Danıştay danistay 2020/1434 E. 2025/2398 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2020/1434
2025/2398
24 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/1434
Karar No : 2025/2398
DAVACI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...
DAVALI : ... Alaçatı Rüzgar Enerji Santrali A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU: İzmir ili, Alaçatı ilçesi sınırları içinde kurulan 7,2 MW kurulu gücündeki Alaçatı Rüzgar Enerji Santraline ilişkin İmtiyaz Sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle eksik üretimden kaynaklanan 2.471.752 ABD Doları fark bedeli ile 3.190.437 ABD Doları eksik üretim tazminatı olmak üzere toplam 5.662.189 ABD Doları'nın eksik üretimin başlangıç tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek en yüksek ticari temerrüt faiziyle birlikte ödenmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :Taraflar arasında imzalanan İmtiyaz Sözleşmesi'nin 08/06/2018 tarihinde feshedildiği, yapılan denetimlerde zamanında yapılması planlanan bakım onarımların yapılmadığı, santralde işletme sorumlusunun bulunmadığı ve davalı şirket tarafından rüzgar eksikliği dışında sürekli olarak eksik üretime sebebiyet verildiğinin tespit edildiği, davalı şirketten gereğinin yapılmasının talep edilmesine karşın bir şey yapılmadığı, İmtiyaz Sözleşmesi'nin 7. maddesine göre, şirketin fizibilite raporunda öngördüğü rüzgar karakteristikleri çerçevesinde tesisin bakım-onarım programını uygulaması gerektiği, bu bakım, onarım ve yenilemeye ilişkin masrafların tarifeye dahil edildiği, Sözleşme'nin 20. maddesine göre, tesisin yenileme ve idame yatırım giderleri ve belirli dönemlerde yapılacak ana bakım giderlerinin tarifeye dahil edildiği, yenileme ve idame yatırım giderleri için ayrıca tarife revizyonu talep edilmeyeceği, Sözleşme'nin 22. maddesine göre, rüzgar karakteristiklerinin proje sahasında yapılmış bulunan ve fizibilite raporu ile birlikte verilen ve şirket tarafından garanti edilen yıllık net enerji üretim miktarının belirlenmesinde esas alınan rüzgar ölçüm verilerinden farklı olması nedeniyle doğacak eksik üretim riski ve bunun sonucu olarak şirketin fizibilite raporunda ve sözleşmede üretmeyi garanti ettiği yıllık enerji miktarına ulaşamamasının tamamen şirketin sorumluluğunda olduğu ve mücbir sebep olarak kabul edilmeyeceği, davalı şirket tarafından yüksek tarife dönemi bittikten sonra tesislerin bakım ve onarımının ihmal edildiği, Sözleşmeye göre davalının üretmeyi taahhüt ettiği yıllık enerji miktarının 18.980,000 kWh olduğu, ancak fiili olarak son 10 yılda yaptığı üretim ile üretmeyi taahhüt ettiği miktar arasındaki farkın 81.331.864 kWh olduğu, eksik üretimin TETAŞ tarafından piyasadan satın alındığı, aradaki farkın kamu zararı olduğu, şirketin bu şekilde haksız kazanç elde ettiği, ayrıca Elektrik Satış Anlaşması'nda eksik üretim tazminatının düzenlendiği, bu tutarında davalı şirket tarafından ödenmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :Davacı idarece eksik üretim iddiasıyla birlikte haksız kazanç elde edildiğinin ileri sürüldüğü, üretim eksik ise herhangi bir kazancın oluşmasının da mümkün olmadığı, 20 yıl işletme sürecinde davacı tarafından her yıl denetim yapılığı, bu denetimlerde şirket kusurundan kaynaklanan bir eksik üretim tespit edilmediği gibi eksik üretim tazminatı şeklinde bir tazminat da hesaplanmadığı, elektrik santraline el konduktan sonra kötü niyetle tazminat elde etmek için bu iddianın ileri sürüldüğü, yap-işlet-devret (YİD) modelinde eksik üretimin ancak sözleşmenin feshi nedeni olduğu, sözleşmenin feshi şartları 28. maddede düzenlenmesine karşın periyodik denetimleri yapmaması nedeniyle ancak sürenin sonunda bu iddianın gündeme geldiği, TETAŞ tarafından belirlenen fiyattan fatura kesilerek ödeme yapıldığı, kendilerinin YİD kapsamında olmasının, ticari faaliyetinin santral işletmeciliğinden ibaret olduğu, üretilen enerjiyi tek bir kuruma sattığı, sadece bu kurumdan tahsilat yaparak gelir elde ettiği ve süre ile sınırlı olduğu anlamına geldiği, fizibilite raporunda öngörülmüş değerlerin gerçekleşen üretim değerinden farlı olmasının şirketin kusuru olmadığı, bu hususun Bakanlık tarafından 2004 denetim raporunda tespit edildiği, sigorta poliçelerinin yenilenmesi hususunda Bakanlık bilgi ve yönlendirmesi dışında herhangi bir işlem yapılmadığı, her denetim döneminde aylık - altı aylık - yıllık bakım çalışması raporlarının denetim görevlilerine sunulduğu, arızların yaşandığı ikinci 10 yıllık dönemde santralin emre amadeliğini temin için büyük çaba sarf edildiği, yedek parça temin edilememesi nedeniyle iç piyasadan tedarik zincirinin oluşturulduğu, santral yakınlarında tesis edilen RES santral yatırımları ve şebeke yükünün artması nedeniyle yaşanan arıza kaynaklı duruşlar ve bu duruşlar kaynaklı arızalar nedeniyle ortaya çıkan üretim kayıplarının kendilerinin kontrolünde olmadığı, İmtiyaz Sözleşmesi'nde hesaplanan rüzgar hızının yapılaşma ve iklim değişikliği nedeniyle azaldığı, 2002 yıllık üretim fizibilite raporundaki gibi 18,9 milyon kWh değil, 13,5 milyon kWh olduğu, eksik üretimin rüzgarın azlığından kaynaklandığı, 2002 yılı tablosunda görüleceği gibi sistemdeki aşırı kesintilerin ve dalgalanmaların teçhizata zarar verdiği, ...’te kullanılan teknolojinin eski olduğu, kesintilerden oldukça etkilendiği, iletim hattından kaynaklanan arıza ve bakımlar nedeniyle üretim kaybı gibi detayların dikkate alınmadığı, enerji kesintisi nedeniyle üretilmeyen enerjiye şirketin bir etkisinin olmadığı, enerji satış fiyatının yüksek olduğu ilk on yıllık sürede dahi şirket tarafından iyiniyetli olarak bu tip hususların dile getirilmediği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından, İzmir ili, Alaçatı ilçesi sınırları içinde kurulan 7,2 MW kurulu gücündeki Alaçatı Rüzgâr Enerji Santraline ilişkin İmtiyaz Sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle toplam 5.662.189 ABD Doları'nın davalı ... Alaçatı Rüzgar Enerji Santrali A.Ş.'nce en yüksek ticari temerrüt faiziyle ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.
3096 sayılı "Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti İle Görevlendirilmesi Hakkında Kanun"un 4. maddesinde; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, Devlet Planlama Teşkilatının, olumlu görüşünü almak suretiyle sadece elektrik üretmek amacı ile kurulacak sermaye şirketlerine, elektrik üretimi yapacak tesisi kurma ve tesisi işletme müsaadesi verebileceği; bu tesiste üretilecek elektrik enerjisinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca tespit olunacak tarifeye göre bölgelerinde Türkiye Elektrik Kurumuna veya o bölgede faaliyet gösteren görevli şirkete satılacağı yönündeki düzenlemeye yer verilmiş; "Görevin sona ermesi" başlıklı 8. maddesinde; belli bir süreyi kapsayan sözleşmelerin, süre uzatımı talep edilmediği takdirde, sürenin bitimi ile son bulacağı, bu takdirde tüm tesisler ile tüm taşınır ve taşınmaz malların her türlü borç ve taahhütlerden ari olarak Devlete bedelsiz olarak geçeceği, sözleşmelerin görevli şirketin acze düşmesi veya sözleşme şartlarını ihlâl etmesi hâlinde süresinden önce fesh edilebileceği, sözleşmelerin sona ermesine ilişkin hükümler ile sona ermesinin sonuçlarının, sözleşmede düzenleneceği kurala bağlanmış; "Enerji satış şartları ve tarife esasları" başlıklı 9. maddesinde ise; enerji tarifelerinin, görevli şirketin teklifi ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının onayı ile yürürlüğe gireceği; tarifelerin tespitinde, yıllık işletme, bakım ve onarım giderleri, faiz ve kur farkı garantisi verilmemiş ise kur farkları, teknik ve sermaye amortismanları, diğer masraf ve harcamalar ile ortaklara dağıtılacak makul bir temettü için gerekli gelirin sağlanmasının esas alınacağı; görevli şirketler ile üretilen elektriğin satılacağı kurum ve şirketler arasında bu satışların miktar ve şartlarını tanzim eden ve bir yıldan fazla süreli olabilen sözleşmeler yapılması ve bu sözleşmelere tarifeler ile ilgili özel hükümler konulmasının; Bakanlar Kurulu Kararı ile mümkün olduğu yolunda düzenlemelere yer verilmiştir.
Davacı Bakanlık ile davalı şirket arasındaki ilişkiyi kuran imtiyaz sözleşmesinin "Enerji Satış Tarifesi" başlıklı 20. maddesinde; tarifeye ilişkin ayrıntılı düzenlemeye yer verilirken, her yıl tarife gelirlerinden yenileme yatırımları için 50.000 ABD dolarının fon olarak ayrılacağı, taraflarca mutabık kalınan bir hesapta tutulacağı, 20 yıllık sözleşme süresi boyunca tutulacak olan bu fonun sözleşme süresi sonundaki yenileme yatırımları için kullanılacağı ve sözleşme süresi sonunda kalan miktarın Bakanlığa devredileceği; ödemelerle ilgili diğer hususlar ve ödemelerdeki gecikmelerle ilgili süre ve gecikme faizlerine ilişkin ayrıntıların ESA'da (Elektrik Satış Anlaşması) hükme bağlanacağı belirtilirken; 28/a maddesinde; şirket kusuru nedeniyle sözleşmenin feshi düzenlenerek, aynı maddenin (ii) alt bendinde ise; işletme döneminde şirketin taahhüdünü sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmediğinin, sözleşmeye kısmen veya tamamen aykırı davrandığının ve aynı zamanda işletme ve üretim maliyetlerini aksattığının Bakanlıkça tespit edilmesi halinde, şirketin kusurlu addedilerek bu durumun düzeltilmesi için 45 gün süre verileceği, bu sürenin şirketin talebi ve Bakanlığın uygun görmesi halinde 45 gün daha uzatılabileceği, verilen süre sonuna kadar şirket gerekli önlemleri almaz ve aykırılık giderilmezse Bakanlığın sözleşmeyi feshedeceği yönündeki hükümlere yer verilmiştir.
Öte yandan, davalı şirket ile Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) arasında 1998 yılında imzalanan "Enerji Alış-Verişine İlişkin Sözleşme"nin (Enerji Satış Anlaşması (ESA)) "Uygulanacak Tarife" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında (7.1.); uygulanacak Enerji Tarifesinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Şirket arasında imzalanmış İmtiyaz Sözleşmesinin 20. maddesinde belirtildiği ifade edilmiş; üçüncü fıkrasının (7.3.) (d) bendinin ikinci paragrafında ise; Şirketin kendi hatasından kaynaklanan nedenlerle Yıllık Enerji Üretim Programını gerçekleştiremediği takdirde (Rüzgara bağlı olarak eksik üretim yapılması hariç); programa göre noksan gerçekleştirdiği üretim miktarı tutarında bir meblağı tazminat olarak eksik üretimin gerçekleştiği yıldaki enerji satış fiyatı üzerinden TEDAŞ'a ödeyeceği yönündeki hükümlere yer verilmiştir.
Dava dosyası ile uyuşmazlığın dayanağını oluşturan Danıştay 13. Dairesi'nin E:2018/2366 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden; davacı şirketin 3096 sayılı Kanun'un 4. maddesi çerçevesinde İzmir ili, Alaçatı ilçesi sınırları içinde tesis edilen 7,2 MW kurulu gücündeki Alaçatı Rüzgar Enerji Santraline ilişkin İmtiyaz Sözleşmesini 30/08/1998 tarihinde imzaladığı, 28/11/1998 tarihinde işletmeye başladığı, İmtiyaz Sözleşmesinin 20. maddesi uyarınca sözleşme süresinin, ticari işletme tarihinden itibaren 20 yıl olduğu ve 28/11/2018 tarihinde sona ereceği; bununla birlikte davacı Bakanlığın, davalı şirkete hitaben gönderdiği ... tarihli ve ... sayılı yazısında, İmtiyaz Sözleşmesinin 20. maddesi gereğince tarife gelirlerinden yenileme yatırımlarına ilişkin fon tutarının her yıl ayrılıp ayrılmadığı ve ilgili banka hesap bilgilerinin sorulması üzerine 05/08/2009 tarihli cevap yazısının davalı şirket tarafından Bakanlığa gönderildiği, 450.000 dolar tutarında ayrılan fonun ve değerlendirildiği banka hesap bilgilerinin bildirildiği, davalı şirketin sözleşme süresinin 5 yıl daha uzatılması talebiyle yaptığı 30/01/2017 tarihli başvuru sonrasında idarenin ... tarihli ve ... sayılı yazısı ile tarife gelirlerinden yenileme yatırımları için ayrılması gereken ve 2017 yılına kadar biriken toplam 900.000 dolar fon tutarının banka hesabında hazır tutulması ve Bakanlığa bildirilmesinin istendiği, ayrıca Sözleşmenin 27. maddesi gereğince sözleşme süresinin bitimine bir yıl kala toplam yatırım tutarının % 1 oranında verilmesi gereken teminat mektubunun da talep edildiği, bu sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi halinde süre uzatım talebinin değerlendirileceğine ilişkin bilgi verildiği, davalı şirketin ... tarihli ve ... sayılı cevabında, bu belgelerin en kısa zamanda temin edileceğinin bildirildiği, daha sonra taraflar arasında 29/03/2017 tarihli toplantının yapıldığı ve sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmesini teminen davalı şirkete 20/04/2017 tarihine kadar süre verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca davalıya ait tesislerde 13-15/09/2017 tarihleri arasında mali ve teknik denetim yapılarak raporlar hazırlanmış, rapordaki teknik ve mali eksikliklerin 30 gün içinde giderilmesine yönelik ... tarihli ve ... sayılı yazı davalı şirkete gönderilmiş, 05-07/02/2018 tarihleri arasında yeniden denetim yapılmış, santralin sözleşmede taahhüt edilen üretim değerlerine uygun çalıştırılması ile tarife gelirlerinden ayrılması gereken fon tutarı ve toplam yatırım tutarının % 1'i oranındaki teminat mektubunun gönderilmesi ve eksikliklerin giderilmesi için 45 gün süre daha verilmiş ve bu süreler sonunda da davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini tamamlamadığının görüldüğünden bahisle 08/06/2018 tarihli ve 1433 sayılı Bakanlık Oluru ile İmtiyaz Sözleşmesinin feshedildiği, bu işlemin iptali istemiyle Danıştay 13. Dairesi'nin E:2018/2366 nosuna kayden açılan davada Danıştay Savcılığımızca; "davacı şirketin taraflar arasında imzalanmış İmtiyaz Sözleşmesinden kaynaklanan taahhüdünü sözleşme hükümlerine uygun şekilde yerine getirmediği ve idare tarafından verilen süreler içinde de eksikliklerini tamamlamadığı anlaşıldığından, İmtiyaz Sözleşmesinin 28/a-(ii) maddesi gereğince sözleşmenin feshi yolundaki dava konusu işlemde, sözleşme hükümlerine aykırılık bulunmadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği" yolunda düşünce verildiği; bu kez Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca İmtiyaz Sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle eksik üretim nedeniyle oluştuğu belirtilerek hesaplanan toplam 5.662.189 ABD Doları'nın davalı ... Alaçatı Rüzgar Enerji Santrali A.Ş.'nce en yüksek ticari temerrüt faiziyle ödenmesine hükmedilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı şirketçe eksik üretimin rüzgar gücündeki düşüş ve kötü hava koşulları nedeniyle oluşan arızalardan kaynaklandığı iddia olunmuş ise de; imtiyaz sözleşmesinin feshine ilişkin dava dosyasında da ayrıntısıyla incelendiği üzere; eksik üretimin davalı şirketin özellikle bakım ve onarım konusunda üzerine düşün yükümlülükleri yerine getirmemesinden kaynaklandığı sonucuna varılmış olup aksi yöndeki iddialar geçerli görülmemiştir.
Davacı Bakanlık tarafından talep edilen toplam 5.662.189 ABD Doları alacağa gelince; dosya içinde mevcut hesap tablosundan, talep edilen meblağın iki kalemden oluştuğu, bunlardan 2.471.752 ABD Doları alacağın eksik üretimden kaynaklanan fark bedel olduğu; 3.190.437 ABD Doları tutarındaki kısmının ise eksik üretim tazminatı olarak hesaplandığı görülmektedir.
Belirtilen tutarlardan eksik üretim tazminatı olarak hesaplanan 3.190.437 ABD Doları tutarındaki kısmın "Elektrik Satış Anlaşması"nın yukarıda yer verdiğimiz 7.3. maddesinin (d) bendinin ikinci paragraf hükmünün uygulanması sonucu bulunduğu açık olup, dosya içeriğinde ayrıntılı dökümü mevcut olan, yıllar itibariyle eksik üretim miktarına karşılık olarak belirlenen bu meblağın davalı şirket tarafından ödenmesi anılan sözleşme hükmünün bir gereğidir.
Bununla birlikte talep edilen 2.471.752 ABD Doları tutarındaki kısmın ise; davalı şirketçe eksik üretilen elektriğin temini için başka şirketlere ödenmek zorunda kalan fazla tutar olduğu belirtilmekle birlikte bu tutar belirlenirken davalı şirketçe üretim yapılsaydı ona ödenecek meblağ düşülmeksizin hesaplama yapıldığı görülmektedir.
Nitekim İmtiyaz Sözleşmesi'nin eki olan Gelir Gider Tarife Tablosundan görüleceği üzere üretilen elektrik enerjisine karşılık olarak idarece davalı şirkete ödenecek ücret tarifede; ilk on yıl için 9,0 cent/kWh, uyuşmazlık konusu döneme isabet eden sonraki 10 yıllık dönem için ise 4.0 cent/kWh olarak belirlenmiştir.
Dolayısıyla eksik üretim nedeniyle başka şirketlere ödenmek zorunda kalan toplam parasal değerden bu üretim miktarının 4.0 cent/kWh ile çarpımı sonucu bulunacak meblağ düşülmek suretiyle hesaplama yapılması gerekirken, tüm üretim miktarı üzerinden hesaplama yapılması davacı idare lehine haksız zenginleşmeye yol açacak mahiyettedir.
Belirtilen nedenlerle davanın 3.190.437 ABD Doları tutarındaki kısmının faiziyle ödenmesine ilişkin istemin kabulü gerekirken; 2.471.752 ABD Doları tutarındaki kısmı bakımından; Dairesince takdir edilecek yöntem işletilmek (davacı idareye hesaplatılmak ya da bilirkişi incelemesi yaptırılmak) suretiyle üretim olması halinde davacı şirkete ödenmesi gereken meblağ bulunularak bu meblağ düşüldükten sonra kalan kısmın faiziyle ödenmesi isteminin kabulü, fazlaya ilişkin kısmının ise reddi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davalı şirket ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında 3096 sayılı Kanun uyarınca İzmir ili, Alaçatı ilçesi sınırları içerisinde tesis edilen 7,2 MW kurulu gücündeki Alaçatı Rüzgar Enerji Santrali'ne ilişkin 30/07/1998 tarihinde, ticari işletme tarihinden itibaren 20 yıl süreli imtiyaz sözleşmesi imzalanmıştır. Tesisin inşası tamamlanarak 28/11/1998 tarihinde ticari işletmeye geçilmiştir.
Davacı idare tarafından davalıya gönderilen... tarih ve ... sayılı yazıda, 05-07/02/2018 tarihleri arasında yapılan denetimde elektrik santralinin sözleşmede taahhüt edilen üretim değerlerine uygun çalıştırılması, tarife gelirlerinden ayrılması gereken fon tutarının ayrılması ve toplam yatırım tutarının %1'i oranındaki teminatın verilmesi için, şirketin İmtiyaz Sözleşmesi'nin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshini düzenleyen 28/a maddesi uyarınca davalıya 45 gün süre verilmiş; anılan yazıdaki eksikliklerin giderilip giderilmediğinin tespiti amacıyla 21-23/05/2018 tarihleri arasında yapılan denetim sonrasında ise davalı şirketin yükümlülüklerini süresinde tamamlamadığı gerekçesiyle ... tarih ve ... sayılı işlem ile İmtiyaz Sözleşmesi feshedilmiştir.
Daha sonra, davacı idare tarafından, davalı şirketçe İmtiyaz Sözleşmesi'nden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle eksik üretimden kaynaklanan 2.471.752 ABD Doları fark bedeli ile 3.190.437 ABD Doları eksik üretim tazminatı olmak üzere toplam 5.662.189 ABD Doları'nın ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti İle Görevlendirilmesi Hakkında Kanun'un 4. maddesinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, Devlet Planlama Teşkilatının, olumlu görüşünü almak suretiyle sadece elektrik üretmek amacı ile kurulacak sermaye şirketlerine, elektrik üretimi yapacak tesisi kurma ve tesisi işletme müsaadesi verebileceği; bu tesiste üretilecek elektrik enerjisinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca tespit olunacak tarifeye göre bölgelerinde Türkiye Elektrik Kurumuna veya o bölgede faaliyet gösteren görevli şirkete satılacağı kurala bağlanmıştır.
İdari İşler Kurulunun 02/07/1998 tarih ve E:1998/100, K:1998/106 sayılı kararı ile uygun görülen ve taraflar arasında 30/07/1998 tarihinde imzalanan İmtiyaz Sözleşmesi'nin girişinde, "(...) Çeşme Alaçatı Rüzgâr Santralının kurulması, işletilmesi ve üretilecek elektrik enerjisinin Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine satışı aşağıdaki koşullarla kararlaştırılmıştır." ifadesine yer verildikten sonra, "Sözleşmenin konusu" başlıklı 2. maddesinde, "Sözleşmenin konusu, İzmir İli, Çeşme Alaçatı Beldesinde her biri 600 kW gücünde oniki üniteden ve diğer ilgili birimlerden oluşan toplam 7,2 MW kurulu gücünde Çeşme Alaçatı Rüzgâr Santralının inşa edilmesi, işletmeye alınması, işletilmesi ve Sözleşme süresinin sonunda tesislerin Bakanlığa veya Bakanlığın göstereceği kuruluşa devredilmesidir."; "Enerji üretim programı" başlıklı 17. maddesinde, "Şirket, sözleşme süresi boyunca mücbir sebep hâlleri dışında her yıl en az 18.980.000 kWh (net) enerji üretmeyi taahhüt etmektedir.
Şirket elektrik enerjisi üretimini, ilgili kuruluşlar ile birlikte hazırlanacak yıllık işletme programlarına göre gerçekleştirecektir. Elektrik üretim planlamasında, Şirket tarafından garanti edilen yıllık enerji üretim değerinin altına düşülmemesi esastır. Programlarla ilgili ayrıntılar ve şirket tarafından garanti edilen yıllık üretimin gerçekleştirilememesi hâlinde (rüzgara bağlı olarak eksik üretim yapılması durumu hariç) uygulanacak cezaya veya enerjinin alınamaması durumuna ilişkin usul ve esaslar ESA'da yer alacaktır. Şirket TEDAŞ'a elektronik olarak tesis verilerine ulaşma imkanı vererek rüzgar verilerini ve üretim değerlerinin her an görülmesini sağlayacaktır.
TEDAŞ garanti edilen yıllık net enerji üretim miktarına ulaşıncaya kadar programa göre üretilen enerjiyi satın alacaktır. Fiilen üretilebilir durumda olup mücbir sebepler dışındaki nedenlerle alınamayan enerjinin bedeli TEDAŞ tarafından ödenecektir. TEDAŞ fazla üretim miktarını alıp almamakta serbesttir. Enerjinin ölçümü ve ödeme ile ilgili hususlar ESA'da yer alacaktır." kurallarına yer verilmiş; "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 5. maddesinde, Sözleşmede yer alan, "TEDAŞ" ifadesinin, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi; "ESA" ifadesinin, TEDAŞ ile Şirket arasında enerji satış ve satın alma ilkelerini düzenleyen elektrik satış anlaşması anlamında kullanıldığı belirtilmiş; "Diğer anlaşmalar" başlıklı 15. maddesinde, Şirket'in İmtiyaz Sözleşmesi esaslarına uygun şekilde düzenleyerek TEDAŞ ile Enerji Satış Anlaşması imzalayacağı belirtilmiştir.
Öte yandan, davalı şirket ile Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) arasında 1998 yılında imzalanan "Enerji Alış-Verişine İlişkin Sözleşme"nin (Enerji Satış Anlaşması (ESA)) "Uygulanacak Tarife" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, uygulanacak Enerji Tarifesinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Şirket arasında imzalanmış İmtiyaz Sözleşmesinin 20. maddesinde belirtildiği ifade edilmiş; 3. fıkrasının (d) bendinin ikinci paragrafında ise, "Şirketin kendi hatasından kaynaklanan nedenlerle Yıllık Enerji Üretim Programını gerçekleştiremediği takdirde (Rüzgara bağlı olarak eksik üretim yapılması hariç); programa göre noksan gerçekleştirdiği üretim miktarı tutarında bir meblağı tazminat olarak eksik üretimin gerçekleştiği yıldaki enerji satış fiyatı üzerinden TEDAŞ'a ödeyeceği" kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Davalı şirket ile imzalanan Enerji Satış Anlaşması'nın (ESA) tarafı TEDAŞ'ın sonraki mevzuat değişikliği nedeniyle uyuşmazlıktaki durumunun değerlendirilmesi:
Türkiye Elektrik Üretim, İletim Anonim Şirketi’nin; Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi, Elektrik Üretim Anonim Şirketi ve Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketi ünvanlı üç ayrı iktisadi devlet teşekkülü şeklinde teşkilatlandırılmasına ilişkin 02/03/2001 tarih ve 24334 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05/02/2001 tarih ve 2001/2026 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi'nin Eki Kararın 1. maddesinde, ilgili mevzuata göre elektrik üretim tesisi ve otoprodüktör olarak çalışan kuruluşlardan ve yurt dışından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca verilecek kararlara uygun olarak elektrik satın alma ve satma, anlaşmalarını yapma ve yürütme görevlerini yerine getirmek üzere "Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş." ünvanıyla iktisadi devlet teşekkülünün kurulduğu belirtilmiş; aynı Kararname'nin 6. maddesinde, "3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun uyarınca "Türkiye Elektrik Kurumu" ve daha sonra kurulan "Türkiye Elektrik Üretim, İletim Anonim Şirketi" ve görevli şirketler ile üretim şirketleri arasında elektrik enerjisi almak ve satmak veya yurt dışından elektrik ithal etmek ve yurt dışına elektrik ihraç etmek üzere akdedilen anlaşmaların muhatabı Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketidir." kuralına yer verilmiştir.
Sonrasında ise 09/07/2018 tarih ve 30473 3. Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. maddesiyle eklenen 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun Geçici 22. maddesinde, maddenin yürürlüğe girdiği tarihte TETAŞ Genel Müdürlüğü ve EÜAŞ'ın, EÜAŞ bünyesinde birleştirildiği; Geçici 23. maddesinde, mülga TETAŞ’ın mevzuattan ve sözleşmeden kaynaklanan hak, alacak ve yükümlülüklerinin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın EÜAŞ’a devredilmiş sayılacağı kuralına yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, her ne kadar dava konusu Enerji Satış Anlaşması (ESA), TEDAŞ tarafından imzalanmış ise de, sonrasında 2001/2026 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi'nin Eki Kararının 6. maddesi gereği önce mülga TETAŞ ESA'da taraf haline gelmiş; daha sonra 703 sayılı KHK uyarınca TETAŞ’ın EÜAŞ bünyesinde birleşmesi nedeniyle, mevcut durumda ESA'dan doğan hak ve yükümlülükler EÜAŞ’a devredilmiştir.
2- Uyuşmazlığın değerlendirilmesi:
Davacı idare tarafından, davalı şirket ile imzalanan 30/07/1998 tarihli İmtiyaz Sözleşmesi uyarınca taahhüt edilen yıllık enerji üretiminin mücbir sebep dışında eksik gerçekleştirilmesi nedeniyle, dava dışı mülga TETAŞ'ın piyasadan daha yüksek maliyetle enerji satın almak zorunda kalması sonucu oluşan zarar nedeniyle 2.471.752 ABD Doları tutarındaki tazminat ile, yine aynı eksik üretim nedeniyle ESA’nın 7. maddesi uyarınca hesaplanan 3.190.437 ABD Doları eksik üretim tazminatının davalıdan tahsilinin istendiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, imtiyaz sözleşmeleri; bir kamu hizmetinin, kamu yararı ve idarenin denetimi altında, gerçek veya tüzel kişilere gördürülmesine ilişkin idari sözleşmelerdir. Bu sözleşme ile kamu idaresi, asli sahibi ve nihai sorumlusu olduğu kamu hizmetinin yürütülmesini, belirli süre ve şartlarla imtiyaz sahibine devretmekte; ancak bu devir, hizmetin kamu hizmeti niteliğini ortadan kaldırmamakta ve idarenin bu hizmet üzerindeki asli yetki ve sorumluluğunu sona erdirmemektedir.
Bu çerçevede, sözleşmenin tarafı olan kamu idaresinin, imtiyaz sözleşmesine aykırı davranılması nedeniyle mal varlığında meydana gelen zararlarının tazmini istemiyle imtiyaz sahibi şirkete dava açma hakkına sahip olduğu kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta, davalı şirket ile davacı idare arasında akdedilen İmtiyaz Sözleşmesi uyarınca; Çeşme Alaçatı Rüzgar Santrali’nin kurulması, işletilmesi ve bu santralde üretilen elektrik enerjisinin TEDAŞ’a satılması amacıyla taraflar arasında bir imtiyaz ilişkisi tesis edilmiştir. İmtiyaz Sözleşmesi kapsamında, davalı şirket; yatırımın yapılması, tesisin kurulması ve sözleşmede öngörülen teknik ve idari kriterlere uygun şekilde işletilmesi ve yıllık 18.980.000 kWh (net) enerji üretmeyi taahhüt etmiş; bunun karşılığında, üretilen enerjinin TEDAŞ ile Şirket arasında enerji satış ve satın alma ilkelerini düzenleyen Elektrik Satış Anlaşması (ESA) uyarınca, İmtiyaz Sözleşmesi'nde belirlenen tarifeye göre TEDAŞ’a satılması ve enerji bedelinin TEDAŞ tarafından ödenmesi öngörülmüştür.
İmtiyaz Sözleşmesi'nin 17. maddesinde, şirket tarafından garanti edilen yıllık üretimin gerçekleştirilememesi halinde (rüzgara bağlı olarak eksik üretim yapılması durumu hariç) uygulanacak cezaya ilişkin usul ve esasların ESA'da yer alacağı ise ayrıca ve açıkça belirtilmiştir.
Bu sözleşme yapısı uyarınca, İmtiyaz Sözleşmesi'nde, kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin yükümlülükler, tarife ve denetim mekanizmaları oluşturulmuş, buna paralel olarak davalı şirket ile TEDAŞ arasında imzalanan Enerji Satış Anlaşması (ESA) ile ise, üretilen enerjinin TEDAŞ’a (daha sonra mülga TETAŞ, halen EÜAŞ) satılmasına yönelik mali ve teknik esaslar ile eksik üretim tazminatı ayrıca kurala bağlanmıştır.
Bu noktada, İmtiyaz Sözleşmesi'nin ve ESA'nın, davanın tarafları ile mevzuatta meydana gelen değişiklik nedeniyle ESA'dan doğan hak ve yükümlülükleri devralan dava dışı EÜAŞ arasında kurmuş olduğu hukuki ilişkinin niteliği dikkate alınmalıdır. İmtiyaz Sözleşmesi ve ESA birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında, her bir sözleşme açısından ikili ancak birbirine bağlı bir hukuki yapı kurulduğu açıkça görülmektedir. Bu üçlü ilişkide; davalı şirket, üretici ve imtiyaz sahibi konumundadır; dava dışı EÜAŞ, enerjiyi satın alan ve hizmetten yararlanan sıfatını haizdir; davacı idare ise, imtiyaz veren ve kamu hizmetinin tesisi ile yürütülmesini denetleyen kamu otoritesidir.
Bu hukuki yapı gereği; davacı idare, imtiyaz veren sıfatıyla, kamu hizmetinin düzenlenmesi ve yürütülmesi bakımından denetim, gözetim, hizmetin sürekliliğinin sağlanması ve gerektiğinde sözleşmenin feshi gibi yetkilere sahip olmakla birlikte, bu yetkiler, sözleşmenin kamu hizmetine ilişkin yönüyle ilgilidir. Öte yandan, İmtiyaz Sözleşmesi'nde çerçevesi çizilmesine karşın ESA kapsamındaki enerji alım-satım ilişkisi, doğrudan EÜAŞ ile davalı şirket arasında kurulmuş bir hukuki ilişkidir.
Bu kapsamda, davacı idarenin 2.471.752 ABD Doları tutarındaki maddi tazminat talebi incelendiğinde; eksik üretim nedeniyle, mülga TETAŞ'ın piyasadan daha yüksek bedelle enerji satın almak zorunda kaldığından bahisle oluştuğu iddia edilen 2.471.752 ABD Doları tutarındaki zarar, gerçekleşmiş olup olmadığından bağımsız olarak, hukuken doğrudan EÜAŞ’ın mal varlığında ortaya çıkabilecek niteliktedir. Dolayısıyla, faaliyetleri kapsamında ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisini piyasadan temini nedeniyle doğmuş ya da doğabilecek zarar, davacı idarenin değil; üretilen elektrik enerjisinin alıcısı konumundaki EÜAŞ’ın mal varlığını ilgilendirmektedir.
Gerek İmtiyaz Sözleşmesi’nde gerekse ESA’da, EÜAŞ'ın uğradığı zarara ilişkin dava hakkının idareye devredildiğine ya da idarenin bu hakkı EÜAŞ adına kullanabileceğine imkan tanıyan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Dahası, iktisadi devlet teşekkülü olan EÜAŞ, davacı Bakanlığın ilgili kuruluşu olmakla birlikte, ayrı bir tüzel kişiliğe, mal varlığına ve bütçeye sahip olup, kendi adına hak ve borç iktisap eden, mali ve idari özerkliğe sahip bir kamu tüzel kişisidir. Bu hukuki yapı içinde, davacı idare ile EÜAŞ arasındaki vesayet ilişkisi EÜAŞ’ın sahip olduğu mal varlığında meydana gelen zararlar açısından davacı idareye doğrudan talep yetkisi vermemektedir. Sonuç olarak, davacı idarenin EÜAŞ'ın mal varlığında meydana gelen zararı, kendi adına ve doğrudan dava konusu etmesine izin veren herhangi bir hukuk kuralı bulunmadığından, EÜAŞ’ın mal varlığında meydana gelen zararın tazmini talebi, ancak zarara uğrayan EÜAŞ tarafından ileri sürülebilecek bir haktır.
Bu nedenle, eksik üretim nedeniyle mülga TETAŞ'ın piyasadan daha yüksek bedelle enerji temin etmek zorunda kalması sonucu meydana geldiği ileri sürülen zararın tazminini talep etme hakkı, zarar gören EÜAŞ’a ait olup, davacı idarenin, ne imtiyaz ilişkisi kapsamındaki yetkileri ne de EÜAŞ ile arasındaki ilgili kuruluş ilişkisi, bu zararı kendi adına talep etmesine hukuken imkan vermektedir.
Davacı idarenin eksik üretim tazminatı istemi yönünden yapılan incelemede ise; ESA’nın 7. maddesinde, davalı şirketin kendi kusurundan kaynaklanan nedenlerle yıllık enerji üretim programını gerçekleştirememesi halinde, eksik üretim miktarı tutarında bir meblağın, eksik üretimin gerçekleştiği yıldaki enerji satış fiyatı üzerinden TEDAŞ’a (sonrasında mülga TETAŞ'a, halen EÜAŞ'a) tazminat olarak ödeneceği düzenlenmiştir.
ESA’nın 7. maddesinde öngörülen eksik üretim tazminatı, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için belirlenen ceza koşulu mahiyetinde olup; bir yandan, sözleşmede kararlaştırılan asıl edim olan taahhüt edilen miktarda elektrik üretiminin ifasını güvence altına alma amacını taşımakta, diğer yandan, üretim taahhüdünün ihlali halinde, ortaya çıkacak zararın süratle tazminini güvence altına almaktadır.
ESA, davalı şirket ile TEDAŞ arasında imzalanmış ayrı bir sözleşme olup, bu sözleşmenin 7. maddesinde, eksik üretim tazminatının TEDAŞ’a (sonrasında mülga TETAŞ’a, halen EÜAŞ’a) ödeneceğine ilişkin açık bir düzenleme yer almaktadır. Bu düzenleme dikkate alındığında, söz konusu tazminat yükümlülüğünün, doğrudan ESA’nın tarafı olan TEDAŞ (devamında EÜAŞ) ile davalı şirket arasındaki sözleşmesel ilişkiye dahil olduğu anlaşılmaktadır.
İmtiyaz Sözleşmesi ve ESA, EÜAŞ’ın sözleşmeden doğan haklarının davacı idare tarafından kullanılabileceğine veya bu konuda idareye yetki devredildiğine imkan tanıyan bir hüküm içermemektedir. İktisadi devlet teşekkülü olan EÜAŞ, her ne kadar davacı Bakanlığın ilgili kuruluşu olsa da, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olup, sözleşmeden doğan hak ve borçlarını kendi adına ileri sürme yetkisini haizdir. Bu durumda, davacı idarenin tarafı olmadığı ESA’ya dayanarak, sözleşmeden kaynaklanan bir talebi kendi adına ileri sürmesi mümkün değildir.
Bu çerçevede, ESA’da öngörülen eksik üretim tazminatı, davacı idarenin değil, doğrudan sözleşmenin tarafı olan EÜAŞ'ın sahip olduğu bir hak niteliğindedir. Dolayısıyla, söz konusu tazminata ilişkin talep yetkisi, münhasıran EÜAŞ’a ait olduğundan, davacı idarenin EÜAŞ adına veya kendi adına doğrudan eksik üretim tazminatı talep etme hakkı bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu istemler yönünden davacı Bakanlığın talep hakkına sahip bulunmadığı; eksik üretim nedeniyle ESA’da ceza koşulu olarak düzenlenen tazminat ile, varsa bu ceza koşulunu aşan zararların tazminini talep etme hakkının, ESA'nın tarafı ve zarar gören sıfatıyla EÜAŞ’a ait olduğu sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4\. Davacı idare harçtan muaf olduğundan, dava açılırken yatırılan toplam ...-TL harcının istemi halinde davacı idareye iadesine,
5\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.