SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/6638

Karar No

2025/3412

Karar Tarihi

1 Temmuz 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/6638 E. , 2025/3412 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/6638
Karar No : 2025/3412

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

DİĞER DAVALI: ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:...sayılı temyiz isteminin reddi yönündeki kararının kaldırılarak anılan Dairenin ... tarih E:..., K:... sayılı kararının aleyhine olan kısmının davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından; Hakkari İli, Yüksekova İlçesi, ... Köyü, ... Mezrası'nın 1993 yılında terörle mücadeleden dolayı boşaltıldığı, Hakkari Valiliği Zarar Tespit Komisyonu tarafından zararlarına karşılık maddi tazminat ödendiği, ancak manevi zararının karşılanmadığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın karşılığı olarak 20.000,00 TL (miktar arttırımı ile 35.000,00 TL) manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda davacı tarafından soyut iddialarla tazminat talebinde bulunulduğu, manevi tazminat koşullarının oluştuğuna ilişkin ise bir kanıt bulunmadığı, dolayısıyla manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan karara karşı, davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... sayılı karar ile; 2577 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca yeniden değerleme oranına göre yapılan hesaplamada istinaf kanun yolu için düzenlenen parasal sınırın 2023 yılı için 20.000,00 TL olarak belirlendiği, dava dilekçesinde tazminata konu bedelin 20.000,00 TL olduğu, talep edilen alacak miktarının kesinlik sınırını aşmadığı, başka bir ifadeyle dava değerinin istinaf sınırının altında olduğu gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 48/6 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde ... Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf isteminin incelenmeksizin reddine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinden, davacı tarafından 20.000,00 TL manevi tazminat istemiyle davanın açıldığı, davacı tarafından verilen miktar artırımı dilekçesi ile manevi tazminat miktarının 35.000,00 TL olarak belirlendiği, Mahkemesince 05/04/2024 tarihinde "kesin" olarak karar verildiği, 2577 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca karar tarihindeki kesinlik sınırının 31.000,00 TL olduğu anlaşılarak, karar tarihi itibariyle istinaf kanun yolu açık olan karar hakkında "kesin" olarak karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle "istinaf başvurusunun kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılmasına"; manevi tazminatın reddine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinden; 5233 sayılı Kanun'da karşılanacak zararlar arasında manevi zararların yer almaması ve manevi tazminatın ancak Mahkemelerce takdir edilebilecek olması nedeniyle işbu davada manevi tazminat istemi hakkında karar verilmesi gerektiği de göz önünde bulundurularak, davacının uzun yıllar köyüne dönemediği, taşınır ve taşınmazlarına ulaşamadığı dikkate alındığında, duyulan elem ve ızdırap sebebiyle sosyal risk ilkesi gereğince 10.000,00 TL manevi tazminatın, davalı idare tarafından, idari başvuru tarihi olan 27/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle "davacının manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına", manevi tazminata ilişkin ıslah talebi kabul edilmeyerek, davacı için 10.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, geriye kalan 10.000,00 TL manevi tazminat isteminin ise reddine 2577 sayılı Kanun'un 45/6 maddesi uyarınca kesin olarak karar verilmiştir.
Anılan karara karşı, davalı idare tarafından, temyiz başvurusunda bulunulması üzerine; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No... sayılı kararıyla; 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan istisnalar hariç Bölge İdare Mahkemelerince istinaf incelemesi sonucunda verilen kararların kesin olup temyiz kanun yolunun kapalı bulunduğu, Dairelerinin kesin nitelikteki kararına karşıyapılan temyiz isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, kesin olarak verilen karara karşı istinaf incelemesi yapılmasının 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesine açıkça aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ :Kararın temyiz isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz başvurusunun kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılması, esasa ilişkin kısmı yönünden ise temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... Temyiz No:... sayılı kararının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 45. maddesinin (6) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." ibaresinin “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 26/06/2025 tarih ve 32938 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/03/2025 tarih ve E:2024/189, K:2025/83 sayılı kararıyla, "İtiraz konusu kuralla, Kanun’un 46. maddesi dışında kalan uyuşmazlıklara ilişkin davaların tamamı bakımından bölge idare mahkemesi kararlarının kesin olduğu hüküm altına alındığından temyiz yolu kapalı olan konularda bölge idare mahkemesince istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve işin esası hakkında yeni bir karar verilmesi hâlinde bölge idare mahkemesinin ilk elden verdiği bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamamasının hükmün denetlenmesini talep etme hakkına aykırılık teşkil edebileceği, zira konusu 46. maddede belirtilen uyuşmazlıklardan olmayan davaların tamamı bakımından bölge idare mahkemesince verilen esasa ilişkin bir kararın gerek hukuk aleminde gerekse ilgili bakımından yaratacağı sonucun tümüyle önemsiz olduğunun söylenemeyeceği, kuralın ise istinaf merciinin bu tür bir kararının yaratacağı sonuçların önemi gözetilerek uyuşmazlığa ilişkin temyiz incelemesinin gerekli olup olmadığı noktasında herhangi bir değerlendirme yapılmasına imkân vermeksizin temyiz kanun yolunu kapatmakta olduğu, öte yandan, 2577 sayılı Kanun’da 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişikliklerin gerekçesinde de ifade edildiği üzere belirli bir önem derecesine sahip uyuşmazlıklara ilişkin bölge idare mahkemelerinin kararlarına karşı temyiz yolunun açık tutulması, bu tür bir öneme sahip olmayan uyuşmazlıklar bakımından verilen kararların ise kesin olması öngörülmek suretiyle Danıştayın iş yükünün azaltılması ve böylece temyize tabi uyuşmazlıklar ile istinaf aşamasında kesinleşen uyuşmazlıkların incelemesinin makul bir sürede tamamlanması, iş yükünün hafifletilmesiyle de Danıştayın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesinin amaçlandığı, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına yönelik bu tür bir sınırlamanın, iş yükünün azaltılmasına katkı sunacağı söylenebilir ise de Danıştayın bir içtihat mahkemesi olma vasfını geliştirecek nitelikte bir tedbir olmadığının da açık olduğu, zira kanunlarda belirtilen belirli konular dışındaki uyuşmazlıklara ilişkin olarak temyiz yolunun kapalı olmasının, içtihadın gelişmesi ve çeşitlenmesine hizmet etmeyeceği gibi içtihadın kısır bir alana hapsolmasına da neden olabileceği, dolayısıyla gerek söz konusu anayasal amaçlar gerekse temyiz merciinin iş yükünün azaltılması ve içtihat mahkemesi olma özelliğinin güçlendirilmesi bakımından hükmün denetlenmesini talep etme hakkına daha az zarar verici müdahaleye sebep olan bir tedbirin öngörülmesinin mümkün olduğu, bu itibarla davaların makul sürede ve en az giderle sonuçlandırılması amacına daha hafif bir sınırlamayla ulaşılması mümkünken bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğunu hükme bağlayan kuralın, “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden hükmün denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna varıldığı, açıklanan nedenlerle kuralın, “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrasında "...Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralı, ayrıca 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; 5. fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez."; 6. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır.
Anayasa'nın metnine yer verilen hükümleri uyarınca; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir kurala ilişkin kararın hüküm kesinleşinceye kadar gelmesi durumunda mahkemeler bu karara uymak zorundadır ve bu karar yasama, yürütme ve yargı organları, idare makamları, gerçek ve tüzel kişiler için bağlayıcıdır. Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu da göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa Mahkemesinin 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrasının 1. cümlesinin istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali yönünden vermiş olduğu ve 26/06/2025 tarih ve 32938 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiş olan iptal kararının bakılmakta olan uyuşmazlıkta da dikkate alınması gerektiği açıktır.
Bu durumda, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla kısmen kaldırma kararı verildiğinden anılan kararın temyize tabi olduğu sonucuna varılmış olup, aynı Dairenin 27/11/2024 tarih ve E:2024/4243, K:2024/4634, Temyiz No:2024/157 sayılı davalı idarenin temyiz isteminin reddi yolundaki kararının kaldırılması gerekmektedir.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K: ... sayılı kararının incelenmesi:
Söz konusu karar ile davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının davacının istinaf isteminin incelenmeksizin reddine ilişkin kısmı ile manevi tazminatın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, manevi tazminata ilişkin miktar artırımı talebi kabul edilmeyerek, davacı için 10.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, geriye kalan 10.000,00 TL manevi tazminat isteminin ise reddine 2577 sayılı Kanun'un 45/6 maddesi uyarınca kesin olarak karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı doğrultusunda ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K: ... sayılı söz konusu kararının temyizen incelenmesinin yolunun açıldığı ortadadır.
Bu durumda, bakılan davanın temyize tabi olduğu sonucuna varılarak, davalı idarelerden İçişleri Bakanlığının temyiz isteminin reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:..., Temyiz No... sayılı kararı kaldırılarak ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın kabule ilişkin kısmının temyiz edildiği görüldüğünden bu kısım esası yönünden temyizen incelendi, gereği görüşüldü:


İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından; Hakkari İli, Yüksekova İlçesi, ... Köyü, ... Mezrası'nın 1993 yılında terörle mücadeleden dolayı boşaltıldığı, maddi zararlarının Hakkari Valiliği Zarar Tespit Komisyonu ile sulhname imzalanmak suretiyle karşılandığı, ancak manevi zararlarının karşılanmadığından bahisle 27/07/2023 tarihli dilekçe ile genel hükümler kapsamında İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun davalı idarece reddi üzerine 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Terör eylemleri nedeniyle mağdur olan bireylerin zararlarının sulh yoluyla ödenebilmesi amacıyla 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun 27/07/2004 tarihinde yürürlüğe girmiş, Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından AİHM nezdinde açılan davalarda hükümetin yaptığı itirazlar yerinde görülmüş ve 5233 sayılı Kanun'un etkin bir başvuru yolu olduğu belirtilmiştir. Anılan Kanun'un gerekçesinde, "Devletin anayasal düzenini yıkmayı amaçlayan terör eylemlerine hedef olan kişiler kendi kusur ve fiilleri sonucu değil, toplumun bir bireyi olarak zarar görmektedirler. ... Ortaya çıkan bu zararın paylaştırılması, toplumun diğer kesimleri ile zarara uğramış kişiler arasında fedakarlığın denkleştirilmesi, hakkaniyet ve sosyal hukuk devleti ilkelerinin bir gereğidir. ... Bu çerçevede... Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla karşılanması ... amacıyla bu Tasarı hazırlanmıştır." denilmekle birlikte, komisyonlarda tartışılan manevi zararlara ilişkin olarak Kanunda olumlu ya da olumsuz herhangi bir ibare yer almamaktadır.
Yine konuya ilişkin yasama çalışmalarından anlaşıldığı üzere, sözü edilen Kanunun temel amaçlarından biri de yargı dışı bir yöntem geliştirerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bu konuda yapılan başvuruları sona erdirip, bireyler aleyhine oluşan dengenin iç hukukta geliştirilen usullerle yeniden kurulmasını sağlamaktır. Bu çerçevede, 5233 sayılı Kanun çıkarılmadan önce Danıştay içtihatları ile terör olayları nedeniyle uğranılan manevi zararların Anayasa'ya dayalı olarak sosyal risk ilkesi uyarınca tazmini olanaklı iken, yasama organınca, özellikle yaşam hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına yol açar nitelikte ve manevi tazminat ödenmesini engellemek amacına yönelik böyle bir kanunun yürürlüğe konulduğu söylenemez.
Terör eylemleri sonucu oluşan olaylar incelendiğinde, bir taraftan hayvanlara, ağaçlara, ürünlere, ev ve ev eşyalarına ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen zararlar, yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm nedeniyle uğranılan zararlar ya da kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklı maddi zararlar yanında, esasen terör eylemlerine maruz kalan vatandaşların hayatları boyunca çektikleri ve çekecekleri üzüntü, acı, elem ve psikolojik buhran, vb. gibi manevi zararların da mevcut olduğu ve bu manevi zararların büyük sıkıntılara yol açacağı hususu inkar edilemez bir gerçektir. Dolayısıyla, idare hukuku kuralları çerçevesinde Anayasa'ya dayalı olarak geliştirilen bir ilke uyarınca manevi zararların karşılanma olanağının, içeriği itibarıyla engelleyici bir hüküm taşımayan yasa ile ortadan kaldırıldığından bahsedilmesi olanaksızdır.
Bununla birlikte ... İdare Mahkemesi tarafından, 5233 sayılı Kanun'un, terör veya terörle mücadeleden dolayı zarara uğrayanların manevi zararları dışında yalnızca maddi zararlarının tazminine ilişkin hükümlerinin Anayasa'nın 2., 5., 11., 36., 90. ve 125. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararın manevi zararlara ilişkin bölümünde, "...5233 sayılı Yasa, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının özellikle yargı yoluna gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla karşılanması amacıyla hazırlanmış bir yasadır. Yasa bu yönüyle zarara uğrayan vatandaş ile devlet arasındaki uyuşmazlıkta yargı yoluna gidilmeden alternatif bir çözüm yöntemi getirmiştir...
5233 sayılı Yasa, idarenin eylem ve işleminin sonucu olmayan ve herhangi bir idari işlem veya eylemle doğrudan nedensellik bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen zararların da tazmini yolunu açan, bu anlamda idarenin kusursuz sorumluluk alanını genişleten bir yasadır. Bu Yasa idarenin kusursuz sorumluluk alanını genişletmekle birlikte, aynı zamanda terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen zararlardan sadece 'maddi' olan kısmının sulh yoluyla tazminine ilişkin esas ve usulleri belirlemektedir. Yasa’da bu zararlardan 'manevi' olan kısmın idareden talep edilemeyeceğine ilişkin bir hükme yer verilmediği gibi, 12. maddede 'sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır' denilerek Anayasa’nın 125. maddesinin birinci fıkrasına paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu nedenle itiraz konusu ibare, idarenin sorumluluk alanını daraltan veya idari işlem veya eylemlere karşı yargı yolunu kapatan bir hüküm içermemektedir...." gerekçelerine yer verilmiştir.
Anılan Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, 5233 sayılı Kanun, idarenin terör olaylarına dayalı kusursuz sorumluluk alanını genişleten, oluşan zararların yargı yoluna başvurmadan sulh yoluyla ödenmesini öngören, bu yönüyle uyuşmazlığın sadece maddi zararlara ilişkin kısmının yargı dışı alternatif bir yöntemle giderilmesini sağlayan, ancak manevi zararların karşılanmasını da engellemeyen nitelikte bir Kanundur.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin... nolu başvuruya konu 12/01/2006 günlü Aydın İçyer - Türkiye kararının 81. paragrafında, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Kaynaklanan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunla ilgili olarak “Tazminat kanununda yalnız maddi zararlar için tazminat talep etme olanağının bulunduğu doğru olsa da kanunun 12. maddesinin idari mahkemelerde manevi zarar için tazminat talep etme olanağı verdiği görülmektedir.” ifadesine yer verilmiştir.
Dolayısıyla, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin yapılarak, manevi tazminat için koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminata hükmedilebilmesi için idarenin işlemi ya da eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetinin rencide edilmiş bulunması gerekmekte olup, söz konusu olayda manevi tazminat koşullarının oluştuğuna dair bir kanıt bulunmadığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davacının güvenlik sorunları sebebiyle köyüne dönemediği, mal varlığına ulaşamaz hale geldiği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kısmen kabulü ile kararın bu kısmı kaldırılarak davanın kısmen kabulü kısmen reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi kararının temyize konu manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararının temyize konu manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 01/07/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim