SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/2903 E. 2025/2960 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/2903

Karar No

2025/2960

Karar Tarihi

13 Haziran 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/2903 E. , 2025/2960 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/2903
Karar No : 2025/2960

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adına asaleten ..., ... ... ... ... velayeten ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin yakını ...'in, 03/01/2014 tarihinde mide rahatsızlığı ile başvurmuş olduğu Hakkari Devlet Hastanesi acil servisindeki teşhis ve tedavi sürecindeki hizmet kusuru nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasıyla, uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık toplam 1.400,00 TL maddi ve 120.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte, meydana gelen olay ile ilgili olarak yürütülen adli soruşturma kapsamında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu raporu değerlendirildiğinde, Hakkari Devlet Hastanesinde davacılar yakınına yapılan teşhis, tetkik ve tedavilerin yerinde olduğu ve davalı idareye izafe edilebilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 21/03/2022 tarih ve E:2019/5466, K:2022/1462 sayılı bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme sonucunda, davacılar yakını ...'in mide ağrısı şikayetiyle başvurmuş olduğu hastanede yürütülen sağlık hizmetlerinin tıp kurallarına aykırı olduğu bilinmekle birlikte eylemleri hatalı olarak değerlendirilen idare çalışanlarının eylemleri ile müteveffanın ölümü arasında illiyet bağının bulunmadığı, diğer bir ifade ile ölüm olayı ile davalı idarenin hizmetinin kusurlu işletilmesi arasında uygun illiyet bağının kurulamadığı, dolayısıyla davacıların maddi (destekten yoksun kalma) tazminata ilişkin istemlerinin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmakla istinafa konu kararın maddi tazminatın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmediği, istinafa konu kararın, manevi tazminata yönelik davacıların istinaf istemine gelince; uyuşmazlığın çözümü için Adli Tıp Kurumundan alınan raporda özetle; kendisine konsülte edilen (danışılan) hastanın fiziki olarak muayenesini yapması ve bu muayene ile birlikte diğer klinik bulguları eşliğinde hastayı değerlendirmesi gerekirken hastayı sözel olarak değerlendirip görmeden taburculuk önermiş olması nedeniyle Gastroenteroloji Uzmanı Dr. ...’nin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, yine konsültan hekimler tarafından kişiye taburculuk önerilse de acil serviste tansiyon değerleri düşük olan ve kontrol hemogramda hemoglobin düşüklüğü tespit edilen kişinin takibini yapan Acil Tıp Uzmanı tarafından stabilizasyonu sağlanmadan ve gerekli takipleri yapılmadan taburcu edilmiş olmasının tıbben uygun olmadığı, dolayısıyla Acil Tıp Uzmanı Dr. ...’nın eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığının mütalaa edildiği görülmekle davacılar yakınının mide ağrısı şikayeti ile şifa bulma beklentisiyle tam bir güven duygusuyla başvurmuş olduğu sağlık kuruluşunda, her ne kadar meydana gelen ölüm olayı ile sağlık hizmetini yürüten sağlık çalışanlarının eylemleri arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı anlaşılmakta ise de, hastaneye müracaat edilmesinden ölüm olayının gerçekleştiği ana kadar sağlık hizmetinin sunumunda tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığının açık olduğu, bu süreçte ortaya çıkan eksiklik ve aksaklıkların davacıların sağlık hizmetlerine olan güven duygusunu zedelediği, söz konusu olay nedeniyle ruhsal elem ve üzüntü duyulduğu sonucuna ulaşıldığından, duyulan elem ve üzüntüyü bir nebze olsun hafifletebilmek amacıyla, müteveffanın genç yaşta (38 yaşında) hayatını kaybetmesi, geride bir eş ve 10 çocuğunun bulunması, davacı eş ve çocukların erken yaşta eşsiz/babasız kalmış olmaları ve benzeri sebepler hep birlikte değerlendirilerek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, duyulan elem ve üzüntüyü bir nebze olsun hafifletebilmek amacıyla günün ekonomik koşulları da birlikte değerlendirilerek ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak miktarda davacı eş için 20.000,00 TL ve davacı çocuklar için (her birine ayrı ayrı 10.000,00 TL verilmek suretiyle) 100.000,00 TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL manevi tazminatın idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların maddi tazminatın esasına dair istinaf başvurusunun reddine, davacıların manevi tazminata dair istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacıların 120.000,00 TL manevi tazminat isteminin tamamının kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, otopsi yapılması halinde illiyet bağının olup olmadığının ortaya çıkacağı, manevi tazminat miktarının artırılmasına fırsat verilmediği, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmasına rağmen maddi tazminat istemlerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı idare tarafından, ağır hizmet kusurunun bulunmadığı, nitekim bu hususun Adli Tıp Kurumu raporuyla ortaya konulduğu, tazmin şartlarının oluşmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) Temyize konu kararın manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın manevi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize konu kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar yakını ..., 03/01/2014 tarihinde fenalaşma ve halsizlik şikayetleri ile Hakkari Devlet Hastanesi acil servisine getirilmiş, davacılar yakınına burada yapılan ilk müdahalenin ardından kardiyak patoloji nedeniyle kardiyoloji uzmanı ile konsültasyon yapılmış ve akut kroner sendrom düşünülmemiş, daha sonra gastroenteroloji uzmanı ile sözlü konsültasyon yapılmış, ancak ilgili uzmanca fiziki muayene yapılmaksızın, davacılar yakınının gasroskopi için randevu alması ve taburcu edilmesi talimatı verilmiş, taburculuğun hemen ardından davacılar yakını ağzından ve makatından kan gelerek fenalaşmış, acilen yapılan endoskopide midede yoğun taze kan tespit edilmesi üzerine ameliyata alınmış, ameliyattan sonraki gün 04/01/2014 tarihinde yoğun bakım ünitesinde takipleri devam ederken kardiyak arrest gelişen hasta, yapılan müdahalelere yanıt alınamaması sonucu hayatını kaybetmiş; davacılar tarafından, yakınlarının hizmet kusuru nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasıyla davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine de bakılmakta olan dava açılmıştır.
İdare Mahkemesince, meydana gelen olay ile ilgili olarak yürütülen adli soruşturma kapsamında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun "kişinin ölümünün mide kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, davacılar murisinin 03.01.2014 tarihinde fenalaşma ve halsizlik şikayetleri ile başvurduğu Hakkari Devlet Hastanesinde (Acil Serviste görevli) Dr. ... tarafından gerekli muayene, tetkik ve konsültasyonlarının yapılmış olduğu, müşahade altında sıvı desteği sonrası vital bulguları stabil olan davacılar murisinin taburculuğuna engel bir klinik tablosunun olmadığı, taburcu edildikten kısa bir süre sonra (5-10 dk) tekrar acil servise getirildiğinde şuuru konfüze, hipotansif ve istemsiz dışkılamasının kötü kokulu olması üzerine muayenede melena ve hemokezya saptanması ve nazogastrik sondadan kan gelmesi sonucu gastroenteroloji ile konsülte edilmesinin uygun olduğu, Gastroenteroloji Uzmanı Dr.... tarafından uygun endikasyon ile üst gastrointestinal sistem endoskopi yapıldığı, endoskopide mide proksimalinden abondan kanamanın yoğun debi nedeniyle odağını saptamak mümkün olmadığından hastanın cerrahi olarak eksplorasyonu önerilme kararının uygun olduğu, şok tablosu ve solunum arresti gelişen davacılar murisinin acilen ameliyata alınma kararının uygun olduğu cihetle; davacılar murisinin muayene takip ve tedavisine katılan ilgili hekimlere kusur atfedilemeyeceği" yönündeki ... tarih ve ... karar numaralı raporu hükme esas alınarak, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; Bölge İdare Mahkemesince de davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesince, bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlığın çözümü amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp 3. Üst Kurulunun ......tarih ve ... sayılı raporunda - özetle; "Kişinin ölümünün mide kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, 02/01/2014 tarihinde başvurduğu Hakkari Devlet Hastanesi Gastroenteroloji Polikliniğinde kişiye USG yapılmasının ve bir sonraki güne endoskopi planlanarak randevu verilmesinin tıbben uygun olduğu, endoskopi randevusuna gitmeyen kişinin 03/01/2014 günü saat 11:56’te baygınlık şikayeti ile başvurduğu Hakkari Devlet Hastanesi Acil Polikliniğinde muayenesinin yapılıp laboratuvar tetkiklerinin istenmesinin tıbben uygun olduğu, genel durumu orta, şuuru açık, koopere, kan basıncı 70/50 mmHg, nabız 96/dk, ateş 36.2 tespit edilen kişiye sıvı replasmanına başlanması, monitörize edilmesi, EKG çekilmesi sonrası V1, V2 ve V3’te ST elevasyonu görülmesi üzerine Kardiyoloji ile konsülte edilmesinin ve Troponin T değeri (0,003 (0-0,12)) negatif gelen kişide kardiyak açıdan akut koroner sendrom düşünülmemesinin tıbben uygun olduğu, geliş hemoglobini 15, hematokrit 47 iken takibinde hemoglobin 11.8, hematokrit 36 tespit edilen kişinin gastrointestinal kanama açısından Gastroenteroloji ile konsülte edilmesinin tıbben uygun olduğu, Gastroenteroloji Uzmanı ifadesinde; işlemde olması nedeniyle telefonu kapalı olduğu için kendisine ulaşılamadığını, saat 15:17’de Acil Uzmanı ile görüştüğünü belirttiği, ilgili hekim tarafından sözel olarak yapılan konsültasyon sonucunda Acil Uzmanı tarafından kişinin kliniği ve kan değerlerinin kendisine bildirilmesi sonrasında Gastroenteroloji Uzmanı tarafından kişide gastrointestinal kanama düşünülmediği ve taburculuk önerildiği, sıvı replasmanı sonrası kan basıncı 110/80 mmHg, nabız 78/dk olan kişinin genel durumunun toparladığı, tekrar Kardiyoloji konsültasyonu yapıldığı, kardiyak patoloji düşünülmediği, konsültasyonlar sonrası kişinin taburcu edildiği, kendisine konsülte edilen (danışılan) hastanın fiziki olarak muayenesini yapması ve bu muayene ile birlikte diğer klinik bulguları eşliğinde hastayı değerlendirmesi gerekirken hastayı sözel olarak değerlendirip görmeden taburculuk önermiş olması nedeniyle Gastroenteroloji Uzmanı Dr. ...’nin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, Her ne kadar konsültan hekimler tarafından kişiye taburculuk önerilse de Acil Serviste tansiyon değerleri düşük olan ve kontrol hemogramda hemoglobin düşüklüğü tespit edilen kişinin takibini yapan Acil Tıp Uzmanı tarafından stabilizasyonu sağlanmadan ve gerekli takipleri yapılmadan taburcu edilmiş olmasının tıbben uygun olmadığı, dolayısıyla Acil Tıp Uzmanı Dr. ...’nın eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, ancak sabah kendisine verilen endoskopi randevusuna gelmeyen, acil başvurusu sırasında hemoglobin düşüklüğü sonrası Gastroenterolojiye konsülte edilen, Gastroenteroloji hekiminin ifadesine göre saat 15:17’de Acil Tıp Uzmanı ile konsültasyonu yapıldığı bildirilen, konsültasyon sonrası sıvı tedavisi devam eden ve Kardiyoloji ile tekrar konsülte edildiği belirtilen kişinin taburcu edilene kadar geçen süre, taburculuktan 5-10 dakika sonra tekrar gelmesi ve yeniden değerlendirilerek Gastroenteroloji ile konsülte edilmesi, bu süre içerisinde acil serviste yapılan işlemler ve tıbbi belgelere göre 19:54’te endoskopi kartı oluşturulduğu göz önüne alındığında; bu işlemler esnasında endoskopi yapılana dek arada geçen yedi saatlik sürenin arada yapılan diğer işlemler nedeniyle gecikme olarak kabul edilemeyeceği, kişinin endoskopiye alınma süresinin günlük tıbbi uygulamalara kıyasla tıbben uygun olduğu, sonrasında kişiye yapılan endoskopide mide proksimalinden abondan kanama tespit edilmesi, yoğun debi nedeniyle kanama odağını saptamak mümkün olmadığından cerrahi olarak eksplorasyonu uygun görülmesi, ameliyatta tüm mide mukozasından aktif olarak kanama görülmesi, mide arterleri bağlanmasına rağmen kanamanın durdurulamaması nedeniyle tıbbi teamüllere uygun şekilde gastrektomi yapılmış olması, ilk acil başvurusu 03/01/2014 11:56 olan kişinin 04/01/2014 08:50’de eksitus olması göz önüne alındığında, davalı idareye bağlı çalışan ve eylemleri hatalı olarak değerlendirilen Gastroenteroloji Uzmanı Dr. ... ve Acil Tıp Uzmanı Dr. ...’nın eylemleri ile kişinin ölümü arasında illiyet bağı kurulamadığı" yönünde görüş bildirilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, Bölge İdare Mahkemesince davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu'ndan alınan ... tarih ve ... sayılı raporda "kendisine konsülte edilen (danışılan) hastanın fiziki olarak muayenesini yapması ve bu muayene ile birlikte diğer klinik bulguları eşliğinde hastayı değerlendirmesi gerekirken hastayı sözel olarak değerlendirip görmeden taburculuk önermiş olması nedeniyle Gastroenteroloji Uzmanı Dr. ...’nin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, Her ne kadar konsültan hekimler tarafından kişiye taburculuk önerilse de Acil Serviste tansiyon değerleri düşük olan ve kontrol hemogramda hemoglobin düşüklüğü tespit edilen kişinin takibini yapan Acil Tıp Uzmanı tarafından stabilizasyonu sağlanmadan ve gerekli takipleri yapılmadan taburcu edilmiş olmasının tıbben uygun olmadığı" yönünde görüş bildirildiği dikkate alındığında; davacılar yakını ...'in, 03/01/2014 tarihinde mide rahatsızlığı ile başvurmuş olduğu Hakkari Devlet Hastanesi acil servisindeki teşhis ve tedavi sürecinde hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıktır.
Bu durumda, idarenin hizmet kusurunun bulunması nedeniyle, davacıların uğradığı manevi zararın yanında maddi zararının da işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini gerektiğinden maddi tazminat talebinin reddi yolunda verilen temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE
2 ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim