SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/4496

Karar No

2025/241

Karar Tarihi

20 Ocak 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/4496 E. , 2025/241 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/4496
Karar No : 2025/241

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : ... adına velayeten ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 06/05/2017 tarihinde testislerinde çok şiddetli ağrı hissetmesi üzerine başvurduğu ... Devlet Hastanesinde yapılan yanlış tedavi nedeniyle testislerini ve üreme yeteneğini kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla 500.000,00 TL maddi ve 10.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu olayla ilgili olarak yürütülen ceza yargılamasında alınan 30/01/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu ve ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında verilen karar ile davacıya uygulanan yanlış tedavi nedeniyle ...'in kusurlu olduğunun tespit edildiği, istihdam ettiği personelin görev sırasındaki kusurlu eylemi nedeniyle davalı Bakanlığın da hizmet kusurunun bulunduğu, işbu tam yargı davasına ait dilekçede, ileride doğacak çocuğunun desteğinden mahrum kalacağından bahisle uğranılan zararın ödenmesine karar verilmesi istenilmiş ise de, söz konusu zararın varlığı ve miktarının ispatına yönelik davacı tarafından herhangi bir bilgi ve belge sunulamadığı, davacının söz konusu olay yaşanmasaydı dahi evlenip evlenemeyeceğinin, evlenecekse çocuğunun olup olmayacağının ve olacaksa kaç tane çocuğu olacağının bilinmediği, bilinmeyen hususlar nedeniyle de, tazminat hesabı yapılamayacağı bu nedenle varlığı ve miktarının ispatına olanak sağlayacak şekilde herhangi bir somut bilgi ve belge bulunmayan, gerçekleşmesi ihtimale bağlı olan ve bu yüzden de kesin, gerçek ve belirli bir zarar talebi olarak değerlendirilmesi olanağı bulunmayan maddi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 500.000,00 TL manevi tazminatın dava açılış tarihi olan 17/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İlk derece mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarına karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine, davacının testislerini kaybetmesi olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, manevi tazminatın bir tatmin aracı olması, tazminat tutarının zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek ancak idarenin kusurunun ağırlığını da ortaya koyacak oranda ve davacının sosyo-ekonomik durumu ile duyulan elem ve ızdırabın ağırlığı gözetilerek belirlenmesi gerekliliği karşısında takdiren davacının manevi tazminat isteminin 200.000,00 TL kısmının kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının, hükmedilen 500.000,00 TL manevi tazminatın 200.000,00 TL'yi aşan 300.000,00 TL'lik kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine, manevi tazminatın 200.000,00 TL'sinin kabulüne ilişkin kısmı yönünden davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda hizmet kusuru nedeniyle organ kaybının meydana geldiği bu nedenle maddi anlamda zararın oluşmasının kaçınılmaz olduğu, davalı idarenin maddi tazminat yönünden de sorumlu olduğu, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu; davalı idare tarafından, olayda davacının da kusurunun bulunduğu, müterafik kusur dikkate alınmadan karar verildiği, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı ... 06/05/2017 tarihinde bisiklet sürerken testislerinde çok şiddetli ağrı hissetmesi üzerine ... Devlet Hastanesine başvurmuş, doktor... tarafından muayene edildikten sonra ilaç verilerek eve gönderilmiş, ağrılarının devam etmesi üzerine aradan birkaç gün geçtikten sonra yeniden aynı hastaneye başvurmuş, davacıya derhal ameliyata alınması gerektiği bildirilmiş ve gerçekleştirilen ameliyat ile ...'ın testileri alınmıştır.
Dava konusu tıbbi müdahaleyi gerçekleştiren doktor ... hakkında yürütülen ceza kovuşturması neticesinde, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile, sanık ...'nin eylemlerinin tıp kurallarına aykırı olduğunun ve olayda kusurlu olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği ve sanığın üzerine atılı suçu işlediği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, taksirle yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına ve neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Dava konusu tıbbi müdahaleyi gerçekleştiren doktor ... Hakkında yürütülen ceza kovuşturması neticesinde, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile sanık ...'nin eylemlerinin tıp kurallarına aykırı olduğunun ve olayda kusurlu olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği ve sanığın üzerine atılı suçu işlediği kanaatine varıldığı gerekçesiyle taksirle yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına ve neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı, olayda hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla oluşan zararın giderilmesi talebiyle 14/07/2021 tarihinde davalı idareye başvurmuş, bu başvurunun 30 gün içinde cevap verilmemek suretiyle reddedilmesi üzerine bakılan davayı açmıştır.
Ceza yargılaması aşamasında Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "06/05/2017 tarihinde bisiklet sürerken testislerinde ağrı hissetmesi nedeniyle ... Devlet Hastanesi Acil Servisine başvurduğu, hafif bir şişlik olduğu, reçete verildiği, taburcu edildiği, 08/05/2017 tarihinde ... Devlet Hastanesi Üroloji Kliniğine başvurduğu, sağ testis torsiyonu tanısıyla orşiektomi yapıldığı bildirilen ... oğlu, 15/01/2004 doğumlu ... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; 06/05/2017 tarihinde ... Devlet Hastanesi Acil Servisine bir şişlik ve ağrı şikayetiyle başvuran hastada akut skrotum düşünülerek, ileri tetkik (doppler inceleme yapılmaması) üroloji çocuk cerrahisi konsültasyonu istenmemesinin eksiklik olduğu, ancak testis torsiyonunun erken dönem klinik bulguları ile tanısının güç olduğunun tıbben bilindiği ve erken tanı-tedavi yapılsa dahi testis kaybı olasılığının bulunduğu bilindiğinden tıbbi hatanın kişideki zarara etki oranının 2/8 oranında olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." tespitlerine yer verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda alıntılanan ceza yargılamasında düzenlenmiş olan Adli Tıp Kurumu Raporu hükme esas alınarak yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş, anılan karara karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, davacının istinaf isteminin reddine, davalı idarenin istinaf isteminin ise kısmen kabulune kısmen reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetine yönelik tam yargı davalarında, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun atıf yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, mahkemenin çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Tazminat hukukunda çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu tazminat istemine konu olayla ilgili olarak yürütülen ceza yargılamasında düzenlenen bilirkişi raporundaki sağlık personelinin kusuruna ilişkin tespit ve ceza yargılaması sonucunda ilgili personel yönünden verilen karar dikkate alındığında, olayın gerçekleşmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Davacı tarafından, davalı idarenin kusurlu eylemi nedeniyle organ kaybına uğradığı, buna bağlı olarak hayatı boyunca üreme yetisini kaybetmesinden kaynaklı maddi zarara uğradığı iddia edilmekte ve maddi tazminat istenilmektedir.
Bununla birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı ...'ın çocuk sahibi olabilme yeteneğini kaybedip kaybetmediği hususunda bir tespite yer verilmediği gibi davacının organ kaybı nedeniyle çalışma gücü kaybının kaç oranında olduğu hususunda da bir değerlendirme yapılmadığı, Mahkemece de bahsedilen hususlara yönelik olarak yeni bir bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmediği görülmektedir.
Mahkemece, dava konusu olay nedeniyle davacıda meydana gelen çalışma gücü kaybı oranının tespit edilmesi için olay tarihinde yürürlükte olan 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre, yine bu Yönetmelikte belirtilen sağlık hizmeti sunucularından sağlık kurulu raporu alınması (çocuk sahibi olabilme yetisinin kaybedilip kaybedilmediği hususunda da değerlendirme içeren) ve tazminat hesabının maluliyet oranına göre yapılması gerekmektedir.
Bu doğrultuda, davacının güç (efor) kaybından doğan zararı;
Aktif dönemde, zarara uğranılan tarihten itibaren içtihadi emeklilik yaşı kabul edilen 60 yaşın sonuna kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) yukarıda anılan Yönetmeliğe göre yeniden alınacak rapor ile belirlenecek maluliyet oranının uygulanması; pasif dönemde ise, davacının 60 yaşını ikmalinden TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için -bir çalışmanın karşılığı olmamakla birlikte bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarfederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından-AGİ hariç net asgari ücrete yine maluliyet oranının uygulanması suretiyle ortaya çıkacak miktarlar toplanarak hesaplanmalıdır.
Söz konusu hesaplamada, gelecek yılların asgari ücretlerinin bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarının her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davacının güncel maluliyet (çalışma / iş gücü kaybı) oranının tespiti amacıyla rapor alınması, alınacak raporda davacının sürekli maluliyetinin olduğunun belirlenmesi durumunda bu rapora ve yukarıda belirtilen esaslara göre bilirkişi incelemesi yaptırılarak maddi tazminat miktarının tespit edilmesi ve davacı ...'a ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacının güncel maluliyet oranının tespiti amacıyla alınacak raporun sonucuna göre ve bir daha çocuk sahibi olup olamayacağı göz önünde bulundurularak manevi tazminat isteminin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair ... İdare Mahkemesi kararına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusu üzerine davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/01/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim