SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/1004

Karar No

2025/1939

Karar Tarihi

14 Mayıs 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2025/1004 E. , 2025/1939 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/1004
Karar No:2025/1939

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1. ...2. ... 3. ...
VEKİLLERİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Çanakkale Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Kayyımlık Bürosu Başkanlığınca 10/12/2024 tarihinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık teklif usulüyle gerçekleştirileceği ilan edilen Çanakkale ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel ve ... ada,... parselde bulunan taşınmazların 3 yıl süreyle kiraya verilmesine ilişkin ihalelerin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığa konu taşınmazların maliki olan ... oğlu ...'ye ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kayyım atandığı, taşınmazların kayyımlık makamının ... tarih ve ... sayılı onayı ile tarımsal amaçlı kullanılmak üzere 3 yıl süreyle kiralanmasına karar verildiği ve ihaleye çıkıldığı, ihalenin 10/12/2024 tarihinde gerçekleştirildiği, Mahkemelerinin 09/01/2025 tarihli ara kararı ile davalı idareden, ihaleden önce vesayet makamından izin alınıp alınmadığının sorulduğu, verilen cevaptan vesayet makamından izin alınmadığının anlaşıldığı;
Bu durumda, Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinde yer alan "(...) üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kira sözleşmelerinin yapılması (...) işlemlerinden önce vesayet makamından izin alınır." kuralı uyarınca vesayet makamından izin alınmadan taşınmazların 3 yıl süreyle kiraya verilmesi işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesinin bu davada görevsiz olduğu, uyuşmazlığa konu taşınmazların maliki olan ... oğlu...'yi temsil etmek üzere ... Sulh Hukuk Mahkemesi kararları ile 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun uyarınca kayyım atandığı, kayyımların, ilgililerin mallarının idaresi, kiralanması, işgale uğrayan taşınmazların tahliyesine yönelik kayyım sıfatıyla tasarruf ve işlemlerde bulunabileceği, söz konusu işlemlerin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, uyuşmazlığın çözümünde sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, usul yönünden, dava konusu ihalelerin idari işlem niteliğinde olduğu, kamu otoritesi kullanılarak gerçekleştirildiği, ihale işlemlerinin kayyımlık bürosu tarafından yürütülen işlemlerden ayrı bir idari nitelik taşıdığı, bu bakımdan ihaleye yönelik her türlü uyuşmazlığın idari yargıda görüleceği, bu sebeple davalı idarece ileri sürülen görevsizlik iddiasının yerinde olmadığı; esas yönünden, dava konusu ihaleler vesayet makamından izin alınmadan gerçekleştirildiğinden şekil unsuru yönünden sakat olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.


TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Çanakkale ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parselde bulunan taşınmazların tam hisse maliki ... oğlu ...'ye ve mirasçılarına ulaşılamadığı, adreslerinin tespit edilemediği, tanıyan ve bilen kimsenin olmadığı, uzun süreden beri haber alınamadığı gerekçesiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427/1. maddesi ve 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun'un 1. ve 2. maddeleri uyarınca ...'yi temsil etmek üzere Çanakkale ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parselde bulunan taşınmaz yönünden... Sulh Hukuk Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Çanakkale ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parselde bulunan taşınmaz yönünden de ... Sulh Hukuk Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Çanakkale Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün (il müdürünün) temsil kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir.
... tarih ve ... sayılı ile... tarih ve ... sayılı kayyımlık makamı Olur'u ile söz konusu taşınmazların tarımsal amaçlı kullanılmak üzere 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık teklif usulüyle 3 yıl süreyle kiralanmasına ilişkin ihale yapılmasına karar verilmiş, söz konusu taşınmazlarda işgalci olduğundan bahisle davacı ... ihaleye davet edilmiştir.
Bunun üzerine, uyuşmazlığa konu taşınmazların 1968 yılında ...'den satın alındığı, satış sözleşmesinin haricen yapıldığı, tescil davası açıldığı, taşınmazların anılan tarihten itibaren aralıksız olarak kullanıldığı iddialarıyla bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "B. Vesayet daireleri-I. Kamu vesayeti" başlıklı 397. maddesinde, "Kamu vesayeti, vesayet makamı ve denetim makamından oluşan vesayet daireleri tarafından yürütülür. Vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı, asliye hukuk mahkemesidir."; "Vasi ve kayyım" başlıklı 403. maddesinde, "(...) Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır. Bu Kanunun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır."; "A. Kayyımlığı gerektiren hâller-II. Yönetim-1. Kanun gereği" başlıklı 427. maddesinde, "Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hâllerde bir yönetim kayyımı atar: 1. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse, (...); "C. Malvarlığının yönetilmesi-I. Yönetim ve hesap tutma yükümlülüğü" başlıklı 454. maddesinde, "Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek zorundadır. Vasi, yönetimle ilgili hesap tutmak ve vesayet makamının belirlediği tarihlerde ve her hâlde yılda bir defa hesabı onun incelemesine sunmakla yükümlüdür."; "II. Malvarlığının yönetimi" başlıklı 460. maddesinde, "Kayyım bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilmiş ise, yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir. Kayyımın, bunun dışındaki işleri yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel yetkiye, temsil olunan bu yetkiyi verecek durumda değilse vesayet makamının iznine bağlıdır."; "Şikâyet ve itiraz" başlıklı 461. maddesinde, "Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi ve her ilgili, vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyette bulunabilir. Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir." kurallarına yer verilmiştir.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere; mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir."; 2. maddesinin birinci fıkrasında, "22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder." kuralları yer almıştır.
16/05/2009 tarih ve 27230 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, kayyım, mahallin en büyük mal memuru, kişi hesabı, mal varlığı kayyımlıkla idare edilen her bir kişi adına ayrı ayrı açılan banka hesabı, mahallin en büyük mal memuru, her ilin merkez ve ilçeleri için çevre, şehircilik ve iklim değişikliği il müdürü, yönetim hesabı, kayyımlıkla idare edilen malvarlığının yönetilmesinin karşılığı olarak kesilen tutarların toplanacağı, kayyım veya görevlendireceği kimsenin para yatırıp çekebileceği banka hesabı olarak tanımlanmış; "Kayyımın görev ve yetkileri" başlıklı 5. maddesinde, mal varlığını yönetmek, işletmek, bakım ve onarımlarını yaptırmak, işgal ve tecavüzlere karşı korumak ve gerekli diğer işlemleri yapmak kayyımın görev ve yetkileri arasında sayılmış; "Malvarlığının yönetimi" başlıklı 9. maddesinde, "Taşınır ve taşınmazlar ile haklar, öncelikle kiraya verilmek suretiyle yönetilir. Kiraya verme işlemleri aşağıda belirtilen şekilde yürütülür: a) Taşınır ve taşınmazlar ile haklar, öncelikle açık teklif usulü ile kiraya verilir. (...) b) Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kira sözleşmelerinin yapılması ile 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 76 ncı maddesi gereğince yılı merkezi yönetim bütçe kanununun (İ) cetvelinde belirlenen parasal sınırları (bu bedeller dahil) aşan kiraya verme işlemlerinden önce vesayet makamından izin alınır. (...); "Kişi hesaplarının gelirleri" başlıklı 11. maddesinde, "Malvarlığı kayyımın idaresine verilen her kişi adına bankalarda bir hesap açılması esastır. Bu hesap; (...) b) Taşınır ve taşınmazlarla hakların yönetiminden elde edilen gelirin yüzde altmışbeşinden, (...) oluşur."; "Kişi hesaplarındaki tutarların değerlendirilmesi" başlıklı 12. maddesinde, "Kayyım, kişi hesaplarında toplanan tutarları kendisine kayyım atanan kişinin hak ve menfaatlerini gözetmek suretiyle en verimli şekilde nemalandırmakla mükelleftir. (...)"; "Kayyımlık işlemlerinin denetimi" başlıklı 24. maddesinde, "Kayyımlık işlemleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu gereğince vesayet dairelerinin denetimine tabidir. Ayrıca, kayyımlık işlem ve hesapları Bakanlıkça gerektiğinde denetletilebilir." kurallarına yer verilmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun "Kapsam" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür." kuralı yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanun'da gösterilen usullere tabidir." kuralına yer verilmiş; 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları idari dava türleri arasında sayılmış; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dava dilekçelerinin, görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, 14. maddenin 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği; "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı; (g) bendinde, verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değiştirilen "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; sekizinci fıkrasında, ivedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
a) Görevli yargı yolu yönünden yapılan incelemede;
İdari yargı mercilerinde yargısal denetimi yapılarak çözümlenecek uyuşmazlıklarda, öncelikle davaya konu işlemin idari bir işlem olup olmadığı hususunun, başka bir anlatımla idare hukuku kurallarına göre tesis edilen, kamu gücüne dayanılarak diğer tarafın rızasını aramaya gerek olmaksızın hukuki durumda tek yanlı irade açıklamasıyla değişiklik meydana getiren bir işlem olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir. İdari makamlar tarafından tesis edilmiş olsa bile, özel hukuk hükümlerine tabi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde adli yargı mercileri görevlidir.
Aktarılan kuralların değerlendirilmesinden, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi halinde belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için vesayet makamınca kayyım tayin edileceği, bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması halinde, çevre, şehircilik ve iklim değişikliği il müdürünün kayyım olarak atanacağı, kayyımın söz konusu mal varlığının yönetilmesi ve korunması için gerekli işlemleri yapabileceği, bu kapsamda mal varlığındaki taşınır ve taşınmazlar ile hakların öncelikle kiraya verileceği, üç yıl ve daha uzun süreli kiraya verme işlemlerinde vesayet makamından izin alınacağı, kayyım atanan kişi adına banka hesabı açılacağı, taşınır ve taşınmazlarla hakların yönetiminden elde edilen gelirin bir kısmının bu hesaba bir kısmının yönetim hesabına aktarılacağı, kayyımın, kişi hesaplarında toplanan tutarları kendisine kayyım atanan kişinin hak ve menfaatlerini gözetmek suretiyle en verimli şekilde nemalandırmakla mükellef olduğu, ayrıca vasi hakkındaki hükümler, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanacağından, kayyımın bu görevini yerine getirirken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlü olduğu, mal varlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetme ve yönetimle ilgili hesap tutma zorunluluğu bulunduğu, kayyımlık işlemlerinin vesayet makamının denetimine tabi olduğu, kayyımın eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikayette bulunabileceği, vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebileceği, vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi, denetim makamının ise asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, açık kimlik bilgisi ve adresi tespit edilemeyen, uzun süreden beri bulunamayan, mirasçıları da tespit edilemeyen bir kimseye ait uyuşmazlığa konu taşınmazların yönetimi için 3561 sayılı Kanun uyarınca çevre, şehircilik ve iklim değişikliği il müdürünün kayyım olarak atandığı, söz konusu taşınmazların yönetilmesi kapsamında kayyımlık makamı oluru ile bu taşınmazların kiraya verilmesine ilişkin dava konusu ihalelerin gerçekleştirilmesine karar verildiği, uyuşmazlığın taşınmazların kiraya verilmesine ilişkin ihalelerin iptali isteminden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, özel mülkiyete tabi bir taşınmazı yönetmek üzere 3561 sayılı Kanun uyarınca kayyım tayin edilmesinin taşınmazın mülkiyet durumunda değişikliğe yol açmayacağı, söz konusu taşınmaza kamu malı vasfı kazandırmayacağı, dava konusu ihalelerin kayyımın görev ve yetkileri kapsamında taşınmazların yönetilmesi ve korunması amacıyla gerçekleştirildiği, kamu gücü kullanılmadığı, kamu yararından ziyade kayyım atanılan kimsenin hak ve taraf ehliyetinin korunduğu, ihaleler her ne kadar 2886 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilmiş ise de ihalelerden elde edilecek gelirlerin yüzde altmış beş gibi büyük bir kısmının kayyım atanan kimse adına açılacak banka hesabına, geriye kalanın mal varlığının yönetilmesinin karşılığı olarak yönetim hesabına yatırılacağı, davalı idarenin gelir elde etmeyeceği dikkate alındığında, uyuşmazlığın esas itibarıyla 4721 sayılı Kanun ve 3561 sayılı Kanun ile anılan Kanun'un dayanağı olduğu Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmelik'te düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl ifa edileceğine dair ilke ve kurallar dikkate alınmak suretiyle adli yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

b) Yargılama usulü yönünden yapılan incelemede;
Anayasa'nın 142. maddesi uyarınca, Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Kanun yolları da, yargılama usulleri arasında yer alır. Yargı yerlerince yapılacak incelemeler sonunda verilecek kararlardan hangisinin kesin olduğunun belli edilmesi dahi, anılan madde hükmü ile Anayasa'daki temel ilkelere ve güvence kurallarına aykırı olmamak üzere yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır (AYM kararı, E:1985/23, K:1986/2, Karar tarihi: 20/01/1986).
Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa’nın 142. maddesinin de kanuni hakim güvencesinin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Kanuni hakim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usulünün yasayla düzenlenmesini ve dava konusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak bilmesini gerektiren doğal hakim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele alınmaktadır (AYM kararı, Muhammed Deniz başvurusu, B. No: 2014/10728, Karar tarihi:18/07/2018).
Aktarılan kanuni düzenlemelere göre, 6545 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle birlikte 20/07/2016 tarihinden sonra ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı genel kanun yolunun istinaf olarak belirlendiği, yalnızca 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği, 2577 sayılı Kanun'da düzenlenen özel ve istisnai bir yargılama usulü olan ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ise ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın doğrudan temyiz kanun yoluna başvurulabileceği açıktır.
2577 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ilk fıkrası uyarınca, idari yargının görevine giren uyuşmazlıkların çözümü bu Kanun'da gösterilen usullere tabi bulunduğundan ve anılan Kanun'un 20/A maddesinde yer verilen ivedi yargılama usulü öncelikle ve süratle sonuçlandırılması önem taşıyan bazı idari dava türleri için öngörülen özel bir yargılama usulü olduğundan; adli yargının görevinde olduğu değerlendirilen uyuşmazlıklar bakımından Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak usulü belirleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenen özel bir yargılama usulü olan ivedi yargılama usulü uygulanarak karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca, istisnai bir yargılama usulü olan ivedi yargılama usulünün bu şekilde geniş bir yorum yoluyla genel yargılama usulü yerine uygulanmasının Anayasal kurallar uyarınca kanunla belirlenmesi zorunlu olan yargılama usulüne ilişkin konulardan biri olan mahkeme kararlarına karşı başvurulacak kanun yolunu etkileyeceği açıktır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın idari işlem niteliğinde ihale işlemi olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından, çözümü adli yargının görevinde olan, 2577 sayılı Kanun ile bu Kanun'da düzenlenen usullerin uygulanmasına ve öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine imkan bulunmayan ve ivedi yargılama usulü kapsamında yer almayan dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak, genel yargılama usulü yerine ivedi yargılama usulü uygulanarak karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 14/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim