Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/1175
2025/1938
14 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/1175
Karar No:2025/1938
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce (MAPEG) 30/07/2024 tarihinde gerçekleştirilen Erzurum ili hudutlarında bulunan ER:... sayılı II-B Grubu maden sahası ihalesi üzerinde bırakılan davacı tarafından, banka kaynaklı ve sistemsel sorunlar nedeniyle yükümlülüklerin süresi içerisinde yerine getirilemediği belirtilerek ihale bedelinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı MAPEG işleminin iptali ve 850.000,00-TL tutarındaki ihale bedelinin iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen kararda; ilgili mevzuat uyarınca ihale tutanağı ve ihale bedeli yatırma takip çizelgesinin tebligat yerine geçtiği, ayrıca bir tebligat yapılmayacağı, ihale bedelinin yatırıldığı tarihten itibaren ihaleyi kazanan ilgiliye, arama veya işletme ruhsatı düzenlemesi için Maden Yönetmeliği'nde belirlenen yükümlülükleri yerine getirmesi için iki ay süre verileceği, bu süre içerisinde yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ruhsat hakkının kaybedileceği, yatırılan işletme ruhsat taban bedeli, şartname bedeli ve ihale bedelinin iade edilmeyeceği ve sahanın yeniden ihalelik duruma getirileceği;
Bu durumda, davacı tarafından ihale bedelinin ödendiği tarihten itibaren iki aylık sürede proje verilmediği görüldüğünden, Maden Sahaları İhale Yönetmeliği'nin 25. ve Maden Sahaları İhale Şartnamesi'nin ''Ruhsatlandırma'' başlıklı 14.1. maddesi uyarınca süresinde yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda talep sahibinin ruhsat hakkını kaybedeceği ve yatırılan ihale bedelinin ödenmeyeceği açık olduğundan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı;
Dava konusu işlem hukuka uygun olduğundan 850.000,00-TL tutarındaki ihale bedelinin iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Anayasa'nın 168. maddesi uyarınca kişilerin maden hakkı elde edebilme ve bu hakkı sürdürebilme şartları ile uygulanacak müeyyidelerin Kanun'da gösterilmesi gerektiği, 3213 sayılı Maden Kanunu'nda ihale bedeli yatırıldığı halde ruhsat düzenlenmesi için belirlenen yükümlülüklerin süresi içerisinde yerine getirilememesi durumunda talep konusu sahanın başka bir işleme gerek kalmaksızın ihalelik saha konumuna geleceğinin kurala bağlandığı, ancak yatırılan ihale bedelinin iade edilmeyeceğine dair bir müeyyideye yer verilmediği, söz konusu bedelin hangi hallerde kamunun mülkiyetine geçirilebileceğine ilişkin bir düzenleme ihdas edilmediği, her ne kadar Maden Sahaları İhale Yönetmeliği ve İhale Şartnamesi'nde yükümlülüklerin süresi içerisinde yerine getirilmemesi halinde ihale bedelinin iade edilmeyeceğine ilişkin düzenleme bulunsa da kanunla düzenlenmesi gereken bir hususun düzenleyici işlemlere bırakılmasının Anayasa'ya, 3213 sayılı Kanun'a ve normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı, idarenin sebepsiz zenginleştiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, 3213 sayılı Kanun'a dayanılarak hazırlanan Maden Sahaları İhale Yönetmeliği'nde, davacı tarafından her sayfası imzalanan İhale Şartnamesinde, yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin ihale bedelinin iade edilmeyeceğinin açıkça düzenlendiği, davacı tarafından ruhsatlandırma aşamasında yükümlülüğünü yerine getirmediğinden ihale bedelinin iade edilmediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’la değişik 45. maddesinin birinci fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; son fıkrasında, ivedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı; ikinci fıkrasının (g) bendinde, verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kuralı yer almıştır.
Aktarılan düzenlemelere göre ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği açıktır.
Bu noktada mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna mı, yoksa temyiz kanun yoluna mı başvurulabileceğinin belirlenmesi için öncelikle uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tabi olup olmadığının tespiti zorunludur. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kurala bağlandığından, ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklardan ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
İhale işlemlerine ilişkin idari usulü düzenleyen temel kanunlardan olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 4. maddesinde, ihalenin, "Bu Kanun'da yazılı usul ve şartlarla işin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve yetkili mercilerin onayı ile tamamlanan sözleşmeden önceki işlemleri"; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 4. maddesinde ise, "Bu Kanun'da yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri" ifade ettiği belirtilmiş olup, bu kanuni tanımlamalar ve istikrar kazanan içtihatlar dikkate alınarak ihale ilanı ile başlayıp sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan süreçte idarece tesis edilen işlemlerin ivedi yargılama usulüne tabi ihale işlemleri olduğunun kabulü gerekir.
6545 sayılı Kanun'un 18. maddesinin gerekçesinde, "İdarî yargıda davaların tümü aynı usul takip edilmek suretiyle sonuçlandırılmaktadır. Ancak idarî davaların bazıları, niteliği itibarıyla diğerlerinden farklıdır. Bu tür davaların geciktirilmeksizin karara bağlanması gerekmektedir. Bu bakımdan, gecikerek karar verilmesinde hem idare hem de davacılar bakımından katlanılması zor ya da imkânsız sonuçlar doğuracak sınırlı sayıdaki dava türünün, diğerlerine göre daha ivedi bir şekilde sonuçlandırılması gerekmektedir. Yargısal sürecin, süratle sonuçlandırılması özel önem taşıyan ihale, özelleştirme, acele kamulaştırma uyuşmazlıklarından kaynaklanan bazı davaların ivedilikle sonuçlandırılmaması hâlinde, hukukî belirsizlik doğmasına neden olunmaktadır. Madde ile Avrupa örneklerinde olduğu gibi idarî yargılamaya ivedi yargılama usulü kurumu kazandırılmaktadır." açıklamalarına yer verilmiştir. Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, sınırlı sayıdaki dava türü ivedi yargılama usulüne tabidir. Nitekim gerekçede ihaleyle bağlantılı tüm işlemlerin değil, yargısal sürecin süratle sonuçlandırılması özel önem taşıyan ihale uyuşmazlıklarının bu yargılama usulüne tabi kılındığı vurgulanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce (MAPEG) 30/07/2024 tarihinde gerçekleştirilen Erzurum ili hudutlarında bulunan ER:... sayılı II-B Grubu maden sahası ihalesinin davacının üzerinde bırakıldığı, davacı tarafından süresi içerisinde 850.000,00-TL tutarındaki ihale bedelinin yatırıldığı, ihale bedelinin yatırılmasının akabinde ruhsata sevk yazısı yazıldığı, ancak... tarih ve ... sayılı işlemle, ruhsat düzenleme işlemlerinin yapılabilmesi için ihale bedelinin yatırılma tarihinden itibaren iki aylık süre içerisinde proje ve diğer gerekli belgelerin verilmediğinden bahisle sahanın tekrar ihalelik konuma getirildiğinin bildirildiği, davacı tarafından, ihale bedelinin yatırılmasından sonra süresi içerisinde proje ve eklerinin verilmediği belirtilerek ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nda söz konusu durumda ihale bedeli yönünden herhangi bir müeyyideye yer verilmediği, ihale bedelinin hangi hallerde kamunun mülkiyetine geçirilebileceğine ilişkin bir düzenleme ihdas edilmediği, söz konusu durumda ihale bedelinin iade edilmeyeceğine ilişkin Maden Sahaları İhale Yönetmeliği ve İhale Şartnamesi'nde düzenleme yapılmasının Anayasa ve 3213 sayılı Kanun'a aykırı olduğu ileri sürülerek ihale bedelinin iadesi istemiyle davalı idareye başvurulduğu, ... tarih ve ... sayılı MAPEG işlemiyle, süresi içerisinde proje ve gerekli olan eklerin verilmediğinin tespit edildiği, 3213 sayılı Kanun'un 16. maddesinin yedinci fıkrası ve Maden Sahaları İhale Yönetmeliği'nin 25. maddesi uyarınca talep edilen bedelin iadesinin söz konusu olmadığından bahisle davacının başvurusunun reddedildiği, bunun üzerine, anılan işlemin iptali ve 850.000,00-TL tutarındaki ihale bedelinin iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6545 sayılı Kanun'un 18. maddesinin gerekçesinde de ifade edildiği üzere, sınırlı sayıdaki dava türü ivedi yargılama usulüne tabidir. Nitekim gerekçede ihaleyle bağlantılı tüm işlemlerin değil, yargısal sürecin süratle sonuçlandırılması özel önem taşıyan ihale uyuşmazlıklarının bu yargılama usulüne tabi kılındığı vurgulanmıştır.
Bakılan davanın, ruhsat düzenlenmesi aşamasına ilişkin yükümlülüklerin süresi içerisinde yerine getirilmediğinden bahisle ihale bedelinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve 850.000,00-TL tutarındaki ihale bedelinin iadesine karar verilmesi istemiyle açıldığı, uyuşmazlığın ihalenin sona ermesinden sonraki bir aşamada sadece ihale bedelinin iadesinden kaynaklandığı ve davacı tarafından ileri sürülen iddialar dikkate alındığında, öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine imkan bulunmayan dava konusu uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında yer almadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, İdare Mahkemesi kararında emsal olarak gösterilen Dairemizin 05/06/2024 tarih ve E:2023/3721, K:2024/2594 sayılı kararında uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüyle çözümlendiği görülmüş ise de, söz konusu dosyada iptali istenilen işlemin, maden sahasının sistem üzerinden davacının erişimine kapatılmasına, işletme ruhsat taban bedeli ve ihale bedelinin iade edilmemesine ve sahanın yeniden ihalelik saha durumuna getirilmesine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın yalnızca ihale bedeline ilişkin olmadığı görüldüğünden, Dairemizin anılan dosyasının uygulanacak yargılama usulü yönünden işbu davada emsal olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.
Bu itibarla, ivedi yargılama usulü kapsamında yer almayan dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak, Mahkemece genel yargılama usulü yerine ivedi yargılama usulü uygulanarak verilen kararda usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 14/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Mahkemece, ivedi yargılama usulüne tabi olduğu değerlendirilerek verilen kararın temyiz edilmesi halinde, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin (g) bendi uyarınca temyiz isteminin incelenip incelenemeyeceğine ilişkin olarak öncelikle uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında olup olmadığına bakılması ve bu konuda bir karar verilmesi gerekmektedir.
İvedi yargılama usulüne tabi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği açıktır.
Bu durumda, Danıştay tarafından bir kararın istinaf incelemesinden geçmeden doğrudan temyizen incelenerek karar verilebilmesi için öncelikle ortada ivedi yargılama usulü kapsamında bir uyuşmazlık bulunması gerekmektedir.
İvedi yargılama usulü kapsamında yer almayan bir uyuşmazlığa ilişkin kararın istinaf aşaması (uyuşmazlığın Mahkemece ivedi yargılama usulü kapsamında bir uyuşmazlık olarak değerlendirilmesi nedeniyle) atlanmak suretiyle temyiz incelemesinin yapılması İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenen iki ve/veya üç aşamalı yargılama sistemine aykırılık oluşturur.
Danıştay tarafından, Mahkemece doğrudan temyiz incelemesine tabi olduğu değerlendirilen uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında yer almadığına karar verilmesi halinde, Mahkemece yapılan değerlendirmeyle bağlı olunmaksızın, olması gerekenden hareketle istinaf incelemesi yapılmak üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlığın, ivedi yargılama usulüne tabi olmadığı kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla, temyiz isteminin görev yönünden reddine karar verilerek dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesine gönderilmek üzere kararı veren ... İdare Mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği oyuyla, bozma yönünde verilen karara katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.