SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2023/1432 E. 2025/2173 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2023/1432

Karar No

2025/2173

Karar Tarihi

29 Mayıs 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1432 E. , 2025/2173 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1432
Karar No:2025/2173

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Müteveffa ...'in Mirasçıları;
1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Fonu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... A.Ş. ve ... A.Ş.'den kullanılan ancak süresi içerisinde geri ödenmeyen nakdi ve gayri nakdi krediler ile bazı kredilere kefaletinden kaynaklanan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı, 985.131,00-TL tutarlı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Dairemizin 12/06/2019 tarih ve E:2014/399, K:2019/2019 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacı tarafından dava dilekçesinde, Fon'a hiçbir borcu bulunmadığı, 05/10/2012 tarihinde böyle bir borcun muaccel olabileceği hiçbir belge, kredi sözleşmesi veya herhangi bir kıymetli evrakın taraflarınca imzalanmadığı, bankalara ipotek edilmiş olan taşınmazların satışı suretiyle Fon tarafından fazladan tahsilat yapıldığı ileri sürüldüğünden, davacının iddialarının 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde belirtilen "böyle bir borcunun olmadığı" itirazı kapsamında ele alınması ve bu hususların "ödeme emrine" karşı açılmış olan işbu davada incelenmesi gerektiği;
Dava konusu olayda, uyuşmazlığın niteliği, kredi ve kefalet sözleşmelerinin uzun yıllar önce imzalanmış olması, faiz tutarının hesaplanması, bir kısım ödemeler yapıldığı iddiaları gibi hususlar dikkate alındığında teknik yönden bilirkişi incelemesi gerektirmesi nedeniyle Mahkemelerince ... Taahhüt ve Ticaret Bürosu - ...'in ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nden kullanmış olduğu kredi miktarlarının toplamının ne kadar olduğunun, davacı tarafından bu kredi borçlarına karşılık ne kadar ödeme yapıldığının (rızaen veya icra daireleri kanalıyla yapılan tüm ödemeler), yapılan ödemelerin toplam borçtan düşülüp düşülmediğinin, yapılan ödemeler sonucunda borcun kapanıp kapanmadığının, borcun faizine ilişkin hesaplamaların ve idare tarafından dava dosyasına ibraz edilen tablolardaki hesaplamaların doğru olup olmadığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde sunulan bilirkişi raporunda özetle,¸
görüş ve kanaatine yer verildiği, taraflara tebliğ edilen söz konusu bilirkişi raporuna taraflarca itiraz edilmişse de anılan raporun hükme esas alınabilecek yeterlilikte bulunduğu;
Raporda, ''... tarafından uygulanan %195,50 ve ... tarafından uygulanmış olan %250 faiz oranlarının uygulanacağına dair kredi ve ihtarnamelerde herhangi bir ibareye rastlanmadığı'' ifade edilmiş ise de, davalı idare tarafından 19/12/2022 tarihli beyan dilekçesi ekindeki ihtarname ve genel mektupta söz konusu faiz oranlarının açıkça zikredildiği, davacı tarafından süreç içinde bir takım ödemeler yapılmış ve bu miktarlar toplam borç miktarından mahsup edilmiş ise de, bu ödemelerin borcun tamamını kapatmaya yetecek miktarda olmadığı, borcun geriye kalan kısmının ödendiğine dair bilgi ve belge ibraz edilemediği, bozma kararının gereği olarak 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde belirtilen "böyle bir borcunun olmadığı" itirazı kapsamında ele alınan uyuşmazlıkta davacının ''borcum yoktur'' itirazının yerinde olmadığı;
Bu durumda, bilirkişi raporunda ayrıntısına yer verilen borç, borca ilişkin faiz, yapılan ödemelerin mahsubuna ilişkin hesaplamalara göre ... Taahhüt ve Ticaret Bürosu - ...'in ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş.'den kullanmış olduğu ancak süresi içerisinde geri ödenmediği belirtilen nakdi ve gayri nakdi kredilere kefaleti nedeniyle 985.131,00-TL borcu olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, alacak/borç hesabı yapılırken davalı idarenin borçluların kendisi ve ... A.Ş.'nin (...) ... (...) adına icra takip dosyalarından fazlasıyla tahsil edilen bedellerin göz önüne alınması ve hesaplamaya buradan başlanması gerektiği, ... Asliye Ticaret Mahkemesi kararıyla kendisinin ve ...'in davalı idareye borçlu olmadığının anlaşıldığı, buna rağmen Fon tarafından 1.589.581.879,306-TL tahsil edildiği, davalı idarece fazladan tahsilat yapıldığı, ... ve ...'a olan borca yönelik faizin yanlış uygulandığı, bilirkişi raporuna göre 318.351.000.000-TL alacağının bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Müteveffa ...’in ... A.Ş. ve ... A.Ş.’den çekilen bir kısım kredilerde asıl borçlu, bir kısım kredilerde ise ... Taahhüt ve Ticaret Bürosu- ...’in kefili olması nedeniyle Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı gereğince Fon Başkan Yardımcılığı'nın ... tarih ve ... sayılı Oluruna istinaden davacı hakkında takip işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
Bu kapsamda, davacı adına ... tarih ve ... sayılı ödemeye çağrı mektubu düzenlenerek tebliğ edilmiş, ödemeye çağrı mektubunun tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde ödeme yapılmadığından bahisle davacı hakkında ... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5411 sayılı Kanun'un Geçici 11. maddesinde, "Bu Kanunun yayımı tarihinden önce, 26/12/2003 tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanunun 14, 15, 15/a, 16, 17, 17/a ve 18'inci maddeleri, Ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6'ncı maddeleri ile Geçici 4'üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam edilir." kuralı yer almaktadır.
4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/3. maddesinde, "Fon, her türlü vergi, resîm ve harçtan muaftır. 14. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (b) bendi ile verilen yetkiler saklı kalmak kaydıyla, Fon kaynakları ile her türlü alacaklarının ve hisseleri kısmen veya tamamen Fon'a intikal eden bankaların; yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarından, bu ortakların yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak tek başına veya başkalarıyla birlikte elinde bulundurdukları şirketlerden ve iştiraklerinden, yönetim ve denetim kurulu üyeleri, genel müdür ve yardımcıları, kredi komitesi başkan ve üyeleri ile imzaları bankayı ilzam eden memurları ve bunların eş ve çocuklarından olan alacakları ile hisseleri Fon'a intikal eden diğer bankaların bunlardan olan alacaklarından Fon tarafından devralınanlar ile (7) numaralı fıkranın (b) bendinde belirtilen kişilere ait olup Fon tarafından devralınan alacakların takip ve tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Fon devraldığı alacağın takibine, alacağın devralındığı gün itibarıyla banka defter, kayıt ve belgelerine göre anapara, her türlü faiz, komisyon ve sair giderlerin toplamından oluşan birikmiş alacak tutarı üzerinden başlar. Bu alacaklar, Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanır ve birikmiş alacak tutarına, 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanır. Ancak Fon, her türlü alacakları ve devraldığı alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edilebileceği gibi, takibi devam ettirmekten ve/veya davanın takibinden sarfınazar ederek devraldığı alacağın kaldığı yerden 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsiline de karar verilebilir.''; anılan maddenin 7. fıkrasının (b) bendinde ise, "Fon alacaklarından; yönetim ve denetimi Fona geçen ve/veya bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tabi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların kaynağını kullanmış olmasından dolayı Fona borçlu olması kaydıyla Fona intikal eden bir bankadan ilk kredinin ve/veya banka kaynağının kullanılmasından sonra, bu bendin birinci cümlesinde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, edindikleri ve/veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, her türlü mal, hak ve alacaklarının banka kaynağı kullanılmak suretiyle edinildiği ve/veya edindirildiği kabul edilir ve bu gerçek kişiler ile tüzel kişiler tarafından edinilen para, her türlü mal, hak ve alacaklar hakkında bu fıkra hükümlerini uygulamaya Fon yetkilidir." kuralına yer verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 132. maddesinde, Fon'un bu Kanun'un 130. maddesinde sayılan gelirleri ile 108. ve 135. maddesindeki alacaklarının takip ve tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı; Kanun'un 108. maddesi ile, faaliyet izni kaldırılan veya Fon'a devredilen bankaların hâkim ortakları ve yöneticilerinin, bu Kanun'un şahsi sorumluluğa ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kullandıkları kaynakları ve bu suretle uğranılan zararları iade ve tazmin etmekle mükellef oldukları kurala bağlanmış; 130. maddesinde, Fon'un gelirleri sayılmış; 135. maddesinde de, banka tarafından yetkili mercilere beyan edilen sigortaya tabi mevduat ve katılım fonu tutarı ile Fon tarafından tespit edilen mevduat ve katılım fonu tutarı arasında bir fark bulunması hâlinde bu fark nispetinde, bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleri ile genel müdürlerin, genel müdür yardımcılarının, imzası ile bankayı ilzam eden memurların ve şube müdürlerinin yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının, kendilerine, eşlerine ve çocuklarına ait mevduat hesabı, çeşitli hak ve alacakların taşınır ve taşınmaz mallarının imtiyaz haklarının (vs.) zaptına, bunlar üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırılmasına ya da bunlara tedbir koymaya Fon'un talebi üzerine sulh ceza hakimince veya mahkemece karar verileceği, bu hükmün yukarıda sayılan kişiler adına hareket edenler veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen kişiler hakkında da uygulanabileceği kuralına yer verilmiştir.
6183 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, hangi amme alacaklarının idari yoldan cebren tahsil edilebileceği belirtilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan kurallar uyarınca, Fon tarafından, ancak 4389 ve 5411 sayılı Kanunlar ile yetki verilen alacaklarla sınırlı olarak ve yine bu Kanunlarda yapılan atıf nedeniyle 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsilat yapılabilir. Dolayısıyla bu Kanunlar ile yetki verilmeyen alacaklar için Fon tarafından 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsilat yapılması mümkün olmadığı gibi, Fon'un gerek 4389 ve gerekse 5411 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yetki ve görevlerinin, bu Kanunların amacına uygun olarak tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerine zarar veren, mali piyasalarda güven ve istikrarı ve kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını engelleyici faaliyette bulunan bankaların, hâkim ortak ve yöneticileri ile bu bankalarla doğrudan veya dolaylı olarak ilişkisi bulunan şirketlerin yol açtığı kamu zararlarının önlenmesi veya giderilmesiyle sınırlı olduğu ve bu noktada Fon gelirlerinin de 4389 ve 5411 sayılı Kanun kapsamında ortaya çıkan ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki hesaplarda değerlendirilen Fon mevcudu ve kaynaklarından oluştuğu kuşkusuzdur. Bir başka anlatımla, Fon tarafından ancak 4389 ve 5411 sayılı Kanunlarda 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilebileceği açıkça belirtilen alacakların takip ve tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanabilecektir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının yönetim ve denetimi Fon'a intikal eden ... A.Ş. ve ... A.Ş.'den kullandığı krediler ile ... Taahhüt ve Ticaret Bürosu - ... tarafından kullanılan bir kısım kredilere kefaletinden kaynaklanan alacakların, Fon tarafından, ... A.Ş. ile 11/10/2001, ... A.Ş. ile 08/04/2002 tarihli alacağın temliki sözleşmesiyle devralındığı, Fon'un ... tarih ve ... sayılı kararına istinaden söz konusu alacakların tahsili amacıyla davacı hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca takip yapılmasına karar verildiği, bu kapsamda davacıya ... tarih ve ... sayılı ödemeye çağrı mektubunun gönderildiği, ödemeye çağrı mektubunun tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde ödeme yapılmadığından bahisle de dava konusu ödeme emrinin düzenlenerek davacıya tebliği üzerine, anılan ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin 13/03/2025 tarihli ara kararıyla davalı idareden, davacının ve ... Taahhüt ve Ticaret Bürosu - ...'in söz konusu bankaların hakim ortaklarıyla bağlantılı kişi ya da firmalardan olup olmadığı sorulmuş; davalı idarece ara kararına verilen cevapta, davacının ve ... Taahhüt ve Ticaret Bürosu - ...'in, ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin hakim ortakları ile herhangi bir bağlantılarının olmadığı, uyuşmazlığa konu takiplerin sebebinin ... ve ...'tan kullanılan krediler olduğu belirtilmiştir.
4389 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle Fon'a verilmiş yetkiler arasında, yönetimi ve denetimi Fon'a devredilen Bankalardan kullanılan ticari kredilerden kaynaklanan alacakların Fon tarafından temlik alınarak, daha sonra 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsilatına ilişkin herhangi bir yetki bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacı hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan takibin konusu 4389 sayılı Kanun'un 15/3. ve 15/7-b maddesinde belirtilen alacaklar kapsamında olmadığından, davacı ile Banka arasındaki ticari kredi ilişkisinden kaynaklanan ve özel hukuk hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gereken sözleşmeden doğan ihtilaflı alacağın 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca takip ve tahsili hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne;
2\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4\. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 29/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim