SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/316

Karar No

2025/4846

Karar Tarihi

27 Ekim 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2025/316 E. , 2025/4846 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/316
Karar No : 2025/4846

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ..., ... ve
...'ya vesayeten ...
VEKİLLERİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, anneleri ...'nın boşanma aşamasında olduğu eşi (babaları) ... tarafından 10/08/2015 tarihinde bıçaklanması neticesinde hayatını kaybetmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek ... için 50.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi, ... için 100.00,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi, ... için 150.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; idarenin boşanma aşamasında olan ve eşiyle sorun yaşayan müteveffanın ve çocuklarının barınma, kiralık ev bulma, adreslerinin gizli tutulması, maddi ihtiyaçlarının karşılanması, aile içi şiddetten korunması için gerekli olan tüm işlemleri yaptığı, müteveffanın düzenli olarak kontrol edildiği koruma ihtiyacı olup olmadığının görevlilerce yerinde tespit edilerek mülakatlar yapıldığı, müteveffanın isteği olmamasına rağmen resen geçici koruma kararlarının alınarak icra edildiği, nitekim en son idarenin aldığı resen geçici koruma kararlarının yine müteveffa tarafından kaldırılmasının istenildiği, koruma ihtiyacına hayır cevabının verildiği, dava konusu olayda davalı idare tarafından öngörülen tedbirin yetersizliğinden bahsetmeye olanak bulunmadığı, olayın üçüncü kişinin ağır kusurundan meydana geldiği, davalı idareye atfedilebilecek hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, 14/06/2015 tarihli geçici koruma tedbiri altına alınma formuna "hayır" diyerek cevaplamasının herhangi bir baskı ve tehdit altında kalmadan özgür iradesi ile verildiğinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğu, müteveffanın birçok şiddet olayına maruz kaldığı, hakkında re'sen koruma kararı alındığı ve yaşam hakkının Anayasaca koruma altına alınmış temel haklardan olduğu gözetildiğinde müteveffanın kendi isteği ile koruma kararının kaldırılması istemi üzerine koruma kararının kaldırıldığı ve idarenin hizmet kusurunun bulunmadığının kabulünün hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Davacılar tarafından, anneleri ...'nın boşanma aşamasında olduğu eşi (babaları) ... tarafından ... tarihinde bıçaklanması neticesinde hayatını kaybetmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek ... için 50.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi, ... için 100.00,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi, ... için 150.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dava konusu olaya ilişkin müteveffanın annesi, babası ve kardeşleri tarafından tazminat istemli olarak açılan ve Dairemiz temyiz incelemesinden geçen E:... sayılı dosyasındaki bilgi ve belgelerle birlikte dosya incelendiğinde; müteveffa ...'nın 29/07/2013 tarihinde ... Kadın Konukevi Müdürlüğü Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi'ne getirilerek burada alınan ifadesinde; "evliliğinin ilk yıllarından itibaren sürekli olarak eşiyle sorunlar yaşadığı, eşinin kendisi ve çocuklarına fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı, eşinin şizofreni hastası olduğu, ilaçlarını düzenli olarak kullanmadığı, daha önce de sık sık eşi ile tartışmalar yaşadığı ve her defasında çocuklarını da yanına alarak ailesinin yanına gittiği, 2012 yılında eşine boşanma davası açtığı ancak aile büyüklerinin araya girmesi sonucu eşine her defasında geri döndüğü, eşinin kendisini bıçakla yaraladığı, karakola defalarca başvurduğu, geçici koruma kararı aldığı ve koruma süresinin sona erdiği, eşinin iyileşeceği ve evliliklerinin düzelebileceği umudunun artık kalmadığı, şu an için eşine dönmek istemediği" şeklinde beyanlarda bulunması üzerine konuk evine yerleştirildiği, ŞÖNİM'de ailesi ile yapmış olduğu görüşmeler neticesinde kendi isteği ile ailesinin yanına dönmek üzere 05/08/2013 tarihinde kuruluştan ayrıldığı, aradan geçen yaklaşık bir yıllık sürenin ardından 03/07/2014 tarihinde ... Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi görevlilerince yine benzer nitelikli şikayetler üzerine ... Kadın Konukevi Müdürlüğü'ne getirilen müteveffanın, 04/07/2014 tarihi itibariyle kabulünün yapıldığı, kendisinin ve beraberinde getirmiş olduğu üç çocuğunun barınma, giyecek ve beslenme ihtiyaçlarının ilgili idarece sağlandığı, müteveffanın 09/09/2014 tarihli dilekçesi ile kuruma başvuruda bulunarak kendi isteği ile kuruluştan ayrılarak ... Mahallesi, ... Sokak, ... Apt. No:..., Kayapınar/Diyarbakır adresinde kayıtlı bulunan konuta kiracı olarak geçmek istediği şeklindeki talebi sonrası 09/09/2014 tarihi itibariyle kuruluştan ayrılışının gerçekleştirildiği, müteveffanın aynı dilekçede, eşi ...'nın, çocukları ile birlikte yerleşmek istediği bu adresi bularak kendilerini rahatsız etmesinden tedirgin olduğu, bu nedenle adresinin gizli kalması yönündeki talebi sonrası ... Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile ... Aile Mahkemesi'nden 6284 sayılı Kanunun 8/6 maddesi gereğince gizlilik kararı alınması talebinde bulunulduğu, Mahkemece ... tarihinde alınan ... D. İş, K:... sayılı karar ile müteveffa ve çocuklarının kimlik bilgileri veya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgileri ve adresleri ile korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgilerinin tüm resmi kayıtlarda gizli tutulmasına karar verildiği, müteveffanın Konukevi'nden kendi isteği ile ayrılmasını müteakip, ilgili kurumca ev tutmasına ve ev eşyalarının karşılanmasına ilişkin olarak ... Vakfı ve Kayapınar Sosyal Hizmet Merkezi ile yazışmalar yapıldığı ve müteveffanın kendisi ve çocuklarına 14/11/2014 tarihinden itibaren başlamak üzere bir yıl süre ile Vakıf aracılığıyla sosyal ve ekonomik destek yardımının sağlandığı, Diyarbakır Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü yetkililerinin yardım ve yönlendirmeleri sonucunda eve çıkmasının ardından müteveffa adına 04/07/2014 tarihinden itibaren altı ay süre ile, 07/01/2015 ve 08/04/2015 tarihlerinden itibaren ise üçer aylık süreler ile müteveffa hakkında Kayapınar İlçesi, Kaymakamlık Makamı'nca geçici koruma kararlının alındığı ve/veya yenilendiği, ...'nın müteveffa ...'ya atmış olduğu tehdit içerikli mesajlar nedeniyle müteveffanın 06/06/2015 tarihinde ... Polis Merkezi Amirliği'ne gelerek eşinden şikayetçi olduğu, müteveffa hakkındaki geçici koruma kararının devam ettiği dönemde eşi ...'nın 14/06/2015 tarihinde müteveffanın bulunduğu adrese giderek kapı zilini çaldığı, müteveffanın kapıyı açmayarak polisi aradığı, müteveffanın polis merkezine giderek eşinden şikayetçi olduğu, yapılan bu şikayetler sonrası ...'nın 01/08/2015 günü kolluk görevlilerince, tehdit ve kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçlamalarından ötürü göz altına alındığı ancak ifadesinin ardından serbest bırakıldığı, bahse konu bu şikayetlerin ardından kolluk görevlilerince müteveffa ile yapılan mülakatlar sonucunda 06/06/2015 ve 14/06/2015 tarihli aile içi ve kadına karşı şiddet olayları kayıt formunun doldurulduğu, müteveffanın, bu formlarda yer alan "hayati tehlikesinin bulunması halinde, ilgilinin talebi üzerine veya res'en geçici koruma altına alınması" şeklindeki soruyu "hayır" diyerek cevapladığı, bütün bu süreçlerin yaşandığı dönemde, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın şüpheli ... hakkında ... hazırlık numarası ile yürütmüş olduğu soruşturmada 31/05/2015 tarihli yazısı ile ve yine ... hazırlık numarası ile yürütmüş olduğu soruşturmada 08/07/2015 tarihli yazısı ile müteveffa hakkında 6284 sayılı Yasa'nın 5'inci maddesinde belirtilen tedbirlerden bir ya da bir kaçının uygulanması yönündeki talebine istinaden ... Aile Mahkemesi'nin, ... tarih ve ... D. İş, K:... sayılı kararı ve ... Aile Mahkemesi'nin ... D. İş, K:... sayılı kararı ile müteveffa hakkında 6 ay süre ile ayrı ayrı koruma kararlarının alındığı ve bu kararların icra işlemleri için ilgili birimlere gönderildiği, müteveffanın da bahse konu bu koruma kararları üzerine, ... tarihli dilekçe ile Kayapınar Kaymakamlığı'nca ... tarihinden itibaren geçerli olmak üzere üç ay süre ile hakkında verilen koruma kararının kaldırılması talebinde bulunduğu görülmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açtığı, bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusur olduğu, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
İdare hukukunun ilkeleri ve Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre, zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı hallerde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin açık ve belli bir ağırlıktaki hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile yönetilenler arasında yönetilenler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı zararın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurum olduğu, bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetleri nedeniyle hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olduğu, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem ve eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edeceği, idare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk biçiminin de açıkça belirlenmesi ve buna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
Bu çerçevede; davalı idarelere yasa ile kamu hizmeti olarak verilmiş görevlerin kapsamının belirlenmesi ve bu yolla davacıların zararları ile davalı idarelerin üstlendiği kamu hizmetleri arasında varsa kusur ve nedensellik ilişkisi ile sorumluluk biçiminin ortaya konulması gerekmektedir.
Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 1. maddesinde, Kanunun uygulanmasında "Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenmesi" ilkesine, "tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Tedbir kararı: Bu Kanun kapsamında, şiddet mağdurları ve şiddet uygulayanlar hakkında hâkim, kolluk görevlileri ve mülkî amirler tarafından, istem üzerine veya resen verilecek tedbir kararları" tanımına yer verilmiş; "Mülkî amir tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere mülkî amir tarafından karar verilebilir:
...
ç) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.
...
(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a) ve (ç) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülkî amirin onayına sunar. Mülkî amir tarafından kırksekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar."; "Tedbir kararının verilmesi, tebliği ve gizlilik" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir.
(2) Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir.
...
(4) Tedbir kararı, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir. Tedbir talebinin reddine ilişkin karar ise sadece korunan kişiye tebliğ edilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ilgili kolluk birimi tarafından verilen tedbir kararı şiddet uygulayana bir tutanakla derhâl tebliğ edilir..." kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 22. maddesine dayanılarak çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliğinin "tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "Aydınlatılmış rıza: Korunan kişinin kendisi hakkında verilebilecek tedbir kararının anlayabileceği bir biçimde sebepleri, aşamaları ve sonuçları hakkında açıklama yapılarak bilgilendirilmesi ve özgür iradesi ile bu hususların tamamını anlayıp kabul ettiğine dair yazılı beyanı, Gecikmesinde sakınca bulunan hal: Kolluk tarafından yapılacak tahkikat ve risk değerlendirilmesi sonucunda, derhal işlem yapılmadığı takdirde, şiddet eyleminin önlenememesi, kişinin can güvenliği, hak ve hürriyetlerinin korunmasının tehlikeye girmesi, korunan kişinin zarar görmesi, şiddet eyleminin iz, eser, emare ve delillerinin kaybolması, şiddet uygulayanın kaçması veya kimliğinin tespit edilememesi gibi ihtimallerin ortaya çıkması ve resen veya ilgilinin talebi üzerine mülki amirden ya da hâkimden karar almak için yeterince vakit bulunamaması hali, Geçici koruma: Hayati tehlikesi bulunan şiddet mağdurunun kolluk tarafından gerektiğinde her türlü teknik cihaz ve donanımlarla, yirmidört saat esasına göre kesintisiz olarak, şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişilerden gelebilecek tehlikelerden korunması amacıyla yerine getirilen tedbir, Hayati tehlike: Bir kimsenin ölümle sonuçlanabilecek bir şiddet olayına maruz kalması ya da kalma ihtimalinin bulunması hali" tanımlarına yer verilmiş; "Geçici koruma altına alınma" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Mülkî amir veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amiri tarafından, olayın niteliği, şikâyet ve ihbar göz önünde bulundurularak şiddet mağdurunun hayati tehlikesinin bulunması halinde ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alma tedbiri verilir.
(2) Geçici koruma altına alınma tedbir kararının yerine getirilmesinden, hakkında koruyucu tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri, bulunduğu veya tedbirin uygulanacağı yerdeki kolluk görevli ve yetkilidir. Korunan kişi acil durumlarda hemen, diğer hallerde ise yirmidört saat öncesinden gideceği yere ilişkin olarak görevli ve yetkili kolluğa bilgi verir. Kolluk tarafından korunan kişinin gideceği yerdeki kolluk gecikmeksizin haberdar edilir ve tedbir kararı uygulanmaya devam olunur.
(3) Korunan kişinin ne şekilde koruma altına alınacağı, şiddet mağduruna yönelik muhtemel tehdit ve risk göz önüne alınarak şiddet mağduru ve şiddet uygulayanın durumunun değerlendirilmesi suretiyle 11/11/2008 tarihli ve 27051 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Mahkemelerce Alınacak Tanık Koruma Tedbirlerine İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelikte yer alan fiziki koruma tedbirleri hâkim veya mülki amir tarafından, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk tarafından belirlenir.
(4) Korunan kişiye, geçici koruma kararının kapsam ve içeriği, şiddet veya şiddete uğrama tehlikesinin varlığı halinde arayabileceği telefon numaraları, kolluğun sorumlulukları, hangi durumlarda kolluğa bilgi vermesi gerektiği, hangi kolluk biriminin geçici koruma hizmetinden sorumlu olduğu ve benzeri hususlar, kolluk tarafından açıklanarak tutanağa geçirilir ve tebliğ edilir." kuralına yer verilmiş; anılan maddenin göndermede bulunduğu Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Mahkemelerce Alınacak Tanık Koruma Tedbirlerine İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde sayılan koruma tedbirleri arasında "fiziki koruma tedbirine" yer verilmiş, "fiziki koruma tedbiri" başlıklı 14. maddesinde de, "(1) Fizikî koruma tedbiri, hakkında bu tedbirin uygulanmasına karar verilen tanığın, gerektiğinde her türlü teknik cihaz ve donanımlarla, yirmidört saat esasına göre kesintisiz olarak her türlü tehlikeden korunması amacıyla ilgili kolluk veya koruma birimi tarafından yerine getirilen tedbirdir...
(3) Bu koruma tedbiri, aşağıda belirtilen usullerden biri veya birkaçı aynı anda uygulanmak suretiyle yerine getirilir: a) Yakın koruma, b) Konutta koruma, c) İşyerinde koruma, ç) Motorize veya yaya devriye ile koruma, d) Çağrı üzerine koruma..." kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda anılan Yasa ve Yönetmelik kurallarının birlikte incelenmesinden; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama olasılığı bulunan kadınların; hayati riskler taşıyan gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda; geçici koruma tedbiri ile idarece koruma altına alınması öngörülmüş; risk değerlendirmesi yapılarak duruma uygun koruma tedbirinin ne olacağı konusunda da idareye resen karar alabilme yetki ve görevi verilmiş, bu tedbirler arasında; hakkında bu tedbirin uygulanmasına karar verilen kişinin, gerektiğinde her türlü teknik cihaz ve donanımlarla, yirmidört saat esasına göre kesintisiz olarak her türlü tehlikeden korunması amacıyla ilgili kolluk veya koruma birimi tarafından yerine getirilen "fiziki koruma" özellikle sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu olayda, her ne kadar müteveffanın korunmasına yönelik olarak özel bir isteminin bulunmadığı, salt boşanma sürecinde olduğu eşinin kendisine yönelik fiziksel ve psikolojik saldırıları üzerine yakınmada bulunduğu, idarece en son Mayıs ve Haziran aylarında eş ...'nın geçici bir tedbir olarak uzaklaştırma kararının bulunmasına rağmen müteveffanın yaşadığı konutuna giderek içeri girmeye çalışması ve tehdit içerikli mesajlar göndermesi sonrasında müteveffanın yapmış olduğu şikayet başvuruları üzerine idarece ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na durumun bildirildiği ve davacı hakkında resen "geçici koruma" kararlarının alınmış olduğu, bu kapsamda, gerek daha önce Kayapınar Kaymakamlığı tarafından alınan geçici koruma kararları, gerekse de Aile Mahkemesi tarafından verilen geçici koruma kararlarının icrası amacı ile kolluk görevlilerince haftalık olarak mütemadiyen müteveffanın konutuna gidilerek kendisi ile görüşmeler yapıldığı, bu görüşmeler sonucunda ise durumun aynı gün düzenlenen "hakkında koruma kararı bulunan şahsın ziyaretine dair tutanak" ile kayıt altına alındığı ve aynı görüşmede müteveffaya herhangi bir can güvenliği tehlikesi anında başvurabileceği yöntemlerin ve arayacağı irtibat numaraları bilgisinin de verilmiş olduğu görülmektedir.
Müteveffa hakkında belirlenen "çağrı üzerine koruma" yönteminin olayda uygulanmasında bir kusur bulunmadığı görülmekte ise de; eş ...'nın boşanma sürecinde daha önce de "uzaklaştırma tedbirine" karşın müteveffanın evine gelerek eve girmeye çalıştığı, daha öncesinde ise müteveffaya şiddet uygulayarak bıçak ile yaraladığı, yine son olarak, müteveffanın kullanmış olduğu telefona göndermiş olduğu mesajlar ile müteveffayı tehdit ettiği ve bu durumdan kolluk görevlilerinin de haberdar oldukları gözönünde bulundurulduğunda; ...'nın müteveffaya yönelik yaşam hakkının ihlali sonucunu doğurabilecek eylemlerine devam edebilme tehlikesinin henüz ortadan kalkmadığı, duyduğu öfkenin müteveffaya yönelik ölümcül bir saldırıya neden olabileceğinin davalı idarece bilinmesi gerektiği açıktır.
İdarece yukarıda anılan yönetmelik kuralları uyarınca müteveffa ... yönünden yaşamsal tehlike doğurduğunun kabulü ile hakkında geçici koruma önlemi alındığı görülmekle birlikte; belirlenen "çağrı üzerine koruma yönteminin" yeterli ve etkili bir yöntem olmadığı, müteveffanın tehdit ve kişilerin huzur ve sükununu bozmak, 6284 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından göz altına alınması sonrası serbest bırakılan ve tutuksuz yargılanan ...'dan gelebilecek saldırılardan "fiziki olarak" korunmasını "gerektiğinde her türlü teknik cihaz ve donanımlarla, yirmidört saat esasına göre kesintisiz olarak her türlü tehlikeden korunması" biçiminde yönetmeliğin öngördüğü etkili ve yeterli yöntemlerle sağlaması gerekirken; salt çağrı üzerine ve yaşanan olayla yetersiz ve etkisiz olduğu, öte yandan Anayasa ile güvence altına alınan yaşama hakkının tesisi için alınan re'sen koruma tedbirinin salt müteveffanın baskı ve tehdit altında verip vermediği anlaşılamayan beyanı üzerine kaldırılmasının hizmet kusuru olarak kabulü ile davacıların maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerekirken, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/10/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.


(X)-KARŞI OY :
Temyizen incelenen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı hukuka ve usule uygun olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, davacıların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim