SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/2456 E. 2025/4066 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/2456

Karar No

2025/4066

Karar Tarihi

24 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/2456 E. , 2025/4066 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/2456
Karar No : 2025/4066

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Devlet Hastanesinde yapılan ameliyatta bağırsak ve mide bölgesinde ameliyat bezi/gaz kompresi unutulduğu, sonrasında ciddi sağlık sorunları yaşadığı, olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık toplam 98.250,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın ameliyatın yapıldığı 31/12/1994 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın reddi yolunda verilen ilk kararın, Danıştay Onuncu Dairesinin 09/03/2020 tarih ve E:2019/6296, K:2020/1007 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozmaya uyularak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu olayla ilgili olarak bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu raporunda, 1995 yılındaki yapıldığı iddia edilen ameliyat/ameliyatlarda da sözü edilen yabancı cismin unutulmuş olabileceği, ancak 17 yıl sonra 11/05/2011 tarihinde yapılan safra kesesi ameliyatından kısa bir süre sonra 08/07/2011 tarihinde karın ağrısı, bulantı, kusma, şişkinlik bulgularıyla ileus saptanması üzerine yapılan ameliyatta, batın kompresinin çıkarıldığı, apse poşuna midenin büyük kurvaturunun, jejunum ve distal ileumun açıldığı göz önüne alındığında, 11/05/2011 tarihinde yapılan ameliyattan sonra batın kompresin batında saptanan bu bulgulara yol açması ihtimalinin daha fazla olduğu düşünülmekle beraber dosyadaki mevcut veriler ile yabancı cismin hangi ameliyatta unutulduğunun ayrımının yapılamayacağının belirtildiği, bu haliyle batında unutulan gaz kompresi ile dava konusu 1995 yılında yapıldığı iddia olunan ameliyat arasında illiyet bağı kurulamadığı, davacının meydana geldiğini ileri sürdüğü zararlarının, davacıya 1995 yılında yapılan ameliyat sırasında batında gaz kompresi unutulduğundan bahisle meydana geldiğinin illiyet bağı kurulabilen somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı, bu kapsamda davalı idareye kusur atfedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
A) Temyize konu kararın, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, maddi tazminatın isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu kararın, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:

MADDİ OLAY :
Dava dilekçesine göre;
Davacı tarafından, ... yılında İzmir Tepecik Hastanesinde mide delinmesi şikayetiyle ameliyat edildiği, ancak yaklaşık 15 gün sonra tekrar ameliyata alındığı, yaklaşık 1 yıl sonra aynı hekim tarafından bu kez Turgutlu Devlet Hastanesinde fıtık ameliyatı yapıldığı, bu ameliyatlar sonrasında karın bölgesinde gazlı bez unutulduğu, aradan geçen süre içerisinde unutulan gazlı bez nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşadığı, hiçbir sağlık kuruluşunda anlaşılamadığı, bu durumdan 2011 yılında özel bir hastanede yapılan ameliyat ile haberdar olduğu iddia edilmektedir.
Davacı tarafından, yapılan tıbbi müdahalede idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 98.250,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın 31/12/1994 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Davanın reddi yolunda verilen ilk kararın Dairemiz kararı ile eksik inceleme nedeniyle bozulması üzerine İdare Mahkemesince bozmaya uyularak olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda;
Kişinin 1 yıldır süregelen mide ağrısı, bulantı, kusma şikayetleri ile SSK Turgutlu Hastanesi Genel Cerrahi servisine ... tarihleri arasında duodenal ulcus ameliyatı amacıyla yatırıldığı, kişinin bulantı ve kusma şikayeti ile başka bir merkezde safra kesesinde taş olduğunun söylenmesi üzerine ... tarihinde başvurduğu ... Hastanesinde yapılan muayenesinde epigastrik hassasiyet ve karında distansiyon saptandığı, sarılığı olmadığı, özgeçmişinde mide delinmesine bağlı ve bağırsak ameliyatı yapıldığı bilgisinin alındığı, ... tarihinde kolelitiyazis tanısıyla safra kesesinin alındığı, 17/05/2011 tarihinde ameliyat sonrası kontrol muayenesinde ameliyat yerinin normal olduğu, 03/06/2011 tarihinde bulantı, kusma, karında şişkinlik nedeniyle başvuran kişinin yapılan muayenesinde; göbek üstü ve altı, sağ subkostal bölge insizyon skarları gözlendiği, göbek üstü ve altı median insizyon hattında sertleşme, hassasiyet, herniasyon, karında yaygın distansiyon, barsak seslerinde timpanizm tespit edildiği, ... tarihinde ileus ve inguinal herni tanısıyla batın içindeki yapışıklıkların ayrıldığı, jejunum ve ileumda bulunan yapışıklıklar ayrılırken 3-4 yerde perforasyon oluştuğu, primer tamir yapıldığı, apse açılmış olan jejunum ve ileum segmentleri parsiyel olarak rezeke edilip uç uca çift kat anastomoz yapıldığı, göbek üstü median hatta bulunan fasya defektinin onarıldığı, ameliyatta çıkarılan materyalin patolojik incelemesinde; kesitlerde aktif-kronik inflamasyon, konjesyon, ödem ve fokal hemoraji gösteren omentum ile reaktif görünümlü lenf nodları izlendiği, aktif-kronik inflamasyon, yabancı cisim tipi (gossipiboma) granülasyon dokusu, reaktif lenf nodları patolojik tanıları konulduğu, 05/08/2011 tarihinde laparatomi, brid ileusta + bridektomi, jejunum veya ileum rezeksiyonu, segmenter, midede wedge rezeksiyonu, ince barsak perforasyonunda primer sütür, bezoar veya yabancı cisim çıkarılması (laparotomiyle), insizyonel herni onarımı, jejunum veya ileum rezeksiyonu, segmenter nedenleri ile opere olan kişinin kontrol muayenesinde; ameliyat yerinin normal olduğu, Mustafa Kemal Üniversitesi genel cerrahi kliniğinde ... tarihinde yapılan muayenesinde göbek üstü- altı inspeksiyonda ksifoidden başlayan pubise kadar uzayan 25x4 cm’lik skar dokusu, sağ subcostal insizyon skarı mevcut olduğu, karında hassasiyet, defans ve rebound saptanmadığı, barsak sesleri normoaktif olduğu, genel cerrahi açısından patoloji saptanmadığı anlaşılmakla;
Kurulumuzca daha önce istenilmesine rağmen kişiye ait karın bölgesini içeren radyolojik tetkiklerin gönderilmemiş olduğu, ayrıca 1995-1996 yıllarındaki yatışına dair tıbbi belgelerin sınırlı olduğu, sağlık kuruluşundan gönderilen yazıda belgelerin arşiv süresinin dolması nedeniyle belgelerin imha edildiğinin anlaşıldığı, 11/05/2011 tarihinde ... Hastanesinde safra kesesi ameliyatı sırasında yapılan karın eksplorasyonunda; safra kesesinde yapışıklık olduğu, kese duvarı kalın olup ödem olduğu, kalküllerin multimilimetrik olarak palpe edildiği, duodenum ve jejunumun mide ile birlikte karın duvarına yoğun bir şekilde yapıştığı ve göbek üstü - altı median insizyonun yamalı tamiri sonrasında bu bölgenin 5-7 cm civarında kalınlaştığı ve sertleştiğinin hissedildiği, safra kesesi ameliyatı ile ilgisi olmayan bölgelerde yapışıklık bulunduğu, kolelitiyazis nedeniyle yapılan ameliyatta bu bölgelerin incelenmesinin zorunlu olmadığı, dolayısıyla 1995 yılında yapıldığı bildirilen ameliyat/ameliyatlarda batın kompresi unutulduysa bunun fark edilemeyebileceği, 1995 yılındaki yapıldığı iddia edilen ameliyat/ameliyatlarda da sözü edilen yabancı cismin unutulmuş olabileceği, ancak 17 yıl sonra ... tarihinde yapılan safra kesesi ameliyatından kısa bir süre sonra ... tarihinde karın ağrısı, bulantı, kusma, şişkinlik bulgularıyla ileus saptanması üzerine yapılan ameliyatta; batın kompresinin çıkarıldığı apse poşuna midenin büyük kurvaturunun, jejunum ve distal ileumun açıldığı göz önüne alındığında; ... tarihinde yapılan ameliyattan sonra batın kompresin batında saptanan bu bulgulara yol açması ihtimalinin daha fazla olduğu düşünülmekle beraber dosyadaki mevcut veriler ile yabancı cismin hangi ameliyatta unutulduğunun ayrımının yapılamayacağı, dolayısıyla sorulan hususlar hakkında değerlendirme yapılamadığı" yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece, anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı ...'a uygulanan tıbbi müdahalelerde kusur tespit edilememesi ve davalı idarenin dava konusu olayda hizmet kusurunun bulunduğunun açıkça ortaya konulamaması karşısında, maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamış ise de; olayla ilgili düzenlenen bilirkişi raporunda, 1995 yılında yapıldığı bildirilen ameliyat/ameliyatlarda batın kompresi unutulduysa bunun fark edilemeyebileceği, 1995 yılındaki yapıldığı iddia edilen ameliyat/ameliyatlarda da sözü edilen yabancı cismin unutulmuş olabileceği ve hasta kayıtlarının bir kısmının arşiv süresinin dolmasından dolayı imha edilmesi nedeniyle dosyadaki mevcut veriler ile yabancı cismin hangi ameliyatta unutulduğu ayrımının yapılamayacağı belirtildiğinden, davacının 1995 yılında yapılan ameliyatta karnında yabancı cisim unutulduğu iddiasıyla açtığı davada söz konusu iddianın aksinin kesin ve net bir şekilde ortaya konulamadığı, davacının vücudunda unutulan yabancı cismin hangi ameliyatta unutulduğunun anlaşılamaması nedeniyle gerçeğe ulaşılamadığı bu durumun sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği konusunda davacıda endişe ve üzüntüye yol açtığı görüldüğünden, uğranılan manevi zararın, manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği gözetilerek takdiren belirlenecek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekecektir.
Bu itibarla, temyize konu İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2\. Davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4\. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim