Danıştay danistay 2024/2700 E. 2025/2788 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/2700
2025/2788
29 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/2700
Karar No : 2025/2788
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Kurumu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bursa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünde ... olarak görev yapan davacının; Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin 16. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi kapsamında, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarih ve ...sayılı yazısıyla adi malul olduğuna karar verildiğinden bahisle, kadrosuyla ilişiği kesilerek malulen emekliye sevk edilmesine ilişkin Bursa Valiliğinin 07/07/2021 tarihli işleminin iptali ile yoksun kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin 16. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendine göre, emniyet hizmetleri sınıfı dışında kalan diğer hizmet sınıflarında çalışan ve psikiyatrik hastalıkları nedeniyle D dilimi sağlık şartlarını taşıyan personelden, zaman içerisinde hastalığı nedeniyle görevlerini sürdüremeyen, hizmetlerinden yararlanılamayan, iş güvenliğini bozan veya etrafına tehlike arz edenlerin durumu hakkında sağlık komisyonunca karar verileceği; gerek duyulması halinde birim amirlerinden kişinin görevini yapıp yapamadığına, etrafına tehlike arz edecek şekilde iş güvenliğini bozup bozmadığına dair rapor isteneceği ve sağlık dosyasının sağlık komisyonunca değerlendirileceği; sağlık komisyonu tarafından bulunduğu görevde çalışabileceklerine karar verilenlerin, aynı hizmet sınıfında çalışmaya devam edeceği, bulunduğu görevde çalışamayacağına karar verilenlerin ise, sağlık kurulu raporları ve sağlık dosyalarının maluliyet yönünden gerekli işlemler yapılmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderileceğinin kurala bağlandığı; uyuşmazlık konusu olayda, teknisyen yardımcısı olarak görev yapan davacının sağlık durumunun, Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Arastırma Merkezi Hastanesi tarafından düzenlenen 16/10/2019 ve 24/12/2020 tarihli sağlık kurulu raporlarıyla, bipolar duygudurum bozukluğu tanısı konulduğu ve Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin EK-3/11-D diliminde olduğuna karar verildiği; 24/12/2020 tarihli sağlık kurulu raporu üzerine, Yönetmeliğin 16. maddesine istinaden davacı hakkında düzenlenen amir kanaat raporunda, sağlık durumunun görevi ile ilgili durumlara olumsuz yansıdığı yönünde görüş bildirildiği; bu durumda, davacının, hakkında düzenlenen amir kanaat raporu, sağlık kurulu raporları ve sağlık dosyasının Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık Komisyonunca değerlendirilmesi üzerine Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin 16. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca görevinde çalışamayacağına ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Kurum Sağlık Kurulunca da adi malul olduğuna karar verildiğinden, davacının kadrosuyla ilişiği kesilerek malulen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin 16. maddesi kapsamında, amirleri tarafından düzenlenen raporda, etrafına tehlike arz edecek şekilde iş güvenliğini bozucu davranış ve tutumu olduğuna dair bir değerlendirmede bulunulmadığı; hakkında olumsuz rapor düzenleyen amirin kendisiyle aynı yerde görev yapmaması nedeniyle, söz konusu rapora itibar edilebilmesinin de mümkün olmadığı; uzun yıllar aynı işyerinde çalıştığı iki psikolog tarafından düzenlenen görevine devam edebileceği yönündeki görüş raporu dikkate alınmaksızın temyize konu kararın verildiği, adi malul olarak emekliye sevkini gerektirecek bir rahatsızlığının bulunmadığı; ayrıca Danıştayın emsal kararlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre malulen emekliye sevk edilebilmesi için hastalığının iyileşip iyileşmediğinin tespiti zorunlu bulunduğundan, yasal hastalık izninin bittiği tarih itibarıyla hastalığın iyileşip iyileşmediğinin sağlık kurulu raporuyla kesin olarak saptanması gerektiği, hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporlarında ise hastalığının tedavisinin olanaksız bulunduğu yolunda bir görüşün yer almadığı, dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, savunma verilmemiştir.
Bursa Valiliği tarafından, Davacı hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporu ile amir kanaat raporunun incelenmesi sonucunda, Yönetmeliğin 16. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendine istinaden Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık Komisyonunca davacının görevinde çalışamayacağına ve Sosyal Güvenlik Kurumunca da adi malul olduğuna karar verilmesi üzerine davacının emekliye sevk edildiği, dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 105. maddesinde, memurlara uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalıkları nedeniyle 36 aya kadar hastalık izni verilmesinin kurala bağlandığı; aynı maddenin üçüncü fıkrasında da, azami (36 aylık) izin süresi sonunda, iyileşemeyen memurlar hakkında emeklilik hükümlerinin uygunlanmasının öngörüldüğü; bu düzenlemeye göre, görevini yapamayacak düzeyde hastalığı bulunan memur hakkında, doğrudan emeklilik hükümleri uygulanmak yerine, öncelikle azami hastalık izin süresinin tanınması ve bu izin süresinde iyileşememesi halinde emekliye sevk edilmesi gerektiği; memurun hastalığı nedeniyle azami izin süresi kullandırılmaksızın doğrudan emekliye sevk edilebilmesi için "657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 105. maddesi kapsamında azami hastalık izin süreleri verilse dahi iyileşmesine imkan bulunmadığına" ilişkin tespit içeren sağlık kurulu raporu bulunması gerektiği; ayrıca, 657 sayılı Kanun'un 98. maddesinin (ç) bendinde, malullük nedeniyle emekliye ayrılma halinde memurluğun sona ereceğinin düzenlendiği; öte yandan, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin 16. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Emniyet Hizmetleri Sınıfı dışında kalan diğer hizmet sınıflarında çalışan personelden; ... c) (Değişik:RG-29/9/2019-30903) Psikiyatrik hastalıkları nedeniyle D dilimi sağlık şartlarını taşıyanlardan, zaman içerisinde hastalığı nedeniyle görevlerini sürdüremeyen, hizmetlerinden yararlanılamayan, iş güvenliğini bozan veya etrafına tehlike arz edenlerin durumu hakkında sağlık komisyonunca karar verilir, gerek duyulması halinde birim amirlerinden kişinin görevini yapıp yapamadığına, etrafına tehlike arz edecek şekilde iş güvenliğini bozup bozmadığına dair rapor istenir. Sağlık dosyası sağlık komisyonunca değerlendirilir. Sağlık komisyonu tarafından bulunduğu görevde çalışabileceklerine karar verilenler, aynı hizmet sınıfında çalışmaya devam ederler. Bulunduğu görevde çalışamayacağına karar verilenler, Emniyet Teşkilatında çalışmaya devam edemezler. Bu durumda olanların sağlık kurulu raporları ve sağlık dosyaları maluliyet yönünden gerekli işlemler yapılmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilir." kuralına yer verildiği; teknisyen yardımcısı olarak görev yapan davacının, söz konusu düzenleme kapsamında, kadrosuyla ilişiği kesilerek malulen emekliye sevk edildiği; öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir." hükmünün yer aldığı; davacının sosyal güvenlik ve emeklilik hakları yönünden 5434 sayılı Kanun'a değil 5510 sayılı Kanun'a tabi olduğu tartışmasız olmakla birlikte; uyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun'da düzenlenen sosyal güvenlik ve emeklilik haklarına ilişkin olmayıp, sağlık şartları yönünden 657 sayılı Kanun ve Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında memur olarak çalıştırılmaya devam edilip edilmeyeceğinden (diğer bir deyişle emekliye sevk edilip edilmeyeceğinden) kaynaklandığı; kamu görevlisinin işe alınma, atanma, yükselme, disiplin, mali ve sosyal hakları ile diğer özlük hakları idari işlem mahiyetinde olduğu gibi, "göreve son verme" işlemlerinin de idari işlem niteliğinde olduğu; buna göre, istek, re'sen, yaş haddi, sağlık veya malullük gibi nedenlerle tesis edilen emekliye sevk (göreve son verme) işlemlerinin de idari işlem olduğu ve bu işlemlerin iptali isteminden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde idari yargının görevli olduğu; her ne kadar 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinde "malul sayılma" hususu düzenlenmiş ve 101. maddesinde de, "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." kuralına yer verilmiş ise de; uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinin uygulanmasından ziyade, 657 sayılı Kanun'un 98 ve 105. maddeleri ile Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin 16. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinin uygulanmasından ve sağlık şartları yönünden davacının memur olarak istihdamına devam edilip edilemeyeceğinden kaynaklandığı; bu mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının görevli olduğu dikkate alındığında; işbu davanın idari yargıda görülmesi ve çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, temyiz isteminin esasının incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Bursa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü ... Müdürlüğünde ... olarak görev yapan davacının; Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin 16. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi kapsamında, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla adi malul olduğuna karar verildiğinden bahisle, Bursa Valiliğinin dava konusu 07/07/2021 tarihli işlemiyle kadrosuyla ilişiği kesilerek malulen emekliye sevk edilmesi üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ''Malul sayılma'' başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrasında, "Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır.'' kuralına, "Kamu görevlilerinin emekliye sevk onayları" başlıklı 48. maddesinde, "4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanların yaşlılık, malûllük veya vazife malûllüğü işlemleri; a) Re'sen emekliye sevk hallerinde, sigortalının çalıştığı göreve atamasındaki usûle göre atamaya yetkili makamın, b) İstek üzerine veya yaş haddi, malûllük veya vazife malûllüğü hallerinde kamu idaresinin en yüksek amirinin, ... onayı ile tekemmül eder." kuralı ve Uyuşmazlıkların çözüm yeri'' başlıklı 101. maddesinde; "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." kuralına yer verilmiştir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun "Görev" başlıklı 5. maddesinde; "(1) İş mahkemeleri; ... b) ... 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar." kuralı yer almıştır.
Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un ''5434 sayılı Kanun'a ilişkin geçiş hükümleri'' başlıklı Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08/06/1949 tarih ve 5434 sayılı Kanun'a göre; aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarih ve 5454 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun'da kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı, ikinci fıkrasında; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, beşinci fıkrasında; bu madde kapsamına girenlerin aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, onikinci fıkrasında; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ait 5434 sayılı Kanun'dan kaynaklanan alacakların takip ve tahsil işlemlerinin 5434 sayılı Kanun'un bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili hükümlerine göre Kurumca sonuçlandırılacağı, 108. maddesinde; bu Kanun'un, sayma yoluyla belirtilen maddeleri dışındaki diğer hükümlerinin 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesi ve bu madde uyarınca çıkarılan yönetmelik kurallarının uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili Danıştay Onbirinci Dairesinin 2010/743 esasına kayıtlı dosyanın temyizen incelenmesi sırasında, 24/02/2010 tarihli kararla, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 101. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle, iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 22/12/2011 tarih ve E:2010/65, K:2011/169 sayılı kararıyla; "...5510 sayılı Kanun ile birlikte sosyal güvenlik tek çatı altında toplanmış, özel hukuk niteliği ağır basan sosyal güvenlik hukuku alanı oluşmuştur. İtiraz konusu kuralda, ayrım yapılmaksızın 5510 sayılı Kanun'da ki iş ve işlemler hakkında genel düzenleme yapılmış ve aksine hüküm bulunmayan hallerde, kanun kapsamındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak iş mahkemeleri gösterilmiştir. İş mahkemeleri, iş hukuku alanındaki uyuşmazlıkları çözmekle görevli, ihtisaslaşmış adli yargı mahkemeleridir. Yasa koyucu 5510 sayılı Kanun kapsamındaki iş ve işlemleri, prim esasına dayalı yeni sistemin niteliğine bağlı olarak iş mahkemelerinin görev alanı kapsamına alabilir. Sosyal güvenlik hukuku kapsamında aynı konuya ilişkin tüm uyuşmazlıkların, bu alanda görevli uzman mahkeme olan iş mahkemelerinde görülmesinin, hak arama özgürlüğünü kolaylaştırıcı nitelikte olduğu, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasını olanaklı kıldığı açıktır.
Bu bakımdan, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılama bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulunan memurlar ile diğer kamu görevlileriyle ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır." gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yürürlüğe girmeden önce (01/10/2008 tarihi öncesinde) 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'na tabi hizmeti bulunmayan ilgililer hakkında, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, sosyal güvenlik ve emeklilik yönünden 5510 sayılı Kanun'a tabi kamu görevlileriyle ilgili olarak 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde de adli yargının (iş mahkemeleri) görevli bulunduğu açıktır.
Bu kapsamda, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün, hangi yargı yerinde görüleceğinin belirlenebilmesi için, ilişiği kesilerek malulen emekliye sevk edilen davacının, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden (01/10/2008 tarihinden) önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliğinin bulunup bulunmadığı hususunun tespiti gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Bursa İl Emniyet Müdürlüğünde 14/07/2009 tarihinde memuriyete başladığı ve Bursa Valiliğinin 08/06/2021 tarihli işlemiyle adi malul olarak emekliye sevk edildiği; her ne kadar, Bursa Valiliğinin söz konusu işleminde, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun 44. ve 46. maddeleri uyarınca malul olarak emekliye sevk edildiği belirtilmiş ise de; Dairemizin 25/02/2025 tarihli ara kararına istinaden, Sosyal Güvenlik Kurumunca gönderilen 21/04/2025 tarihli cevabi yazıdan, davacının 01/10/2008 tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'na tabi bir hizmetinin bulunmadığı, sosyal güvenlik yönünden 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na tabi olduğu ve anılan Kanun'un 25. maddesi uyarınca malullük hükümleri uygulanarak emekliye sevk edildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacının 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden (01/10/2008 tarihinden) önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliğinin bulunmadığı ve emeklilik yönünden 5510 sayılı Kanun'a tabi olduğu, 5510 sayılı Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde ise (bu Kanun'da aksine bir düzenleme olmadıkça) iş mahkemelerinin görevli olduğu dikkate alındığında; 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca davacının malulen emekliye sevk edilerek ilişiğinin kesilmesi işleminin iptali isteminden kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümünde iş mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, benzer mahiyetteki bir uyuşmazlıkta (Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen olarak görev yapan bir kişinin, 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca malulen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada) Uyuşmazlık Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğuna karar verilmiştir.
Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek verilen davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya iadesine,
4\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 29/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.