SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/525 E. 2025/1458 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/525

Karar No

2025/1458

Karar Tarihi

9 Nisan 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/525 E. , 2025/1458 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/525
Karar No : 2025/1458

DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av...., Av. ...

DAVALILAR : 1) ...
2) ... İdaresi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Mülkiyeti Maliye Hazinesine ait İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, Gümüşdere Mahallesi, 745 parsel sayılı taşınmazın özelleştirme portföyünden (özelleştirme kapsam ve programından) çıkarılması talebiyle Cumhurbaşkanlığına yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Murisi ... tarafından uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerinde konut, kömürlük, bahçe ve müştemilat olmak üzere inşa edilen sair yapılar hakkında yapılan başvuru üzerine 27/10/2018 tarihli yapı kayıt belgesi düzenlendiği, murisi tarafından kullanılan 1.125,00 m2'lik alan için ecrimisil ödendiği, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin uzun süredir meşru bir kullanıma ve hak sahipliğine dayandığı, hiçbir şekilde haksız şagil sıfatı bulunmadığı, zilyetlikten doğan haklardan yararlanıldığı, yükümlülüklerin de eksiksiz olarak yerine getirildiği, 3096 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 30/12/2012 tarihli dilekçe ile taşınmazın kendisine satışı için talepte bulunduğu, talebine cevap verilmemesi nedeniyle oluşan zımni ret işleminin iptali istemiyle... İdare Mahkemesinin ... sayılı esasına kayden dava açıldığı, yapılan araştırmada taşınmazın özelleştirme portföyüne dahil edildiğinin tespit edildiği, söz konusu işlemin meşru satın alma hakkı ile taşınmaz üzerindeki zilyetliğini açıkça ihlal ettiği, satış talebi tam ve gereği gibi yerine getirilmeden taşınmazın özelleştirme portföyüne alınmasının, kanundan doğan satın alma hakkını kullanılamaz hale getirdiği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMASI : Öncelikle usule ilişkin olarak, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, davacı tarafından bahse konu taşınmaz için başka mahkemelerde dava açıldığından bakılan davaya ilişkin yargı yerinin caiz olup olmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı, kesin yetki kuralının bulunup bulunmadığı gibi hususların dava şartı olduğundan resen araştırılması ve usule aykırılığın tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği; davalılardan Cumhurbaşkanlığınca, özelleştirilen taşınmazın mülkiyet ve tasarruf açısından Hazine ile ilişiğinin kalmadığının açık olduğu, özelleştirme işlemlerini gerçekleştirme konusunda Özelleştirme İdaresi Başkanlığına görev verildiğinden bakılan davanın muhatabının Özelleştirme İdaresi Başkanlığı olduğu ileri sürülmüştür.
Esasa ilişkin olarak ise, 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ve özelleştirme işlemlerinin 31/12/2025 tarihine kadar tamamlanmasına karar verildiği, taşınmazın 25/05/2022 tarihinde idarenin malik hanesine işlenmek suretiyle tapu kütüğüne şerh edildiği, davacı tarafından bu işleme dava açılmadığı, İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne yazılan...tarih ve ... sayılı yazıyla; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesi kapsamındaki Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrasında, "Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlardan özel kanunları kapsamında kalan ve bu özel kanunlara göre değerlendirilmesi gerekenler dışında kalanlar Bakanlığa tahsis edilir." kuralının bulunduğu, ancak 4046 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (B) bendinde "hazırlıkları tamamlanarak özelleştirme programına alınanlar ile doğrudan özelleştirme programına alınanların Kurul kararının alındığı tarihte başka bir işleme gerek olmadan ve bedel alınmaksızın İdareye devredilmiş sayılacağı kuralının yer aldığı, bu kapsamda özelleştirme kapsam ve programına alınan İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi ..., ..,...parsel sayılı taşınmazlara ilişkin alınmış aktif yapı kayıt belgelerinin iptal edilmesinin talep edildiği, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesi kapsamında yapı kayıt belgesi alınan yapıların bulunduğu Hazineye ait taşınmazların yapı kayıt belgesi sahiplerine satışına ilişkin usul ve esasları belirleyen 396 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin “Satılamayacak Taşınmazlar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, özel kanunlar kapsamında kalan ve ilgili idare tarafından satışı uygun görülmeyen taşınmazların satılamayacağı belirtildiğinden taşınmazın 4046 sayılı Kanun kapsamında ihale edilerek satılmasına ilişkin çalışmaların devam ettiği, taşınmazın tapu kütüğüne kayıtlı Maliye Hazinesi arazisi olduğu, davacının haksız bir şekilde taşınmazı işgal ettiği, ecrimisil ödenmesinin davacıya herhangi bir zilyet veyahut malik sıfatı kazandıramayacağı, davacı tarafından Hazineye ait olan taşınmazın üzerinde her bir vatandaşın hakkı olduğu hiçe sayılarak kaçak bir yapı inşa edilerek taşınmazın yıllarca haksız şekilde kullanıldığı, yapı kayıt belgesinin kaçak yapının hukuki statüsünü yasalara uygun hale getirmediği, belgenin Hazineye ait olan bir taşınmaz üzerine yapılmış kaçak bir yapıya ilişkin alınmış bir belge olduğu, davacının ihaleye katılması, taşınmazın değerini ödeyerek gerçek maliki olması önünde de herhangi bir engel bulunmadığı, taşınmaz üzerinde davacı ve davacı durumunda olan kişilerin, özelleştirme işlemleri kapsamında uygulanması gereken kanun olan 4046 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir haklarının bulunmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava; mülkiyeti Hazine'ye ait İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme portföyünden çıkarılması talebiyle Cumhurbaşkanlığı'na yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafından, Maliye Hazinesinin maliki olduğu ve tapuda İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ...parsel sayılı taşınmaz üzerinde, murisinin zilyetliğinde konut, kömürlük, bahçe, müştemilat olmak üzere, sair yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesi doğrultusunda, 27/10/2018 tarihli yapı kayıt belgesi düzenlendiği, daha öncesinde de murisi tarafından bu taşınmaz için ecrimisil ödenilerek zilyetliğinde bulunduğu, söz konusu meşru zilyetliği nedeniyle doğan hak ve yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiği, dava konusu taşınmaz için 31/12/2022 tarihli dilekçe ile başvurularak İmar Kanunu'nun Geçici 16/7. maddesi uyarınca tarafına satış talebinde bulunulduğu, idarenin bu konuda bağlı yetki içinde olmasına rağmen henüz talebinin yerine getirilmediği, İstanbul Valiliğine yapılan satın alma talebinin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında dava açıldığı, daha sonra taşınmazın özelleştirme portföyüne dahil edildiğinin öğrenilmesi üzerine, özelleştirme kapsamından çıkarılması için yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine, zilyetlik ve satın alma haklarına aykırı bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı ileri sürülmektedir.
Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin 2. fıkrasında, "(Ek fıkra: 13/08/1999-4446/1 md.) Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." kuralına yer verilmiştir.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulu'nca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nin 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." düzenlemesi yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında Kurul'un görevlerinin sayıldığı düzenlemelerin yürürlüğü devam etmektedir.
Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin "Kurulların Görevleri" başlıklı Geçici 8. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan Kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş, ancak Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir hükme yer verilmemiştir.


Nitekim 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarihli ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge'ye ekli 1 sayılı Cetvelin 3. sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha ihtiyaç duyulmuştur.
Her ne kadar 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarihli ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine ekli 1 sayılı Listenin 3. sırasında tespit edilmişse de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine aykırıdır.
Zira Genelge niteliğindeki düzenleyici işlemler, kanun veya kanun gücündeki üst hukuk normlarını esas almak suretiyle ve bu kurallara aykırı olmamak koşuluyla uygulamaya dönük hükümler içeren düzenleyici kurallar niteliğindedir. Yetki kuralları idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki kanun veya kanun gücündeki düzenlemelerde açıkça tespiti gerekmektedir. İşletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usullerin Kanun'la düzenlemesi hususu, Anayasa'nın 47/2. maddesi hükmünün de bir gereğidir.
Diğer yandan, Özelleştirme Yüksek Kurulu, Anayasanın amir hükmü gereği özel bir kanun ile kurulmuş olup, herhangi bir bakanlık ya da kamu kurum ve kuruluşu bünyesinde olan bir kurul niteliğinde olmadığından, bu Kurulun 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 8. maddesinde belirtilen "kurul" olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
İş bu dava ise; mülkiyeti Maliye Hazinesine ait İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme portföyünden çıkarılması talebiyle Cumhurbaşkanlığı'na yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemine ilişkindir.
Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre, "Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" özelleştirme uygulamalarında yetkili tek karar organı olarak öngörülen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevi olarak düzenlendiğinden, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu"nun yapısını düzenleyen 3. maddesinin 1. fıkrası, 02/07/2018 tarihli 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, anılan Kanun'un gerek 2. maddesinde gerekse 3. maddesinin diğer fıkralarında Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun hukuki varlığı korunarak, görev ve yetkileri muhafaza edilmiştir.
703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 29. maddesinde, bu KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihi itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı öngörülmüş olup, bu maddede ifade edilen "görülmekte olan işlerin", 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 09/07/2018 tarihinden sonra münhasıran Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait bulunan "Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" hususundaki görevlerin devam eden işler kapsamında olduğundan söz etmek mümkün değildir.
Diğer bir deyişle, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinden önce özelleştirme kapsam ve programına alınmış olan kuruluşlara ait devam eden işleri sonuçlandırmak konusunda Cumhurbaşkanlığı Makamına verilen geçici ve sınırlı yetkinin, 09/07/2018 tarihinden sonra Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kapsayacak şekilde genel ve sürekli bir yetkiye dönüştüğünü kabul etmek hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Zira Anayasa'nın 47. maddesinin 2. fıkrası uyarınca özelleştirmeye ilişkin esas ve usullerin kanun ile düzenlenmesi zorunlu olduğundan ve 4046 sayılı Kanun'da Özelleştirme Yüksek Kuruluna verilen görev ve yetkilerin Kurul'un yapısı yeniden oluşturuluncaya kadar bizzat hangi makam tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmediğinden, 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine dayanılarak Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığı Makamınca kullanılamayacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, Mülkiyeti Hazine'ye ait İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme portföyünden çıkarılması talebiyle Cumhurbaşkanlığına yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü ve Altıncı Dairelerince, Danıştay Onüçüncü Dairesinin davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin 30/05/2023 tarih ve E:2023/1689, K:2023/2728 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2023 tarih ve E:2023/2422, K:2023/3054 sayılı kararıyla bozulması üzerine, taraflara önceden bildirilen 09/04/2025 tarihinde 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan duruşmada, davacı ... ile vekili Av. ...'nın ve davalı idareler vekili Av. ...'in geldikleri, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
19/05/2022 tarih ve 31840 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, aralarında mülkiyeti Maliye Hazinesine ait İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, Gümüşdere Mahallesi, 745 parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu, mülkiyeti Maliye Hazinesi, Elektrik Üretim A.Ş., (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) adına kayıtlı olan ve ekli listede yer alan taşınmaz ve hisselerin özelleştirme kapsam ve programına alınmasına; satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanarak özelleştirilmesine, özelleştirme işlemlerinin 31/12/2025 tarihine kadar tamamlatılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından söz konusu İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme portföyünden çıkarılması talebiyle Cumhurbaşkanlığına başvuruda bulunulmuş, başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerinde murisi Sebahattin Elmacı (vefat eden babası) tarafından konut, kömürlük, bahçe ve müştemilat olmak üzere inşa edilen sair yapılar hakkında yapılan başvuru üzerine toplam yapı ve arsa alanı 76,00 m2 olarak belirtilen 1 adet konuta ilişkin olarak ... tarih ve ... belge numaralı yapı kayıt belgesi düzenlendiği, murisi tarafından kullanılan 1.125,00 m2'lik alan için ecrimisil ödendiği, 3096 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 30/12/2012 tarihli başvuruyla taşınmazın satışı için talepte bulunulduğu, başvuruya cevap verilmemesi nedeniyle oluşan zımni ret işleminin iptali istemiyle... İdare Mahkemesinin ... sayılı esasına kayden dava açıldığı, taşınmazın özelleştirme portföyüne dahil edilmesiyle meşru satın alma hakkı ile taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin açıkça ihlal edildiği, satış talebi tam ve gereği gibi yerine getirilmeden taşınmazın özelleştirme portföyüne alınmasının kanundan doğan satın alma hakkını kullanılamaz hale getirdiği iddiaları ileri sürüldüğünden Dairemizin 25/04/2024 tarihli ara kararıyla, davacı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından; davacı tarafından sunulan... tarih ve ... belge numaralı yapı kayıt belgesine ilişkin olarak herhangi bir işlem tesis edilip edilmediği, belgenin halen geçerli olup olmadığı (iptal edilip edilmediği), yapı kayıt belgesi iptal edilmiş ise, belgenin iptaline ilişkin işleme karşı dava açılıp açılmadığı, açılmış ise davanın kayıtlı olduğu mahkeme esas numarası ile davanın hangi aşamada olduğu, karar verilip verilmediği, söz konusu yapı kayıt belgesi kapsamında taşınmazın alımı istemiyle herhangi bir başvuru bulunup bulunmadığı hususlarının sorulmasına ve bu hususlara ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verilmiş;
Ara kararına verilen cevaplardan, uyuşmazlığa konu İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin ... tarih ve ... yevmiye numaralı tapu senedinde, ... pafta, ... parsel sayılı 9000 m2 yüz ölçümlü tarlanın ... payı F.B.,... payı M.D., ... payı O.D., ...payı davacının murisi... ve ... payı da M.K. adına kayıtlı iken, 12712/2006 tarihinde kesinleşen... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı tapu iptali ve tescili kararına ve Sarıyer Kadastro Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısına ve ... fen sayılı beyannameye göre iki kısma ifraz edilerek, uyuşmazlığa konu ... parsel sayılı 6.242 m2 yüz ölçümlü tarlanın Maliye Hazinesi adına, 2758 m2 yüz ölçümlü tarlanın da malikler adına hükmen ifraz-tescil suretiyle tescil edildiği;
Taşınmazın mahallinde yapılan 13/09/2021 tarihli tespitte, taşınmazın 1.125 m2'lik kısmının 01/01/1992'den beri "konut+bahçe" olarak davacının murisi tarafından kullanıldığı, davacı tarafından 30/12/2022 tarihinde yapılan başvuruyla, söz konusu ... tarih ve ... belge numaralı yapı kayıt belgesine istinaden 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca taşınmazın satışı talebinde bulunulduğu, başvuruya cevap verilmemesi üzerine ... İdare Mahkemesinin ... sayılı esasına kayden dava açıldığı, devamında başvuruya verilen ... tarih ve ... sayılı cevapla, taşınmazın Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ihaleye yoluyla satılacağı, satış ile ilgili işlemlere başlandığının davacıya bildirildiği;
Ardından...tarih ve ... sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Olur'u ile, uyuşmazlığa konu taşınmaz özelleştirme kapsam ve programına alındığından, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesi ve Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslara uyarınca yapının, üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde olduğu tespit edilerek söz konusu yapı kayıt belgesinin iptal edildiği, ancak taşınmazın henüz Özelleştirme İdaresi Başkanlığı mülkiyetine geçmediği ve halen Maliye Hazinesi mülkiyetinde olduğu anlaşılarak ... tarih ve ... sayılı İl Müdürlüğü Olur'u ile yapı kayıt belgesinin tekrar aktifleştirildiği ve taşınmaz özelleştirme kapsam ve programına alındığından yapı kayıt belgesine istinaden herhangi bir işlem tesis edilmediği anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından yapı kayıt belgesine istinaden 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca taşınmazın satışı talebiyle yapılan 30/12/2022 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada,... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla söz konusu işlemin iptaline karar verilmiş, karara yönelik istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, “… Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile, başvuru süresi 15/06/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.), bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile, yapı kayıt bedeli ödeme süresi 30/06/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.) halinde yapı kayıt belgesi verilebileceği düzenlenmiş olup; başvuranların beyanına göre Bakanlık veya yetkilendireceği kurum ve kuruluşlarca verilen yapı kayıt belgelerinin, yapının yeniden yapılması veya kentsel dönüşüm uygulamasına karar verilinceye kadar ilgililere geçici süreliğine bazı haklar tanıdığı; bu bağlamda, 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16/7. maddesinde, yapı kayıt belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazların Bakanlığa tahsis edileceği, yapı kayıt belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin 31/12/2022 tarihine kadar yapacakları satın alma talepleri üzerine taşınmazların Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılacağına yönelik düzenleme getirilmiş olup, aynı Kanun hükmü uyarınca yapı kayıt belgesi verilemeyecek yapılardan olduğu ya da alanlarda bulunduğu anlaşılan ya da Kanun'da açıkça belirtildiği üzere 31/12/2017 tarihinde ve bu tarihten sonra yapıldığı tespit edilen veyahut ilgili özel kanunlarındaki düzenlemeler ile korunan doğal, tarihi ve arkeolojik sit alanları, kültür varlıkları, ormanlar, meralar ve kıyılar gibi alanlarda bulunan yapılar hakkında, aslında düzenlenmemesi gereken yapı kayıt belgesinin düzenlendiğinin anlaşılması durumunda ise, söz konusu yapı kayıt belgesinin, yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca yapı kayıt belgesini düzenleyen idare (Bakanlık) veya Bakanlık tarafından yetkilendirecek kurum veya kuruluş tarafından iptal edilmesi gerektiğine kuşku bulunmamaktadır. …
İlk derece mahkemesi tarafından; uyuşmazlıkta yapı kayıt belgesinin geçerliliğini sürdürdüğü konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, 13/09/2021 tarihli yapı kayıt belgesi tespit tutanağında yapının 31/12/2017 tarihinden önce yapıldığının tespit edildiği, davacının yapı kayıt belgesi aldığı 76 m² alanlı yapının bulunduğu kısım, meri uygulama imar planında konut lejantında kalmakta olup sosyal donatı olarak belirlenmiş bir taşınmaz niteliği taşımadığı, ayrıca özel kanunlara göre değerlendirilmesi gereken bir taşınmaz olduğuna yönelik olarak da dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, dava konusu Hazine taşınmazı, üstün kamu yararı çerçevesinde kamu hizmetine tahsisli bir taşınmaz olmayıp meri imar planında özel mülkiyetine konu olabilecek konut alanı olarak belirlendiği, hal böyle olunca, davacının yapı kayıt belgesine istinaden meri planda konut alanı olarak tanımlı Hazine taşınmazını satın alma hakkı bulunduğundan öncelikli hak sahibi olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, bu durumda, davacının yapı kayıt belgesi aldığı yapının bulunduğu Hazine taşınmazı yönünden öncelikli hak sahibi olmasına karşın davacının yapı kayıt belgesi ve buna bağlı öncelikli satın alma hakkının varlığı göz ardı edilmek suretiyle taşınmazın özelleştirme yoluyla üçüncü kişilere satılacağından bahisle doğrudan satın alma talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hakkaniyet ilkesine ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir. ...
Uyuşmazlıkta, yapı kayıt belgesi ile kayıt altına alınan yapının bulunduğu dava konusu taşınmazın 2863 sayılı Kanun uyarınca belirlenen doğal sit alanında kaldığı anlaşılmakla birlikte 1/5.000 ölçekli Gümüşdere-Kısırkaya Bölgesi Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 1/1.000 ölçekli Gümüşdere - Kısırkaya Bölgesi I. Etap Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının bulunduğu, ancak, dava konusu yapının 20/04/2011 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Gümüşdere- Kısırkaya İtirazlar Nazım İmar Planında “40 kişi/ha. yoğunlukta, max. KAKS.0.10, hmax:6.50 m. ve minimum ifraz 3000 m2 olup bu alanlar 18. madde uygulamasına tabidir.” koşullu “Doğal Değerleri ile Korunacak Düşük Yoğunluklu Konut Alanı” lejantında kalması ve henüz 18. madde uygulamasının yapılmamış olması nedeniyle bu aşamada parsele imar durumunun verilemediği görülmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 4. maddesi ile özel kanun olan 2863 sayılı Kanun'un amacı ile tarihi ve kültürel mirasın korunması ve geleceğe aktarılmasının önemi birlikte değerlendirildiğinde, korunan yerler açısından, kültür varlıklarını koruma bölge kurulundan izin alınmadan inşa edilen yapılar hakkında yapı kayıt belgesi düzenlenemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, 2863 sayılı Kanun kapsamında koruma amaçlı imar planı bulunan alanda kalan ihtilaf konusu taşınmazın sözü edilen plan kapsamında 2863 sayılı Kanun uyarınca belirlenen doğal sit alanında kaldığı anlaşılmakla davacının söz konusu taşınmazı 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca rayiç bedel üzerinden satın alma istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, ... görülmemiştir.” gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüyle İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarelerin usule yönelik itirazı geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT :
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde, bu Kanun'un amacının, bu maddede sayılan "kuruluşların" ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemek olduğu belirtilmiş; 2. maddesinde, özelleştirme uygulamalarında esas alınacak ilkeler düzenlenmiş ve maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Kuruluşların özelliklerine ve içinde bulundukları şartlara göre özelleştirme yöntemlerinin belirlenmesi" ilkesinin esas alınacağı; son fıkrasında, maddede belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda alınacak kararlarda öncelikler ile bunların tabi olacağı özelleştirme uygulamalarına ilişkin esas ve usullerin kuruluşların nitelikleri ve ülke ekonomisinin gerektirdiği şartlar da dikkate alınarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca belirleneceği kurala bağlanmış; 3. maddesinin ikinci fıkrasında Kurulun görevleri sayılarak, (a) bendinde, bu Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların "özelleştirme kapsamına" alınmasına, özelleştirme kapsamına alınanlardan mevcut durumu itibarıyla özelleştirilebilir nitelikte olmayanların mali ve hukuki açıdan "özelleştirmeye hazırlanmasına", hazırlık işlemleri tamamlananların bu işlemlerin tamamlanmasından sonra, hazırlık işlemlerine gerek görülmeyenlerin ise doğrudan "özelleştirme programına" alınmasına karar vermek ve özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek Kurulun görevleri arasında sayılmıştır.
09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinde, "24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un; (...) e) (...) 3. maddesinin birinci fıkrası (...) yürürlükten kaldırılmıştır. f) Geçici 28. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. Geçici Madde 29- Bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır."; "Kurulların görevleri" başlıklı Geçici 8. maddesinde, "Bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde danışma kurulu, koordinasyon kurulu, değerlendirme komitesi ve benzer adlar altında yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul, komisyon, komite, çalışma grubu ve benzeri birimlerden; ilgili bakanlık ve kamu kurum ve kuruluşuna dair bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine aktarılmayanlara ait politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığı politika kurullarına, bunların dışındaki görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılır." kurallarına yer verilmiştir.
02/08/2018 tarih ve 30497 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığının 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelgesinde, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Cumhurbaşkanlığı KHK ile kaldırılan kurul, komisyon ve komitelere, ekli (1) sayılı listede belirtilen mevzuatta verilmiş olan görev ve yetkilerin karşılarında gösterilen kurum ya da makam tarafından kullanılmasının ve mezkur kurul, komisyon ve komitelerin görev ve yetkilerine ilişkin olarak diğer mevzuatta yapılan atıflardan; politika belirleme ve istişari nitelikte olanların ilgili Cumhurbaşkanlığı politika kuruluna, icrai nitelikte olanların ise mezkur listede karşılarında gösterilen ilgili kurum ya da makama yapılmış sayılmasının uygun görüldüğü kurala bağlanmış; Genelge'ye ekli (1) sayılı listenin 3. sırasında yer alan Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği kurum/makam "Cumhurbaşkanı" olarak belirlenmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun "İstisnalar" başlıklı 4. maddesinde, "2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanun'un ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır. (...)" kuralı yer almıştır.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunla 3194 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 16. maddede, "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.
(...)
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
(...)
Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarih ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/06/2014 tarih ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz. ...” kuralına yer verilmiş;
Anılan maddenin 7. fıkrasının ikinci cümlesine 04/07/2019 tarih ve 7181 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle, “akdi haleflerinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “31/12/2019 tarihine kadar yapacakları satın alma” ibaresi eklenmiş; dördüncü cümlesinde yer alan “beşinci fıkrası” ibaresi, “beşinci fıkrası, yapı ve tesisler hakkında ise onbirinci fıkrası” şeklinde değiştirilmiş ve söz konusu 7. fıkra, "Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin 31/12/2019 tarihine kadar yapacakları satın alma talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. ..." halini almıştır.


Yine 08/04/2022 tarih ve 7394 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle 7. fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “31/12/2019” ibaresi “31/12/2022” şeklinde; üçüncü cümlesinde yer alan “Bu durumda elde edilen gelirler” ibaresi ise “Kalanı ise” şeklinde değiştirilmiş ve söz konusu 7. fıkra, "Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin 31/12/2022 tarihine kadar yapacakları satın alma talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. ..." halini almıştır.
396 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Tebliğ'in amacı, 03/05/1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi kapsamında Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların bulunduğu Hazineye ait taşınmazların, Yapı Kayıt Belgesi sahiplerine satışına ilişkin usul ve esasları belirlemektir."; "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Tebliğ, 03/05/1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.";
"Satılamayacak taşınmazlar" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Bu Tebliğ kapsamında; a) 31/12/2017 tarihinden sonra üzerinde yapı yapılan taşınmazlar, b) 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında kalan taşınmazlar, (...) h) Özel kanunlar kapsamında kalan ve ilgili idare tarafından satışı uygun görülmeyen taşınmazlar, (...) ö) Yapı Kayıt Belgesi iptal edilen taşınmazlar, p) Bakanlıkça satışı uygun görülmeyen taşınmazlar, satılamaz." kurallarına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, Anayasa'da yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması için 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nin 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." kuralı yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında Kurulun görevlerinin sayıldığı metin yürürlükte kalmaya devam etmekte olup; 703 sayılı KHK'nin Geçici 8. maddesi ile de, bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilerek, 703 sayılı KHK'nin 85. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında oluşumuna yer verilen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkilerinin Cumhurbaşkanına veyahut yetkilendirilecek kurum ya da makama devredileceği kurala bağlanmıştır.
Nitekim, 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle de, 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin tevdi edildiği makamın "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilerek, 4046 sayılı Kanunla Özelleştirme Yüksek Kuruluna verilmiş görev ve yetkilerin bizzat Cumhurbaşkanınca kullanılacağı açıklığa kavuşturulmuştur.
Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ve Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların; özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek ve satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek hususlarında görevli olan Özelleştirme Yüksek Kurulunun bu görevleri de Cumhurbaşkanına devredildiğinden, 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararında ve dolayısıyla dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
4046 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde ve 1. maddesine ait gerekçede, önceki özelleştirme mevzuatında sadece kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesine ilişkin hükümler yer almakta iken, bu Kanun ile yapılan düzenleme sonucunda Devletin diğer mal ve hizmet üretim birimlerinin de özelleştirme kapsamına alınması suretiyle, özelleştirme uygulamalarının sınırlarının genişletildiği ve Devletin ekonomik alandaki rolünün azaltılmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (A) bendine göre, Hazineye ait taşınmazların kamuya gelir elde etmek amacıyla özelleştirme uygulamaları kapsamında değerlendirilmeleri mümkündür.
Aktarılan imar mevzuatına göre afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması ve gerekli şartların yerine getirilmesi ve bu tarihe kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde yapı kayıt belgesi verilebileceği, yapı kayıt belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına tahsis edileceği, yapı kayıt belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazların Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılacağı, hak sahiplerince satın alma başvurularının 04/07/2019 tarih ve 7181 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle satın alma başvurusu için süre en son 31/12/2019 tarihine kadar, 08/04/2022 tarih ve 7394 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle ise en son 31/12/2022 tarihine kadar illerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüklerine (Milli Emlak Dairesi Başkanlığı veya Milli Emlak Müdürlüğü), ilçelerde Milli Emlak Müdürlüğü yoksa Milli Emlak Şefliklerine yapılacağı, satın alma başvurularının mevzuatta belirtilen usul ve esaslara uygun şekilde incelenerek sonuca bağlanacağı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, her ne kadar davacı tarafından Murisi Sebahattin Elmacı tarafından uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerinde konut, kömürlük, bahçe ve müştemilat olmak üzere inşa edilen sair yapılar hakkında yapılan başvuru üzerine ... tarih ve ... belge numaralı yapı kayıt belgesi düzenlendiği, murisi tarafından kullanılan 1.125,00 m2'lik alan için ecrimisil ödendiği, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin uzun süredir meşru bir kullanıma ve hak sahipliğine dayanmakta olduğu, taşınmazın özelleştirme portföyüne dahil edilmesiyle meşru satın alma hakkı ile taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin açıkça ihlal edildiği, satış talebi tam ve gereği gibi yerine getirilmeden taşınmazın özelleştirme portföyüne alınmasının kanundan doğan satın alma hakkını kullanılamaz hale getirdiği iddia edilmiş ise de, davacı tarafından yapı kayıt belgesine istinaden 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca taşınmazın satışı talebiyle yapılan 30/12/2022 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, söz konusu işlemin iptaline dair... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yönelik istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla, “… 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 4. maddesi ile özel kanun olan 2863 sayılı Kanun'un amacı ile tarihi ve kültürel mirasın korunması ve geleceğe aktarılmasının önemi birlikte değerlendirildiğinde, korunan yerler açısından, kültür varlıklarını koruma bölge kurulundan izin alınmadan inşa edilen yapılar hakkında yapı kayıt belgesi düzenlenemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, 2863 sayılı Kanun kapsamında koruma amaçlı imar planı bulunan alanda kalan ihtilaf konusu taşınmazın sözü edilen plan kapsamında 2863 sayılı Kanun uyarınca belirlenen doğal sit alanında kaldığı anlaşılmakla davacının söz konusu taşınmazı 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca rayiç bedel üzerinden satın alma istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde ve işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.” gerekçesine yer verilerek istinaf başvurusunun kabulüyle İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar verildiği ve kararın kesinleştiği dikkate alındığında, aktarılan Bölge İdare Mahkemesi kararıyla söz konusu yapı kayıt belgesine istinaden davacının herhangi bir hak sahipliği bulunmadığının yargı kararıyla tespit edilmiş olması karşısında, davacı tarafından yapı kayıt belgesine istinaden ileri sürülen hususların uyuşmazlığa konu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına engel teşkil edecek nitelikte olmadığı açıktır.
Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'un genel gerekçesine, Kanun'da belirtilen ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama şeklindeki genel amaç ile Hazineye ait taşınmazların özelleştirme uygulamaları kapsamında değerlendirilmesinde geçerli olan kamuya gelir elde etme şeklindeki özel amaca ve özelleştirme ilkelerine uygun olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlığa konu İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararında ve dolayısıyla taşınmazın özelleştirme portföyünden (özelleştirme kapsam ve programından) çıkarılması talebiyle Cumhurbaşkanlığına yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


(X) KARŞI OY :
Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin ikinci fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." düzenlemesi yürürlükten kaldırılmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un, Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır.
Her ne kadar, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kurulların Görevleri" başlıklı Geçici 8. maddesinde, bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul ve benzeri birimlerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin, Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir.
Nitekim, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge'ye ekli 1 sayılı cetvelin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur.
Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alma konusunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine açıkça aykırıdır.



Yetki kuralları, idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki ve Anayasa'nın 47. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü gereğince, kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın, üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelge'ye ekli 1 sayılı listenin üçüncü numarasında Genelge ile tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemin, yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in, bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 18/05/2022 tarihli kapsam ve programa alma işleminin 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez.
Nitekim, değinilen Geçici 29. maddedeki, "... veya yetkilendireceği makam ..." ibaresinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinde açılan davada verilen 07/12/2023 tarih ve E:2018/117, K:2023/212 sayılı kararda Anayasa Mahkemesi de Geçici 29. maddeyi incelerken aynı yönde değerlendirme yapmıştır.
Bu itibarla, mülkiyeti Maliye Hazinesi, Elektrik Üretim A.Ş. ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. adına kayıtlı olan taşınmazların ve hisselerin; özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının uygulanarak özelleştirilmesine ve özelleştirme işlemlerinin 31/12/2025 tarihine kadar tamamlanmasına ilişkin 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un Geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığı açıktır.
Kaldı ki, Geçici 29. maddeyle, sadece bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görülmekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun Geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir.

Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığa konu İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yetki yönünden hukuka aykırı olduğundan, söz konusu taşınmazın özelleştirme portföyünden (özelleştirme kapsam ve programından) çıkarılması talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine dair dava konusu işlemin iptali gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.







10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim