SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/2559 E. 2025/1913 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/2559

Karar No

2025/1913

Karar Tarihi

13 Mayıs 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2559 E. , 2025/1913 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/2559
Karar No : 2025/1913

DAVACILAR : 1. ... Döviz Yetkili Müessese ve Kıymetli Madenler A.Ş.
(Eski ünvanı: ... Döviz Yetkili Müessese A.Ş.)
2\. ...
3\. ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

DAVANIN KONUSU :
Döviz bürolarının kuruluş, şube açma ve devir işlemlerinin ülke genelinde durdurulması yönünde alınan 19/01/2024 tarihli karar ile bu düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen davacıların yetkili müessese kuruluş izni, şube kuruluş izni ve hisse devir izni başvurularının reddine ilişkin işlemlerin iptali istenilmektedir.

DAVACILARIN İDDİALARI :
12/10/2021 tarih ve 31626 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/45)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2021-32/62) ve 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik) ile mevzuatta önemli değişiklikler yapıldığı, bu düzenlemelerin iptali istemiyle açılan davalarda, Danıştay Onüçüncü Dairesince gerek 2018-32/45 sayılı Tebliğ gerekse Yönetmeliğin birçok düzenlemesi yönünden iptal kararı verildiği, davalı idarece Mahkeme kararları uygulanmaya başlandıktan kısa bir süre sonra bunun engellenmesi amacıyla döviz bürolarının kuruluş, şube açma, devir ve adres değişikliği işlemlerinin ülke genelinde durdurulduğu, davalı idarece anılan kararın dayanağı olarak Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'ın (32 Sayılı Karar) 20. maddesinin birinci fıkrası ile 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 30. maddesinin ikinci fıkrasının gösterildiği, bu kapsamda dava konusu düzenleyici işlemin herhangi bir kanuni düzenlemeye istinaden tesis edilmediğinin açık olduğu, dava konusu işlemin gerekçesinin belirtilmediği, idareye tanınan takdir yetkisinin kötüye kullanıldığı, kazanılmış hakların ihlal edildiği, mülkiyet hakkına, çalışma ve sözleşme özgürlüğüne kanuni bir dayanak bulunmaksızın müdahalede bulunulmasının Anayasa'ya aykırı olduğu, eşitlik ilkesinin ihlal edildiği, ayrıca dava konusu işlemlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na da aykırı olduğu, dava konusu düzenlemenin ölçülü olmadığı, davalı idareye yapılan başvuruların keyfi gerekçelerle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, haklı beklenti ve idari istikrar ilkelerinin ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :
Usule ilişkin olarak, davacılar tarafından iptali istenen şirket kuruluş izni, şube kuruluş izni ve hisse devir izni verilmemesine yönelik işlemler, genel düzenleyici işlem mahiyetinde olmadığından bireysel işlemlere karşı idare mahkemesinde dava açılması gerektiğinden davanın görev yönünden reddi gerektiği; esasa ilişkin olarak, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen iptal kararları üzerine, yetkili müesseselere ilişkin mevzuatta uygulama boşluğunun oluştuğu, yetkili müesseselerin şirket ile resmi olarak hiçbir ilgisi olmayan kişiler tarafından yönetildiğinin ve gerekli izin alınmadan yeni bir şube açılması yoluyla kayıt dışı döviz alım satımı faaliyetinde bulunulduğunun tespit edilmesi üzerine dava konusu işlemlerin tesis edildiği, iptal edilen mevzuat hükümleri ile ortaya çıkan mevzuat boşluğunun giderilebilmesi için iptal kararlarında belirtilen gerekçeler çerçevesinde yeni mevzuat çalışmalarına başlandığı, iptal kararlarına karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz başvurusunda bulunulduğu, mevzuatta değişiklik yapılmasının uzun bir süre aldığı, bu süreç içerisinde, yüksek risk barındıran bir sektörde faaliyet gösteren yetkili müesseselerde denetim ve yaptırım mekanizmalarının etkin biçimde uygulanamadığı bir durumda, yeni yetkili müesseselerin kurulmasına izin verilmesinin, mevcut yetkili müesseselerin şube açarak büyümesinin veya grup dönüşümü yaparak faaliyet kollarını genişletmesinin finansal sektöre ve kamu menfaatine büyük zararlar verebileceğinin değerlendirildiği, hisse devri izin başvurularından ücret alınması hususunda mevzuatta bir boşluk mevcutken ücret alınmaksızın hisse devri izni verilmesinin büyük bir kamu zararına sebebiyet vereceğinin değerlendirildiği, zira söz konusu kararların Bakanlığa tebliğ edildiği tarihten sonra, çok sayıda ücret ödemesine tabi hisse devri izin başvurusunun yapıldığı, bu başvurulara istinaden ödenmesi gereken toplam ücretin 100 milyon TL'nin üzerinde olduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda, yetkili müesseselerin kuruluş, şube kuruluş, grup dönüşümü ön izni ve hisse devri izni başvurularının, 32 Sayılı Karar'ın 20. maddesinin birinci fıkrası ile 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının verdiği yetki kapsamında, kamu menfaatinin sağlanması ve olası kamu zararlarının önlenmesi amacıyla idari bir tedbir uygulanmasını teminen, Bakanlık Makamının 19/01/2024 tarihli Olur'u ile geçici olarak durdurulduğu, söz konusu Olur kapsamında başvuru süreci devam eden ancak herhangi bir izin verilmemiş başvuruların, yetkili müesseselere ilişkin bütün izin ve bildirim başvurularının yapıldığı ve kontrol edildiği Yetkili Müesseseler Bilgi Sistemi (YMBS) üzerinden taraflara tebliğ edilerek reddedildiği; öte yandan, temyiz aşamasında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, yetkili müesseselerin faaliyet izni iptallerine ilişkin düzenlemeler ile hisse devir izni ücretinin nispetinin belirlenmesine dair düzenlemeler hukuka uygun bulunarak, bu düzenlemeler yönünden verilen iptal kararlarının bozulduğu, iptal kararları sonrası faaliyet izinleri 2018-32/45 sayılı Tebliğ düzenlemeleri uyarınca iptal edilen yetkili müesseselere talep etmeleri halinde faaliyet izinlerinin geri verileceğinin duyurulduğu, bunun üzerine başvuruda bulunan şirketlere faaliyet izni verildiği, bununla birlikte, hisse devri izin ücretlerinin nispetinin belirlendiği hükmün iptali üzerine, kendilerinden daha önce hisse devir izin ücreti alınanlardan iade talebinde bulunanlara ödedikleri ücretlerin geri verildiği, gerek 32 Sayılı Karar gerekse 2018-32/45 sayılı Tebliğ yönünden kanunilik şartının gerçekleştiği, 19/01/2024 tarihinden sonra hiçbir kuruluş, şube kuruluş ve grup dönüşüm ön izni verilmediği, hisse devri izni hususunda ise yalnızca hisselerin altsoya, üstsoya veya veraseten devrine izin verildiği, zira Yönetmelik uyarınca altsoya, üstsoya veya veraseten hisse devirlerinde ücret ödeme yükümlülüğü bulunmadığından, bu devirlere ilişkin mevzuatta herhangi bir boşluk bulunmadığı, 19/01/2024 tarihinden sonra yeni kuruluş ve şube kuruluş izni başvurularının kabul edilmediği, yalnızca daha önce kuruluş ve şube kuruluş izni verilmiş şirketlerin faaliyet izni ve şube faaliyet izni başvurularının kabul edildiği, zira söz konusu şirketlere ilk aşamada verilmiş izinlerin, faaliyet izni başvurusunda bulunabilmeleri için kazanılmış bir hak teşkil ettiği, davacılardan Şeren Döviz'in şube kuruluş izni başvurusunda, başvuru kapsamında satışı yapılan taşınmaza ilişkin Bakanlıkça talep edilen tapu belgelerinin ve satışı tevsik eden dekontun sunulmadığının görüldüğü, dava konusu işlemlerin idari bir tedbir niteliğinde tesis edildiği, dava konusu işlemle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulmadığı savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, döviz bürolarının kuruluş, şube açma, devir ve adres değişikliği işlemlerinin ülke genelinde durdurulmasına ilişkin 19/01/2024 olur tarihli Hazine ve Maliye Bakanlığı işlemi ile bu işleme dayanılarak tesis edilen, davacıların yetkili müessese kuruluş izni, şube kuruluş izni ve hisse devir izni başvurularının reddine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılmıştır.
1567 sayılı "Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun"un 1. maddesinde, "Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nev'i eşya ve kıymetlerin ve ticarî senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithâlinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir." hükmüne yer verilmiştir.
1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinin önceki şekliyle yetkili kılınan Bakanlar Kurulunca alınan "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar"ın 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Türk parasının kıymetini korumak amacıyla, Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin belirlenmesine, döviz ve dövizi temsil eden belgelere (menkul değerler ve diğer sermaye piyasası araçları dâhil) ilişkin tüm işlemler ile dövizlerin tasarruf ve idaresine, Türk parası ve Türk parasını temsil eden belgelerin (menkul değerler ve diğer sermaye piyasası araçları dahil) ithâl ve ihracına, kıymetli maden, taş ve eşyalara ilişkin işlemlere, ihracata, ithâlata, özelliği olan ihracat ve ithâlata, görünmeyen işlemlere, sermaye hareketlerine ilişkin kambiyo işlemlerine ait düzenleyici, sınırlayıcı esaslar bu Karar ile tayin ve tespit edilmiştir." hükmüne; ikinci fıkrasında, "Bu Karar'a ve bu Karar'ın uygulanması amacıyla Bakanlıkça yayımlanacak tebliğlere muhalefet 1567 sayılı Kanun'la ek ve tadillerine muhalefet sayılır." hükmüne yer verilirken; "Yetki" başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında, "Bakanlık bu Karar'ın tatbikatını temin etmek ve Türk parasının kıymetini korumak maksadıyla lüzumlu göreceği her türlü tedbiri almaya, Karar'da öngörülen hâller dışında kalan özel durumları inceleyip sonuçlandırmaya, haklı ve mücbir sebeplerin varlığı hâlinde döviz getirme sürelerini uzatmaya ve döviz getirme zorunluluğunu kısmen veya tamamen kaldırmaya, bu Karar'da öngörülen miktarları değiştirmeye ve miktar belirlemeye yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.
Yetkili müesseselerin kuruluş, faaliyet ve denetimine dair esaslar ise, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara ilişkin 2018-32/45 sayılı Tebliğ ile düzenlenmiş olup, Tebliğin "Hisse devirleri" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Yetkili müesseselerin ortaklarında değişikliğe neden olan hisse devirleri Müsteşarlığın iznine tabidir. (2) Müsteşarlığa yapılacak izin başvurularında, hisseleri devralacak gerçek kişiler ile hisseleri devralacak tüzel kişilerde yüzde on veya daha fazla ortaklık payı bulunan ortakların kurucu ortaklarda aranılan şartları haiz olması ve bu durumun 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen belgeler ile tevsiki gereklidir. (3) Yetkili müesseselerde, faaliyet izni verildiği tarihten itibaren 1 yıl geçmedikçe hisse devri gerçekleştirilemez. (4) Bu madde kapsamında yapılan hisse devirlerine ilişkin noter onaylı yönetim kurulu kararı ile değişikliğin tescil edildiği Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin bir örneğinin veya hisse devirlerine ilişkin pay defterinin ilgili sayfalarının noter onaylı örneğinin hisse devir tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Müsteşarlığa gönderilmesi zorunludur. (5) Mevcut hissedarların aralarında gerçekleşen hisse devirlerinde; birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri uygulanmaz."; 30. maddesinin birinci fıkrasında, "Bakanlık bu Tebliğin tatbikatını temin etmek amacıyla gerekli göreceği her türlü tedbiri almaya, mücbir sebep hallerini veya zorunlu halleri değerlendirmeye, kimlik ibrazına yönelik işlem limitlerini belirlemeye, tereddütlü hususları gidermeye ve Tebliğde öngörülen haller dışında kalan özel durumları inceleyip sonuçlandırmaya yetkilidir."; ikinci fıkrasında ise, "Bakanlık ekonominin genel durumu ve diğer gelişmeleri göz önünde bulundurmak suretiyle Türkiye genelinde veya il bazında yeni kuruluş ile faaliyet veya şube faaliyet izni verilmesinin durdurulmasını değerlendirmeye ve karar vermeye Türkiye geneli, iller veya gümrük kapıları ile havalimanlarında açılabilecek toplam yetkili müessese ve şube sayılarını belirlemeye yetkilidir." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Davacı tarafından, 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelik'te 12/10/2021 tarihinde değişiklikler yapıldığı, söz konusu değişikliklerin iptali istemiyle Danıştaya açılan davalarda bir çok düzenlemenin mevzuata aykırı bulunarak iptaline karar verildiği, ancak, Danıştay Onüçüncü Daire kararlarının uygulanmasına başlandığı sırada, dava konusu işlemle döviz bürolarının kuruluş, şube açma, devir ve adres değişikliği işlemlerinin davalı Bakanlıkça durdurulduğu, idarece, söz konusu işlemin, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'ın 20/1 maddesi ve 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 30/2 maddesi uyarınca tesis edildiği ifade edilmekte ise de kanuni bir düzenlemeye dayanılarak tesis edilmesi gereken işlemin, Karar ve Tebliğe dayanılarak tesis edilemeyeceği, davalı idarenin takdir yetkisine dayanarak, "idari tedbir" olarak nitelediği dava konusu işlemde sahip olduğu takdir yetkisini hukuka uygun kullanmadığı, işlemin sebebinin ve gerekçesinin gösterilmediği, Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğinin, 35. maddesinde de herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğunun düzenlendiği, dava konusu işlemin Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu, takdir yetkisinin eşitlik ve ölçülülük ilkesine aykırı bir şekilde kullanıldığı, Anayasa ile korunan çalışma hakkını ihlal ettiği gibi yargı kararının da uygulanmaması sonucunu doğurduğu ileri sürülerek dava konusu işlemlerin iptali istenilmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü, davacı tarafın iddialarına dayanak yaptığı, öncesinde Danıştay Onüçüncü Dairesinde açılmış davalarda verilen kararlar ile bu kararlar sonrasındaki gelişmelerin değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'da tanımlanan yetkili müesseselerin kuruluş, faaliyet, şube açma, yükümlülük ve denetimlerine dair usul ve esasların belirlendiği 2018-32/45 sayılı Tebliğ ile yetkili müesseselerden izin başvuruları kapsamında alınacak ücretlere ilişkin hükümlerin düzenlendiği 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelik'te 12/10/2021 tarihinde değişiklikler yapıldığı, söz konusu değişikliklerin iptali istemi ile Danıştay Onüçüncü Dairesine açılan davalarda, "...1567 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'da yer alan hususların uygulanmasına ilişkin olarak düzenlenen 2018-32/45 sayılı Tebliğ ile, mali sistemin unsurlarından biri olan yetkili müesseselerin kuruluş, faaliyet, şube açma, yükümlülük ve denetimlerine dair usûl ve esasların düzenlendiği, böylece yetkili müesseselerin kurumsal bir yapıya dönüştürülmesi, mali alt yapı ve güvenilirliklerinin artırılması, faaliyetlerini belli bir disiplin altında sürdürebilmeleri, denetlenebilir bir sistemin kurulmasının amaçlandığı, davaya konu Yönetmelik yönünden; 28/07/2021 tarih ve 31551 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesiyle, 1567 sayılı Kanun'un (mülga) 4. maddesi yeniden düzenlenerek, 'Hazine ve Maliye Bakanlığı; bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik, tebliğ ve diğer genel ve düzenleyici işlemler uyarınca başvurusu alınacak, düzenlenecek veya onaylanacak her türlü izin veya belge ile Bakanlık tarafından geliştirilen bilgi sistemlerinin sistem kullanıcılarına sunumu kapsamında, her bir başvuru, izin, belge veya sistem sunumu için bir mali yıl içerisinde altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ücret almaya yetkilidir. Bu tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 04/01/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na göre tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır.' kuralına yer verildiği; anılan Kanun değişikliğinin gerekçesinde; 'Kambiyo mevzuatı uyarınca farklı alanlarda düzenlemeler yapılmakta ve bu alanlarda faaliyet gösterecek firmalara faaliyet izni veya yetki belgesi verilebilmektedir. Bu alanlar düzenlenirken hem katılımcıların mali gücünün tespiti hem de piyasaya girişlerin belli bir şekilde kontrol altında tutulması gerekmektedir. Ayrıca, Hazine ve Maliye Bakanlığı kambiyo mevzuatında birçok özel sektör paydaşının yer alacağı bilgi sistemlerini de kullanıma sunabilmektedir. Bu sebeplerle madde ile bu alanlarda yapılacak başvuru, verilecek izin ve belgeler için yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ücret alma yetkisinin Hazine ve Maliye Bakanlığına verilmesi öngörülmektedir.' açıklamasına yer verildiği,
Anılan düzenlemeyle, davalı idareye, bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik, tebliğ ve diğer genel ve düzenleyici işlemler uyarınca başvurusu alınacak, düzenlenecek veya onaylanacak her türlü izin veya belge ile davalı idare tarafından geliştirilen bilgi sistemlerinin sistem kullanıcılarına sunumu kapsamında, her bir başvuru, izin, belge veya sistem sunumu için bir mali yıl içerisinde 6 milyon Türk lirasını geçmemek üzere ücret alma yetkisi verilerek söz konusu hususa ilişkin usûl ve esasların yönetmelik ile belirleneceğinin ifade edildiği,...1567 sayılı Kanun'un 4. maddesine dayanılarak hazırlanan 12/10/2021 tarih ve 31626 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde belirtilen ücretlere ilişkin usûl ve esasların belirlendiği,
Yönetmeliğin 4. maddesinin dördüncü fıkrasında, yetkili müesseselerin hisselerinin devrine yönelik izin başvurularında ilgili faaliyet bölgesi itibarıyla Ek-1'de yer alan ücretlerin devralınacak hisse oranı nispetinde alınacağı, ancak söz konusu hisselerin veraset yoluyla intikal etmesi veya hisseleri devralacak kişinin mevcut hisse sahibi kişinin alt soy veya üst soyu olması durumunda ücret alınmayacağı kuralına yer verildiği,
2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 18. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yetkili müesseselerin hisse devirlerinin Bakanlığın iznine tabî olduğu, yetkili müesseselerin hisselerinin devrine yönelik izin başvurularında, Yönetmelik'te belirlenen ücretin yatırıldığını tevsik eden belgenin eklenmesinin gerektiği,
Yönetmeliğin dava konusu 4. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, yetkili müesseselerin hisselerinin devrine yönelik izin başvurularında, ilgili faaliyet bölgesi itibarıyla Ek-1'de yer alan başvuru ücretlerinin, devralınacak hisse oranı nispetinde alınacağı,
Davacılar tarafından, dava konusu düzenlemeyle yetkili müesseselerin hisselerinin devrine yönelik izin başvurularında, sanki bu işletmeler ilk defa faaliyete başlıyormuş gibi faaliyet izni başvurusuna yönelik ücretlerin ödenmesinin istenmesinin hukuka aykırı olduğunun ileri sürüldüğü,
Davalı idare tarafından ise, Bakanlık tarafından yapılan piyasa araştırmaları sonucunda İstanbul'un bazı bölgelerinde işletme devirlerinde devredenin, devralandan aldığı para miktarının (hava parası vb.) 1 milyon Amerikan dolarına kadar yükselebildiğinin görüldüğü, genel olarak bu miktarın 400 bin ilâ 500 bin Amerikan doları seviyelerinde seyrettiği, bu kapsamda, dava konusu düzenleme ile, bahsi geçen miktarların yetkili müesseseye faaliyet izni vermeye yetkili olan Bakanlık tarafından alınarak kamuya gelir olarak kaydedilmesinin amaçlandığı, ayrıca, piyasada arz talep dengesinin sağlanması ile finansal sistemin sağlıklı bir şekilde çalışmasının hedeflendiği, imtiyaz sağlanan bir konuda bu imtiyazın elde edilmesi ve el değiştirmesine yönelik elde edilecek bir menfaatin bulunması durumunda bu menfaatin kamuya aktarılmasının hakkaniyete ve kamu yararına uygun olacağının belirtildiği,
1567 sayılı Kanun ile davalı idareye; bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik, tebliğ ve diğer genel ve düzenleyici işlemler uyarınca başvurusu alınacak, düzenlenecek veya onaylanacak her türlü izin veya belge ile Bakanlık tarafından geliştirilen bilgi sistemlerinin sistem kullanıcılarına sunumu kapsamında, her bir başvuru, izin, belge veya sistem sunumu için yönetmelikle belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde ücret alma yetkisi verilmiş ise de, davalı idarece bu yetkinin, kanunların sınırları içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri göz önünde tutularak ve ölçülülük ilkesi dikkate alınarak kullanılmasının gerektiği,
Hukuk devletinin en önemli unsurlarından birinin de ölçülülük ilkesi olup bu ilkenin, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun âdil bir dengenin bulunmasını ifade ettiği, idarelerce tesis edilen işlemlerin, kamu yararının sağlanması amacına yönelik, objektif, âdil ve ölçülü olmasının hukuk devleti olmanın gereği olduğu,
Bu kapsamda, "hisse devri izni başvuru ücreti" olarak ödenmesi gereken tutarın, yetkili müesseselerin faaliyet bölgesi itibarıyla Yönetmeliğin Ek-1'inde belirlenen faaliyet kuruluş izni başvuru ücretinin, devralınacak hisse nispetinde belirlenmesi suretiyle hisse devri izni başvurusunda bulunan yetkili müesseselerden, bu işletmeler ilk defa kuruluyormuş gibi başvuru ücreti ödenmesinin talep edilmesinin, ölçülülük ilkesine uygun olmadığı ve hisse devrindeki amaç ile bu hakkın sınırlanmasına yönelik araç arasında hakkaniyete uygun âdil bir dengenin bulunmadığı, bu nedenle Yönetmeliğin dava konusu 4. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan söz konusu düzenlemede hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle, Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrasının 1. cümlesinin ve 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in yetkili müesseselerin faaliyet izinlerinin iptal edilmesine ilişkin hükümlerinin iptaline karar verildiği, (Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/04/2023 tarihli ve E:2021/4910, K:2023/2030 sayılı kararı ve benzer diğer kararları) davalı idarece anılan iptal kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulmuş ise de yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar mevzuatta boşluk oluştuğundan ve bu süreçte, ücret alınmaksızın yeni müesseselerin kurulmasına izin verilmesinin, mevcut yetkili müesseselerin yeni şubeler açarak büyümesinin ve grup dönüşümü yaparak faaliyet kollarını genişletmesinin finansal sektöre ve kamu menfaatine zararlar verebileceğinden bahisle, yetkili müesseselerin kuruluş, şube kuruluş, grup dönüşümü ön izni ve hisse devri izni başvurularının, 32 Sayılı Karar'ın 20. maddesinin birinci fıkrası ile 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının verdiği yetki uyarınca, kamu menfaatinin sağlanması ve olası kamu zararlarının önlenmesi için idari bir tedbir mahiyetinde, Hazine ve Maliye Bakanlığının 19/01/2024 tarihli olurları ile geçici olarak durdurulduğu, söz konusu olur kapsamında başvuru süreci devam eden ancak henüz herhangi bir izin verilmemiş başvuruların 25/01/2024 tarihinde reddedildiği anlaşılmıştır.
Danıştay Onüçüncü Dairesinin iptal kararlarının davalı idareye tebliğinden sonra, davalı idarece, kararların uygulanması amacıyla, faaliyet izinleri Tebliğ hükümleri sebebiyle iptal edilmiş şirketlerin, talep etmeleri halinde faaliyet izinlerinin geri verileceğinin, 07/08/2023 tarihli "Yetkili Müessese Faaliyet İzni İptalleri Hakkında Duyuru" ile kamuoyuna duyurulduğu, ayrıca bu kapsamdaki şirketlere yazı yazılarak talep etmeleri halinde faaliyet izninin geri verileceğinin bildirildiği ve faaliyet izinlerinin geri verilmesi için davalı Bakanlığa başvuruda bulunan şirketlere faaliyet izinlerinin verildiği, ödedikleri ücretlerin iade edildiği, bilahare, Yönetmeliğin dava konusu 4. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin iptaline ilişkin Danıştay Onüçüncü Daire kararlarının taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/01/2024 tarih ve E:2023/2268, K:2024/55 sayılı kararı ve benzer diğer kararları ile, "... 1567 sayılı Kanun ile davalı idareye, bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik, tebliğ ve diğer genel ve düzenleyici işlemler uyarınca başvurusu alınacak, düzenlenecek veya onaylanacak her türlü izin veya belge ile Bakanlık tarafından geliştirilen bilgi sistemlerinin sistem kullanıcılarına sunumu kapsamında, her bir başvuru, izin, belge veya sistem sunumu için yönetmelikle belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde ücret almaya yetki verildiği, bu kapsamda, faaliyet izinlerine ilişkin olarak öngörülen ücretlerin idarelerin vermiş olduğu hizmetin karşılığı olarak öngörülmesinden ziyade esas olarak spesifik nitelikteki bu alanda faaliyette bulunacak kişilerin sektörde faaliyet yürütecek nitelikte mali güce sahip kişilerden olmasının sağlanarak piyasaya girişlerin belli bir şekilde kontrol altında tutulması amacıyla öngörüldüğü, bu nedenle, gerek ilk defa yapılan faaliyet izin başvurularında gerekse hisse devrine yönelik izin başvurularında farklı ücret öngörülmesinin hedeflenen amaca hizmet etmeyeceği, Hukuk devletinin en önemli unsurlarından birinin de ölçülülük ilkesi olup bu ilkenin, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun âdil bir dengenin bulunması gereğini ifade ettiği, İdarelerce tesis edilen işlemlerin, kamu yararının sağlanması amacına yönelik, objektif, âdil ve ölçülü olmasının hukuk devleti olmanın gereği olduğu, hisse devri izni başvuru ücreti olarak ödenmesi gereken tutarın, yetkili müesseselerin faaliyet bölgesi itibarıyla Yönetmeliğin Ek-1'inde belirlenen faaliyet kuruluş izni başvuru ücretinin devralınacak hisse nispetinde belirlenmesi suretiyle hisse devri izni başvurusunda bulunan yetkili müesseselerden, kuruluş aşamasındaki gibi başvuru ücreti ödenmesinin talep edilmesinde; aktarılan hususlar dikkate alındığında amaç ile araç arasında ölçülülük ilkesini ihlal edici, hakkaniyete aykırı bir yön görülmediği" gerekçesiyle Danıştay Onüçüncü Daire kararının, Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrasının 1. cümlesinin iptaline ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
Yukarıda ayrıntısıyla yer verilen yargısal süreç ve mevzuat hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, 1567 sayılı Kanun'a dayanılarak hazırlanan 32 Sayılı Karar'ın 20. maddesinin birinci fıkrası ve 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, davalı idarenin, Türk parasının kıymetini korumak maksadıyla gereken her türlü tedbiri almaya, Karar'da öngörülen haller dışında kalan özel durumları inceleyip sonuçlandırmaya yetkisi bulunduğu gibi, Bakanlığın, 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 30. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Türkiye genelinde veya il bazında yeni kuruluş ile faaliyet veya şube faaliyet izni verilmesinin durdurulmasını değerlendirme ve karar verme, Türkiye geneli, iller veya gümrük kapıları ile havalimanlarında açılabilecek toplam yetkili müessese ve şube sayılarını belirleme ve anılan Yönetmelik hükümleri doğrultusunda yapılacak işlemler için Kanunun 4. maddesi ile belirlenen üst sınır aşılmamak kaydıyla ücret belirleyerek talep etme yetkisinin bulunduğu açıktır.
Davacı tarafın iddialarının aksine, yapılan başvurunun davalı idarece izin verilmesini zorunlu kılmadığı, bu nedenle kazanılmış bir haktan söz edilemeyeceği gibi, 1567 sayılı Yasa'ya dayanılarak yürürlüğe konulan 32 Sayılı Karar ile bu Karar doğrultusunda düzenlenen 2018-32/45 sayılı Tebliğ uyarınca tesis edilen işlemlerin kanuni bir dayanak olmaksızın mülkiyet hakkına müdahale sonucunu doğurduğunun kabulüne de olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, suç gelirlerinin aklanması, terörizmin finansmanı ve kayıt dışılık gibi hususlarda yüksek risk barındıran bir sektörün gözetim ve denetimini sağlayan bazı kuralların yargı yerince iptal edildiği dikkate alınarak, anılan mevzuat hükümleriyle verilen yetki kapsamında, finansal sektörün güvenliği ile kamu menfaatinin sağlanması ve olası kamu zararlarının önlenmesi amacıyla, oluşan hukuksal boşluk giderilinceye kadar idari bir tedbir niteliğinde tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemlerde, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanıldığı, hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 13/05/2025 tarihinde, davacılar vekili Av. ...'in geldiği, davalı idare vekilinin gelmediği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacılardan ... tarafından, ... Döviz Sınırlı Yetkili Müessese A.Ş. ünvanlı şirketin kurulmasına yönelik, ... tarafından, İstanbul'da faaliyette bulunan bir döviz bürosunun hisselerinin devrine yönelik ve ... Döviz Yetkili Müessese ve Kıymetli Madenler A.Ş. tarafından da şube kuruluş izni verilmesine yönelik başvurularda bulunulmuştur.
Davalı idarece, 19/01/2024 tarihli Bakanlık Olur'uyla yetkili müesseselere yönelik izin işlemlerinin ülke genelinde durdurulmasına karar verildiğinden bahisle davacılar tarafından yapılan başvuruların reddi üzerine dava konusu işlemlerin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin usule yönelik itirazı geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçilmiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, "Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir." 5. maddesinde, "Bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan mevzuat kapsamında faaliyet izni ve/veya yetki verilen anonim şirketler, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 330 uncu maddesi kapsamında özel kanuna tabi anonim şirket olarak değerlendirilir. Bu kapsamda, söz konusu anonim şirketler, sadece bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik ve tebliğlerde belirtilen ekonomik amaç ve konular kapsamında kurulabilir ve faaliyet gösterebilir." kurallarına yer verilmiştir.
1567 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca alınan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'ın 1. maddesinde, "Türk parasının kıymetini korumak amacıyla, Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin belirlenmesine, döviz ve dövizi temsil eden belgelere (menkul değerler ve diğer sermaye piyasası araçları dahil) ilişkin tüm işlemler ile dövizlerin tasarruf ve idaresine, Türk parası ve Türk parasını temsil eden belgelerin (menkul değerler ve diğer sermaye piyasası araçları dahil) ithal ve ihracına, kıymetli maden, taş ve eşyalara ilişkin işlemlere, ihracata, ithalata, özelliği olan ihracat ve ithalata, görünmeyen işlemlere, sermaye hareketlerine ilişkin kambiyo işlemlerine ait düzenleyici, sınırlayıcı esaslar bu Karar ile tayin ve tespit edilmiştir.
Bu Kararın uygulanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Bakanlıkça yönetmelik, tebliğ ve genelgeler yayımlanır. Bu Karara ve bu Kararın uygulanması amacıyla yayımlanacak yönetmelik, tebliğ ve genelgelere muhalefet, 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ile ek ve tadillerine muhalefet sayılır.
Çeşitli kanunlar ve uluslararası anlaşmalarda yer alan özel hükümler saklıdır."; "Yetki" başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında, "Bakanlık bu Kararın tatbikatını temin etmek ve Türk parasının kıymetini korumak maksadıyla lüzumlu göreceği her türlü tedbiri almaya, Kararda öngörülen haller dışında kalan özel durumları inceleyip sonuçlandırmaya, haklı ve mücbir sebeplerin varlığı halinde döviz getirme sürelerini uzatmaya ve döviz getirme zorunluluğunu kısmen veya tamamen kaldırmaya, bu Kararda öngörülen miktarları değiştirmeye ve miktar belirlemeye yetkilidir." kuralları yer almıştır.
Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ No: 2018-32/45) "Yetki" başlıklı 30. maddesinin ikinci fıkrasında, "Bakanlık ekonominin genel durumu ve diğer gelişmeleri göz önünde bulundurmak suretiyle Türkiye genelinde veya il bazında yeni kuruluş ile faaliyet veya şube faaliyet izni verilmesinin durdurulmasını değerlendirmeye ve karar vermeye Türkiye geneli, iller veya gümrük kapıları ile havalimanlarında açılabilecek toplam yetkili müessese ve şube sayılarını belirlemeye yetkilidir." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1567 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan 32 Sayılı Karar'da yer alan hususların uygulanmasına ilişkin olarak düzenlenen 2018-32/45 sayılı Tebliğ ile mali sistemin unsurlarından biri olan yetkili müesseselerin kuruluş, faaliyet, şube açma, yükümlülük ve denetimlerine dair usul ve esaslar düzenlenmiştir. Böylece yetkili müesseselerin kurumsal bir yapıya dönüştürülmesi, mali alt yapı ve güvenilirliklerinin artırılması, faaliyetlerini belli bir disiplin altında sürdürebilmeleri, denetlenebilir bir sistemin kurulması amaçlanmıştır.
2018-32/45 sayılı Tebliğ'de yer alan düzenlemeler incelendiğinde, Tebliğ kapsamında, yetkili müesseselere yönelik Bakanlığa yapılacak kuruluş, faaliyet, şube açma ve hisse devir başvuruları bakımından ilgililerin öngörülen şartları taşıyıp taşımadığı yönünden yapılacak değerlendirmelere göre başvurular hakkında işlemler tesis edileceği anlaşılmaktadır. Öte yandan, ekonominin genel durumu ve diğer gelişmeler göz önünde bulundurulmak suretiyle Türkiye genelinde veya il bazında yeni kuruluş ile faaliyet veya şube faaliyet izni verilmesinin durdurulmasını değerlendirme ve karar verme konusunda Bakanlığa yetki verildiği görülmektedir.
Davacılar tarafından, yeni yetkili müessese kuruluş, şube açma ve hisse devir izni verilmesi istemiyle yapılan başvuruların, davalı idarece 19/01/2024 tarihli Bakanlık Olur'uyla yetkili müesseselere yönelik izin işlemlerinin ülke genelinde durdurulmasına karar verildiğinden bahisle reddi üzerine dava konusu işlemlerin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Davalı idarenin savunma dilekçesinde, Dairemizce 2018-32/45 sayılı Tebliğ ile Yönetmeliğe karşı açılan davalarda verilen iptal kararları sonrası yetkili müesseselere ilişkin mevzuatta uygulama boşluğu oluştuğu, bu konuda yeni mevzuat çalışmalarına başlanıldığı, bu süreçte yüksek risk barındıran sektörde faaliyet gösteren yetkili müesseselerde denetim ve yaptırım mekanizmalarının etkin biçimde uygulanamadığından, yeni yetkili müesseselerin kurulmasına izin verilmesinin, mevcut yetkili müesseselerin şube açarak büyümesinin veya grup dönüşümü yaparak faaliyet alanlarını genişletilmesinin finansal sektöre ve kamu yararına büyük zararlar verebileceği; ayrıca, iptal kararları uyarınca, hisse devir izin başvurularında alınacak ücretlerin nispetinin ne olacağı konusunda belirsiz bir durumun oluştuğundan bahisle 19/01/2024 tarihli Bakanlık Olur'uyla yetkili müesseselerin kuruluş, şube kuruluş, grup dönüşümü ön izni ve hisse devri izin başvurularının ülke genelinde geçici olarak durdurulmasına karar verildiği belirtilmiştir.
Bu itibarla, yetkili müesseselerin kuruluş, faaliyet ve denetimlerine ilişkin usul ve esasların belirlendiği 2018-32/45 sayılı Tebliğ ile yetkili müesseselerden izin başvuruları kapsamında alınacak ücretlere ilişkin hükümlerin düzenlendiği Yönetmelik'te 12/10/2021 tarihinde çeşitli değişiklikler yapıldığı, söz konusu değişikliklerin iptali talebiyle açılan davalarda Dairemizin 26/04/2023 tarih ve E:2021/4910, K:2023/2030 sayılı kararı ve benzer yöndeki diğer kararlarıyla, 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in, yetkili müesseselerin çeşitli aykırılıkları neticesinde faaliyet izinlerinin iptal edilmesine ilişkin düzenlemelerinin ve Yönetmelik'in yetkili müesseselerden hisse devri izin başvurularına yönelik alınacak ücretlerin belirlendiği 4. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin iptaline karar verildiği, iptal kararları sonrasında gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadarki süreçte yetkili müesseselere ilişkin mevzuatta hukuksal boşluk oluştuğundan yüksek risk barındıran sektörde faaliyet gösteren yetkili müesseselerde denetim ve yaptırım mekanizmalarının etkin biçimde uygulanamadığından, yeni yetkili müesseselerin kurulmasına izin verilmesinin, mevcut yetkili müesseselerin şube açarak büyümesinin veya grup dönüşümü yaparak faaliyet alanlarının genişletilmesinin finansal sektöre ve kamu yararına büyük zararlar vereceği değerlendirilmek suretiyle 32 Sayılı Karar ile 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in davalı idareye verdiği yetki kapsamında 19/01/2024 tarihli Bakanlık Olur'uyla ülke genelinde yetkili müesseselere yönelik izin başvurularının geçici olarak durdurulmasına karar verilmesinde ve bu kapsamda davacılar hakkında tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar davacılar tarafından, kanuni bir dayanak bulunmaksızın ülke genelinde izin başvurularının durdurulduğu ileri sürülmekte ise de davalı idarece geçici olarak ülke genelinde izin başvurularının durdurulması yönünde karar alınmasının asıl amacının yetkili müesseseleri cezalandırmaktan ziyade bu alandaki faaliyetlerin düzgün ve sürekli bir şekilde yürütülmesinin sağlanması, piyasanın işleyişinin bozulmasının engellenmesi ve işleyişe yönelik olası tehlikelerin önlenmesine yönelik olduğu, bu nedenle alınan kararın idari bir tedbir niteliği taşıdığı anlaşıldığından, her türlü idari tedbirin kanunda sayılması hukuken mümkün olmadığından, yasal dayanağının bulunması şartıyla idarenin düzenleyici işlemleriyle de idari tedbir öngörülebileceğinden ve dava konusu işlemin de 1567 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye istinaden hazırlanan 32 Sayılı Karar ve 2018-32/45 sayılı Tebliğ uyarınca tesis edildiği görüldüğünden, anılan işlem bakımından idari tedbirler yönünden kanunilik ilkesinin görünümü olan hukuki belirliliğin gereklerinden erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olma gerekliliklerinin de sağlandığı, bu kapsamda dava konusu işlemin kanunilik ilkesi yönünden hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığından davacıların bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir (İdari tebdirlere yönelik değerlendirmeler için bkz: Anayasa Mahkemesinin 11/11/2021 tarih ve E:2019/110, K:2021/85 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/01/2024 tarih ve E:2023/2268, K:2024/55).
Davacılar tarafından, eşitlik ilkesine aykırı davranılarak bazı kişilere izinler verildiği ileri sürülmekte ise de davalı idare tarafından, 19/01/2024 tarihinden itibaren davacılarla aynı durumda olan hiçbir kimseye izin verilmediğinin, yalnızca hisselerin altsoya, üstsoya ve veraseten devri bakımından mevzuatta hukuksal boşluk olmadığından ve bu kişilerin ücret ödeme yükümlülüğü bulunmadığından bu kapsamdaki başvurular yönünden izin verildiği; diğer taraftan, 19/01/2024 tarihinden önce kuruluş veya şube kuruluş izni verilenler bakımından bu izinler kazanılmış hak teşkil ettiğinden bahisle bu kapsamdaki kişilere 19/01/2024 tarihinden sonra faaliyet izni veya şube faaliyet izni verildiğinin belirtildiği, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, davacılarla aynı hukuksal durumda olan herhangi bir kişiye izin verilmediği görüldüğünden davacıların bu konudaki iddiasına itibar edilmemiştir.
Öte yandan, Dairemizce 2018-32/45 sayılı Tebliğ ve Yönetmelik yönünden verilen kararlara karşı taraflarca karşılıklı olarak temyiz isteminde bulunulması üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/01/2024 tarih ve E:2023/2268, K:2024/55 sayılı kararıyla ve benzer yöndeki diğer kararlarıyla, davalı idarenin temyiz isteminin bir kısmı kabul edilerek, 2018-32/45 sayılı Tebliğ kapsamında yetkili müesseselerin faaliyet izinlerinin iptal edilmesine ilişkin düzenlemeler hakkında ve Yönetmelik kapsamında hisse devir izin başvurularında alınacak ücretlere yönelik verilen iptal kararlarında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bu kısımlar bakımından bozma kararı verilerek söz konusu kararların davalı idareye tebliğ edilmesi üzerine mevzuatta oluşan hukuksal boşluğun ortadan kalktığı değerlendirilerek Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel Müdürlüğünce 13/06/2024 tarihinde Bakanlığın internet sayfasında yayımlanan "Yetkili Müessese İzin Başvuruları Hakkında Duyuru (2024/YM-47)"da 32 Sayılı Karar'ın 20. maddesinin birinci fıkrası ile 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında Bakanlık Olur'u ile durdurulan yetkili müesseselere ilişkin izin başvurularının, 13/06/2024 tarihi itibarıyla tekrar alınmaya başlandığının ve Yetkili Müesseseler Bilgi Sistemi (YMBS) üzerinden başvuruların yapılabileceğinin belirtildiği görülmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3\. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim