Danıştay danistay 2023/1974 E. 2025/1852 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/1974
2025/1852
7 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1974
Karar No:2025/1852
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Başkanlığı)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Enerji LPG Akaryakıt Dağıtım ve Nakliye Ticaret A.Ş. (... Enerji) adına Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca verilen 1.700.000,00-TL idari para cezasının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının ... Enerji A.Ş.'yi 05/12/2016 tarihinde devraldığı, bu hususun ticaret siciline 06/12/2016 tarihinde tescil edilerek, ... tarih ve ... sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, ... Enerji (unvan değişikliği ile ... Akaryakıt Ticaret A.Ş.) hakkında, bayisine ait akaryakıt istasyonunda ... ve... tarihlerinde yapılan denetimlerde otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı çalışmamasına rağmen davacı tarafından Kuruma aykırılık bildiriminde bulunulmadığından bahisle Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararıyla idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, idari para cezasının bir kısmının anılan şirketten tahsil edildiği, tahsil edilemeyen tutar için şirket hakkında haciz işlemlerine başlandığı, ancak anılan şirketin haczi kabil malı olmadığından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacı hakkında 25/03/2022 tarihinde ödeme emri düzenlendiği ve 30/03/2022 tarihinde dava konusu ödeme emrinin tebliği üzerine bakılan davanın açıldığı;
Mahkemelerince UYAP kayıtlarından yapılan araştırmada, söz konusu Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, .... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı ret kararının incelenmesinden, idari para cezasına konu fiilin 27/04/2013 tarihli denetimde tespit edildiği ve 01/04/2013-27/04/2013 tarihleri arasındaki satışlardan oluştuğunun görüldüğü;
Bu durumda, davacının kamu borçlusu şirkete idari yaptırıma konu fiilin işlendiği tarihinden sonraki bir tarihte ortak olduğu ve şirket müdürlüğüne seçildiği, idari yaptırıma konu fiilin davacının şirkette temsil yetkisinin olmadığı bir dönemde gerçekleştiği, davacının hukuken ve fiilen şirketin yetkili temsilcisi olmadığı dönemde işlenen fiillerden kaynaklanan kamu alacağından sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, idari para cezasına karşı açılan davanın reddi yönündeki kararın 18/06/2019 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen kamu alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenerek tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda herhangi bir kayda rastlanılmadığı, bankalar nezdinde bulunan hak ve alacaklara tatbik edilen haciz neticesinde kısmen tahsilat yapıldığı, kamu alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine sorumlu oldukları dönemler dikkate alınarak kanuni temsilci ve şirket ortakları hakkında takibe geçildiği, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
03/07/2024 tarih ve 32591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 161 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 18. maddesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Onikinci Bölümü'ne eklenen Geçici 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, 01/09/2024 tarihi itibarıyla vergi dairesi başkanlıklarının, bulundukları ilin adı ile Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlık olarak görevlerine devam edeceği kuralına yer verildiğinden, kapatılan Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı yerine Ankara Defterdarlığının hasım mevkiinde olduğu görülerek dosyanın incelenmesine geçildi.
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dağıtıcı lisansı kapsamında faaliyet gösteren ... Enerji A.Ş'ye ... tarih ve... sayılı Kurul kararıyla 1.700.000,00-TL idari para cezası verilmiş, anılan Kurul kararı 03/01/2017 tarihinde şirkete tebliğ edilmiş, idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı karar istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca, söz konusu idari para cezasının 18/06/2019 tarihinde kesinleştiği belirtilerek 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmesinin davalı idareden istenilmesi üzerine, ... Enerji A.Ş. (... Akaryakıt Ticaret A.Ş.) adına ... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emri düzenlenmiş ve elektronik ortamda 22/02/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, ödeme emrine konu kamu alacağının süresinde ödenmediği, şirketin banka hesaplarına konulan e-haciz yoluyla bir kısım alacağın tahsil edildiği, başkaca mal varlığına rastlanılmadığından şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan söz konusu borcun 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
"; 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. (...)"; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. (...)" kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hali kusursuz sorumluluktur. Yani mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanuni temsilci kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci olarak görev yapması, kanuni temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Ancak bu madde kapsamında kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle asıl borçluya başvurulacak ve borcun asıl borçludan tahsil edilememiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekecektir. Dolayısıyla henüz asıl borçlu şirket hakkında ödeme emri ile takip yapılmadan, kanuni temsilcinin sorumluluğuna evleviyet kuralı gereği gidilemeyecektir.
Kanuni temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin nihai sorumluluğunu taşıyan kişi olup, sahip olduğu imkan ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek veya doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticari şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan kanuni temsilcilerin, şirketten tahsil imkanı bulunamayan kamu alacaklarından müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Ancak fiil tarihinde görevde olmayıp daha sonra yöneticilik görevinde bulunan ve amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya gelmeden kanuni temsilcilik görevinden ayrılan bir kanuni temsilciyi sorumlu tutmak, kanuni temsilciye, kendisinden beklenemeyecek bir sorumluluk yüklemek anlamı taşımaktadır.
Bu itibarla, Kurul tarafından verilen idari para cezasına ilişkin amme alacağının kanuni temsilciler açısından "tahsil edilebilir aşamaya gelmesinden" anlaşılması gerekenin, söz konusu idari para cezasına karşı dava açılmadan ya da açılan davanın kanun yolu aşamasından geçerek kesinleşmesi hali olduğu kabul edilmiştir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararında belirtildiği üzere, kanuni temsilcinin kanunda tanınan yetkiler çerçevesinde müdahale etme ve engelleme imkanına sahip olmadığı ve özellikle şirketin faaliyetleri üzerinde hakimiyet kurmasının mümkün bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen fiil ve eylemlerden doğan kamu alacaklarının ödenmemesinden sorumlu tutulması adalet ve hakkaniyet ile bağdaşmayacaktır. Dolayısıyla amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya gelmeden kanuni temsilcilik görevinden ayrılan kişinin söz konusu alacağın ödenmesi konusunda müdahale şansının bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu halde, idari para cezasına konu fiil işlendikten sonra, fakat idari para cezasının tahsil edilebilir aşamaya gelmesinden önceki tarihte görevde bulunan kanuni temsilcilerin amme alacağının ödenmemesinden dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin ... tarih ve ...sayılı Kurul kararının, asıl borçlu şirketin bayisine ait istasyonda... ve 1... tarihinde yapılan denetimlerde tespit edilen fiiller sebebiyle tesis edildiği, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, karara karşı kanun yoluna başvurulmadığı, anılan Mahkemenin kesinleşme şerhine göre idari para cezasının 18/06/2019 tarihinde kesinleştiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu amme alacağının kanuni temsilci olan davacı açısından "tahsil edilebilir aşamaya geldiği tarihin" bahse konu idari para cezasına ilişkin tüm yargılama aşamalarının tamamlandığı 18/06/2019 tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
... Enerji'ye ait Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarına bakıldığında ise, ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, davacının "01/12/2016 tarihinden itibaren 3 yıl süre ile yönetim kurulu başkanlığına seçildiği" hususunun 02/12/2016 tarihinde ticaret siciline tescil ve ilan edildiği;... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, davacının "yönetim kurulu başkanı olarak temsil yetkisinin sona erdiği" hususunun 18/01/2017 tarihinde tescil ve ilan edildiği görülmektedir.
Bu durumda, davacının idari para cezasına konu fiil işlendikten sonra 02/12/2016 tarihinde yönetim kurulu başkan, sıfatıyla yetkili temsilci olarak tayin edildiği, bununla birlikte söz konusu idari para cezasının tahsil edilebilir aşamaya gelmesinden önceki 18/01/2017 tarihinde temsil yetkisinin sona erdirildiği anlaşıldığından, davacı hakkında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalının temyiz isteminin reddine,
2\. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3\. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5\. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 07/05/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
" düzenlemesi yer almaktadır.
6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hali kusursuz sorumluluktur. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci olarak görev yapması, kanuni temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi'nin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararında, "kanuni temsilcinin kanunda tanınan yetkiler çerçevesinde müdahale etme ve engelleme imkânına sahip olmadığı ve özellikle şirketin faaliyetleri üzerinde hâkimiyet kurmasının mümkün bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen fiil ve eylemlerden doğan kamu alacaklarının ödenmemesinden sorumlu tutulması adalet ve hakkaniyet ile bağdaşmayacaktır. Dolayısıyla amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya gelmeden kanuni temsilcilik görevinden ayrılan kişinin söz konusu alacağın ödenmesi konusunda müdahale şansının bulunmadığının kabulü gerekmektedir" denilmekle birlikte, bu gerekçe davacının durumuna uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 'Ödeme zamanı ve önce ödeme' başlıklı 37. maddesinde “Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir. Hususi kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür. Amme borçlusu isterse borcunu belli zamanlardan önce ödeyebilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Kabahatler Kanunu uyarınca idari para cezası işleminin kesinleşmedikçe tahsil edilemeyecek olması, 6183 sayılı Kanun'la düzenlenen ödeme zamanını değiştirici nitelikte olmayıp, borçluya bir tercih hakkı tanımaktadır. Borçlu süresinde indirimden de yararlanmak suretiyle ödeme yapıp dava açabileceği gibi, ödeme yapmadan dava açarak davanın sonucunu beklemeyi de tercih edebilir.
Şirketin ödeme yapmayıp davanın sonucunu beklemeyi tercih etmesi o tarihteki şirket yöneticilerinin tercihi olup, bu durum şirket ortakları ile kanuni temsilcilerin 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan sorumluluklarını kaldırmaz.
Davaya konu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezası işleminin 15/12/2016 tarihinde tesis edildiği ve ilgili şirkete 03/01/2017 tarihinde tebliğ edildiği; davacının da 02/12/2016 ila 18/01/2017 tarihleri arasında yani idari para cezası işleminin tebliğ edildiği, idari para cezasının ödenebileceği tarihlerde borçlu şirketin kanuni temsilcisi olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi kararına konu olayın aksine dava konusu olayda davacının, söz konusu alacağın ödenmesi konusunda müdahale şansının bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, davaya konu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezası işleminin tebliğinden sonra, idari para cezasının ödenebileceği tarihlerde borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacının 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca borçtan sorumlu olduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.