Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/5049
2025/82
9 Ocak 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/5049
Karar No : 2025/82
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, pratisyen hekim olarak, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ...Caddesi, ... İş Merkezi, No:... adresinde başka bir meslektaşıyla müşterek biçimde faaliyette bulunmak üzere muayenehane açmasına izin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında devlet hizmeti yükümlülüğü bulunduğundan bahisle reddine ilişkin Muğla Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin davacıya ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; davacı tarafından her ne kadar pratisyen hekim unvanıyla muayenehane açma isteminde bulunulmuş ise de, davacının çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında uzmanlık eğitimini tamamlayarak çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı unvanını aldığı halde bu eğitim nedeniyle yüklendiği devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirmediği, devlet hizmeti yükümlüğü kapsamındaki personelin ise bu yükümlülüğünü yerine getirmeden mesleğini icra edemeyeceğine yönelik mevzuat düzenlemesi karşısında, pratisyen hekim unvanıyla muayenehane açmasına izin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddialarının söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, hekimlerin birden fazla kez devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi tutulmasının Anayasanın 13. maddesinde öngörülen ölçülülük ilkesine açıkça aykırı olduğu, çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında mesleğini icra etmek istememesine rağmen bu alana ilişkin devlet hizmeti yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle mesleğini icra etmesine izin verilmeyerek çalışma hakkının ihlal edildiği, pratisyen hekimliğe ilişkin devlet hizmeti yükümlülüğünün bulunmadığı, bu nedenle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olup, devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamında Çanakkale ili, Ezine ilçesi, Ezine Devlet Hastanesinde görev yapmakta iken devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlamadan istifa etmiştir.
Davacı tarafından, pratisyen hekim olarak, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ...Caddesi,... İş Merkezi, No:... adresinde başka bir meslektaşıyla müşterek biçimde faaliyette bulunmak üzere muayenehane açmasına izin verilmesi istemiyle 28/06/2022 tarihinde Muğla Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğu, başvuru üzerine Muğla İl Valiliği Sağlık Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı işlemi ile; "3359 sayılı Kanun uyarınca Devlet hizmet yükümlülüğü kapsamındaki personelin bu görevlerini tamamlamadan mesleklerini icra edemeyeceği, davacının devlet hizmeti yükümlülüğü bulunduğu çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlığı alanında değil pratisyen hekim unvanıyla muayenehane ruhsatı almak istediğinden, Müdürlüklerince işlem yapılmadığı, konunun incelenmesi için Bakanlıktan görüş istendiği" belirtilerek başvuruya cevap verilmiş, bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 48. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu; 49. maddesinin 2. fıkrasında ise, devletin çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükme bağlamıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 3. maddesinde, ilgili mevzuata göre yurt içinde veya yurt dışında öğrenimlerini tamamlayarak tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzman tabip unvanını kazananların, her eğitimleri için ayrı ayrı olmak kaydı ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından hazırlanan İlçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralamasında yer alan grup ilçe merkezlerinde veya yerleşim yerlerinde, yasada belirlenen süre kadar, Sağlık Bakanlığı veya Sağlık Bakanlığınca uygun görülen Milli Savunma Bakanlığı ve diğer kuruluşlarda Devlet memuru veya ilgililerin talebi halinde 10/07/2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanun'a tâbi sözleşmeli sağlık personeli olarak Devlet hizmeti yapmakla yükümlü oldukları, sürelerin hesabında fiilen çalışmanın esas olduğu, hafta sonu ve resmi tatil günlerinin fiili çalışmadan sayılacağı, yıllık, mazaret ve hastalık izinli günlerin ise yükümlülük süresine ilave edileceği kurala bağlanmış; Ek 4. maddesinde ise, Devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamındaki personelin, bu görevlerini tamamlamadan mesleklerini icra edemeyecekleri hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
3359 sayılı Kanun'un ek 3. maddesinde, tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzman tabip unvanını kazananların, her eğitimleri için ayrı ayrı olmak kaydı ile devlet hizmeti yapmakla yükümlü oldukları; ek 4. maddesi uyarınca, devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamındaki personelin, bu görevlerini tamamlamadan mesleklerini icra edemeyecekleri öngörülmüştür.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’un ek 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…her eğitimleri için ayrı ayrı olmak kaydı ile…”ibaresinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 13/03/2006 tarihli ve E:2006/21, K:2006/38 sayılı kararı ile "...Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olması karşısında, Ülkenin her yöresinde sağlık hizmetlerinden yararlanılabilmesini sağlamak amacıyla tabiplerin Devlet hizmeti ile yükümlü kılındığı ve niteliği gereği sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesinde ortaya çıkacak eksiklik ve gecikmelerin telafisi olanaksız sonuçlara yol açacağı hususları dikkate alındığında, ülke ihtiyaçlarının söz konusu Devlet hizmeti yükümlülüğünü zorunlu kıldığının kabulü gerekmektedir.
Söz konusu düzenlemenin, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen sosyal devlet niteliğinin bir gereği olarak ve Anayasa'nın 56. maddesinde yer alan düzenleme kapsamında, sağlık hizmetleri alanında tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanı tabip ihtiyacı gözetilerek bu alanda var olan açığın tamamlanması amacıyla getirildiği anlaşılmıştır.
Anayasa'nın 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun genel kuralları göz önünde tutularak uygulanması zorunlu olduğundan, tabiplerin her bir eğitimleri için ayrı ayrı Devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi tutulmasına ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 13. maddesine aykırı olduğu savının Anayasa'nın konuya ilişkin yukarıda yer verilen diğer maddeleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzman tabip unvanını kazananların her eğitimleri için ayrı ayrı olmak kaydıyla Devlet hizmeti yapmakla yükümlü kılınmaları, bu eğitimler sonucunda kazanılan unvanlara bağlı olarak tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanı tabiplerin her birinin hizmetine duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Bir başka deyişle genel olarak tabiplerin ülke ihtiyaçları doğrultusunda ihtiyaç duyulan hizmetleri yönünden yukarıda belirtilen gerekçeler, tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanı tabiplerin her birinin vereceği hizmetler yönünden geçerli bulunmaktadır.
Anayasa'nın 13. maddesi ile konuya ilişkin yukarıda yer verilen ilgili diğer maddelerin birlikte incelenmesinden, her bir eğitimleri için tabiplere Devlet hizmeti yükümlülüğü getirilmesiyle, tabiplerin çalışma özgürlüğünün ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlandırıldığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Tabipler için getirilen Devlet hizmeti yükümlülüğü, bu kişilerin almış oldukları her eğitim sonucunda elde ettikleri bilgi birikimlerini ülke ihtiyaçları doğrultusunda Devlet hizmetine sunmalarını ifade etmektedir. Anayasa'nın 18. maddesinde öngörüldüğü üzere, ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki Devlet hizmeti yükümlülüğünün, bu düzenleme ile elde edilmek istenen amaç için elverişsiz ve gereksiz olduğundan ya da orantısız bulunduğundan söz edilemez.
Kaldı ki, bir tabibin Devlet hizmeti yükümlülüğüne yol açan ikinci ve/veya üçüncü eğitimine başlamasından önce, bu yükümlülüğü bilerek söz konusu eğitimi almak amacıyla sınava gireceği açıktır. Bu durum ise tabiplerin bu yöndeki bilinçli tercihlerini yansıtmaktadır.'' gerekçesiyle iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, netleştirilmesi gereken husus, uzman tabibin uzmanlık eğitimi neticesinde kazanmış olduğu unvana ilişkin devlet hizmeti yükümlüğünü kendi isteği ile yerine getirmemesinin genel olarak hekimlik mesleğinin icrasına engel olup olmayacağıdır.
Tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzman tabip unvanını kazananların, her eğitimleri için devlet hizmeti yapmaları, bu eğitimler sonucunda kazanılan unvanlara bağlı olarak her birinin hizmetine duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Bir başka ifade ile, tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanı tabiplerin her birinin vereceği hizmet yönünden devlet hizmeti yükümlüğü getirilmiştir. Bu nedenle de, tabiplerin her eğitimleri için ayrı ayrı olmak kaydı ile getirilen devlet hizmeti yapma yükümlülüğü, hangi eğitime yönelik olarak yapılmamışsa o eğitim neticesinde kazanılan unvana ilişkin hak ve yetkilerin kullanılmaması sonucu doğuracaktır. Aksi yorumun, tıp eğitimi ve/veya uzmanlık eğitimi üzerine bu eğitime yönelik devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlayan tabibin o alana ilişkin kazandığı çalışma hakkının engellenmesi sonucunu doğuracaktır.
Uyuşmazlıkta, davacının, çocuk sağlığı ve hastalıkları ana dalında çalışabilmesi için bu eğitimine ilişkin devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlaması gerektiği, aksi halde çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında çalışmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla birlikte; davacı tarafından muayenehane açmak istemiyle yaptığı başvurusunda açıkça pratisyen hekim olarak adına muayenehane ruhsatı düzenlenmesi istenilmiş, davacının pratisyen hekimliğe ilişkin devlet hizmeti yükümlülüğünün bulunmadığı da dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Bu durumda, tıp eğitimini başarıyla tamamlayıp pratisyen hekimliğe ilişkin devlet hizmeti yükümlülüğünün bulunmadığı hususunda şüphe bulunmayan davacının, ana dal uzmanlığına ilişkin devlet hizmeti yükümlülüğü bulunduğundan bahisle tıp eğitimi ile ilgili kazanılmış hakkını ihlal eder şekilde ve Anayasa'da teminat altına alınmış bulunan çalışma hakkını engelleyen nitelikte pratisyen hekim olarak muayenehane açma isteminin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki Muğla 3. İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Davanın reddine ilişkin... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/01/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 3. maddesinde, ilgili mevzuata göre yurt içinde veya yurt dışında öğrenimlerini tamamlayarak tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzman tabip unvanını kazananların, her eğitimleri için ayrı ayrı olmak kaydı ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından hazırlanan İlçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralamasında yer alan grup ilçe merkezlerinde bağlı yerleşim yerlerinde, yasada belirlenen süre kadar, Sağlık Bakanlığı veya Sağlık Bakanlığınca uygun görülen Milli Savunma Bakanlığı ve diğer kuruluşlarda Devlet memuru veya ilgililerin talebi halinde 10/07/2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanun'a tâbi sözleşmeli sağlık personeli olarak Devlet hizmeti yapmakla yükümlü oldukları kurala bağlanmış; Ek 4. maddesinde ise, Devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamındaki personelin, bu görevlerini tamamlamadan mesleklerini icra edemeyecekleri hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında uzmanlığı bulunan davacının, çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında uzmanlık eğitiminden doğan devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirirken istifa ettiği, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ...Caddesi,... İş Merkezi, No:... adresinde başka bir meslektaşıyla müşterek muayenehane açma istemiyle başvuruda bulunduğu, bu başvurunun Muğla Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı işlemiyle, ana dal uzmanlık eğitiminden doğan devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlamadığından bahisle reddi üzerine davacı tarafından bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, ülke genelinde herkesin sağlık hizmetlerinden gereği gibi yararlandırılabilmesini sağlamak amacıyla tabiplerin Devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi olduğu, sağlık hizmetinin niteliği ve 3359 sayılı Kanun'un devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamındaki personelin, bu görevlerini tamamlamadan mesleklerini icra edemeyecekleri yönündeki amir hükmü karşısında, ana dal uzmanlık eğitiminden doğan devlet hizmeti yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin hekimlik mesleğinin icra edilmesine engel teşkil ettiği sonucuna varılmaktadır.
Bu nedenle, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.