Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/1724
2025/4003
23 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/1724
Karar No : 2025/4003
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı /ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.. sayılı, davacının temyiz isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılması ve istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Hakkari ili 2. Hudut Tugay Komutanlığına bağlı Çayırlı Üs Bölgesinde piyade er olarak zorunlu askerlik görevini yapmaktayken, 23/07/2019 tarihinde uygulama maksatlı havan atışı sırasında mühimmatın patlaması neticesinde yaralanmasında davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle efor kaybı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 500.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu olayda idarenin kusurlu sorumluluğunu doğurabilecek bir hâlin mevcut olmadığı, davacının askerî yükümlülüğünü ifa etmekteyken ve bu yükümlülük kapsamında verilen görev esnasında mühimmatın patlaması sonucunda yaralandığında duraksama bulunmadığı, olayın askerlik yükümlülüğünün sebep ve tesirinden kaynaklandığı, bu çerçevede oluşacak zararlardan davalı idarenin kusursuz sorumluluk ilkesine göre sorumlu tutulmasının gerektiği, davalı idarenin bakım ve gözetimi altındayken, gerekli eğitimlerin verildiğinin söz konusu olmadığı bir durum içerisindeki davacının elinden mühimmatın düşerek patlaması sonucunda oluşan illîyet bağını azaltan veya ortadan kaldıran bir durumun bulunmadığı, Mahkemece Ankara Şehir Hastanesinden alınan ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunda davacının yaşanan olay nedeniyle %97 oranında engelli hâle geldiğinin, davacının itirazı üzerine sevk edildiği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 25/01/2024 tarihli yazısında, olay nedeniyle davacının %100 oranında engelli hale geldiğinin, uğranıldığı ileri sürülen maddî zarara esas kalemler yönünden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 15/04/2024 kayıt tarihli bilirkişi raporunda da, davacının %97 oranındaki engel oranı dolayısıyla karşılanmamış zararının bulunmadığının belirtildiği, sürekli olarak bakıcının bakım ve gözetimi altında bulunması gereken kişilerin engellilik durumuna dayalı zorlukları bakıcı tarafından aşacağı, bu kabulden hareketle sürekli bakıcı bakımına muhtaç olan kişilerin bakıcı zararları karşılanarak dengenin oluşturulduğu, gerçekten efor sarf etmesi gereken işlerdeki yükü tamamen bakıcıyla paylaşacak duruma gelmiş olan kişilerin artık efor kaybı zararının oluşmayacağı ve bu noktadaki gerçek zararı olan bakıcı giderlerine dayalı zararın giderilmesinin gerekeceği, %100 engelli hâle gelerek tamamen bakıcı yardımına muhtaç durumda bulunan davacı tarafından, bakıcı gideri kaleminin talep edilmediği, bu çerçevede davacının efor kaybı yönünden giderilebilecek bir zararının bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı kararıyla, Dairelerince verilen karara karşı temyiz yolunun kapalı olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu zarar miktarının henüz kesin olarak bilinmediği, temyiz parasal sınırlar belirlenirken dava tarihi itibarıyla geçerli olan sınırların esas alınmasının gerektiği, uyuşmazlıkta hatalı aktüerya raporuna dayanılarak karar verildiği, bağlanan aylıkların oluşan zarardan indirilemeyeceği, bakıcıya muhtaç hale gelen bir kişinin de günlük yaşamında kendini zorladığı, aksinin ise doğru bir yaklaşım olmayacağı, efor kaybına yönelik hesabın net asgari ücret üzerinden yapılmasının da adil olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesinin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılması ve dava konusu olay nedeniyle idarenin (tam) kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, davacının olay nedeniyle oluşan efor kaybından kaynaklanan tazminat isteminin %100 engel oranıyla hesaplanarak karşılanmasının gerektiği gerekçesiyle temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, açıldığı 12/10/2022 tarihi itibarıyla temyiz kanun yolu parasal sınırının 261.000,00 TL, dava konusu tazminat miktarının ise 500.000,00 TL olduğu görüldüğünden bu haliyle bakılmakta olan davanın temyize tabi olduğuna karar verilerek davacının temyiz isteminin reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı kararı kaldırılarak, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davacının istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar temyizen incelendi, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı Hakkari ili 2. Hudut Tugay Komutanlığına bağlı Çayırlı Üs Bölgesinde piyade er olarak zorunlu askerlik görevini yapmaktayken, 23/07/2019 tarihinde uygulama maksatlı havan atışı sırasında mühimmatın patlaması neticesinde yaralanmış, akabinde ilk müdahalesi Hakkari Çukurca İlçe Devlet Hastanesinde yapılmış, oradan Van 100. Yıl Eğitim ve Araştırma Hastanesine, devamında Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş, burada takip ve tedavi altına alınmış, devamında çeşitli sağlık kurum ve kuruluşlarında da tedavisi devam etmiş, pek çok kez ameliyata alınmış, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı (iki yıl süreli olarak düzenlenen) sağlık kurulu raporu ile, (her iki gözde körlük, göz ve orbita yaralanması sekeli, göz kapağı bozukluğu, birden fazla yerde eklem sertliği teşhisleriyle) %96 oranında engelli hale geldiği tespit edilmiş, aynı Hastanenin ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunda, hastalık ve arızalarının askerlik hizmetinin sebep ve tesiri ile meydana geldiği, işgücü kaybının bulunduğu, ... tarih ve ... sayılı zeyil raporunda da, bu tespitlere ilave olarak barışta ve seferde askerliğe elverişli olmadığı belirtilmiş, akabinde davacı tarafından, 29/08/2022 tarihli dilekçeyle olay nedeniyle oluşan efor kaybı zararının tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda bulunulmuş, bu başvurunun zımnen reddi üzerine de olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen efor kaybı zararına karşılık 500.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Bununla birlikte, Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacıya 13.153,61 TL avans ödemesi yapılmış, Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı bünyesindeki Kurum Sağlık Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, "rahatsızlığının 23/07/2019 tarihinde meydana gelen yaralanmaya bağlı olduğuna, 5434 sayılı Kanun'un 44. maddesi uyarınca malul olduğuna, 1053 sayılı Nizamnameye göre maluliyetinin derecesinin bir (1) ve sürekli olduğuna, yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malul olduğuna" karar verilmiş, 07/09/2021 tarihli işlem ile de, davacıya 01/05/2021 tarihinden itibaren vazife malullüğü aylığı bağlanmıştır. Sonrasında davacı tarafından, 07/10/2021 tarihinde, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına başvuruda bulunularak, maluliyetinin 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamına alınması, ikramiye ödenmesi ve bu yasalarda tanınıp da Kurumca sağlanması gereken tüm haklardan yararlandırılması istenilmiş, bu başvuru, yaralanmanın terör olayı nedeniyle meydana gelmediğinden bahisle 05/11/2021 tarihli işlem ile reddedilmiş, bu işlemin iptali ve mahrum kalınan parasal hakların ödenmesi istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla (Bu karar, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla gerekçeli olarak reddedilmesi suretiyle kesinleşmiştir.), anılan işlemin iptaline, işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, olay nedeniyle uğranıldığı belirtilen manevi zararın karşılanması istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine, 400.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulüne, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 09/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat ve faiz istemi yönünden davanın reddine karar verilmiş, (Bu karara karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın manevi tazminatın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, kabul edilen 400.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 09/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiş, bu karar ise Dairemizin aynı tarihli heyet toplantısında görüşülerek karara bağlanan 23/09/2025 tarih ve E:2022/3062, K:2025/4004 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.), 09/12/2020 tarihinde Mahkemece hükmedilen 200.000,00 TL manevi tazminat davacı vekilinin hesabına gönderilmiştir. Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacıya 447.345,50 TL nakdi tazminat ödenmesi gerekmekte ise de, ödenen 13.153,61 TL avans ile 200.000,00 TL manevi tazminatın mahsubu sonucu 234.191,89 TL ödenmesine karar verilmiş, bu karara yapılan 21/03/2022 tarihli itiraz başvurusu Milli Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle reddedilmiş, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada da ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla anılan işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar, karara karşı idarece yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesi suretiyle kesinleşmiştir.
Nihayetinde davacıya bağlanan vazife malullüğü aylığı, 5434 sayılı Kanun'un ek 77. maddesi uyarınca ilave ödemeden (bakıcı ücreti) de yararlandırılarak 15/05/2021 tarihinden geçerli olmak üzere 3713 sayılı Kanun kapsamında 1. derece vazife malullüğü aylığına dönüştürülmüş, aynı tarihten itibaren davacıya 5434 sayılı Kanun'un ek 79. maddesi uyarınca ek ödeme yapılmış, 2330 sayılı Kanun kapsamında da 447.345,50 TL nakdi tazminat ödenmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- İdarenin sorumluluğunun incelenmesi:
Dava dosyası ile birlikte Dairemizin E:2022/3062 sayısına kayıtlı (davacının aynı olay nedeniyle oluşan manevi zararına yönelik açtığı davaya ait) dosyanın birlikte incelenmesinden, davacının piyade er olarak zorunlu askerlik görevini yapmaktayken, 120 mm'lik havan nişancılık eğitimini aldığı, bölük komutanı tarafından Çayırlı Üs Bölgesi havan branşıyla, burada da cephaneci olarak görevlendirildiği, anılan Üs Bölgesinin sorumluluk sahasında bölücü terör örgütünün üç adet terör kampının bulunduğu, bu sebeple bölgede yoğun bir şekilde (top, havan, obüs gibi) atış yapıldığı, olayın gerçekleştiği 23/07/2019 tarihinde de uygulama maksatlı bilinen hedefe havan atışı için gerekli hazırlıkların yapıldığı, atış yapılacak havanın tetikli atış yapmaya uygun olmadığı, otomatik atış durumunda çalıştığı, davacıya (cephaneci olduğu halde) nişancı yardımcısı olarak görev verildiği, "Yarım Doldur" komutundan sonra havan mermisini havana önden yaklaşarak yarım dolduruş hizasına getirdiği, ancak "Ateş" komutu verilmeden ateşin gerçekleştiği, ifadelere göre, davacının havan mermisini havanın içine düşürüp ellerini ve yüzünü muhafaza etmekte geciktiği görülmektedir.
Olay nedeniyle başlatılan tahkikat kapsamında havanın teknik açıdan yapılan incelenmesi neticesinde düzenlenen Havan Teknik İnceleme Raporunda, özetle, "mürettebat ve teknik personelin ifadelerinde her atıştan sonra bakım yaptıklarını beyaz etmelerine rağmen havanın bakımı konusunda birtakım eksiklikler olduğu, personelin bakım işlemleri kapsamında her atış öncesi, esnası ve sonrası neler yapmaları gerektiğini gösteren '120 mm Havan Atış ve Kontrol Formunu' kullanmadıkları, 23/07/2019 tarihinde meydana gelen kazadan hemen sonra havan üzerinde bazı parçaların değiştirildiği, olay günü ile iki gün sonra idari tahkikat heyeti tarafından çekilen fotoğraflar arasında farklılık bulunduğu, döşeme tertibatının olması gerekenden fazla derine gömülü olduğu, tetik tertibatı üzerinde bulunan tetik çekme kolunun olmadığı, namlu flanşını tutan dış sekmanın yerinden çıkmış durumda olduğu, topuz kısmının değiştirilmiş olabileceği, 25-29/07/2019 tarihleri arasında yapılan incelemede atışa mani ve görev yapmasını engelleyecek bir arızasına rastlanmadığı, ancak 4. Ana Bakım Fabrika Müdürlüğünde detaylı incelenmesinin yapılmasına müteakip kullanılmaya devam edilmesinin uygun olacağı" hususları tespit edilmiş; İdari Tahkikat Raporunda, benzer kaza/olaylar ile karşılaşılmaması için öneriler arasında, personelin eğitimiyle ilgili hususlara yer verildikten sonra, silahlar arasındaki mesafenin yönergede belirtilen şekilde olması, ağır silah atışlarının kamera ile kayıt altına alınması, atışlara ilgili personel tarafından nezaret edilmesi, atışların kontrol edilmesi, silah ve mühimmatın sayım ve bakımlarının periyodik esaslara göre yapılması, 120 mm havanın, önce emniyet sonra hareket prensibi dikkate alınarak, acil durumlar dışında, otomatik atış konumunda kullanılmaması, atış sırasında personelin donatım ve teçhizatını kullanmasının alışkanlık haline getirilmesi hususları vurgulanmış, sonuç kısmında da özetle, "... Havan atışlarının Havan Takım/Kısım Komutanları nezaretinde yapılması gerektiği halde bazen Havan Manga Komutanları nezaretinde de yapılabildiği, OE, FSBE ve görev başı eğitimlerinin usulüne uygun olarak yapılmadığı, personelin görevine kısmen vakıf olduğu ve personel mürettebat eğitimlerinin istenen düzeyde olmadığı, bu olayda havan kısım komutanının aynı kışlada bulunması dolayısıyla atışa nezaret edebilme imkanının olduğu ve öğle saatlerindeki atışa nezaret ettiği, ancak kazanın yaşandığı atışa nezaret etmediği, olayın üs bölgesine dışarıdan herhangi bir müdahale ile gerçekleşmediği, tahkikattan önce de silah üzerinde bazı değişiklikler yapıldığından havanın hizmete elverişli olup olmadığıyla ilgili bir kanaate varılamadığı, atış yapar raporunun olmadığı, kullanıcı bakım seviyesinin yeterli görülmediği, kazanın mühimmattan kaynaklanmadığı, söz konusu olayın, görev heyecanıyla merminin namluya ön taraftan yerleştirilmesi sırasında, doldurucunun istem dışı mermiyi elinden kaydırması sonucu meydana geldiği, olayda tabur komutanının eğitim, bakım ve idari hususlar yönünden sevk ve idare yetersizliğinden, havan kısım komutanının kısmın eğitim eksikliğinden, manga komutanının nezaret, eğitim ile kullanıcı bakım eksikliğinden kusurlu oldukları" belirtilmiştir.
Buna göre, İdari Tahkikat Raporunda kazanın mühimmattan kaynaklanmadığı belirtilmiş ise de, havanın tetik çekme kolunun olmaması nedeniyle sürekli olarak otomatik atış durumununda kullanılmak zorunda kalındığı, bu sebeple havanın tetikli durumda "önce emniyet sonra hareket" prensibiyle çalıştırılmadığı, atış sırasında cephaneci olarak görevlendirilmesi gereken personelin personel yetersizliği sebebiyle nişancı yardımcısı olarak görevlendirildiği, yine aynı Raporda, olayın, görev heyecanıyla merminin namluya ön taraftan yerleştirilmesi sırasında, doldurucunun istem dışı mermiyi elinden kaydırması sonucu meydana geldiği belirtilmiş ise de, atışa nezaret edilmediği, atışın kontrol edilmediği, personelin eğitim ve bakım eksikliklerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, olayda askeri açıdan hassas nitelikteki üs bölgesinde yeterli sayıda, yetkin ve eğitimli personelin bulundurulmasını ve mühimmatın emniyetli bir şekilde çalışmasını temin etmekle yükümlü olan idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
2- Davacıya efor kaybı tazminatı verilip verilemeyeceği hususunun incelenmesi:
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğradığı kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olmamasına bağlı olarak gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. İşgücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve mevcut işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Temyize konu kararla hukuka ve usule uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında sürekli olarak bakıcının bakım ve gözetimi altında bulunması gereken kişilerin engellilik durumuna dayalı zorlukları bakıcı tarafından aşacağı, bu kabulden hareketle sürekli bakıcı bakımına muhtaç olan kişilerin bakıcı zararları karşılanarak dengenin oluşturulduğu, gerçekten efor sarf etmesi gereken işlerdeki yükü tamamen bakıcıyla paylaşacak duruma gelmiş olan kişilerin artık efor kaybı zararının oluşmayacağı ve bu noktadaki gerçek zararı olan bakıcı giderlerine dayalı zararın giderilmesinin gerekeceği, %100 engelli hâle gelerek tamamen bakıcı yardımına muhtaç durumda bulunan davacı tarafından, bakıcı gideri kaleminin talep edilmediği, bu çerçevede davacının efor kaybı yönünden giderilebilecek bir zararının bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
“Tam bağımlı engelli”, “ağır özürlü” ya da “bakıma muhtaç” gibi kavramlarla ifade edilir hale gelen ve bu durumu sağlık kurulu/bilirkişi raporuyla tespit edilen kişiye (kalıcı) bakıcı giderinin ödenmesi hususunda tartışma bulunmamaktadır.
Tartışma konusu, efor tazminatı ile bakıcı giderinin birlikte verilip verilemeyeceği hususu olup 10/02/2025 tarihli Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen büyük heyette;
"Efor" tazminatı ve "bakıcı" tazminatının ayrı tazminat kalemleri olduğu, bir başka ifadeyle geçici ve/veya kalıcı sakatlığın neden ve tesiri neticesinde meydana gelen efor/güç kaybına bağlı olarak uğranılan geçici ve/veya kalıcı işgöremezlik zararının ayrı, kalıcı sakatlık nedeniyle zarar görenin bakıcı yardımına ihtiyacı olduğunun tespit edilmesi halinde bakıcıya ödeyeceği ücret gideri karşılığı uğranılan zararın ise ayrı bir zarar kalemi olduğu, her iki zarar kaleminin amaç ve kapsamının farklılık arz ettiği, her iki tazminat kaleminin birlikte verilmesinin mükerrerliğe yol açmayacağı yolunda karar verilmiştir.
Buna göre, Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda alınan ilke kararı gereğince efor tazminatı ve bakıcı giderinin birlikte verilemeyeceği hususundaki uygulamadan dönülmüştür. Esasen, bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir. (Unedic/Fransa, B. No:20153/04, 18/12/2008, S 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin / Türkiye, S 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen bir yaklaşımın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez. (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No:36815/03, 14/01/2010. S 38).
Bakılan uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince davacının sevki üzerine düzenlenen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 25/01/2024 tarihli raporuna göre, dava konusu olay neticesinde, davacının sürekli ve %100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğunun belirlendiği görülmekte olup, bu durumda davacının günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Buna göre, davacının aktif dönemdeki, (olay tarihinden içtihadi emeklilik yaşı kabul edilen 60 yaşın sonuna kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle ( AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.
Ayrıca 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca davacıya ödenen nakdi tazminatın ve 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin de olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihindeki yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değerlerinin düşülmesi, kazanç kaybı zararına ilişkin bağlanan vazife malullüğü aylığının ise yarar olarak düşülmemesi gerekmektedir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararına karşılık ödenmesi gereken tazminatın bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararına yönelik bir hesaplama yapılmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/09/2025 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, gerekçe yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) - KARŞI OY :
Bakılan dava, davacı tarafından, Hakkari ili 2. Hudut Tugay Komutanlığına bağlı Çayırlı Üs Bölgesinde piyade er olarak zorunlu askerlik görevini yapmaktayken, 23/07/2019 tarihinde uygulama maksatlı havan atışı sırasında mühimmatın patlaması neticesinde yaralanmasında davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle efor kaybı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 500.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, olayda idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, olay nedeniyle %100 engelli hâle gelerek tamamen bakıcı yardımına muhtaç durumda bulunan davacının efor kaybı yönünden giderilebilecek bir zararı bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu da temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla reddedilmiştir.
Davacının, Hakkari ili 2. Hudut Tugay Komutanlığına bağlı Çayırlı Üs Bölgesinde piyade er olarak zorunlu askerlik görevini yapmaktayken dava konusu olayın yaşandığı, Çayırlı Üs Bölgesinin sorumluluk sahasında bölücü terör örgütünün üç adet terör kampının bulunduğu, bu sebeple bölgede yoğun bir şekilde (top, havan, obüs gibi) atış yapıldığı, davacının da 23/07/2019 tarihinde uygulama maksatlı havan atışı sırasında mühimmatın patlaması neticesinde yaralandığının sabit olduğu, olayın Anayasanın 72. maddesine dayanan vatan hizmeti kapsamında askerlik hizmetini ifa etmek üzere Devletin sorumluluğu ve güvencesi altında bulunduğu sırada gerçekleştiği, bu itibarla, tazminata yürütülen bir kamu hizmetinin bünyesinde taşıdığı riskler nedeniyle kamu personelinin uğramış olduğu zararların kusur şartı aranmaksızın giderilmesini öngören mesleki risk ilkesi uyarınca hükmedilmesi gerektiği, bu nedenle temyize konu kararın belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararına gerekçesi yönünden katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.