SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2023/1986 E. 2025/1771 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2023/1986

Karar No

2025/1771

Karar Tarihi

29 Nisan 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1986 E. , 2025/1771 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1986
Karar No:2025/1771

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 20/10/2020-17/12/2020 döneminde ... Matbaacılık Kağıtçılık Kırtasiyecilik Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi (...) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemler sebebiyle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 101. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası ve 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı hakkında geçici olarak 2 (iki) yıl süreyle borsalarda işlem yapma yasağı uygulanmasına ilişkin ... tarih ve .../... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... pay piyasasında ilgili döneminde meydana gelen fiyat ve miktar hareketlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde incelenmesi sonucunda tespit edilen hususlar ve konuya ilişkin değerlendirmelere yer verilen denetleme raporunda özetle;
Davacının da aralarında yer aldığı ve aralarında akraba ilişkisi, para ve pay transferi olan bir grup kişinin bir arada hareket ettiği değerlendirilerek, seans analizi yapılan 13/11/2020, 04/12/2020 ve 11/12/2020 tarihlerinde grup tarafından iletilen emirlerin ve gerçekleştirilen işlemlerin incelenmesi neticesinde, grup tarafından, sığ olan payın sırasına açılış seansında çok sayıda fiyat kademesine alış emirleri ileterek pay piyasasında yapay olarak genişlik ve derinlik yaratmak suretiyle hakimiyet kurulduğu, bu emirleriyle pay piyasasında yüksek bir talep olduğu izleniminin yaratıldığı, pay piyasasında oluşturulan hakimiyetin farklı fiyat kademelerine yeni pasif alış emirleri ileterek seans boyunca sürdürüldüğü, bekleyen en iyi fiyatlı satım emirlerinin, alış emirleriyle karşılanarak pay fiyatında hakimiyet kurulduğu, yükseltilen fiyat seviyelerine yeni pasif alış emirlerinin iletildiği, kısa zaman aralıklarıyla birbirine zıt, ters yönlü alım satım emirleri iletildiği, zaman zaman kısa zaman aralıklarıyla peş peşe sisteme iletilen emirlerle karşılıklı işlemler gerçekleştirildiği, tek seferde iletilebilecek miktardaki alım emirlerinin çok sayıda düşük miktarlı emirler şeklinde ileterek gerçekleştirilen işlemlerle piyasasında geniş bir katılım olduğun ve sürekli işlem gerçekleştirildiği izlenimi yaratıldığı, sistemde farklı fiyat kademelerine alış emirleri ileterek yapay olarak yaratılan genişlik ve derinlik yanında sürekli olarak gerçekleştirilen fiyat artırıcı işlemlerle pay fiyatının artmasının sağlandığı, fiyat yükselten aktif alış işlemlerinin inceleme dönemi genelinde her üç işlemden ikisinin ve muhtelif tarihlerde ise tamamına yakının oluşturulduğu, payın sırasında yaratılan aktif bir piyasanın varlığı izlenimi etkisiyle diğer yatırımcıların paya aktif fiyat seviyesinin altındaki kademelerde alış emirleri iletmeleriyle bu yatırımcılara satış yapılarak stokun azaltıldığı, satış işlemleri neticesinde gerileyen işlem fiyatının sürekli olarak düşük miktarlı alış işlemleriyle artırılarak eski seviyesine getirildiği, söz konusu emir iletme ve işlem gerçekleştirme tarzının sürekli olarak tekrarladığı, anılan emir ve işlemlerle pay fiyatına, fiyat değişimlerine ve talebine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırıldığı hususlarının değerlendirildiği;
Davacının da aralarında yer aldığı grup tarafından, 6362 sayılı Kanun 107. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun işlendiğinin davalı idarece ortaya konduğu, bu minvalde, davacının inceleme döneminde gerçekleştirilen işlemlerde diğer grup üyeleriyle birlikte hareket ettiği hususunun, banka ve aracı kurumlardan temin edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde tespit edilen para transferleri ve pay virmanlarıyla ortaya koyulduğu;
Öte yandan, davacının inceleme döneminde gerçekleştirdiği ... pay piyasasındaki alım ve satım işlemlerinin büyüklüğü, niteliği, zamanı ve sürekliliği dikkate alındığında, bu işlemlerle 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin birinci fıkrasının ihlal edildiği, başka bir deyişle piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırıldığının açık olduğu, grup hesabından gerçekleştirilen alım ve satım işlemleri ile piyasada hakimiyet kurulduğu, grubun gerçekleştirdiği işlemler değerlendirildiğinde, gerçekleştirilen işlemlerin ... pay piyasasına ilişkin arzı, talebi, fiyatı ve yatırımcıların yatırım kararlarını tek başına etkilemeye yeterli olduğu, davacının da aralarında bulunduğu grup üyelerinin hesaplarından gerçekleştirilen işlemlerin incelenmesi sonucunda, grup üyelerinin hesaplarından piyasaya ve bu piyasada oluşan fiyata yapay yollarla müdahalelerde bulunulduğu;
Bu itibarla, ... payının arzını, talebini ve fiyatını tek başına etkilemeye yeterli olacak seviyede piyasa işlemini gerçekleştirdiği ve bu işlemlerden fahiş miktarda menfaat elde ettiği gerekçesiyle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, idarenin yargı makamı olmadığı, yatırımcıyı cezalandıramayacağı, özel girişim özgürlüğünün engellendiği, davalı idarenin iddiaları ispat edemediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, davalı idare tarafından hazırlanan raporun mutlak doğru olarak kabul edildiği, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, dava konusu Kurul kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararı ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bir kişinin borsada işlem yapmaktan yasaklanabilmesi için, anılan Kanun'un 106. maddesinde düzenlenen bilgi suistimali veya 107. maddesinde düzenlenen piyasa dolandırıcılığı suçunun işlendiğine yönelik makul şüphe bulunması gerekmektedir. Piyasa dolandırıcılığı suçunun oluşabilmesi için sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla kişiler tarafından, alım veya satım yapılması, emir iletilmesi, emir iptal edilmesi ya da emir değiştirilmesi veya hesap hareketleri gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, kişi hakkında borsada geçici işlem yasağı uygulanabilmesi için de bu fiili gerçekleştirdiği yönünde makul şüphe bulunmalıdır.
Kanunda birden fazla kişinin katılımıyla işlenmesi zorunlu olmayan suçlara tek failli suçlar denilmektedir. Bununla birlikte tek failli suçları birden fazla kişinin bir araya gelmesiyle işlenebilmesi mümkündür. Bu durumda, kişilerin suça iştirakinin derecesine göre fail veya şerik olabilmektedir. İştirak şekillerinden olan faillik, doğrudan faillik-müşterek faillik ve dolaylı faillik olarak ayrılırken, suça yaptıkları katkı faillik düzeyini bulmayan kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak cezalandırılmaktadır. Birden fazla kişinin birlikte suç işleme kararına bağlı olarak suçun icra hareketlerini gerçekleştirip suçun kanuni tanımında yer alan fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmaları halinde müşterek faillik söz konusu iken, suçun kanuni tanımındaki fiil üzerinde hakimiyet kurmaksızın suça katkı sağlayan kişiler ise ancak azmettiren veya yardım eden olabilir. (Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara, 2015, s. 421 vd.)
Bu noktada, 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tedbirlerin uygulanabilmesi için kişinin fail olmasının zorunlu olup olmadığının tartışılması gerekir. 6362 sayılı 101. maddesinde, Kurul tarafından tedbirlerin 106. ve 107. maddelerde sayılan "fiilleri işlediğine" dair makul şüphe bulunan kişiler hakkında uygulanacağı düzenlendiğinden, yani kanun koyucu tarafından tedbir uygulanabilmesi için kişinin fail olması arandığından, suça iştirak eden ancak bu iştiraki şeriklik kapsamında kalan kişiler hakkında Kurul tarafından tedbir kararı uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, davacının incelemeye konu dönemde herhangi bir pay hareketinin bulunmadığı, 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinde düzenlenen fiilerin, "alım veya satım yapanmak, emir vermak, emir iptal etmek, emir değiştirmek veya hesap hareketleri gerçekleştirmek" olduğu ve davacının ise bu fiillerden herhangi birini gerçekleştirmediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, ... pay piyasasında alım veya satım yapanmayan, emir vermeyen, emir iptal etmeyen, emir değiştirmeyen veya hesap hareketleri gerçekleştirmeyen davacı hakkında 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesi uyarınca geçici işlem yasağı uygulanmasında hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
20/10/2020-17/12/2020 döneminde ... pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin Kurul uzmanlarınca incelenmesi üzerine, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla bir grup kişi hakkında V-101.1 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrası ile 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borsalarda 6 (altı) ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına karar verilmiş, daha sonra yine Kurul tarafından bu kişiler hakkındaki inceleme devam ettiğinden, 06/07/2021 tarihinden itibaren geçici işlem yasağının 6 (altı) ay uzatılmasına karar verilmiştir.
Kurul uzmanlarınca yapılan denetimin tamamlanması üzerine düzenlenen... tarih ve ... sayılı denetleme raporunun incelenmesi sonucunda ise, davacının da aralarında bulunduğu bir grup kişinin birlikte hareket ederek 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suçu işlediğine yönelik makul şüphe bulunduğundan bahisle anılan Kanun’un 101. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile V-101.1 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin ikinci fıkrası ve 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı hakkında geçici olarak 2 (iki) yıl süreyle borsalarda işlem yapma yasağı uygulanmasına ... tarih ve... sayılı Kurul kararıyla karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." kuralına yer verilmiştir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 101. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde uyuşmazlık konusu fiil tarihindeki haliyle, "Kurul, 106. ve 107. maddelerde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri ile ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak;
a) Borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması dahil piyasanın etkin ve sağlıklı işleyişini teminen gerekli her türlü tedbiri almaya ve bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir."; 107. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapanlar, emir verenler, emir iptal edenler, emir değiştirenler veya hesap hareketleri gerçekleştirenler üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak, bu suçtan dolayı verilecek olan adli para cezasının miktarı, suçun işlenmesi ile elde edilen menfaatten az olamaz." kurallarına yer verilmiştir.
V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5. maddesinde, "(1) Kurulca yapılan incelemelerde, haklarında makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri hakkında, incelemenin sonuçlanması beklenmeksizin Kurul tarafından borsalarda işlem yapma yasağı kararı verilebilir.
(2) Kanunun 106'ncı ve 107'nci maddelerinde sayılan fiilleri işlemesi nedeniyle Kurulca
haklarında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilen gerçek veya tüzel kişilerin yetkilileri ile hesapları suça konu fiillerde kullanılan tüzel kişiler hakkında Kurul tarafından borsalarda işlem yapma yasağı kararı verilebilir.
(3) Haklarında işlem yapma yasağı kararı verilen kişilerin, incelemeye konu fiilleri başka kişiler adına açılmış hesaplar üzerinden gerçekleştirmeleri halinde, hesapları kullanılan kişiler hakkında da Kurul tarafından borsalarda işlem yapma yasağı kararı verilebilir."; 6. maddesinde, "(1) Makul şüphe ile Kurul tarafından işlem yapma yasağı kararı verilmesi durumunda geçici işlem yapma yasağı süresi 6 ay olarak uygulanır. Ancak Kurul bu süreyi 6 ay daha uzatmaya yetkilidir.
(2) Kanun'un 106'ncı ve 107'nci maddelerinde sayılan fiilleri işlemesi nedeniyle Kanun'un 115'inci maddesi uyarınca Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi durumunda ilgili kişiler hakkında geçici işlem yapma yasağı süresi 2 yıl olarak uygulanır.
(3) İkinci fıkra kapsamında işlem yasağı süresinin hesaplanmasında aynı fiil ile ilgili olarak birinci fıkra kapsamında işlem yasaklı olarak kalınan süre 2 yıllık süreden indirilir." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bir fiilin kanunda suç olarak tanımlanmasıyla birlikte aynı zamanda idare tarafından çeşitli idari yaptırımlar veya idari tedbirler uygulanması hali adli ve idari yargı yollarının etkileşim halinde olduğu alanlardan biridir. Türk hukukunda yargı yolu ayrılığı rejimi benimsenmiştir. Bu rejimin tabi bir sonucu olarak her yargı yolunun önlerindeki uyuşmazlığı çözebilmesi için ilgili mevzuatı yorumlaması gerekmektedir. Bu yorum yapılırken her yargı yolunun uyuşmazlığın niteliğine göre birbirinden bağımsız yorum yapmaları tabiidir. Bununla birlikte, idare mahkemelerince yapılan yorumlarda kişilerin masumiyet karinesine dikkat edilmesi gerekmektedir.
Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen masumiyet karinesi kişilerin aleyhlerine kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmaksızın suçlu olarak kabul edilemeyeceklerini ifade etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biridir ve esasen usule ilişkin bir güvence olarak savunma tarafının haklarını güvence altına almaya hizmet eder. Masumiyet karinesi, aynı zamanda sanığın onur ve haysiyetini korumaya yardımcı olur (Konstas/Yunanistan, B. No: 53466/07, 28/11/2011, § 32).
Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (Anayasa Mahkemesi, E:2013/133, K:2013/169, K.T.:26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez; suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Anayasa Mahkemesi, Kürşat Eyol Başvurusu, B. No: 2012/665, K.T.:13/6/2013, § 26).
Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47).6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinde piyasa dolandırıcılığı suçu düzenlenmiştir. Bir kişinin bu suçu işleyip işlemediği ceza yargılaması sonucunda verilecek olan kararla belirleneceğinden, ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar idari yargı yerlerince kişilerin masumiyet karinesini ihlal eder bir dil kullanılmamalıdır. Her ne kadar idare tarafından davacının da aralarında bulunduğu bir grup kişi hakkında, uyuşmazlığa konu fiilleri konusunda Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının E:... sayılı soruşturma dosyasıyla soruşturma başlatılmışsa da ...İdare Mahkemesince karar verildiği tarihte davacının piyasa dolandırıcılığı suçunu işlediğine dair ceza mahkemesince verilen bir karar bulunmadığından, "6362 sayılı Kanun 107. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun işlendiği davalı idarece ortaya konduğu" şeklinde bir gerekçeye yer verilmesi ve hukuka uygun değildir.
Bununla birlikte, ceza mahkemesi tarafından kişi hakkında 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinde düzenlenen piyasa dolandırıcılığı suçunu işlediğine dair herhangi bir karar verilmediği aşamada 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinde düzenlenen tedbirlerden birine başvurulması tek başına masumiyet karinesini ihlal etmemektedir. Zira kanun koyucu tarafından, 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinde piyasa dolandırıcılığı suçu düzenlenmiş, aynı zamanda piyasa dolandırıcılığı suçu işlendiğine dair "makul şüphe"nin bulunması halinde Kurula, kişilerin borsalarda geçici veya sürekli işlem yapmasının yasaklanmasına karar verme ve bu konuda usul ve esasları belirleme yetkisi verilmiştir. Bu kapsamda, kişiler hakkında uygulanan borsada işlem yapma yasağına yönelik işlemlerin hukuka uygunluğu denetlenirken yapılması gereken kişilerin piyasa dolandırıcılığı suçu işleyip işlemediğinin denetlenmesi değil, kişi hakkında uygulanan işlemin süresi de dikkate alınarak, dosya kapsamında bulunan delillerin "makul şüphe" oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesidir.
Bu itibarla, davacı hakkında 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinde tanımlanan piyasa dolandırıcılığı suçunu işlediği yönünde gerekçelere yer verilmesi hukuka aykırı ise de davalı idare uzmanlarınca hazırlanan... tarih ve...sayılı denetleme raporunda davacı hakkında yer verilen delillerle 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesi ve V-101.1 sayılı Tebliğ'in 5. ve 6. maddeleri uyarınca geçici olarak 2 (iki) yıl süreyle borsalarda işlem yapmaktan yasaklanması için yeterli "makul şüphe" bulunduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin reddine,
2\. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3\. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5\. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 29/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim