Danıştay danistay 2024/6041 E. 2024/5256 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/6041
2024/5256
25 Kasım 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/6041
Karar No : 2024/5256
DAVACI : ... School
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
2- ... Bakanlığı / ANKARA
DAVANIN_ÖZETİ : Davacı tarafından;
1) Türkiye’de bulunan malvarlığının dondurulmasına yönelik olarak İçişleri Bakanı ile Hazine ve Maliye Bakanı tarafından müştereken tesis edilen ve 31/08/2024 tarihli ve 32648 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28/08/2024 tarihli ve 2024/6 sayılı kararın iptali,
2) Söz konusu kararın dayanağını teşkil eden, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinin 1. fıkrası başta olmak üzere tamamının iptali,
3) Dava konusu işlemlerin yasal dayanağını oluşturan;
a) 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 7. maddesinin 3. fıkrasının,
b) 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 522. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin Anayasa’ya aykırı olduklarından bahisle iptal edilmeleri için itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması,
istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği belirtilmiş; 5. maddesinin 1. fıkrasında, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı; ancak aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile dava açılabileceği kurala bağlanmış; 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dava dilekçesinin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince 14. maddenin 3. fıkrasının (g) bendine aykırılık görülmesi halinde, uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 3. Maddesi Uyarınca Yapılan Değerlendirme:
a) Vekaletname Yönünden:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 77. maddesinin 1. fıkrasında, vekaletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukatın, dava açamayacağı ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamayacağı, ancak gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkemenin, vereceği kesin süre içinde vekaletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebileceği, bu süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise davanın açılmamış veya gerçekleştirilen işlemlerin yapılmamış sayılacağı kurala bağlanmıştır.
6100 sayılı Kanun'un, "Yabancı Resmi Belgelerin Yetkili Makamlar Tarafından Onaylanması Zorunluluğu" başlıklı 224. maddesinin 1. fıkrasında, "Yabancı devlet makamlarınca hazırlanan resmî belgelerin, Türkiye'de bu vasfı taşıması, belgenin verildiği devletin yetkili makamı veya ilgili Türk konsolosluk makamı tarafından onaylanmasına bağlıdır" kuralına; 2. fıkrasında ise, "Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin yabancı resmî belgelerin tasdiki ile ilgili hükümleri saklıdır." kuralına yer verilmiştir.
20/06/1984 tarihli ve 3028 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan ve Bakanlar Kurulu'nun 27/07/1984 tarih ve 84/8373 sayılı kararı ile onaylanan, 5 Kasım 1961 Tarihli Yabancı Resmî Belgelerin Tasdikten Muaf Tutulmasına Dair Sözleşme'nin (APOSTİL) 1. maddesinde, sözleşmenin akit devletlerden birinin ülkesinde düzenlenmiş olup da diğer bir akit devlet ülkesinde kullanılacak olan resmi belgelere uygulanacağı; 2. maddesinde, akit devletlerden her birinin bu sözleşmenin uygulama alanına giren ve kendi ülkesinde kullanılacak olan belgeleri tasdik işleminden bağışık tutacağı; 3. maddesinde, imzanın doğruluğunun belgeyi imzalayan kişinin sıfatının ve gerektiğinde bu belge üzerindeki mühür veya damganın aslı ile aynı olduğunun teyidi için zorunlu görülebilecek tek işlemin, 4. maddede tanımlanan tasdik şerhinin belgenin verildiği devlet yetkili makamınca bu belgeye konulmasından ibaret olacağı; 4. maddesinde, 3. maddede öngörülen tasdik şerhinin, bizzat belgenin veya buna eklenecek bir kağıdın üzerine konulacağı, bu şerhin Sözleşmeye ekli örneğe uygun olması gerektiği, tasdik şerhinin bunu koyan makamın resmi dilinde yazılabileceği, bu tasdik şerhinde yer alan kayıtların ikinci bir dilde de olabileceği, ancak tasdik şerhinin "Apostille Convçntîon de La Haya Du 5 Octobre 1961" başlığının Fransızca olarak belirtilmesi gerektiği hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan ve tercümesi Beyoğlu 3. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numarası ile onaylanan vekaletnamede, 5 Kasım 1961 Tarihli Yabancı Resmî Belgelerin Tasdikten Muaf Tutulmasına Dair Sözleşme uyarınca bulunması gerekli olan Apostil Şerhi'nin bulunmadığı, Beyoğlu 3. Noterliği tarafından da vekaletnamenin tercümesine, "Tercümesi Yapılan Evrakta Apostil veya Konsolosluk Onayı Bulunmamaktadır" şeklinde kaşe vurulduğu görülmektedir.
Bu durumda, davanın, usulüne uygun düzenlenmiş resmi merci onaylı vekaletname ile yetkilendirilmiş vekil tarafından açılmadığı görüldüğünden, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
b) Dava Konusu İstem Yönünden:
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
İptal davalarında iptali istenilen işlem ya da işlemlerin sayı, tarih, tebliğ tarihi belirtilmek ve menfaat bağı kurulmak suretiyle işlemin tamamının mı, yoksa belli kısımlarının mı iptalinin istenildiğinin hukuka aykırılık sebepleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
Birçok maddeden oluşan bir düzenleyici işlemin tümüne yönelik yetki veya şekil yönünden hukuka aykırılık iddialarıyla birlikte düzenlemenin bir kısmının veya tamamının aynı anda dava konusu edilmesi mümkün ise de, düzenleyici işlemin tümüne yönelik yetki ve/veya şekil yönünden hukuka aykırılık iddiasıyla iptali isteminin ve işlemin diğer unsurları (sebep, konu, maksat) yönünden hukuka aykırılığı ileri sürülerek iptali istenilen maddelerin tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtilmesi ve maddelerin davacının menfaatini nasıl etkilediği konusunun ortaya konulması gerekmektedir.
Dava dilekçesinin incelenmesinden, dilekçenin "konu" ile "netice-i talep" kısımlarında, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinin 1. fıkrası başta olmak üzere tamamının iptali istemine yer verildiği; dilekçe içeriğinde ise, Yönetmeliğin tamamına yönelik olarak yetki ve/veya şekil yönünden hukuka aykırılık iddiasına yer verilmeksizin sadece 9. maddesinin 1. fıkrası yönünden hukuka aykırılık iddialarına yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, Yönetmeliğin yetki ve/veya şekil yönünden tamamının iptalinin istenilebileceği açık olmakla birlikte, Yönetmeliğin tamamının iptali isteniyorsa tamamı yönünden hukuka aykırılık sebeplerinin açıkça belirtilmesi gerektiğinden, dava dilekçesinin kendi içerisinde tutarlılık göstermediği ve dolayısıyla bu yönden de 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 5. Maddesi Uyarınca Yapılan Değerlendirme:
2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca, her idari işlemin ayrı ayrı dava konusu yapılması kural ise de, maddi veya hukuki yönden birbirine bağlı olan birden çok işleme karşı aynı dilekçe ile dava açılabilmesi mümkün bulunmaktadır. Maddi veya hukuki bağlılıktan söz edebilmek için öncelikle, dava konusu işlemlerin yargısal denetiminin aynı yargı yerinin görev ve yetki alanına girmesi zorunluluk arz etmektedir. Zira, yargı yerlerinin farklılığı 5. maddenin öngördüğü anlamdaki bağlılığı ortadan kaldıran bir nedendir. Bu bağlamda, aynı dava dilekçesiyle iptali talep edilen işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların farklı yargı yerinin görev alanına girdiği hallerde, her bir işlem için ayrı dilekçelerle dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinde, kamu kurum ve kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlerin iptali istemiyle açılacak davalarda, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevli olduğu hükme bağlanmıştır.
6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un "Yabancı devletlere yapılacak malvarlığının dondurulması talepleri ile Türkiye’de bulunan malvarlığı hakkında yapılacak işlem" başlıklı 7. maddesinin 3. fıkrasında, "5 inci ve 6 ncı maddelerde düzenlenen hususlar dışında, mahkemelerce terör örgütü olduğuna kesin olarak karar verildikten sonra 3 üncü ve 4 üncü madde kapsamına giren fiilleri gerçekleştirdiği hususunda makul sebeplerin varlığına istinaden kişi, kuruluş veya organizasyonların Türkiye’de bulunan malvarlığının dondurulmasına ve bu makul sebeplerin ortadan kalkması hâlinde malvarlığının dondurulmasının kaldırılmasına Değerlendirme Komisyonunun önerisi üzerine Hazine ve Maliye Bakanı ile İçişleri Bakanı tarafından birlikte karar verilebilir." kuralına; 4. fıkrasında ise, "Üçüncü fıkra kapsamında verilen malvarlığının dondurulmasına ilişkin karar derhâl uygulanır ve kırk sekiz saat içinde, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen Ankara ağır ceza mahkemesinin onayına sunulur. Mahkeme, makul sebeplerin varlığı yönünden yapacağı inceleme neticesinde malvarlığının dondurulması kararının devamına veya kaldırılmasına beş gün içinde karar verir ve sonucu derhâl Başkanlığa bildirir. Mahkemenin kararlarına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebilir." kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan Kanun maddelerine göre, 6415 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 3. fıkrasına dayanılarak alınacak olan malvarlığının dondurulmasına ilişkin kararların Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen Ankara ağır ceza mahkemesinin onayına tabi olduğu, Mahkemenin kararlarına karşı da Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebileceği düzenlendiğinden, uyuşmazlığın, davacının Türkiye’de bulunan malvarlığının dondurulmasına yönelik olarak İçişleri Bakanı ile Hazine ve Maliye Bakanı tarafından müştereken tesis edilen ve 31/08/2024 tarihli ve 32648 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28/08/2024 tarihli ve 2024/6 sayılı kararın iptaline ilişkin kısmının görüm ve çözümünde, adli yargı yerlerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, 6415 sayılı Kanun'un uygulanmasını göstermek için çıkarılan düzenleyici işlem mahiyetindeki Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin iptali istemiyle açılan davaların ise, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görüleceği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Bu haliyle, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine de uygun biçimde düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenecek ayrı ayrı dilekçelerle, gerekli harç ve masrafları yatırılmak suretiyle dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddedileceğinin davacıya duyurulmasına,
3) Davanın yenilenmemesi durumunda yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve dava adli yardım istemli olarak açıldığından, dava açıldığı esnada tahsil edilmeyen yargılama giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 25/11/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.