Danıştay danistay 2024/3353 E. 2025/2124 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/3353
2025/2124
21 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/3353
Karar No : 2025/2124
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 27/04/2011 tarihinde Van ili, ... Mahallesinde bulunan Yatılı Bölge Okulunun arkasındaki tren rayından geçerken tren çarpması sonucu yaralandığından bahisle, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık sürekli işgücü kaybı için 500,00 TL (miktar artırımı ile 3.303.327,14 TL), geçici işgücü kaybı için 100,00 TL (miktar artırımı ile 3.582,68 TL), protez bedeli için 200,00 TL (miktar artırımı ile 2.402.640,00 TL), tedavi giderleri için 200,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL (miktar artırımı ile toplam 5.709.749,82 TL) maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 20/02/2019 tarih ve E:2015/3491, K:2019/1429 sayılı davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen ilk kararın bozulmasına ilişkin kararına uyularak, dava konusu olayın meydana gelmesinde tarafların kusurunun bulunup bulunmadığı, kusurları var ise oranlarının tespiti için alınan bilirkişi raporunda, davacının %40, makinistin %10, TCDD'nin %50 kusurlu olduğunun tespit edildiği, maddi tazminatın hesaplanması için alınan ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporunda, sürekli iş göremezlik zararı nedeniyle 3.303.327,14 TL, geçici işgöremezlik zararı nedeniyle 3.582,68 TL ve protez bedeli için 461.808,00 TL hesaplandığı, toplam 3.768.717,82 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin maddi tazminatın ve tedavi giderlerine ilişkin tevsik edici bilgi ve belge sunulmadığından 200,00 TL tedavi giderine ilişkin maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, manevi tazminat istemi yönünden, davacı tarafından duyulan üzüntü ve sıkıntının giderilebilmesi için davacının malul olması, sosyo-ekonomik durumu ve %40 kusuru da dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak 60.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 08/07/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; fatura sunulmuş olmasına rağmen protez bedelinin hatalı hesaplandığı, tazminatın gerçek geliri üzerinden hesaplanması gerektiği, idare lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu, kabul edilen manevi tazminatın tatmin edici olmadığı, olay tarihi itibarıyla faize hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; davanın süre aşımına uğradığı, kusura ve hesaba ilişkin bilirkişi raporlarının hatalı olduğu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığı, hesaplanan tazminatın çok yüksek olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından; 27/04/2011 tarihinde Van ili, ... Mahallesinde bulunan Yatılı Bölge Okulunun arkasındaki tren rayından geçerken tren çarpması sonucu meydana gelen kazada sağ kolunun dirsekten aşağı kısmını kaybettiği ve bacağında kırık oluştuğu ileri sürülerek 08/07/2014 tarihinde açılan davada, İdare Mahkemesince dava dilekçesinin merciine tevdi kararı verildiği, anılan tevdi kararının davalı idareye tebliğ edilmesi ve davalı idare tarafından davacıya süresi içinde bir cevap verilmemesi üzerine davacı tarafından olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 5.709.749,82 TL) maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Öte yandan; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Bedensel Zarar" başlıklı 54. maddesinde, "Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4.Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." hükmü; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinde, "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu kararın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile protez bedeli dışındaki maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarının incelenmesi:
İdare ve vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, anılan kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu kararın protez bedeline ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare Mahkemesince, davacının muayenesinin yapılarak maluliyetine bağlı hangi tip protezin kullanılabileceğinin, kullanılacak protezin kaç yılda bir değiştirilmesi gerektiğinin sorulması üzerine Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi Dekanlığı tarafından dosyaya sunulan 30/11/2023 tarihli cevabi yazıda; davacının sağ dirsek altı amputasyon seviyesinde olduğunun görüldüğünün, sağ dirsek altı amputasyonu için “Dirsek altı amputasyonları için myoelektrik kontrollü protez 4 kanal Sistem” kullanmasının uygun görüldüğünün Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'ndeki (SUT) Ek 3C-2 eksternal alt ve üst ekstremite/gövde protezler ortezler listesinde protezin fiyatının 64.140,00 TL olduğunun, yapılacak olan protezin beş yılda bir değiştirilmesinin uygun görüldüğünün belirtildiği, tazminat miktarının hesaplanması için alınan bilirkişi raporunun protez bedeline ilişkin kısmında; TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre davacının bakiye ömrünün 62 yıl 9 ay olduğunun, davacının bakiye ömrü süresince ortalama olarak 12 adet modüler dirsek dezartikülasyon protezi kullanabileceğinin varsayılacağının, protezin bedeli ile kullanacağı protez sayısının çarpımı sonucunda bakiye ömrünün sonuna kadar kullanabileceği protez bedelinin 769.680,00 TL olacağının belirtildiği, İdare Mahkemesince de davacının kusuru oranında yapılan indirim sonrasında 461.808,00 TL protez bedeline hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan protez bedeline yönelik Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi Dekanlığının yazısında, davacının kullanması gereken protezin Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanabilecek azami ücretinin belirlendiği Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) yer alan bedelin bildirildiği, bu protezin Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) 10 yılda bir değişeceği belirtilmişken bahse konu yazıda 5 yılda bir değişmesi gerektiğinin belirtildiği görülmektedir.
Buna göre; Adli Tıp Kurumundan veya üniversite hastanelerinin adli tıp ana bilim dalı başkanlığından rapor alınmak suretiyle öncelikle davacıya uygun protezin belirlenmesi, Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) 10 yılda bir değişeceği, dosyada bulunan Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi Dekanlığının yazısında ise 5 yılda bir değişeceğinin belirtildiği dikkate alındığında bu çelişkinin giderilerek protezin kaç yılda bir değiştirilmesi gerektiğinin tespit edilmesi, akabinde davacının kullanması gereken protezin piyasa rayiç bedelinin araştırılması, davacıya uygun protezin Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hükümleri gereğince karşılanabilecek kısmının Sosyal Güvenlik Kurumundan sorulması, bu tespitler sonrasında davacının kullanması gereken protezin piyasa değeri ile Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) yer alan bedel arasındaki farkın bakiye ömrünün sonuna kadar kullanması gereken protez sayısı ile çarpılması suretiyle ödenecek protez bedelinin hesaplanması gerekmektedir.
Bu itibarla; davacının protez bedeli için talep ettiği maddi tazminatın yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden hesaplanması gerektiğinden İdare Mahkemesi kararının protez bedeline ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2\. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile maddi tazminat isteminin protez bedeli dışında kalan kısmının kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarının ONANMASINA, protez bedeline ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4\. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davalı idareye iadesine,
5\. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/04/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; davacının 27/04/2011 tarihinde Van ili, ... Mahallesinde bulunan Yatılı Bölge Okulunun arkasındaki tren rayından geçerken tren çarpması sonucu meydan gelen kazada sağ kolunun dirsekten aşağı kısmını kaybettiğinden ve bacağında kırık meydana geldiğinden bahisle olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı ile toplam 5.709.749,82 TL) maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince kusurun tespiti amacıyla alınan 22/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "davacının olay gününde okula gitmediği, çarşıda ve feribot parkında zamanını geçirdiği, babasının Antalya ilinde çalıştığı, müştekinin annesinin ise kızının okulda olması gerektiğini söylediği, davacının ne amaçla tren raylarından yürüdüğünün bilinmediği, kendi yerleşim ikametgahlarının da tren rayına yakın olduğu, tren sireni ve sesine alışkın olması gerektiği, kendi ifadesinde de gelen treni gördüğünü ve siren sesini duyduğunu ifade etmesine rağmen neden tren yolundan çıkmadığının bilinmediği, yine kendi ifadesinde siren sesini duyduğunda şoka girdiğini söylediği, yaşının ergenlik dönemi safhasına denk geldiği, gençlik dönemlerinde çocukların daha da sinirli ve cesur oldukları herkes tarafından bilinmekle beraber davacının intihara teşebbüs etmesinin olası olduğu" belirtilmektedir.
Buna göre, davacının olay günü okula gitmesi gerekirken gitmediği, sebepsiz bir şekilde tren raylarında yürüdüğü, gelen trenin korna sesini duymasına rağmen kaçmadığı, bilirkişi raporunda intihara teşebbüsün olası olduğunun belirtildiği, olayın meydana geldiği tarihte davacının 16 yaşında ve olayın tehlike boyutunu öngörebilecek ve bundan kaçınabilecek yaşta olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunduğu, davalı idareye yüklenebilecek hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.