Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/6765
2025/4581
16 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/6765
Karar No : 2025/4581
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... tarihli ve ... sayılı Bursa H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Kapalı Olan Kısmı İç Yönergesi'nin "Avukat Ziyareti" başlıklı 34. maddesinin 2. fıkrasının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ilgili mevzuat hükümleri uyarınca hakkında henüz ceza mahkemeleri tarafından verilmiş bir mahkumiyet kararı olmayan, haklarındaki soruşturma veya kovuşturma devam etmekte iken tutukevine konulmasına karar verilen kişilerle müdafileri arasında yapılacak olan görüşmelerin herhangi bir zaman dilimi ile sınırlandırılmadığı, aksine her zaman görüşebileceğinin açıkça düzenlendiği, bu bağlamda, tutukluların müdafi seçme ve müdafi ile görüşme haklarının savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı kapsamında olduğu, bu suretle tutuklular ile müdafiileri arasında yapılacak görüşmelerin herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadığının ilgili yasal düzenlemeler ile açıkça düzenlenmiş olması karşısında bu görüşmelerin dava konusu yönerge maddesi ile belirli zaman/saat aralıkları ile sınırlandırılmasının mümkün olmadığı, aksi durumun normlar hiyerarşisine aykırı olarak üst normlarla tanınmış hakkın daraltılmasına sebebiyet vereceği göz önüne alındığında Yönerge'nin 34. maddesinin 2. fıkrasının hukuka ve mevzuata uygun olmadığı, öte yandan, her ne kadar davalı idarece 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 114. maddesinin 5. fıkrasında geçen "...kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine..." ifadesinden anlaşılması gerekenin; kurum ve personel yanında diğer hükümlü ve tutukluların güvenliğinin sağlanması için alınan tedbirlere esas olduğu, Bursa H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan hükümlü ve tutuklu sayısı, kurumun fiziki yapısı, kurumda barındırılan terör ve çıkar amaçlı suç örgütü mensubu olduğu iddia edilenlerin sayısı ve personel sayısındaki yetersizlik nedeniyle birtakım düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu, ceza infaz kurumu sayısının arttırılması veya personel sayısının arttırılması hususlarının kısa vadede çözümünün mümkün olamayabileceği, avukat görüşü nedeniyle tutukluların koğuşlarından alınarak avukat görüş mahalline getirilmesi ve memur tarafından görüşün izlenmesi gerektiğinden, hükümlü / tutukluların bulunduğu bloklarda personel sayısının azalması nedeniyle güvenlik zaafiyeti yaşanabildiği, ceza infaz kurumunda düzenleyici uygulamaların zorunlu hâle geldiği, hükümlü/tutukluların istirahat saatleri olan gece 00.00 ve 08.00 saatleri arasında avukatlarıyla görüşmelerine sınırlandırma getirilmesi gerektiği öne sürülmüş ise de anılan mevzuat hükmünde yer verilen "kurum düzeni" ifadesinin adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı kapsamında tutuklulara sağlanan müdafi ile görüşme hakkının kısıtlanması hususunda idareye takdir hakkı tanındığı anlamına gelmeyeceğinden ve kurum içi işleyişe ilişkin öne sürülen olumsuzlukların külfetinin de hak ihlali sonucunu doğuracak şekilde tutuklulara yüklenemeyeceği açık olduğundan söz konusu beyanlara itibar edilmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kurumlarda yaşanması muhtemel olaylara ait riskleri ortadan kaldırmak için alınan güvenlik tedbirlerine uyulmasının, kurum, personel ve hükümlü/tutukluların güvenliği bakımından büyük önem taşıdığı, güvenlik yönünden kurum iç işleyişine ilişkin hususların ise kurum idaresi tarafından hazırlanan İç Yönerge ile düzenlendiği, mevzuata uygun bir şekilde hazırlanan Yönerge'nin dava konusu düzenlemesinin hukuka uygun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görülerek davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
... tarihli ve ... sayılı Bursa H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Kapalı Olan Kısmı İç Yönergesi'nin "Avukat Ziyareti" başlıklı 34. maddesinin 2. fıkrasında, "Kurum düzeni çerçevesinde; kurum kapasitesinin üzerinde hükümlü ve tutuklu barındırılması, personel sayısının yetersiz olması, hükümlü-tutuklu profili ile kurumun güvenlik durumu göz önüne alınarak kurumda bulunan tutuklular avukatlarıyla her gün 08.00-24.00 saatleri arasında ve konuşulanları başkalarının duymayacağı, ancak; görüşmenin görevlilerce izlenebileceği bir ortamda, açık görüş usulüne tabi olarak görüşürler." kuralına yer verilmiştir. Anılan fıkranın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir..." hükmüne yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Baroya ve avukatlara ayrılacak yer" başlıklı 50. maddesinin 2. fıkrasında; "Ayrıca her cezaevinde ve kolluk biriminde mesleğin onuruna ve önemine uygun bir görüşme yeri ayrılır. Bu yerlerin bakım ve onarımı ilgisine göre Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca yaptırılır." hükmü yer almaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi" başlıklı 149. maddesinin 3. fıkrasında; "Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz." düzenlemesine, "Müdafi ile görüşme" başlıklı 154. maddesinde ise "(1) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz. (2) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz." hükümleri yer almıştır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "1) Bu Kanunun amacı, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir."; "Ceza İnfaz Kurumunda Hükümlünün Hakları, Güvenceleri ve Kısıtlamalar" başlıklı Üçüncü Kısmında yer alan "Avukat ve noterle görüşme hakkı" başlıklı 59. maddesinin 2. fıkrasında ise "Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır."; "Tutukluların hakları" başlıklı 114. maddesinin 5. fıkrasında; "Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin "Müdafi ile görüşme" başlıklı 21. maddesinde; "Şüpheli veya sanık vekâletname aranmaksızın müdafi ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafiî ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz. Müdafiî ile görüşmesinden önce ve görüşmesi sırasında, talebi hâlinde yakalanan kişiye kalem ve kâğıt verilir. Soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla ve yakalanan kişi isterse, vekâletname aranmaksızın en çok üç müdafi ifadede hazır bulunabilir. Her kolluk biriminde görüşme için uygun şartları haiz görüşme odası ayrılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik'in 70. maddesinde, "(1) Her kurumun, hükümlülerin kurum içindeki yaşam tarzını ayrıntıları ile gösteren bir iç yönergesi bulunur. Bu iç yönerge, kurumun ihtiyaçları ve özel nitelikleri göz önünde tutulmak suretiyle hazırlanır."; aynı Yönetmelik'in 139. maddesinde, "...(2) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde tutuklular, kurumun bu husustaki genel düzenine uymak suretiyle ziyaretçi kabul edebilirler. Ancak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme, soruşturmanın veya davanın selameti bakımından tutuklunun ziyaretçi kabulünü yasaklayabilir veya bu hususta kısıtlamalar koyabilir...(4) Tutuklu, savunması için istediği müdafii seçmek ve görevlendirmek hakkına sahiptir. Her dereceden kurum görevlileri bu hususta tutukluya tavsiyelerde bulunamaz. (5) Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz. Bu kapsamda; a) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz. b) Soruşturma evresinde, aynı anda en fazla üç avukat tutuklu ile görüşebilir. Avukatlar aynı anda birden fazla tutukluyla görüşemez. (6) Özel kanunlarda yer alan hükümler saklıdır."; 146. maddesinin 1. fıkrasında, "Kurumlarca çıkarılacak iç yönergeler, kurumlarca hazırlanıp Genel Müdürlükçe onaylandıktan sonra yürürlüğe girer. İç yönergeler hazırlanırken kurumun ihtiyaçları ve özel nitelikleri göz önünde tutulur ve diğer mevzuat ile bu Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak uygulanır." düzenlemeleri yer almaktadır.
Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in "Tutuklunun müdafi, uzlaştırmacı ve arabulucu ile görüşmesi" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında, "Tutuklu, vekaletname aranmaksızın müdafi ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duymayacağı, ancak; görüşmenin görevlilerce izlenebileceği bir ortamda, açık görüş usulüne tabi olarak görüşür. Bu kişilerin müdafi ile yazışmaları denetime tabi tutulmaz." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette ve bu normları aşar nitelikte hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında "tutuklu", hakkındaki soruşturma veya kovuşturma devam etmekte iken Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinde sayılan sebeplerle tutukevine konularak hürriyeti kısıtlanan kişi olarak tanımlanmaktadır.
Bölge İdare Mahkemesince de hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, dava konusu düzenlemenin normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, 5275 sayılı Kanun'un 114. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "kurum düzeni çerçevesinde" ibaresinin, adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı kapsamında tutuklulara sağlanan müdafi ile görüşme hakkının kısıtlanması hususunda idareye takdir hakkı tanındığı anlamına gelmeyeceği ve kurum içi işleyişe ilişkin öne sürülen olumsuzlukların külfetinin de hak ihlali sonucunu doğuracak şekilde tutuklulara yüklenemeyeceği ifade edilmişse de 5275 sayılı Kanun'un "Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz." şeklindeki 114. maddesinin 5. fıkrasına yönelik Kanun gerekçesinde, "Tutuklunun avukatı ile haberleşmesine hiçbir suretle engel olunmayacak ve herhangi bir kısıtlama konulamayacaktır. Kurum içindeki temaslar da, esasta aynı kurala tâbidir. Ancak temaslar kurum düzenine uygun olarak yani o düzeni ihlâl etmeyerek sürdürülecektir." denilmek suretiyle kurum içindeki temasların kurum düzenini ihlal etmeyecek şekilde sürdürülmesinin amaçlandığı açıkça ifade edilmiştir.
Bu durumda, anılan yasal düzenleme gerekçesi ile bir bütün olarak dikkate alındığında, kurum düzeni çerçevesinde; kamu düzeninin sağlanması, kamu güvenliğinin devamlılığı, cezaevi çalışanları ile kurumda bulunan tutuklu ve hükümlülerin çalışma ve yaşam koşullarının temel insan hak ve hürriyetlerine uygun olarak sürdürebilmeleri ancak buna uygun koşulların varlığına bağlıdır. Cezaevinin mevcut kapasitesi, çalışanların sayısı ve yapılan ziyaretler dikkate alındığında bunun sağlıklı devamlılığının sürdürülebilmesi için bir planlama ve düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu hususunda duraksamanın bulunmadığı, idarece bu hususlar gözetilerek Yönerge tesisi yoluna gidildiği, kurum kapasitesinin üzerinde hükümlü ve tutuklu barındırılması, personel sayısının yetersiz olması, hükümlü-tutuklu profili ile kurumun güvenlik durumu göz önüne alınarak kurumda bulunan tutukluların avukatlarıyla her gün oldukça makul sayılabilecek bir zaman aralığında 08.00-24.00 saatleri arasında ve konuşulanları başkalarının duymayacağı; ancak görüşmenin görevlilerce izlenebileceği bir ortamda, açık görüş usûlüne tabi olarak görüştürülmesine yönelik İç Yönerge düzenlemesinde, dayanağı olan Kanun ve Yönetmelik hükümlerine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/10/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.