SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/2019 E. 2025/3764 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/2019

Karar No

2025/3764

Karar Tarihi

11 Eylül 2025

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/2019 E. , 2025/3764 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/2019
Karar No : 2025/3764

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) : 1- ...
2-...

İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Ordu Devlet Hastanesinde 12/03/2012 tarihinde yapılan ameliyat neticesinde felç kalmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık olarak 5.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... idare Mahkemesince, Anayasa Mahkemesinin 29/09/2020 tarih ve 2017/18236 başvuru numaralı kararıyla davacının adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda, dava konusu olay kapsamında bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu raporu doğrultusunda davacıya Ordu Devlet Hastanesinde 12/03/2012 tarihinde genel anestezi altında böbrek taşı tanısı ile uygulanan perkütan nefrolitotomi ameliyatının endikasyonunun ve uygulama şeklinin tıbben doğru olduğu, anestezi uygulamasındaki ilaç seçimi, uygulanan dozlar ve uygulanma yönteminin tıbben uygun olduğu, davacıya yapılan uygulamaların tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, usulüne uygun olarak düzenlenen onam formunun davacı ve ilgili yakını tarafından imzalandığı, davacının uğradığı iddia edilen zarar nedeniyle idareye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
A) Temyize konu kararın, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, maddi tazminatın isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize konu kararın, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
MADDİ OLAY :
Davacı, sol böbrek ağrıları sebebiyle Ordu Devlet Hastanesinde muayene olmuş ve muayene ve yapılan tahlil sonuçlarına göre böbreğinde tespit edilen taşın cerrahi operasyonla alınması gerekmiştir.
Beyanına göre ameliyattan önce hiçbir rahatsızlığı bulunmayan davacının, hazırlık tetkiklerinde de olumsuz bir bulguya rastlanmamıştır. 12/03/2012 tarihinde yapılan operasyondan sonra göğüs bölgesinden aşağısını hissedemediğini fark etmesi üzerine tahlil ve tetkiklere başlanmış, anılan Hastanenin üroloji servisinde sekiz gün yatmıştır. Davacının felç geçirdiği anlaşılmış ancak felç geçirmesinin nedenleri hakkında bir açıklama yapılamamış, davacıya herhangi bir bilgi ve belge verilmemiştir.
Davacı, 20/03/2012 tarihinde ambulans ile Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edilmiştir. Nöroloji servisinde yer bulunmaması nedeniyle özel odada ücretli olarak kalan davacıya anjiyo yapılmış ve kendisine ana arterlerin sağlam olduğu bilgisi verilmiştir. Ayrıca üroloji uzmanlarınca enfeksiyon ve kanama tedavisi uygulanmıştır. Felç geçirmesinin nedenleri ve tedavisi ile ilgili kesin ve net bir açıklama yapılmadan hakkında 30/03/2012 tarihinde "Acilen fizik tedavisi ve rehabilitasyon uygundur." yazısıyla taburcu işlemleri yapılmıştır. Davacı aynı gün ambulansla Özel Samsun Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezine sevk edilmiştir.
Davacı, Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesine (GATA) sivil hasta olarak kabul edilmesi için girişimlerde bulunmuş, yaklaşık on üç ay sonra kendisine sıra gelmesiyle tedavisine başlanmıştır. Bu sırada davacının hastane enfeksiyonuna bağlı hastalıkları nedeniyle kontrolleri devam etmiştir.
Davacı, sorumluların cezalandırılması istemi ile Ordu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Anılan Savcılığın E:... sayılı dosyasında yürütülen soruşturma sonucunda 29/4/2015 tarihli kararla, Ordu Valiliği İl İdare Kurulunun 30/03/2015 tarihli kararıyla inceleme yapılanlar hakkında soruşturma izni verilmediği belirtilerek soruşturma dosyası işlemden kaldırılmıştır.
Davacı tarafından, ... Asliye Hukuk Mahkemesinde 25/06/2014 tarihinde Sağlık Bakanlığına karşı maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada ameliyat sonucunda felç geçirmesi nedeniyle uğradığı 5.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi zararın 12/03/2012 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenmiş, anılan Mahkeme tarafından 09/10/2014 tarihli kararla dava görev yönünden reddedilmiştir. Söz konusu karar, tarafların temyiz etmemesi üzerine 31/12/2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Bunun üzerine davacı, 14/01/2015 tarihinde ... İdare Mahkemesinde bakılmakta olan davayı açmıştır.
... idare Mahkemesince, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin olarak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 03/11/2015 tarih ve E:2015/6341, K:2015/6822 sayılı kararıyla onanmış, anılan onama kararına karşı davacının karar düzeltme talebi de aynı Dairece reddedilerek karar 17/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
Akabinde davacı tarafından, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuş, Anayasa Mahkemesinin 29/09/2020 tarih ve E:2017/18236 Bireysel Başvuru numaralı kararı ile davacının davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin Ordu İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İdare Mahkemesince yeniden yapılan yargılama kapsamında olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar numaralı raporunda; "Kişinin Ordu Devlet Hastanesine 11/03/2012 tarihinde sol yan ağrısı, bulantı, kusma şikayetiyle başvurduğu, 12/03/2012 tarihinde genel anestezi altında böbrek taşı tanısı ile uygulanan perkütan nefrolitotomi ameliyatı yapıldığı, ameliyat sırasında hastada tansiyon yüksekliği, bradikardi, satürasyon düşüklüğü ve uyanma gerçekleştiği, anestezi ek doz verildiği, uyandırma bölümünde bradikardi ve aritmisi olan hastaya kardiyoloji konsültasyonu istendiği, ameliyattan 3-4 saat sonra hastada ayakları hissetmeme, hareket ettirememe şikayeti olduğu, nöroloji değerlendirdiği, çekilen servikal + torakal MRG + BT anjio normal olduğu, steroid ve antiagregan tedavi başlanarak nörolojiye devredildiği, 4. günde çekilen spinal MRG'de T7 - T12 düzeyinde spinal kordda ödem saptandığı, spinal kord iskemisi tanısı ile mannitol 4x100 başlandığı, fizik egzersiz programına alındığı anlaşılmakla;
Kişideki mevcut tablonun nörolojik sistemin herhangi bir noktasındaki iskemi/kanama nedenli olabileceği ve yapılan tetkiklerde etyoloji tespit edilememekle beraber anestezi uygulaması ve/veya ürolojik girişim ile mevcut tablo arasında illiyet kurulamadığı, Ordu Devlet Hastanesinde 12/03/2012 tarihinde genel anestezi altında böbrek taşı tanısı ile uygulanan perkütan nefrolitotomi ameliyatının endikasyonunun ve uygulama şeklinin tıbben doğru olduğu, anestezi uygulamasındaki ilaç seçimi, uygulanan dozlar ve uygulanma yönteminin tıbben uygun olduğu, anestezik maddelerin yıkım süresinin ve miktarının kişisel faktörlerle değişkenlik gösterebileceği, anestezinin yüzeyelleştiği durumlarda ek doz verilebileceği de göz önüne alındığında; üroloji uzmanı Dr. ... ve anestezi uzmanı Dr. ...'ın eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin dosya içerisindeki mevcut belgelere göre görünür bir hatasının saptanmadığı" yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece, anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı ...'a uygulanan tıbbi müdahalelerde kusur tespit edilememesi, davalı idarenin davacının felç geçirmesinde hizmet kusurunun bulunduğunun açıkça ortaya konulamaması karşısında, maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamış ise de; Ordu Devlet Hastanesine 11/03/2012 tarihinde sol yan ağrısı, bulantı, kusma şikayetiyle başvuran davacının, 12/03/2012 tarihinde genel anestezi altında böbrek taşı tanısı ile uygulanan perkütan nefrolitotomi ameliyatı sonrasında bu tür bir ameliyattan sonra komplikasyon olarak gelişmesi beklenmeyen bir şekilde göğsünden aşağısının felç kaldığı, zira olayla ilgili düzenlenen bilirkişi raporunda da davacıdaki mevcut tablonun nörolojik sistemin herhangi bir noktasındaki iskemi/kanama nedenli olabileceğinin belirtildiği, bu durumun da, davacının aldığı sağlık hizmetleri aşamasında gerçekleştiği ve hizmetten ayrı düşünülemeyeceği, bununla birlikte sağlık hizmeti süresince oluşan zararın nedenleri hakkında açık ve doğru bir bilgilendirmenin davacıya yapılmadığı göz önüne alındığında, meydana gelen olayın davacıda yarattığı üzüntünün, manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği gözetilerek takdiren belirlenecek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekecektir.
Bu itibarla, temyize konu İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2\. Davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4\. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim