SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/3414 E. 2025/1854 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/3414

Karar No

2025/1854

Karar Tarihi

7 Mayıs 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/3414 E. , 2025/1854 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/3414
Karar No:2025/1854

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Başkanlığı)
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Petrolcülük A.Ş. (... A.Ş) adına Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) ... tarih ve... sayılı kararıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca verilen 313,790,00-TL idari para cezasının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ...tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; depolama lisansı ile faaliyet gösteren dava dışı ... Petrolcülük A.Ş. hakkında 20/03/2006 tarihinde yapılan denetimde 13 adet tankı lisansız olarak kullanmak suretiyle lisanssız depolama faaliyeti yürüttüğü tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 19/2-b-2 maddesi uyarınca 313,790,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 29/12/2008 tarih ve E:2006/5337, K:2008/8371 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/07/2013 tarih ve E:2009/1037, K:2013/2409 sayılı kararıyla anılan kararın onanarak kesinleşmesi üzerine, ... A.Ş. adına ödeme emri düzenlenmesine rağmen kamu alacağının tahsil edilemediği, malvarlığı araştırması sonucunda şirket adına malvarlığı kaydına rastlanılmadığı, bu şekilde şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirketin ortağı ve kanuni temsilcisi olan davacı adına 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği;
Davalı idarenin savunmasında her ne kadar adı geçen şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketin yeterli mal varlığına rastlanmadığı, bu nedenle şirket ortağı ve kanuni temsilci sıfatıyla davacı hakkında ödeme emrinin düzenlendiği ileri sürülmüş ise de, davacının ... A.Ş.'ye idari yaptırıma konu olan fiilin işlendiği 20/03/2006 tarihinden sonraki bir tarihte 07/10/2010 tarihinde ortak olduğu ve işbu durumun 12/10/2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, dolayısıyla idari yaptırıma konu fiilin davacının anılan şirkete ortak olmadığı bir dönemde gerçekleştiği göz önüne alındığında, davacının hukuken ve fiilen şirketin ortağı olmadığı bir dönemde işlenen fiillerden kaynaklanan kamu alacağından sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, kamu alacağının şirketten tahsil edilemediğinden bahisle, şirket ortağı ve kanuni temsilcisi sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince, Dairemizin... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi kapsamında kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci olarak görev yapmasının, kanuni temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterli olduğu, keza, fiil tarihinde görevde olmayıp daha sonra yöneticilik görevinde bulunan ve amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya geldiğinde bu görevi devam eden kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebileceği;
Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 20/03/2006 tarihli fiil sebebiyle tesis edildiği, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizce davanın reddi yönünde verilen kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/07/2013 tarih ve E:2009/1037, K:2013/2409 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği;
Davacının ... A.Ş.'de tespitin yapıldığı tarihte kanuni temsilci olmadığı açık ise de, 07/10/2010 tarihinde ortak olduğu ve 12/10/2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde bu durumun ilan edildiği, ... tarih ve ... no.lu karar ile davacının 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, kararın ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, 11/03/2014 tarihinde alınan... no.lu karar ile davacının yeniden 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, kararın ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği,
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının idari para cezalarına konu fiilin işlenmesinden önce yönetim kurulu üyesi olarak tayin edilmediği ancak amme alacağının tahsil edilebilir aşamaya geldiği dönemde şirkette görev yapan kanuni temsilci sıfatının bulunduğu anlaşıldığından, söz konusu borçtan sorumlu olduğu, dolayısıyla hakkında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı;
Öte yandan, kanun koyucu tarafından, Kurulca karara bağlanmış, ancak tahsilatı tamamlanmamış idari para cezalarının, işlenen fiil için 5015 sayılı Kanun'un "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde fiil tarihinden sonra 08/02/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle daha düşük bir idari para cezası uygulanması öngörülmüş ise asgari maktu hadden tahsil edilmesinin vergi dairesine bir görev olarak verildiği, tahsilat aşamasına özgü olan anılan kuralın, idari para cezasının iptali istemiyle açılan davalarda dikkate alınmasına gerek bulunmadığı,
Bu itibarla, dava konusu ödeme emrine dayanak alınan idari para cezasına konu olan fiilin sübuta ermiş olması ve idari para cezası miktarında lehe olan değişikliğin tahsilat aşamasında vergi dairesince dikkate alınacak olması sebebiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, idari para cezasının nedeni olan fiilin işlendiği tarihte şirket ortağı sıfatının bulunmadığı, ... A.Ş.'ye 07/10/2010 ila 01/12/2016 tarihleri arasında ortak olduğu, hiç bir dönem şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı, ödeme emrine konu borçtan sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
03/07/2024 tarih ve 32591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 161 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 18. maddesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Onikinci Bölümü'ne eklenen Geçici 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği 01/09/2024 tarihi itibarıyla vergi dairesi başkanlıklarının, bulundukları ilin adı ile Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlık olarak görevlerine devam edeceği kuralına yer verildiğinden kapatılan Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı yerine Ankara Defterdarlığının hasım mevkiinde gösterilmek suretiyle dosyanın incelenmesine geçildi.

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Depolama lisansı ile faaliyet gösteren ... Petrolcülük A.Ş. hakkında, 20/03/2006 tarihinde yapılan denetimde 13 adet tankı lisansız olarak kullanmak suretiyle lisanssız depolama faaliyeti yürüttüğü tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan 19/2-b-2 maddesi uyarınca sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyette bulunmaktan ... tarih ve .../... sayılı kurul kararıyla 313.790,00-TL idari para cezası verilmiştir.
Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 29/12/2008 tarih ve E:2006/5337, K:2008/8371 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karar temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/07/2013 tarih ve E:2009/1037, K:2013/2409 sayılı kararıyla onanmıştır.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına (... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne) anılan kararın 24/07/2013 tarihinde kesinleştiğinin ... tarih ve ... sayılı yazı ile bildirilmesi üzerine, ... A.Ş. hakkında... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenmiş, kamu alacağının şirketten tahsil edilememesi ve malvarlığı araştırması sonucunda şirket adına malvarlığı kaydına rastlanmaması sebebiyle kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, söz konusu idari para cezasının tahsili amacıyla ... A.Ş.'nin bir dönem yönetim kurulu üyesi olan davacı adına kanuni temsilcisi sıfatıyla 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin düzenlenmesi üzerine anılan ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir." kuralı yer almaktadır.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Yönetim ve Temsil" başlıklı 365. maddesinde, "Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır."; "Yönetimin Devri" başlıklı 367. maddesinde, "(1) Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında yazılı olarak bilgilendirir. (2) Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir."; "Temsil Yetkisi" başlıklı 370. maddesinde, "(1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. (2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.", "Kapsam ve sınırlar" başlıklı 371. maddesinde ise, "(1) Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler.(...)" kurallarına yer verilmiştir. Ayrıca, Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayımlanan Seri A Sıra 1 Numaralı Tahsilat Genel Tebliği'nin "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlıklı kısmın 5. maddesinde, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 319 ve müteakip maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 370 ve müteakip maddelerine göre, temsil yetkisi murahhas azalara veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmamış ise yönetim kurulu üyelerinin kanuni temsilci sıfatını taşıdığı, buna göre, amme alacağının anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliğin malvarlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde tüzel kişiliğin kanuni temsilcisi konumundaki yönetim kurulu üyelerinin şahsi malvarlıklarından takip ve tahsili cihetine gidilmeden önce, şirket esas sözleşmesinin ve ticaret sicili kayıtlarının tetkik olunması, temsil salahiyetinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya birkaç üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmış olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, yapılacak tespit sonucunda, şirketi temsil salahiyetinin murahhas üye veya üyeler ile müdür olarak üçüncü kişilere bırakıldığının anlaşılması halinde amme alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilmesi, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem yapılmamasının icap ettiği düzenlenmiştir.


HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, anonim şirketlerde, temsil ve ilzam yetkisinin yönetim kurulu üyelerinden bir kısmına ya da müdür sıfatıyla üçüncü bir kişiye verilebilmesi mümkün olup, bu yetkinin verilmesi halinde asıl borçludan alınamayan vergi borçlarının tahsili amacıyla ancak temsil ve ilzam yetkisi taşıyan kişiler nezdinde takip yapılabilecektir.
Dosyasının incelenmesinden, davacının 07/10/2010 tarihinde ortak olduğu ... A.Ş.'ye 30/04/2013 tarih ve ... no.lu karar ile 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, aynı kararda yönetim kurulu başkanlığına seçilen A.B. ve yönetim kurulu başkan yardımcılığına seçilen K.A.'nın şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, kararın... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, 11/03/2014 tarihinde alınan ... no.lu karar ile davacının yeniden 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, şirketi temsil ve ilzama aynı şekilde yönetim kurulu başkanlığına seçilen A.B. ve yönetim kurulu başkan yardımcılığına seçilen K.A.'nın yetkilendirildiği, kararın ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği görülmektedir.
Her ne kadar davacı 30/04/2013 ve 11/03/2014 tarihli olağan genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş ise de şirketin temsil ve ilzam yetkisi diğer yönetim kurulu üyelerine verildiğinden, davacının bu dönemler için kanuni temsilci sıfatı bulunmadığı açıktır.
Bu durumda, davacının idari para cezasına konu fiil tarihi ya da kamu alacağının tahsil edilebilir aşamaya geldiği dönemde şirketin kanuni temsilcisi olmadığı anlaşıldığından, söz konusu borçtan sorumluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla hakkında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2\. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/05/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim