Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/725
2025/2773
28 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/725
Karar No : 2025/2773
DAVACI : ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Dışişleri Bakanlığı merkez teşkilâtında konsolosluk ve ihtisas memuru statüsünde ikinci katip unvanıyla görev yapan davacı tarafından, 07/10/2023 tarih ve 32332 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dişişleri Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin ekinde yer alan Ek-1 Dışişleri Bakanlığı Disiplin Amirleri Cetvelinin "Yurtdışı Teşkilatı" başlığı altında 1- Büyükelçilik ve Maslahatgüzar, 2- Daimi Temsilcilik ve 4- İrtibat Ofisi alt başlıklarında düzenlenen unvanların disiplin amirinin Bakan Yardımcısı olarak düzenlenmesine ilişkin kısımlarının ve 3- Başkonsolosluk başlığı altında misyon şefi ve diğer personel unvanlarına yer verilen düzenlemenin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dışişleri Bakanlığı mensubu bir diplomatik kariyer memuru olarak 36 yıldan beri kurumda görev yapmakta olduğu, istisnai memurluk olan büyükelçilik görevini yapmasına ve bu unvanla ve sıfatla bir diplomatik göreve atanmasına kanunen engel bulunmadığı için dava konusu düzenleyici işlemdeki meşru, güncel ve kişisel hukuki menfaatlerinin ihlal edildiği, Dışişleri Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği’nin ekindeki Disiplin Amirleri Cetveli içerisinde iptal edilmesi talep olunan kısımları ile ilgili olarak; "Ek-1 Dışişleri Bakanlığı Disiplin Amirleri Cetvelinin "II-Yurtdışı Teşkilatı" ana başlığı altında: Büyükelçinin, -Maslahatgüzarın, -Daimi Temsilcinin ve "-İrtibat Ofisinde Görevli Personelin disiplin amirinin “Bakan Yardımcısı” olarak belirlenmesinin, üst hukuk normu olan 30/04/2021 tarihli ve 31470 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin amir hükümlerine aykırı bir düzenleme olduğu, üst hukuk normu olan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği hükümleri ile Bakan Yardımcılarının münhasıran Bakanlık merkez teşkilatında kendilerine bağlı birimler yönünden üst yönetici olarak tanımlandığı, yurtdışında devleti temsil eden büyükelçiler yönünden üst yönetici sıfatlarının olmadığı, Büyükelçilerin devleti temsil ettiği, bakan yardımcılarına bağlı kılınmalarının devlet geleneğine ters düştüğü, devleti temsil eden bir kamu görevlisinin siyasi atamalarla göreve gelenlerin altında düzenleme yapılmasının kamu düzenini bozacağı, yurt dışı teşkilatında görevli bütün memurların disiplin amiri olarak Bakanın, tüm bakanlık teşkilatındaki (hem yurtiçi teşkilatındaki hem de yurtdışı teşkilatındaki) bütün memurların en üst disiplin amiri sıfatı ile bu yetkiyi kullanabildiği, bu yetkinin Bakan Yardımcılarına devredilemeyeceği, aynı Yönetmelik ekinde; Başkonsolos Yardımcısı, Konsolos, Muavin Konsolos gibi görev unvanlarına yer verilmezken ve bu unvanlar - Diğer Personel başlığı altında "sözde gruplanarak" bu önemli unvanlar tabiri caizse "geçiştirilirken", örneğin: Ataşe ve Ataşe Yardımcısı gibi daha alt görev unvanlarına ise açıkça yer verilmiş olmasının üst hukuk normu olan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin 41. maddenin (c) bendinde düzenlenen “Cetvellere yazılan memuriyet unvanlarının ilgili mevzuatına göre ihdas edilmiş kadro unvanı olması zorunlu olup unvanlarında kısaltma yapılamaz." şeklindeki amir hükmüne açıkça aykırı olduğu; zira, "Başkonsolos Yardımcısı", "Konsolos", "Muavin Konsolos" gibi unvanlara "- Diğer Personel" başlığı altında yer verildiği takdirde, "Ataşe" ve "Ataşe Yardımcısı" gibi daha alt unvanların da "Diğer Personel" başlığı altında ve "Diğer Personel" kapsamında gösterilmeleri veya "Başkonsolos Yardımcısı", "Konsolos", "Muavin Konsolos" gibi unvanlara da kısaltmasız olarak düzenlemede mutlaka yer verilmesi gerektiği, alt kadro unvanlarının isimlerine cetvelde yer verilirken üst kadro unvanlarının isimlerinin "- Diğer Personel" bölümünde gösterilmesi ve cetvelde üst kadro unvanlarının isimlerine yer verilmemiş olmasının, hukukun olağan işleyişine uygun olmadığı ve makul olmayan bir düzenleme olduğu, yine Disiplin Amirleri Cetveli Ek-1'de, "II-Yurtdışı Teşkilatı" bölümünde "3-Başkonsolosluk" başlığı altında; Birinci Sınıf Başkonsolos ve Başkonsolos kadro unvanlarının altına "Misyon Şefi" ibaresine yer verildiği, oysa ki, kordiplomatik ve korkonsüler için ayrı ayrı düzenlenmiş olan Viyana Sözleşmeleri kapsamındaki amir hükümler uyarınca, misyon şefi sıfatı sadece büyükelçi kadro unvanını taşıyan kordiplomatik mensubu yetkililere ait bir sıfat/unvan olduğu, anılan sıfatın hem "Başkonsolos" unvanının altındaki bölümde, yani korkonsüler mensubu görevlilere ayrılan bölümde, gösterilemeyeceği, Viyana Sözleşmeleri uyarınca ve orada tanımlandığı şekilde, Başkonsolos unvanı için, "misyon şefi" ibaresinin değil, sadece "konsolosluk şefi" ibaresinin kullanılması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASI : Davacının davayı açmakta hukuki menfaatinin olmadığı, düzenleyici işlemlere karşı iptal davası açılabilmesi için menfaat ihlali koşulunun gerçekleşmesi gerektiği ve menfaat ihlalinin gerçekleşebilmesi için ise söz konusu menfaatin meşru, güncel ve kişisel olması gerektiği; davacının, ileride büyükelçi olarak atanabilme ihtimaline dayanarak menfaat koşulunu sağladığını ileri sürdüğünü ancak gerçekleşip gerçeklemeyeceği belli olmayan bir olguya dayanılarak iptal davası açılamayacağı, bu sebeple öncelikle davanın menfaat ihlali koşulunun gerçekleşmemesi sebebiyle reddi gerektiği, esasa ilişkin olarak da; misyon şeflerinin yurtdışı teşkilatında görevli pesonel bakımından sahip olduğu disiplin amirliği yetkisini, Bakan Yardımcısına devredemeyeceğini ileri sürülmekte ise de; iptali istenen düzenleme Bakan Yardımcısının, Büyükelçi, Maslahatgüzar, Daimi Temsilcinin disiplin amiri olmasına yönelik olduğu ve bir yetki devri olmadığının açık olduğu, kaldı ki Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 5. maddesinde, Cumhurbaşkanın, tüm kamu idarelerinde; Bakanların, bakanlık teşkilatında; üst yöneticilerin ise, başında bulundukları kamu idarelerinde veya kendilerine bağlı birimlerde disiplin amiri olduklarını; diğer disiplin amirlerinin de kamu idarelerinin kuruluş ve görev özelliklerine göre hazırlanan ve yürürlüğe konulan özel yönetmelikler ile tespit edileceğinin düzenlendiği, Yurtdışı misyonları görev alanları ve bulundukları coğrafyalar bağlamında Bakanlık ilgili Genel Müdürlükle bağlantılı olarak çalışmakta olduğu, Genel Müdürlüklerin de Bakan Yardımcılıklarına bağlı bulunduğu, bu bağlamda yurtdışı misyonlarının Bakan Yardımcılıkları ile bağlantılı olduğu, Bakan Yardımcılarının yurtdışı temsilcilik amirlerinin disiplin amiri olarak belirlenmesi, Bakanlığın teşkilat yapısına, hizmet gereklerine ve hukuka uygun olduğu, davacı tarafından; dava konusu Yönetmelik ekinde Başkonsolosluklara görevli Başkonsolos yardımcısı, konsolos ve muavin konsolos unvanlarının ayrıca sayılmamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürülmekte ise de; anılan unvanların Başkonsolosluklarda mutaden görev yapan diplomatik kariyer memurları olduğu, cetvelde yer alan uzman müşavir, danışman, ateşe ve ateşe yardımcılarının ihtiyaca ve hizmet gereklerine göre yapılan görevlendirmeler olduğu ve her başkonsoloslukta bu unvanlar olmadığından ayrıca yazılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı aynı zamanda anılan Yönetmelikte Başkonsolosluklarda Misyon şefi unvanının olmayacağını ve bu ifadenin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ise de; bu ifadenin misyonda amir sıfatı ile görev yapmakta olan unvanları kapsadığının açık olduğunu, diğer unvanlar yanında yer verilen bu ifadenin herhangi bir hukuka aykırılık barındırmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca ilk inceleme ile görevli Tetkik Hakimi ...'nun açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olduğu belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin ehliyet yönünden de inceleneceği; 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, dava dilekçesinde ehliyet yönünden kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari faaliyetler ile idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen sübjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlali, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri kapsamında yargı mercilerince değerlendirilecektir.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.
İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir.
"Meşru menfaat" ilgisinden kasıt, kişi ile işlem arasında hukuken kabul edilebilir, başka anlatımla, dinlenilebilir, korumaya değer bir ilginin varlığı iken; "kişisel menfaat" ilgisiyle, işlemin, kişinin hukukunu etkilemesi, kişi bakımından hukuk aleminde sonuç doğurması kastedilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; merkez teşkilâtında konsolosluk ve ihtisas memuru statüsünde ikinci katip olarak görev yapan davacı tarafından, 07/10/2023 tarihli ve 32332 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Dışişleri Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin ekinde yer alan 'Ek-1 Dışişleri Bakanlığı Disiplin Amirleri Cetvelinin Yurtdışı Teşkilatı başlığı altında 1-Büyükelçilik ve Maslahatgüzar, 2- Daimi Temsilcilik ve 4- İrtibat Ofisi alt başlıklarında düzenlenen unvanların disiplin amirinin Bakan Yardımcısı olarak düzenlenmesine ilişkin kısımlarının ve 3- Başkonsolosluk başlığı altında misyon şefi ve diğer personel unvanlarına yer verilen düzenlemenin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dışişleri Bakanlığı merkez teşkilatında konsolosluk ve ihtisas memuru statüsünde ikinci katip unvanıyla görev yapan davacı tarafından, davaya konu edilen Dişişleri Bakanlığı Disiplin Amirleri Cetvelinin Yurtdışı Teşkilatına ilişkin düzenlemenin davacının görev yaptığı unvan itibarıyla kendisine uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunduğunun kabulüne hukuken olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davanın EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Kullanılmayan ... - TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya
iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/05/2025 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.