Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/4761
2025/1579
12 Mart 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/4761
Karar No : 2025/1579
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten...'a velayeten
... ve ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 12/02/2024 tarih ve E:2022/2871 K:2024/89 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca davacılar tarafından düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılardan küçük ...'ın 15/06/2008 tarihinde Ankara Etlik Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Hastanesinde doğumu sırasında sağ kolundaki sinirlerin kopması sonucu sakat kalmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık küçük ... için 200.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, anne ... için 20.000,00 TL manevi, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Maddi tazminat istemi yönünden davanın reddi, manevi tazminat istemi yönünden davanın kabulü yolunda verilen ilk kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 17/02/2020 tarih ve E:2019/6259, K:2020/546 sayılı kararı ile bozulması üzerine... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozmaya uyularak; yeniden yapılan yargılamada dava konusu olayda bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulunca hazırlanan raporda davacıya yönelik olarak Ankara Etlik Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen tanı ve tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğunun belirtildiği, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacıların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME
TALEP_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulu tarafından hazırlanan raporda 11/06/2008 tarihinde ölçülen yanlış doğum ağırlığı üzerinden değerlendirme yapıldığı, bozma kararında raporda doğum ağırlığının doğru ölçülmesi halinde sezaryen endikasyonunun konulup konulamayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, ancak söz konusu raporda böyle bir değerlendirme yapılmadığı, ayrıca gebelik takiplerine ilişkin tüm kayıtlar temin edilmeden ve değerlendirmeye alınmadan hazırlanan raporun eksik ve yanlış olduğu, sonogrofik incelemede 1035 gram gibi bir sapma olmasının açıkça hizmet kusuru olduğu, 11/06/2008 tarihindeki ölçümün doğru şekilde yapılması ve bebeğin 4500-5000 gram arası ağırlıkta olduğunun bilinmesi halinde davalı idare tarafından hazırlanan Doğum Eylemi Yönetim Rehberine göre annenin normal doğum veya sezaryen doğum konusunda aydınlatılması ve tercih hakkı sunulması gerektiği, ancak hatalı ölçüm yapılarak, annenin tercihi sorulmaksızın doğum yaptırıldığı, 11/06/2008 tarihinde yapılan ölçümün tıp kurallarına uygun gerçekleşip gerçekleşmediği ve anneye tercih imkanının sağlanıp sağlanmadığı hususlarının Mahkemece araştırılmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davacıların karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 12/02/2024 tarih ve E:2022/2871, K:2024/89 sayılı kararı kaldırılarak davacıların temyiz istemi yeniden incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasında bulunan belgelere göre;
Davacılardan ...'ın, gebelik muayenesi için 11/06/2008 tarihinde, Ankara Etlik Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Hastanesine başvurması üzerine USG tetkiki yapılmış, bebeğin tahmini doğum ağırlığı 3.648 gram olarak tespit edilmiştir.
..., doğum sancısı ile 15/06/2008 tarihinde saat 12.15 sıralarında aynı hastaneye müracaat etmiş, yapılan muayenesinde 8 cm. açıklık tespit edilmiş, doğum servisine alınmıştır. Doğumhane izlem formunda, annenin gebelikteki izlem sayısının 8 olduğu, takipli gebe olduğu, daha önce bir doğum yapmış olduğu belirtilmiştir.
Saat 12.30'da yapılan muayenesinde tam açıklık olduğu görülmüş, anne doğum masasına alınmış, bebeğin başı doğduktan sonra sağ omzunun sypmhizis altına takılması üzerine manevralar uygulanarak saat 12.50'de doğum gerçekleştirilmiştir. Doğduğunda spontan solunumu olmayan, siyanotik olan bebeğe müdahale edilmiş, spontan solunumu başlamıştır. Bebek tartılmış, 4.800 gram ağırlığında olduğu görülmüş, muayenesinde sağ kolda moro refleksi alınamamıştır.
Yoğun bakım servisine alınan bebeğe oksijen verilmiş, radyoloji tetkikinde sağ kolda kırık saptanmamış, brakial pleksus zedelenmesi olduğu düşünülen bebeğe fizik tedavi uzmanı tarafından sağ koluna bandaj uygulaması yapılmış, küçük, 19/06/2008 tarihinde aileye ortopedi ve fizik tedavi kontrolü önerilerek taburcu edilmiştir.
Küçük Kerem'e fizik tedavi uygulanmış, sağ kolunda hareketsizlik şikayetinin geçmemesi üzerine Hacettepe Üniversitesi Hastanesine götürülmüş, 13/10/2008 tarihinde "obstetrik brakial pleksus zedelenmesi" tanısı ile yatırılarak 16/10/2008 tarihinde sinir transferi ameliyatı yapılmıştır. 23/10/2008 ve 31/10/2008 tarihlerinde ise "diagrafma paralizi" tanısı ile ameliyat edilmiştir. 21/07/2011 tarihinde aynı hastanede "obstetrik brakial pleksus zedelenmesi" tanısı ile tendon transferi ameliyatı yapılmıştır.
Davacılar, küçük ...'ın 15/06/2008 tarihinde Ankara Etlik Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Hastanesinde doğumu sırasında sağ kolundaki sinirlerin kopması sonucu sakat kalmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemiyle önce davalı idareye başvurmuş, başvurularının reddi üzerine bakılan davayı açmışlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 17/02/2020 tarih ve E:2019/6259, K:2020/546 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu tarafından hazırlanan... tarih ve ... karar numaralı raporda; "...Vajinal yolla doğum sırasında sağ omuz takılması ve brakial pleksus hasarı geliştiği bildirilen ... ve ... oğlu, 15/06/2008 doğumlu ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerin 14/10/2021 tarihinde Adli Tıp 3. Üst Kurulunca yeniden değerlendirilmesinde, 31 yaşındaki anne ...'ın ikinci gebeliğinde takipli gebe olduğu tıbbi belgelerde kayıtlı olmakla birlikte, takip notlarının dava dosyasında bulunmadığı, hepatit, hipertansiyon, diyabet öyküsü bulunmayan hastanın 18/12/2007 tarihinde Ankara Etlik Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde üçlü tarama testinin yapıldığı, gebeliğinin 39. haftasında 11/06/2008 tarihli başvurusunda yapılan ultrasonografide tahmini fetal ağırlık 3648 gr ölçüldüğü, 15/06/2008 tarihinde doğum eyleminin başlaması üzerine saat 12.15 sıralarında acil servise başvurduğu, obstetrik ultrasonografı ve NST tetkikleri yapıldığı, servikal açıklık 8 cm, efasman %70 olduğu, fetal kalp atımlarının izlendiği, saat 12.30'da tam açıklıkla doğum masasına alındığı, amnion sıvısının mekonyumlu olduğu, lateral epizyotomi açıldığı, doğum sırasında bebeğin sağ omzunun takıldığı, McRoberts manevrası ve pubik bası ile saat 12.52'de doğumun gerçekleştirildiği, bebeğin 4800 gr ağırlığında ve 55 cm boyunda olduğu, genel durumu orta-iyi, hafif siyanotik olan bebeğin Çocuk Hastalıkları hekimine teslim edildiği, pozitif basınçlı ventilasyon uygulanarak yoğun bakım ünitesine alındığı, sağ tarafta moro ve yakalama reflekslerinin olmadığı, istenilen Radyoloji konsültasyonunda sağ klavikula proksimalinde şüpheli fıssürle uyumlu kortikal düzensizlik saptandığı, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon konsültasyonu istenerek muayene edildiği ve egzersiz önerilerinde bulunulduğu, 19/06/2008 tarihinde taburcu edildiği, 20/07/2008 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde subskapularisin origodan gevşetilmesi, aksiller sinir eksternal nöroliz, latissimus dorsi ve teres majörün dış rotator olarak transferi ameliyatı uygulandığı, 16/10/2008 tarihinde bilateral sural sinir greft alımı, bilateral brakial pleksus eksplorasyonu, 23/07/2011 tarihinde tendon transferi ameliyatları yapıldığı anlaşılmakla, 31 yaşındaki anne ...'ın ikinci gebeliğinde doğum öncesi yapılan muayene ve tetkiklerinde doğumun normal koşullar dışında gerçekleşebileceğine dair herhangi bir tıbbi bulguya rastlanmadığı, doğumdan 4 gün önce 11/06/2008 tarihinde yapılan sonografık incelemede biyometrik ölçümlerle tespit edilen tahmini doğum ağırlığı ile kişiye sezaryan endikasyonunun konulamayacağı, doğum eylemindeki gebenin ve bebeğin hastane başvurusundaki klinik bulgularının söz konusu değerlendirmede esas kriterler olarak kabul edildiği, anne ...'ın 15/06/2008 tarihinde tama yakın açıklıkla hastaneye başvurduğu, doğum eiyleminde uzama ya da aksaklık bildirilmediği, gebede sezaryen endikasyonu bulunmadığı ve yaklaşık yarım saat içerisinde doğumun gerçekleştiği dikkate alındığında, söz konusu bulgularla normal spontan yolla vajinal doğum yaptırılmasının tıbben doğru bir yaklaşım olduğu, doğum ağırlığı 4800 gr olan bebeğin fiziksel gelişiminin normal yoldan doğum yaptırılma sınırları içinde olduğu, başın doğurtulmasından sonra sağ omuz takılmasına bağlı olarak gelişen brakiyal pleksus hasarının normal doğum eylemi sırasında her türlü dikkat ve özenin gösterildiği durumlarda dahi bebeğin vajinal yoldan çıkartılması sırasındaki tıbbi manevralar sonucunda görülebildiği ve bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, bebeğin brakiyal pleksus hasarı tanısının erken dönemde konulduğu, gerekli konsültasyonlar istenerek önerilerde bulunulduğu, dolayısı ile komplikasyon yönetiminin de tıbben uygun olduğu, tüm bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu olayda davalı sağlık personelinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten idarenin hizmet kusuru bulunmadığı..." yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece, anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.
Sağlık Bakanlığının 22/10/2007 tarihli "Doğum Eylemi Yönetim Rehberi"nde, fetusun doğum ağırlığının 4000 gram ve üzerinde olması, fetal makrozomi olarak tanımlanmış ve anılan Rehberin "Fetal Makrozomide Akış Şeması" başlıklı bölümünde tahmini fetal ağırlığı 4500-5000 gram olan multipar (daha evvel doğum yapmış) gebelikler ile 4000-4500 gram tahmini fetal ağırlığı olan nondiyabetik (diyabet hastalığı bulunmayan) gebelerde normal vajinal yolla doğumun denenebileceği (anne ile bütün riskler ve yararlar tartışıldıktan sonra) belirtilmiştir.
Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda; -özetle- " 31 yaşındaki anne ...'ın ikinci gebeliğinde doğum öncesi yapılan muayene ve tetkiklerinde doğumun normal koşullar dışında gerçekleşebileceğine dair herhangi bir tıbbi bulguya rastlanmadığı, doğumdan 4 gün önce 11/06/2008 tarihinde yapılan sonografik incelemede biyometrik ölçümlerle tespit edilen tahmini doğum ağırlığı ile kişiye sezaryan endikasyonunun konulamayacağı, doğum eylemindeki gebenin ve bebeğin hastane başvurusundaki klinik bulgularının söz konusu değerlendirmede esas kriterler olarak kabul edildiği, anne ...'ın 15/06/2008 tarihinde tama yakın açıklıkla hastaneye başvurduğu, doğum eyleminde uzama ya da aksaklık bildirilmediği, gebede sezaryen endikasyonu bulunmadığı ve yaklaşık yarım saat içerisinde doğumun gerçekleştiği, söz konusu bulgularla normal spontan yolla vajinal doğum yaptırılmasının tıbben doğru bir yaklaşım olduğu, doğum ağırlığı 4800 gr olan bebeğin fiziksel gelişiminin normal yoldan doğum yaptırılma sınırları içinde olduğu, başın doğurtulmasından sonra sağ omuz takılmasına bağlı olarak gelişen brakiyal pleksus hasarının normal doğum eylemi sırasında her türlü dikkat ve özenin gösterildiği durumlarda dahi bebeğin vajinal yoldan çıkartılması sırasındaki tıbbi manevralar sonucunda görülebildiği ve bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, bebeğin brakiyal pleksus hasarı tanısının erken dönemde konulduğu, gerekli konsültasyonlar istenerek önerilerde bulunulduğu, komplikasyon yönetiminin de tıbben uygun olduğu, sağlık personelinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir.
Bununla birlikte, yukarıda anılan Rehberde tahmini fetus ağırlığının 4000 gramdan fazla olduğu nondiyabetik (diyabet hastalığı bulunmayan) gebeler ile tahmini fetal ağırlığı 4500-5000 gram olan multipar (dana evvel doğum yapmış) gebeliklerde anne ile bütün riskler ve yararlar tartışıldıktan sonra normal yolla doğumun denenebileceğinin belirtildiği, annenin doğum sancısı ile başvurusundan 4 gün önce 11/06/2008 tarihinde yapılan fetal ultrasonografide bebeğin tahmini ağırlığının 3.648 gram olarak ölçüldüğü, ancak bebeğin 4.800 gram olarak dünyaya geldiği, 11/06/2008 tarihli muayenesinde bebeğin kilosunun hatalı ölçülerek doğum kilosuna yakın tespit edilmemiş olması nedeniyle anneye doğum yöntemi konusunda (normal/sezaryen) tercih hakkı sunulmadığı ve dosya içeriğinde yukarıda anılan Rehber kapsamında bütün risk ve yararların tartışıldığını gösteren detaylı bir aydınlatılmış onam formunun bulunmadığı görüldüğünden, davacıların aydınlatılarak onay verme haklarının ellerinden alınması ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin hizmet kusuru oluşturduğu sonucuna varıldığından, davacıların tazminat taleplerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmakta olup davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilmesi gerekirken İdare Mahkemesince olayda hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 12/03/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Hukuka ve mevzuata uygun olarak davanın reddedilmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararının onanmasına yönelik Daire kararı hukuka uygun olduğundan, kararın düzeltilmesi talebinin reddi gerekirken yapılan başvurunun kabul edilmesi yönündeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.