SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/4152 E. 2025/4012 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/4152

Karar No

2025/4012

Karar Tarihi

23 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/4152 E. , 2025/4012 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/4152
Karar No : 2025/4012

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, müşterek çocukları ...'ın Midyat Devlet Hastanesinde uygulanan yanlış teşhis ve tedavi sonucu vefat etmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle oluşan zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve davacılardan her biri için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2019/6888, K:2021/4857 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme neticesinde, idarenin sağlık hizmetlerinin yürütülmesinden kaynaklanan bir sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için idari eylemin, hukuka aykırı olması yani hizmet kusurunun bulunması, zararı doğuran fiilin idareye bağlanabilmesi, zararla idarenin davranışı, fiili arasında bir illiyet bağının diğer deyişle sebep-sonuç ilişkisinin bulunması gerektiği, zararı doğuran eylemin hizmet kusuru teşkil etmemesi, idari eylemin zararın gerçek nedeni olmaması halinde ise idarenin zararı tazminle sorumlu tutulamayacağı, diğer yandan; manevi tazminata, idarenin mevzuata ve hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi sonucunda ilgilinin şeref ve haysiyetinin zedelenmesi ya da ağır bir elem ve acı duymasına neden olması halinde hükmedileceğinin idare hukukunun temel prensiplerinden olduğu, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 3. Üst Kurulu tarafından düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, dosyaya sunulan tıbbi bilirkişi raporunda, davacılar yakını ...'ın hayatını kaybetmesi olayında kişiye yapılan teşhiş, tedavi ve tıbbi uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu, acil servis ve hastane çalışanlarının organizasyon hatası bulunmadığı sonucuna varılmakla, davalı idareyi maddi ve manevi tazminat ödemekle sorumlu tutmaya imkan bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, acil serviste görevli doktorun göreve yeni başladığı, normal şartlarda göreve yeni başlayan bir hekime refakat nöbeti tutturulurken, adı geçen hekime hafta sonu nöbeti tutturulduğu, olayın gerçekleştiği 17/05/2014 tarihinin haftasonu olması nedeniyle polikliniklerin kapalı olduğu ve acil serviste yığılmaların olabileceği göz ardı edilerek nöbet yazılmasının eksiklik olduğu, çocuğun üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları olması ve tekrar eden geçirilmiş akciğer enfeksiyonu (akut bronşiolit) öyküsü bulunması nedeniyle acil servise ilk gelişinde solunum sayısının normal değerin üstünde (42) çıkması üzerine tedavisinin daha kapsamlı olması ve ilgili branş hekiminin haberdar edilmesi gerekirken bu hususun atlandığı, acil servise ikinci gelişinde fizik muayeneye ait yeterli bilginin olmamasının, geliş sebebinin gaz sancısına bağlanmış olmasının, acil servise üçüncü gelişinde ise çocuğun genel durumunun kötü olmasına rağmen kırmızı alanda tedavi altına alınmamasının hizmet kusuru oluşturduğu, aynı gün içinde üç defa başvuru yapılmasına rağmen durumun ciddiyetinin farkına varılmaması nedenlerinden dolayı hizmetin geç ve kötü işlediği, Adli Tıp Üst Kurulu tarafından hazırlanan raporun oy birliğiyle değil oy çokluğuyla tanzim edildiği, özellikle muhalefet şerhi koyan doktorların Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararında belirtilen ve görüşlerinin alınmasının talep edildiği çocuk cerrahisi uzmanı ve çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanları olduğu, bu sebeple muhalefet şerhlerinde yer verilen görüşlerin üstün tutulup hüküm verilirken değerlendirmeye alınması gerektiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
A) Temyize konu kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:

MADDİ OLAY :
Davacıların 24/10/2013 doğumlu olan müşterek çocukları ...'a 24/01/2014 tarihinde davalı idareye bağlı Midyat Devlet Hastanesi Çocuk Polikliniğinde yapılan muayene sonucu "akut bronşiolit" tanısıyla ayakta medikal tedavi düzenlenmiş, 31/01/2014 tarihinde aynı hastanede yapılan kontrol muayenesi neticesinde "akut tonsillit" tanısıyla reçete düzenlenmiş, 21/02/2014 tarihinde aynı hastanenin Acil Polikliniğine başvurulması üzerine yapılan muayene sonucu karın ağrısı ve bronkopnömoni (bronşlarda zatürre) tanıları konulmuş, ancak karın şişliği ve aşırı ağlaması olduğundan invaginasyon (bağırsak düğümlenmesi) şüphesiyle yatışı yapılmış, 7 kez kusması ve 1 kez çilek jölesi kıvamında gaita çıkışı olması nedeniyle 112 ile görüşülerek çocuk cerrahisine sevk edilmiş, 16/04/2014 tarihinde yine aynı hastanenin Çocuk Polikliniğine başvurulması üzerine "akut bronşiolit" teşhisi konulmuş ve medikal tedavi önerilmiş, son olarak bebek 7 aylıkken 16/05/2014 tarihinde öksürük ve nefes darlığı şikayetiyle yine Midyat Devlet Hastanesi Çocuk Polikliniğine götürülmüş, burada çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. M.D. tarafından yapılan muayenesinde "genel durum iyi, bilinç açık, hidrate, burnu tıkalı, orofarenks minimal hiperemik, kardiovasküler sistem ve alt solunum sistemi dinlemekle olağan" bulgularına yer verilerek "üst solunum yolunun hastalığı, farenjit" tanısı ile ilaç tedavisi başlanarak taburcu edilmiş, ertesi gün 17/05/2014 tarihinde çocuğun öksürük ve nefes darlığı şikayetlerinin devam etmesi üzerine saat 20:24'te Midyat Devlet Hastanesi'ne tekrar götürülmüş, acil serviste görevli pratisyen doktor E.Y. tarafından antiyobiyoterapisi başlanan hastaya oksijen tedavisi ile birlikte nebulize salbutamol verilmiş, tedavi sonrası solunum sayısı 30/dk'ya düşen, solunum sıkıntısı kalmayan çocuğun tedavisine ayakta devam edilmek üzere önerilerle evine gönderilmiş, çocuğun şikayetlerinin geçmemesi nedeniyle saat 22:45'te aynı hastanenin acil birimine başvurulmuş, pratisyen hekim E.Y. tarafından karın grafisi çekilmiş, gaz saptanması üzerine libalaks (lavman) yapılarak taburcu edilmiş, 18/05/2014 tarihinde çocuğun ağlaması ve solunum sıkıntısı devam edince saat 03:14'te aynı hastaneye giriş yapılmış, çocuğun genel durumunun kötü, bilincinin konfüzyon (bulanık), kardiyak 170/dk, solunum sayısının 82/dk olması ve ciddi solunum sıkıntısı çekmesi nedeniyle oksijen tedavisi ve nebulize salbutamol uygulanmış ve monitöre bağlanmış, enfeksiyon değerlerinin sınırda pozitif olması ve yapılan tedaviye cevap alınamaması üzerine icapçı çocuk hekimi Dr. M.D.'ye haber verilmiş, Dr. M.D.'nin hastaneye gelerek yaptığı muayene neticesinde çocuğun durumunun kötü olduğu, bilincinin bulanık, hafif siyanoze (morarmış) olduğu tespit edilmiş, hastaya müdahale edilerek yoğun bakım ihtiyacı olduğundan sevk kararı verilmiş, fakat saat 04:30 sularında kardiyak arrest gelişmesi üzerine 1 saat resüsitasyon (canlandırma) yapılmasına rağmen hasta kurtarılamayarak saat 05:30 sularında hayatını kaybetmiştir.
Davacılar tarafından, tüm bu süreçte yapılan başvurulara rağmen bebeğe ayakta tedavi uygulandığı, antibiyotik verilerek eve gönderildiği, göreve yeni başlayan pratisyen hekiminin acil serviste tek başına nöbete bırakıldığı, bu ihmaller sonucu müşterek çocuklarının 18/05/2014 tarihinde vefat etmesi olayında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla oluştuğu ileri sürülen zararlarının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle yapılan 11/05/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine 04/09/2015 tarihinde bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan, davacıların şikayeti üzerine Midyat Cumhuriyet Başsavcılığınca Midyat Devlet Hastanesinde görevli personel Dr. M.D. ve Dr. E.Y. hakkında yapılan soruşturma kapsamında bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda; "...bebeğin ölümünün akciğer enfeksiyonu sonucu meydana gelmiş olduğu,...bebeğin 16/05/2014 tarihinde başvurduğu Midyat Devlet Hastanesi Çocuk Polikliniğinde Dr. M.D. tarafından muayenesinin yapılarak uygun tanı ile tedavisinin düzenlendiği, 17/05/2014 tarihinde aynı hastanenin acil servisine yapılan başvurularda bebeğin şikayetlerine yönelik gerekli muayene, tetkik ve konsültasyonların yapılmış olduğu cihetle bebeğin muayene, takip ve tedavisine katılan hekimlere ve yardımcı sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği" yönünde görüş verilmiştir.
Olayla ilgili olarak, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca istenilen soruşturma izninin Midyat Kaymakamlığı'nın ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara davacılar tarafından yapılan itirazın ... Bölge İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilerek soruşturma izni verilmemesi yönündeki kararın onandığı ve ilgililer hakkında soruşturmanın sona erdiği görülmektedir.
Mahkemece, yukarıda aktarılan Adli Tıp Kurumu raporu Hükme esas alınarak davanın reddine ilişkin kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2019/6888, K:2021/4857 sayılı kararı ile bozulması üzerine, anılan bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme neticesinde olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar sayılı raporda; "Bebeğin ölümünün akciğer enfeksiyonu sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği,
2\. Bebeğin 16/05/2014 tarihinde Midyat Devlet Hastanesi Çocuk polikliniğine öksürük ve huzursuzluk şikayetleri ile getirildiğinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M.D. tarafından yapılan muayenesinde genel durumu iyi, bilinci açık, hidrate, burnu tıkalı, orofarenksi minimal hiperemik olduğu, kardiovasküler sistem ve alt solunum sistemi dinlemekle olağan, batın sağ alt kadranda geçirilmiş operasyon skarı olduğunun tespit edildiği, üst solunum yolunun hastalığı, farenjit tanıları ile Katarin pediatrik şurup 100 ml ve Klamer 125 mg/5 ml 70 ml oral tedavisi başlandığı dikkate alındığında; bebeğin 16/05/2014 günü başvurduğu Midyat Devlet Hastanesi Çocuk polikliniğinde Uzman Dr. M.D. tarafından muayenesinin yapılarak uygun tanı ile tedavisinin düzenlendiğinin, dolayısıyla Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M.D.'nin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu,
3\. Bebeğin 17/05/2014 tarihinde saat 20.39’da öksürük, solunum sıkıntısı şikayetleriyle Midyat Devlet Hastanesine getirildiği, Pratisyen Dr. E.Y. tarafından muayenesinin yapılarak oksijen tedavisi ile birlikte nebulize Salbutamol tedavisinin verildiği, tedavi sonrası solunum sayısı 30/dk’ya düşen, solunum sıkıntısı kalmayan bebeğin tedavisine ayaktan devam edilmek üzere Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından verilen antiyobiyotik tedavisine devam edilmesinin önerildiği, bebeğin evine gönderildiği ve 17/05/2014 tarihinde saat 23.00 sularında huzursuzluk şikayeti ile tekrar getirildiği, solunum sıkıntısı olmadığı, ayakta direk batın grafisi çekildiği, gaz saptanması üzerine Libalaks yapıldığı, takip ve tedavisi ayaktan devam edilmek üzere evine gönderildiğinin anlaşıldığı, 17/05/2014 günü aynı hastanenin Acil Servisine yapılan başvurularda bebeğin şikayetlerine yönelik yapılan muayene ve tetkiklerin uygun olduğu, verilen tedavi ardından müşahadede durumunun iyiye gittiği, solunum sayısının 30/dk’ye düştüğü göz önüne alındığında; Acil Serviste görevli Pratisyen Dr. E.Y. tarafından verilen tedaviyle bebeğin rahatlamasının ardından taburcu edilmesinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu,
4\. 18/05/2014 tarihinde saat 03.30’ta tekrar solunum sıkıntısıyla getirildiğinde yapılan muayenesinde; bebeğin genel durumu kötü, bilinci konfü olup nabzının 170/dk ölçüldüğü, karaciğerin kot kavsini 3 cm geçtiği, batın muayenesinin olağan olduğu, dinlemekle her iki hemitoraksın solunuma eşit katıldığı, wheezing pozitif, bilateral ekspiryum uzun, ronküs pozitif olduğu, solunum sayısının 82/dk olduğu, interkostal ve subkostal çekilmeleri olduğunun tespit edildiği, ciddi solunum sıkıntısı olan bebeğe oksijen tedavisi ve nebulize Salbutamol verildiği, monitörize edildiği, rutinlerinin alındığı, enfeksiyon kriterlerinin sınırda pozitif olduğu, oksijen ve nebulize Salbutamol verilmesine rağmen saturasyonları %80-85 arasında seyreden olgunun ciddi solunum sıkıntısının tedaviye rağmen devam etmesi nedeniyle icapçı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M.D'ye haber verildiği ve olgunun muayenesinde genel durumunun kötü, bilincinin konfü, hafif siyanoze olduğu, oksijen tedavisi almaktayken saturasyonun %88, kalp tepe atımının 174/dk ölçüldüğü, kalp seslerinin ritmik olduğu ve ek ses-üfürüm olmadığı, batının rahat olduğu, bağırsak seslerinin alındığı, karaciğerin kot kavsini 3 cm kadar geçtiği, olgunun nebulize Salbutamol tedavisinin tekrar edildiği, her iki hemitoraksın solunuma eşit katıldığı, ral, ronküs ve wheezing pozitif olduğu, solunum sayısının 88/dk, saturasyonun %88, solunum skorunun 10 ölçüldüğü, yoğun bakımda takip ve tedavisinin yapılması amacıyla 112’ye haber verildiği, saat 04.30 sıralarında solunum ve kardiyak arrest gelişen bebeğe 1 saat etkin resusitasyon yapılmasına rağmen spontan solunum ve kardiak atım izlenmeyen bebeğin 05.30 sıralarında eks kabul edildiği, teşhisin ise bronşiolit ve bronkopnömoni olarak kayıtlı olduğu dikkate alındığında; tıbbi kayıtlar incelendiğinde bebeğin kronik hastalığı olmayıp tekrarlayan bronşit vakaları olduğunun anlaşıldığı, 18/05/2014 tarihli başvurusunda ilgili branş hekimine konsültasyon gerekli olduğu ve konsültasyonun yapıldığının anlaşıldığı, yoğun bakım ihtiyacı sebebiyle 112 ile iletişime geçildiği, dolayısıyla Pratisyen Dr. E.Y.'nin 18/05/2014 tarihindeki uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu,
5\. Davalı idarenin, Midyat Devlet Hastanesinde görevli hekimler aracılığıyla sunulan sağlık hizmetinde organizasyon hatası tespit edilmediği oy çokluğu ile mütalaa olunur." yönünde görüş bildirilmiştir.
Bununla birlikte Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunun 3 Adli Tıp Uzmanı, 1 Genel Cerrahi Uzmanı, 1 Çocuk Sağlığı ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı, 1 Çocuk Cerrahi Uzmanı, 1 Kalp ve Damar Cerrahi Uzmanı ve 1 Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı tarafından imzalanıp tanzim edilen muhalefet şerhinde özet olarak, "Bebeğin ölüm sebebinin belirlenemediği,
2\. Bebeğin 16/05/2014 tarihinde Midyat Devlet Hastanesi Çocuk polikliniğine öksürük ve huzursuzluk şikayetleri ile getirildiğinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M.D. tarafından yapılan muayenesinde genel durumu iyi, bilinci açık, hidrate, burnu tıkalı, orofarenksi minimal hiperemik olduğu, kardiovasküler sistem ve alt solunum sistemi dinlemekle olağan, batın sağ alt kadranda geçirilmiş operasyon skarı olduğunun tespit edildiği, üst solunum yolunun hastalığı, farenjit tanıları ile Katarin pediatrik şurup 100 ml ve Klamer 125 mg/5 ml 70 ml oral tedavisi başlandığı dikkate alındığında; bebeğin 16/05/2014 günü başvurduğu Midyat Devlet Hastanesi Çocuk polikliniğinde Uzman Dr. M.D. tarafından muayenesinin yapılarak uygun tanı ile tedavisinin düzenlendiğinin, dolayısıyla Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M.D.'nin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu,
3\. Bebeğin ilk kez 16/05/2014 tarihinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzman Doktoru tarafından değerlendirildiği, üst solunum yolu enfeksiyonu ve akut farenjit tanısıyla reçetesinin düzenlendiği, ertesi gün şikayetleri devam eden bebeğin saat 20.39’da hastane kaydının mevcut olduğu, ilgili hekimin ve ailenin ifadesi ve epikrizde de belirtildiği üzere oksijen ve nebulize Salbutamol verildiğinin anlaşıldığı, epikrizde solunum sayısının 30/dk’nın altına indiği belirtilmekte olup bebeğin diğer vital bulgularının ise kayıtlı olmadığı, oksijen tedavisi verilmeden bakılan oksijen saturasyonunun kaç olduğu, oksijen tedavisi sonrası kaç olduğu, ne kadar süre ile oksijen verildiği ve neden verildiğinin belirtilmemiş olduğu, yaklaşık 3 saat sonra tekrar getirildiğinde bebeğe beyin BT ve ayakta direkt batın grafisi çekildiği, bu başvurusunda da ayrıntılı vital bulguların belirtilmemiş olduğu, bebeğin ayakta direkt batın grafisine dava dosyasının tetkikinden ulaşılamadığı, bebeğe lavman yapılıp eve gönderildiği, yaklaşık 3-4 saat sonra solunum sıkıntısı ile tekrar getirilen bebekte ciddi kardiyak ve solunum bulgularının tespit edildiğinin anlaşıldığı, 2. ve 3. gelişlerinde fizik muayene ve vital bulgularının (oksijen saturasyonu dahil) net olarak kayıt altına alınmamış olması, posteroanterior akciğer grafisinin olmaması, laboratuvar tetkiklerinin yapılmamış olması ve zamanında otopsi yapılmadığından uygun histopatolojik makroskopik, serolojik, toksikolojik incelemelerinin yapılmamış olması sebebiyle bebeğin kesin ölüm sebebi bilinemediğinden illiyet bağının kurulamadığı, dolayısıyla 17/05/2014 tarihinde bebeği değerlendiren ilgili hekimin tıbbi uygulama hatası olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı...." yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunun çoğunluk görüşü esas alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunun çoğunluk görüşünde Midyat Devlet Hastanesi Acil Servisinde müteveffanın tedavisi ile ilgilenen doktorların uygulamalarına tıbben hata atfedilmediği yönünde görüş bildirilmiş olduğu gözetildiğinde olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamadığından, maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.
Bununla birlikte anılan raporun olayın muhalefet şerhinde yer verilen, "davacıların hastaneye 2. ve 3. gelişlerinde fizik muayene ve vital bulgularının (oksijen saturasyonu dahil) net olarak kayıt altına alınmamış olması, posteroanterior akciğer grafisinin olmaması, laboratuvar tetkiklerinin yapılmamış olması ve zamanında otopsi yapılmadığından uygun histopatolojik makroskopik, serolojik, toksikolojik incelemelerinin yapılmamış olması sebebiyle bebeğin kesin ölüm sebebi bilinemediğinden illiyet bağının kurulamadığı, dolayısıyla 17/05/2014 tarihinde bebeği değerlendiren ilgili hekimin tıbbi uygulama hatası olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı..." yönündeki tespitler karşısında, tıbbi kayıtların düzenli tutulmadığı ve eksik olduğu, bu nedenle olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bilirkişi heyetindeki üyelerce tereddüte düşüldüğü görülmekte olup, hasta kayıtlarının düzenli tutulması ve muhafazasından sorumlu olan idarenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesinden kaynaklı olarak davacılar nezdinde müteveffanın tedavisinde gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği yönündeki endişe ve şüphelerin giderilmemesi ile yine olayın davacıların bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri dikkate alındığında duyulan elem ve ızdırabın kısmen de olsa karşılığı olarak makul bir tutarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu kararın davacıların manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2\. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4\. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim