SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/313 E. 2025/2031 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/313

Karar No

2025/2031

Karar Tarihi

20 Mayıs 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/313 E. , 2025/2031 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/313
Karar No : 2025/2031

DAVACI : ... Tarım Sanayi Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1) ...
2) ... İdaresi Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...

DAVANIN KONUSU: Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin olarak 03/08/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptaline dair 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu işlemin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu, ihalenin Cumhurbaşkanı onayına sunulması gerekmediği gibi Cumhurbaşkanının ihaleyi iptal etme yetkisinin de bulunmadığı, Özelleştirme Yüksek Kurulunca belirlenen parasal sınırın altında kaldığı, Danıştay Onüçüncü Dairesince 2022/4391 esasına kayıtlı dosyada ihalede rekabet şartlarının oluştuğu ve ihalenin iptali için başkaca neden bulunmadığı gerekçesiyle ihalenin iptalinin hukuka aykırı olduğuna karar verildiği, anılan kararın uygulanmamasını sağlamak adına tesis edilen dava konusu işlemin sebep ve amaç unsurları yönüyle açıkça hukuka aykırı olduğu, yargı kararının uygulanarak ihale sürecinin tamamlanması gerektiği, hukuka uygun işlemin idarece her zaman geri alınamaz veya iptal edilemez olduğu, hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırılık oluştuğu, ihalenin iptalini gerektiren hiçbir hususun bulunmadığı, takdir yetkisinin yerinde kullanılmadığı, kamu yararının hedeflenmediği, dava konusu işlemin gerekçesiz olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMASI : Öncelikle usule ilişkin olarak, dava konusu işlem hukuka uygun olarak tesis edildiğinden davacının davayı açmada hukuki menfaatinin bulunmadığı, davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığı tespit edilerek süresinde açılmamışsa reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
Esasa ilişkin olarak ise, Cumhurbaşkanınca Özelleştirme Yüksek Kurulu sıfatıyla ihalenin iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu, yürütmenin durdurulması kararının gereğini yerine getirmek üzere gerekli işlemler tesis edilerek ihale sonucunun 11/09/2018 tarih ve 2018/8 sayılı Genelge uyarınca Cumhurbaşkanlığı onayına sunulduğu ve yapılan değerlendirme neticesinde Cumhurbaşkanınca ihalenin iptaline karar verildiği, davacının ihale ilanı ve ihale şartnamesindeki hükümleri aynen kabul ederek ihaleye girdiği, dolayısıyla idarenin ihaleyi yapıp yapmamakta serbest olduğunu bilerek ihaleye girmiş ve ona göre teklif vermiş olduğu, dava konusu işlemin 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun ile ihale ilanı ve ihale şartnamesi çerçevesinde usul ve hukuka uygun olarak tesis edildiği, benzer davaların reddine karar verildiği, gerek 4046 sayılı Kanun'da gerekse Özelleştirme Uygulamalarında Değer Tespiti ve İhale Yönetmeliği'nde özelleştirme işlemlerine ilişkin yapılan ihalenin sonuçlanmasından sonra ihalede oluşan ihale bedelinin sonradan güncellenebileceğine dair ne açık ne de dolaylı bir düzenleme bulunmadığından, gerçekleştirilen ihalede oluşan ihale bedelinin sonradan güncellenebilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı, yapılacak ihalelere esas teşkil edecek değer tespitine ilişkin raporun değer tespit komisyonunca hazırlandığı, bu rapor ile birlikte değer tespit komisyonu kararının ihale komisyonuna sunulduğu, ihale komisyonunca görüşmeler yapılırken değer tespit komisyonunun verdiği kararın dikkate alındığı, ihale komisyonunca verilen nihai kararın (ihalede oluşan bedele göre) onaylanmak üzere Cumhurbaşkanı onayına sunulması üzerine tespit komisyonu ve ihale komisyonunun görevinin sona erdiği, bu nedenle gerek tespit komisyonunca gerek ihale komisyonunca ihale tamamlandıktan sonra ihale neticesinde oluşan bedelin güncellenmesi hususunda işlem tesis edilmesinin mümkün olmadığı, Cumhurbaşkanının görev ve yetkisinin ihale komisyonunca verilen nihai kararları değiştirmeksizin onaylamak veya onaylamamak olduğu, dolayısıyla ihale komisyonunca verilen ve onaylanan nihai ihale komisyonu kararının değiştirilerek ihale bedelinin güncellenmesine karar verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, ihale bedelinin güncellenebileceğinin kabul edilmesi halinde güncellemenin ne şekilde ve hangi kriterlere dayanılarak yapılacağına dair yasal bir düzenleme de bulunmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava; Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ...parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin olarak 03/08/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptaline dair 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Dava dosyasının ve Dairenin 2022/4391 sayılı esasına kayıtlı dosyanın birlikte incelenmesinden; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca ... tarih ve ... sayılı Olur'a istinaden, özelleştirme kapsam ve programında bulunan Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı, 113.940,59 metrekare yüzölçümlü taşınmazın satış yöntemi ile özelleştirilmesini teminen kapalı zarf içerisinde teklif almak, sonrasında görüşmeler yapmak ve pazarlık usulü uygulanmak suretiyle ihaleye çıkarıldığı, ihalede 8 adet ihale dokümanı satın alındığı, 03/08/2022 tarihinde 7 isteklinin katılımıyla gerçekleştirilen nihai pazarlık görüşmelerinde tüm teklif sahiplerinden yazılı olarak 1 tur elemesiz kapalı zarf içerisinde teklif alınıp kapalı zarf içerisinde teklif almak suretiyle 2 elemeli yazılı tur yapıldığı, yapılan elemeli turlar neticesinde 2 teklif sahibinin elenmesiyle, geriye kalan 5 teklif sahibinin katılımı ile açık artırma gerçekleştirildiği, açık artırma sırasında 3 teklif sahibinin 2. turun sonunda çekildiği ve geriye kalan 2 teklif sahibi ile açık artırmaya 2 tur daha devam edildiği, açık artırma sonucunda alınan ... tarih ve ... sayılı ihale komisyonu kararı ile taşınmazın 6.000.0000,00-TL bedelle en yüksek teklifi veren davacı ... Petrol Turizm Taşımacılık Tarım Sanayi Ticaret A.Ş.'ye İhale Şartnamesi çerçevesinde satılmasına, ... Petrol'ün sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde teminatının idare lehine irat kaydedilmesine ve ihalenin iptal edilmesine ve bu hususların Başkanlık makamının onayına sunulmasına karar verildiği, Başkanlık makamının ... tarih ve ... sayılı Olur'u ile, ... tarih ve ... sayılı ihale komisyonu kararı onaylanmayarak, ihalenin iptal edilmesine ve söz konusu ihale için yatırılan geçici teminatın iade edilmesine karar verildiği, bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu taşınmazın satışı için gerçekleştirilen ihalenin ... tarih ve ...sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Olur'u ile iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle Danıştay 13. Dairesinin 2022/4391 sayılı esasına kayden dava açıldığı; anılan davada Dairenin 03/04/2023 tarihli kararıyla, "Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 19/12/2022 ve 22/02/2023 tarihli ara kararlarına verilen cevaplar ile dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ...parsel numaralı, 113.940,59 metrekare yüzölçümlü taşınmazın satış yöntemi ile özelleştirilmesini teminen 03/08/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalede en yüksek teklifin 6.000.000,00-TL ile davacı tarafından verildiği ve taşınmazın davacıya satışına ilişkin ihale komisyonu kararının Başkanlık makamı Oluru ile onaylanmayarak ihalenin iptal edilmesine karar verildiği, idarece ihalenin iptal edilmesine ilişkin sebebin rekabetin sağlanmaması olarak gösterildiği, ancak ihalede nihaî pazarlık görüşmelerinin 7 (yedi) yatırımcının katılımı ile gerçekleştirildiği, elemeli turlarda 2 (iki) teklif sahibinin elenmesi üzerine 5 (beş) teklif sahibinin katılımıyla açık artırma yapıldığı, yapılan açık artırma sırasında 3 (üç) teklif sahibinin 2. (ikinci) tur sonunda çekildiği, geriye kalan 2 (iki) teklif sahibi ile açık artırmaya 3 (üç) tur daha devam edilerek toplamda 5 (beş) tur açık artırma ile teklif alındığı, açık artırma görüşmeleri sırasında teklif sahipleri tarafından verilen teklif bedelleri ile açık artırma sonucunda en yüksek teklifi veren davacının teklif ettiği 6.000.000,00-TL'lik bedelin, taşınmazın... tarih ve ... sayılı Değer Tespit Komisyonu kararında belirlenen satış değeri bedelinin çok üzerinde olduğu dikkate alındığında, ihalede rekabetin sağlanmadığına ilişkin herhangi bir somut gerekçenin veya takdir yetkisinin ihalenin iptal edilmesi yolunda kullanılmasına ilişkin başkaca geçerli bir hukukî sebebin davalı idare tarafından ortaya konulamadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, özelleştirme kapsam ve programında bulunan Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel numaralı, 113.940,59 metrekare yüzölçümlü taşınmazın satışı için 03/08/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin ... tarih ve...sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Olur'u ile iptaline ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği,
Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar gereğinin yerine getirilmesi amacıyla taşınmaza ilişkin gerekli işlemlere başlanılarak, söz konusu ... tarih ve ... sayılı ihale komisyonu kararının Cumhurbaşkanlığı onayına sunulduğu, ancak 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla ihale komisyonu kararının onaylanmamasına ve ihalenin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından; dava konusu işlemin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu, ihalenin Cumhurbaşkanı onayına sunulması gerekmediği gibi Cumhurbaşkanının ihaleyi iptal etme yetkisinin de bulunmadığı, Özelleştirme Yüksek Kurulunca belirlenen parasal sınırın altında kaldığı, Danıştay Onüçüncü Dairesince 2022/4391 esasına kayıtlı dosyada ihalede rekabet şartlarının oluştuğu ve ihalenin iptali için başkaca neden bulunmadığı gerekçesiyle ihalenin iptalinin hukuka aykırı olduğuna karar verildiği, anılan kararın uygulanmamasını sağlamak adına tesis edilen dava konusu işlemin sebep ve amaç unsurları yönüyle açıkça hukuka aykırı olduğu, karar uygulanarak ihale sürecinin tamamlanması gerektiği, hukuka uygun işlemin idarece her zaman geri alınamaz veya iptal edilemez olduğu, hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırılık oluştuğu, ihalenin iptalini gerektiren hiçbir hususun bulunmadığı, takdir yetkisinin yerinde kullanılmadığı, kamu yararının hedeflenmediği, dava konusu işlemin gerekçesiz olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarece; Cumhurbaşkanınca Özelleştirme Yüksek Kurulu sıfatıyla ihalenin iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu, yürütmenin durdurulması kararının gereğini yerine getirmek üzere gerekli işlemler tesis edilerek ihale sonucunun 11/09/2018 tarih ve 2018/8 sayılı Genelge uyarınca Cumhurbaşkanlığı onayına sunulduğu ve yapılan değerlendirme neticesinde Cumhurbaşkanınca ihalenin iptaline karar verildiği, davacının ihale ilanı ve ihale şartnamesindeki hükümleri aynen kabul ederek ihaleye girdiği, dolayısıyla idarenin ihaleyi yapıp yapmamakta serbest olduğunu bilerek ihaleye girmiş ve ona göre teklif vermiş olduğu, dava konusu işlemin 4046 sayılı Kanun ile ihale ilanı ve ihale şartnamesi çerçevesinde usul ve hukuka uygun olarak tesis edildiği, benzer davaların reddine karar verildiği savunulmaktadır.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un (Kanun) "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasında Kurul'un görevleri sayılarak, (d) bendinde, özelleştirme programına alınan kuruluşların "satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflarla gerçek ve/veya özel hukuk tüzel kişilerine devredilmesi" yöntemleriyle yapılan ihaleler sonucunda ihale komisyonlarınca verilen nihai kararları onaylama yetkisinin, Kurul'un görevleri arasında olduğu belirtilmiştir.
09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesi ile Kanun'a eklenen Geçici 29. maddede, "Bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır." kuralına yer verilmiştir.
Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel Numaralı Taşınmazın Satış Yöntemiyle Özelleştirilmesine İlişkin İhale Şartnamesi'nin "İhalenin Onayı" başlıklı 12. maddesinde, ihale komisyonu tarafından ihale sonucunda verilen nihaî kararın 4046 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde onaya sunulacağı, sözleşmenin imzalanabilmesi için komisyonun nihai kararının onaylanması gerektiği, onaya sunulma öncesinde Cumhurbaşkanlığının 11/09/2018 tarih ve 2018/8 sayılı Genelgesi uyarınca ilgili merciler nezdinde idarece gerekli işlemlerin tesis edileceği, bu işlemler neticesinde ihale sonuçlarının onaya sunulacağı, teklif sahipleri/alıcının nihai kararın onaylanmaması veya gecikerek onaylanması, taşınmazın devrinin gecikmesi veya yapılamaması veya başka bir nedenle zarar, ziyan ve benzeri ad altında herhangi bir talepte bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt ettiği, ihalenin onaylandıktan sonra kesinleşeceği ve ihale sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanacağı; "Diğer Hususlar" başlıklı 21. maddesinde, idarenin, ihale işlemlerini 4046 sayılı Kanun çerçevesinde yürüttüğü, ihalenin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na tabi olmadığı ve idarenin ihaleyi yapıp yapmamakta serbest olduğu kurala bağlanmıştır.
4046 sayılı Kanun'a göre, Kanun'da "kuruluş" olarak sayılan genel ve katma bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının, Kurul'ca, belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmesi yoluna gidilebileceği, genel bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmeti ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının mülkiyet devri suretiyle özelleştirilmesinin mümkün olduğu, Özelleştirme Yüksek Kurulunun (Cumhurbaşkanının) yapılan ihaleler sonucunda ihale komisyonunca verilen nihai kararları onaylama yetkisini haiz olduğu, ihale şartnamesi uyarınca ihale komisyonu kararlarının Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasından sonra kesinleşeceği anlaşılmaktadır.
Özelleştirme ihalelerinde, Cumhurbaşkanı'nın ihale komisyonunca verilen nihai kararları onaylama/onaylamama konusunda takdir yetkisine sahip olduğu, ancak bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gerektiği açık olup, bu yetki kullanılırken hukuken geçerli seçenekler arasından tercihte bulunulması ve ihalenin yapılıp yapılmaması noktasında makul ve meşru sebepler dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir. İhale işlemleri bakımından takdir yetkisinin denetiminde temel ihale ilkelerinin gözetilmesi ve hukuki güvenirlik, idari istikrar gibi ilkelerin de dikkate alınması gerektiği kuşkusuzdur.
Cumhurbaşkanı'na ihaleyi onaylama ya da onaylamayarak iptal etme konusunda tanınan yetki, ihale işlemlerinin sırf mevzuata uygunluğunu denetlemeye yönelik olmayıp, aynı zamanda ihale konusu işin özelliklerini, benzer işlere ilişkin diğer ihalelerin sonuçlarını ve ihalede oluşan fiyatın piyasa şartlarına uygun olup olmadığı konusunda Cumhurbaşkanı'nın, yerindelik denetimi yaparak idare menfaatini koruması amacıyla düzenlenmiştir.
Hem hukuka uygunluk ve hem de yerindelik denetimi yapılarak bu konuda alınan idari kararın yargısal denetimi de özellik göstermektedir. Başka bir anlatımla, 4046 sayılı Kanun'da ihale komisyonu kararlarını onaylama zorunluluğu getirilmemesi nedeniyle, idareye tanınan yetkinin onaylamama yönünde kullanılması halinde, bu yetkinin kamu yararına kullanıldığının ispatı bakımından, hukuken kesin delil niteliği taşıyan belgelere dayanılması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Dolayısıyla, ihale iptali işleminin idari davaya konu edilmesi halinde, gerek davalı idarenin yapacağı açıklamalar ve sunduğu belgeler, gerek re'sen yapılacak araştırma sonucunda elde edilen bulgular işlemde kamu yararına aykırılık bulunmadığını ortaya koyar nitelikte ise işlemde, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırılıktan söz edilemez.
Dairenin 27/03/2024 tarihli ara kararıyla davalı idarelerden; uyuşmazlığa konu ihalede takdir yetkisinin, ihale komisyonu kararının onaylanmayarak ihalenin iptal edilmesi yönünde kullanılmasının somut gerekçesinin bildirilmesinin istenilmesine, ihalenin iptal edilmesinden sonra taşınmazın satış yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla yeniden ihaleye çıkarılıp çıkarılmadığının sorulmasına, çıkarıldıysa buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenmesine karar verilmiş; zelleştirme İdaresi Başkanlığınca ara kararına verilen 10/05/2024 tarihli cevapla, özelleştirme ihalelerine yönelik kararlar alınırken kamu yararının gözetilmesinin zorunluluk arz ettiğinin açık olduğu, ihalenin iptaline dair karar alınmadan önce de kamu yararı çerçevesinde güncel koşulların yeniden değerledirildiği, ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, aynı zamanda değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı dikkate alınarak ihalenin iptal edildiği ve taşınmazın yeniden ihaleye çıkarılmadığı belirtilmiştir.
04/06/2024 tarihli ara kararıyla davalı idarelerden; ihale daha önce Cumhurbaşkanı onayına sunulmayıp ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Olur'u ile iptal edilmiş iken, Dairece verilen 03/04/2023 tarih ve E:2022/4391 sayılı yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar sonrasında Cumhurbaşkanı onayına sunulmasının sebepleri ile bu konuda herhangi bir düzenleyici işlem (genelge, tebliğ, yönetmelik vb.) bulunup bulunmadığının sorularak, varsa bunlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiş;
Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca verilen 17/07/2024 tarihli cevapla, ihalelerde belirlenen değerin onay tarihindeki Türk lirası karşılığının bir milyon ABD dolarının altında kalması hâlinde onaylama işleminin İdarece gerçekleştirildiği, bununla birlikte bu sınırlar içerisinde gerektiğinde görev ve yetkinin asıl sahibi olan Kurulca karar alınamayacağı anlamına gelmediği, ihaleye dair işlemlerin yargı kararının yerine getirilmesi açısından önem arz etmesi nedeniyle görev ve yetkinin asıl sahibi tarafından incelenerek değerlendirilmesi ve yapılacak değerlendirmeye göre karar verilmesinin daha doğru olacağı kanaatine varılarak ihale komisyonu kararının onay için Cumhurbaşkanına arz edildiği belirtilmiştir.
Bu durumda, Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın satış yöntemi ile özelleştirilmesini teminen gerçekleştirilen ihalede en yüksek teklifin davacı tarafından verildiği ve taşınmazın davacıya satışına ilişkin ihale komisyonu kararının Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanmayarak ihalenin iptal edildiği, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 27/03/2024 tarihli ara kararına verilen cevapta, ihalenin iptali gerekçesi olarak ihalenin iptaline dair karar alınmadan önce kamu yararı çerçevesinde güncel koşulların yeniden değerlendirildiği, ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, aynı zamanda değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığının ifade edildiği, ancak takdir yetkisinin ihalenin iptal edilmesi yolunda kullanılmasına ilişkin geçerli bir hukukî sebebin davalı idareler tarafından ortaya koyulamadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan her ne kadar davalı idarelerce, değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kalması sebebiyle ihalenin iptal edildiği belirtilmiş ise de, taşınmazın ihale üzerinde bırakılan davacıya satışı durumunda ihale bedeli güncellenebilecek olup emsal yargı kararları da bu yöndedir.
Bu itibarla, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin olarak gerçekleştirilen ihalenin iptaline dair 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin olarak 03/08/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptaline dair dava konusu, 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 06/05/2025 tarihinde, davacı vekili Av.... ve davalı idareler vekili Av. ...'in geldikleri, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
Dava dosyasının Dairemizin 2022/4391 sayılı esasına kayıtlı dosya ile birlikte incelenmesinden; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca ... tarih ve ...sayılı Olur'a istinaden, özelleştirme kapsam ve programında bulunan Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı, 113.940,59 metrekare yüzölçümlü taşınmazın satış yöntemi ile özelleştirilmesini teminen kapalı zarf içerisinde teklif almak, sonrasında görüşmeler yapmak ve pazarlık usulü uygulanmak suretiyle ihaleye çıkılmıştır.
İhalede 8 adet ihale dokümanı satın alınmış, 03/08/2022 tarihinde 7 isteklinin katılımıyla gerçekleştirilen nihai pazarlık görüşmelerinde tüm teklif sahiplerinden yazılı olarak 1 tur elemesiz kapalı zarf içerisinde teklif alınmış ve kapalı zarf içerisinde teklif almak suretiyle 2 elemeli yazılı tur yapılmıştır.
Yapılan elemeli turlar neticesinde 2 teklif sahibinin elenmesiyle, geriye kalan 5 teklif sahibinin katılımı ile açık artırma gerçekleştirilmiş, açık artırma sırasında 3 teklif sahibi 2. turun sonunda çekilmiş ve geriye kalan 2 teklif sahibi ile açık artırmaya 2 tur daha devam edilmiştir.
Açık artırma sonucunda alınan ... tarih ve ... sayılı ihale komisyonu kararı ile taşınmazın 6.000.0000,00-TL bedelle en yüksek teklifi veren davacı ... Petrol Turizm Taşımacılık Tarım Sanayi Ticaret A.Ş.'ye İhale Şartnamesi çerçevesinde satılmasına, ... Petrol'ün sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde teminatının idare lehine irat kaydedilmesine ve ihalenin iptal edilmesine ve bu hususların Başkanlık makamının onayına sunulmasına karar verilmiştir.
Başkanlık makamının ... tarih ve... sayılı Olur'u ile,... tarih ve ... sayılı ihale komisyonu kararı onaylanmayarak, ihalenin iptal edilmesine ve söz konusu ihale için yatırılan geçici teminatın iade edilmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu taşınmazın satışı için gerçekleştirilen ihalenin ... tarih ve ...sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Olur'u ile iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle Dairemizin 2022/4391 sayılı esasına kayden dava açılmış; anılan davada Dairemizin 03/04/2023 tarihli kararıyla, "Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Dairemizin 19/12/2022 ve 22/02/2023 tarihli ara kararlarına verilen cevaplar ile dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel numaralı, 113.940,59 metrekare yüzölçümlü taşınmazın satış yöntemi ile özelleştirilmesini teminen 03/08/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalede en yüksek teklifin 6.000.000,00-TL ile davacı tarafından verildiği ve taşınmazın davacıya satışına ilişkin ihale komisyonu kararının Başkanlık makamı Oluru ile onaylanmayarak ihalenin iptal edilmesine karar verildiği, idarece ihalenin iptal edilmesine ilişkin sebebin rekabetin sağlanmaması olarak gösterildiği, ancak ihalede nihaî pazarlık görüşmelerinin 7 (yedi) yatırımcının katılımı ile gerçekleştirildiği, elemeli turlarda 2 (iki) teklif sahibinin elenmesi üzerine 5 (beş) teklif sahibinin katılımıyla açık artırma yapıldığı, yapılan açık artırma sırasında 3 (üç) teklif sahibinin 2. (ikinci) tur sonunda çekildiği, geriye kalan 2 (iki) teklif sahibi ile açık artırmaya 3 (üç) tur daha devam edilerek toplamda 5 (beş) tur açık artırma ile teklif alındığı, açık artırma görüşmeleri sırasında teklif sahipleri tarafından verilen teklif bedelleri ile açık artırma sonucunda en yüksek teklifi veren davacının teklif ettiği 6.000.000,00-TL'lik bedelin, taşınmazın ... tarih ve... sayılı Değer Tespit Komisyonu kararında belirlenen satış değeri bedelinin çok üzerinde olduğu dikkate alındığında, ihalede rekabetin sağlanmadığına ilişkin herhangi bir somut gerekçenin veya takdir yetkisinin ihalenin iptal edilmesi yolunda kullanılmasına ilişkin başkaca geçerli bir hukukî sebebin davalı idare tarafından ortaya konulamadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, özelleştirme kapsam ve programında bulunan Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel numaralı, 113.940,59 metrekare yüzölçümlü taşınmazın satışı için 03/08/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin ...tarih ve ... sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Olur'u ile iptaline ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. (Devam eden süreçte Dairemizin 24/10/2023 tarih ve E:2022/4391, K:2023/4284 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/04/2024 tarih ve E:2024/661, K:2024/766 sayılı kararıyla anılan karar onanmıştır.)
Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar gereğinin yerine getirilmesi amacıyla taşınmaza ilişkin gerekli işlemlere başlanmış, söz konusu ...tarih ve ... sayılı ihale komisyonu kararı Cumhurbaşkanlığı onayına sunulmuş, ancak 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla ihale komisyonu kararının onaylanmamasına ve ihalenin iptaline karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından söz konusu ihalenin iptaline ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarelerin usule yönelik itirazları geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un (Kanun) "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasında, Kurulun görevleri sayılarak, (d) bendinde, özelleştirme programına alınan kuruluşların "satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflarla gerçek ve/veya özel hukuk tüzel kişilerine devredilmesi" yöntemleriyle yapılan ihaleler sonucunda ihale komisyonlarınca verilen nihai kararları onaylama yetkisinin, Kurulun görevleri arasında olduğu belirtilmiştir.
09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesi ile Kanun'a eklenen Geçici 29. maddesinde, "Bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır." kuralına yer verilmiştir.
Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel Numaralı Taşınmazın Satış Yöntemiyle Özelleştirilmesine İlişkin İhale Şartnamesi'nin "İhalenin Onayı" başlıklı 12. maddesinde, ihale komisyonu tarafından ihale sonucunda verilen nihaî kararın 4046 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde onaya sunulacağı, sözleşmenin imzalanabilmesi için komisyonun nihai kararının onaylanması gerektiği, onaya sunulma öncesinde Cumhurbaşkanlığının 11/09/2018 tarih ve 2018/8 sayılı Genelgesi uyarınca ilgili merciler nezdinde idarece gerekli işlemlerin tesis edileceği, bu işlemler neticesinde ihale sonuçlarının onaya sunulacağı, teklif sahipleri/alıcının nihai kararın onaylanmaması veya gecikerek onaylanması, taşınmazın devrinin gecikmesi veya yapılamaması veya başka bir nedenle zarar, ziyan ve benzeri ad altında herhangi bir talepte bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt ettiği, ihalenin onaylandıktan sonra kesinleşeceği ve ihale sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanacağı; "Diğer Hususlar" başlıklı 21. maddesinde, idarenin, ihale işlemlerini 4046 sayılı Kanun çerçevesinde yürüttüğü, ihalenin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na tabi olmadığı ve idarenin ihaleyi yapıp yapmamakta serbest olduğu kurala bağlanmıştır.

HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
4046 sayılı Kanun'a göre, Kanun'da "kuruluş" olarak sayılan genel ve katma bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının, Kurulca, belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmesi yoluna gidilebileceği, genel bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmeti ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının mülkiyet devri suretiyle özelleştirilmesinin mümkün olduğu, Özelleştirme Yüksek Kurulunun (Cumhurbaşkanı'nın) yapılan ihaleler sonucunda ihale komisyonunca verilen nihai kararları onaylama yetkisini haiz olduğu, ihale şartnamesi uyarınca ihale komisyonu kararlarının Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasından sonra kesinleşeceği anlaşılmaktadır.
Özelleştirme ihalelerinde, Cumhurbaşkanı'nın ihale komisyonunca verilen nihai kararları onaylama/onaylamama konusunda takdir yetkisine sahip olduğu, ancak bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gerektiği açık olup, bu yetki kullanılırken hukuken geçerli seçenekler arasından tercihte bulunulması ve ihalenin yapılıp yapılmaması noktasında makul ve meşru sebepler dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir. İhale işlemleri bakımından takdir yetkisinin denetiminde temel ihale ilkelerinin gözetilmesi ve hukuki güvenirlik, idari istikrar gibi ilkelerin de dikkate alınması gerektiği kuşkusuzdur.
Cumhurbaşkanı'na ihaleyi onaylama ya da onaylamayarak iptal etme konusunda tanınan yetki, ihale işlemlerinin sırf mevzuata uygunluğunu denetlemeye yönelik olmayıp, aynı zamanda ihale konusu işin özelliklerini, benzer işlere ilişkin diğer ihalelerin sonuçlarını ve ihalede oluşan fiyatın piyasa şartlarına uygun olup olmadığı konusunda Cumhurbaşkanı'nın, yerindelik denetimi yaparak idare menfaatini koruması amacıyla düzenlenmiştir.
Hem hukuka uygunluk ve hem de yerindelik denetimi yapılarak bu konuda alınan idari kararın yargısal denetimi de özellik göstermektedir. Başka bir anlatımla, 4046 sayılı Kanun'da ihale komisyonu kararlarını onaylama zorunluluğu getirilmemesi nedeniyle, idareye tanınan yetkinin onaylamama yönünde kullanılması halinde, bu yetkinin kamu yararına kullanıldığının ispatı bakımından, hukuken kesin delil niteliği taşıyan belgelere dayanılması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Dolayısıyla, ihale iptali işleminin idari davaya konu edilmesi halinde, gerek davalı idarenin yapacağı açıklamalar ve sunduğu belgeler, gerek re'sen yapılacak araştırma sonucunda elde edilen bulgular işlemde kamu yararına aykırılık bulunmadığını ortaya koyar nitelikte ise işlemde, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırılıktan söz edilemez.
Dairemizin 27/03/2024 tarihli ara kararıyla davalı idarelerden; uyuşmazlığa konu ihalede takdir yetkisinin, ihale komisyonu kararının onaylanmayarak ihalenin iptal edilmesi yönünde kullanılmasının somut gerekçesinin bildirilmesinin istenilmesine, ihalenin iptal edilmesinden sonra taşınmazın satış yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla yeniden ihaleye çıkarılıp çıkarılmadığının sorulmasına, çıkarıldıysa buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiş;
Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca ara kararına verilen 10/05/2024 tarihli cevapla, özelleştirme ihalelerine yönelik kararlar alınırken kamu yararının gözetilmesinin zorunluluk arz ettiğinin açık olduğu, ihalenin iptaline dair karar alınmadan önce de kamu yararı çerçevesinde güncel koşulların yeniden değerlendirildiği, ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, aynı zamanda değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı dikkate alınarak ihalenin iptal edildiği ve taşınmazın yeniden ihaleye çıkarılmadığı belirtilmiştir.
Dairemizin 04/06/2024 tarihli ara kararıyla davalı idarelerden; ihale daha önce Cumhurbaşkanı onayına sunulmayıp ... tarih ve...sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Olur'u ile iptal edilmiş iken, Dairemizce verilen 03/04/2023 tarih ve E:2022/4391 sayılı yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar sonrasında Cumhurbaşkanı onayına sunulmasının sebepleri ile bu konuda herhangi bir düzenleyici işlem (genelge, tebliğ, yönetmelik vb.) bulunup bulunmadığının sorulmasına, varsa bunlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiş;
Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca ara kararına verilen 17/07/2024 tarihli cevapla, ihalelerde belirlenen değerin onay tarihindeki Türk lirası karşılığının bir milyon ABD dolarının altında kalması hâlinde onaylama işleminin İdarece gerçekleştirildiği, bununla birlikte bu sınırlar içerisinde gerektiğinde görev ve yetkinin asıl sahibi olan Kurulca karar alınamayacağı anlamına gelmediği, ihaleye dair işlemlerin yargı kararının yerine getirilmesi açısından önem arz etmesi nedeniyle görev ve yetkinin asıl sahibi tarafından incelenerek değerlendirilmesi ve yapılacak değerlendirmeye göre karar verilmesinin daha doğru olacağı kanaatine varılarak ihale komisyonu kararının onay için Cumhurbaşkanı'na arz edildiği belirtilmiştir.
Uyuşmazlığa konu ihale 03/08/2022 tarihinde gerçekleştirilmiş,... tarih ve ... sayılı ihale komisyonu kararıyla taşınmazın 6.000.0000,00-TL bedelle en yüksek teklifi veren davacı ... Petrol'e satılmasına, ... Petrol'ün sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ihalenin iptal edilmesine karar verilmiş, ... tarih ve ... sayılı Olur ile, söz konusu ihale komisyonu kararı onaylanmayarak, ihalenin iptal edilmesine karar verilmiş, davacı tarafından anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 03/04/2023 tarih ve E:2022/4391 sayılı kararıyla, özetle idarece ihalenin iptal edilmesine ilişkin sebebin rekabetin sağlanmaması olarak gösterildiği, ancak ihalede nihaî pazarlık görüşmelerinin 7 yatırımcının katılımı ile gerçekleştirildiği, elemeli turlarda 2 teklif sahibinin elenmesi üzerine 5 teklif sahibinin katılımıyla açık artırma yapıldığı, açık artırma görüşmeleri sırasında teklif sahipleri tarafından verilen teklif bedelleri ile açık artırma sonucunda en yüksek teklifi veren davacının teklif ettiği 6.000.000,00-TL'lik bedelin idarece belirlenen satış değeri bedelinin çok üzerinde olduğu dikkate alındığında, ihalede rekabetin sağlanmadığına ilişkin herhangi bir somut gerekçenin veya takdir yetkisinin ihalenin iptal edilmesi yolunda kullanılmasına ilişkin başkaca geçerli bir hukukî sebebin davalı idare tarafından ortaya konulamadığından ihalenin iptaline ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş, kararın uygulanması amacıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca söz konusu ... tarih ve ... sayılı ihale komisyonu kararı Cumhurbaşkanı onayına sunulmuş, bu kez (ara kararına verilen cevaplardan anlaşıldığı üzere) ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, aynı zamanda değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı gerekçesiyle dava konusu 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla ihale komisyonu kararı onaylanmayarak ihale iptal edilmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere, davacının üzerinde kalan uyuşmazlığa konu ihalenin Özelleştirme İdaresi Başkanı tarafından, ihalede rekabetin oluşmadığı gerekçesiyle iptali işleminin iptali üzerine, iptal kararının uygulanması kapsamında alınan ihale komisyonu kararı da bu defa ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu ve değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı gerekçesiyle iptal edildiğinden, konunun yargı kararlarının uygulanması zorunluluğu kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yargı kararlarının bağlayıcılığı ile uygulanmasının zorunlu olduğuna ilişkin olarak;
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... tarih ve... başvuru numaralı ... ve ... Holding A.Ş. - Türkiye Davası kararında, ".. 114. AİHM, Taraf Devletin ulusal hukuk düzeninin kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının taraflardan birinin zararına olduğu halde infaz edilmemesine izin vermesi durumunda 6. maddenin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının bir yanılsamadan ibaret kalacağını vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versin, bir yargı kararı veya hükmün infaz edilmesi, 6. madde anlamında “dava”nın tamamlayıcı unsuru olarak değerlendirilmelidir (yukarıda anılan Hornsby kararı, § 40, Bourdov (No. 2), § 65; Okyay ve diğerleri-Türkiye davası, No. 36220/97, § 72, AĐHM 2005-VII, Immobiliare Saffi-Đtalya davası [BD], No. 22774/93, § 63, AĐHM 1999-V; ve Costin- Romanya davası, No. 57810/00, § 26, 26 Mayıs 2005). ...
117\. Şüphesiz, ilgililer bir yargı kararının uygulanmasını mümkün kılacak veya hızlandıracak bazı usulî girişimlerde bulunmak zorunda kalabilirler. Ancak, kişilerden beklenen işbirliği yükümlülüğü mutlak gereklilik düzeyini aşmamalı ve her halükarda bu yükümlülük idareyi, aleyhine verilen kararı infaz etmek için Sözleşme’de öngörüldüğü şekilde elindeki bilgilere dayanarak, kendiliğinden ve öngörülen zamanda hareket etme zorunluluğundan muaf tutmamalıdır (yukarıda anılan Akachev-Rusya davası, No. 30616/05, § 22, 12 Haziran 2008, Bourdov (No. 2), § 69, Chvedov-Rusya davası, No. 69306/01, § 29-37, 20 Ekim 2005, ve Kosmidis ve Kosmidou-Yunanistan davası, No. 32141/04, § 24, 8 Kasım 2007)..";
Anayasa Mahkemesinin 12/12/2019 tarih ve 2016/11026 Başvuru numaralı (Erol AKSOY Başvurusu 2) kararında," 51. İdari işleme karşı açılan iptal davasının amacı, idari işlemin hukuka aykırılığının tespit edilmesini ve işlemin iptal edilmesi suretiyle işlemin tesisinden önceki duruma geri dönülmesini sağlamaktır. Bireysel bir işleme karşı açılan iptal davasında kurulan iptal hükmü geçmişe etkili olup idari işlemi geçmişe yönelik olarak hukuk âleminden kaldırır. Diğer ifadeyle idari mahkeme tarafından iptal edilen bir idari işlem, hiç tesis edilmemiş sayılır. İptal davasında idari işlemin hukuka aykırı olduğunu tespit eden hâkimin yetkisi, iptal edilen işlemin yerine kaim olacak şekilde yeni bir karar vermeden dava konusu işlemi iptal etmekle sınırlıdır. Karar verilmekle işlemin tüm etkilerinin kendiliğinden ortadan kalktığı durumlar hariç iptal kararının gereğini yerine getirme, bu doğrultuda gereken her türlü tedbiri alma görevi ve sorumluluğu idareye aittir.
52\. Türk hukukunda genel icra sürecinden farklı olarak idari mahkemelerce verilen kararların uygulanmasına ilişkin özel bir takip süreci veya ayrı bir idari ya da yargısal mekanizma öngörülmemiştir. Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrası ile 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre idare, mahkeme kararlarını derhal ve gecikmeksizin uygulamak zorundadır. İdare, hiçbir durumda hakkında verilen kararları değiştiremez, uygulanmasını geciktiremez, reddedemez veya bu amaçla yeni kararlar yahut yeni idari tedbirler alarak ya da uygulanmasını bir idari kurumun iznine bağlı kılarak bir kararın uygulanmasını dolaylı olarak engelleyemez ve geciktiremez.
53\. Bunun yanında bir iptal kararını icra etmenin fiilen veya hukuken imkânsız olduğu -özellikle aynen iadenin söz konusu olduğu- olağanüstü koşullarda dahi idarenin uygulama yükümlülüğü ortadan kalkmamaktadır. Ancak aynen icranın hukuken veya fiilen imkânsız olduğu hâllerde ifanın şeklinde değişikliğe gidilmesi mümkün görülmelidir. Aynen icranın önünde bu gibi engellerin mevcut olduğu durumlarda icra biçiminde değişikliğe gidilmesi mümkün olsa da bunun, ilgilinin yeniden yargıya başvurmasına gerek kalmayacak şekilde yapılmasına ve alternatif tedbirin kişiye sağlayacağı tatminin aynen icraya nazaran bariz bir nispetsizlik içinde olmamasına özen gösterilmelidir. İdare, hukukî veya fiilî imkânsızlıklar olsa dahi her durumda kararı uygulamak için elinden gelen her gayreti gösterdiğini ve kararı uygulama önündeki engellerin aşılamaz olduğunu ispatlamak zorundadır. İdare, bunun ardından ilgiliye eski hâle getirme (restitutio in integrum) ilkesine göre en uygun alternatif çözümü önererek söz konusu karara uyma iradesinde olduğunu açıkça ortaya koymalıdır. ...
55\. Bu çerçevede yargı kararlarının aynen icrasının önünde aşılamaz bir engelin varlığı saptanmışsa dahi idarenin başvurucuya mevcut durumun özelliklerine uygun olarak eski hâle getirmeye denk düşecek en uygun alternatif çözümü teklif etme yükümlülüğü bulunmaktadır.";
Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve... Başvuru numaralı (... Danışmanlık Reklam Organizasyon Tesktil Otomotiv ve Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. başvurusu) kararında da, "... 35. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddiada ve savunmada bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).
36\. Kararın icrası hakkı, mahkemeye erişim hakkı ve karar hakkı ile birlikte adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan mahkeme hakkının bir unsurunu oluşturmaktadır (Filiz Fırat, B. No: 2014/10305, 5/12/2017, § 29). Mahkeme kararlarının uygulanması yargılamanın dışında olmakla birlikte onu tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle yargı kararlarının uygulanması mahkeme hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli değildir, ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenleme ve uygulamalar bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi hâllerinde mahkeme hakkı da anlamını yitirecektir (Mustafa Ekşi, B. No: 2014/7711, 24/1/2018, § 27).
37\. Kesin hükme saygı, uluslararası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul görmektedir. Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Çünkü bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı kalmayacaktır (Arman Mazman, B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 65)." şeklinde kararlar verilmiştir.
Aktarılan AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, idarelerce mahkeme kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu, bu doğrultuda kararın aynen uygulanmasının esas olduğu, ancak aynen uygulamanın hukuken veya fiilen imkânsız olduğu hâllerde ise uygulamanın şeklinde değişikliğe gidilmesinin mümkün olduğu, ilgiliye eski hâle getirme (restitutio in integrum) ilkesine göre en uygun alternatif çözüm önerilerek karara uyma iradesinde olduğunun açıkça ortaya konulması ve alternatif uygulamanın kişiye sağlayacağı tatminin aynen icraya nazaran bariz bir nispetsizlik içinde olmamasına özen gösterilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Bu kapsamda uyuşmazlığa konu olayda ilk ihalenin iptaline ilişkin kararın Dairemizce hukuka uygun bulunmayarak iptali üzerine Cumhurbaşkanı'nca ihale bu defa sonradan meydana gelen sebeplerle (ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, aynı zamanda değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı) iptal edilmiş, dolayısıyla ilk ihalenin iptalinin iptaline ilişkin Dairemiz kararının uygulanmaması niteliğinde bir işlem tesis edilmiştir.
Bu itibarla, Dairemizin 27/03/2024 tarihli ara kararıyla davalı idarelerden, ihalenin iptal edilmesinden sonra taşınmazın satış yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla yeniden ihaleye çıkarılıp çıkarılmadığının sorulması üzerine verilen cevaptan taşınmazın yeniden ihaleye çıkarılmadığı, davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı uhdesinde bulunduğu, dolayısıyla taşınmazın davacıya devrine engel bir durumun söz konusu olmadığı, bu konuda bir ihtilaf da bulunmadığı, ihalenin ikinci kez ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, aynı zamanda değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı gerekçeleriyle iptal edildiği, ancak bu gerekçelerin de ihalenin iptal edilmesi için yeterli bir sebep oluşturmadığı, ihalenin iptal edilmesi yerine öncesinde, davacıya yeniden belirlenen bir bedel teklif edilmesi gerekirken doğrudan ihalenin iptaline ilişkin dava konusu 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararında, aktarılan AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Dairemiz kararları uyarınca hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Nitekim, benzer olaylarda çıkan uyuşmazlıklara ilişkin olarak Dairemizce verilmiş çeşitli kararlar da bulunmaktadır.
Örneğin; Maliye Bakanlığınca mülkiyeti Hazineye ait Ankara ili, ... ilçesi, ... Köyü'nde bulunan ... ve ... sayılı parsellerin ... sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 7. maddesi uyarınca "Kentsel Arsa Üretim Projesi" kapsamında değerlendirilmek üzere Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünce satışına ilişkin ihalenin ita amirince onaylanmayarak iptaline karar verilmesi üzerine bu işleme karşı açılan davada mahkemece işlemin iptaline karar verilmesi üzerine yargı kararının yerine getirilmesi aşamasında taşınmazların ihale bedelinin yeniden belirlenebileceğine karar verilmiştir. (Dairemizin 12/01/2017 tarih ve E:2016/1691, K:2017/119; 09/10/2019 tarih ve E:2019/2831, K:2019/2967; 14/03/2023 tarih ve E:2021/205, K:2023/1165 sayılı kararları)
Benzer şekilde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca taşınmazın satışına ilişkin olarak gerçekleştirilen ihale sonucunda kararın onaylanmayarak ihalenin iptaline karar verilmesi üzerine açılan davada, kararın uygulanması amacıyla davacı tarafından yapılan başvurular üzerine "ekonomik şartların önemli ölçüde değişmiş olduğundan" bahisle ekonomik şartlara uygun yeni teklif verilmesi halinde encümen tarafından yeniden bir karar alınacağı ve "ekonomik şartlara uygun yeni teklif miktarının belirlenmesi"nin davacıdan istenilerek başvuruların reddi üzerine açılan davada, Dairemizin 23/12/2024 tarih ve E:2024/1076, K:2024/5746 sayılı kararıyla, "... Bu itibarla, davalı idarenin ihale konusu taşınmazın ekonomik şartlara uygun yeni bedelini belirleyerek ve davacıya süre vererek mülkiyetin devrine davet etmesi gerekirken, davalı idarece bir bedel belirlenmeksizin, "ekonomik şartlara uygun yeni teklif miktarının" davacıdan belirlenmesi istenilerek tesis edilen işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı ..." yönünde karar verilmiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Dava konusu 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararının İPTALİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ..TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3\. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/05/2025 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.


KARŞI OY (X):
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Özelleştirme Yöntemleri, Değer Tespiti, İhale Yöntemleri" başlıklı 18. maddesinde, özelleştirme programına alınan kuruluşların maddede belirtilen yöntemlerden birinin veya birkaçının birlikte uygulanması suretiyle özelleştirilebileceği; özelleştirme programına alınan kuruluşların değer tespiti çalışmalarının bu Kanun'a göre idarede oluşturulan değer tespit komisyonları tarafından yürütüleceği, değer tespit komisyonu teşkili ve komisyonun çalışmalarının belirtilen şekilde yapılacağı; komisyonca değer tespit çalışmalarının, özelleştirilecek kuruluşun niteliği, gördüğü hizmetin özelliği, gelecekteki nakit akımı potansiyeli, faaliyette bulunduğu sektör ve pazarın özellikleri, sahip olduğu sınai, ticari ve sosyal tesisler, makine araç ve gereçler, teçhizat, malzeme ve ham madde ile yarı mamul ve mamul madde stokları, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, vasıfları ve hali hazır durumları, senetli ve senetsiz bütün alacak ve borçları ile bilumum hak ve yükümlülükleri ve özelleştirilecek kuruluşa uygulanacak özelleştirme yöntemini de dikkate alarak uluslararası kabul görmüş olan; indirgenmiş nakit akımları (net bugünkü değer), defter değeri, net aktif değeri, amortize edilmiş yenileme değeri, tasfiye değeri, fiyat/kazanç oranı, piyasa kapitalizasyon değeri, piyasa değeri/defter değeri, ekspertiz değeri, fiyat/nakit akım oranı metotlarından en az ikisini uygulamak suretiyle yürütüleceği, değer tespit sonuçlarının, kuruluşun özelleştirme işlemi tamamlanarak devir sözleşmesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesinden sonra kamuoyuna duyurulacağı; özelleştirme yöntemlerinin uygulanmasına ilişkin ihale işlemlerinin ihale komisyonları tarafından yürütüleceği, ihale işlemleri sonucunda ihale komisyonunca verilen kararların Özelleştirme Yüksek Kurulunun (Cumhurbaşkanı'nın) onayına sunulacağı ve anılan Kanun'un 3. maddesi uyarınca da Kurulun (Cumhurbaşkanı'nın) ihaleyi onaylaması veya onaylamaması suretiyle ihale sürecinin tamamlanacağı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, ihaleye konu taşınmazın ihale üzerinde bırakılan davacıya satışı durumunda yeniden bir bedel belirleneceğinin kabul edilmesi halinde, taşınmazın satışı amacıyla gerçekleştirilen ihale kapsamında, aktarılan 4046 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca yeniden değer tespit komisyonu oluşturulması, bu komisyonun taşınmaza ilişkin olarak yeniden değer tespit çalışması yapması vb. gerekeceğinden, taşınmazın satışı amacıyla gerçekleştirilen ihale üzerinde bırakılan davacı tarafından teklif edilen ve ihale bedeli olarak belirlenen bedele günümüz ekonomi şartlarında ihale bedelinin güncelliğinin korunabilmesi adına belirlenecek yasal faiz, mevduat faizi vb. gibi bir faiz oranı üzerinden ihale bedelinin güncellenmesi gerektiği düşüncesiyle, kararın dava konusu 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptaline ilişkin kısmına katılmakla birlikte, karardaki "yeniden belirlenen bir bedel teklif edilmesi" yönündeki gerekçeye katılmıyorum.

KARŞI OY (XX):
2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Kanunu'nun 2. maddesinin ikinci fıkrasında; " İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." kuralı yer almaktadır.
Hukuka uygunluk denetimi, yürütme ve idarenin işlem ve eylemlerinin kanunlara şekil ve esas yönünden aykırı olup olmadığının araştırılıp saptanmasından ibarettir. Öte yandan, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceğine ilişkin kural, yargısal denetim yetkisinin yürütme ve idare üzerinde salt ve genel olarak varlığını ve işlerliğini kabul etmekte; sadece bu yetkinin kullanılması sonucunda, yargı merciinin, denetlenen organ ve makamının yapabileceği işlem ve eylemin yerini tutabilecek veya yürütme ve idarenin bu işlem ve eylemleri başlangıçta ya da hükümden sonra tesis etmesinde var olan takdir yetkisini kaldıracak, yani tamamen yadsıyacak bir karar vermesini yasaklamaktadır. Yargı yerleri, takdir yetkisi içersin veya bağlı yetki olsun, yürütme ve idarenin yaptığı ya da yapması gereken bir işlem ve eylemi hüküm olarak kararlaştıramayacaktır. Her çeşit uyuşmazlıkta yargı kararının idari işlem yerine geçirilmesi yasaklanmıştır (DURAN Lütfi, İdari İşlem Niteliğinde Yargı Kararlarıyla Vergi Davalarının Çözümü (I), Amme İdaresi Dergisi, Cilt: 20, Sayı: 4, Aralık 1987, s. 5-9.)
Bu itibarla, aktarılan 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargı yetkisinin dava konusu işlemin, yani taşınmaz satışına ilişkin olarak 03/08/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptaline dair 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararının hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olması; sadece dava konusu işlemin hukuka uygunluk denetiminin yapılıp, idari işlem niteliğinde bir karar verilememesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 05/01/2024 tarih ve 8062 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptaline karar verilmekle yetinilmesi, kararın uygulanması sürecine ilişkin değerlendirmelere yer verilmemesi gerektiği görüşüyle karara gerekçe yönünden katılmıyorum.




10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim