Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/3
2025/3980
22 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/3
Karar No : 2025/3980
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 12/07/2012 tarihinde başvurduğu Karabük Devlet Hastanesinde ağrı kesici iğne enjekte edilmesi sonucu % 50 oranında kalıcı sakatlık doğduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 300.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... tarih ve E:..., K:... sayılı kesinleşen kararına karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması neticesinde Anayasa Mahkemesinin 02/11/2022 tarih ve 2018/36650 başvuru numaralı kararıyla davacının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun'un 50/2. maddesi uyarınca ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesi üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde verilen ... (Mahkeme kararında sehven 13/10/2024 olarak belirtilmiştir.) tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; olayda, hatalı/geç tıbbi uygulama yapıldığının ortaya konulamadığı, dolayısıyla maddi tazminata hükmedilmesinin koşullarından olan eylem ile davacıda oluşan zarar arasında illiyet bağının kurulduğu hususunun sabit olmadığı, bu nedenle maddi tazminat talebinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı, hasta kayıtlarının tutulması ve muhafazası davalı idarenin sorumluluğunda olduğundan, bu hizmetlerdeki eksiklik dolayısıyla idarenin sorumluluğunun doğacağı, somut olayda sürece ilişkin tüm bilgi ve belgelerin yer aldığı hasta dosyası Mahkemeye sunulamadığından Adli Tıp Kurumu tarafından sadece dosyadaki belgeler üzerinde inceleme yapılabildiği, bu durum davacı üzerinde, enjeksiyon işlemininde davalı idare görevlilerinin kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda maddi gerçeğin ortaya çıkarılamadığı yönünde endişe ve üzüntüye sebebiyet verdiği, idarece sağlık hizmetinin eksik ve kusurlu işletilmesi nedeniyle duyduğu üzüntü ve ızdırabın kısmen de olsa giderilmesi amacıyla takdiren davacıya 50.000,00 TL manevi tazminatın başvuru dilekçesinin idare kayıtlarına alındığı tarih olan 12/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, idarenin kayıt tutma yükümlülüğünü yerine getirmediği, sağlık hizmetinin sunumunda kusurlu olduğu, oluşan sakatlık nedeniyle meydana gelen maddi kayıplara binaen maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, manevi tazminat miktarının da günün ekonomik şartları karşısında düşük kaldığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, zarar ile idarenin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı, takdiren belirlenen manevi tazimnat yönünden önceden belli olmayan ödeme miktarı bakımından faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinden davacının temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) Temyize Konu Kararın, Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın manevi tazminata ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın, Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, 12/07/2012 tarihinde başvurduğu Karabük Devlet Hastanesinde ağrı kesici iğne enjekte edilmesi sonucu % 50 oranında kalıcı sakatlık doğduğundan bahisle uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık 300.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle bakılan dava açılmıştır.
... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın maddi tazminat istemi yönünden reddine, manevi tazminat yönünden 10.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat için hesaplanan 23.950,00 TL ve yine reddedilen manevi tazminat için hesaplanan 1.200,00 TL olmak üzere toplam 25.150,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir. Anılan kararın Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşmesi üzerine davacı tarafından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması neticesinde Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 02/11/2022 tarih ve 2018/36650 başvuru numaralı kararıyla davacının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanunun 50/2. maddesi uyarınca ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararında, Mahkemece hükme esas alınarak verilen Adli Tıp Kurumu Raporunun hazırlık soruşturmasında alınan rapor olduğu, raporun ilgili kısmında "alkol yoksunluğu sendromu" "düşme" "çekilen akciğer filminde kırığa rastlanılmadığı" gibi somut davayla ilgisi olmayan hususlara yer verildiği, bu bağlamda raporun güvenilirliği hakkında ortaya çıkan şüphenin giderilmesi için yeni bir rapor alınması gerektiği ve dava konusu enjeksiyonu kimin yaptığının tespit edilememesinin, diğer bir anlatımla kayıt tutma yükümlülüğünün idare tarafından yerine getirilmemesinin sonuçlarının davacıya yüklenmemesi, bu hususun da ayrıca incelemesi gerektiği belirtilmiştir.
... İdare Mahkemesince, 6216 sayılı Kanunun 50/2.maddesi uyarınca ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için 13/07/2023 tarihli ara kararı ile Adli Tıp Kurumundan, "dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenmek suretiyle, davacının uygulanan enjeksiyon işlemin tıp kurallarına uygun olup olmadığı, olayda hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı" hususunda bilirkişi raporu hazırlanmasının istenilmesi üzerine Adli Tıp 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda; "Kişiye bel ağrısı nedeniyle ağrı kesici ve kas gevşetici ilaç enjeksiyonu yapıldığı kayıtlı olmakla birlikte dosyada mevcut tıbbi belgelerden kişiye hangi ilaçların uygulandığının anlaşılamadığı, Kurulumuzun ... tarih ... karar no’lu müzekkeresi ile istenilen dava konusu enjeksiyon işlemine ait tıbbi belgelerin dosyada mevcut olmadığı, dolayısıyla sorulan hususlarda değerlendirme yapılamadığı" yönünde görüş bildirilmiştir.
Öte yandan, Mahkemenin 21/02/2024 tarihli ara kararı ile davacıya uygulanan 12/07/2012 tarihli enjeksiyon işlemine ait tüm tıbbi bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenilmiş; Karabük Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından verilen 22/03/2024 tarihli yazı ile dava konusu enjeksiyona ilişkin kayıtların tutulduğu enjeksiyon kayıt defterinin 12/12/2021 tarihinde imha edildiği, eldeki belgeler dışında bilgi ve belgenin bulunmadığı yönünde cevap verilmiştir.
Anılan rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesinin Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin kararı sonrasında Adli Tıp Kurumundan temin edilen bilirkişi raporunda davacıya hangi ilacın/ilaçların uygulandığı belli olmadığından uygulanan tıbbi işlemde tıbbi hatanın bulunup bulunmadığı açısından değerlendirme yapılamadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu enjeksiyon işlemine ilişkin idare kayıtlarında bulunması gereken bilgi ve belgelerin dava dosyasına sunulamadığı görülmektedir.
Kayıt tutma yükümlülüğünü yerine getirmeyen idarenin tutmakla yükümlü olduğu belgenin yokluğunun sonuçlarına davacının katlanmaması gerektiği ve davacının bacağında kalıcı sakatlık meydana geldiği takdirde maddi nitelikte zararlarının da doğabileceği, kişinin maddi zararının tazmini talebi de bulunduğundan bu yöndeki iddialarının da karşılanması gerektiği açıktır.
Bilindiği üzere, tıbbi bilgi ve belgelerin kayıt altına alınıp saklanması idarenin yükümlülüğündedir. Zira, sağlık hizmetine ilişkin bir uygulamanın kusurlu ilerleyip ilerlemediği de bu tıbbi belgelerin incelenmesi neticesinde ortaya çıkacaktır.
Dava konusu olayda, tıbbi belgelerin dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla tıbbi kayıtları usulünce tutmayan davalı idarenin hizmetin kusurlu yürütülüp yürütülmediği noktasında inceleme yapmayı engellediği, ispat yükümlülüğünü yerine getirmeyen idarenin olayda hizmet kusuru bulunduğu sonucuna varıldığından, hizmet kusuru ilke ve kuralları çerçevesinde davacının maddi zararının da karşılanması gerekmektedir.
Bu durumda; Anayasa Mahkemesinin 02/11/2022 tarih ve 2018/36650 başvuru numaralı ihlal kararının gerekçesine uyulmadan maddi tazminat isteminin reddi yolunda verilen İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4\. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/09/2025 tarihinde manevi tazminat istemi yönünden oy birliğiyle, maddi tazminat istemi yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Temyizen incelenen kararın maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmı da usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bu nedenle, davacının temyiz isteminin reddedilerek temyize konu İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönüyle katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.