SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2021/2276 E. 2025/2811 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2021/2276

Karar No

2025/2811

Karar Tarihi

24 Eylül 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/2276 E. , 2025/2811 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/2276
Karar No : 2025/2811

DAVACI : ... Tarım Ürünleri A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. ...-Av. ...

DAVALI : ...Müdürlüğü (...)
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

DAVANIN KONUSU:Davacı şirketin hidroelektrik enerji santrali kurulması ve işletilmesine ilişkin üretim lisansının yenilenmesi amacına yönelik olarak DSİ ve davacı şirket arasında su kullanım hakkı anlaşmasının varlığının tescili ve belgelendirilmesi istemiyle yaptığı 27/03/2015 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olduğu ileri sürülen ... tarih ve ... sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 10., 11. ve 12. fıkraları ile Geçici 6. maddelerinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun Geçici 15. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, Teşviki Sanayi Kanunu uyarınca 1936 yılında verilmiş muafiyet ruhsatnamesinin bulunduğu, davacıya ait hidroelektrik santralinin elektrik üretim-dağıtım-iletim lisansı mevzuatına tabi olmadığı, muafiyet ruhsatnamesinin müktesep hak teşkil ettiği, sonradan yürürlüğe giren kanun ya da yönetmelik ile bu hakkın sona erdirilemeyeceği, Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin Geçici 6. maddesine göre; atıl durumdaki hidroelektrik santralleri için bu Yönetmelik uyarınca su kullanım hakkı sözleşmesinin imzalanacağı, Yönetmelik ile; yeniden su kullanım hakkı anlaşması imzalanmasının zorunlu kılınması, anlaşma imzalayacak şirketlerde belli kriterlerin aranması, anlaşmaya süre sınırı getirilmesi, anlaşmanın belli koşullarda iptal edilebilmesi nedeniyle müktesep hakkının ihal edildiği, bu nedenle DSİ ve davacı şirket arasında su kullanım hakkı anlaşmasının varlığının tescili ve belgelendirilmesi istemiyle yaptığı 27/03/2015 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16. ve Geçici 6. maddelerinin iptalinin gerektiği ileri sürülmüştür.


DAVALININ SAVUNMASI :Davacı tarafından zımnen ret işleminin dayanağı olarak Yönetmeliğin 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16. ve Geçici 6. maddelerinin iptali isteniyor ise de davacının Yönetmeliğin 6. maddesinin 10., 11. ve 12 fıkraları ile Geçici 6. maddesi dışındaki maddelerin iptali açısından menfaatinin bulunmadığı, elektrik piyasasındaki faaliyetlerin 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu tarafından düzenlendiği başka yasal düzenlemenin bulunmadığı, dava konusu tesisin hak sahipliği açısından yapılarak değerlendirmeye esas olanın HES'in dahilinde yer aldığı tesislerin ve arazilerin mülkiyetinin veya kullanım hakkının kimde olduğu yönünden resmi makamlarda araştırma yapıldığı, Yönetmelik çerçevesinde aranan şartların varlığı halinde sonuca varıldığı, davacı tarafından daha önce 03/04/2013 tarihinde su kullanım hakkı anlaşması imzalamak için başvuruda bulunulduğu, sonrasında su kullanım hakkı anlaşması imzalanmamış olmasına karşın dava konusu işleme konu başvuru ile su kullanım hakkı anlaşamasının varlığının tescili ve belgelendirilmesi talebinde bulunulduğu, böyle bir anlaşma olmadığından ilgilinin talebi hakkında işlem tesis edilemediği, dava konusu zimni ret işleminin ve Yönetmeliğin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2024 tarih ve E:2024/1273, K:2024/2630 sayılı kararıyla Dairemiz kararının kısmen onanması, kısmen bozulması üzerine, bozulan kısımla sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı şirketin hidroelektrik enerji santrali kurulması ve işletilmesine ilişkin üretim lisansının yenilenmesi amacına yönelik olarak DSİ ve davacı şirket arasında su kullanım hakkı anlaşmasının varlığının tescili ve belgelendirilmesi istemiyle yaptığı 27/03/2015 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olduğu ileri sürülen Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16. ve Geçici 6. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
İncelenen davada daha önce Danıştay Onüçüncü Dairesinin 02/05/2019 tarih ve E:2015/3930, K:2019/1438 sayılı kararıyla, dava dilekçesi içeriği ve öne sürülen hukuka aykırılık sebepleri dikkate alınarak, zımnî ret işlemine dayanak Yönetmelik açısından Yönetmeliğin 6. maddesinin 10., 11. ve 12. fıkraları ile Geçici 6. maddesi ile sınırlı olarak inceleme yapıldığı ve anılan Yönetmelik maddelerinin iptaline karar verildiği, dava konusu Devlet Su İşleri ile davacı şirket arasında su kullanım hakkı anlaşmasının varlığının tescili ve belgelendirilmesi istemiyle yapılan 27/03/2015 tarihli başvurunun zımnen reddi işlemi yönünden ise davanın reddine karar verildiği tespit edilmiş olup, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun temyiz incelemesi sonucunda verdiği 21/12/2020 gün ve E:2019/2659; K:2020/3301 sayılı kararla da, anılan Daire kararının iptale ilişkin kısmının onanmasına, redde ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, dava dosyasının dava konusu Devlet Su İşleri ile davacı şirket arasında su kullanım hakkı anlaşmasının varlığının tescili ve belgelendirilmesi istemiyle yapılan 27/03/2015 tarihli başvurunun zımnen reddi işlemi ile sınırlı olarak incelenmesine geçildi.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından ilk olarak 03/12/2012 tarihinde, mülga 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde, su kullanım hakkı anlaşması varlığının tescili ve belgelendirilmesi istemiyle idareye başvuru yapıldığı, sonrasında 03/04/2013 tarihinde, dolayısıyla, 6446 sayılı Kanun'un Geçici 15. maddesi kapsamında ve maddede belirtilen süre içerisinde tekrar başvuruda bulunulduğu, davalı idare tarafından gerekli Yönetmelik değişiklikleri yapıldıktan sonra işlemlerin yapılacağı yolunda cevap verilmesine rağmen yaklaşık iki yıl süreyle herhangi bir işlem tesis edilmediği, davacı tarafından son olarak 27/03/2015 tarihinde yapılan başvurunun da zımnen reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Atıl hidroelektrik santralleri" başlıklı Geçici 15. maddesine göre atıl hidroelektrik santralleri için Kanun'un yürürlük tarihi olan 30/03/2013 tarihini takip eden altı ay içerisinde başvuru yapılması gerekmektedir.
Davacı şirketin de bu kurala uygun olarak ilgili Kanun'un yürürlük tarihi olan 30/03/2013 tarihini takip eden altı ay içerisinde kalan 03/04/2013 tarihinde, Şirketlerinin mülkiyetine geçen hidroelektrik santrali için eskiden yapılmış geçerli bir su kullanım hakkı anlaşması varlığının tescili ve belgelendirilmesi istemiyle davalı idareye başvuruda bulunduğu, davalı idare tarafından gerekli Yönetmelik değişiklikleri yapıldıktan sonra işlemlerin yapılacağı yolunda cevap verilmesine rağmen yaklaşık iki yıl süreyle herhangi bir işlem tesis edilmediği, davacı tarafından son olarak 27/03/2015 tarihinde aynı yönde yapılan başvurunun da cevap verilmemek suretiyle reddedildiği tespit edilmiştir.
Davacı Şirketin idareye başvuruda bulunurken, kendilerine ait hidroelektrik santralinin kurulu bulunduğu Karasu Nehri'den beslenen su kanalının şirketleri adına tapuda tescilli özel mülk olması nedeni ile su kullanım hakkı anlaşması ön koşulundan muaf tutulması gerektiğini ileri sürdüğü; bunun yanında, 05.08.1936 tarihli Boyacızade Biraderler Muammer ve Halis Kollektif Şirketi adına düzenlenmiş muafiyet ruhsatnamesinin o dönem yürürlükte bulunan Teşviki Sanayi Kanununa göre verilmiş olduğundan ve bu kanunda santrali devir alanın ruhsatnameyi devir almış sayılacağı hükme bağlandığından, bahsi geçen santralin kurulduğu dönemde santrale hasren mevzuat gereği süresiz su kullanım hakkının tesis edilmiş olması gerektiğini savunduğu anlaşılmakta olup, tüm bu iddialar karşısında idarenin gerekli incelemeyi yaparak davacı Şirketin mülkiyetine geçen hidroelektrik santrali için eskiden yapılmış geçerli bir su kullanım hakkı anlaşması bulunup bulunmadığını ortaya koyması ve davacı tarafından bu yönde Yasal süre içerisinde yapılan başvuruyu sonuçlandırması gerektiği açıktır.
İdareye yapılan başvurularda araştırılması ve açıklığa kavuşturulması ve tescili gereken hususlar var ise, özellikle de dava konusu başvuruda olduğu gibi eskiden var olduğu ileri sürülen bir hakkın halen geçerliliğini koruyup korumadığı gibi müphem bir hususa açıklık kazandırma ve bu hakkın tesciline ilişkin bir zaruret bulunuyorsa, konuya ilişkin tüm bilgi ve belgelere haiz idarenin bu nitelikteki başvuruları geciktirilmeksizin sonuca bağlaması ve müracaatçılara bu hususta yazılı bir cevap vermesi şarttır. Aksi durumda ortaya çıkacak belirsizliğin dava konusu işlemde olduğu gibi hak kayıplarına neden olabileceği, bu konuda doğabilecek uyuşmazlıkların yersiz yere yargıya intikali halinde ise idarece ortaya konulmayan hususların re'sen yargı yerince tespitine yol açılarak kuvvetler ayrılığı prensibine aykırı uygulamalara neden olunabileceği açıktır.
Belirtilen durum karşısında davacı tarafın, Şirketlerinin mülkiyetine geçen hidroelektrik santrali için eskiden yapılmış bir su kullanım hakkı anlaşması bulunup bulunmadığının araştırılması, tescili ve bu hususun belgelendirilmesi yönündeki isteminin idare tarafından uhdesinde bulunan bilgi ve belgeler ile yürürlükteki mevzuat çerçevesinde makul bir süre içerisinde değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekirken zımnen reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu zımnen ret işleminin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Dairemizin davanın kısmen reddine, dava konusu işlemin kısmen reddine yönelik 02/05/2019 tarih ve E:2015/3930, K:2019/1438 sayılı kararına karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/12/2020 tarih ve E:2019/2659, K:2020/3301 sayılı kararıyla Dairemiz kararının iptale ilişkin kısmının onanması, davanın reddine ilişkin kısmının ise bozulması üzerine, bozulan kısımla sınırlı olarak gereği yeniden görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı Erzincan ili, Tercan ilçesi, ... Köyü, ... mevkinde yer alan un fabrikası ile üzerinde hidroelektrik santrali bulunan su kanalının malikidir. Davacıya ait hidroelektrik santraline İktisat Vekaleti tarafından 05/08/1936 tarihinde Teşviki Sanayi Kanunu'na istinaden muafiyet ruhsatnamesi verilmiştir.
Davacı tarafından, 03/12/2012 tarihinde DSİ'ye başvuru yapılarak mülga 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde DSİ ile davacı arasında su kullanım hakkı anlaşması varlığının tescili ve belgelendirilmesi talebinde bulunulmuştur. Sonrasında 03/04/2013 tarihinde 6446 sayılı Kanun'un Geçici 15. maddesi uyarınca su kullanım hakkı anlaşması için yapılan başvuruya ise, DSİ tarafından gerekli Yönetmelik değişiklikleri yapıldıktan sonra işlemlerin yapılacağı şeklinde cevap verildiği görülmüştür.
Daha sonra davacı tarafından 27/03/2015 tarihinde "4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu hükümleri çerçevesinde halen piyasada faaliyet gösteren ve gösterecek olan şirketimiz tarafından hidroelektrik enerji üretim tesisleri kurulması ve işletilmesine ilişkin DSİ ve şirketimiz arasında Su Kullanım Hakkı Anlaşması varlığının tescili ve belgelendirilmesi" talebi ile başvuru yapılmış, yapılan başvurunun zımnen ret edilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
Dairemizin 02/05/2019 tarih ve E:2015/3930, K:2019/1438 sayılı kararıyla, Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 10., 11. ve 12. fıkraları ile Geçici 6. maddesinin iptaline, Devlet Su İşleri ile davacı şirket arasında su kullanım hakkı anlaşmasının varlığının tescili ve belgelendirilmesi istemiyle yapılan 27/03/2015 tarihli başvurunun zımnen reddi işlemi yönünden davanın reddine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/12/2020 tarih ve E:2019/2659, K:2020/3301 sayılı kararıyla Dairemiz kararının iptale ilişkin kısmının onamasına, davanın reddine ilişkin kısmının ise,
"(...) davalı idarenin savunma dilekçesinde de belirtildiği üzere, davacı tarafından ilk olarak 03/12/2012 tarihinde, mülga 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde, su kullanım hakkı anlaşması varlığının tescili ve belgelendirilmesi istemiyle idareye başvuru yapıldığı, sonrasında 03/04/2013 tarihinde, dolayısıyla, 6446 sayılı Kanun'un Geçici 15. maddesi kapsamında ve maddede belirtilen süre içerisinde tekrar başvuruda bulunulduğu, davalı idare tarafından gerekli Yönetmelik değişiklikleri yapıldıktan sonra işlemlerin yapılacağı yolunda cevap verilmesine rağmen yaklaşık iki yıl süreyle herhangi bir işlem tesis edilmediği, davacı tarafından son olarak 27/03/2015 tarihinde yapılan başvurunun da zımnen reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayda, davacının 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Atıl hidroelektrik santralleri" başlıklı Geçici 15. maddesine göre atıl hidroelektrik santralleri için Kanun'un yürürlük tarihi olan 30/03/2013 tarihini takip eden altı ay içerisinde başvuru yaptığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bu nedenle, Dairece bu husus değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, 27/03/2015 tarihinde yapılan başvurunun öncesindeki süreç değerlendirilmeden verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir." gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin dördüncü fıkrası ile 50. maddesinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkanı tanınmayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması halinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkanı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle sınırlı olarak yeniden inceleme yapılmıştır.
Dairemizin 16/12/2021 tarihli ara kararıyla uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için gerekli görüldüğünden davacıdan ve davalı idareden;
"1- Davacının 03/04/2013 tarihinde 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun Geçici 15. maddesi kapsamında davalı idare ile su kullanım hakkı anlaşması için yaptığı başvuru sonucunda davalı idarenin 28/08/2013 tarih ve 514881 sayılı yazısı sonrasında herhangi bir işlem tesis edilip edilmediğinin sorulmasına,
2- Davacının 03/04/2013 tarihli başvurusu sonrasında bu kapsamda davalı idareye karşı açılmış başka bir dava var ise bildirilmesinin istenmesine" karar verilmiş, davalı idarenin ara kararına cevaplarının dosyaya sunulduğu, davacı tarafından ise cevap verilmediği görülmüştür.
Davacı tarafından 27/03/2015 tarihinde DSİ'ye yapılan başvuruda; hidroelektrik santralinin kurulu bulunduğu Karasu Nehri’nden beslenen su kanalının tapuda kendi adına kayıtlı özel mülk olduğunu, bu nedenle su kullanım hakkı anlaşması ön koşulundan muaf tutulması gerektiğini; ayrıca Teşviki Sanayi Kanunu kapsamında düzenlenen 05/08/1936 tarihli ve "Muafiyet Ruhsatnamesi"ne dayanarak, santrale süresiz su kullanım hakkı tanınmış sayılması gerektiği ileri sürülerek, su kullanım hakkı anlaşmasının varlığının tescili ve belgelendirilmesi talep edilmiştir.
Davacıya göre, tesisin kuruluş süreci, 11/11/1935 tarihinde Cumhurbaşkanı, Başvekil ve diğer bakanların imzalarıyla yayımlanan bir kararname ile başlamıştır. Bu kararname ile Halis Boyacıoğlu tarafından inşa edilmekte olan Tercan Fabrikası'nın elektrik ihtiyacını karşılamak üzere bir hidroelektrik santral kurulmasına izin verilmiştir. Bu izni takiben, 05/08/1936 tarihinde, "Teşvik-i Sanayi Kanunu" hükümleri uyarınca Halis Boyacıoğlu adına santral için bir "Muafiyet Ruhsatnamesi" düzenlenmiştir. En son, fabrika, hidroelektrik santrali ve üzerinde bulunduğu arazi davacı adına tescil edildiğinden, 1936 tarihli Muafiyet Ruhsatnamesi ile doğan ve kesintisiz bir hukuki zincirle davacıya süresiz olarak intikal eden su kullanım hakkının, tescil edilmesi gereken kazanılmış bir hak durumuna geldiği ileri sürülmektedir.
15/06/1927 tarih ve 608 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1055 sayılı Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun, milli ekonomiyi güçlendirecek, ekonomik kalkınmayı milli imkanlarla sağlayacak önlemlerin alınması amacıyla milli sermaye ile birtakım yatırımları yapabilecek ticaret şirketlerinin kurulması için sanayicilere arazi, telgraf, telefon, elektrik hat kolaylıkları sağlamak üzere çıkarıldığı; sanayide kullanılacak her türlü teçhizatın gümrük vergisinden muaf tutulması, belediye hudutları dışında kalan hazine arazilerinin on hektarlık alanların sanayi tesisleri kuracaklara ücretsiz olarak verilmesi, belediye hudutları içindeki hazine arazilerinin sanayi kuruluşlarına on yıl vade ile satılması, özel teşebbüsün telefon-telgraf iletim hatları kurmalarına izin verilmesi yanında, elektrik iletim hattı döşeyenlere ücretsiz direk tahsis edilmesi, sanayi ile ilgili her türlü malzemenin TCDD yolları ile naklinde %30 indirim uygulanması, Bakanlar Kurulu kararıyla, sanayi alanında yatırım yapan kuruluşlara üretimlerinin % 10’u kadar prim verilmesi gibi teşviklerin olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacının dayandığı 1055 sayılı Teşviki Sanayi Kanunu’nun amacı, dönemin ekonomik şartları çerçevesinde sanayi yatırımlarını özendirmeye yönelik teşvikler sağlamak olup, bu Kanun ile sanayi tesislerine elektrik üretimi bakımından süresiz ve devredilebilir bir su kullanım hakkı tanındığına dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Diğer yandan, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu (daha sonra 6446 sayılı Kanun ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun olarak değiştirilmiştir), elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanması amacıyla 03/03/2001 günlü, 24335 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
4628 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, elektrik piyasası faaliyetleri; elektrik üretimi, dağıtımı, iletimi, toptan satışı, perakende satış hizmeti, ithalat ve ihracat faaliyeti olarak sayılmış, piyasada, bu Kanun hükümleri uyarınca lisans almak koşuluyla yerine getirilebilecek faaliyetler ve faaliyet gösterebilecek tüzel kişiler belirlenmiş, Kanun'un 3. maddesinde de, bu Kanun kapsamında Kurum tarafından verilecek lisansların tabi olacağı usul ve esaslar ile lisanslarda yer alacak asgari hükümlerin neler olduğu teker teker sayılmıştır.
Görüldüğü üzere; 4628 sayılı Kanun'la üretim, dağıtım, iletim, toptan satış, perakende satış, ithalat ve ihracat faaliyeti olarak sayılan elektrik piyasası faaliyetlerinin, lisans almak koşuluyla yürütülebileceği öngörülerek, elektrik piyasası yeniden düzenlenmiş, önceki sisteme göre esaslı değişiklikler getirilmiştir.
Bu süreçte, daha önce farklı hukuki statüler altında faaliyet gösteren tesislerin de yeni düzenlemelere intibak ettirilmesi öngörülmüştür. 4628 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinde, hazırlık döneminin, bu Kanun'un yayımı tarihinden itibaren oniki aylık süreyi ifade edeceği, Bakanlar Kurulu tarafından bu sürenin bir defaya mahsus olmak üzere altı aya kadar uzatılabileceği; hazırlık dönemi kapsamında, (a) dönem süresince; (1) piyasada faaliyet göstermekte olan tüzel kişilerin lisans alma zorunlulukları bulunmadığı, (...) (3) bu Kanun'la düzenlenmesi gereken yönetmeliklerin hazırlanacağı ve yayımlanacağı, bu Kanun hükümlerine göre çıkarılacak yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar mevcut yönetmeliklerin uygulanmasına devam olunacağı, (b) dönem sonu itibarıyla; (1) Elektrik Üretim Anonim Şirketi, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi, Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketi, TEDAŞ ve üretim ve dağıtım tesislerini işletmekte olan veya mevcut sözleşmeleri ile üretim ve dağıtım tesislerini işletme hakkı elde etmiş olan özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişiler, ilgili yönetmeliklerin çıkarılmasını takiben, yönetmeliklerde belirtilen lisans başvurusuna ilişkin bilgi ve belgeleri, yönetmeliklerde belirtilen süreler içinde Kurula sunulacağı, bu Kanun kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getiren tüzel kişilere Kurum tarafından, başvuru tarihlerinden itibaren bir ay içinde lisanslarının verileceği, söz konusu tüzel kişilerin, lisansların verilmesine kadar, piyasa faaliyetlerini yürürlükteki usul ve esaslar uyarınca yürütüleceği kurala bağlanmıştır.
Bu bağlamda, elektrikle ilgili hizmet vermek üzere kurulmuş olan sermaye şirketlerine ilişkin görev ve yetkiler, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin Resmî Gazete'de yayımı tarihinden itibaren Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna geçmiş bulunmakta olup, 4628 sayılı Kanun'la getirilen yeni sistem gereği elektrik piyasası faaliyetlerinin, ancak lisans almak koşuluyla yürütülebileceği ve bu sürece ilişkin geçiş hükümlerinin de öngörüldüğü anlaşıldığından, bu hukuki durum karşısında elektrik piyasasına ilişkin olarak 4628 sayılı Kanun'un sonrasında ise 6446 sayılı Kanun'un öngördüğü yeni hukuki düzene uygun olarak iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, hidroelektrik santrali tesislerindeki mülkiyetin devamlılığına ve 05/08/1936 tarihinde verilen Muafiyet Ruhsatnamesi ve bu ruhsatnamenin dayanağı Teşvik-i Sanayi Kanunu'na dayanarak su kullanım hakkı anlaşmasının varlığının tescilinin istenmesi hukuken mümkün değildir.
Öte yandan, 30/03/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun “Atıl hidroelektrik santralleri” başlıklı Geçici 15. maddesiyle, atıl durumda bulunan hidroelektrik santralleri bakımından istisnai bir düzenleme öngörülmüştür. Maddenin açık hükmüne göre, 4628 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce elektrik üretim faaliyetinde bulunmuş, ancak anılan Kanun’un yürürlük tarihinden sonra çeşitli sebeplerle üretim faaliyetini sürdürememiş veya dağıtım sistemine bağlanamamış hidroelektrik santrali sahiplerinin, Kanun’un yürürlük tarihini takip eden altı ay içerisinde başvurmaları ve mevcut projelerle çakışma bulunmaması halinde, Devlet Su İşleri tarafından ilana çıkılmaksızın, ilgili yönetmelik çerçevesinde 1 kuruş/kWh bedelle su kullanım hakkı anlaşması imzalanabileceği hüküm altına alınmıştır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/12/2020 tarih ve E:2019/2659, K:2020/3301 sayılı bozma kararında işaret edildiği üzere, davacının Geçici 15. madde kapsamında süresinde içinde bir başvuru daha yaptığı hususunda tereddüt bulunmamakta olup bu başvuru dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Buna göre, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun Geçici 15. maddesi ile atıl durumda bulunan hidroelektrik santrallerine özgü su kullanım hakkı anlaşması imzalanması için özel bir başvuru imkanı tanınmış; davacı da bu düzenleme uyarınca 03/04/2013 tarihinde "su kullanım hakkı anlaşması imzalamak" için başvuruda bulunmuştur. Davacıya, yönetmelik değişikliklerinin tamamlanmasından sonra işlem yapılacağı yolunda cevap verilmesine karşın, Dairemizin 16/12/2021 tarihli ara kararına davalı idarenin 18/02/2022 tarihinde kayıtlara alınan cevabından anlaşıldığı üzere, davacı tarafından kesin olmayan bu cevaba karşı dava açılmamıştır.
Davacının 27/03/2015 tarihli yeni başvurusu ise, Geçici 15. maddeye dayanılarak yapılan ilk başvurunun bir devamı niteliğinde, kanunla istisna olarak atıl tesisler için öngörülen su kullanım hakkı anlaşması imzalama hakkı elde etmeye matuf olmayıp; aksine, özel mülkiyet, Muafiyet Ruhsatnamesi ve Teşviki Sanayi Kanunu’na dayalı kazanılmış hak iddiasına dayandırılmakta, davacı tarafından bu kez, Geçici 15. madde uyarınca bir su kullanım hakkı anlaşması imzalanmasının istenilmesinden ziyade, zaten farklı hukuki gerekçelerle mevcut olduğunu ileri sürdüğü bir su kullanım hakkı anlaşmasının tescili ve belgelendirilmesi talep edilmektedir.
Bu çerçevede, 2013 tarihli başvuru ile 2015 tarihli başvuru arasında hem dayanak alınan mevzuat hem de talep sonucu bakımından esaslı farklılıklar bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının 2013 yılında yaptığı başvurunun sonuçları, süresinde dava açılmaması nedeniyle hukuken kesinleşmiş; 2015 yılında yapılan başvuru ise, farklı bir hukuki temele dayalı olarak yeni bir istem niteliğinde ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, başvurular arasındaki bu farklılıklar gözetildiğinde, Geçici 15. madde kapsamında süresinde yapılan başvurunun dava konusu zımni ret işlemi bakımından ayrıca bir hukuki sonuç doğurmadığı sonucuna ulaşılmaktadır
Bu itibarla, hukuki dayanak ve talep sonucu itibarıyla önceki başvurudan farklılık arz eden bu istem yönünden, davalı idarece cevap verilmeyerek tesis edilen zımni ret işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Sonuç olarak dava kısmen ret, kısmen iptal kararı ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen ilk derece ve temyiz aşamalarında davacı tarafından yapılan toplam...-TL yargılama giderinin yarısı olan ...TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan ...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davalı idare tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı olan ...-TL'nin üzerinde bırakılmasına, geri kalan ...-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim