Danıştay danistay 2024/2976 E. 2025/3930 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/2976
2025/3930
22 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/2976
Karar No : 2025/3930
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : Kendi Adına Asaleten ...'ya
Velayeten ...
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...
MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
6- ... Sigorta A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin yakını müteveffa ...'nun, Sakarya Kadın Doğum Hastanesinde sezaryen ile doğum yaptıktan sonra Sakarya Yenikent Hastanesi Yoğun Bakım Servisinde tedavisi devam ederken sevk edildiği Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hastane mikrobu kaparak vefat etmesinde, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 1.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 252.000,00 TL'nin idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, daha önce davanın reddi yolunda verilen kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 27/10/2020 tarih ve E:2019/6463, K:2020/4300 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme neticesinde ... İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, annenin hastanede hijyenik olmayan ortamlarda yatırıldığı, tedavisi için yeterli ekipmanın bulunmadığı, doğum sonrası hastane mikrobu kapmasından dolayı vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, üzüntülü ve sancılı bir hastane süreci geçirdiklerinden manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare ve davalı yanında müdahiller tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Müteveffa ... 20/02/2013 tarihinde yaklaşık 38. gebelik haftasında başvuruda bulunduğu Sakarya Kadın Doğum Hastanesinde Opr. Dr. ... tarafından yapılan sezaryenla 21/02/2013 tarihinde doğum yapmış ve 23/02/2013 tarihinde taburcu edilmiştir.
28/02/2013 tarihinde karın ağrısı şikayetiyle başvuruda bulunduğu Sakarya Kadın Doğum Hastanesinde genel cerrahi konsültasyonu sonrasında batında yaygın sıvı olması ve geçirilmiş yakın tarihli sezaryen öyküsü olması nedeniyle Dr. ... ve Prof. Dr. ... tarafından ameliyat edilmiş, 6 gün boyunca bu hastanenin servisinde takip edildikten sonra solunum sıkıntısına girmiş, pulmoner emboli ön tanısıyla Yenikent Devlet Hastanesine sevk edilmiştir.
Yenikent Devlet Hastanesinde yapılan ilk muayenesinde bilincinin açık olduğu ve acil müdahaleyi gerektiren herhangi bir bulguya rastlanmadığı görülmüş, 08-09/03/2013 tarihlerinde yapılan tetkikler sonucu tedavisine devam edilmiş, 10/03/2013 tarihinde genel cerrahi uzmanı Dr. ... tarafından, karaciğerdeki lezyonun takibi için girişimsel radyoloji konsültasyon önerilmiş, hastanın durumunun daha da kötüleşmesi üzerine Yenikent Devlet Hastanesinde girişimsel radyoloji bulunmaması nedeniyle 11/03/2013 tarihinde Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiştir.
Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin yoğun bakımında tedavisine devam edilirken 15/03/2013 tarihinde saat 01.50'de ölüm olayı gerçekleşmiş, bunun üzerine 19/12/2013 tarihinde davacılar tarafından davalı idarenin ölüm olayında hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle idareye başvurulmuş, söz konusu başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İdare Mahkemesince, olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda -özetle-; "tıbbi belgelere göre kişinin 20/02/2013 tarihinde Sakarya Doğum Evine yatırılarak alınan spontan normal doğum kararının doğru olduğu, 21/02/2013 saat: 13.30 da vajinal muayene bulgularının değişmemesi, oligohidramniyos ve baş pelvis uygunsuzluğu nedeni ile sezaryen endikasyonun doğru olduğu, post op 21/02/2013 saat 15.00 ile 23/02/2013 tarihi saat 07.00 arasında yapılan izlemlerde vücut ısısının yüksek olmadığı (36.2-36.7 C° arasında), post op dönemde tedavi edici dozda antibiyotik (sezafol 1 g 3x1) uygulandığı, 22 Şubat 2013 tarihinde saat 07:00 da gaz ve dışkı çıkışının gerçekleşmesi ve bu dönemde enfeksiyonu düşündüren bulgu saptanmaması üzere kişinin 23/02/2013 tarihinde 1 hafta sonra kontrole çağırılarak taburcu edilmesinde tıbbi bir engel bulunmadığı, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 28/02/2013 tarihinde yapılan batın BT tetkikinde batında yaygın sıvı olması üzerine hasta acil şartlarda genel cerrahi ve kadın doğum tarafından alınan akut batın tanısı ile ikinci ameliyat kararının doğru olduğu, postop 6. günde hastanın genel durumunun düzelmemesi ani tansiyon düşüklüğü ve oksijen satürasyonu düşüklüğü olması üzerine yapılan tetkiklerde pulmoner emboli düşünülmesi üzerine yoğun bakım ihtiyacı nedeniyle bir üst merkeze sevk edilmesinin doğru olduğu,sevk edildiği merkezde kişinin takip ve tedavisinin tıbben doğru yapıldığı, kişiye Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11/03/2013 ve 15/03/2013 tarihleri arasında yapılan tedavinin doğru yapıldığı dikkate alındığında Sakarya Kadın Doğum Çocuk Hastanesi, Sakarya Yenikent Devlet Hastanesi ve Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine atf-ı kabil kusurun bulunmadığı"" yönünde görüş bildirilmiş, anılan rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 27/10/2020 tarih ve E:2019/6463, K:2020/4300 sayılı kararıyla; "Davaya konu olay hakkında davalı idare tarafından ... tarih ve ... sayılı görevlendirme yazısı ile inceleme yapmak için görevlendirilen Adli Tıp Uzmanı Doç. Dr. ...'in 01/04/2013 tarihli inceleme raporunda sonuç olarak, davacılar yakını ...'nun ölümünün enfeksiyon ağırlıklı bir tablodan kaynaklandığı, Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde yapılan enfeksiyon belirtisi olabilecek tahlillerdeki yükselme işaretlerinin varlığına rağmen tahlil sonuçlarındaki yükselmenin nedeni araştırılmadan, ilgili branşlara danışılmadan sezaryen sonrası hastanın taburcu edilmesinin kusurlu işlem olduğu, bunun ihmal olarak değerlendirilebileceği, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Yenikent Devlet Hastanesinde yapılan işlemlerde herhangi bir kusur-ihmal değerlendirmesi yapılacak durumun bulunmadığı, yönünde görüş yer aldığı, dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, dava konusu olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olarak Adli Tıp 1. İhtisas Kurulundan alınan 24/12/2014 tarihli raporda yukarıda bahsi geçen inceleme raporuna yer verilmediğinin anlaşıldığı, bakılmakta olan davada verilecek kararın adil ve tatminkar olabilmesi için Adli Tıp Uzmanı Doç. Dr. ... tarafından hazırlanan 01/04/2013 tarihli inceleme raporunun değerlendirilmesi, anılan raporda yer alan tespitlerin davacıların iddiaları, dava konusu ölüm olayına ilişkin olarak alınan diğer inceleme raporları ve tüm tıbbi belgeler göz önünde bulundurularak irdelenmesi gerektiği, bu durumda, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde hükme esas alınan Adli Tıp Kurulu raporunun yukarıda sayılan hususları karşılamadığı ve çelişkili olduğu açık olup, konu ile ilgili uzmanlardan oluşacak Adli Tıp Üst Kurulundan tarafların tüm iddia ve itirazlarını karşılayacak yeni bir rapor istenerek uyuşmazlığın çözülmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır." gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma kararı doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bu kapsamda olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "Kişinin 20/02/2013 tarihinde Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesine yatırılarak spontan normal doğum kararı verilmesinin tıbben uygun olduğu, 21/02/2013 günü saat 13.30’da vajinal muayene bulgularının değişmemesi, oligohidramniyos ve baş pelvis uygunsuzluğu nedeni ile sezaryen yapılmasına karar verildiği, sezaryen ile doğum endikasyonunun bulunduğu ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, post op (ameliyat sonrası) 21/02/2013 günü saat 15.00 ile 23/02/2013 tarihi saat 07.00 arasında yapılan izlemlerde vücut ısısının yüksek olmadığı (36.2-36.7 C arasında), post op dönemde tedavi edici dozda antibiyotik (... 1 g 3x1) uygulandığı, 22/02/2013 tarihinde saat 07.00’da gaz ve gaita çıkışının gerçekleşmesi ve bu dönemde enfeksiyonu düşündüren bulgu saptanmaması üzerine kişinin 23/02/2013 tarihinde 1 hafta sonra kontrole çağırılarak şifa ile taburcu edilmesinde tıbbi bir engel bulunmadığı, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 28/02/2013 tarihinde çekilen batın BT tetkikinde batında yaygın sıvı olması üzerine acil şartlarda Genel Cerrahi ve Kadın Doğum tarafından akut batın tanısı ile yapılan ikinci ameliyatın endikasyon ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, postop 6. günde genel durumunun düzelmemesi, ani tansiyon düşüklüğü ve oksijen saturasyonu düşüklüğü olması üzerine yapılan tetkiklerde pulmoner emboli düşünülerek yoğun bakım ihtiyacı nedeniyle bir üst merkeze sevk edilmesinin tıbben uygun olduğu, sevk edildiği merkezde kişinin takip ve tedavisinin tıbben uygun bir şekilde gerçekleştirilmiş olduğu, kişiye Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 11/03/2013 ve 15/03/2013 tarihleri arasında uygulanan takip ve tedavilerin tıbben uygun bir şekilde yapıldığı dikkate alındığında; Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi, Sakarya Yenikent Devlet Hastanesi ve Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kişinin muayanesinde takip ve tedavisinde, konsültasyonlarında görev alan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ..., Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ..., Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ..., Genel Cerrahi Uzmanı Dr. ... ve Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. ... ile kişinin tanı, takip ve tedavisinde görev alan diğer sağlık çalışanlarının uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin organizasyon hatası saptanmadığı" yönünde görüş bildirilmiş, anılan rapor doğrultusunda Mahkemece, "müteveffa ...'ya gerek sezeryanla doğum yaptığı Sakarya Kadın Doğum Hastanesi'nde, gerekse de sezaryen sonrası takip ve tedavisine devam edildiği Sakarya Yenikent Hastanesi ile Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan tıbbi müdahalelerde herhangi bir tıbbi hataya rastlanılmadığı,doğum sonrası artan lökosit değerlerinin tek başına enfeksiyon açısından bir bulgu olmadığı, davacılar yakınında doğum anı ve sonrasından kaynaklanan enfeksiyona dair herhangi bir bulgu saptanmadığı ve teşhis ve tedavilerin doğru yapıldığı, gerekli tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamadığı görüldüğünden, uyuşmazlık konusu ölüm olayında davalı idareye tazmin sorumluğu gerektirir atfı kabil herhangi bir kusur yükletilemeyeceği bu nedenle şartları gerçekleşmeyen maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde; adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu, 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu, 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 304794 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2.,3. ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, yargı mercileri tarafından sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca kişisel kanaate ya da varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, bireylerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.
Her ne kadar temyize konu İdare Mahkemesi kararında, yeniden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulu raporu hükme esas alınarak "müteveffa ...'ya gerek sezeryanla doğum yaptığı Sakarya Kadın Doğum Hastanesi'nde, gerekse de sezaryen sonrası takip ve tedavisine devam edildiği Sakarya Yenikent Hastanesi ile Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan tıbbi müdahalelerde herhangi bir tıbbi hataya rastlanılmadığı, doğum sonrası artan lökosit değerlerinin tek başına enfeksiyon açısından bir bulgu olmadığı, davacılar yakınında doğum anı ve sonrasından kaynaklanan enfeksiyona dair herhangi bir bulgu saptanmadığı ve teşhis ve tedavilerin doğru yapıldığı, gerekli tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamadığı görüldüğünden, uyuşmazlık konusu ölüm olayında davalı idareye tazmin sorumluğu gerektirir atfı kabil herhangi bir kusur yükletilemeyeceği bu nedenle şartları gerçekleşmeyen maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de söz konusu Üst Kurul raporunun Dairemizin 27/10/2020 tarih ve E:2019/6463, K:2020/4300 sayılı kararında belirtilen ve Adli Tıp Uzmanı Doç. Dr. ... hazırlanan 01/04/2013 tarihli inceleme raporunda "sonuç olarak, davacılar yakını ...'nun ölümünün enfeksiyon ağırlıklı bir tablodan kaynaklandığı, Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde yapılan enfeksiyon belirtisi olabilecek tahlillerdeki yükselme işaretlerinin varlığına rağmen tahlil sonuçlarındaki yükselmenin nedeni araştırılmadan, ilgili branşlara danışılmadan sezaryen sonrası hastanın taburcu edilmesinin kusurlu işlem olduğu, bunun ihmal olarak değerlendirilebileceği, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Yenikent Devlet Hastanesinde yapılan işlemlerde herhangi bir kusur-ihmal değerlendirmesi yapılacak durumun bulunmadığı" yönünde görüşe yer verilmekle birlikte söz konusu 01/04/2013 tarihli inceleme raporunun Üst Kurulca hazırlanan raporda değerlendirilmediği, inceleme raporunda yer alan tespitlerin davacıların iddiaları, dava konusu ölüm olayına ilişkin olarak alınan diğer inceleme raporları ve tüm tıbbi belgeler göz önünde bulundurularak irdelenmediği, bu durumda, bu hususları karşılamadığı ve çelişkili olduğu, bir önceki Adli Tıp Kurumu raporuyla aynı doğrultuda olduğu, Dairemizin 27/10/2020 tarih ve E:2019/6463, K:2020/4300 sayılı bozma kararındaki gerekçenin karşılanmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, konu ile ilgili uzmanlardan oluşacak Adli Tıp Üst Kurulundan Dairemizin 27/10/2020 tarih ve E:2019/6463, K:2020/4300 sayılı kararında belirtildiği üzere Adli Tıp Uzmanı Doç. Dr. ... hazırlanan 01/04/2013 tarihli inceleme raporunun değerlendirildiği, inceleme raporunda yer alan tespitlerin davacıların iddiaları, dava konusu ölüm olayına ilişkin olarak alınan diğer inceleme raporları ve tüm tıbbi belgeler göz önünde bulundurularak irdelendiği, tarafların tüm iddia ve itirazlarını karşılayacak yeni bir rapor istenerek olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu durumda; uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2\. Davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4\. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.