SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/800

Karar No

2025/3094

Karar Tarihi

18 Haziran 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2025/800 E. , 2025/3094 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/800
Karar No : 2025/3094

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ... adına velayeten ... ve ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, ...'nin doğumu sonrasında damar yolu ile beslenebilmesi için sağ eline takılan serumun deri altına sızması sonucu doku kaybı yaşadığı ve engelli hale geldiği, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu belirtilerek uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık ... için iş gücü kaybından kaynaklanan 50,00 TL (miktar artırımı ile 4.382.329,25 TL), tedavi giderinden kaynaklanan 50 TL, bakıcı giderinden kaynaklanan 50,00 TL; anne ve babası olan diğer müvekkiller için ayrı ayrı 50,00 TL maddi; ... için 50.000,00 TL anne ve babası olan diğer müvekkiller için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... başvuru numaralı kararıyla kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlalinin ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın gönderilmesi üzerine yapılan yeniden yargılamada verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; olaydaki davalı idarenin hizmet kusurunun, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin kararları ile ortaya konulduğu, maddi tazminat talebi ile ilgili değerlendirmede, dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 24/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının uğradığı maddi zarar miktarının 1.750.304,10 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar davacılar tarafından, hesap tarihinde bilinen son asgari ücret olan net 8.506,80 TL'nin esas alındığı, ancak sonraki tarihte asgari ücrette artış yaşandığı ve 2023 yılı Temmuz ayında asgari ücretin net 11.402,32 TL olarak belirlendiği ve bu tutara göre yeniden hesaplama yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de "hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması ilkesinin" bilirkişi raporundan sonra ve hükümden önceki her ücret güncellemesi sonrasında yeniden hesaplama yapılması gerektiği şeklinde yorumlanamayacağı, aksi kabulün yargılamanın ilanihaye uzamasına sebebiyet verebileceği değerlendirildiğinden anılan itirazın yerinde görülmediği, manevi tazminat talebi ile ilgili değerlendirmede, somut olayda, davacılardan ...'nin hatalı tıbbi uygulama sonucunda vücut bütünlüğünün ihlal edilmesi karşısında hem kendisi hem ebeveynleri tarafından acı ve ızdırap duyulduğu sonucuna varıldığından, duyulan elem ve üzüntünün kısmen de olsa giderilebilmesi amacıyla 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 1.750.304,10 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 17/02/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, maddi tazminat tutarının fazlaya ilişkin kısmının reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminat tutarının dava tarihi olan 17/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, manevi tazminat tutarının fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinafa konu kararın davacılara maddi ve manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısımlarının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın maddi ve manevi tazminata ödenecek faizin başlangıç tarihi yönünden incelenmesinde, davacılar tarafından açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı merciine tevdi kararı verilmiş olduğu dikkate alındığında ilk davanın açıldığı 22/11/2013 tarihinden itibaren tazminatın tamamına yönelik faiz uygulanmak suretiyle davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davalı istinaf isteminin reddine, davacıların istinaf isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, kararın, maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik istinaf istemlerinin reddine, anılan kararın 1.750.304,10 TL maddi tazminat ile 50.00,00 TL manevi tazminat tutarının dava açılış tarihi olan 17/02/2024 tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine ilişkin kısmının faiz başlangıç tarihi yönünden kaldırılmasına, faizin başlangıç tarihi yönünden yeniden incelenen davada, 1.750.304,10 TL maddi tazminat ile 50.00,00 TL manevi tazminatın ilk davanın açıldığı tarih olan 22/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, bilinen en son asgari ücretin hesaplamaya esas alınmadığı, yeniden rapor alınması gerektiği, hükme en yakın tarihteki verilerin esas alınması gerektiği, bunun yanında pasif dönem hesabında 2023 yılı verileri kullanılması gerekirken 2020 yılı verileri kullanıldığı, bu yönden de raporun hatalı olduğu, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu iddialarıyla; davalı idare tarafından, tazminata hükmetme koşullarının bulunmadığı, uyuşmazlık konusu olayda idarelerinin kusurunun bulunmadığının Adli Tıp Kurumu raporu ile ortaya konduğu, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacılar ve davalı idare tarafından karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, davacılardan ...'nin ... tarihinde Etlik Zübeyde Hanım Eğitim ve Araştırma Hastanesinde doğduğu, özefagus atrezisi (ağzı mideye bağlayan borunun gelişmemesi) tespit edildiği, Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kliniğine zorunlu ve ivedi olarak sevk edildiği, anılan hastanede aynı gün özefagus atrezisine yönelik ameliyat yapıldığı, ameliyat sonrası eline damara yolu beslenmesini sağlamak üzere serum takıldığı, serum içeriğinin damar dışına sızmasına bağlı olarak ameliyattan 3 gün sonra elinde ödem geliştiği, buna yönelik pansuman yapıldığı, elinde yara oluştuğu, yaranın nekrotik görünüme büründüğü, ... tarihinde elinde oluşan yaranın debridman (enfekte dokuların çıkarılması işlemi) yapılacak seviyeye geldiği, ... tarihinde deri greftleme (cerrahi olarak deri nakli işlemi) uygulaması yapıldığı, akabinde taburcu edildiği, ... tarihinde Hacettepe Üniversitesine başvurduğu, sağ elde kontraktür (normal hareketi engelleyen kas, tendon, deri ve yumuşak dokunun sertleşmesi) geliştiğinin tespit edildiği, akabinde davacılar tarafından ... tarihinde ... İdare Mahkemesinde oluşan zararın tazmini amacıyla dava açıldığı, anılan Mahkemece ... tarihinde mercine tevdi kararı verildiği, bu kararın davalı idareye tebliğ edildiği, davalı idarenin cevap vermemesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı "Engelli Sağlık Kurulu Raporu"nda sağ el ve parmaklarındaki fonksiyon kaybı nedeniyle davacı ...'nin %51 oranında engelli olduğu tespit edilmiş, raporun geçerlilik süresinin 3 yıl olduğu belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporun sonuç kısmında özetle, ''... özafagus atrezisi nedeniyle opere edildiği, total parenteral nutrisyonun (TPN) damar dışına sızması neticesinde deride nekroz geliştiği, pansuman yapıldığı, debridman ve greft uygulandığı, sağ elde kontraktür geliştiği, hatalı uygulama neticesinde elin sakat kaldığının iddia edildiği bildirilen 2012 doğumlu ...'ye ait adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; özefagus atrezisi nedeniyle ağızdan beslenmenin yapılamayacağından küçüğe TPN başlanmasının tıbben doğru olduğu verilen beslenme sıvısının damar dışına kaçması neticesinde meydana gelen cilt nekrozunun her türlü özene rağmen oluşabilen herhangi bir tıbbi ihmal ve kusura izafe edilemeyen bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, komplikasyon yönteminin tıp kurallarına uygun yapıldığı, yapılan cerrahi müdahalenin tıbben doğru olduğu, küçükte elde meydana gelen kontraktürün küçüğe fizik tedavi uygulansa bile büyüyen organ neticesinde beklenen bir durum olduğu cihetle ilgili sağlık personellerine atfı kabil bir kusur tespit edilemediği oybirliği ile müteala olunur.'' görüşlerine yer verilmiştir.
... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, davacıların istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, "... uyuşmazlıkta, Adli Tıp raporunda özefagus atrezisi nedeniyle ağızdan beslenmesinin yapılamayacağından küçüğe TPN başlanmasının doğru olduğu, verilen beslenme sıvısının damar dışına kaçması neticesinde meydana gelen cilt nekrozunun her türlü özene rağmen oluşabilen, herhangi bir tıbbi ihmal ve kusura izafe edilemeyen komplikasyon olarak değerlendirildiği belirtilmekte ise de; beslenme sıvısının damardan verilmesi sırasında davalı idarece gerekli tedbirlerin alınarak meydana gelebilecek zararların önlenmesi gerekmektedir.
Olayda, davalı idarece beslenme sıvısının damardan verilmesi sırasında gerekli tedbirler alınmadığından davacının olay nedeniyle oluşan zararının karşılanması gerektiği tabiidir." gerekçesine yer verilerek davacının istinaf başvurusu kısmen kabul edilerek yalnızca 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, kesin olan karar kesinleşmiştir.
Sürecin devamında davacılar tarafından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması üzerine Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... bireysel başvuru numaralı kararında,"...44. Somut olayda bireysel başvurudaki ihlal iddiaları, vücut bütünlüğünün bozulmasında devletin üzerine düşen pozitif yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediğine yöneliktir. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın yukarıda değinilen 17. maddesi kapsamında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin somut olay bağlamında yerine getirilip getirilmediğini denetlemek durumundadır (Tevfik Gayretli, § 36). Bu sebeple başvuruya konu olay, devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına ilişkin pozitif yükümlülüğü kapsamında incelenmiştir.
45\. Yerel mahkeme, idarenin bir kusurunun olup olmadığı yönünde araştırma ve inceleme yaparak ATK'dan alınan raporu dikkate almak suretiyle davanın reddine ilişkin hüküm kurmuştur. İstinaf Mahkemesi ise ilk derece mahkemesinin kararını kısmen kaldırmıştır. Kesin nitelikteki bu hükümde, davacılara 50.000 TL manevi tazminat verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu kapsamdaki gerekçeye bakıldığında ise öncelikle "manevi tazmin ile amaçlananın sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek değil, hizmet kusuruyla zarar veren idareyi, gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda etkili biçimde uyarma" şeklinde bir belirleme yapılmıştır. Daha sonra da "beslenme sıvısının damardan verilmesi sırasında gerekli tedbirler alınmadığından davacının olay nedeniyle oluşan zararının karşılanması" gerektiği belirtilmiştir.
46\. İlgili mevzuatta bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda maddi tazminata hükmedilebileceği düzenlenmiştir. Maddi tazminat, idari eylem ve işlem nedeniyle kişilerin uğradığı maddi zararlarının tazminini sağlarken manevi tazminat, aynı işlem veya eylemden dolayı kişinin çektiği ızdırabın yarattığı manevi yıpranmanın tazmini amacına hizmet etmektedir. Kişinin idarenin işlem, eylem ve ihmalinden kaynaklanan hem maddi hem de manevi zararlarının tazmininin mevzuatta düzenlenmesi ve bunun uygulanmasının anayasal güvencelerin gözetilerek gerçekleştirilmesi, devletin kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili biçimde koruma şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir gereğidir (Fatma Kılıç ve İbrahim Haldız, B. No: 2017/37387, 21/4/2021, § 39; Faruk Korulu, B. No: 2017/18143, 8/9/2021, § 41).
47\. Somut olayda gerekli tedbirlerin alınmadığı ve meydana gelebilecek zararların önlenmesi gerektiği derece mahkemesi tarafından tespit edilmiştir. Bu duruma göre sağlık hizmetinin yürütülmesinde bir yetersizlik olmadığı söylenemez.
48\. Maddi tazminata hükmetmek ve tazminatın nasıl hesaplanacağı konusu hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin bir mesele olarak derece mahkemelerinin takdirindedir. Bariz takdir hatası veya keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesinin derece mahkemesinin bu takdirine müdahale etmesi mümkün değildir. Bununla birlikte hâlihazırda sağ elini etkin şekilde kullanamayan ve tam olarak bir daha ne zaman kullanacağı da anlaşılamayan birinci başvurucunun maddi nitelikte birtakım zararları olabileceği gibi hizmet kusurunun açıkça tespit edilmiş olması ve dava dosyasına sunulan birtakım belgeler karşısında birinci başvurucunun babası olan diğer başvurucunun da maddi tazminata ilişkin taleplerinin neden reddedildiği anlaşılamamıştır.
49\. Bu zararın idarenin gerekli tedbiri almaması sonucunda ortaya çıktığı konusunda derece mahkemesinin kabulü ve tespitleri dikkate alındığında sadece manevi tazminat talebinin kabul edilmesinin ihlalin sonuçlarının giderilmesi bakımından yeterli olmadığı açıktır. Nitekim derece mahkemesince bir kusur tespitine yer verilmesine rağmen maddi tazminat talebinin reddi yönünden somut değerlendirme yapılmamış ve maddi zararın tazmin edilmesi konusundaki anayasal gereklilikleri gözeten bir yaklaşım gösterilmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun maddi zararlarının tazmin edilmesi yönündeki taleplerinin derece mahkemesince reddedilmesi nedeniyle ihlalin sonuçlarının giderildiğini söylemek güçtür. Bu nedenle somut olayın koşullarında kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı bakımından devletin pozitif yükümlülüğünün gereğinin yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesi ile Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ... İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine İdare Mahkemesince yeniden yargılama yapılarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, tarafların karşılıklı istinaf başvurusu üzerine temyize konu karar ile davalı idarenin istinaf isteminin reddine, davacıların istinaf isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davalı idarenin hizmet kusurunun, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... bireysel başvuru numaralı kararı ile ortaya konulduğu, bu doğrultuda maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği yönündeki gerekçe Dairemizce de isabetli görülmüştür. Bununla birlikte hükmedilen maddi tazminat tutarının değerlendirilmesine geçilmesi gerekmektedir.
Öncelikle, davacının engel oranını belirleyen raporun sürekli olmadığı, 3 yıl süreli olduğu görüldüğünden anılan rapor esas alınarak %51 oranında engele karşılık gelen zararın hesaplanmasında hukuk uyarlık görülmemiştir. Bu bakımdan ilgili Adli Tıp İhtisas Kurulundan davacı ...'nin uyuşmazlık konusu hadise nedeniyle kalıcı iş gücü kaybı oranı tespit edildikten sonra iş gücü kaybı tazminatı hesabına geçilmelidir.
Bunun yanında, hesaba ilişkin bilirkişi raporunda işleyecek aktif dönem hesabı tutarının toplamında hata yapıldığı, işleyecek pasif dönem hesabının ise hangi yöntem kullanılarak bulunduğunun anlaşılamadığı, bu haliyle hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, yeniden hesap bilirkişisinden rapor alınarak karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava dilekçesinde davacılar tarafından bakıcı gideri ve tedavi gideri için maddi tazminat talebi de bulunduğu, tedavi giderine yönelik olarak davacılar tarafından dosyaya bilgi ve belge sunulduğu, buna karşın anılan tazminat istemleri yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüş olup işbu bozma kararı üzerine bu kalemler yönünden de değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, davacıların manevi tazminat isteminin ... için 50.000,00 TL anne ve babası olan diğer davacılar için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL olduğu, İdare Mahkemesince 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verildiği ancak hangi davacı için ne kadar tutara hükmedildiği anlaşılamadığından davacıların manevi tazminat istemleri yönünden değerlendirme yapılamamıştır.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen eksiklikler giderilmeden, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin reddi, davacıların istinaf isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Ayrıca, işbu bozma kararı üzerine yeniden tazminata hükmedilirken, Danıştay'ın yerleşik içtihadı gereği, hükmedilen tazminata işleyecek faizin başlangıç tarihinin, davalı idarenin tazminat isteminden ilk kez haberdar olduğu, tazminat talebinin davalı idareye ilk kez ulaştığı, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı merciine tevdi kararının davalı idareye tebliğ tarihi olarak belirlenmesi gerektiği açıktır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacılar ve davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/06/2025 tarihinde gerekçede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.


(X)-KARŞI OY :
Dava, davacılar müvekkili tarafından, ...'nin doğumu sonrasında damar yolu ile beslenebilmesi için sağ eline takılan serumun deri altına sızması sonucu doku kaybı yaşadığı ve engelli hale geldiği, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu belirtilerek uğranıldığı ileri sürülen zararın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak uyuşmazlık konusu hadisenin özel teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bu konuda yetkin bilirkişilere başvurularak karar verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu hadisede davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının irdelendiği Adli Tıp Kurumu raporunda olayda hizmet kusuru bulunmadığı görüşüne yer verildiği, bu rapor esas alınarak yargılamanın ilk aşamasında davanın reddine karar verildiği, rapora karşın Bölge İdare Mahkemesince bizzat değerlendirme yapılarak gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği gerekçesi ile manevi tazminata hükmedildiği, akabinde kararın kesinleştiği, davacıların Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması üzerine, Anayasa Mahkemesi tarafından Bölge İdare Mahkemesince davalı idarenin hizmet kusurunun açıkça tespit edilerek manevi tazminata hükmedilmesine karşın maddi tazminata ilişkin taleplerinin neden reddedildiğinin anlaşılamadığı belirtilerek ihlal kararı verildiği, yeniden yapılan yargılamada da maddi ve manevi tazminata hükmedildiği görülmektedir.
Davanın konusu, tıbbi ihmal sebebiyle idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat istemidir. Bu tür davalar özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden alanında yetkin bilirkişilere başvurularak karar verilmesi gerekmektedir.
Bölge İdare Mahkemesince yargılamanın ilk aşamasında, uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden, raporda eksik görülen kısımlara yönelik ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bizzat kusur tespiti yapılması ile karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu nedenle, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı sonrası ihlal kararının sonuçlarının giderilmesi amacıyla Bölge İdare Mahkemesi'nce yapılan kusur tespitinin esas alınmaması, öncelikle Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna başvurularak olayda, davalı idarece yürütülen sağlık hizmetinde bir aksaklık, eksiklik veya ihmal bulunup bulunmadığının tespiti yapılması gerekirken olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu kabul edilerek maddi tazminata hükmedilmesine hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim