığından, anılan kararda yer verilen hukuki tespitlerin eldeki uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 03/07/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.