Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/6856
2025/4064
24 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/6856
Karar No : 2025/4064
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. ...
TEMYİZ EDEN
(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) : ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca ve davalı yanında müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...’ya Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Hastanesinde uygulanan teşhis ve tedavilerde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla ... için 50.000,00 TL (miktar artırımı ile 20.928.357,89 TL) maddi, 300.000,00 TL manevi, baba ... için 100.000,00 TL manevi, anne ... için 100.000,00 TL manevi, kardeş ... için 50.000,00 TL manevi, kardeş ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosya kapsamında yer alan Adli Tıp Kurumu raporuna istinaden, davacılardan ...'ya Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Hastanesinde yapılan müdahale esnasında oluşan zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ve bu zararın davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacılardan ... bakımından maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 1.238.408,88 TL maddi tazminatın davalı idareden alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemi ile yol, özel ders ve tedavi giderlerine dair maddi giderim istemlerinin ise reddine, manevi tazminat istemlerinin kabulü ile davacılardan ... için; 300.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 600.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareden alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 21/03/2023 tarih ve E:2022/8550, K:2023/1492 sayılı kararı ile bozulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; ceza dosyası kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda davacılardan ...’ya ... tarihinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde uygulanan tıbbi uygulamalarda hizmet kusuru bulunduğu, söz konusu müdahalelere bağlı olarak davacıda son durum itibarıyla %100 oranında meslekte kazanma gücü kaybı oluştuğu, işgücü kaybı ve iyileşme süresi nedeniyle davacı ...’nun uğradığı toplam zararın hesap bilirkişisi raporunda efor kaybı ve kazanç kaybı bakımından ikili olarak belirlendiği, sonuçta belirlenmesi gereken kazanç /gelir kaybına yönelik hesaplamada 18 yaşına kadar olan kısma yani ... tarihi ile adı geçen davacının 18 yaşına ulaşacağı 17/09/2019 tarihine kadarki kısma gelir elde etmeksizin sadece yaşamsal faaliyetini daha fazla efor sarf ederek sağlayabileceği gözetilerek isabet eden efor tazminatı olarak belirlenen 73.658,89 TL’lik tutarın eklenmesi gerektiği, bu şekilde yapılan hesaplama sonucunda maddi tazminat yönünden 10.129.314,77 TL kazanç/gelir kaybının esas alınması gerektiği gerekçesiyle davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına (1.238.408,88 TL) yönelik istinaf başvurularının reddine, davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin manevi tazminat isteminin 400.000,00 TL'lik kısmının kabulüne yönelik istinaf başvurularının reddine, davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin manevi tazminat isteminin 200.000,00 TL'lik kısmına yönelik istinaf başvurularının ise kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, davacıların maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun kısmen (8.890.905,89 TL'lik kısmı) kabulüne ve kararın bu kısmının kaldırılmasına, davacıların fazlaya ilişkin (10.799.043,12 TL'lik kısmı) maddi tazminat isteminin reddine ve hükmedilen tazminat tutarları için faiz işletilmemesine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun ise reddine, maddi ve manevi tazminat tutarları ile olarak oluşan yeni duruma göre yeniden hüküm kurulmasına, Mahkemece hükmedilen 1.238.408,88 TL maddi tazminata ilaveten 8.890.905,89 TL olmak üzere toplam 10.129.314,77 TL maddi tazminat tutarının ve davacılardan ... için; 200.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 75.000,00 TL, ... ve ... için ise ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL manevi tazminat tutarının davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, maddi tazminat yönünden hesap bilirkişisi raporunda hesaplanan tüm tazminat tutarının ödenmesi gerektiği, Mahkemece hükmedilen maddi tazminatın yetersiz olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının da yetersiz olduğu, hükmedilen maddi ve manevi tazminata faiz işletilmesi gerektiği, davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından, tıbbi ameliyelerde herhangi bir kusur olmadığı, bilirkişi raporunun karara esas alınabilir nitelikte olmadığı, hastanın başka bir birimde tedaviye devam etmesi nedeniyle söz konusu komplikasyonların orada ortaya çıkmış olabileceği, bu şekilde idareleri ile illiyet bağının kesildiği, maluliyet oranının belirlendiği raporun mahkeme kararına esas alınabilir nitelikte olmadığı ileri sürülerek kararın aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacılar ve davalı idare tarafından, karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar, ...'nun ... tarihinde karın ağrısı şikayeti nedeniyle Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Hastanesine müracaat etmişler, burada yapılan tetkikler neticesinde akut apandisit tanısı konularak operasyon yapılması kararı verilmiştir.
Laparoskopik apendektomi planlanmasına karşın laparoskopik yapılamaması nedeniyle açık operasyona geçilmiş, operasyon sonrasında meydana gelen iç kanama nedeniyle ..., iki kez daha operasyona alınmış ve sonrasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edilmiştir.
Davacılar, ...’ya, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Hastanesinde uygulanan teşhis ve tedavilerde hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle 09/05/2015 tarihinde mülga Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna ve Sağlık Bakanlığına başvurmuş, yapılan başvuruların zımnen reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davayı açmışlardır.
Olayda, uyuşmazlık konusu tıbbi müdahale ile ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müdahaleyi gerçekleştiren davalı idare yanında müdahil ... hakkında başlatılan ... sayılı soruşturma dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulunca hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda; " 16/12/2014 tarihinde yapılan laparoskopik apandektomi operasyonunun endikasyonu bulunduğu, seçilen ameliyat yönteminin uygun olduğu, operasyon sırasında anestezi hekimince tansiyonda düşme olduğunun belirtilmesi üzerine açık ameliyata geçilmesinin yerinde bulunduğu, operasyon sırasında oluşan damar yaralanmasının laparoskopik cerrahinin her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen bir komplikasyonu olduğu, gelişen hematoma tarif edilen bölge itibariyle cerrahi olarak müdahale edilmesi önerilmekle birlikte hekimin ifadesinde hemodinamik olarak stabil olması, hematom alanında pulsasyon tespit etmemesi ve operasyon sırasında hematom alanında bir artış ya da büyüme saptamadığı için daha ileri bir müdahale gerekmediğine karar verdiği, ancak bu tip bir durumda küçüğün operasyon sonrası yakın takibe alınması gerektiği, ilk ameliyat sonrası takiplerinde taşikardi ve idrar çıkışında düşme gelişmesine rağmen erken dönemde ameliyata alınmaması nedeniyle komplikasyon yönetiminin uygun olmadığı, komplikasyon yönetiminin uygun biçimde yapılmamasına bağlı olarak kardiak arrest ve sol lumbosakral pleksusun parsiyel aksonal dejenerasyonuna bağlı arızasının küçüğün yaşamını tehlikeye soktuğu, etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, duyu ve organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması mahiyetinde bulunduğu" tespitlerine yer verilmiştir.
İlk derece Mahkemesince, yukarıda anılan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir anlatımla, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın veya üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde ise idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı açıktır.
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde ise, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralına yer verilmiştir.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesinde; "Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi verilen rapor dikkate alınmadan uyuşmazlığın çözümüne engel bir düzenlemenin bulunmadığı açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dairemizin 21/03/2023 tarih ve E:2022/8550, K:2023/1492 sayılı kararında; öncelikle, İdare Mahkemesinin 23/10/2019 tarihli ara kararı uyarınca Ege Üniversitesi Tıp Fakültesince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Adli Sağlık Kurulu raporunda, ...'nun olaya bağlı gelişen birden fazla arızası bulunması nedeniyle balthazard formülü uygulandığında mevcut kalıcı arızalar çerçevesinde meslekte kazanma gücü azalma oranının %69 oranında olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 18 ay olduğu ve sürekli bakıma muhtaç olmadığı yolunda görüş ve değerlendirmelere yer verildiği ancak ... hakkında İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Özürlü Sağlık Kurulu Raporunda özür oranının %28 olarak belirlendiği, söz konusu raporlarda oransal olarak farklılıklar olduğu ve bunun nedenine ilişkin açıklamanın da alınan son raporda yer almadığı, anılan durumun çelişki yarattığı, Bölge İdare Mahkemesince güncel ve kesin maluliyet oranının tespitine yönelik olarak Adli Tıp Kurumuna bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiş olmasına karşın Bölge İdare Mahkemesince bozmaya uyularak verilen ara kararları sonucu düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Sağlık Kurulu Raporunda, davacı ...’nun dava konusu olaya bağlı olarak gelişen böbrek yetmezliği nedeniyle meslekte kazanma gücündeki azalma oranının %100 olması nedeniyle "parsiyel aksonal hasar " konusunun değerlendirmeye dahil edilmediği ve sonuç olarak mevcut durumda %100 maluliyetinin olduğu belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen sağlık raporu esas alınarak % 100 engel oranı üzerinden maddi tazminat istemi yönünden hesaplama yapılmıştır. Oysa ki Dairemizin bozma kararında belirtildiği üzere ...'nun dava konusu olay nedeniyle uğradığı meslekte kazanma gücü kaybı oranını gösteren detaylı sağlık raporunun Adli Tıp Kurumundan temin edilmesi ve maddi tazminat istemine yönelik hesabın buna göre yapılması gerektiği açıktır.
Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata yönelik hesaplaması, davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranı dışında hukuka uygun bulunmuş olduğundan, bozmaya uyularak karar verilmesi halinde yeniden maddi tazminat hesaplattırılması yoluna gidilmeksizin hesaplamanın sadece Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenecek olan meslekte kazanma gücü kaybı oranının dikkate alınması suretiyle yapılması gerekmektedir.
Ayrıca, davacı ...’nun meslekte kazanma gücü kaybına oranına yönelik belirleme sonrasında davacıların manevi tazminat istemleri hakkında hükmedilecek manevi tazminat tutarı yeniden belirlenmelidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların ve davalı idare yanında müdahilin temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.