Danıştay danistay 2022/1558 E. 2025/2119 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/1558
2025/2119
28 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/1558
Karar No : 2025/2119
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kahramanmaraş 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının; disipline aykırı eylemleri nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceğinden bahisle, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi ve Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin ......tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, dava dosyasında bulunan idari tahkikat sonuç raporu ve ekinde yer alan personel ifadeleri, banka dekontları, sınır dışı görevlendirmeleri ile ilgili yapılan ödemelere ilişkin belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının aracı olarak kullandığı bazı sözleşmeli erlerin yönlendirmesi ile sözleşmeli erlerden hediye olarak alınan cep telefonunu kabul ettiği, cep telefonu faturalarını ödettirdiği, bazı sözleşmeli erlerin buna katılmak istemediği; takip eden zaman diliminde, kendisine hediye alan sözleşmeli erlerin lehine olacak şekilde Suriye harekat alanına girişlerde kayırmacılık yaptığı, yine aracı olarak kullandığı sözleşmeli erler vasıtası ile takım elbise, eşofman, tabanca kılıfı gibi hediyelerin alınması hususlarının dayatıldığı, söz konusu hediyelerin alındığı ve davacının bu hediyeleri kabul ettiği, İzmir'den Kilis'e gelen bayan arkadaşının gidiş dönüş uçak bileti ve Kilis'teki masraflarının sözleşmeli erlerden para toplanarak karşılandığı hususlarının sübuta erdiğinin anlaşıldığı; bu durumda, davacının, kendine özgü kural ve değerleri olan askerlik mesleğinin manevi değerlerine aykırı bu davranışlarının, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde olumsuz örnek teşkil ettiği ve kendisinden istifade edilemeyeceği dikkate alınarak takdir yetkisi kapsamında, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; uyuşmazlıkta, her ne kadar, davacının dava konusu işleme dayanak eylemlerinin ayrıca ceza yargısına konu olması nedeniyle hakkında " icbar suretiyle irtikap" suç isnadı ile ceza davası açılmış ve yapılan yargılamada ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E: ..., K:... sayılı kararı ile suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş ise de; dava konusu işlemin dayanağı olan "kendisinden istifade edilememe" halinin ceza yargılamasındaki eylemden farklı olduğu, eylemlerin aynı niteliğe sahip olmadığı, bu nedenle ceza yargılamasında davacı icbar suretiyle irtikap suçlamasından beraat etmiş ise de, disiplin hukukunda davacının eylemleri sonucunda kendisinden istifade edilip edilmeme halinin varlığının davalı idarece gözetilmek zorunda olduğu; olayda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu kararı incelendiğinde; her ne kadar tanık sözleşmeli er A.Ç.'nin ifadesi yargılama safhasında, davacıya verdiği paraların borç para niteliğinde olduğunu beyan etmek suretiyle davacı lehine değişmiş ise de; A.Ç.'nin soruşturma safhasında savcı huzurunda vermiş olduğu ifadesinde, davacıya telefon alımı için para gönderdiği, davacının telefon faturasını ödediği, Suriye harekat alanına fazladan girişin karşılığı davacıya ödeme yaptığı, davacının Kilis'e gelen bayan arkadaşının masrafını karşılamak üzere diğer erlerden para toplama işinde görevlendirdiği görülmekle, soruşturma safhasında verdiği ifade kabul edilerek davacının anılan eylemleri gerçekleştirdiğinin sabit olduğu ve bu eylemleri ile davacının "kendisinden istifade edilememe" halinin gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığından, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi ve Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca kendisinde istifade edilemeyeceğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun yukarıda yer verilen açıklama eklenmek suretiyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uzman erbaş olarak yaklaşık 25 yıldır büyük bir özveriyle çalıştığı ve 77 tane takdir aldığı; sicil safahatının olumlu olduğu, görev yaptığı üs bölgesi mahrumiyet yeri olduğundan, personelin birbirinden borç para aldığı; sözleşmeli erlerden hediye aldığı gerekçesiyle disiplin cezası verildiği halde, üstüne sözleşmesinin feshedilmesinin haksız, hukuksuz, ölçüsüz ve orantısız olduğu; Bölge İdare Mahkemesince, ceza mahkemesindeki yeminli tanık ifadesi yerine savcılıktaki yeminsiz tanık ifadesinin tercih edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Kahramanmaraş 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının; menfaat karşılığı sözleşmeli erlerden para topladığı ve Suriye harekat alanına personel görevlendirdiği, astlarından hediye aldığı/istediği iddialarına ilişkin olarak hakkında yapılan idari tahkikat sonucunda, disipline aykırı eylemleri nedeniyle 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi ve Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca uyarınca kendisinden istifade edilemeyeceğinden bahisle, dava konusu ...tarih ve ... sayılı işlemle sözleşmesinin feshedilmesi üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.”, 19. maddesinde, “Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanacak esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar kanunun yürürlüğe girmesini takip eden 6 ay içerisinde Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir.” hükmü öngörülmüştür.
Anılan Kanun’un 12. ve 19. maddeleri dayanak alınarak hazırlanan ve 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri” başlıklı 13. maddesinin ikinci fıkrasında, “Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen “…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.” ibaresi ile 19. maddesinde yer alan “…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli…” ve “…yönetmelikte gösterilir.” ibaresinin itiraz yoluyla iptali istemiyle yapılan başvuruda, Anayasa Mahkemesinin 10/06/2022 tarih ve 31862 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararıyla; “Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Dördüncü Bölümü’nde 'IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı' üst başlığı altında 70. maddede kamu hizmetlerine girme hakkına yer verilmiştir. 'Hizmete girme' başlıklı maddenin birinci fıkrasında 'Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir' denilmek suretiyle hakkın tanımının yapıldığı, ikinci fıkrasında ise 'Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez' denilmek suretiyle hizmete alınmada sadece görevin gerektirdiği nitelikler itibarıyla ayrım yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinın, anılan hakkın sadece kamu hizmetlerine girmeyi değil, kamu hizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvence altına aldığına karar verdiği (AYM, E.2021/104, K.2021/87, 11/11/2021, §§ 42-48), Kanun’un 12. maddesinin ikinci fıkrasında kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesilmesinin öngörüldüğü, itiraz konusu kurallarla da kendilerinden istifade edilememe hâllerinin Yönetmelikte gösterilmesi hükme bağlandığından kuralların, uzman erbaşların kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırladığı; Anayasa’nın 13. maddesinde 'Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.' hükmüne yer verildiği, buna göre kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılmasının, anılan hakka sınırlama getirilebilmesinin ilk şartını oluşturduğu; Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri uyarınca kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin şeklen var olmasının yeterli olmadığı, kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerektiği; esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasının, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olduğu, hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin, hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği, kanunda bulunması gereken bu niteliklerin hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunlu olduğu, zira bu ilkenin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154), dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanuniliğin, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanması gerektiği; itiraz konusu kurallarla ise uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâllerinin ve yapılacak işlemlerin, çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceğinin hükme bağlandığı, bu itibarla kuralların, kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmalarını öngörmeleri nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı, açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle, anılan ibarelerin iptaline karar verilmiştir.
Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur.
Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır.
Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen iptal kararı; gerekçesi dikkate alındığında, uzman erbaş olarak hizmet sözleşmesi ile görev yapan personelin kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmalarını öngörmeleri nedeniyle, temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığını ortaya koymuştur.
Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 10/06/2022 tarihinden başlayarak 9 ay sonra (10/03/2023 tarihinde) yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda; Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi hükümlerine göre davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklama eklenerek reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrasında 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 12/06/2024 tarih ve 7517 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun "Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar" başlıklı 12. maddesinin üçüncü fıkrası, "Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir." şeklinde değiştirilmiş; 34. maddesi ile 3269 sayılı Kanun'a "Kendilerinden istifade edilememe halleri" başlıklı 12/C maddesi eklenmiş; 36. maddesi ile de 3269 sayılı Kanun'un 19. maddesi, "Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri, görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanacak esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklama eklenerek reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 28/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 20. maddesinde; "(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır: ... b) Ahlaki zayıflık: Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olmak veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunmaktır..." kuralı yer almıştır.
Anayasa Mahkemesinin 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararıyla; 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.” ibaresi ile 19. maddesindeki "…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli…” ve “…yönetmelikte gösterilir.” ibaresi iptal edilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Kahramanmaraş 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının; menfaat karşılığı sözleşmeli erlerden para topladığı ve Suriye harekat alanına personel görevlendirdiği, astlarından hediye aldığı/istediği iddialarına ilişkin olarak hakkında yapılan idari tahkikat sonucunda, disipline aykırı eylemleri nedeniyle 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu, Uzman Erbaş Yönetmeliği ve Uzman Erbaş Yönergesi uyarınca,... tarih ve ... sayılı işlemle sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmıştır.
Buna göre; 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun ilgili hükümleri, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş ise de; idari tahkikat sonuç raporu, terhis belgesi ve dava konusu sözleşme fesih işlemi birlikte değerlendirildiğinde, davacının eylemlerinin karşılığında uygulanan mevzuat hükümlerinin, iptal edilen maddelerle ilgili olmadığı; idari tahkikat sonuç raporuyla sabit olduğu ortaya konulan söz konusu eylemlerin, ahlaki zayıflık ve sürekli disiplinsizlik niteliği taşıdığı; bu fiillerinin 6413 sayılı Kanun'nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında kaldığı ve bu fiilleri nedeniyle davacının, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin "Personelde aranacak nitelikler" başlıklı 6. maddesinin (n) bendindeki "Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının manevî şahsiyetine gölge düşürmemiş ve askerliğin şeref ve haysiyeti ile bağdaşmayacak fiil ve hareketlerde bulunmamış olmak" niteliğini taşımadığı sonucuna ulaşıldığından, söz konusu eylemler nedeniyle davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklama eklenerek reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle, bozma yönündeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.